Ahmet Altan’a mektup
Vatanı bir kadın memesine satan sayın Ahmet Altan;
Son günlerde Taraf Gazetesi’nde yaptığınız yayınlarla ülkemizin gündemini çok ciddi şekilde meşgul ediyorsunuz. Şimdiye kadar kimsenin dokunamadığı Türk Silahlı Kuvvetleri’ni eleştiriyor, saklanan bazı gerçekleri deşifre ederek milletimizle paylaşma cesaretini gösteriyorsunuz. Atamızın “Köylü milletin efendisidir” vecizesine isyan edercesine kendilerini bu ülkenin ve milletin efendisi olarak gören TSK’ya, dokunulmazlıklarının olmadığını, eleştirilebileceğini hatırlattığınız için size kırmızı çizginin rakip yarı alana bakan bölümünden “Helal olsun” diyorum. Uyuşuk bir millet olan bizleri, “Darbe olmalı abi yeaa” diyen gerizekalıların saldırısına rağmen bilinçlendirmekten çekinmiyorsunuz. Eksik olmayın…
Fakat Sayın Altan bu kadar övgüden sonra bir takım eleştirileri de hak ediyorsunuz.
Ahmet Altan, ülke gündemini sarsan bu haberlerin neden aynı döneme denk geldiğini ne kadar düşünürsem düşüneyim bulamıyorum. Bu yayınlarınızın hepsi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en tepesindeki isim olan İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı yaptığı zaman dilimine isabet etmesi bir tesadüf müdür?

Ben küçükken Şile’ye pikniğe giderdik. Ümraniye yolları stabilizeydi, Ümraniye Sondurak dediğimiz yer gerçekten de son duraktı. Daha ileri gitmezdi otobüsler. Ümraniye’yi geçtikten yol kenarında kızarmış piliç satan dükkânlar olurdu. Biraz daha gidip Ömerli’yi de geçince mevsimine göre mısırcılar, gözlemeciler, meyve sebze satanlar da olurdu.
Rejimin altını inceden inceye oyuyorlar ve hepimiz uyuyoruz. Üstelik yandaş medya sayesinde birilerinin karıştırdığı haltlardan zamanında haberdar da olamıyoruz.
Hava sıcaktı. Hem de çok sıcak. Ortalıkta köpekler vardı. Bu gözler bu kadar köpeği hiçbir arada görmemişti. Karşıda saman yığını ve küçük çocuklar, tel örgülerin ardından bir şeyler söyleyip duruyordu.
Hiç eskimeyen bir geyik vardır ülkemizde. “Türkler zeki ama kafa hep üçkağıda çalışıyor hacı,” deriz. Bununla içten içe övündüğümüzü bile düşünüyorum. Almanya’da devleti kandırmaya çalışan gurbetçilerin, ABD’de tüketici haklarını kötüye kullanarak mağazaları mağdur eden sözümona zeki adamların hikayeleri anlatılır durur.



Son Yorumlar