<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; abd</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/abd/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Senin için şöyle böyle diyorlar</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/senin-icin-soyle-boyle-diyorlar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/senin-icin-soyle-boyle-diyorlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 11:52:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3549</guid>
		<description><![CDATA[Küçükken mahallenin abileri bizi birbirimize karşı gazlar, sonra da tüm çocukların birbirine girip mahalle kavgası çıkarmasını ellerinde sigaralarıyla, sırıtarak seyrederlerdi. Yaşımız ve tecrübemiz gereği yeterince düşünecek yeteneğimiz olmadığı için, &#8220;Akay, Altay senin için &#8216;ben onu döverim&#8217; dedi&#8221; cümlesine inanır, o esnada &#8220;bence sen Akay&#8217;ı döversin&#8221; cümlesiyle gazını almış olan Altay&#8217;a dalardık. Kavga fazla büyüyüp abilerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3559 alignleft" title="iran" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/iranordusu.jpg" alt="" width="421" height="280" />Küçükken mahallenin abileri bizi birbirimize karşı gazlar, sonra da tüm çocukların birbirine girip mahalle kavgası çıkarmasını ellerinde sigaralarıyla, sırıtarak seyrederlerdi.</p>
<p>Yaşımız ve tecrübemiz gereği yeterince düşünecek yeteneğimiz olmadığı için, &#8220;Akay, Altay senin için &#8216;ben onu döverim&#8217; dedi&#8221; cümlesine inanır, o esnada &#8220;bence sen Akay&#8217;ı döversin&#8221; cümlesiyle gazını almış olan Altay&#8217;a dalardık. Kavga fazla büyüyüp abilerin büyüklerden fırça yeme tehlikesini doğuracak olursa, yine onların sakinleştirmesiyle barışırdık.</p>
<p>Bugün <a href="http://www.milliyet.com.tr/-iran-ordusu-tsk-ile-basa-cikamaz-/siyaset/sondakika/22.04.2010/1228320/default.htm" target="_blank">Milliyet&#8217;in haberini okuyunca</a> o günler geldi aklıma. Milliyet&#8217;in aktardığına göre, DIA &#8220;İran ordusu TSK ile başa çıkamaz,&#8221; şeklinde bir rapor hazırlamış ve rapor İsrail&#8217;de yayınlanan Yedioth Ahronoth gazetesine sızmış. Milliyet de o gazeteden aldığı haberi allayıp pullayıp, gaz milliyetçilerin okur okumaz &#8220;döveriz İran&#8217;ı hocu!&#8221; diyeceği şekilde düzenleyerek sitesine yerleştirmiş.</p>
<p><span id="more-3549"></span>DIA&#8217;in durup dururken İran&#8217;ın Türkiye&#8217;ye kafa tutamayacağını anlatan bir rapor hazırlayıp senatoya sunması bana epey saçma geldiğinden biraz araştırdım haberi. Rapor Yedioth Ahronoth&#8217;a sızmış falan değil, buradaki birçok haber sitesi gayet olağan bir şekilde bahsediyor konudan. Ancak hiçbiri &#8220;İran Türkiye&#8217;yi yenemez&#8221; şeklinde haber yapmamış. Raporun orijinalini <a href="http://www.politico.com/static/PPM145_link_042010.html" target="_blank">Politicio&#8217;dan okuyabilirsiniz.</a></p>
<p>İşi gücü bırakıp okudum, adamların yaptığı tek iş olası bir saldırı için İran ordusunun profilini çıkarmak. Türkiye&#8217;nin adı sadece bir cümlede, örnekleme için geçiyor. &#8220;İran&#8217;ın askeri durumu çevresindeki Irak, Azerbaycan, Afganistan ve Arap ülkelerinden iyi, ancak İsrail ve Türkiye gibi ülkelerden özellikle hava gücü ve lojistik açısından düşük, o nedenle İran ABD veya müttefik ülkeler karşısında ümitsiz&#8221; deniyor.</p>
<p>İran ordusunun profilini anlatan 12 sayfalık bir rapordan, &#8220;DIA raporuna göre Türkiye İran&#8217;ı dövermiş!&#8221; şeklinde anlam çıkarmak için ya aptal ya da art niyetli olmak lazım.</p>
<p>Bu haberi yapanların arzuladığı şeyin, Türk halkını gaza getirip &#8220;İran&#8217;ı döveriz ki biz&#8221; düşüncesine sevkederek düşmanlığı alevlendirmek olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Bu numaraları daha önce yiyen Türkiye&#8217;nin bugün de yiyeceğine emin çünkü adamlar.</p>
<p>ABD&#8217;nin yakın gelecekte İran&#8217;a saldırma ihtimali yüksek ve böyle bir durumda Türkiye bir taraf tutmak zorunda. Uzun süredir pompalanan İran düşmanlığına medyanın ve askeriyenin &#8220;İran&#8217;ı döveriz&#8221; temalı açıklamaları da eklenince Türkiye&#8217;yi savaşta aktif olarak kullanmanın yolu hepten açılıyor. Türkiye böyle bir durumda zaten ABD tarafında olacak, her türlü lojistik desteği sağlayacak, kaçış yok bundan. Ancak Türk milleti her ne kadar gazla çalışan bir millet olsa da, bu işbirliğine karşı çıkacak olanlar da var. Eh, bu tip haberler o tepkileri mümkün olduğunca azaltacaktır.</p>
<p>Öyle bir dille yazmışlar ki haberi, iş medyaya kalsa ABD&#8217;yi beklemeden dalacaklar İran&#8217;a. 350 yıldır savaşmadığımız İran&#8217;la savaşa girmek için yanıp tutuşan, içten içe halka gaz veren medya, kraldan çok kralcı bile değil, bambaşka bir şey. Türkiye o gazla savaşa girişince, küçükken bizi gaza getiren abilerin yaptığı gibi sırıtarak oturup savaşı izleyecekler sanırım. Sonra da mahallenin büyük abisi ABD gelip yeter diyecek, herkes köşesine çekilecek.</p>
<p>Bravo.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/senin-icin-soyle-boyle-diyorlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/iranordusu.jpg' length ='47244'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Koşun koşun altın bulmuşlar!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kosun-kosun-altin-bulmuslar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kosun-kosun-altin-bulmuslar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 23:33:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[amerika tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[amerikada altın arayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amerikada altın göçü]]></category>
		<category><![CDATA[california]]></category>
		<category><![CDATA[california altın göçü]]></category>
		<category><![CDATA[california state indian museum]]></category>
		<category><![CDATA[californiada altın arayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ghirardelli çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[gold rush]]></category>
		<category><![CDATA[james w marshall]]></category>
		<category><![CDATA[joaquin miller]]></category>
		<category><![CDATA[john a sutter]]></category>
		<category><![CDATA[john augustus sutter]]></category>
		<category><![CDATA[john sutter]]></category>
		<category><![CDATA[levis]]></category>
		<category><![CDATA[los angeles]]></category>
		<category><![CDATA[mark twain]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[meksika amerika savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[new helvetia]]></category>
		<category><![CDATA[sacramento]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[spreckels şeker]]></category>
		<category><![CDATA[stanford üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sutters fort]]></category>
		<category><![CDATA[sutters mill]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[yerba buena]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3393</guid>
		<description><![CDATA[California&#8217;da altın aramaya davet eden afişlerden biri. 1803&#8242;de Almanya&#8217;nın Kandern kasabasında doğan John Augustus Sutter, doğduğu yerden çok uzaklarda, alabildiğine vahşi girişimlerle bir dünya kurulmasına önayak olacağını biliyor muydu acaba&#8230; O sadece bir köylü çocuğuydu ve kendini kurtarabilmenin, para kazanmanın derdindeydi. Amerika&#8217;ya gitmenin hayaliyle büyüdü, sadece hayal kurmakla kalmayıp orada lazım olabilecek şeyleri de daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3410" title="Kosun kosun altin bulmuslar!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/goldrushreklam.jpg" alt="Kosun kosun altin bulmuslar!" width="421" height="262" /><em>California&#8217;da altın aramaya davet eden afişlerden biri.</em></p>
<p>1803&#8242;de Almanya&#8217;nın Kandern kasabasında doğan John Augustus Sutter, doğduğu yerden çok uzaklarda, alabildiğine vahşi girişimlerle bir dünya kurulmasına önayak olacağını biliyor muydu acaba&#8230; O sadece bir köylü çocuğuydu ve kendini kurtarabilmenin, para kazanmanın derdindeydi.</p>
<p>Amerika&#8217;ya gitmenin hayaliyle büyüdü, sadece hayal kurmakla kalmayıp orada lazım olabilecek şeyleri de daha Almanya&#8217;dayken öğrendi. New York&#8217;a indiğinde İspanyolca ve İngilizceyi gayet akıcı konuşabiliyordu.</p>
<p>Askerliğini İsviçre ordusunda yaptıktan sonra bulduğu ilk fırsatta gemiye atlayarak 1834 yılında yeni dünya Amerika&#8217;ya indi. Çatışmalar, kavga gürültüler arasında kendini kurtarıp ülke kurmaya çalışan Amerikalıların arasına o da katıldı. New York&#8217;daki çeşitli maceralarının ardından 1839 yılında asıl hedefi olan Meksika&#8217;nın Yerba Buena (California ABD&#8217;ye katılınca Yerba Buena&#8217;nın ismi San Francisco olarak değişecekti) kentine ulaşmayı başardı.</p>
<p><span id="more-3393"></span>San Francisco&#8217;nun bereketli toprakları, Sutter karaya çıktığında sadece 30.000 Amerikan yerlisi ve 1.000 civarında Avrupa göçmenini besliyordu. California&#8217;ya vardığında cebinde doğru düzgün parası bile olmayan Sutter&#8217;ın toprak macerası, Alta California&#8217;da tarımı geliştirmek için uğraşan vali tarafından Meksika vatandaşı olması şartıyla bağışlanan ve merkezi bugün Coloma sınırlarında kalan 200 km² araziyle başladı.</p>
<p>Geniş arazisine çiftliğini kuran Sutter, valinin yüzünü kara çıkarmadı; Avrupa göçmenlerinin yanında Miwok ve Maidu kabilelerinden işçi olarak tuttuğu yerlilerle de iyi geçinerek kısa sürede zenginleşti. Yeni topraklarına kurduğu devasa çiftliğine New Helvetia ismini vermişti; Yeni İsviçre.</p>
<p>Sutter için hayat harika gidiyordu. Meksika &#8211; Amerika savaşına bile aldırmamış, zamanında kendisine toprak veren valiyi, parasının ve adamlarının gücü sayesinde küçük görecek hale gelmişti. Ancak dünyayı zengin edecek olan metaller onun çiftliğinde ortaya çıkınca her şey tersine dönüverdi.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3408" title="Sutter's Mill" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/suttersmill.jpg" alt="Sutter's Mill" width="421" height="311" /><em>California&#8217;yı birbirine katan altın John Sutter&#8217;ın Coloma&#8217;daki bıçkıhanesi Sutter&#8217;s Mill&#8217;de bulunmuştu.</em></p>
<p>Sutter&#8217;ın topraklarından akan American River üzerinde, Sutter&#8217;s Mill ismiyle anılacak olan bıçkıhanenin inşaatına başlayan adamlarından James W. Marshall, 24 Ocak 1848&#8242;de toprağın içinde sarı metaller bulduğunu söyleyerek Sutter&#8217;a haber verdi. O güne kadar altının toprakta nasıl göründüğünü bile bilmeyen Sutter ve Marshall, buldukları metalin değerli bir şey olduğunu düşünerek ansiklopediler kurcaladılar ve altın bulduklarına öyle emin oldular.</p>
<p>Sutter bu işe hiç sevinmemişti. Çünkü o Amerika’ya altın aramaya değil, Yeni İsviçre’yi kurmaya gelmişti ve çiftliğinde altın bulunması kurmayı planladığı şehrin inşaatlarını aksatacaktı.</p>
<p>Kimseye söylemedi topraklarından altın çıktığını. Ancak Marshall çenesini tutamadı ve Sutter’s Mill’de altın bulduğunu Samuel Brannan adında bir gazeteciye söyleyiverdi. Gazeteciliğin yanında, California&#8217;ya ilk İspanyol göçünden beri usul usul devam eden altın arama işleri için malzeme de satan Brannan’ın şehre döner dönmez gazetesinde yayınladığı haber Amerika’ya bir anda yayıldı ve Amerika’nın gold rush ismiyle anılacak olan en büyük akını 1849 sonbaharında başladı.</p>
<p>Bu öyle bir akındı ki, çocuklar evlerinden, askerler kışlalarından kaçıyor, ülke genelinde dükkânlarını kapatan esnaf altın aramak için Sutter’ın arazisine hücum ediyorlardı. Birkaç ayda binlerce altın arayıcısı Sutter’ın arazisini işgal etmiş, çiftliğini yağmalamış, hatta topraklarını alıp satmaya başlamışlardı.</p>
<p>California&#8217;ya düzenlenen altın göçü, 1848 &#8211; 1855 arasında sürekli yükseldi ve 1855&#8242;de azalmaya başladı. 1849&#8242;da gelen ilk göçün üyeleri, &#8220;forty-niners&#8221; olarak anılıyorlardı ve gold rushın en büyük kaymağını da onlar yediler. Forty-niners, ağırlıklı olarak California çevresindeki Amerikalılardan oluşuyordu. Zamanla haberler Amerika&#8217;nın diğer bölgelerine ve dünyaya yayılmaya başlayınca, dünyanın her tarafından göçler gelmeye başladı. Avrupa ülkelerinden, Çin&#8217;den, Osmanlı&#8217;dan, Rusya&#8217;dan onbinlerce insan yeni bir yaşam kurma hayaliyle gemilere doluşup California&#8217;ya geliyorlardı.</p>
<p>Elbette herkes altın için gelmiyor, birçok insan da hızla büyüyen San Francisco&#8217;da ticaret yapmak için geliyordu. Altın arayıcılarına mal satmaya gelen bazı tüccarlar da, gelecekte dünyanın en ünlü markaları olacak olan şirketlerinin temellerini atıyorlardı. Levi Strauss (Levi&#8217;s Jeans), Domingo Ghirardelli (Ghirardelli Chocolate Company), James McClatchy (The McClatchy Company), Claus Spreckels (Spreckels Sugar Company), Leland Stanford (Stanford Üniversitesi&#8217;nin kurucusu), gibi adamların yanında, Mark Twain, Joaquin Miller gibi edebiyatçılar da bu göçün insanlarındandı.</p>
<p>Kaptanlar altın avcısı getirdikleri gemilerini San Francisco açıklarında terk edip altın aramaya koşuyor, terk edilmiş gemileri de altın arayıcılarına hizmete gelen tüccarlar depo niyetine, orospular genelev niyetine kullanıyorlardı. Hatta California&#8217;nın fuhuş ve porno sektörünün önemli merkezlerinden biri olmasının temellerini de bu kadınlar atmıştır diyebiliriz.</p>
