Etiket Arsivi: abd

Senin için şöyle böyle diyorlar

Küçükken mahallenin abileri bizi birbirimize karşı gazlar, sonra da tüm çocukların birbirine girip mahalle kavgası çıkarmasını ellerinde sigaralarıyla, sırıtarak seyrederlerdi.

Yaşımız ve tecrübemiz gereği yeterince düşünecek yeteneğimiz olmadığı için, “Akay, Altay senin için ‘ben onu döverim’ dedi” cümlesine inanır, o esnada “bence sen Akay’ı döversin” cümlesiyle gazını almış olan Altay’a dalardık. Kavga fazla büyüyüp abilerin büyüklerden fırça yeme tehlikesini doğuracak olursa, yine onların sakinleştirmesiyle barışırdık.

Bugün Milliyet’in haberini okuyunca o günler geldi aklıma. Milliyet’in aktardığına göre, DIA “İran ordusu TSK ile başa çıkamaz,” şeklinde bir rapor hazırlamış ve rapor İsrail’de yayınlanan Yedioth Ahronoth gazetesine sızmış. Milliyet de o gazeteden aldığı haberi allayıp pullayıp, gaz milliyetçilerin okur okumaz “döveriz İran’ı hocu!” diyeceği şekilde düzenleyerek sitesine yerleştirmiş.


Devam

Koşun koşun altın bulmuşlar!

Kosun kosun altin bulmuslar!California’da altın aramaya davet eden afişlerden biri.

1803′de Almanya’nın Kandern kasabasında doğan John Augustus Sutter, doğduğu yerden çok uzaklarda, alabildiğine vahşi girişimlerle bir dünya kurulmasına önayak olacağını biliyor muydu acaba… O sadece bir köylü çocuğuydu ve kendini kurtarabilmenin, para kazanmanın derdindeydi.

Amerika’ya gitmenin hayaliyle büyüdü, sadece hayal kurmakla kalmayıp orada lazım olabilecek şeyleri de daha Almanya’dayken öğrendi. New York’a indiğinde İspanyolca ve İngilizceyi gayet akıcı konuşabiliyordu.

Askerliğini İsviçre ordusunda yaptıktan sonra bulduğu ilk fırsatta gemiye atlayarak 1834 yılında yeni dünya Amerika’ya indi. Çatışmalar, kavga gürültüler arasında kendini kurtarıp ülke kurmaya çalışan Amerikalıların arasına o da katıldı. New York’daki çeşitli maceralarının ardından 1839 yılında asıl hedefi olan Meksika’nın Yerba Buena (California ABD’ye katılınca Yerba Buena’nın ismi San Francisco olarak değişecekti) kentine ulaşmayı başardı.


Devam

Call of Duty Modern Warfare 2

Call of Duty Modern Warfare 2Call of Duty Modern Warfare’in sonunda Captain Price’ın öldürüldüğünü görmek hüzünlendirmişti beni. Birlikte o kadar operasyona katılmışız, üzülmez mi insan? Ama yeni oyunda gördük ki, ölmemiş kerata.

Infinity Ward ve Activision çalışması olan Call of Duty Modern Warfare 2 geçtiğimiz ay çıktı ve ben bugün buldum deneme fırsatını. Regular seviyede toplam beş saat sürdü oyunun tamamlanması. Güzel olmuş.

Grafik, ses ve oynanabilirlik kalitesi açısından ikinci oyunun Modern Warfare’den farkı yok. Savaş ortamını bir oyunda yaşanabilecek tüm şiddetiyle hissedebiliyorsunuz.

Call of Duty Modern Warfare 2Silahlar abartılmış. Özel timin kullandığı kurşungeçirmez şeffaf kalkanlardan kullanılabiliyor, envai çeşit silah var. Hatta çatışmalarda bulduğunuz silahları birbiriyle kıyaslayıp “hangisini kullansam” diye düşünürken kimvurduya gidebilirsiniz, dikkat edin.
Devam

Puro 101

kotu aliskanliklar bunlarLatin Amerika güzeldir. Denizi, kızları, kültürü, eğlencesi, dansları, içkileri ve elbette ki purolarıdır Latin Amerika’ya aşık olmamızın temelinde yatanlar. Ama birçok şeye olduğu gibi, onların el emeği göz nuru purolarına da yeterli saygıyı göstermediğimizi düşünüyorum.

Nedir ki puro?

Efendim puro dediğimiz nimet, Latin Amerika ülkelerinin dünyaya sunduğu -kızlarından sonra- en güzel ikinci armağandır.

Gidilebilen en eski tarihi kayıtlar, Maya’lara dayanmaktadır. 1492′de Amerika’yı keşfedip Kızılderilileri katletmeye başlayan cesur Avrupalılar, herkesin ağzında birer ciq-sigan görene kadar tütün kullanımı pek yaygın değilmiş Avrupa’da.
Devam

Bırakıp gitmek zor olsa gerek

michael jacksonGeçen hafta boyut değiştirerek bizi bulutların üstünden gülümseyerek izlemeye karar veren Michael Jackson, hepimizin bildiği gibi devasa bir servete sahipti. Holmby Hills – Los Angeles’daki malikanesine hiç girmiyorum ama, malikanede sağlam garaj varmış.

Holmby Hills, Beverly Hills, Bel Air sokakları boydan boya egzotik araba kaynıyor ama Michael Jackson’ın otomobillerle bu kadar ilgili olduğunu bilmiyordum açıkçası. Gerçi koleksiyondaki arabalara bakınca çoğunluğunun ihtiyaç ve gösteriş amaçlı alınan, otomobilden anlayan adam seçimi olmadığını görüyoruz.
Devam