Şanslı nesil

teknolojik-bebek
Annem hep der ki: “Siz çok şanslısınız, biz hiçbir şey görmeden yaşadık.” Bunu derken kastettiği teknolojinin nimetleri. Bizim erken görüp onun geç gördüğü şeyler: TV, elektronik aletler, internet vs. Ama ben annem gibi şanslı olduğumuzu düşünmüyorum. Keşke geceleri mum ışığında otursaydım da zamanın pisliklerini görmeseydim. Neler mesela? Birbirlerini parmaklayan liseli gençler, onların yanında her türlü küfür bilen “erkek fatma”lar, TV programında donunu indiren arsız showman’i alkışlayan insanlar…

İlkokulu zor bitiren ninelerimizin hikmet dolu sözlerini söyleyebilir mi yüksek lisansını yapmış, 2 dil bilen hanım kızlarımız? Kızlar 1 dakika, cinsel ayrımcılık yapmıyorum, aynı şey bizim için de geçerli, dedelerimizin tırnağı olamayız.

Keşke buzdolabı görmeseydim, Google’da kendimi şanslı hissetmeseydim, Facebook nedir bilmeseydim, adım attığım her mekanda; yüzüme gülen, arkamdan söven, yapmacık insanlara rastlamasaydım. Diplomalı okumuş (yoksa okumamış mı?) cahillere laf anlatmaya çalışmasaydım.

Kimyada doktorasını yapan bir arkadaşım üniversitede “bilimsel mastürbasyon” yaptıklarını söyledi. Akay da “Siyasi mastürbasyon” başlıklı bir yazı yazmıştı. Milyonlarca kişi FarmVille denen oyunda toprak kokusu duymadan “çiftçilik mastürbasyonu”nun tadını çıkarıyor. Bazı İlahiyatçı bozuntuları çağdaş düzene yaranmak için “dinsel mastürbasyon” yapıyor. Yani iliklerimize kadar fason olmuşuz. Bu ortamda mutlu olmaya çalışıyoruz, çoğu zaman mutluymuşuz gibi davranıyoruz.

Bütün bu bozulmanın sebebi teknoloji değil elbette. Fakat, “hiç etkisi yok” diyemeyiz. Teknolojinin insanları tembelleştirmesinin mutlaka negatif etkileri vardır diye düşünüyorum. Galiba boş zaman batıyor bize. Her şeye kolay ulaşıyoruz. Bugün en temel ihtiyacımız su musluktan akıyorken, eskiden uzaktan taşınırmış evlere. Şimdi ise kapıdan dışarı çıkmadan alışveriş yapabiliyoruz. Bunun sonucunda hızlı yaşıyoruz. Tüketilecek o kadar çok şey var ki hepsine yetişebilmek için daha hızlı olmalıyız, daha hızlı. Bu hızlılıkta, durup da düşünmeye vaktimiz yok. Düşünme, hızlı yaşa ve anlamadan öl! Zaten düşünmemeyi de okulda öğretiyorlar: “Rahat, hazır ol, rahat, kollar arkadaşının omzuna, düzgün sıra ol, gülme, gülme lan it!”

Teknolojiyi suçlamıyorum. Asıl konu benim şanslı olup olmadığım. Neyleyim teknolojiyi, interneti; bana yalansız dünya gerek. Hayır, ben şanslı değilim anne! Sen benden daha şanslıydın.

Bookmark and Share

10 Yorum

aylin akıncı  January 21st, 2010 tarihinde demis ki;

kankimden de ancak böyle yazı beklenir.işte budur!

Albatros  January 22nd, 2010 tarihinde demis ki;

Bence biz çift zihniyetliyiz. Bir taraftan nükleer santrale karşı çıkarız, bir taraftan hidroelektrik santrallere. Öte yandan teknolojiyi sonuna kadar kullanabilmek için neredeyse ayakkabılarımızın içine bile aydınlatma hattı çekeriz. Nerden gelecek bu değirmenin elektriği sormayız. Hormonlu gıdaya karşıyızdır ama salatalığı hasretle beklediğimiz günler artık aklımıza bile gelmez, çünkü yaz kış dolapta salatalık eksik olmaz. Kapitalizme karşıyızdır ama fırsatı bulduk mu zenginleşmek için her yolu kullanırız; zenginleşmek lüks yaşamak hayatın biricik gayesidir. Tüyü bitmemiş yetim edebiyatı yaparız ama çocukların yurtlarına at – eşek eti satmaktan imtina etmeyiz. At – eşek etini satanı kınarız ama arasında para olmayan dosyayı kaldırıp kenara atarız. Vatan sevgisinden bahsederiz ama iktidardaki bizim parti değilse dünyayı onlara dar ederiz. Memlekette adam kalmadı deriz ama adam olmak için kendimiz de çaba göstermeyiz. Devir değişti deriz ama aslında biliriz ki değişen bir şey yok, eskiden de 3 dönüm toprak için adam öldürüyorlardı. Sadece ihtiyaçlar değişti, o ihtiyacı karşılamak için sahip olunacak şeyler değişti. Bir de karma eğitimin yaygınlaşması ile gençler arasındaki her şey değişti. Neslin değişmesi bundan sonra olacak galiba (Allah muhafaza).