<p>Gelinen yol ve hızla büyüyen şehirlerin yapısı o kadar kanunsuz, o kadar karmaşıktı ki, onbinlerce insan yollarda, ormanlarda, bataklıklarda öldüler, binlercesi de kolera salgınlarına kurban oldu. Buna rağmen, göçten en çok etkilenen San Francisco kasabası bir metropol oldu, boş arazilere sıfırdan şehirler kuruldu. Özellikle nehir kenarları hızla şehirleşti, Sacramento gibi birçok şehir altın arayıcılarının derme çatma çadırlarından, terk edilmiş gemilerden sökülen tahtalarla yapılan barakalardan yükseldi.</p>
<p>1849&#8242;daki nüfusu 35.000&#8242;i zor bulan San Francisco&#8217;nun nüfusu, iki yılda katledilen 120.000 yerliye rağmen 1855&#8242;de 400.000&#8242;e yaklaşmıştı. Sırf ayak işlerini yapması için gelen Çinli göçmen sayısı bile 40.000’in üzerindeydi. Öyle ki, San Francisco limanında kaderine terk edilen gemilerin sayısı 700’ü geçmişti. Meksika ve ABD arasında kalıp, otoriter bir yönetime de sahip olamayan California kanunlarının gücü, bu insanları durdurmaya yetmiyordu.</p>
<p>Her şeyini üst üste kaybetmeye başlayan Sutter, Eylül 1848’de İsviçre’den gelip kendisine katılan oğluyla birlikte topraklarını savunmaya çalıştı. Fakat oğlunun amacı New Helvetia şehrini geliştirmek değil, Sacramento Nehri kıyısına Sacramento ismini verdiği bir şehir kurmaktı. Baba Sutter buna her ne kadar kızsa da oğlu Sacramento’nun ismini verip temellerini attıktan sonra altın arayıcıların istilasından bıkarak Meksika’ya taşındı.</p>
<p>Sutter, California 1850 yılında ABD’ye katılıncaya kadar toprakları için savaştı. California bir eyalet olarak Birleşik Devletler’e katıldığında yeni kanunlar Sutter’ın toprak sahipliğini reddetti ve bütün toprakları devlet arazisi oldu.</p>
<p>Topraklarının, kurmaya çalıştığı şehrin ve hayallerinin sırf arazisinde altın bulunduğu için yağmalanmasını seyretmek zorunda kalan Sutter, devletin bağladığı 250 dolar harçlıkla Washington’da bir pansiyonda kalmaya başladı. ABD aleyhine açtığı tazminat davası 16 Haziran 1880’de sonuçlandı, 50 milyon dolar tazminat almaya hak kazandı ama sadece iki gün sonra, 18 Haziran’da kaldığı otelde öldü.</p>
<p>Bu yağmalama sadece Sutter’a zarar vermekle kalmadı, altın arayışının kontrolsüzce devam ettiği 1848 – 1850 yılları arasında Miwok ve Maidu kabilelerinden 120.000 yerlinin de öldürülmesine neden oldu.</p>
<p>Yerba Buena&#8217;nın ismi, California ABD’ye katılınca San Francisco olarak değiştirildi. John Sutter&#8217;ın New Helvetia adını verdiği topraklar, oğlunun kurduğu Sacramento şehrinin doğu sınırında kalıyor.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3406" title="Sutter's Fort" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/suttersfort.jpg" alt="Sutter's Fort" width="421" height="260" /><em>Sacramento&#8217;nun temelleri bu evde atılmıştı.</em></p>
<p>Sutter’ın çiftliğinin temellerini attığı yer olan Sutter’s Fort ise bugün California State Indian Museum ile birlikte Sacramento&#8217;da, şehrin ortasında kalıyor. Altın uğruna katledilen 120.000 yerlinin hatırasını yaşatmak için, her şeyini kaybeden adamın çiftliğine Indian Museum diye müze yapmak da garip bir af dileme yöntemi olsa gerek. Pazarlama başarısı da denebilir.</p>
<p>San Francisco şehir merkezindeki Sutter Street, San Francisco’nun çeşitli yerlerindeki Sutter’s Mill School, Sutterville Road gibi, hatta Amador Country’deki Sutter’s Creek gibi yerlere Sutter’ın ismi verilse de bu, altın uğruna toprakları ve yaşamı yağmalanan bir adama karşı günah çıkarma eyleminden başka bir şey değildir.</p>
<p>San Francisco ve Sacramento’yu kuran adamın bir otelde sefalet içinde ölmesi ibret verici.</p>
<p>Arazide altın bulunduğunu gazeteciye yetiştiren James W. Marshall’a ne oldu derseniz, ortak olduğu altın madenlerine yaptığı yatırımlar hep başarısız oldu. California’da yeni bir çağ başlattığı için verilen devlet nişanıyla birlikte, kendi üzüm bağındaki bir kulübede, yalnız başına öldü. Öldüğünde üzerinde bir dolar bile yoktu.</p>
<p>Bir gün Oakland Museum of California’yı ziyaret etme imkânınız olursa, kendini kurtarmaya çalışırken California’nın temellerini atanları ve California’nın gerçek sahipleri olan yerlileri daha yakından tanıyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kosun-kosun-altin-bulmuslar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/suttersfort.jpg' length ='99458'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Call of Duty Modern Warfare 2</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/call-of-duty-modern-warfare-2.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/call-of-duty-modern-warfare-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 22:48:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[activision]]></category>
		<category><![CDATA[call of duty]]></category>
		<category><![CDATA[call of duty modern warfare]]></category>
		<category><![CDATA[call of duty modern warfare 2]]></category>
		<category><![CDATA[fps]]></category>
		<category><![CDATA[infinity ward]]></category>
		<category><![CDATA[pc oyunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3052</guid>
		<description><![CDATA[Call of Duty Modern Warfare’in sonunda Captain Price’ın öldürüldüğünü görmek hüzünlendirmişti beni. Birlikte o kadar operasyona katılmışız, üzülmez mi insan? Ama yeni oyunda gördük ki, ölmemiş kerata. Infinity Ward ve Activision çalışması olan Call of Duty Modern Warfare 2 geçtiğimiz ay çıktı ve ben bugün buldum deneme fırsatını. Regular seviyede toplam beş saat sürdü oyunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3057" title="Call of Duty Modern Warfare 2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/callofdutymodernwarfare.jpg" alt="Call of Duty Modern Warfare 2" width="421" height="316" />Call of Duty Modern Warfare’in sonunda Captain Price’ın öldürüldüğünü görmek hüzünlendirmişti beni. Birlikte o kadar operasyona katılmışız, üzülmez mi insan? Ama yeni oyunda gördük ki, ölmemiş kerata.</p>
<p>Infinity Ward ve Activision çalışması olan Call of Duty Modern Warfare 2 geçtiğimiz ay çıktı ve ben bugün buldum deneme fırsatını. Regular seviyede toplam beş saat sürdü oyunun tamamlanması. Güzel olmuş.</p>
<p>Grafik, ses ve oynanabilirlik kalitesi açısından ikinci oyunun Modern Warfare’den farkı yok. Savaş ortamını bir oyunda yaşanabilecek tüm şiddetiyle hissedebiliyorsunuz.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3069" title="Call of Duty Modern Warfare 2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/cod27.jpg" alt="Call of Duty Modern Warfare 2" width="421" height="237" />Silahlar abartılmış. Özel timin kullandığı kurşungeçirmez şeffaf kalkanlardan kullanılabiliyor, envai çeşit silah var. Hatta çatışmalarda bulduğunuz silahları birbiriyle kıyaslayıp &#8220;hangisini kullansam&#8221; diye düşünürken kimvurduya gidebilirsiniz, dikkat edin.<span id="more-3052"></span></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3065" title="Call of Duty Modern Warfare 2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/cod24.jpg" alt="Call of Duty Modern Warfare 2" width="421" height="237" />Senaryo biraz kısa olsa da güzel. Önceki oyun Modern Warfare&#8217;de canlandırdığınız karakter olan Soap McTavish, bu versiyonda Captain McTavish olarak çıkıyor karşınıza. Mohikan saçları, kirli sakalı ve purosuyla &#8220;beni Captain Price yetiştirdi&#8221; diye bağırıyor resmen. Spoiler vermek istemiyorum ama General Shepperd çok şerefsiz bir adam, güvenmeyin sakın. Oyunun sonunda bol bol küfür edecek, mezarına tükürmek isteyeceksiniz.</p>
<p>Oyunda en çok hoşuma giden ise mekânlar oldu. Urban warfare <em>(şehir içi gerilla savaşı diye çevirebiliriz sanırım bunu)</em> türü çatışmalar içeren oyunları sırf mekânlardan dolayı severim. Aslında çok fazla oyun oynayan biri de değilim; çeşitli yarış oyunları ve Call of Duty serilerinden başka oyun oynamam pek. O nedenle mekân konusunda pek bilgili sayılmam, zaten urban warfare türünde oynadığım en son oyun 2000’lerin başındaki Soldier of Fortune olmuştu.</p>
<p>Call of Duty oynadığım en mükemmel FPS olsa da, sürekli ya 2. Dünya Savaşı, ya da Ortadoğu çatışmaları yapmaktan bıkmıştım açıkçası. Varsa yoksa 2. Dünya Savaşı’nda Almanlarla, Japonlarla çatış, günümüzün senaryolarında da Afganistan, Rusya, Irak sokaklarında cirit at. Şöyle modern bir şehirde doya doya savaşamamıştık.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3066" title="Call of Duty Modern Warfare 2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/cod23.jpg" alt="Call of Duty Modern Warfare 2" width="421" height="235" />Modern Warfare 2, bunu sağlıyor. Sadece Rusya’da komando tepelemekle kalmıyor, ABD’de Washington caddelerinde, Virginia sokaklarında çatışıyoruz. Beyaz Saray’ın altını üstüne getirip Oval Ofis’in duvarlarındaki çerçeveleri inceleyebiliyoruz. İnsanlar Rio de Janeiro sahillerinde denize girerken, biz tepelerdeki gecekondu mahallelerinde Rojas dallamasını yakalamak için koşturuyoruz.</p>
<p>Virginia’nın yeşil sokaklarında bombalardan sakınarak insan avlarken, boş kalan evleri, sokaklarda yanan arabaları, susmak bilmeyen araba alarmlarını dinlemek şehir çatışmaları hakkında daha gerçekçi düşünme şansı veriyor. Hiç çölde yaşamadım, 2. Dünya Savaşı’ndan kalanları da müzelerde gördüm sadece. Fakat Virginia sokaklarında villaların içinde çatışıp bahçelerdeki kan gölüne dönen yüzme havuzlarını gördükçe savaşı kendine daha yakın hissediyor insan. Elinde M4 ile Burger King’i savunmaya çalışmak savaşta da barışta da pek farklı olmayan çöl cephelerinde savaşmaktan kesinlikle daha zevkli.</p>
<p>Dikkat çeken noktalardan bazıları:</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3067" title="Call of Duty Modern Warfare 2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/cod21.jpg" alt="Call of Duty Modern Warfare 2" width="421" height="236" />No One Lives Forever’daki kar motosikleti sahnesinin daha eğlencelisi var. 6–7 kar motosikleti tarafından kovalanırken ağaçların arasında deli gibi motor sürmek eğlenceli.</p>
<p>Kanyondan aşağı Zodiac botla gazlamak da eğlenceli olmuş.</p>
<p>No Russian bölümü çok tepki alacaktır. Oynarken şaşkınlıktan uzun süre ateş edemedim, böylesi vahşi bir katliam birçok sivil toplum kuruluşunun tepkisini çeker.</p>
<p>Makarov’un evinin üst katındaki küvette şişme kadın var, askerlik zor iş mirim.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3071" title="Call of Duty Modern Warfare 2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/cod25.jpg" alt="Call of Duty Modern Warfare 2" width="421" height="237" />Her şeyi iyi güzel, iki büyük eksisi var oyunun.</p>
<p>Sağa sola eğilme özelliği kaldırılmış, duvarın kenarından bakıp ateş edemiyor, kazık gibi çıkmak zorunda kalıyorsunuz.</p>
<p>Müzikleri kısılmıyor. Tamam, müzikler çok kaliteli ve ses açıkken oynayan birini seyretmek aksiyon filmi izlemek gibi geliyor ama ben müziğin kısık, sesin açık olmasını severim. Eskiden müzik kısılırdı, artık kısılamıyor.</p>
<p>Başka bir eksisine denk gelmedim.</p>
<p>Multiplayer ortamını henüz test etmedim ama eminim ki o da mükemmeldir. Zaten CoD serisinin en büyük başarısı multiplayer haritalarıdır her zaman.</p>
<p>Sonuç itibariyle, güzel bir oyun olmuş Call of Duty Modern Warfare 2.</p>
<p>Bir de hatırlatma yapayım, laptopları toplayın. Önceki versiyonda laptopları toplamak sadece cheat açmaya yarıyordu, bu versiyonda yeni görevler açılıyor.</p>
<p>Chip sitesinde oyunun <a href="http://www.chip.com.tr/video/modern-warfare-2-film-tadinda-video_1187.html" target="_blank">güzel bir videosu var</a>.</p>
<p>Aral&#8217;ın sitesinden <a href="http://www.aralgame.com/asp/show_stock.asp?product=01.0856" target="_blank">satın alabilirsiniz.</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/call-of-duty-modern-warfare-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/callofdutymodernwarfare-300x225.jpg' length ='30061'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Puro 101</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/puro-101.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/puro-101.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 10:09:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[brezilya]]></category>
		<category><![CDATA[clint eastwood]]></category>
		<category><![CDATA[dominik cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[en kaliteli purolar]]></category>
		<category><![CDATA[en pahalı purolar]]></category>
		<category><![CDATA[endonezya]]></category>
		<category><![CDATA[giyotin]]></category>
		<category><![CDATA[güney amerika]]></category>
		<category><![CDATA[havana purosu]]></category>
		<category><![CDATA[honduras]]></category>
		<category><![CDATA[humidor]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli puro nasıl anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[kamerun]]></category>
		<category><![CDATA[küba]]></category>
		<category><![CDATA[latin amerika]]></category>
		<category><![CDATA[latin kızları]]></category>
		<category><![CDATA[ligero]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[nikaragua]]></category>
		<category><![CDATA[puro]]></category>
		<category><![CDATA[puro çakmağı]]></category>
