Same shit different smell
Bizim medyayı anladığım gün Nirvana’ya ulaştığıma kanaat getireceğim.
Abdullah Gül cumhurbaşkanı oldu diye ortalığı birbirine katanlar, Barack Obama başkan seçilince zil takıp oynamaya başladılar. Değişimin başlangıcıymış, kapitalizm bitmiş, ABD sosyalist olacakmış.
Adamın sülalesini yazdılar. Babası Kenyalı bir müslümanmış, Obama daha 10 yıl önce Kenya’da babaannesine yardım eder, sırtında odun taşırmış falan. Fakirliği, sefaleti o kadar seviyor, halkı fakirliğe özendirmek için o kadar çabalıyorlar ki, geçmişte biraz sefalet çekmiş olan herkesi kardeş ilan ediyor, “bakın o da bizden biri” numaraları yapıyorlar.
Diyorlar ki, ABD’de sistem değişti, artık eskisi gibi değil, stratejik dostluğumuz ilelebet devam edecek, kahrolsun Bush ve avanesi.
Sanıyorlar ki, her ülke Türkiye gibi sistemsiz işliyor. Gelen hükümete göre kadrolar, fikirler, anlayışlar değişiyor. ABD’nin başına Recep İvedik, hatta Deniz Baykal bile gelse o ülkede sistemin değişmeyeceğini, aynı hamamda farklı tellakların kese atacağını bir türlü anlayamadılar.
Ben diyorum aynı bokun laciverti, Jennifer diyor same shit different smell. Türk medyası da “siyah devrim” diyor, zenciliği vurgulamış olmaktan mutlu… Kenyalı oduncu kardeşleri Ermeni Soykırımı’nı tanıma, Kıbrıs’tan çekilme, Kürt devletini tanıma ricasında bulunduğunda yine bu kadar sevinçli olacaklar mı bakalım, yakında göreceğiz.





Dreamy November 10th, 2008 tarihinde demis ki;
çok hoş ve samimi bir yazı. tebrikler.
aslında sadece türk medyasının bok yemesi değil bu. halkta aynen böyle düşünüyor. Türk halkının daima umuda ihtiyacı var. Konu ne olursa olsun. Nerden gelirse gelsin. Yahu yeni yıla girerken bile, 1 ocakta millet umutlanıyor. “lan yeni yıla giriyoruz, belki birşeyler değişir.”