Sapık içerik!…

770

Efendim selamlar! Nasılsınız? İyi gördüm sizleri. Aman üşütmeyin, grip salgını var, sonra kaputu zor toplarsınız benim gibi.

Beni soracak olursanız,  gayette idare eder modundayım. Yine başladık hayırlısıyla yeni bir haftaya. Metrobüs ve ben şeklinde takılmacaya devam ediyoruz. Yarın karşıya geçebilmiş metrobüsün ilk haftası dolacak ve bu okuyucu için kendini feda eden genç yazarımsınız, size bu ilk haftayı özetleyecek. Yemeden, içmeden, her türlü geç kalma riskini göze alarak bu haftayı metrobüslerde geçirdim. İyisiyle kötüsüyle irdelemece geliyor yarın. Kızmaca darılmaca yok ama!

Neyse. Bugün yine çeşitli konularım var size aktaracağım. Sigara yasağı, otobüse binme durumları, müzikal zırvalamaların yanında, yerel seçimlerde kime oy vereceğime karar verdiğimi açıklayacağım. Flaş flaş, azsoora azsoora!

Efendim bugün otobüsümle eve dönerkene bir kafe gördüm, insanlar pöfür pöfür içiyorlar sigarayı.

Oh mis! dedim. Sigara içmesem bile bu yasak bana oldukça saçma geldi uygulama dönemine girildikten sonra. Yasa güzel, tamam, ama uygulayıcısı kim bunun? Uygulama konusunda hiç bir açıklama yok. İçerseniz sikertiriz diyorlar sadece ama kimin şeyi kaçacak bi tarafımıza, ondan haber yok. Yakalanan ya da ceza yiyen olduğunu sanmıyorum, hiç duymadım öyle bir şeyi. O açıdan bir kafe açıp, “ceza kesebilecek bir babayiğit olmadığından dolayı, bu restorant / kafede sigara içmek serbesttir” şeklinde bir afiş asasım var. Polis bile içtiği sigaranın izmaritini yere atıyorsa, öyle yasaya kafam girsin hacılar! Bir de o polis bana gelip ceza yazacak? Haha!

Bu arada gördüğüm kafede profiterol satıyorlardı. Bunca zaman sonra bile hala daha profiterol demeye dili dönmeyen insanlar var ve ben o insanları görünce içime bir huzur geliyor. Hep istemişimdir profiterol diyememeyi. İnsanlar bana “hadi Cem, profiterol desene” deselerdi ve ben demeye çalışıp, diyemeseydim, hep beraber gülseydik. İnsanları mutlu etseydim. Benim sayemde insanlar günlük yaşamlarındaki sikindirik sıkıntılardan uzaklaşıp, anlık da olsa gülselerdi fena mı olurdu? İşte o hala profiterol diyemeyen adam bu işe yarıyor. Sevin onu.

Semt ya da mekan farketmiyor arkadaş! İstanbul’un hangi semtinde olursa olsun insanlar otobüse binerken üzerlerinde taşıdıkları deri şeklindeki maskeyi çıkartıp, bildiğin ayı oluyorlar. Öyle bi ittiriyorlar otobüse binerken. Sanırsınız yeryüzünde bir tufan olacak ve o otobüse binemeyenler ölüp gidecekler. Ve işin heyecanlı tarafı, tufanın kopmasına saniyeler kalmış. Öyle aceleleri var ki. Yardırıyorlar resmen. Üzerine üzerine basıp geçiyorlar. Nuh’un Otobüsü style. İşte böyle insanlardan ölesiye nefret ediyorum okuyucu. Onlardan biriysen senden bile nefret ediyorum. Adamların yaşama sevinci bu sanki. Öyle mutlu oluyorlar ki aslında. Otobüs boş olsa, oturmaya yer kalmayacak korkusuyla seni ezip geçse yine diyeceğim ki; doğa kanunu yüzünden! Hani “Yaşamak için öldür / Oturmak için ittir” doğrusu falan kuruyorum kafamda. Ayı olduklarını bildiğim için doğa kanunlarına göre değerlendiriyorum. Ama otobüs ağzına kadar dolu olsa bile aynılar. Derin bir haz alıyorlar bence bu durumdan. Seviniyorlar bir kişiden bile önce binseler. Öyle mutlu oluyorlar ki; sanırsın süper lotoyu tek başına bildi. Arkasından biniyorsun hayatından hiç bir şey eksilmeden. Hiç bir kazancın olmuyor, kaybın olmadığı gibi. En azından benim sayemde bir “insan” mutlu oldu diyorsun, diğer “ayıyı” kastederek ama için için nefret ediyorsun o insandan. Şerefsiz pezevenk ittirmeden binsene!