		<category><![CDATA[puro giyotini]]></category>
		<category><![CDATA[puro içmenin kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[puro kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[puro makası]]></category>
		<category><![CDATA[puro malzemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[puro markaları]]></category>
		<category><![CDATA[puro nasıl içilir]]></category>
		<category><![CDATA[puro nasıl kesilir]]></category>
		<category><![CDATA[puro nasıl üretilir]]></category>
		<category><![CDATA[puro nasıl yakılır]]></category>
		<category><![CDATA[puronun tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[seco]]></category>
		<category><![CDATA[tony montana]]></category>
		<category><![CDATA[volado]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1873</guid>
		<description><![CDATA[Latin Amerika güzeldir. Denizi, kızları, kültürü, eğlencesi, dansları, içkileri ve elbette ki purolarıdır Latin Amerika&#8217;ya aşık olmamızın temelinde yatanlar. Ama birçok şeye olduğu gibi, onların el emeği göz nuru purolarına da yeterli saygıyı göstermediğimizi düşünüyorum. Nedir ki puro? Efendim puro dediğimiz nimet, Latin Amerika ülkelerinin dünyaya sunduğu -kızlarından sonra- en güzel ikinci armağandır. Gidilebilen en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1989" title="kotu aliskanliklar bunlar" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/muhtesemuclu.jpg" alt="kotu aliskanliklar bunlar" width="420" height="308" />Latin Amerika güzeldir. Denizi, kızları, kültürü, eğlencesi, dansları, içkileri ve elbette ki purolarıdır Latin Amerika&#8217;ya aşık olmamızın temelinde yatanlar. Ama birçok şeye olduğu gibi, onların el emeği göz nuru purolarına da yeterli saygıyı göstermediğimizi düşünüyorum.</p>
<p><strong>Nedir ki puro?</strong></p>
<p>Efendim puro dediğimiz nimet, Latin Amerika ülkelerinin dünyaya sunduğu -kızlarından sonra- en güzel ikinci armağandır.</p>
<p>Gidilebilen en eski tarihi kayıtlar, Maya&#8217;lara dayanmaktadır. 1492&#8242;de Amerika&#8217;yı keşfedip Kızılderilileri katletmeye başlayan cesur Avrupalılar, herkesin ağzında birer <strong>ciq-sigan</strong> görene kadar tütün kullanımı pek yaygın değilmiş Avrupa&#8217;da. <span id="more-1873"></span>Mayaların Ciq-Sigan olarak isimlendirdiği puroya İspanyollar <strong>cigarro</strong> demişler, eski İngilizce&#8217;de <strong>seegar</strong> olarak da kullanılmış. Aradan geçen zaman içinde İngilizce&#8217;de cigar olarak oturmuş bu kelime. Dünyada cigar, cigarro, cigare, zigarre isimleriyle anılan bu ürüne biz neden <strong>puro</strong> demişiz orasını bilmiyorum.</p>
<p>Günümüzde puro tütünleri Küba, Dominik Cumhuriyeti, Brezilya, Nikaragua, Meksika, Honduras, Kanarya Adaları gibi Orta ve Güney Amerika ülkeleriyle birlikte Afrika&#8217;nın iki güzide ülkesi Endonezya ve Kamerun&#8217;da üretilir ağırlıklı olarak.</p>
<p>Eylül sonunda yapraklanan tütünler kasım ayında toplanır, birkaç ay kurutulduktan sonra sarılacağı yere götürülür. Burada kalitesine göre ayrıştırılır, en kaliteli ve el yapımı purolar için aynı yapraklar kullanılmak üzere sarma işlemine başlanır.</p>
<p>Tüm uzmanların ve puroseverlerin ortak görüşü bellidir zaten, &#8220;dünyanın en iyi puro tütünü Küba&#8217;da yetiştirilir.&#8221; Ancak kullanıcı, damak zevkine bağlı olarak Küba purosu yerine Nikaragua purosunu da tercih edebilir, ona kalmış.</p>
<p>Purolar <strong>parejo</strong> ve <strong>figurado</strong> adında iki türe ayrılır.</p>
<p>Parejo türü purolar boyutları belli sınırlar arasında değişen ve genellikle tek kök tütün bitkisinden hazırlanır.</p>
<p>Figurado ise standart dışında purolara verilen isimdir. Standart boylara ve şekillere sadık kalmazlar, sürprizlere açık tatları vardır.</p>
<p>Puro üretimi yapmayan ülkelerde parejodan başka tür bulmak zordur. O nedenle figurado hakkında fazla detaya girmeye gerek yok. Siz parejo için; Küba&#8217;da, Dominik Cumhuriyeti&#8217;nde çeşitli dostlar edinirseniz leziz figuradolar da deneyebilirsiniz.</p>
<p>Tüm puro tiplerinin gövdesi beş bölümden oluşur.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2023" title="akay del cigaro" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/akaydelcigaro.jpg" alt="akay del cigaro" width="420" height="240" />Cap</strong> (şapka) adı verilen ve kapalı olan ağız kısmı, band ve cap arasındaki <strong>head</strong> (baş) kısmı, marka logosunun bulunduğu <strong>band</strong> kısmı, <strong>body</strong> (ana gövde) ve bazı türlerde açık, bazı türlerde kapalı olan <strong>foot</strong> (ayak).</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1992" title="puro katmanlari" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/purokatmanlari.jpg" alt="puro katmanlari" width="420" height="272" /></p>
<p>Parejo türü purolar, genellikle tek tütün bitkisinden, üç katman halinde sarılır. <strong>Volado</strong> adı verilen katman puronun yanmasını sağlarken, <strong>ligero</strong> sertliğini, <strong>seco</strong> kokusunu ve aromasını belirler. Yani sert bir puro istediğinizde ligero oranı yüksek bir puro almış olursunuz. En iyi purolar da elde sarılır ve %70 nem oranı bulunan bir ortamda, ahşap kasalar içinde muhafaza edilir.</p>
<p><strong>İlk kez puro içeceğim, çok heyecanlıyım, ne yapmam lazım?</strong></p>
<p>Öncelikle, bir adet puronun size ulaşana kadar geçtiği aşamalara, binbir zahmetle tütün yetiştirenlere, keyifle içtiğiniz puroları Güney Amerika sıcağının altında elleriyle tek tek saran işçilere saygı duymanız lazım. Puroya yeterli saygıyı göstermeden içmek, o keyif insanlarının sadece puro için çektiği eziyetleri de görmezden gelmek, hatta hakaret etmek demektir.</p>
<p>İkinci olarak, ekonomik durumunuzu kontrol etmeniz lazım. Çünkü puro bakkaldan alınıp 1 liralık çakmakla yakılan sıradan bir tütün ürünü değil. Eğer orta halli bir kişiyi kısmen zorlayabilecek rakamlardan çekiniyorsanız, hiç başlamayın derim.</p>
<p>&#8220;Para var huzur var, puro da gelsin tam olsun,&#8221; diyorsanız o zaman sıra doğru seçimi yapmaya geliyor. &#8220;Puro statü işidir, zengin adam kol gibi puro içer,&#8221; gibi saçma sapan düşüncelere kapılmayın öncelikle. Çünkü puro dediğimiz sanat eseri, içilecek mekandan tutun, yanında içilen içkiye, hatta öncesinde yenen yemeğe göre farklılıklar gösterir.</p>
<p>Öncelikle, damak tadınıza uygun puroyu bulmanız lazım. Puroya ilk kez başlayanlar, genelde damak tatlarına uygun puroyu bulana kadar bocalama evresi geçirebilirler. Bu dönemde, piyasada gezen şehir efsanelerine ve söylentilere kulak asmadan, sadece en çok keyif alacağınız puroyu seçmeye bakın. En iyi puro en büyük purodur veya en pahalı purodur diye bir kaide kesinlikle yok.</p>
<p>Puronun içim mesafesi kısaldıkça sertliği artar. Bu nedenle kısa purolar çoğunlukla uzunlardan daha sert olur.</p>
<p>Yaygın olarak bilinen açık renkli puro hafif, koyu renkli puro sert olur anlayışına da kulak vermemenizi öneririm. Çünkü gayet sert içimli ama açık renkli purolar olduğu gibi, son derece hafif ve koyu renkli purolar da bulunur piyasada.</p>
<p>Yani konu puronun rengi ve boyutlarından ziyade, ligeronun yoğunluğuyla ilgilidir. Ligero ne kadar yoğunsa, puro da o kadar sert olacaktır.</p>
<p>&#8220;En iyi puro Küba purosudur hacı,&#8221; diyen arkadaşlarınıza kulak vermeden, sizin için en uygun olanını aramaya başlayın. Çünkü puroya tamamen yabancıysanız, sert içimli Havana puroları daha ilk nefeste sizi purodan soğutacaktır. Adım adım gidin.</p>
<p>Tavsiyem, işe hafif içimli bir puroyla (en uygunu Dominik ürünleri olacaktır) başlamanız. Zamanla damak tadınıza uygun puroya siz de kavuşacaksınız. Bir süre sonra sert ve kısa içimli mi, hafif ve uzun içimli mi içeceğinize karar verebilirsiniz.</p>
<p><strong>Peki bu puroları nasıl alacağız, kalitesine neye göre karar vereceğiz?</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2007" title="puro cesitleri" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/purocesitleri.jpg" alt="puro cesitleri" width="420" height="315" />Genel olarak puro türlerine bakalım o zaman öncelikle. Burada sadece boyutları yazıyorum, tadına kadar verecek olan sizsiniz. Misal demi-tasse purolar arasında sert içimli puro da bulunur, hafif içimli purolar da&#8230; Tercih tamamen size kalmıştır.</p>
<p><em>Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için ölçü birimlerimizi sabitlemiştik zamanında ama bizi pek dinleyen olmamış Güney Amerika&#8217;da. Adamlar hala inch falan diyorlar. Aşağıda yazacağım puro boyutlarını kafada canlandırabilmek için <strong>(1 inch = 2.54 cm)</strong> olduğunu not edin bir köşeye. Ayrıca purolarda <strong>ring gauge</strong> bilgisi, puro çapının inch üzerinden hesaplanmasıyla ortaya çıkar. Yaygın olarak 28 ve 55 ring gauge arasındadır purolar. Altta tablosunu da görebilirsiniz. (Tabloyu orijinal boyutta görebilmek için resmin üzerine tıklayın.)</em></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/ringgauge.jpg" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-1997" title="ringgauge" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/ringgauge-300x165.jpg" alt="ringgauge" width="420" height="231" /></a>Ring gauge ölçülerini öğrendikten sonra genel olarak puro türlerine geçelim.</p>
<p><strong>1. Cigarillo</strong></p>
<p>Hemen hemen sigara kadar boyuyla en küçük puro türüdür. Çapı azami 29 ring gauge olur.</p>
<p><strong>2. Demi-tasse (Parejo)</strong></p>
<p>En bilinen Küba tarzıdır. Boyutları genellikle 30-34 RG ve 5 inch civarında olur. En yaygınları 30&#215;5 olanlarıdır.</p>
<p><strong>3. Perfecto (Figurado)</strong></p>
<p>Objektif olmaya çalışıyorum ama yapamayacağım, en kral puro türüdür. Çeşitli boylarda bulunabilir, en önemli özelliği iki ucunun da kapalı olmasıdır.</p>
<p><strong>4. Slim Panatela (Parejo)</strong></p>
<p>Demi-tasse ile aynı (30-34 arası) ring gauge boyutlarına sahiptir ancak boyu 5 inch&#8217;den biraz daha uzun olabilir.</p>
<p><strong>5. Short Panatela (Parejo)</strong></p>
<p>Azami 5.5 inch uzunluğunda ve ortalama 35-39 ring gauge çapında olup, panatela türünün kısa boylusudur.</p>
<p><strong>6. Panatela (Parejo)</strong></p>
<p>Boyutları 5.5-6.8 inch ve 35-39 ring gauge arasındadır. En yaygın standardı 6.5 inch x 38 rg arasında bulunur.</p>
<p><strong>7. Long Panatela (Parejo)</strong></p>
<p>En uzun boylu panatela türüdür. Boyu en az 7 inch olsa da 9 inch&#8217;lik long panatelalar bulabilirsiniz. Çapı 35-39 ring gauge arasında değişir.</p>
<p><strong>8. Petit Corona (Parejo)</strong></p>
<p>Boyu azami 5.125 inch uzunluğunda olur ve çapı da 40-44 ring gauge arasında değişir.</p>
<p><strong>9. Corona (Parejo)</strong></p>
<p>Boyu 5.25-6.50 inch arasında değişir, çapı petit corona gibi 40-44 arasında olur. En yaygın olarak 42&#215;6 boylarında bulunur.</p>
<p><strong>10. Lonsdale (Parejo)</strong></p>
<p>Çapı corona ile aynı olsa da, boyu 6.375-7.25 inch arasında değişir.</p>
<p><strong>11. Giant Corona (Parejo)</strong></p>
<p>Çapı corona ile aynıdır. Ancak boyu 8.5 inch&#8217;e kadar çıkabilir.</p>
<p><strong>12. Corona Extra (Parejo)</strong></p>
<p>Uzunluğu sabit 5.5 inch olur, çapı 45-47 ring gauge arasında değişir.</p>
<p><strong>13. Gran Corona (Parejo)</strong></p>
<p>Uzunluğu 5.625 &#8211; 6.625 arasında, çapı 45-47 ring gauge arasında değişir.</p>
<p><strong>14. Churchill (Parejo)</strong></p>
<p>İlk kez Habanos S.A tarafından, <a href="http://www.habanos.com/" target="_blank">Romeo y Julieta</a> markası altında Winston Churchill anısına üretildiğinden Churchill olarak isimlendirilen bu türün boyutları 6.75-7.875 inch ve 47-50 ring gauge arasında değişir.</p>
<p><strong>15. Robusto (Parejo)</strong></p>
<p>Kısa boyu ve geniş çapıyla rahat bir içimi olan, dünyadaki en yaygın puro türüdür. Boyutları 4.5-5 inch ve 50-55 ring gauge arasında değişir. En yaygın olarak 50&#215;5 boylarında bulunur.</p>
<p><strong>16. Toro (Parejo)</strong></p>
<p>Uzunluğu 5.625-6.625 inch arasında, çapı 48-55 ring gauge arasında değişir.</p>
<p><strong>17. Double Corona (Parejo)</strong></p>
<p>Birçok kullanıcı için en leziz parejodur. Beş farklı tütünün karıştırılmasıyla elde edilir, uzunluğu 8 inch, çapıysa 55 ring gauge olarak bulunur.</p>
<p><strong>18. Gigante (Parejo)</strong></p>
<p>En kallavi parejo türüdür. Uzunluğu en az 8 inch olsa da çapı standartların dışına çıkabilir, çok çeşitli ring gaugelar arasında oynar.</p>
<p><strong>19. Pyramid (Figurado)</strong></p>
<p>Piramit şeklinden dolayı bu ismi almıştır. Ağız kısmı kapalı ve ince, ayak kısmı daha geniş olur.</p>
<p><strong>20. Torpedo (Figurado)</strong></p>
<p>Tarz olarak pyramid gibi olsa da, ondan daha büyüktür.</p>
<p><strong>21. Belicoso (Figurado)</strong></p>
<p>Tarz olarak pyramid gibidir, ancak hem boyutları torpedo ve pyramidden daha büyük, hem de ayak kısmı daha şekilsizdir.</p>
<p><strong>22. Diademas (Figurado)</strong></p>
<p>En kallavi, en şekilsiz puro türüdür. En kısaları 8 inch uzunluğunda olup, kimi zaman iki ucu da kapalı, kimi zaman sadece bir ucu kapalı olabilir.</p>
<p><strong>23. Perfecto (Figurado)</strong></p>
<p>Boyutları diademas gibi olan ancak iki ucu da mutlaka kapalı olan figuradodur. Kraldır. Türkiye&#8217;de bulmak zor olsa da kafaya koyan Türkiye&#8217;de de içer bunu.</p>
