<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; askerlik</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/askerlik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Tabii ki Hayır!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tabii-ki-hayir.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tabii-ki-hayir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 09:45:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül 1980]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[evet hayır]]></category>
		<category><![CDATA[guantanamo]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3823</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandan beri yapılmakta olan Evet-Hayır tartışması insanı kusmaya zorlayacak türden. Anayasa maddeleri tartışılsın elbette. Çok eksiği, gediği, yanlışı vardır; zamanla iyileştirilebilir (her kafadan bir ses çıkarken ve herkes kendine yontarken pek sanmıyorum gerçi). Ama tartışılmayacak bir şey var o da “Evet mi, Hayır mı?” sorusu. Her ne kadar “Evet” diyecek pek bir şey olmasa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="../wp-content/uploads/2010/08/12_eylul_1980.jpg" alt="12_eylul_1980" width="420" height="475" /><br />
Uzun zamandan beri yapılmakta olan Evet-Hayır tartışması insanı kusmaya zorlayacak türden. Anayasa maddeleri tartışılsın elbette. Çok eksiği, gediği, yanlışı vardır; zamanla iyileştirilebilir (her kafadan bir ses çıkarken ve herkes kendine yontarken pek sanmıyorum gerçi). Ama tartışılmayacak bir şey var o da “Evet mi, Hayır mı?” sorusu. Her ne kadar “Evet” diyecek pek bir şey olmasa da insan gibi yaşamak isteyenlerin “Hayır” diyeceği çok şey var. Ancak bu referandumun her seçimde olduğu gibi siyasi parti kavgasına indirgenmesi de akıllara zarar. Bir insanın siyasi görüşü ne olursa olsun “Hayır” diyecek çok şeyi var bu ülkede. Nelere mi Hayır?</p>
<p>Bir sabah ansızın caddelerde yürüyen tanklara, yıldırım baskı yapan gazetelere hayır. Evvel zaman içinde; Guantanamo’yu aratmayacak işkencelere, pisi pisine öldürülen gençlere, idamlara hayır. Zulme, zorbalığa, Firavunluğa hayır. İçi boş ilericilik söylemlerine, dindarlara gerici denmesine hayır. Din, dil, ırk farkı gözetilmesine hayır. İnsanların inandıkları, düşündükleri, yazdıkları yüzünden cop, dipçik, dayak yemesine hayır. Bütün bu yapılanları görmezden gelip, sırf mevcut iktidarın karşısında olmak için “Hayır” diyen tiplere de hayır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tabii-ki-hayir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/12_eylul_1980.jpg' length ='103724'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Senin için şöyle böyle diyorlar</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/senin-icin-soyle-boyle-diyorlar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/senin-icin-soyle-boyle-diyorlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 11:52:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3549</guid>
		<description><![CDATA[Küçükken mahallenin abileri bizi birbirimize karşı gazlar, sonra da tüm çocukların birbirine girip mahalle kavgası çıkarmasını ellerinde sigaralarıyla, sırıtarak seyrederlerdi. Yaşımız ve tecrübemiz gereği yeterince düşünecek yeteneğimiz olmadığı için, &#8220;Akay, Altay senin için &#8216;ben onu döverim&#8217; dedi&#8221; cümlesine inanır, o esnada &#8220;bence sen Akay&#8217;ı döversin&#8221; cümlesiyle gazını almış olan Altay&#8217;a dalardık. Kavga fazla büyüyüp abilerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3559 alignleft" title="iran" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/iranordusu.jpg" alt="" width="421" height="280" />Küçükken mahallenin abileri bizi birbirimize karşı gazlar, sonra da tüm çocukların birbirine girip mahalle kavgası çıkarmasını ellerinde sigaralarıyla, sırıtarak seyrederlerdi.</p>
<p>Yaşımız ve tecrübemiz gereği yeterince düşünecek yeteneğimiz olmadığı için, &#8220;Akay, Altay senin için &#8216;ben onu döverim&#8217; dedi&#8221; cümlesine inanır, o esnada &#8220;bence sen Akay&#8217;ı döversin&#8221; cümlesiyle gazını almış olan Altay&#8217;a dalardık. Kavga fazla büyüyüp abilerin büyüklerden fırça yeme tehlikesini doğuracak olursa, yine onların sakinleştirmesiyle barışırdık.</p>
<p>Bugün <a href="http://www.milliyet.com.tr/-iran-ordusu-tsk-ile-basa-cikamaz-/siyaset/sondakika/22.04.2010/1228320/default.htm" target="_blank">Milliyet&#8217;in haberini okuyunca</a> o günler geldi aklıma. Milliyet&#8217;in aktardığına göre, DIA &#8220;İran ordusu TSK ile başa çıkamaz,&#8221; şeklinde bir rapor hazırlamış ve rapor İsrail&#8217;de yayınlanan Yedioth Ahronoth gazetesine sızmış. Milliyet de o gazeteden aldığı haberi allayıp pullayıp, gaz milliyetçilerin okur okumaz &#8220;döveriz İran&#8217;ı hocu!&#8221; diyeceği şekilde düzenleyerek sitesine yerleştirmiş.</p>
<p><span id="more-3549"></span>DIA&#8217;in durup dururken İran&#8217;ın Türkiye&#8217;ye kafa tutamayacağını anlatan bir rapor hazırlayıp senatoya sunması bana epey saçma geldiğinden biraz araştırdım haberi. Rapor Yedioth Ahronoth&#8217;a sızmış falan değil, buradaki birçok haber sitesi gayet olağan bir şekilde bahsediyor konudan. Ancak hiçbiri &#8220;İran Türkiye&#8217;yi yenemez&#8221; şeklinde haber yapmamış. Raporun orijinalini <a href="http://www.politico.com/static/PPM145_link_042010.html" target="_blank">Politicio&#8217;dan okuyabilirsiniz.</a></p>
<p>İşi gücü bırakıp okudum, adamların yaptığı tek iş olası bir saldırı için İran ordusunun profilini çıkarmak. Türkiye&#8217;nin adı sadece bir cümlede, örnekleme için geçiyor. &#8220;İran&#8217;ın askeri durumu çevresindeki Irak, Azerbaycan, Afganistan ve Arap ülkelerinden iyi, ancak İsrail ve Türkiye gibi ülkelerden özellikle hava gücü ve lojistik açısından düşük, o nedenle İran ABD veya müttefik ülkeler karşısında ümitsiz&#8221; deniyor.</p>
<p>İran ordusunun profilini anlatan 12 sayfalık bir rapordan, &#8220;DIA raporuna göre Türkiye İran&#8217;ı dövermiş!&#8221; şeklinde anlam çıkarmak için ya aptal ya da art niyetli olmak lazım.</p>
<p>Bu haberi yapanların arzuladığı şeyin, Türk halkını gaza getirip &#8220;İran&#8217;ı döveriz ki biz&#8221; düşüncesine sevkederek düşmanlığı alevlendirmek olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Bu numaraları daha önce yiyen Türkiye&#8217;nin bugün de yiyeceğine emin çünkü adamlar.</p>
<p>ABD&#8217;nin yakın gelecekte İran&#8217;a saldırma ihtimali yüksek ve böyle bir durumda Türkiye bir taraf tutmak zorunda. Uzun süredir pompalanan İran düşmanlığına medyanın ve askeriyenin &#8220;İran&#8217;ı döveriz&#8221; temalı açıklamaları da eklenince Türkiye&#8217;yi savaşta aktif olarak kullanmanın yolu hepten açılıyor. Türkiye böyle bir durumda zaten ABD tarafında olacak, her türlü lojistik desteği sağlayacak, kaçış yok bundan. Ancak Türk milleti her ne kadar gazla çalışan bir millet olsa da, bu işbirliğine karşı çıkacak olanlar da var. Eh, bu tip haberler o tepkileri mümkün olduğunca azaltacaktır.</p>
<p>Öyle bir dille yazmışlar ki haberi, iş medyaya kalsa ABD&#8217;yi beklemeden dalacaklar İran&#8217;a. 350 yıldır savaşmadığımız İran&#8217;la savaşa girmek için yanıp tutuşan, içten içe halka gaz veren medya, kraldan çok kralcı bile değil, bambaşka bir şey. Türkiye o gazla savaşa girişince, küçükken bizi gaza getiren abilerin yaptığı gibi sırıtarak oturup savaşı izleyecekler sanırım. Sonra da mahallenin büyük abisi ABD gelip yeter diyecek, herkes köşesine çekilecek.</p>
<p>Bravo.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/senin-icin-soyle-boyle-diyorlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/iranordusu.jpg' length ='47244'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Ahmet Altan&#8217;a mektup</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ahmet-altana-mektup.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ahmet-altana-mektup.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 21:38:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ilker başbuğ]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>