Ben de sapık ruhluyum aslında. Ben de hayvanım! Ama ben bunu kendimi müziğe vererek yaşıyorum. İçimde yaşattığım kingkong kadar büyük gorili tatmin ediyorum bazı bazı. Herkesin tatmin ve deşarj şekli farklı tabi. Bazıları uçan kuşun götüne bakarak tatmin olur, bazıları ise en sapıkça dürtülerin daha sapıkçalarını şarkılarda dinleyerek. Ben sanırım bu ikincisindenim. Fucked With A Knife diye bir parça dinleyip mutlu olabiliyorum. Öylesine heyecan verici bir ritim, melodi karmaşıklığı. Çok eskilerden çektiğim bir CD vardı, onu aldım bugün yanıma işe giderken. ÖFF! O ne biçim özlemişim. Cannibal Corpse ve onun eski parçalarından oluşan bir toplama CD. Sepultura – Roots parçasının ve Metallica – No Remorse parçasının coverı falan da vardı. Otobüste üzerime basıp geçen insanlar bile umurumda olmuyor kulağımda böyle gazör bir müzik olduğu zaman. Ne demiş Death Metal atalarından biri olan Possessed; Death Metal, Kill Them Pigs! İşte böyle.

Üsküdar’a bağlı bir mahallede oturuyorum. Ve adım gibi biliyorum ki Saadet Partisi yada Akepe kazanacak burada belediye seçimini. Geçen dönem Akepe kazanmıştı. Bu sefer iki taraf da iddialı görünüyor. %40′ar oyları garantiymiş gibi geliyor bana. %20 diğer partiler arasında bölünür. O derece gelişime açık bir semtiz. Yenilikçiliğin dibine vurmuş durumdayız. Ama ben baktım, tüm adayları inceledim. Saadet Partisi’nin adayı Yılmaz Bayat. Çok evvel yıllar başkan olmuştu. Oldu da ne oldu? Çok iyi işler yapmış ya da yapacak olsa bile Saadet Partisi’ne oy vermem. Ak Parti’nin adayı Mustafa Kara. Samimi söylüyorum bakın, Ak Parti’den nefret etmemle alakası bile yok, adamın yüzüne bakınca bile içim gıdıklanıyor. Hiç samimi gelmeyen bir gülüşü var. Bir kriz ortamında önüne geleni tokatlayıp, kafasını kopartabilecek bir insan evladı izlenimi verdi bana. Bariz bir padişah modeli. CHP, Semra Barın diye bir hatunu aday göstermiş. 10 kadından 8′inin kapalı olduğu Üsküdar semtinde hiç şans vermiyorum CHP adayına. Belediye başkanı olmak için şovmen olman gerek bence. Bakın Sarıgül’e? Misler gibi götürüyor olayı. Bu yüzden DSP’nin adayı Levent Kırca’da karar kıldım ahaha. Adam gerçekten şovmen ne de olsa. Belediyeyi komple söğüşlese bile “olacak o kadar” der geçeriz, yine güleriz. Oyum Levent Kırca’ya! Cidden lan!

Dikkat edin kendinize okuyucu.

Bookmark and Share

3 Yorum

Altay Esiroğlu  March 10th, 2009 tarihinde demis ki;

Arada bir zülfü yare dokunursa da bişey dememek lazım artık eheh!

Darkohl  March 11th, 2009 tarihinde demis ki;

Oh pek güldüm sabah sabah iyi geldi. İstanbul’un sizi eğlendirebiliyor olması nekadar da güzel..

Judex  April 1st, 2009 tarihinde demis ki;

pekala cem bey bende bu tür duygularımı ac/dc dinleyerek gideriyorum der isem ne dersiniz olurmu öyle şey efenim ac/dc kim bu sapıkça duygular kim mi dersiniz aman efenim öyle demeyin Highway To Hell albümüne bakın sorada If You Want Blood You’ve Got It ne demektir efenim

sen kimsin lan diyecek olursanız lütfen sakin olunuz derim e-mailime bakınız anlarsınız derim

Simdi de sizi dinliyoruz