<p>Puro türleri genellikle bu şekilde. Başta da belirttiğim gibi, Türkiye&#8217;de bulacaklarınız genellikle belli markaların parejoları olacaktır. Ancak Küba&#8217;da, Dominik Cumhuriyeti&#8217;nde tanıdıklarınız varsa figurado da edinebilirsiniz. Hatta Dominik Cumhuriyeti&#8217;nin dans meraklısı esmer güzeli Karayip kızları, siz Karayip Denizi&#8217;nin bembeyaz kumlarında güneşlenirken kendi elleriyle figurado sarabilirler, <strong>işte puro zevkinin ulaşabileceği en orgazmik sınır da bu olacaktır.</strong></p>
<p>Türleri öğrendik, o zaman alışverişe başlayabiliriz.</p>
<p>Çok fazla olmasa da kaliteli puro alınabilecek yerler var İstanbul&#8217;da, yani Küba&#8217;ya gitmenize gerek yok.</p>
<p>Gittiniz, bir bakıyorsunuz ki puroların tanesi 3 Euro&#8217;dan başlıyor, 100 Euro&#8217;ya kadar çıkıyor. Kafa karıştı tabi. Ama siz, nasıl bir puro sevdiğinizi bildiğiniz için sıkıntı çekmiyor ve fiyatlara kanmıyorsunuz. Sadece satış koşullarına dikkat ederek size en uygun puroyu alıyorsunuz.</p>
<p>Puroyu almadan önce mutlaka koklayın. Çünkü ham tütünden yapılan kalitesiz bir puro, hafif bir amonyak kokusu verecektir kutusuna.</p>
<p>Eğer Küba&#8217;ya gidip puro alma şansınız varsa, mutlaka ahşap sandıkla alın. İstanbul&#8217;da da sandık puro satan yerler mevcut. Karton kutu yerine ahşap sandığı tercih edin. Eğer karton kutudan almak zorunda kaldıysanız, puroların jelatinli olmasına dikkat edin.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2011" title="puro guzeldir" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/puro2.jpg" alt="puro guzeldir" width="420" height="280" />Evet, aradan bir süre geçti ve damak tadınıza hangi puronun uygun olduğuna karar vererek keyifle puro tüttürecek kıvama geldiniz. İstediğiniz aromayı, boyu artık kesinlikle biliyorsunuz. O zaman artık bu işe uygun malzemeleri almamız lazım.</p>
<p>Neyse ki fazla takıntılı veya koleksiyon meraklısı değilseniz bu malzemeleri sürekli yenilemek zorunda kalmıyorsunuz.</p>
<p><strong>Alışveriş listesi:</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2001" title="humidor" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/humidor.jpg" alt="humidor" width="420" height="396" />1. Humidor</strong></p>
<p>Puroları bozulmadan saklayabileceğimiz, ahşaptan yapılan, içinde nemlendiricisi bulunan özel saklama kabıdır bu. Humidor için en uygun malzeme de <strong>İspanyol Sediri</strong>&#8216;dir. Dış kaplamanın hangi ağaçtan olduğu önemli değil, altın kapaklı, gümüş yaldızlı, deri kaplı humidorlar mevcut. Ancak iç kısım İspanyol Sediri&#8217;nden üretilmelidir.</p>
<p>Humidor dediğimiz malzemenin içinde bir <strong>nem regülatörü</strong> ve <strong>nem ölçer</strong> bulunur. Regülatörde sürekli su bulunması ve arada bir tazelenmesi gerekir. Nem ölçerin derecesi <strong>oda sıcaklığında %70</strong> gösterdiği sürece purolarınızın sağlığından emin olabilirsiniz.</p>
<p>Humidorda kullanacağınız suyu musluktan basarsanız bir süre sonra sevgili humidorunuzun tadını kaçırabilirsiniz. Bunun için ya saf su, ya da yine puro satan yerlerde bulabileceğiniz <strong>humidor sıvısı</strong> (saf su + <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Propylene_glycol" target="_blank">propylene glycol</a>) kullanmanız en sağlıklısı olacaktır. Dikkat edilmesi gereken nokta, regülatöre su koyduğunuzda dış tarafını ıslatmamaktır. <strong>Humidorun içine asla su damlatmamanız gerekir.</strong></p>
<p>En kolay yöntem temiz bir süngeri humidor sıvısıyla ıslatarak regülatöre basmaktır, dışarı taşırmadan temiz bir iş yapmış olursunuz.</p>
<p>İspanyol Sediri&#8217;nden yapılan, masaya koyduğunuzda ben burdayım diyen kaliteli bir humidorun fiyatı ortalama 700 Euro civarında olacaktır. Telaşlanmak yok, birkaç yüz dolara kiraz ağacından yapılma, iş gören bir humidor da satın alabilirsiniz. <a href="http://www.eliebleu.com/" target="_blank">Elie Bleu</a>&#8216;dan 5.000 dolara satın almak da, oturup evde tahtaları çakarak imal etmek de sizin elinizde olan seçimler.</p>
<p>Purodan maksimum derecede haz almak istiyorsanız humidorlarınızın bakımına çok dikkat etmeniz ve <strong>farklı tütünlerden yapılmış puroları aynı humidora koymamanız gerekir.</strong> Viskiyle başka, romla başka, kahveyle daha başka puro içmeyi sevenlerdenseniz, sevdiğiniz puro çeşidi kadar humidor kullanırsınız, bir süre sonra manyaklaşarak koleksiyonerliğe doğru ilerleyebilirsiniz.</p>
<p>Ancak sakın, asla, kesinlikle humidorunuzu yanınızda gezdirmeyin. Yani bir restaurantta keyifli bir yemeğin üzerine puro içmeyi planlıyorsanız tutup da masanın üzerine humidor koyacak kadar görgüsüzleşmeyin. Puro kılıfı kullanın bunun için.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2002" title="tekli deri puro kilifi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/purokilifi.jpg" alt="tekli deri puro kilifi" width="420" height="350" />2. Puro Kılıfı (Puro tüpü)<br />
</strong></p>
<p>Seyahatlerinizde kullanabileceğiniz küçük ebatlarda humidorlar bulunduğu gibi, sadece akşam çıktığınızda puro içecekseniz 1 veya 3 puroluk <strong>deri kılıflardan</strong> veya <strong>çelik tüplerden</strong> satın alabilirsiniz. Kılıfınız çantanızda durur, masada kalabalık yapmaz. Ortalama 100 TL&#8217;ye gayet şık nemlendiricili tüpler bulabilirsiniz.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2003" title="puro makasi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/puromakasi.jpg" alt="puro makasi" width="420" height="315" />3. Puro Makası</strong></p>
<p>Puro makası benim pek kullanmadığım bir ürün olsa da birçok puro sever bunu tercih eder. Puro makasını boyutlarından ve şeklinden dolayı tercih etmem. Seyahate de pek uygun bir ürün sayılmaz. Ancak giyotin yerine makas kullanmak istiyorsanız 60-70 TL civarında fiyatlarla gayet şık makaslar bulabilirsiniz. Makasla sadece en yaygın kesme türünü gerçekleştirebilirsiniz.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2004" title="puro giyotini" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/purogiyotini.jpg" alt="puro giyotini" width="420" height="222" />4. Giyotin</strong></p>
<p>Piyasada farklı malzemelerden, farklı şekillerde envai çeşit puro giyotini bulabilirsiniz. Tutup da 300 dolara altın kaplama giyotin almaya heveslenmiyorsanız, ortalama 70 liraya gayet şık bir giyotin sahibi olabilirsiniz. En kolay bulacağınız giyotinler, makas gibi sadece tek kesim türüne yarar. İngilizce&#8217;de <strong>traditional cut</strong> olarak isimlendirilen bu kesikte puronun ağzında tam silindir piramidin biteceği noktada <strong>geniş bir kesik açılır</strong> ve dumanın tamamının içicinin ağzına dolması sağlanır.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2014" title="punch cutter" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/punch.jpg" alt="punch cutter" width="420" height="315" />5. Punch Cutter (Cigar Punch)<br />
</strong></p>
<p>Punch cutter kullanılarak yapılan işlem <strong>bullet</strong> veya<strong> punch</strong> olarak isimlendirilir. Çünkü mermi gibi, sadece <strong>küçük bir delik açacaktır.</strong> Hava girişini kısıtladığı için daha az duman çekmeye neden olur. Fiyatlar giyotin ve makasla aynı, hatta daha ucuza da bulabilirsiniz.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2015" title="v_cut" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/v_cut.jpg" alt="v_cut" width="420" height="315" />6. V Cutter</strong></p>
<p>V Cutter tipi giyotinler, puro ağzında <strong>elips şeklinde bir delik açarak</strong> daha rahat bir içim sağlar. Bu sayede punch cut kadar az olmasa da geleneksel giyotin kadar fazla duman vermez. Ancak V Cutter bulmak pek kolay değil, Türkiye&#8217;de satanı hiç görmedim, ABD&#8217;de de fazla kullanılan bir ürün olmadığından orta kalitedekilerin bile fiyatı diğer giyotinlerden yüksek.</p>
<p>Bu üç giyotinin seçimi tamamen kullanıcının tercihine bağlıdır. Yoğunluk ve içim süresini fazlasıyla etkilediği için ben bir yorum yapmak istemiyorum.</p>
<p><strong>İki tarafı da kapalı purolardan içiyorsanız, sadece ağzınıza gelen ucu kesin, yakacağınız ucu değil.</strong></p>
<p>Purolarınızı sürekli humidorda sakladığınızı kabul ettiğim için <strong>kurumuş puroyu giyotinle kesmeye kalkışmayacağınızı düşünüyorum.</strong> Olur da kesmeye kalkarsanız patlatırsınız puroyu, ortalığı batırmanın alemi yok.</p>
<p><strong>Puro giyotini oyuncak değildir</strong>, çocuklardan ve -varsa- gerzek şakacı arkadaşlarınızdan uzak tutun, giyotinle oynarken kopan parmakların sayısı belli değil çünkü. Masadaki giyotininizi eline alıp bir yandan sizinle konuşurken bir yandan kibrit doğrayan tanıdıklarınız varsa onların parmaklarını doğramanızda bir sakınca yok.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2005" title="zippo blu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/zippoblu.jpg" alt="zippo blu" width="420" height="325" />7. Çakmak</strong></p>
<p>Puronuzu kesinlikle Zippo ve türevi benzinli çakmaklarla yakmayın. <strong>Çakmaktaki benzin kokusu puroya geçecek ve aromasına zarar verecektir.</strong> En uygunu puro için üretilen uzun kibritlerden veya bütangazlı çakmaklardan kullanmaktır.</p>
<p><a href="http://www.zippo.com/Products/Zippo_Blu_Lighters.aspx" target="_blank">Zippo bir süredir bütangazlı çakmak da üretiyor</a>, benim gibi Zippo&#8217;dan vazgeçemeyenlerdenseniz bütangazlı Zippo almanızı tavsiye ederim.</p>
<p>Puro yakarken dikkat edilecek en önemli husus, alevin puroya temas etmemesidir. Eğer puronuzu alevin içine sokarsanız tadını bozar, hiçbir şey anlamazsınız. Ateşi purodan biraz daha aşağıda tutarak <strong>ısıyla yanmasını sağlamalısınız.</strong> Puronun sertliğine göre yanma süresi değişecektir. Ateşin üzerinde çevirerek yanana kadar ısıtmanız gerekir.</p>
<p>Zippo&#8217;nun alevine Backwoods&#8217;u daldırıp çevresine kasıntı bakışlar atan denyolardan olmayın. Gereken saygıyı göstermeyecekseniz puroya hiç bulaşmayın, en azından maskara olmazsınız.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2006" title="puro kulluk" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/purokulluk.jpg" alt="puro kulluk" width="420" height="257" />8. Küllük</strong></p>
<p>Önemli bu. Minicik küllüğe puro külü dökmek ızdıraptır. Alçak ve yayvan bir küllük edinmenizi tavsiye ederim. Rahat edersiniz.</p>
<p>Puroyu koymak için uzun bir yuvası olan puro küllükleri de var piyasada, ancak geniş bir kristal küllük daha şık durur.</p>
<p>Evet, zevkimize uygun puroyu seçtik, humidorumuzu, kılıfımızı, giyotinimizi, çakmağımızı da aldık, malzemeler tamam. P<strong>eki nasıl içeceğiz?</strong></p>
<p>Efendim başta da söylediğimiz gibi puro, alelade bir tütün ürünü değil. Sigara gibi püfür püfür çekilip bitince yere atılarak ayakla ezilecek, küllüğe basıp söndürülecek bir malzeme değil yani.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2008" title="puro" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/puro1.jpg" alt="puro" width="420" height="553" />Her şeyden önce, lokomotif gibi duman çıkaran bir ürün olduğu için, <strong>yakmadan önce mutlaka bulunduğunuz mekanın sahibinden izin isteyin.</strong> Gerçi puro sigara gibi değildir, içtiğiniz ortamdaki <strong>koku en geç iki saat içinde kaybolmazsa</strong> ya dandik bir puro içiyorsunuz, ya da humidorunuza üzüm sandığı muamelesi gösteriyorsunuz demektir, seçiminizi ve humidorunuzu gözden geçirin.</p>
<p>Asla, ama asla<strong> puronun ucunu ısırarak koparmayın.</strong> Clint Eastwood o hareketi vahşi batının çöllerinde, at sırtında yaptığı için güzel görünüyordu, toplum içinde puro ısırmak büyük denyoluktur.</p>
<p><strong>İçerken dişlerinizin arasına sıkıştırmayın</strong>, ağzınızda puroyla mal mal sırıtmayın. Karizmatik olduğunuzu düşünseniz de apaçilikte bir adım daha ilerlemiş olursunuz.</p>
<p>Karizma demişken, puroyu karizmatik görünmek gibi saçma sapan bir amaçla içmeyin. Haz veriyorsa için, <strong>gösteriş malzemesi yapmaya kalkışmayın.</strong></p>
<p><strong>Başkasının purosunu yakmaya yeltenmek kabalıktır</strong>, kimsenin purosunu yakmayın, puronuzu da kimseye yaktırmayın.</p>
<p><strong>Dışarıda yürürken puro içmeyin</strong>. Yolda yürürken, otobüs beklerken Backwoods içen tuhaf tipler var, onlardan olmayın.</p>
<p><strong>Yemek masasında puro içmeyin.</strong> Yemekten hemen sonra puro içmek yeterli zevk almanızı engeller. Mutlaka puro içmek isterseniz cigarillo için. Yemek sonrası puro yakmak için bir süre bekleyin, yemek masasından uzakta, rahat bir koltukta kahvenizle, romunuzla veya neyle içiyorsanız onunla için.</p>
<p>Yemek masasına humidor koymayın demeye gerek yok, daha önce de belirttik. Sadece şık bir akşam yemeği için dışarı çıkan bir adamın humidor taşıması ayrıca saçmalıktır.</p>
<p><strong>Puroyu sürekli ağzınızda tutmayın.</strong> Hem çok çirkin bir görüntü oluşur, hem de ıslanacağı için dumanı çekemezsiniz.</p>
<p>Purodan sürekli nefes çekmeyin ve <strong>dumanı da asla içinize çekmeyin.</strong> Puronun hazzına varmanızı sağlayacak olan seçim, dakikada 1-2 nefes çekmek ve <strong>dumanı keyfine varana kadar ağzınızda gezdirdikten sonra bırakmaktır.</strong></p>
<p><strong>Puro dumanıyla oyun oynamayın, halkalar çıkarmaya çalışmayın.</strong></p>
<p><strong>Dumanı asla başkasının yüzüne üflemeyin.</strong></p>