		<category><![CDATA[türk silahlı kuvvetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3307</guid>
		<description><![CDATA[Vatanı bir kadın memesine satan sayın Ahmet Altan; Son günlerde Taraf Gazetesi’nde yaptığınız yayınlarla ülkemizin gündemini çok ciddi şekilde meşgul ediyorsunuz. Şimdiye kadar kimsenin dokunamadığı Türk Silahlı Kuvvetleri’ni eleştiriyor, saklanan bazı gerçekleri deşifre ederek milletimizle paylaşma cesaretini gösteriyorsunuz. Atamızın “Köylü milletin efendisidir” vecizesine isyan edercesine kendilerini bu ülkenin ve milletin efendisi olarak gören TSK’ya, dokunulmazlıklarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/asklarkavgaylabaslar.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3311" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="asklarkavgaylabaslar" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/asklarkavgaylabaslar.jpg" alt="asklarkavgaylabaslar" width="421" height="316" /></a>Vatanı bir kadın memesine satan sayın Ahmet Altan;</p>
<p>Son günlerde Taraf Gazetesi’nde yaptığınız yayınlarla ülkemizin gündemini çok ciddi şekilde meşgul ediyorsunuz. Şimdiye kadar kimsenin dokunamadığı Türk Silahlı Kuvvetleri’ni eleştiriyor, saklanan bazı gerçekleri deşifre ederek milletimizle paylaşma cesaretini gösteriyorsunuz. Atamızın “Köylü milletin efendisidir” vecizesine isyan edercesine kendilerini bu ülkenin ve milletin efendisi olarak gören TSK’ya, dokunulmazlıklarının olmadığını, eleştirilebileceğini hatırlattığınız için size kırmızı çizginin rakip yarı alana bakan bölümünden “Helal olsun” diyorum. Uyuşuk bir millet olan bizleri, “Darbe olmalı abi yeaa” diyen gerizekalıların saldırısına rağmen bilinçlendirmekten çekinmiyorsunuz. Eksik olmayın&#8230;</p>
<p>Fakat Sayın Altan bu kadar övgüden sonra bir takım eleştirileri de hak ediyorsunuz.</p>
<p>Ahmet Altan, ülke gündemini sarsan bu haberlerin neden aynı döneme denk geldiğini ne kadar düşünürsem düşüneyim bulamıyorum. Bu yayınlarınızın hepsi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en tepesindeki isim olan İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı yaptığı zaman dilimine isabet etmesi bir tesadüf müdür?</p>
<p><span id="more-3307"></span>Sanırım bazı insani değerleri size hatırlatmakta yarar var. Bakın, insanoğlu çocukluğundan itibaren bir takım hayaller kurar ve o hayallerini gerçekleştirdiği zaman ömrünün en mutlu anlarını yaşar. Sayın Altan, her askerin hayalleri, hedefleri de yaklaşık olarak aynıdır. Omuzlarını yıldızlarla donatıp yürüyen bir galaksi olmaya sevdalıdırlar, Büyük Önderimiz Atatürk’ün yasaklamış olmasına rağmen Paşa diye anılmak isterler. Çünkü hiyerarşik bir düzende çalışmaktadırlar ve emir vermek insanı mest eder. Ve bir gün bu hayallerine ulaşınca o mutluluğun daim olmasını isterler&#8230;</p>
<p>Her insanoğlu gibi&#8230;</p>
<p>İlker Paşa da askeri idadiye girdiği günden beri sürekli rütbe kazanmanın derdinde olan birisi. Tıpkı meslektaşları gibi. Ve bugün yıllardır hayallerini kurduğu, gençlik döneminin en güzel çağlarını bu hayalleri kavuşmak için heba ettiği bir pozisyonda. Yani her askerin olmak istediği yerde, Genelkurmay Başkanlığı makamında.</p>
<p>Bugün normal şartlarda İlker Paşa’nın hayatının en keyifli güneşli günlerini yaşaması gerekiyor. Ama siz buna izin vermiyorsunuz. Çünkü yaptığınız bu haberlerle genç görünmesine rağmen 67 yaşında olan ve emekliliği için gün sayan İlker Başbuğ’a sıkıntılı günler yaşatıyorsunuz. O artık ömrünün son demlerinde, bugüne kadar birçok stresle uğraştı. Bugün rahat yaşam devresi onun için. Buna neden izin vermiyorsunuz? Neden adamın üzerinde kara bulutlar gibi dolaşıyorsunuz? Bakın ben insanları seven bir insan olarak çok üzülüyorum İlker Paşa’nın haline. Sizin yaptığınız bu asimetrik psikolojik haberlerin ceremesini hep İlker Başbuğ çekiyor. Bu sizce normal mi, sizde hiç insan sevgisi yok mu? Yaşlı bir de bu adam, aileniz size yaşlılara iyi davranın, onları karşıdan karşıya geçirin diye terbiye vermedi mi?</p>
<p>Bence sayın Başbuğ  çok üzülüyor bu duruma. Ömrünün en güzel demlerini geçireceği sırada çektiği şu sıkıntıya bakın. Ya bu adamın oğlu askerde şu anda biliyor musunuz? Onun hasreti sarmış zaten dört bir yanını. Oğlum askerde rahat ediyor mu, komutanları oğluma iyi davranıyor mu, kalleş bir kurşun oğlumu benden alıp götürür mü diye düşüne düşüne yiyor kendisini. Bu stres yetiyor zaten İlker Paşa&#8217;ya. Siz de yaptıklarınızla yaranın üzerine tuz döküyorsunuz adeta.</p>
<p>Biz size yapmayın demiyoruz, hobi olarak yine yapın. Zaten askerler de darbeyi hobi olsun diye yapıyor. Ama biraz zaman koyun araya. Mesela iki, üç ayda bir yazın bu haberleri. O elinizdeki belgeleri onbeş günde bir piyasaya sürünce muhataplarınız ne kadar yıpranıyor, ne kadar çok asimetrik psikolojik darbe yiyorlar farkında mısınız? Kendinizi bir de onların yerine koyun, aynı şeyler size yapılsa hoşunuza gider mi?</p>
<p>Ama cidden İlker Paşa’yı düşününce içim parçalanıyor. Tam eşiyle, çocuklarıyla geçirdiği hafta sonu tatilinden mutlu mesut dönüyor adam, küt diye bir belgeyle çıkıyorsunuz karşısına. Haydaa gitti bütün hafta sonunun zevki. Durum böyleyken, hayallerine kavuşmuş bir adam nasıl yaşayabilir o Genelkurmay Başkanlığı makamının keyfini. Siz de hiç vicdan yok mu!?</p>
<p>Hem ayrıca bal yiyen baldan usanır misali bir yere çok vurunca nasır tutuyor orası. Böyle olunca siz de o geçirme haberlerin zevkini yaşayamazsınız ki. Biraz neşelensinler sonra yine vurursunuz. Böyle üç günde bir vurunca onlarda da alışkanlık yapacak, iplemeyecekler sizin yaptıklarınızı.</p>
<p>Lütfen daha fazla üzmeyin Allah Allah diyerek cami bombala.. pardon hücuma kalkan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Genelkurmay Başkanını. Ayrıca Başbuğ Paşa’mın yumrukladığı masaya da acıyın. Odun da olsa o masanın kendi tabiatında bir canı var. Sizin yaptığınız haberler yüzünden kimler acı çekiyor farkında mısınız?</p>
<p>Saygılarımla</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ahmet-altana-mektup.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/asklarkavgaylabaslar.jpg' length ='81883'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Sağlık sektörüne para lazım</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/saglik-sektorune-para-lazim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/saglik-sektorune-para-lazim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 00:48:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[at gribi]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz et sanayicileri ve damızlıkçılar birliği]]></category>
		<category><![CDATA[carlos alberto morales paitan]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[donald rumsfeld]]></category>
		<category><![CDATA[dünya sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[gıda sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[gilead sciences]]></category>
		<category><![CDATA[h1n1]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[köy tavuğu]]></category>
		<category><![CDATA[köy yumurtası]]></category>
		<category><![CDATA[kuş gribi]]></category>
		<category><![CDATA[margaret chan]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<category><![CDATA[relenza]]></category>
		<category><![CDATA[roche]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı tavuk bilgi platformu]]></category>
		<category><![CDATA[tamiflu]]></category>
		<category><![CDATA[uğur dündar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2946</guid>