cokjanti  January 22nd, 2010 tarihinde demis ki;

Harika bi yazı olmuş, albatros sana da ayrıca teşekkürler..

Sitedeki yazarlardan bi ricam olacak, kendi adıma sitede daha fazla yazı görmek istiyorum ortalama haftada bir yazı yazılıyor bu da sitenin güncelliğini kaybettiriyor, bu siteyi daha çok tıklamak daha çok okumak istiyoruz..

Mrhades  January 22nd, 2010 tarihinde demis ki;

Güzel bir yazı gerçekten

Seyfullah  January 23rd, 2010 tarihinde demis ki;

Çok güzel bir yazı. Bugün sabah uyandığımda elektiriklerin kesildiğini, dolayısıyla kombinin çalışmadığını, sıcak suyun akmadığını, bilgisayarın açılamadığını görünce babaannem ve babamla eskileri konuşmuştum. Şimdi bu yazı da üzerine geldi. Düşünmeye değer mevzulardan biri.

Bu arada blogda çok sık yazmanız güzel olur ama böyle merakla bekleyip güzel yazılar okumanın tadı da başka.

bosbogaz  January 24th, 2010 tarihinde demis ki;

Gecmis nesillerle farkimiz bizim onlardan daha batili olmamiz. Nigmetler bol ama odememiz gereken fatura da bir o kadar buyuk.

Ömer Yavuz  January 24th, 2010 tarihinde demis ki;

arkadaslar yazi istiyosunuz da, kara kışın hüznü yüregimi melankoliyle doldurdugundan kılımı bile kıpırdatamiyorum

Albatros  January 24th, 2010 tarihinde demis ki;

Ben anladım,
bu kuyunun sahipleri evde kaloriferin kenarında oturup çocuklara masal anlatmayı, kedilerle oynamayı seviyor. Hatta sobaları varsa kestane pişiriyor da olabilirler.
Kuyuya atacakları taşları ise mesai saatlerinde, işyerlerinde topluyorlar.
Yoksa sabah melankoli yapan adam, akşama melankolik bir yazı döşemez mi?

SELVAN  January 26th, 2010 tarihinde demis ki;

Hepimiz insan’ız ve biraz nisyanda, biraz isyandayız.. Ama bu değil ki; asli görevimiz ‘Tanrı’nın Arzdaki Temsilciliği’ üzerimizden alınmış.. Belki her nesil bir öncekini şanslı buldu, özlem duydu..
Çok kan kaybetti insanlık bu doğru.. Ama tıpkı ‘Karanlığın en yoğun olduğu an, Işığa en yakın olunduğu andır’ sözündeki gibi; devirlerin tüm fitnelerinin birleştiği şu zamanlardan yeryüzünün gördüğü en güzel (ve belki en son) zamanlar doğacaktır diye düşünüyorum. Her olayda, her an Gökten uzanan bir el gibi bir kapı açılır her insana.. O anda doğru fiili işleyen belki bir adım daha yükselir ya da Kendi Tercihiyle olduğu yerde kalır..
İnanıyorum ki; Her Kişi için Her An o güzel bulduğu boyut her ne ise oraya ‘bir adım’ imkanı vardır. ADİL bir güç Her Daim Hakimdir, şanssızlık ne ola ki??

ali  January 29th, 2010 tarihinde demis ki;

Hanginiz sokak sokak mahalle mahalle dolaşıpda gazoz kapağı, siraga kağıdı toplamadı? kaçınız kuyu , götkazmaca oynamadı? Körebe, yerden yüksek, saklambaç ve artık unuttuğumuz bir çok oyun.
Peki hangimizin çocuğu artık bunları oyunuyor? yada oynayacak ! FarmVille , Call off duty , counter strike larla büyüyor çocuklarımız artık.
Bunlar bozulmuşluğun göstergesi olabilir ancak unutmamak gerekirki Teknoloji evmizin içinde cebimizde hatta beynimizde kalbimizde.
Düşündümde saklambaç oyunu falan mı yazsam :)

Simdi de sizi dinliyoruz