<p><strong>Külü sürekli silkmeyin.</strong> Her nefesten sonra kül silkelemeye çalışan, küllüğün içine puroyu sürten tipler var, onlardan olmayın. Kül düşecek hale gelene kadar bekleyin ve bırakın küllüğe hafifçe silktiğinizde düşsün. Düşürmek için küllüğün içinde puroyu gezdirmeyin.</p>
<p>Herkese puro içtiğinizi göstermek için garip davranışlar sergilemeyin. <strong>Siz, sizsiniz; kendiniz olun.</strong> Filmlerde gördüğünüz mafya babalarını, özellikle Tony Montana karakterini taklit etmeye çalışmayın.</p>
<p>Puroda sigara gibi binlerce katkı maddesi yoktur, saf tütün yaprağından imal edilir. O nedenle eğer ilgi göstermezseniz söner. Puroyu küllükte unutup, söndükçe yeniden yakmayın. <strong>Bir puroyu birden fazla yakmak tadını bozacaktır.</strong></p>
<p><strong>İşiniz bittiğinde küllüğe basıp söndürmeyin.</strong> Bırakın küllüğe, kısa sürede kendi kendine sönecektir zaten. Ezerek söndürmeye çalışmak pek doğru bir davranış değildir.</p>
<p>Puronun adab-ı muaşeret kuralları ve genel bilgileri kısaca bu şekilde. Detaylarına girmeye kalkarsanız sayfalar yetmez. Elbette ki biz bu kurallara uyarak aldığımız zevki maksimize etmeye çalışıyoruz ancak &#8220;benim işim olmaz hacı,&#8221; diyenler her zaman var olacaktır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2010" title="macanudo premier collection" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/macanudopremier.jpg" alt="macanudo premier collection" width="420" height="241" />Purosunu buzdolabında saklayanlar, sokakta yürürken puro içenler, Zippo ile puro yakanlar, Tony Montana tripleriyle karizmaya karizma kattığını düşünenler her zaman var olacak. Hayatında bir kez piste çıkmamış olsa da Ferrari alıp Nişantaşı sokaklarında ziyan edenlere benzetiyorum onları, yaşamın tadını çıkarmaya değil, elindekinin adını kullanmaya çalışırlar bunlar.</p>
<p>Siz boşverin. Elinizdekinin tadını çıkarmaya bakın, önemli olan keyif almak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/puro-101.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/muhtesemuclu-300x220.jpg' length ='19313'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bırakıp gitmek zor olsa gerek</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birakip-gitmek-zor-olsa-gerek.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birakip-gitmek-zor-olsa-gerek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 06:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[bel air]]></category>
		<category><![CDATA[beverly hills]]></category>
		<category><![CDATA[cadillac fletwood]]></category>
		<category><![CDATA[dabryan]]></category>
		<category><![CDATA[de tamble]]></category>
		<category><![CDATA[driving miss daisy]]></category>
		<category><![CDATA[ford econoline]]></category>
		<category><![CDATA[gmc]]></category>
		<category><![CDATA[gmc high sierra]]></category>
		<category><![CDATA[gmc jimmy high sera classic]]></category>
		<category><![CDATA[gumpert]]></category>
		<category><![CDATA[harley davidson]]></category>
		<category><![CDATA[harley davidson police]]></category>
		<category><![CDATA[holmby hills]]></category>
		<category><![CDATA[koenigsegg]]></category>
		<category><![CDATA[lamborghini]]></category>
		<category><![CDATA[lincoln towncar]]></category>
		<category><![CDATA[los angeles]]></category>
		<category><![CDATA[michael jackson]]></category>
		<category><![CDATA[michael jackson arabaları]]></category>
		<category><![CDATA[michael jackson evi malikanesi]]></category>
		<category><![CDATA[michael jackson serveti]]></category>
		<category><![CDATA[otomotiv]]></category>
		<category><![CDATA[rolls royce]]></category>
		<category><![CDATA[rolls royce silver seraph]]></category>
		<category><![CDATA[rolls royce silver spur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1767</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta boyut değiştirerek bizi bulutların üstünden gülümseyerek izlemeye karar veren Michael Jackson, hepimizin bildiği gibi devasa bir servete sahipti. Holmby Hills &#8211; Los Angeles&#8217;daki malikanesine hiç girmiyorum ama, malikanede sağlam garaj varmış. Holmby Hills, Beverly Hills, Bel Air sokakları boydan boya egzotik araba kaynıyor ama Michael Jackson&#8217;ın otomobillerle bu kadar ilgili olduğunu bilmiyordum açıkçası. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1795" title="michael jackson" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/michaeljackson1.jpg" alt="michael jackson" width="420" height="420" />Geçen hafta boyut değiştirerek bizi bulutların üstünden gülümseyerek izlemeye karar veren Michael Jackson, hepimizin bildiği gibi devasa bir servete sahipti. Holmby Hills &#8211; Los Angeles&#8217;daki malikanesine hiç girmiyorum ama, malikanede sağlam garaj varmış.</p>
<p>Holmby Hills, Beverly Hills, Bel Air sokakları boydan boya egzotik araba kaynıyor ama Michael Jackson&#8217;ın otomobillerle bu kadar ilgili olduğunu bilmiyordum açıkçası. Gerçi koleksiyondaki arabalara bakınca çoğunluğunun ihtiyaç ve gösteriş amaçlı alınan, otomobilden anlayan adam seçimi olmadığını görüyoruz.<span id="more-1767"></span></p>
<p><a href="http://www.autotrader.co.uk/" target="_blank">Auto Trader&#8217;ın</a> yazdığına göre, çok sayıda klasik otomobil ve motosiklet varmış koleksiyonda. Yalnız gelir konusunda 2000&#8242;lerden sonra sıkıntıya girmeye başlayan Jacko, yeni araçlar eklememiş. O nedenle teknoloji biraz değil, çok çok geri kalmış.</p>
<p>Bu kadar geniş bir koleksiyonda en azından bir egzotik spor otomobil beklerdim. Ama ne bir Lamborghini, ne Koneigsegg ne de Gumpert var. Olayı müzik tabi adamın, arabaların tamamı turne amaçlı.</p>
<p><strong>De Tamble Model B (Replika)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1772" title="detamble model b" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/detamblemodelb.jpg" alt="detamble model b" width="420" height="291" />Burada ayıp ettin Maykıl! Orijinali 1909&#8242;da üretilen De Tamble Model B&#8217;nin birebir kopyası bu. Replika derken maket değil, eski tip kollu marşla çalışan bir motoru var. Logo olarak MJ harfleri basmışlar. Zevkli bir seçim ama bunca servetle orijinal bir Model B bulamamak ilginç.</p>
<p><strong>Cadillac Fleetwood (1954)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1773" title="cadillac fletwood" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/cadillacfletwood.jpg" alt="cadillac fletwood" width="420" height="166" />Harika seçim! Cadillac Fleetwood, John F. Kennedy&#8217;nin de seçimiymiş zamanında. <a href="http://www.imdb.com/title/tt0097239/" target="_blank">Driving Miss Daisy</a> diye bir film vardı, hatırladınız mı? Morgan Freeman&#8217;ın huysuz bakire Bayan Daisy&#8217;e katlanmak zorunda olduğu film hani&#8230; İşte o filmdeki Fletwood, doğruca Jacko&#8217;nun garajına girmiş. Diğerlerinden farkı var yani. Güzel!</p>
<p><strong>Lincoln Towncar Limousine (1988)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1776" title="lincoln town car limuzin" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/lincolntowncarlimuzine.jpg" alt="lincoln town car limuzin" width="420" height="255" /><img class="alignleft size-full wp-image-1777" title="lincoln town car limuzin ic" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/lincolntowncarlimuzine2.jpg" alt="lincoln town car limuzin ic" width="420" height="281" />80&#8242;lerin modası beyaz Lincoln limuzinlerden biri bu da. Araç içi tasarım ve döşemeler, limuzin uzmanı <a href="http://www.dabryancoach.com/" target="_blank">DaBryan</a> tarafından hazırlanmış. 1988 model bir arabada Sony monitörler (LCD değil tabi ki) falan olması aracı o zamanlar çok sıradışı kılmış olmalı.</p>
<p><strong>Rolls Royce Silver Spur (1990)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1779" title="rolls royce silver spur" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/rollsroycesilverspur1.jpg" alt="rolls royce silver spur" width="420" height="235" /><img class="alignleft size-full wp-image-1780" title="rolls royce silver spur" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/rollsroycesilverspur2.jpg" alt="rolls royce silver spur" width="420" height="258" />Michael Jackson, DaBryan eseri limuzinden çabuk sıkılmış olsa gerek ki, gitmiş Rolls Royce&#8217;dan bu el yapımı limuzini almış. 7 lt&#8217;lik v8 motorla yürüyen araç, Rolls Royce&#8217;un ABS kullanan ilk modeli.</p>
<p><strong>Rolls Royce Silver Seraph (1999)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1782" title="rolls royce silver seraph" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/rollsroycesilverseraph1.jpg" alt="rolls royce silver seraph" width="420" height="244" /><img class="alignleft size-full wp-image-1783" title="rolls royce silver seraph ic" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/rollsroycesilverseraph2.jpg" alt="rolls royce silver seraph ic" width="420" height="281" />Rolls Royce el yapımı otomobiller üretir. Bu modelin iç dizaynıysa, Michael Jackson için özel olarak hazırlanmış. Ayrıca Michael Jackson tarafından tasarlanan 24 ayar altın kaplama iç mekan süslemeleri var. Koleksiyondaki en pahalı model bu olsa gerek.</p>
<p><strong>Ford Econoline E 150 (1993)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1781" title="ford econoline" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/fordeconoline.jpg" alt="ford econoline" width="420" height="281" />Bak bu güzel işte. Yüksek tavan, geniş iç mekan&#8230; Büyük arabaya bineceksen böylesine bineceksin. 5.8 lt V8 motor gayet yeterli, Maykıl Abi içine Play Station falan da koydurmuş. Bunu beğendim.</p>
<p><strong>GMC Jimmy High Sera Classic (1988)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1784" title="gmc jimmy high sierra classic" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/gmcjimmy.jpg" alt="gmc jimmy high sierra classic" width="420" height="281" />1988&#8242;de GMC tarafından sınırlı sayıda üretilen Jimmy&#8217;lerden biri de bu garajda yatıyor. Garajda diğerlerinin yanına çekince pek havalı görünmüyordur belki ama birkaç yıl sonra nadide koleksiyon parçalarından olacak bu seri. Tabi bu garajdaki Michael Jackson&#8217;ın olduğu için serinin en pahalı koleksiyon parçası olarak çıkacak artırmalara. Güzel.</p>
<p><strong>GMC High Sierra İtfaiye Aracı (1986)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1788" title="gmc high sierra itfaiye" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/gmchighsierraitfaiye.jpg" alt="gmc high sierra itfaiye" width="420" height="334" />Eğer Holmby Hills&#8217;de devasa bir malikaneniz varsa, her şeyi devletten beklememeniz gerekir. Bir koleksiyon eseri gibi duran GMC High Sierra işte burada devreye giriyor ve 1986&#8242;dan beri çalışan motoruyla yangınlara karşı güvenliği sağlamak üzere nöbet tutuyor.</p>
<p><strong>Harley Davidson Police (2001)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1789" title="harley davidson police" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/harleydavidson.jpg" alt="harley davidson police" width="420" height="281" />Bunu da sevdim. 2001 model Harley Davidson, tam donanımlı polis motosikleti olarak yeniden düzenlenmiş. Bunu da Neverland&#8217;in güvenlik görevlileri kullanıyorlardı herhalde.</p>
<p><strong>Neoplan Touring Coach (1<img class="alignleft size-full wp-image-1790" title="neoplan touring coach" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/neoplan.jpg" alt="neoplan touring coach" width="420" height="345" />997)</strong></p>
<p>İşte budur turne arabası. Limuzinler falan yanında halt etmiş. Banyosu, mutfağı, yemek odası ve takımlarıyla yürüyen bir kamp aracı. Böyle bir otobüs almak için Michael Jackson kadar ünlü olmaya gerek yok ama sağlam sermaye gerektiği kesin. Her eve lazım. Gerçi buna sahip olunca eve ne gerek var&#8230;</p>
<p><strong>Cenaze Filosu (Cadillac &amp; Range Rover &amp; Rolls Royce)</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1787" title="cenaze filosu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/cenazefilosu.jpg" alt="cenaze filosu" width="420" height="188" />Cenaze için özel olarak hazırlanan filo, sadece Cadillac Escalade, Rolls Royce Phantom ve Range Rover Vogue&#8217;lardan meydana getirilmişti.</p>
<p><strong>Lincoln Town Car Funeral</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1786" title="lincoln town car funeral" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/lincolntowncar.jpg" alt="lincoln town car funeral" width="420" height="187" />Son arabası bir Lincoln olmuş. Holmby Hills&#8217;deki devasa malikaneden 2 metrekarelik manzarasız malikaneye olan yolculuğunu, altın tabut içinde bu Lincoln Town Car ile tamamladı.</p>
<p>İmdiii&#8230;</p>
<p>Simsiyah ve fakir bir zenci olarak başladığı hayat yolculuğunu bembeyaz ve zengin bir şarkıcı olarak altın tabutta tamamladı Michael Jackson.</p>
<p>Milyonlarca dolarlık servet, otomobiller, malikaneler arkada kaldı. Zor oldu mu acaba yıllarca çabalayıp kazanılan her şeyi arkada bırakarak karanlık bir çukura gömülmek&#8230;</p>