		<description><![CDATA[Ben küçükken Şile’ye pikniğe giderdik. Ümraniye yolları stabilizeydi, Ümraniye Sondurak dediğimiz yer gerçekten de son duraktı. Daha ileri gitmezdi otobüsler. Ümraniye’yi geçtikten yol kenarında kızarmış piliç satan dükkânlar olurdu. Biraz daha gidip Ömerli’yi de geçince mevsimine göre mısırcılar, gözlemeciler, meyve sebze satanlar da olurdu. Acarkent falan yoktu o zamanlar, Beykoz Konakları da yoktu. Bugün villaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2956" title="kus gribi yalan dolandir!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/11/kusgribi.jpg" alt="kus gribi yalan dolandir!" width="410" height="268" />Ben küçükken Şile’ye pikniğe giderdik. Ümraniye yolları stabilizeydi, Ümraniye Sondurak dediğimiz yer gerçekten de son duraktı. Daha ileri gitmezdi otobüsler. Ümraniye’yi geçtikten yol kenarında kızarmış piliç satan dükkânlar olurdu. Biraz daha gidip Ömerli’yi de geçince mevsimine göre mısırcılar, gözlemeciler, meyve sebze satanlar da olurdu.</p>
<p>Acarkent falan yoktu o zamanlar, Beykoz Konakları da yoktu. Bugün villaların cirit attığı yerlerde çakalların gezdiği ormanlar vardı. Bunları hatırlıyorum diye 100 yaşında zannetmeyin beni, sadece 15–16 sene öncesinden bahsediyorum.</p>
<p>Çevresindeki ormanları kemire kemire Şile’ye kadar dayanan İstanbul sadece ormanları değil, orman köylüsünü, bir şekilde yaşamaya devam eden o sakin kasaba yaşamını da yok etti.</p>
<p>“Eski günler ne güzeldi üf yaa,” diye ağlayacak değilim, böyle olması gerektiği için böyle oldu. Son 50 yılda milyonlarca insanın koşarak gelip doluştuğu bir şehirden bahsediyoruz, daha farklısı beklenemezdi.</p>
<p>Ben “Ümraniye köydü,” diyorum, babam “Maslak’ta çakallar gezerdi,” diye anlatıyor. Eğer dönüp gelir de İstanbul’da yaşarsam çocuklarım Ömerli&#8217;deki, Şile’deki gökdelenleri, iş merkezlerini gösterip “eskiden ormandı buralar” diyecekler. Göç engellenmedikçe, normal gelişmeler bunlar.</p>
<p>Aslında kafama takılan başka bir şey bugün.</p>
<p>Bütün dünya aylardır Domuz Gribi tantanasıyla yatıp kalkıyor. Aşılar, ilaçlar, maskeler yok satıyor. Türkiye&#8217;de Sağlık Bakanı “herkes aşı olsun,” derken Başbakan kalkıyor, “bana ne ben aşı olmam, gerek yok,” diyor.</p>
<p><span id="more-2946"></span>Plan basit. Eğer salgından ölürseniz Sağlık Bakanı diyecek ki, “size grip aşısı olun dedik, olmadınız. Müstahak size!”</p>
<p>Eğer aşının yan etkileri yüzünden sakata gelirseniz de Başbakan diyecek ki, “ben olmadım, size de olmayın dedim, müstahak size.” Ne güzel proje, öyle değil mi?</p>
<p>Bundan önce de Kuş Gribi diye bir tantana olmuştu.</p>
<p>Kuş Gribi dönemi bana çok ilginç gelmişti. Çünkü medyanın Kuş Gribi’yle yatıp kalktığı günlerde ben Ankara’da askerlik yapıyordum.</p>
<p>Askerlik yaptığım kışlanın yemekhanesi 600 kişilikti. Dört kişilik masalarda bir kâse içinde dilimlenmiş ekmekler olur, yemeğini alan masaya kurulurdu. Klasik tabldot sistemi işte. Burada ilginç olan ise şuydu:</p>
<p>Biz yemeğimizi alıp masaya oturmadan önce, ekmeklerimizi kuşlar didiklerdi. Yemekhanede uçuşan onlarca serçe ve bir dünya güvercin ekmekleri yeterince didikledikten sonra biz de masaya oturur, o ekmeklerle birlikte yemeğimizi yerdik.</p>
<p>Yemek sonrası gazinoda sigara çay muhabbeti yaparken televizyonda haberler dönerdi:</p>
<p>“Kuş Gribi yine can aldı sayın seyirciler. Ankara’da şu kadar kişi öldü, önlem için şu kadar ördek itlaf edildi.”</p>
<p>Sonra reklamlar başlardı. Kuş Gribi’ne karşı birleşen tavuk üreticilerinin <a href="http://www.sagliklitavuk.org/" target="_blank">Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu</a> adıyla bir birlik kurduğu, köy tavuklarının tehlikesine karşı çiftlik tavuklarının ne kadar sağlıklı olduğu anlatılırdı reklamlarda. <em>(Bu birliğin adı <a href="http://www.besd-bir.org/" target="_blank">Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği </a>de olabilir, tam hatırlamıyorum. )</em></p>
<p>Böcek kovalayarak ilerlediği kariyerinde cahil halkın güvenine bol bol mazhar olan <a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/ugur-dundari-uzmusler.html" target="_blank">Uğur Dündar</a> da bunların reklamlarında galoşla, boneyle fabrika gezer, “evet, fabrika davuu süper bişiy, köy davuu pis bişiy” diye lak lak konuşurdu.</p>
<p>Askerlik öncesi Şile’ye gider, yumruk kadar köy yumurtaları, kocaman ve leziz tavuklar alabilirdim. Askerden dönünce güvercin yumurtası kadar yumurtalara, kayış gibi tavuk etine mecbur kaldım. Çünkü Kuş Gribi bahane edilerek, kümes hayvancılığı bitirilmişti bu ülkede. Köylünün elindeki tavuk itlaf edilmiş, köyünde yaşayan adam bile Banvit’e, Bey Piliç’e muhtaç olmuştu.</p>
<p>Şile yollarındaki kızarmış piliççiler birer birer kapandılar, kızarmış piliç satan dükkânlarda 45 günde tavukluğa erişmiş acayip mahlûklar satılmaya başlandı. Yapay ışıklarla aldatılıp günde iki kez yumurtlatılan tavukların götü daraldı anasını satayım, güvercin yumurtası gibi yumurtalara talim eder olduk.</p>
<p>Köy tavukçuluğu sağlıklı ve lezzetli tavuk üretimini de beraberinde götürdü ölürken. Her zaman söylerim, <strong>sağlık sektörü gıda sektörüyle el ele çalışır. Gıda sektörü size sağlıklı besinler sunarsa sağlık sektörünün işi bozulur.</strong> O nedenle sürekli saçmalamak zorundadır bilim adamları ve gıda sektörünün üreticileri. Bugün ak dediklerine yarın kara diyebilirler, çünkü ilaç firmaları öyle ister.</p>
<p>Lamı cimi yok, eğer Kuş Gribi şişirme değil de gerçekten var olan bir salgın olsaydı, Ankara’daki bütün askerler telef olurdu. Kuş Gribi’nin Türkiye’deki en önemli etkisi tavuk sektöründeki firmalara oldu. Yok edilen köy tavukçuluğundan boşalan pazara da onlar çöreklendiler.</p>
<p>Peki, sadece tavuk firmaları mı oldu bu işten nemalanan? Hayır.</p>
<p>Her yıl iki milyon insanın ishalden öldüğü bir dünyada, Kuş Gribi’nden ölen insan sayısı birkaç yüzü bile zor geçerken bütün dünyanın “Kuş Gribi geldi, hepimiz ölcez ühüh” diye sızlanmasının, medyanın sürekli insanlara gaz vermesinin arkasındaki sebep sizin pek kıymetli sağlığınız değil.</p>
<p>Deli Dana, Kuş Gribi, Kene, Domuz Gribi derken seneye gelecek olan hastalık bile belli: <strong>At Gribi.</strong> İnanmayan bekleyip görsün.</p>
<p>İlaç firmaları güzel kâr ettiler bu salgından. Aşılar, maskeler, ilaçlar gırla gitti, milyarlarca dolarlık bir pazar açtılar kendilerine.</p>
<p>Birkaç gündür Perulu bir doktorun yazdığı iddia edilen bir e-posta dolanıyordu internette. Üşenmedim, Carlos Alberto Morales Paitán adlı bu doktorun yazdığı blogu buldum. <a href="http://diariodawikipedista.blogspot.com/2009/07/gripe-gripe-suina-influenza-a-h1n1_29.html" target="_blank">Evet o yazmış, buradan görebilirsiniz.</a></p>
<p>Yazı Portekizce, eğer İspanyolcanız varsa da az çok anlarsınız ne demek istediğini. Teyit ettiğim için forward maillerde gezen Türkçe tercümesini de ekliyorum:</p>
<p><em>(Bush’un çevresindeki adamların ortak oldukları şirketleri araştırırken denk gelmiştim bu yazıda geçen bilgilerden birine. Donald Rumsfeld denen dallama gerçekten de <a href="http://www.gilead.com/" target="_blank">Gilead Sciences</a> adlı firmanın yöneticisi ve ortağı. Irak&#8217;a saldıracak yürek var ama şirketin <a href="http://www.gilead.com/corporate_overview" target="_blank">halka açık belgelerinde</a> ismini gösterecek göt yok kendisinde. Her yerde var böyle tipler.)</em></p>
<blockquote><p>Dünyada 2000 kişi domuz gribine yakalandı; tüm dünya maske takma yarışında. 25 milyon insan AIDS&#8217;e yakalandı; kimse prezervatif kullanmak istemiyor. Domuz gribinin arkasındaki ekonomik çıkarlar nelerdir? Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor. Oysa basit bir tül sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor! Dünyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor. Oysa 23 cm’lik bir serum onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor! Kızamık ve zatürree ve diğer hastalıklardan her sene 10 milyon insan ölüyor. Tüm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. Gazeteler bunlarda da bahsetmiyor!</p>
