Etiket Arsivi: adalet

Sinkaf Telekom

Bundan tam bir yıl önce taşındım ve taşınırken Türk Telekom Kadıköy Müdürlüğü’ne giderek dilekçe verip, tüm borçlarını ödeyerek sabit telefon hattımı iptal ettirdim. O telefon numarasının artık benimle ilgisi olmayacaktı.

Ancak iki hafta önce Çakır Hukuk Bürosu’ndan cep telefonuma gelen mesajda “Türk Telekom’a borcum olduğu, ödemezsem haciz yoluna gidileceği” söyleniyordu. Aradım, durumu sordum; bir senedir biriken borçlarımın XXX TL olduğu söylendi. Oysa o hattın iptal edilmiş olması gerekiyordu. “Neden iptal edilmemiş?” diye sordum, “geçen ay (Haziran) borcundan dolayı kapanmış” yanıtını aldım.

Yani Türk Telekom, iptal edilmesi için dilekçe verdiğim bu hattı iptal etmemiş. Cep telefonumu bilmelerine rağmen (bilmeseler icra bildirimi gönderemezler) bugüne kadar hiç ses de çıkarmamışlar.

Sadece beklemişler. Telefonun sabit kullanım bedeli olan 18 TL sürekli birikmiş, biriktikçe üzerine faiz binmiş, bunlar da “tahsil edilebilir yeterliliğe” geldiğine kanaat getirdikten sonra bana icra kağıdı göndermişler.


Devam

Kartal bakışlı Hünkar


Fatih’in bildikleri:

  • Hadis, tefsir, fıkıh, kelam…
  • Arapça, Farsça, Yunanca, Latince, İtalyanca, Sırpça, İbranice…
  • Tarih, edebiyat, coğrafya, matematik, geometri, astronomi…

Havan topunun mucidiydi, ‘Avnî’ mahlasıyla bir şairdi, bir yönüyle ilim adamıydı, diğer taraftan din alimiydi, bir taraftan komutandı, dahası imparatordu.

Bugün, bilim adamı denenler üniversitede yatıyor. Hoca camide yatıyor. Komutan kışlada yatıyor. Siyasetçi mecliste yatıyor. Birbirlerinden bîhaber takılıyor, ayrı tellerden çalıyorlar. Kimi zaman birbirlerine bok atarken kimi zaman birbirlerini yalıyorlar.

İlim; parçalanmış bulutlu. İrfan; gök gürültülü, sağanak yağışlı. Adaleti sel basmış, sular altında. Yalan-dolan, yalakalık; günlük güneşlik. Biz ise göçük altında yaşıyoruz, huzurumuz yok.

Fatih ise huzur içinde yatıyor.

Hümanizm ve ıssız ayılar


Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde bir haber gündemimize bomba gibi düştü: Siirt’te yaşanan kitlesel tecavüz olayları. İnsanlaşamamış hayvanlarımız bir kez daha “Oha!” dedirtti bize. Bu konu hakkında FriendFeed’de dönen tartışmaları okumuştum. Bir arkadaş suçluların idam edilmesi gerektiğini söylemiş. Diğeri de buna karşılık idamın hümanistlikle ilgisinin olmadığını bu yüzden idama karşı olduğunu belirtmişti. Acaba kendisinin başına böyle bir olay gelseydi hala hümanizmi savunmaya devam eder miydi? Bırak nefsini dizginlemeyi, daha onu tanıyamamış insan görünümlü hayvanlara hümanistçe yaklaşmak, insan gibi insanlara zulüm demektir.Yaşanılır bir dünya için “önce adalet, sonra hümanizm” demeli.


Devam

Darbeci baro eylemi

Darbeci baroİstanbul Barosu üyeleri dün “yargıya ve ülkene sahip çık” yürüyüşü yapmışlar. Yapsınlar, haklarıdır. Eylem yapmaya, sokaklarda yürüyüp yaygara çıkarmaya hiçbir zaman olumlu gözle bakmasam da, özgür ve demokratik bir ülkede böyle bir hakka sahip olduğumuzu biliyorum.

Çıkarsın, eylemini yaparsın, yandaşlarınla birlikte bol bol bağırıp ne kadar kalabalık ve güçlü olduğunuzu düşünürsün. O sürüye dahil olmak, kişiye kendini çok güçlü hissettirir, buna eminim. O eylemlerde yeni partilerin temelleri atılabilir, rejim bile değiştirilebilir. Hayal kurmak bedavadır çünkü. Çevresindeki herkes o kişiyle aynı fikirdeyse bu, dünyayı ele geçirmeye sadece bir adım kalmış gibi hissettirebilir. Konu o değil.

Baro üyeleri yürüyüş yaparken, en doğal hakkını kullanan Genç Siviller de Taksim Square Otel’in bir penceresine, üzerinde “DARBECİ BARO” yazan pankart astılar. Cübbeli avukatların yürümesi, eylem yapıp slogan atması ne kadar yasalsa, Genç Siviller’in otele astığı pankart da o kadar yasaldı.

Fakat “bağımsız yargıdan, faşizme karşı omuz omuza olmaktan” bahseden avukat kalabalığı, bir anda kendi eylemini unutup Genç Siviller’in pankart astığı oteli basmaya kalkıştı. Bana tuhaf gelen de bu oldu.


Devam

Tiz vakitte kellesi vurula!

yikim asamasindaBildiğiniz gibi Türkiye’de sansür işleri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) eliyle yönlendirilmekte. Devletin en çalışkan kurumu olan ve yemeyip içmeyip site engelleyerek bizleri zararlı, pis işlerden koruyan bu yüce kurumla işbirliği yapmaya karar verdim ben. Çünkü saygım var. Türkiye’de bu kadar çalışkan, internet gündemini bu kadar yakından takip eden bir devlet kurumu göremedim desem yeridir.

Ayrıca Yüce Türk Adaleti’ne güveniyor, Adnan Oktar, Atatürkçü Düşünce Derneği gibi aydın kişi ve kuruluşlara yardımcı olmamız gerektiğini düşünüyorum.
Devam