<p>İçim ürperiyor düşündükçe. Neşeli de olsak üzgün de, zengin de olsak fakir de, en fazla 100 yıl sürüyor bütün maceramız. Sonra her şeyi bırakıp gidiyoruz, o zaman bu kadar çaba niye?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birakip-gitmek-zor-olsa-gerek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/detamblemodelb-300x207.jpg' length ='17365'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Roket yarışları başlıyor mu?</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/roket-yarislari.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/roket-yarislari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 00:54:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[a1gp]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[air race]]></category>
		<category><![CDATA[armadillo aerospace]]></category>
		<category><![CDATA[bmw]]></category>
		<category><![CDATA[btcc]]></category>
		<category><![CDATA[cosworth]]></category>
		<category><![CDATA[dkny]]></category>
		<category><![CDATA[faa]]></category>
		<category><![CDATA[ferrari]]></category>
		<category><![CDATA[ferrari uçan otomobil]]></category>
		<category><![CDATA[ferrari x-race]]></category>
		<category><![CDATA[fia]]></category>
		<category><![CDATA[flavio briatore]]></category>
		<category><![CDATA[force india]]></category>
		<category><![CDATA[formula 1]]></category>
		<category><![CDATA[formula 1 bütçe sınırlaması]]></category>
		<category><![CDATA[formula ford]]></category>
		<category><![CDATA[formula renault]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[granger whitelaw]]></category>
		<category><![CDATA[hem karada hem havada giden arabalar]]></category>
		<category><![CDATA[honda]]></category>
		<category><![CDATA[honda jet]]></category>
		<category><![CDATA[le mans]]></category>
		<category><![CDATA[luca di montezemolo]]></category>
		<category><![CDATA[lynx]]></category>
		<category><![CDATA[mario theissen]]></category>
		<category><![CDATA[mclaren]]></category>
		<category><![CDATA[motor sporları]]></category>
		<category><![CDATA[nascar]]></category>
		<category><![CDATA[otomotiv]]></category>
		<category><![CDATA[peter diamandis]]></category>
		<category><![CDATA[red bull racing]]></category>
		<category><![CDATA[renault]]></category>
		<category><![CDATA[rocket racing league]]></category>
		<category><![CDATA[roket yarışları]]></category>
		<category><![CDATA[toro rosso]]></category>
		<category><![CDATA[uçabilen otomobil]]></category>
		<category><![CDATA[uçak yarışları]]></category>
		<category><![CDATA[uçan araba]]></category>
		<category><![CDATA[velocity aircraft]]></category>
		<category><![CDATA[williams]]></category>
		<category><![CDATA[williams f1 team]]></category>
		<category><![CDATA[wtcc]]></category>
		<category><![CDATA[x price]]></category>
		<category><![CDATA[xcor aerospace]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1439</guid>
		<description><![CDATA[ABD&#8217;nin aksiyon meraklısı uçak firması Velocity Aircraft, geçen yıl yaptığı açıklamalarla hepimizi heyecanlandırmıştı. Gelen haberlere göre, heyecan fırtınası organizasyoncu Granger Whitelaw ve X Prize Vakfı&#8217;nın kurucusu Peter Diamandis tarafından 2005 yılında kurulan Rocket Racing League, FAA tarafından onaylanmak üzereydi ve 2010 yılında start alacaktı. Projeye göre, 10 takımın katılacağı organizasyonda Lynx adı verilen roket uçaklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1441" style="margin-right: 10px;" title="roket yarislari" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/roket_yarislari.png" alt="roket yarislari" width="420" height="278" />ABD&#8217;nin aksiyon meraklısı uçak firması <strong>Velocity Aircraft</strong>, geçen yıl yaptığı <a href="http://www.space.com/news/080414-rocket-racing-exhibition-date.html" target="_blank">açıklamalarla</a> hepimizi heyecanlandırmıştı. Gelen haberlere göre, heyecan fırtınası organizasyoncu <strong>Granger Whitelaw</strong> ve <a href="http://www.xprize.org/" target="_blank">X Prize Vakfı&#8217;nın</a> kurucusu <strong>Peter Diamandis</strong> tarafından 2005 yılında kurulan <strong>Rocket Racing League</strong>, <a href="http://www.faa.gov/" target="_blank">FAA</a> tarafından onaylanmak üzereydi ve 2010 yılında start alacaktı.</p>
<p>Projeye göre, 10 takımın katılacağı organizasyonda <strong>Lynx</strong> adı verilen roket uçaklar 600 km/s süratle 90 dakika boyunca yarışacaktı. (Tüm üreticiler bu tip uçaklara Lynx diyorlar, nedenini bilmiyorum.) Serinin Wisconsin&#8217;de başlayacağı kesindi ancak diğer eyaletlere henüz karar verilmemişti.</p>
<p>Uçaklar kendi pistlerinde giderken, izleyiciler yarışı hem <strong>yerden</strong>, hem uçaklarda bulunan <strong>kameralardan</strong>, hem de ayrıca satılacak olan gözlükler sayesinde <strong>pilotların gözlüklerinden </strong>takip edebileceklerdi.<span id="more-1439"></span></p>
<p>Uzun süre ses çıkmadı. <a href="http://www.rocketracingleague.com" target="_blank">Rocket Racing League</a> web sitesinde fazla haber yayınlanmadı, arada bir çalışmaların devam ettiğine dair bilgiler verildi. <a href="http://www.velocityaircraft.com" target="_blank">Velocity Aircraft</a> bu esnada Florida&#8217;nın bazı şehirlerinde <strong>özel organizasyonlar ve gösteriler</strong> düzenlemeye devam etti. Ama genel olarak roket yarışları liginden veya kesin olarak katılacak herhangi bir markadan söz edilmedi. Tek bildiğimiz, uçakların Velocity Aircraft tarafından üretileceği ve organizasyonun çeşitli ABD eyaletlerinde düzenleneceğiydi.</p>
<p><strong>Google</strong> ve <strong>DKNY</strong> ilk başvuran sponsorlar olarak kabul edilmişlerdi.</p>
<p>Daha sonra ben takip etmeyi bıraktım, fazla ilgilenemedim. Fakat bu aralar <strong>Ferrari</strong> FIA&#8217;ya karşı o kadar sert çıkmaya başladı ki, en sonunda Formula 1&#8242;den ayrılmakla bile tehdit etti. <strong>Ferrari Başkanı Luca di Montezemolo</strong>&#8216;nun açıklamalarını duyduktan sonra &#8220;bi roket ligi vardı, n&#8217;oldu ona,&#8221; diyerek biraz araştırma yapmak istedim.</p>
<p><object width="425" height="344" data="http://www.youtube.com/v/798g1Z58Fss&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/798g1Z58Fss&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /></object></p>
<p>(YouTube&#8217;a girmeyi <strong>hala beceremeyenler varsa</strong>, videoyu <a href="http://www.rocketracingleague.com/" target="_blank">buraya tıklayarak</a> Roket Yarışları Ligi&#8217;nin sitesinden izleyebilirler. Ulan adamlar roket yarıştırıyor biz siteye nasıl girileceğini tarif etmeye çalışıyoruz, sonra Türkiye, AB, çağdaşlık, rerörö yaparlar!)</p>
<p>Ligin kurucusu <strong>Granger Whitelaw</strong>&#8216;ın çeşitli zamanlarda yaptığı açıklamaları okudum. Baba çeşitli yerlerde demiş ki, &#8220;neden sadece tek üreticiyle (Velocity Aircraft) ABD&#8217;de yarışalım, <strong>çeşitli üreticilerle Avrupa&#8217;ya da açılabiliriz.</strong>&#8221;</p>
<p>Ayrıca hem ligin sitesinde hem de çeşitli havacılık sitelerinde gördüm ki sadece Velocity ile kalmamışlar, söylediklerini gerçekleştirmişler. Velocity Aircraft&#8217;den sonra Texas&#8217;tan <a href="http://www.armadilloaerospace.com">Armadillo Aerospace</a> ve California&#8217;dan <a href="http://www.xcor.com/" target="_blank">XCOR Aerospace</a> de üreticiler listesine adını yazdırmış.</p>
<p>Toplam üç üreticiyle birlikte, şu ana kadar toplam altı takımın resmi lansmanı yapılmış. Yani adamlar projeyi rafa kaldırmamışlar, <strong>Rocket Racing League başlıyor!</strong></p>
<p>Sonra oturup Formula 1&#8242;ı düşündüm. <strong>Honda</strong> çekildi, <strong>BMW</strong> artık Formula 1&#8242;ın tadının kalmadığını ve <strong>yeni bir seri</strong> arayışında olduğunu vurgulamaya başladı, <strong>Renault</strong>&#8216;nun manken düşkünü patronu <strong>Flavio Briatore</strong> eskiden beri mızmızlanıyordu zaten. Yakında Toyota, McLaren ve Ferrari&#8217;den başka üretici kalmayacak Formula 1&#8242;da.</p>
<p>Son zamanlardaki <strong>FIA &amp; Ferrari çatışmaları</strong> aklıma geldi sonra. Son iki sezondur FIA&#8217;ya geçirip duran Ferrari yöneticilerine rağmen sessiz kalan <strong>Başkan Luca di Montezemolo</strong>, birkaç gün önce isyan bayrağını çekmiş ve &#8220;ya FIA kendini çeki düzen verir, ya da ayrılırız&#8221; şeklinde, Formula 1&#8242;ın sonunu getirebilecek bir <a href="http://www.autosport.com/news/report.php/id/76127" target="_blank">açıklama yapmıştı.</a></p>
<p>Formula 1&#8242;da üretici firmanın kalmaması eskiden yer alan motor üreticilerinin geri gelmesini sağlamaz, zaten dev markaların yer almadığı bir organizasyonu <strong>Cosworth gibi motor üreticileri de ayakta tutamaz</strong>. Tarihine saygı duyduğum tek garaj takımı olan <strong>Williams</strong> bile Brawn GP, Toro Rosso, Red Bull, Force India gibi garaj takımlarının arasında kaybolup gitmişken Formula 1&#8242;ın eski saygınlığıyla devam etmesinin pek kolay olmayacağını düşünüyorum.</p>
<p>FIA, takımların isyanına karşı geri adım atmadı, atacak gibi de görünmüyor. BMW tutup da <strong>Le Mans 24 Hours</strong>&#8216;a girmez, <strong>WTCC</strong> veya<strong> BTCC</strong> gibi yarışlar ne BMW&#8217;yi, ne de Ferrari&#8217;yi keser. Zaten BMW kısa süre önce WTCC&#8217;den ayrılacağının da <a href="http://www.autosport.com/news/report.php/id/75577" target="_blank">sinyallerini vermişti.</a> Bu markalar Formula 1&#8242;dan ayrılırlarsa daha büyük, en az Formula 1 kadar şatafatlı bir organizasyonda yer almaları gerekir ki <strong>dünyada henüz o boyutlarda bir organizasyon yok</strong>.</p>
<p>Peki o zaman ne yapacaklar? Luca di Montezemolo ve Mario Theissen gibi adamlar, boş konuşacak adamlar değiller. &#8220;Alternatif seri kurarız, Formula 1 akıllı olsun!&#8221; şeklinde tehdit savuruyorlarsa <strong>kafalarında kesin bir şey vardır</strong>. Acaba birkaç gündür internette dolaşıp duran Ferrari haberleriyle ilgisi var mı bu işin?</p>
<p>İki gün önce <a href="http://jalopnik.com/5285867/ferrari-x+racer-concept-a-balls+out-flying-grand-prix-car" target="_blank">Jalopnik&#8217;de bir haber gördüm</a>! Aynı haber kısa sürede yayılarak birçok siteye dağıldı.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1444" style="margin-right: 10px;" title="ferrari x-racer" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/ferrari_xracer.jpg" alt="ferrari x-racer" width="420" height="312" />Ferrari X-Racer adında bir konsept çıkarmış ve tahminen 2010&#8242;da üretime geçilecekmiş. <strong>2056 km</strong> azami sürat yapabilen 8 m. uzunluğundaki jet/otomobil (bir nevi <strong>lynx</strong>), İtalya&#8217;nın gururu olan Ferrari&#8217;nin ilk uçan otomobili olacakmış. (Hemen karşı çıkmaya kalkışmayın, roket yarışlarında düşünülen standartlarda olmadığını biz de biliyoruz.)</p>
<p><strong>Logosunda hala uçak pervanelerini taşıyan</strong> Alman BMW&#8217;yi, <strong>motor sporlarından asla ayrı duramayan</strong> ama Formula 1 ve WTCC&#8217;yi bırakarak sesini kısan Japon Honda&#8217;yı düşündüm sonra. (Honda kriz falan diyor ama <a href="http://hondajet.honda.com/default.aspx" target="_blank">jet yatırımlarına</a> devam ediyor.)</p>
<p>Küresel ekonomik kriz otomotiv sektörünü fena etkiledi. Motor sporlarına gelen sponsor yatırımları da azalınca birçok yarış takımı çekilmek zorunda kaldı. Granger Whitelaw da Avrupa&#8217;ya açılma fikrini <strong>krizin en civcivli dönemlerinde dile getirmiş</strong>.</p>
<p>İtalyan, Japon, Alman firmalarının roket yarışlarına katılması <strong>yarışların tüm dünyada yayınlanmasını</strong> sağlayacağı gibi, tüm uluslararası<strong> firmaları da sponsor olarak bu organizasyonun içine çekecektir</strong>.</p>
<p>Tamam fazla hayal gibi gelebilir ama parçaları birleştirince ortaya çıkan resim o kadar da hayal ürünüymüş gibi görünmüyor. <strong>Devler roket yarışlarına katılmayı planlıyor olabilirler.</strong></p>
<p>Ferrari&#8217;nin konsepti, Velocity veya XCOR tasarımlarına pek benzemiyor ancak Ferrari X-Racer sadece bir konsept.</p>
<p>Formula 1, <strong>İngiltere&#8217;nin tüm dünyaya pazarlamayı ve yaymayı başardığı mükemmel bir organizasyon</strong> ancak son zamanlarda ciddi bir gerileme içine girdi. Ne kadar gerilese de bir şekilde devam etmesini isterim. Ancak F3, A1 GP, Formula Renault veya Formula Ford otomobilleri gibi araçlarla yapılacaksa, -ki <strong>FIA&#8217;nın bütçe sınırlaması konusundaki inadı</strong> işi bu yöne sürüklüyor- hiçbir anlamı kalmaz.</p>
<p>Elbette dayanıklılık testi formatında düzenlenen <strong>Le Mans 24 Hours</strong>, ABD&#8217;nin rednecklerinin milli sporu olan <strong>NASCAR</strong>, sadece Alman üreticilerinin katıldığı <strong>DTM</strong>, sadece İngiltere&#8217;de fabrikası olanların katıldığı <strong>BTCC</strong> gibi seriler Formula 1&#8242;ın yerini alamaz. Belki geliştirilirse <strong>A1 GP</strong> olabilir ama o da çok zor. En kaliteli pist serisi olarak, Formula 1&#8242;ın bir şekilde yenilenip yoluna devam etmesi lazım.</p>
<p>Ne olursa olsun, sanırım roket yarışları birkaç yıl içinde <strong>popülarite açısından</strong> Formula 1&#8242;in tahtını kapacak. Çünkü Formula 1&#8242;ın sunduğu teknoloji, dayanıklılık, heyecan, adrenalin yarışlarından daha fazlasını vaad ediyor. Mutlaka Whitelaw&#8217;ın kurduğu ligde yarışmaları da şart değil, kendi farklı bir lig de kurulabilir. Birkaç yıla kadar birçok soruya yanıt bulmuş olacağımızı düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/roket-yarislari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/roket_yarislari-300x198.png' length ='98459'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Türkiye-Ermenistan İlişkileri</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/turkiye-ermenistan-iliskileri.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/turkiye-ermenistan-iliskileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 10:01:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[erivan]]></category>