<p>Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında bütün gazeteler bizi bilgiye boğdu. Gazeteler bütün dünyayı tehdit eden sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. O diğer salgınlardan daha tehlikeliydi. Buna rağmen toplam insan kaybı 10 senede 250. Yani senede 25! Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25&#8242;e karşı yarım milyon!</p>
<p>Sadece bir saniye: Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi?</p>
<p>Çünkü bu tavukların arkasında bir &#8220;horoz&#8221; vardı, büyük ibikli bir horoz.</p>
<p>Uluslararası <strong>Roche</strong> ilaç grubu Asya ülkelerine milyonlarca doz <strong>Tamiflu</strong> sattı, İngiltere hükümeti halkını korumak için 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche ve Relenza, iki büyük ilaç grubu milyonlarca dolar kar ettiler. Dün tavuklarla, bugün domuzlarla&#8230;</p>
<p>Evet, bugün domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan bahsediyor.</p>
<p>Ekonomik global krizden bahseden, Guantanamo&#8217;daki işkencelerden bahseden yok!</p>
<p>Sadece domuz gribinden ve domuzlardan bahsediliyor.</p>
<p>Kendi kendime soruyorum: Eğer tavukların arkasında bir &#8220;horoz&#8221; varsa, domuz gribinin arkasında neden büyük bir domuz olmasın?</p>
<p>Kuzey Amerikalı Gilead Sciences Tamiflu’nun sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa tam bir kişilik: <strong>Donald Rumsfeld!</strong> George Bush dönemi savunma bakanı, Irak savaşının stratejisti!</p>
<p>Roche ve Relenza hissedarları milyonlarca dolarlık Tamiflu satışı nedeniyle ellerini ovuşturuyorlardır. Gerçek &#8220;epidemi&#8221; çıkar salgınıdır, sağlık paralı askerlerinin çıkarları.</p>
<p>Çeşitli ülkelerin aldığı önlemleri inkâr etmiyorum.</p>
<p>Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa, Dünya Sağlık Örgütü’nün başındaki Çinli Margaret Chan bu hastalıktan o kadar tedirgin oluyorsa neden o zaman bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı savaşmak için jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyor?</p>
<p>Roche ve Relenza’nın ruhsatlarının iptalini isteyip yerine her ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini üretmiyorlar?</p></blockquote>
<p>Forward emaillerde gezen yazılardan alıntı yapmak pek adetim değildir ama bu yazının kaynağını bulduğum ve ilginç geldiği için eklemek istedim. Üzerimizde ne oyunlar oynanıyor, uyanın!!!11!1! demiyorum, bilin yeter. Uyanmanıza gerek yok, çünkü değiştirebileceğiniz hiçbir şey yok.</p>
<p>Şunu bilin sadece: Medya bir konuyu uzun süre gündem malzemesi yapıyorsa, o işin arkasında bir pislik vardır. Bütün medya bir kişiye yüklendiyse, o kişi haklıdır. Bütün medya bir kişiyi yüceltiyorsa, o kişide bir yamukluk vardır. <strong>Medya kim kemik verirse onun ayağını yalar.</strong> Medyayı doyuracak paranız varsa ABD&#8217;ye komünist rejim, Çin&#8217;e İslami rejim getirebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/saglik-sektorune-para-lazim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/11/kusgribi-300x196.jpg' length ='16040'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Rejim elden gidiyor!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/rejim-elden-gidiyor.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/rejim-elden-gidiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 01:23:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[10. yıl marşı]]></category>
		<category><![CDATA[23 nisan]]></category>
		<category><![CDATA[adolf hitler]]></category>
		<category><![CDATA[andımız]]></category>
		<category><![CDATA[andımızın kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[asimo]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[behey dürzü]]></category>
		<category><![CDATA[benito mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[british museum]]></category>
		<category><![CDATA[bülent ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[bursa nutku]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[cemal paşa]]></category>
		<category><![CDATA[dersim isyanı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[hamidiye zırhlısı]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim hulusi öktem]]></category>
		<category><![CDATA[iskilipli atıf hoca]]></category>
		<category><![CDATA[iskoç eteği]]></category>
		<category><![CDATA[ismet inönü]]></category>
		<category><![CDATA[josef stalin]]></category>
		<category><![CDATA[kenan doğulu]]></category>
		<category><![CDATA[kilt]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[nuri demirağ]]></category>
		<category><![CDATA[okul üniformaları]]></category>
		<category><![CDATA[okulların merasim geçiş yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[sabiha gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[şapka kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[süveyş kanalı]]></category>
		<category><![CDATA[terminatör]]></category>
		<category><![CDATA[vahdettin han]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2160</guid>
		<description><![CDATA[Rejimin altını inceden inceye oyuyorlar ve hepimiz uyuyoruz. Üstelik yandaş medya sayesinde birilerinin karıştırdığı haltlardan zamanında haberdar da olamıyoruz. Andımız ve okul üniformaları üstünde yürüttükleri tartışmalarla halkı oyalayan iç mihraklar, 18 Nisan 2009 tarihinde kimseye duyurmadan korkunç bir değişiklik yapmışlar. Cehaletime verin, ben de yeni öğrendim. Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmış! Okulların Merasim Geçiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2161" title="23 nisan resmi gecit" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/23nisanyuruyus.jpg" alt="23 nisan resmi gecit" width="420" height="280" />Rejimin altını inceden inceye oyuyorlar ve hepimiz uyuyoruz. Üstelik <strong>yandaş medya</strong> sayesinde birilerinin karıştırdığı haltlardan zamanında haberdar da olamıyoruz.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=1357" target="_blank">Andımız</a> ve <strong>okul üniformaları</strong> üstünde yürüttükleri tartışmalarla halkı oyalayan <strong>iç mihraklar</strong>, 18 Nisan 2009 tarihinde kimseye duyurmadan korkunç bir değişiklik yapmışlar. Cehaletime verin, ben de yeni öğrendim. <strong>Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği</strong> yürürlükten kaldırılmış!<span id="more-2160"></span></p>
<p>Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği, Milli Şef <strong>İsmet İnönü</strong> hükümetinde, büyük vatansever <strong>İbrahim Hulusi Öktem</strong>’in Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde, 23.02.1965/11936 sayılı Resmi Gazetede ilan edilmiş çok önemli bir yönetmeliktir.</p>
<p>1965’den sonra okula gidenlerin hepsi bilir, rejimin ilelebet payidar kalması için, cumhuriyeti koruması ve babasına beslemediği saygıyı TSK’ya beslemesi gibi kutsal amaçlarla yetiştirilen genç nesillerin eğitiminde, Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği çok önemli bir yer işgal eder.</p>
<p>Yönetmelikten biraz alıntı yapıyorum ki, ne demek istediğimi daha iyi anlatabileyim.</p>
<blockquote><p>Yönetmeliğe göre, milli merasimlerde okullar üniversiteler, yüksek okullar, orta dereceli okullar ve ilkokullar olmak üzere büyükten küçüğe sıralanırlar. Madde 2’ye göre, birden çok üniversite ve yüksek okulun bulunduğu törenlerde, üniversiteler ve fakülteler <strong>kuruluş yıllarına göre</strong>, yüksek okullar ise <strong>öğretim sürelerine göre</strong>, süreleri eşit olanlar <strong>alfabe sırasına göre</strong> dizilirler. (<strong>Çayda dem askerde kıdem</strong> düsturudur burada geçerli olan.) Bu şekilde uzun uzun anlatılan törenlerin en önemli noktası şudur:</p>
<p><strong>Madde 7:</strong> Öğrenciler esas bakımından 11’er kişilik mangalara ayrılırlar. Sağ baştaki öğrenci <strong>manga komutanı</strong> görevi görür. Mangayı meydana getiren öğrencilerin sayısı geçiş sahasının uygunluk derecesine, geçişe katılan öğrencilerin sayısına göre sıralar 8–11 şeklinde değişebilir.</p>