		<category><![CDATA[ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[obama]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye cumhuriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1056</guid>
		<description><![CDATA[Başlık çok güzel oldu bence. Okunduğu anda ciddi bir yazı imajı veriyor. Ana haber bülteninden fırlamış gibi. Mr. Obama, Türkiye&#8217;de çok çılgın mesajlar verdi geçen hafta. &#8220;Atatürk&#8217;ün en büyük eseri laik Türkiye Cumhuriyeti&#8230;&#8221; dediği anda birçok Obama düşmanının götü sevinçten tavana vurmuştu. Ben de yanımdaki elemana &#8220;Aydın Doğan gazetelerin yarınki manşeti belli oldu&#8221; demiştim; haksız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1057" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="tr-erm" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/tr-erm2.jpg" alt="tr-erm" width="410" height="307" />Başlık çok güzel oldu bence. Okunduğu anda ciddi bir yazı imajı veriyor. Ana haber bülteninden fırlamış gibi.</p>
<p>Mr. Obama, Türkiye&#8217;de çok çılgın mesajlar verdi geçen hafta. &#8220;Atatürk&#8217;ün en büyük eseri laik Türkiye Cumhuriyeti&#8230;&#8221; dediği anda birçok Obama düşmanının götü sevinçten tavana vurmuştu. Ben de yanımdaki elemana &#8220;Aydın Doğan gazetelerin yarınki manşeti belli oldu&#8221; demiştim; haksız da çıkmadım.</p>
<p>Obama&#8217;nın Ermenistan ile ilgili açıklamaları vardı malumunuz. &#8220;Açın kapılarınızı, konuşun, anlaşın&#8221; diyordu çikolata renkli sempatik başkan. İşte süper güç olmak böyle bir şey. Mahallenin ağır abisi öyle emrettiği için bunu yapmak zorundayız galiba. &#8220;Türk milletinin ezikliğidir&#8221; der bu olayı yorumlarım.<span id="more-1056"></span></p>
<p>Ermenistan ile ilişkilerimizin bozuk olması bizi çok da ilgilendiren bir şey değil. Adamlarla küsüz diye başımıza bir şey geldiği yok. Hayat standartımız yine onlardan yüksek, yine rahatımız yerinde. Sana ne oluyor Obama! Ben şu ana kadar hiçbir Türk evladının Ermenistan&#8217;da çekilen sefalete üzüldüğünü görmedim. Onların da &#8220;Keşke Türkiye&#8217;yle kardeş olsak&#8221; diye içlendiklerini düşümüyorum. Bana ne Ermenistan&#8217;dan. Ben burada çile çekerken adamlar dönüp yardım etmeyi aklından geçirdi mi? Zannedersem Hayır&#8230;</p>
<p>O yüzden gerenk yok  Maik! Daha önemli işlerimiz var bizim; laiklik, türban falan&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/turkiye-ermenistan-iliskileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/tr-erm2-300x224.jpg' length ='16618'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>2009 yeni başlıyor</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/2009-yeni-basliyor.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/2009-yeni-basliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2009 01:49:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[a1gp]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[brezilya]]></category>
		<category><![CDATA[btcc]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz şıklaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[daihatsu]]></category>
		<category><![CDATA[dtm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ralli şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[endonezya]]></category>
		<category><![CDATA[force india]]></category>
		<category><![CDATA[formula 1]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[hanspree honda]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[honda]]></category>
		<category><![CDATA[ing bank]]></category>
		<category><![CDATA[ing group]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[irlanda]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[kanada]]></category>
		<category><![CDATA[kenan sofuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kore]]></category>
		<category><![CDATA[le mans]]></category>
		<category><![CDATA[lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[malezya]]></category>
		<category><![CDATA[manken]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[monaco]]></category>
		<category><![CDATA[motor sporları]]></category>
		<category><![CDATA[otomotiv]]></category>
		<category><![CDATA[pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[peugeot]]></category>
		<category><![CDATA[portekiz]]></category>
		<category><![CDATA[ralli]]></category>
		<category><![CDATA[ross brawn]]></category>
		<category><![CDATA[serhan acar]]></category>
		<category><![CDATA[subaru]]></category>
		<category><![CDATA[supersport]]></category>
		<category><![CDATA[suzuki]]></category>
		<category><![CDATA[wrc]]></category>
		<category><![CDATA[wtcc]]></category>
		<category><![CDATA[yeni zelanda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=905</guid>
		<description><![CDATA[Uzun, sıkıcı, sancılı bir dönemdi. Boş tribünler, ıslak ve yalnız asfaltlar&#8230; Kapalı kapılar ardında geliştirilen teknolojiler, yapılan büyük pazarlıklar, transfer görüşmeleri ve dev yatırımlardan sonra, motor sporlarında 2009 sezonu nihayet başladı. Tabi bu arada büyük kayıplar verildi, elde edilen gelişmelerin yanında, kaybedilenler de büyüktü. Küresel ekonomik kriz o kadar güçlüydü ki, dünya çapındaki motor sporları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-933" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="Kenan Sofuoglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/03/kenan_osmanli_armasi.jpg" alt="Kenan Sofuoglu" width="410" height="270" />Uzun, sıkıcı, sancılı bir dönemdi. Boş tribünler, ıslak ve yalnız asfaltlar&#8230; Kapalı kapılar ardında geliştirilen teknolojiler, yapılan büyük pazarlıklar, transfer görüşmeleri ve dev yatırımlardan sonra, motor sporlarında 2009 sezonu nihayet başladı.</p>
<p>Tabi bu arada büyük kayıplar verildi, elde edilen gelişmelerin yanında, kaybedilenler de büyüktü. Küresel ekonomik kriz o kadar güçlüydü ki, dünya çapındaki motor sporları organizasyonlarının tamamı bu krizden bir şekilde nasibini aldı. Bazı organizasyonlar iptal edilirken, bazıları en büyük sponsorlarını, bazıları da en iddialı takımlarını kaybettiler.<span id="more-905"></span></p>
<p>Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden, birçok şampiyonluk sahibi Honda Formula 1 ve WTCC&#8217;den ayrılırken, mavi otomobil &amp; sarı jant kombinasyonunu otomobil severlerin aklına kazıyan Subaru Dünya Ralli Şampiyonası&#8217;ndan ayrıldı. Ardından Suzuki bıraktı, Daihatsu Challenge Cup iptal edildi. WRC&#8217;ye katılma planları yapan Lada kararını değiştirip WTCC&#8217;de yarışmaya başladı. Le Mans sadece Peugeot&#8217;nun eline kaldı, ING Group Formula 1&#8242;deki birçok anlaşmasını iptal etti. Bu esnada Hindistan ve Çin yeni pistler yaptı, tüm dünyanın hayran olduğu İstanbul Park ise Bernie Ecclestone&#8217;a peşkeş çekildi.</p>
<p>Formula 1&#8242;de Honda&#8217;nın elden çıkardığı takım, geçen sezonun Honda takım patronu Ross Brawn tarafından satın alındı, Mercedes motoruyla pistlere çıkmaya başladı. Kenan Sofuoğlu yeniden SuperSport&#8217;a döndü ve Hanspree Honda ile 2009 sezonunda ilk yarışını kazanarak şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu gösterdi. Cengiz Şıklaroğlu dünyanın en hızlı Corvette&#8217;ini üretti, offshore şampiyonasına katılmaya başladı ama hala sponsor bulamadı çünkü benim ülkem muasır medeniyetler sıralamasında henüz &#8220;bakkala borç yazdırma&#8221; levelını geçebilmiş değil.</p>
<p>Benim ülkem demişken, A1GP Ekim&#8217;de başladı ve ülkeler kendi aralarında ciddi bir mücadele veriyorlar. Biz &#8220;Türkiye İran olacak!&#8221; derken, &#8220;aman Türkiye Malezya olmasın,&#8221; derken, doğu ülkelerine batıdan daha küçümseyici bir tavırla bakarken, o doğu ülkeleri dünya çapında şampiyonalara girip marşlarını söyletiyorlar. Biz de düşen helikopterleri 3 günde bularak kendi rekorumuzu kırıyoruz. Bu sezon A1GP&#8217;de yarışan ülkeler, Avustalya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, İngiltere, Hindistan, Endonezya, İrlanda, İtalya, Kore, Lübnan, Malezya, Meksika, Monaco, Hollanda, Yeni Zelanda, Pakistan, Portekiz, Güney Afrika, İsviçre, ABD.. Sayın bakalım aralarında kaç ülke var Türkiye&#8217;nin burun kıvırarak baktığı?</p>
<p>Almanya gibi olalım, sadece kendi markalarımızı yarıştırabileceğimiz, DTM gibi bir şampiyona düzenleyelim demem, diyemem çünkü markamız yok. İngiltere gibi BTCC de düzenleyemeyiz. Tutup WTCC&#8217;ye de dahil olamayız. Adamlar pistimizde yarışmasın diye elimizden geleni yapacak kadar da geri kafalıyız.</p>
<p>Öylesine dandik bir ülkeyiz işte. Hiçbir bok olamadığı halde havasından geçilmeyen&#8230; Varoşlardan çıkıp manken olan kızlar gibi bir ülke Türkiye. Podyuma çıktığında, defile sonrası gazetecilere demeç verirken havasından geçilmeyen, nerede yaşadığını kimse görmesin diye anne babasını medyadan saklayan&#8230; Başı doğuda götü batıda bir ülkeyiz vesselam.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/2009-yeni-basliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/03/lg_formula1-300x177.jpg' length ='10717'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Yahudiler kargadır</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yahudiler-kargadir.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yahudiler-kargadir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 13:32:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[adolf hitler]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[Yahudiler, son 2 yüzyılı saymazsak tarihin her döneminde zulümle haşır neşir olmuş bir topluluk. İsimleri İsrailoğulları diye anıldığı vakitlerde Ortadoğu ve Arap yarımadasından sürülmüşler, İspanya&#8217;da öldürülmüşler. Hitler, Almanya&#8217;da bunları sabun etmiş. &#8220;Köpekler ve Yahudiler&#8221;in giremediği yerler varmış vakti zamanında. Polonya ve Macaristan civarlarında bir süre rahat yaşamışlar ama İkinci Dünya Savaşı&#8217;yla birlikte tekrar rahatsız günleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-490" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="yahudi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/yahudi.jpg" alt="" width="410" height="275" />Yahudiler, son 2 yüzyılı saymazsak tarihin her döneminde zulümle haşır neşir olmuş bir topluluk. İsimleri <strong>İsrailoğulları</strong> diye anıldığı vakitlerde Ortadoğu ve Arap yarımadasından sürülmüşler, İspanya&#8217;da öldürülmüşler. Hitler, Almanya&#8217;da bunları sabun etmiş. <strong>&#8220;Köpekler ve Yahudiler&#8221;</strong>in giremediği yerler varmış vakti zamanında. Polonya ve Macaristan civarlarında bir süre rahat yaşamışlar ama İkinci Dünya Savaşı&#8217;yla birlikte tekrar rahatsız günleri başlamış. Yine ezilmişler, itilmişler, hor görülmüşler&#8230;<span id="more-489"></span></p>
<p>Yahudiler uğradıkları tüm bu insanlık dışı muameleye karşılık en büyük yardımı Osmanlı&#8217;dan ve Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nden görmüşler. İspanya&#8217;da diri diri yakılırken Kanuni Sultan Süleyman, bunlara kucak açmış ve bu topraklarda insan gibi yaşamaya başlamışlar. Almanya&#8217;da Hitler&#8217;in gazabından kurtulanlar yine Türkiye&#8217;ye sığınıp rahat nefes almışlar. Macaristan, Polonya, Avusturya Yahudileri trenlere doluşup yine Türkiye&#8217;nin yolunu tutmuş. Her ezildiklerinde biz sahip çıkmışız. Sayemizde insan evladı olduklarının farkına varmışlar. Onları tarih boyunca hep Hıristiyanlar ezmiş, Müslümanlar kol kanat germiş.</p>
<p>Şimdi geldiğimiz noktaya bakalım. Sultan İkinci Abdülhamid Han&#8217;ı tahtından ederken, Osmanlı&#8217;nın köküne kezzap dökerken hiç geçmişlerini düşünmeyen bir millet bunlar. Ahde vefaları yok bu adamların. Filistin&#8217;de Müslümanları yerlerinden ve yurtlarından etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Beşikteki bebeklerin bile alnının çatına şarjör boşaltabiliyorlar. Sermayeyi ele geçirmişler, <strong>ümüğümüzü sıkıyorlar</strong>. Yapay krizleriyle ceplerini doldurarak bize ebemizi tersten göstermekten çekinmiyorlar bugün olduğu gibi.</p>
<p>En güçlü lobileri Amerika&#8217;da. Oradan da dünyaya hükmediyorlar. Kendilerini asırlardır itin götüne sokan Hıristiyanlarla birlik olup Müslümanların gözlerini oymak için ellerinden geleni yapıyor it oğlanları. Bu mudur yani hayatlarının kurtarılmasının ödülü?</p>
<p>Şimdi kimse &#8220;adamlar çalışmış, kazanmış abi helal olsun. Niye kızıyorsun?&#8221; demesin. İstedikleri kadar kazansınlar ama biraz vefalı olsunlar. Yapılan iyiliklerin karşılığını bu şekilde veren bir topluluğa kafam girsin benim.</p>
<p>Bunları yakıp yıkanlar Hıristiyanlardı. Biz hep koruyup kolladık. Güçlendiler ve şimdi Hıristiyanlarla birleşip bizim gözümüzü oymaya çalışıyor karga sürüleri. Muhtar Kent&#8217;i Coca-Cola&#8217;nın başına geçirmekle benim gönlümü mü alacaklarını sanıyorlar? (O Muhtar Kent&#8217;e de ayrı bir gıcığım zaten, bir ara ona da değdireceğim)</p>