<p><strong>Madde 8:</strong> Dört manga bir takım meydana getirir. Bunun başında öğretmen ya da öğrencilerden bir takım başı (<strong>Takım komutanı</strong>) bulunur. Takım başı 1. manganın sağ başında yürür, öğretmen birliğinin 6 adım önünde yürür.</p>
<p><strong>Madde 9:</strong> Birden çok okul bulunduğu yerlerde Milli Eğitim Müdürlüklerince öğretmenler arasından bir <strong>merasim komutanı</strong> seçilir.</p>
<p><strong>Madde 10:</strong> Merasim komutanının görevleri şunlardır:</p>
<p><strong>a)</strong> Merasim duruş ve geçişi için okulları tertiplemek,<br />
<strong>b)</strong> Bayrak, Flama, Bando, Boru ve Trampet kıtalarını düzenlemek,<br />
<strong>c)</strong> Gerekli ilk yardım tedbirlerini almak.</p></blockquote>
<p>Okul süresince tembellik yaptığı için bu törenleri beyninin bir köşesine not almamış olan potansiyel cumhuriyet düşmanları veya tüm detayları öğrenmek isteyen aziz vatandaşlar <a href="http://mevzuat.meb.gov.tr/html/220.html" target="_blank">Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın sitesine</a> başvurabilirler.</p>
<p>Benim kafama takılan konu başka.</p>
<p>Bu yönetmeliğin kaldırılması, “her Türk asker doğar!” şiarınca yetişen, öğrenci üniformalı askerliği 12 yıl, kamuflajlı askerliği 5 ila 15 ay, psikolojik askerliği ömür boyu süren bir milletin askeri eğitimine vurulan büyük bir darbedir.</p>
<p>Kendi öğrencilik yıllarımı hatırlamaya çalışıyorum.</p>
<p>23 Nisan’da okul müdürümüzün (bölük komutanı) ve öğretmenlerimizin (kısım komutanları) tarafından en brutal dozda verilen “uzat kolları! Ensede kaybol! Raayytt! Hazzroolll! Tikaaayyt!” emirleriyle hizaya girerdik. “Uygun adımmm, arşşş!” komutuyla birlikte yürümeye başlar, “sooll saah, soool, saah!” komutlarıyla adımlarımızı düzene sokardık. Bando takımının çaldığı, dizeleriyle yürek titreten sanat eseri “on para ver, on para ver, on para yoksa beş para ver!” marşı eşliğinde uygun adım yürür, sokaklardan ve caddelerden geçer, 10. Yıl Marşı eşliğinde bir Atatürk anıtına çelenk bırakırdık.</p>
<p>Bir yerlerde mutlaka bir protokol tribünü olur, kaymakam, bazen vali ve mutlaka o bölgedeki kışladan gelen yüksek rütbeli bir asker esas duruşa kalkıp kokutacak kadar ciddi bir yüz ifadesiyle bizi izlerdi. Madde bilmemkaça göre önlerinden geçerken kafamızı 45 derece sağa çevirir, yürüyüş kararını bozmadan siz deyin <strong>Terminatör</strong>, ben diyeyim <strong>Asimo</strong> kıvamında yürüyüş yapardık. O esnada komutan amca şapkasına sabitlediği elini indirmez, <strong>asker selamıyla</strong> bizi selamlardı. Yanımızda yürümekte olan takım komutanı rolündeki öğretmenin tören sonrasında girişeceği <strong>cetvelli taarruzun korkusuyla</strong> hata yapmamak için canımızı dişimize takardık. Evet, göğsü cumhuriyetin tunç siperi olmuş kahraman asker edalarındaydık ama <strong>sadece 10 yaşındaydık.</strong></p>
<p>Biz caddelerden geçerken necip Türk milleti yol kenarlarında birikir, ellerindeki Türk bayraklarını sallayarak alkış tutar, bizimle gurur duyarlardı. Cumhuriyetin ve laikliğin emin ellerde olduğunu herkes bilir, huzur içinde <strong>uyurlardı.</strong></p>
<p>Üstelik bu sayede askerde de hiç zorluk çekmedik biz. Eğer okullarda 12 yıl boyunca bu eğitimleri görmemiş olsaydık, bugün <strong>acemi birliği</strong> dediğimiz kutsal ocakta pişme süresinin üç ay yerine en az üç yıl olması gerekecekti.</p>
<p>Bu disiplin ve mükemmel sistem sayesinde <strong>Mussolini</strong> İtalya’yı adam etmiş, <strong>Hitler</strong> Stalingrad önlerine kadar gelmiş, <strong>Stalin</strong> daha disiplinli sistemi sayesinde Hitler’i oralardan defetmişti. Ağaç yaşken eğilirdi, üç yanı denizlerle, kalan tüm köşeleri <strong>iç ve dış düşmanlarla çevrili ülkemizin</strong> birlik ve beraberlik içinde, bağımsız ve müreffeh bir toplum olarak yaşayabilmesi için <strong>eğitim şarttı!</strong></p>
<p>Derslerde Osmanlı’nın halkını asan, girdiği ülkeyi yağmalayan, haremi ters çevirip düz siken, bu vahşet ve şiddet sayesinde üç kıtayı ele geçirip dünyayı Türklere düşman eden pis bir imparatorluk olduğunu öğrenmiştik.</p>
<p>Neyse ki <strong>hain padişah</strong> ve hanedanı ülkeyi İngilizlere bırakarak servetini alıp kaçmıştı da rahat bir nefes almıştık.</p>
<p><strong>Çanakkale Savaşı</strong>, Kurtuluş Savaşı’nın bir parçasıydı, öyle öğrenmiştik. <strong>Almanların emriyle, Cemal Paşa liderliğinde Süveyş Kanalı’nda İngilizlere saldırmamızın</strong> ve İngilizlerin de sinirlenip Çanakkale’ye dadanmalarının ders kitaplarımızda yeri yoktu. Onlar durup dururken Çanakkale’ye saldıran <strong>emperyalist pisliklerdi.</strong></p>
<p>Yüce Atatürk vatanı kurtardıktan sonra ot yiyip saman sıçan tembel milleti Avrupa gibi yüksek refah seviyelerine ulaştırmak için canını dişine takmıştı. O da bizim gibi çocukken öğrenmişti işleri aslında, küçükken amcasının tarlasında <strong>kargaları kovalayarak</strong> girdiği kovalama işinde büyük başarılar kat etmiş ve <strong>düşmanları yurttan kovalayarak</strong> jübile yapmıştı.</p>
<p>Düşmanları kovalamak yetmezdi. Soyundan geldiği atalarının 600 yıl emek verdiği toprakları bırakıp kaçan Vahdettin ve saz arkadaşlarını bir daha ülkeye sokmamak lazımdı.</p>
<p><strong>Sokmadık!</strong></p>
<p>Saraylarını, evlerini, camilerini yanlarında götürememişlerdi kaçarken. Üstelik müsrif adamlardı bu Osmanlılar; koskoca binadan ev mi olurdu canım? İçindekileri kovaladığımız (pardon vatanı İngilizlere satıp kaçtıkları için sahipsizdi o evler) kişilerin gayrimenkullerini <strong>ahır, tütün deposu, otopark</strong> gibi daha önemli amaçlar için kullandık. Gereksiz yerler vardı aralarında, onları da yıkıp attık, yerine cadde, meydan falan yaptık.</p>
<p>Sarayın bahçesine <strong>futbol stadı</strong> yaparak, camiyi kapatıp <strong>müze</strong> yaparak, Osmanlı’dan kalan nerdeyse tüm arşivleri <strong>hurda kâğıt</strong> olarak Avrupa ve Balkan ülkelerine satarak ne kadar <strong>asil bir millet</strong> olduğumuzu tüm dünyaya gösterdik. Pardon konuyu karıştırdım, bunlar anlatılmamıştı bize tarih derslerinde. Hem tarih dersi o canım, gayrimenkul profesörü mü olacaktık yani bunları öğrenip? Daha önemli işler vardı.</p>
<p><em>(<strong>British Museum</strong>’da Anadolu’dan gelmiş bir sürü eser görüp şaşırmam ve yanımdaki İngiliz arkadaşımın “bunları biz çalmadık, siz gönderdiniz, tarihinize neden bu kadar düşmansınız anlamıyorum” diyerek beni aşağılamasının eğitim sistemimizle elbette ki ilgisi yok.)</em></p>
<p>Osmanlı&#8217;dan kurtulmuştuk. Onlar gibi yazamaz, onların yazdıklarını okuyamaz, onlar gibi ölçemez, onlar gibi giyinemez, kısacası birkaç yıl önceki gibi yaşayamazdık. Adam olmamız ve Osmanlı&#8217;dan farklı, 6 yaşından beri Avrupalı olduğumuzu birkaç yıl önce küfredip birbirimizi kestiğimiz Avrupalılara göstermeliydik.</p>
<p><strong>Az zamanda çok işler başardık</strong>, büyük devrimler yaptık. Devrimlere karşı çıkan yobazların asılmasında bir sakınca yoktu. <strong>Hamidiye zırhlısı</strong> inat eden iç mihrakların köylerine günlerce denizden roket sallayabilir, <strong>Sabiha Gökçen</strong> ablamız Dersim’li hainlerin kafasına bomba yağdırabilir, şapka takmamakta inat eden <strong>İskilipli Atıf ve avanesi</strong> yağlı urganda sallandırılabilirdi. Tamam, okulda bunları öğrenmemiş olabiliriz, detaya girecek kadar vakit yoktu çünkü. Koskoca Milli Eğitim Bakanlığı bacak kadar çocuklara detay vermekle mi uğraşacaktı?</p>
<p>Gelişmiş ülkelerin ölçü birimlerini kullanmaya başladık ama sonradan gördük ki, ABD ve İngiltere gibi geri kalmış ülkeler hala <strong>inch, pound</strong> falan diyorlar. Gelişmiş ülkelerin milli kıyafeti sandığımız fötr şapka ve uzun paltolar gelip geçici bir modaymış <strong>meğersem.</strong></p>
<p>Cumhuriyet kurulduğunda iyi ki İskoçlar değilmiş dünyanın sözü geçen milleti, maazallah kanun zoruyla <strong>etek giymek zorunda kalabilirdik.</strong> Neyse ki kanunlaşan sadece şapka oldu, <strong>kilt</strong> tehlikesi yoktu, biz de mutlu olduk. Şimdi dünyada fötr şapka takan kalmadı ama henüz yürürlükten kalkmamış olduğu için şapka takmayan herkesi devlet nezdinde suçlu duruma düşüren, <strong>Şapka Kanunu</strong> adında harika bir kanunumuz var.</p>
<p><strong>Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan.</strong> Aslında Osmanlı döneminde yapılan demiryollarına birkaç km eklemekten ileri gitmemiştik ama bize öyle öğretildi. Cumhuriyet döneminde yapılan birkaç km’lik demiryolu hattının neredeyse tamamını (1.012 km) yaptıran <a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=487" target="_blank">Nuri Demirağ</a>’ın fabrikalarını istimlak edip şirketlerini batmaya zorlayarak <strong>tarih sahnesinden sildik</strong>. Kalan birkaç kilometrelik demiryollarını da Fransızlar yapmıştı zaten.</p>
<p>Ama koskoca Milli Eğitim Bakanlığı’nın kişilerle falan uğraşacak vakti yoktu. Vahdettin yapsa ne olacak, Nuri yapsa ne olacak dendi ve Anadolu topraklarındaki tüm demiryolları büyük düşünür Kenan Doğulu’nun da seslendirdiği gibi, “demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” dizeleriyle cumhuriyet döneminin eseri sayıldı.</p>
<p>Evet, biz bunları öğrendik ve uyguladık okul yıllarımız boyunca.</p>
<p>İlkokula başladığımız günden üniversiteden mezun olduğumuz güne kadar tam 16 yıl boyunca Milli Tarih ve İnkılâp Tarihi okuyarak cumhuriyetin ve rejimin kutsal neferleri olduk.</p>
<p>Anadolu’daki 1.000 yıllık geçmişimizi birkaç derste, cumhuriyetten sonraki 85 yıllık geçmişimizin işimize gelen taraflarını da 16 yılda okuduk, öğrendik, özümsedik.</p>
<p>Bugün Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği’ni yürürlükten kaldıranlar, yarın Milli Tarih derslerinde rejimin salahiyeti için <strong>açıklanmaması gereken doğruları</strong> da anlatmaya başlayabilirler. <strong>Bülent Ecevit</strong>&#8216;in “Vahdettin hain değilmiş yav” dediğinde şaşırdığımız gibi, başka doğruların ortaya çıkması da ilerde şaşırtabilir bizi. Sonra üzülürüz.</p>
<p>Oysa milletçe birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, iç ve dış mihrakların oyunlarına gelmemeli, <strong>doğru olanı değil, işimize geleni konuşmalı, çocuk ve gençlere de bunları öğretmeliyiz.</strong></p>
<p>Çocuklarımızın 16 yıl okula gitmeleri ve hiçbir şey öğrenmeden mezun olmaları gerekir. Atatürkçü ve laik olmaları, 10. Yıl Marşı’nı, Bursa Nutku’nu ve Behey Dürzü şiirini ezberlemeleri kâfidir!</p>
<p>Yoksa bunlar gazete falan açıyorlar, halkın bilmemesi gereken doğruları yazıyorlar, milli tarih derslerinde tam tersini öğrettiğimiz halde nereden duyuyorlarsa artık, internet sitelerinde tehlikeli doğrulardan bahsediyorlar.</p>
<p>İşbu nedenlerle, rejim üstündeki keyfi yönetimimizin bekası için, Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği’nin kaldırılmaması şarttır! Geri getirin onu! Her Türk asker doğar, asker gibi eğitilir. O kadar.</p>
<p>&#8212;</p>
<p><em>Hüzünlü edit: Tam yazıyı bitirdiğim anda okuduğum <a href="http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?AType=RadikalDetay&amp;ArticleID=932522&amp;Date=24.04.2009&amp;CategoryID=77" target="_blank">şu habere</a> şaşırsam mı kızsam mı bilemedim. Bu da mı gol değil be! Beş günlük sivil yönetimden sonra yeniden Milli Eğitim (Savunma) Bakanlığı&#8217;na bağlanmış öğrenciler. Eğitimin her köşesinde askerler yer alacaksa Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nı kaldırıp her işi Savunma Bakanlığı&#8217;na bırakalım, iki farklı bakanlığa gerek yok ki&#8230;</em></p>
<p><em>Gerçi MEB sitesinde hala <a href="http://mevzuat.meb.gov.tr/html/220.html" target="_blank">yürürlükten kaldırılmıştır ibaresi var</a>, kime inanacak bu ülkenin vatandaşı?<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/rejim-elden-gidiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/23nisanyuruyus-300x200.jpg' length ='28533'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Hava sıcak, ortalıkta köpekler&#8230;</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/hava-sicak-ortalikta-kopekler.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/hava-sicak-ortalikta-kopekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 11:54:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan Topuzoglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1969</guid>
		<description><![CDATA[Hava sıcaktı. Hem de çok sıcak. Ortalıkta köpekler vardı. Bu gözler bu kadar köpeği hiçbir arada görmemişti. Karşıda saman yığını ve küçük çocuklar, tel örgülerin ardından bir şeyler söyleyip duruyordu. Önce anlamadı, ne dediklerini. Ama sonra su ve ekmek istediklerini fark etti. Yardımseverlik duygularıyla ekmek vermek istedi, su şişesini doldurdu ama beklemediği bir tepkiyle karşıyaydı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-1970 alignleft" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/asker-kopekler_dzz1.jpg" alt="asker-kopekler_dzz1" width="420" height="280" />Hava sıcaktı. Hem de çok sıcak. Ortalıkta köpekler vardı. Bu gözler bu kadar köpeği hiçbir arada görmemişti. Karşıda saman yığını ve küçük çocuklar, tel örgülerin ardından bir şeyler söyleyip duruyordu.</p>
<p style="text-align: left;">Önce anlamadı, ne dediklerini. Ama sonra su ve ekmek istediklerini fark etti. Yardımseverlik duygularıyla ekmek vermek istedi, su şişesini doldurdu ama beklemediği bir tepkiyle karşıyaydı. YASAK!&#8230;<span id="more-1969"></span></p>
<p style="text-align: left;">Gün öğlen olduğunda, herkes acıkmış, yemek ihtiyacı ortaya çıkmıştı. 20 kişilik gruptan, 3-5 kişi ortada idi ve bir yandan da “Hadi” naraları atan insanlar gözlemleniyordu. Karavanalarla yemek  getirilmiş, masalara servis açılmış, ancak hadi naraları kesilmemişti. Sanki sadece “Hadi” demekle görevli bir grup var diye düşünmeye başlamışken, bu çağrıya cevap veren grup, kediler ve köpekler olmuştu. Çaresiz yemeği bu hayvanlarla birlikte yiyeceğim diye aklından geçirdi, gençliğini geride bırakmış adam.</p>
<p style="text-align: left;">Yemek duası için beklerken, bir de bakmış yemeğin yarısı bile yenilmiş. Gittiği bölgenin yerlileri dua beklemez, her işi misafirlere yaptırır, kendileri de herkesten önce yemek yermiş. Bir süre sonra da o bölgeyi terk edip gider, bir sonra gelmiş olanlar yerli halk durumuna gelir, aynı hatayı onlar da tekrarlarmış.</p>
<p style="text-align: left;">Akşamları, resmi kıyafeti yerliler çıkarırmış ama misafirlere yasakmış. Kendileri şortla, eşofmanla gezer, keyif çatarlarmış. Hatta bazıları kendi işlerini yaptırmak bile istermiş.</p>
<p style="text-align: left;">Misafirlerin hastalanması da sıkıntıymış. Acil durum sadece ayakta duramaz halde olmak olarak değerlendirildiği için istedikleri an muayene olamazlarmış.</p>
<p style="text-align: left;">Düzen böyle kurulmuş, böyle devam edecekmiş. Kimse değiştiremiyormuş. Sabahları “kalk kalk kalk” diye azarlanarak uyanmak misafirlerin zoruna gidiyormuş, ama elden ne gelir diye hiçbirşey yapamıyorlarmış.</p>
<p style="text-align: left;">Bu ortam içinde canı sıkılan usta acemi askerimiz, belki de benden sonrakilerin bu duruma maruz kalmasının engellenmesine katkıda bulunurum diye şu yazıyı yazmış.</p>
<p style="text-align: left;">USTA – ÇIRAK İLİŞKİSİNE DAİR</p>
<p style="text-align: left;">Usta, asırlar boyu çırağına başka bir ifadeyle kendinden sora gelerek o işi yapacak olana yardımcı olmayı, bildiklerini öğretmeyi düstur haline getirmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Sadece usta değil, okulda üst sınıftakiler de aynı kaygı içinde olmuştur. Eğitim sisteminde meydana gelen değişiklikler bu denli sıklaşana kadar, kitaplar alt sınıflara verilirdi. Bir dönem sonra kapitalizm insanları kıskacına aldı ve yeni bir Pazar doğdu. 2. El Pazarı. Sonrasında ise eski itaplar pek işe yaramaz oldu. Ama bu kez de üst sınıflar, alt sınıflara sözlü yardımını esirgemedi.</p>