<p>Şimdi ben Hitler&#8217;in Yahudiler için yaptıklarına &#8220;Helal Olsun&#8221; dediğim vakit, &#8220;vahşi&#8221; ilan edilirim bu toprakların aydınları tarafından. Sokarım öyle aydınlara da, aydınlığa da!</p>
<p>Hitler&#8217;in yaptığı vahşetti, kabulümdür. İnsan, insana böyle şeyler yapamaz. Ama bunların bu yaptığı da orospu çocukluğundan başka birşey değildir haberiniz olsun.</p>
<p>(Biz de salağın bayrak sallayanıyız. Yıllardır ağlar dururuz; Schindler&#8217;s List&#8217;i, Piyanist&#8217;i, Hayat Güzeldir&#8217;i izleyerek.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yahudiler-kargadir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edebiyatçı değil masalcı: Mario Puzo</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/edebiyatci-degil-masalci-mario-puzo.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/edebiyatci-degil-masalci-mario-puzo.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2008 17:48:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[al pacino]]></category>
		<category><![CDATA[c'era una volta in america]]></category>
		<category><![CDATA[dark arena]]></category>
		<category><![CDATA[don corleone]]></category>
		<category><![CDATA[francis ford coppola]]></category>
		<category><![CDATA[gone with the wind]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık arena]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mafya]]></category>
		<category><![CDATA[mario cleri]]></category>
		<category><![CDATA[mario puzo]]></category>
		<category><![CDATA[marlon brando]]></category>
		<category><![CDATA[michael corleone]]></category>
		<category><![CDATA[omerta]]></category>
		<category><![CDATA[oscar]]></category>
		<category><![CDATA[robert de niro]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[şanslı yolcu]]></category>
		<category><![CDATA[sergio leone]]></category>
		<category><![CDATA[sicilya]]></category>
		<category><![CDATA[sicilyalı]]></category>
		<category><![CDATA[six graves to munich]]></category>
		<category><![CDATA[son baba]]></category>
		<category><![CDATA[sonny corleone]]></category>
		<category><![CDATA[superman]]></category>
		<category><![CDATA[the family]]></category>
		<category><![CDATA[the fortunate pilgrim]]></category>
		<category><![CDATA[the godfather]]></category>
		<category><![CDATA[the last don]]></category>
		<category><![CDATA[the runaway summer of davie shaw]]></category>
		<category><![CDATA[the sicilian]]></category>
		<category><![CDATA[vito corleone]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=474</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ben bir edebiyat adamı değil, sadece iyi bir hikaye anlatıcısıyım.&#8221; Mario Puzo 15 Ekim 1920&#8242;de doğan Mario Puzo, İtalya&#8217;dan ABD&#8217;ye göç etmiş, son derece fakir bir ailenin çocuğudur. Aklı fikri kitaplarda olmasına rağmen ailesinin ekonomik durumu, yazabilmesine uzun süre engel olur. Fazla serseri ruhlu bir çocuk olduğundan, gençliğini kumar oynayarak geçirir. Otoriter annesinden çekindiği için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-1383" style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="mario puzo" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2008/12/mario_puzo.jpg" alt="mario puzo" width="410" height="292" />&#8220;Ben bir edebiyat adamı değil, sadece iyi bir hikaye anlatıcısıyım.&#8221;</em></p>
<p><em>Mario Puzo</em></p>
<p>15 Ekim 1920&#8242;de doğan Mario Puzo, İtalya&#8217;dan ABD&#8217;ye göç etmiş, son derece fakir bir ailenin çocuğudur. Aklı fikri kitaplarda olmasına rağmen ailesinin ekonomik durumu, yazabilmesine uzun süre engel olur. Fazla serseri ruhlu bir çocuk olduğundan, gençliğini kumar oynayarak geçirir. Otoriter annesinden çekindiği için gangster olamaz, kumarı bile gizli gizli oynar. Gençliği Manhattan&#8217;da, Hell&#8217;s Kitchen civarında geçen bir İtalyan göçmeni için sessiz sakin oturmak pek zordur. Sürekli gördüğü ve duyduğu Sicilya mafyasına özenir ancak aralarına girmeyi bir türlü başaramaz. Emir almayı sevmeyen biri olmasına rağmen <strong>kavgayı, adam öldürmeyi legal kabul eden tek kurum olan askeriyeye</strong> yazılarak içindeki özgür ruhu(!) burada açığa çıkarmayı dener.<span id="more-474"></span></p>
<p>Ancak gözlerindeki bozukluk nedeniyle geri görevde tutulan Puzo, ordu tarafından Almanya&#8217;da halkla ilişkiler üzerine görevlendirilir.</p>
<p>Savaş bittiğinde bir süre Almanya&#8217;da kalır ve Erica adında bir kadınla evlenir. İlk çocuğunun doğmasının ardından Erica ile birlikte ABD&#8217;ye döner. Klasik Sicilya aile yapısına dayanarak üst üste çocuk sahibi olur ve iki işte birden çalışmasına rağmen beş çocuklu ailesine para yetiştiremez duruma gelir.</p>
<p>Eskiden beri yaptığı en iyi şeyin yazmak olduğunu düşünmektedir. Bir fırsatını bulur ve <strong>New York Times</strong> için kitap eleştirileri yazmaya başlar. Bu esnada ilk kitabı <strong>Dark Arena&#8217;yı (Karanlık Arena)</strong> yazar (1955). Kitap savaştan dönen bir askerin hikayesi, kendi yaşamıdır. Ancak bu kitaptan para kazanamaz. (Kanımca Mario Puzo&#8217;nun en başarısız kitabıdır.)</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-477" style="float: left; margin: 10px;" title="the_fortunate_pilgrim" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/the_fortunate_pilgrim.gif" alt="" width="170" height="285" />10 yıl sonra ikinci kitabı <strong>The Fortunate Pilgrim&#8217;i (Şanslı Yolcu)</strong> yazar (1965). Daha sonra sinemaya aktarılan ve rekorlar kıran kitaplarına rağmen, en sevdiği kitabının Şanslı Yolcu olduğunu söyler Mario Puzo, çünkü bu kitapta annesini anlatmıştır. Edebiyat dünyasında bir miktar isminin duyulmasını sağlayan bu kitap, Puzo&#8217;ya para kazandırmaz. O bir edebiyatçı değil, hikaye anlatıcısıdır ve para kazanabilmek için yazmaktadır, bunu sık sık dile getirir.</p>
<p>1966 yılında bir deneme daha yaparak <strong>The Runaway Summer of Davie Shaw</strong> adında kısa bir macera kitabı yazar. (Okumadım, bilmiyorum.)</p>
<p>Kitaplarının okunmaması, hedeflediği parayı kazandırmaması Puzo&#8217;nun canını sıksa da vazgeçmez, bu kez <strong>Mario Cleri</strong> mahlasıyla, 1967 yılında <strong>Six Graves to Munich</strong> adında bir kitap daha yazar. Bu da tutmaz.</p>
<p>Kendisinin, annesinin, eşin dostun hikayelerini yazmanın kitap dünyasında pek ilgi çekmediğini anlayınca, Sicilya&#8217;dan ve ABD&#8217;deki Sicilya mafyasından gördüğü; iyi bildiği bir dünyayı yazmaya karar verir.</p>
<p>İşte bu esnada şans yüzüne güler. New York&#8217;un büyük ailelerinden birinin mensubu olan bir tetikçi, çıkarıldığı mahkemede <strong>omertayı</strong> hiçe saymakta, bütün ailelerin işlediği suçları ve çalışma yapılarını tek tek anlatmaktadır. Bunu gören Puzo, seri halinde yakalananların itiraflarını hükümetten ister ve bu bilgileri de kullanarak ilk mafya kitabının temellerini oluşturmaya başlar.</p>
<p>Onu fakirlikten kuraracak olan aile, kafasında tüm bireylerini tek tek oluşturduğu <strong>Corleone Ailesi</strong> olacaktır.</p>
<p>1965 yılında yazmaya başladığı <strong>The Godfather&#8217;ı (Baba)</strong>, 1968 yılında tamamlar. 1969 yılında satışa çıkan kitap, tam <strong>68 hafta satış listelerinde kalır, dünya çapında 20 milyondan fazla satılır.</strong></p>
<p>Pek tabiidir ki, böylesine başarılı bir mafya hikayesinin sinemaya uyarlanmaması hikayenin ziyan edilmesi anlamına gelir. Yapımcı firma <strong>Paramount Pictures</strong>, Mario Puzo ile anlaştıktan sonra önce <a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/2008/05/09/bir-sergio-leone-vardi/" target="_self">Sergio Leone</a>&#8216;ye teklif götürür. Ancak o zamanlar yılan hikayesine dönen <a href="http://www.imdb.com/title/tt0087843/" target="_blank">C&#8217;era una volta in America</a> üzerinde çalışmakta olan Sergio Leone, &#8220;kendi mafya filmimi kendim çekiyorum, azmettim tamamlayacağım bu filmi,&#8221; diyerek teklifi reddeder.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-478" style="margin-top: 10px; float: left; margin-bottom: 10px;" title="The Godfather" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/the_godfather.jpg" alt="" width="410" height="308" />Bunun üzerine Francis Ford Coppola ile anlaşılır. Paramount&#8217;un isteksizliğine rağmen, Mario Puzo&#8217;nun ısrarlarıyla, <strong>Vito Corleone</strong> rolü için <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000008/" target="_blank">Marlon Brando</a> seçilir. Kimsenin umursamadığı <strong>Al Pacino</strong> ise <strong>Michael Corleone</strong> olacaktır.</p>
<p>(<a href="http://www.imdb.com/name/nm0000199/" target="_blank">Al Pacino</a> ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000134/" target="_blank">Robert De Niro</a> arasındaki rekabet bu film serileriyle başlar. İkisinin de yıldızı yakın dönemde vizyona giren ve ikisi de klasikler arasına giren mafya filmiyle parlamıştır ve aralarındaki rekabet o kadar ileri gider ki, aynı filmde oynadıkları zaman bile sette birbirlerini görmezler. <a href="http://www.imdb.com/title/tt0113277/" target="_blank">Heat</a> adlı filmde bir restoranda oturup kahve içen hırsız &#8211; polisi canlandırmalarına rağmen, bu sahne bile ayrı günlerde çekilerek montajlanmıştır.)</p>
<p>Galası 1972 yılında yapılan film, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0031381/" target="_blank">Gone with the Wind</a>&#8216;in 33 yıllık rekorunu kırarak 244 milyon dolar hasılata ulaşır. Oscar törenlerinde Marlon Brando en iyi oyuncu ödülünü havaya kaldırırken, en iyi senaryo ödülünü Mario Puzo&#8217;nun vekili alır, çünkü Puzo filmin ödül alacağına inanmadığından törenlere de gelmemiştir.</p>
<p>Bu başarının ardından, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0071562/" target="_blank">The Godfather: Part II</a> çekilir ve 1974 yılında vizyona girdiğinde, Oscar alan ilk devam filmi olarak tarihe geçer.</p>
<p>Mario Puzo bu esnada gelen senaryo tekliflerinden birini kabul eder ve 1 milyon dolar karşılığında <a href="http://www.imdb.com/title/tt0078346/" target="_blank">Superman</a>&#8216;in senaryosunu yazar (1978).</p>
<p>Artık her şey yoluna girmiştir. Bir yandan çocukluğundan beri bağımlı olduğu şekilde doya doya kumar oynarken, ismini unutturmamak için arada bir kitap daha yazar. 1978 satışa çıkan <strong>Fools Die (Aptallar Erken Ölür)</strong> yine eleştirmenlerden iyi notlar alan başarılı bir kitaptır. Gece hayatı, kumar ve kadınlardan bahseden bu kitapla, yine kendi hikayesini anlatmıştır.</p>
<p>Küçüklüğünden beri hayalini kurduğu paraya, zenginliğe ve şöhrete kavuşmuş, en büyük hastalığı olan kumarı istediği gibi oynar olmuştur ama hayat bir yandan verirken bir yandan alır ve karısı Erica&#8217;nın ölümüyle yıkılır.</p>
<p>Depresyona giren ve kendini toplarlaması yıllar süren Puzo, altı yıl aradan sonra, 1984 yılında <strong>The Sicilian&#8217;ı (Sicilyalı)</strong> yazar.</p>
<p>Ekonomik durumu yeniden bozulur ve ilk iki filmin kaymağını yemek isteyen yapımcıların teklifine evet diyerek <a href="http://www.imdb.com/title/tt0099674/" target="_blank">The Godfather: Part III</a>&#8216;ün çekilmesine yardımcı olur. Ancak film birçok eleştirmenden geçer not alamaz, zaten Puzo da bu filmi pek sevmemiştir.</p>
<p>Kumar bağımlısı olması nedeniyle milyonlarca dolarlık servetini yeniden tüketir ve parasız kalır. Üstüne bir de Las Vegas&#8217;ta kumar oynarken <strong>kalp krizi geçirip ölümden dönünce, kumara tövbe eder.</strong> Ancak hem The Godfather üçlemesi hem de Sergio Leone&#8217;nin &#8220;Bir zamanlar&#8221; üçlemesinden aldığı ilhamla, The Godfather&#8217;ı bir mafya üçlemesinin ilk kitabı yapmaya karar verir.</p>
<p>Bir yandan üçlemesine çalışırken bir yandan da benim <strong>vatana hizmet</strong> gibi kabul ettiğim <strong>The Fourth K (Dördüncü K)</strong> adlı kitabını yazar. (ABD Başkanı&#8217;nın kızını kaçıran bir terörist grubun hikayesini anlatan heyecanlı bir kitaptır bu da.)</p>
<p>1996&#8242;da serinin ikinci kitabı <strong>The Last Don&#8217;u (Son Baba)</strong> yazar. Eleştirmenlerden çok iyi notlar alan The Last Don, Puzo&#8217;ya yeniden para kazandırmıştır. Ancak serinin son kitabı Omerta&#8217;nın tamamlanmasından birkaç gün sonra yaşamına veda eder (2 Temmuz 1999).</p>
<p><strong>Omerta</strong> 2000 yılında, <strong>The Family (Aile)</strong> 2002 yılında yayınlanır ve sadece para kazanmak için kitap yazan Puzo, son iki kitabının yayınlandığını göremez.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-479" style="margin-top: 10px; float: left; margin-bottom: 10px;" title="Mario Puzo" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/mario_puzo_2.jpg" alt="" width="410" height="244" />Yaşadığı hayat tarzı ve yazdığı kitaplar nedeniyle sık sık mafya üyesi olmakla suçlanan Mario Puzo, bu iddialara her zaman &#8220;bir mafioso olsaydım yine kumar oynardım ama para kazanmak için yazmak zorunda kalmazdım&#8221; şeklinde yanıt vermiştir.</p>
<p>Bir edebiyat insanı olmadığını her zaman vurgulamış, sadece hikaye anlatmayı sevdiğini söylemiştir. Ve kitaplarında muhteşem hikayeler anlatmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/edebiyatci-degil-masalci-mario-puzo.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2008/12/mario_puzo-300x213.jpg' length ='13929'  type='image/jpg' />	</item>
	</channel>
</rss>