<p style="text-align: left;">Üniversitelerde geçmiş yılların soruları elden ele dolaşabiliyorsa bu bir üst sınıftaki öğrencilerin çabasıyla olmakta. Amaç, insana ve insanlığa katkı.</p>
<p style="text-align: left;">Şehre yeni gelen insanlara da yardım esirgenmezdi.</p>
<p style="text-align: left;">Velhasılı lafı uzatmaya gerek yok. Önce gelen, sonra gelene yardımcı olmak için elinden geleni yapar. O kişiyi misafir gibi görür, bilgilerini aktarır, yol gösterir.</p>
<p style="text-align: left;">Bu şekilde davranılmayan tek bir yer var, ne yazık ki. Orada üst devre, alt devreyi ezmek için elinden geleni yapar. Ora diye bahsettiğimiz yer ne yazık ki, ASKER OCAĞI</p>
<p style="text-align: left;">İşte birkaç yaşanmış olay.</p>
<p style="text-align: left;">1- Sabahları kaldırma görevine sahip kişi bulunmasına rağmen, üst devre sırf işkence olsun diye, 7-8 kişi birden avazı çıktığınca bağırıyordu. Acemi diye anılan, sonradan gelmiş gruptan biri “Temsilci seçin de sadece o bağırsın” dedi. Usta olarak da tarif edilen kişi, biz hepimiz birden bağırırız. Herkes kalksın dedi. Acemi, üstünlük insanlıktadır diyince, Usta tuhaf bir cevap verdi. “Burada insanlığın önemi yok, üst devre olmanın önemi var.” Acemi, ne diyeceğini şaşırdı, sustu.<br />
2- İlk hikayedeki acemi, nöbetçiydi. Ustalara laf düşmesin diye tüm arkadaşlarını büyük bir nezaketle uyandırdı. Buna rağmen bağırmaya çalışanlar vardı. Sağduyulu bir görevli olan başka bir usta, siz kendinize bakın, adamlar uyandı zaten, dedi. Sonra gözlüklü bir usta, sen bu olaylara girme diye sağduyulu ustayı uyardı. O sırada acemi o girmese ben girerdim, dedi. Bu sözünü kavga sözü olarak algılayan gözlüklü usta, ne yani döver misin, dedi. Aceminin cevabı enteresan: Biz sorunları konuşarak çözen insanlarız. Bir sorun olunca da kanuni olarak çözeriz. O zaman da, ustalar tarafından bu acemiye “Demokrat” adı konuldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/hava-sicak-ortalikta-kopekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/asker-kopekler_dzz1-300x200.jpg' length ='29130'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Haydi bana yalan söyle</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/haydi-bana-yalan-soyle.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/haydi-bana-yalan-soyle.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2009 05:18:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[askerden kaçma yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[askerlikten kaçma yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[devlet yalanla besleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[emlak vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[şahıs şirketlerinin vergi yükümlülükleri]]></category>
		<category><![CDATA[sahte evrak]]></category>
		<category><![CDATA[stopaj vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türban]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti çalışkandır]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti zekidir]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede vergi kanunları]]></category>
		<category><![CDATA[vergi kaçırmak]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yalancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1880</guid>
		<description><![CDATA[Hiç eskimeyen bir geyik vardır ülkemizde. &#8220;Türkler zeki ama kafa hep üçkağıda çalışıyor hacı,&#8221; deriz. Bununla içten içe övündüğümüzü bile düşünüyorum. Almanya&#8217;da devleti kandırmaya çalışan gurbetçilerin, ABD&#8217;de tüketici haklarını kötüye kullanarak mağazaları mağdur eden sözümona zeki adamların hikayeleri anlatılır durur. Toplum olarak yalancıyız. Ve bizi yalan söylemeye devletimiz alıştırdı. Milletlerin zeka düzeyleri hakkında herhangi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1887" title="pinokyo" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/pinokyo.jpg" alt="pinokyo" width="420" height="409" />Hiç eskimeyen bir geyik vardır ülkemizde. &#8220;Türkler zeki ama kafa hep üçkağıda çalışıyor hacı,&#8221; deriz. Bununla içten içe övündüğümüzü bile düşünüyorum. Almanya&#8217;da devleti kandırmaya çalışan gurbetçilerin, ABD&#8217;de tüketici haklarını kötüye kullanarak mağazaları mağdur eden sözümona zeki adamların hikayeleri anlatılır durur.</p>
<p>Toplum olarak yalancıyız. Ve bizi yalan söylemeye devletimiz alıştırdı.</p>
<p>Milletlerin zeka düzeyleri hakkında herhangi bir araştırma okumadım, bilmiyorum. Şu millet bu millete göre daha zekidir, en akıllı millet şudur gibi bir araştırma sonucu yok elimde. <span id="more-1880"></span>Bilimadamlarının böyle bir çalışma yapıp yapmadığını da bilmiyorum. <strong>Elimizdeki tek done Atatürk&#8217;e ait;</strong> Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir!</p>
<p>Orayt! Atatürk bir şey söylediyse bilim adamları aksini ispat edemezler zaten. CERN akıllı olsun!</p>
<p>Çalışkan ve zeki millet isek, neden hala yerimizde sayıyoruz? &#8220;Çünkü Tayyip var, gemicik, türban, AKP çok rerörerö&#8221; demeyin uçan tekme atasım geliyor. CHP&#8217;sini de gördük, DSP&#8217;sini de, ANAP&#8217;ını da. Bir şey değişmedi. ANAP döneminde Acarlar Beykoz&#8217;a el koydu, DSP döneminde Hüsamettin Özkan Ömerli&#8217;ye el koydu, AKP döneminde de birileri gemicik falan aldı, her gelen kendi küpünü doldurdu, ne bekliyordunuz?</p>
<p>Konu o değil. Kendimize bakalım. Devlet kafasına göre takılsın, siktir et orasını. Sen ne yapıyorsun birey olarak, olayın ne?</p>
<p>Toplumun tamamı yalan söylüyor. <strong>Çünkü devlet, halkından yalan söylemesini istiyor.</strong> Cadının karşısındaki aynayız biz. <strong>Ne kadar yalan söylersek o kadar rahatlıyor devlet, ne kadar rahatlarsa o kadar batağa gömülüyor.</strong></p>
<p>Okul yıllarından itibaren başlıyoruz yalana. Önce okul yönetimini kandırmaya başlıyoruz lise son sınıfa geldiğimizde. Yıllık 20 gün olan mazeret iznine raporlar ekliyoruz. ÖSS&#8217;ye hazırlanıyoruz çünkü, dershanede etütler var, hazırlık sınavları var. <strong>Doktordan aldığımız raporun kolpa olduğunu okul yönetimi biliyor</strong> ama hepimiz aynı şeyi yaptığımız için görmezden geliyor.</p>
<p>Üniversiteye başlıyoruz, yalanlar devam ediyor. Üniversite bitene kadar devletle fazla muhatap olmaz zaten toplumun çoğunluğu.</p>
<p>Üniversite bitti. Geldi mi kapına askerlik yoklaması! Kıvırmaya başlıyoruz. Son sınıfta okulu uzatıyoruz, master yapmanın yolunu arıyoruz, yurtdışına çıkıp bir süre çalışarak bedelli askerlikten yararlanma planları yapıyoruz.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1892" title="askerden kacmak icin fare taklidi yapanlar var!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/askerkacagi.jpg" alt="askerden kacmak icin fare taklidi yapanlar var!" width="420" height="580" />Okulla uğraşacak kadar zeki değiliz diyelim. O zaman işi iyice pisliğe vuruyoruz. Mahallemizin karakoluna rüşvet veriyoruz, <strong>karakol resmi yoklamalarda bizi bulamadığını bildiriyor devlete.</strong> GBT&#8217;de asker kaçağı olduğumuz belli olmuyor, yurtdışına bile gidip gelebiliyoruz.</p>
<p>Şişman bir insan olabiliriz pekala. O zaman dayıyoruz Kortison&#8217;ları, hepten şişiyoruz. Askerlik muayenesine gidiyor, şişmanlığımız sayesinde <strong>çürük raporu alıyoruz.</strong> Bir sene şişman gezmek zorundayız ama olsun, bir sene kamuflajla gezmekten iyidir.</p>
<p>Yalan dolan!</p>
<p>Devlet biliyor bunları. Salak değil.</p>
<p>Bir şekilde askerlik işini hallettik. İş yaşamına atılıyoruz. Haydi şirket kuralım!</p>
<p>Şirketimizin yerini belirliyor, bir ofis kiralıyoruz. Önce mal sahibiyle anlaşıp çift kontrat yapıyoruz. Kiramız 2.000 TL diyelim, biz konrata 600 TL yazdırıyoruz. <strong>Böylece mal sahibi emlak vergisini, biz de stopajı düşük ödüyoruz.</strong></p>
<p>Ofisi açarken içine birkaç kıytırık demirbaş koyuyoruz.  Vergi dairesinden demirbaş sayımına gelen memura biraz ikramda bulunuyoruz, <strong>o da bizim iki masa bir laptopla çalışan bir ithalat şirketi olduğumuza inanmış görünüyor. </strong>Kontrolden sonra kamyonu çağırıyoruz, mobilyaları, teknik ekipmanı getirip baştan aşağı döşüyoruz ofisimizi.</p>
<p>Yalan dolan!</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1889" title="vergi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/vergi.jpg" alt="vergi" width="420" height="315" />İş yapmaya başladık, personel çalışıyor. Devlet personelin maaşını bankaya yatırmamızı şart koşuyor SSK takibini yapabilmek için. Biz ne yapıyoruz? 2.000 TL maaşla çalışan personel için <strong>bankaya 600 TL yatırıp, kalan 1.400 TL&#8217;yi personelin eline veriyoruz.</strong> Bu sayede sigorta primini gerçek maaştan yatırmamıza gerek kalmıyor.</p>
<p>Peki ya getir götür işi yapan personel? Onlara sigorta bile yapmıyoruz. <strong>Şirketimizde 16 kişi çalışıyor ama 6 kişi için SSK ödüyoruz, onu da asgari ücretten ödüyoruz.</strong> Of ne güzel ne güzel.</p>
<p>Mal alıyoruz, faturasız. Mal satıyoruz, faturasız. Kazanç yine yetersiz geliyor. Evimize aldığımız buzdolabını şirkete almış gibi gösteriyoruz. Düşüyoruz vergiden. <strong>Zaten devlet bize olan KDV borcunu ödemiyor</strong>, o zaman mümkün olduğunca biz devleti borçlandıralım ki bize fazla girmesin. Devlet defter-i kebiri inceleyeceği zaman başlıyoruz eş dosttan fatura toplamaya.</p>
<p>Yalan dolan!</p>
<p>Devlet bunları bilmeyecek kadar salak mı? Değil. <strong>Ancak devlet, vergilerini veren bir şirketin ayakta duramayacağını bilecek kadar zeki bir oluşum.</strong> Yapın hesabınızı, 20 kişi çalıştıran bir reklam ajansı olsanız, tüm vergilerinizi tam olarak ve zamanında verseniz, para kazanma ihtimaliniz var mı?</p>
<p><strong>Yok!</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1890" title="bagdat caddesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/bagdatcaddesi.jpg" alt="bagdat caddesi" width="420" height="315" />Bağdat Caddesi&#8217;ndeki iş yerlerinin stopaj raporları vardır vergi dairesinde. Açıp baksınlar. <strong>O stopajlara göre Bağdat Caddesi&#8217;nde bir işyeri bulunsun, ben caddede Boyner&#8217;den Vakko&#8217;ya kadar anırarak yürüyeyim.</strong></p>
<p>Devlet bunu bilmiyor mu? Herkesin stopajını eksik verdiğini, herkesin yalan söylediğini?</p>
<p>Bu ülkede çalışan personelin yarısı kayıtdışı çalışıyor ulan! &#8220;Türkiye&#8217;de bilmemkaç milyon işsiz var,&#8221; diyen raporlar hazırlanırken eğer veriler SSK ve BAĞ-KUR&#8217;dan alınıyorsa, <strong>siz gerçek işsiz sayısına ulaşmak için ikiye bölün o rakamı.</strong> Adam çalışıyor ulan, devlet bilmiyor sadece.</p>
<p>İş dünyası en basit ve yüzeysel haliyle böyle.</p>
<p>Peki diğer alanlar? Her alanda neden devlete yalan söylemek zorundayız?</p>
<p>Kaptanlık yapan arkadaşlarım var. Adamlar askere gitmemek için Türk gemisi yerine Gürcistan bandıralı gemilerde çalıştılar tam üç yıl. Sonra gelip 21 gün bedelli askerlik yaptılar ve Türk bandıralı gemilerde çalışmaya başladılar.</p>
<p>Neden bu yola sürüklendiler?</p>
<blockquote><p>Kısa süre önce hayatını kaybeden bir arkadaşımın askerlik anısı: (Evrakta sahtecilik itirafı diye üstüme gelmeyin, benim değil hikaye. Anlatan arkadaşım da öldü, soramazsınız.)</p>
<p>Askerde yanıma bir astsubay geldi birgün. Efendi bir adamdı, pek denk gelinmeyen cinsten. &#8220;Akaycım,&#8221; dedi &#8220;şu fotoğrafı bilgisayara aktarıp başındaki eşarbı çıkarır mısın?&#8221;</p>
<p>Baktım, ihtiyar bir teyzenin vesikalık fotoğrafıydı. Annesiymiş. Bizim astsubay terfi edecekti de, annesinin türbanlı olduğunu görürlerse terfi edemeyeceğinden korkuyordu.</p>
<p>Aldım, taradım, Photoshop&#8217;ta türbanı çıkarıp internetten bulduğum bir yaşlı kadının saçını montajladım fotoğrafa. Hatta biraz makyaj da yaptım da, işimi bitirip gösterdiğimde annesini tanıyamamıştı bizimki. &#8220;Kokana yapmışsın annemi, bu kadar makyajlı olmasın ya,&#8221; dedi, makyajı azaltıp aldık çıktısını fotoğrafın.</p>
<p>Annesi törene gitmedi, fotoğraf evraklara öyle basıldı, bizim üstçavuş da başçavuşluğa terfi etti.</p>
<p>Ne bu şimdi? Bu adam gayet başarılı bir üstçavuştu. Terfi etmemesi için bir neden yoktu. Ama o kadar korkuyordu ki, annesinin başı kapalı olduğu anlaşılmasın diye sahte evrak düzenlemek zorunda hissediyordu kendisini.</p>
<p>Neden bunu yapmak zorunda kaldı?</p></blockquote>
<p>Türbanlı bir kız neden okula perukla gidiyor? Neden hem kendini hem devleti kandırmaya çalışırken tüm dünyada komik duruma düşüyor?</p>
<p>İşadamları neden vergi kaçırmak zorunda kalıyor? Neden stopajlar, emlak vergileri adam gibi ödenmiyor?</p>
<p>Türkiye&#8217;de yaşayan adam neden Bulgaristan&#8217;dan, Kıbrıs&#8217;tan araba alıp İstanbul&#8217;da yabancı plakayla gezmeyi düşünüyor?</p>
<p>Askere gitmemek için neden master yapacak kadar ileri gidiyor insanlar?</p>
<p>Vatan haini oldukları için mi? Bu devleti sevmedikleri için mi? Bu ülkeye ihanet etmek için mi?</p>
<p>Hiç sanmıyorum.</p>
<p>Ulan şapka kanunu hala yürürlükte be. <strong>Sokaklarda, caddelerde başında fötr şapka olmadan gezen bütün erkekler suçlu.</strong></p>
<p>Bütün vatandaşları potansiyel suçlu olan bir ülkede ihanetten, cesaretten, fikir özgürlüğünden bahsedilebilir mi?</p>
<p>Hepimiz suçluyuz, hepimiz yalancıyız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/haydi-bana-yalan-soyle.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/pinokyo-300x292.jpg' length ='14358'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Üniformaya teslim olmak</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/uniformaya-teslim-olmak.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/uniformaya-teslim-olmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 03:33:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk döven veliler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk dövmek]]></category>
		<category><![CDATA[halkı askerlikten soğutmak]]></category>
		<category><![CDATA[okul basmak]]></category>
		<category><![CDATA[üniforma fetişizmi]]></category>
		<category><![CDATA[üniformaya veren kızlar]]></category>
		<category><![CDATA[uzman çavuş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1348</guid>
		<description><![CDATA[Biraz önce Milliyet&#8217;te bir haber okudum! Yüce TSK&#8217;nın saygıdeğer üyelerinden bir adet uzman çavuş, okulda çocuğuyla kavga eden bir başka çocuğu cezalandırmış. Kendi çocuğu 7. sınıfa, çocuğunu döven vahşi pis dayaklık kaka çocuk da 6. sınıfa gidiyormuş. Kaç yaşında oluyorlar? Orasını siz hesaplayın, ben biraz aptalım o konuda. Bir çocuk, suçu ne olursa olsun, böyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1351" style="margin-right: 10px;" title="kidem gobekte baslar" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/05/fat_soldier.jpg" alt="kidem gobekte baslar" width="410" height="365" />Biraz önce <a href="http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&amp;KategoriID=15&amp;ArticleID=1097623&amp;Date=22.05.2009&amp;b=Uzman%20cavus%20okula%20gelip%20oglunun%20kavga%20ettigi%20ogrenciyi%20dovdu&amp;ver=56" target="_blank">Milliyet&#8217;te bir haber okudum! </a>Yüce TSK&#8217;nın saygıdeğer üyelerinden bir adet uzman çavuş, okulda çocuğuyla kavga eden bir başka çocuğu <strong>cezalandırmış.</strong> Kendi çocuğu 7. sınıfa, çocuğunu döven vahşi pis dayaklık kaka çocuk da 6. sınıfa gidiyormuş. Kaç yaşında oluyorlar? Orasını siz hesaplayın, ben biraz aptalım o konuda.</p>
<p><strong>Bir çocuk, suçu ne olursa olsun, böyle dövülmez.</strong> &#8220;Vay efendim adam Diyarbakır&#8217;daymış, psikolojisi bozukmuş, orda zaten teröristler varmış, onlara kızdığı için böyle yapmış,&#8221; falan filan demeyin. Çocuk lan o! Çocuk! Haberin videosundaki halini izleyince içim sızladı.</p>
<p>Üniforma sahibi olunca hayat ne kadar kolay değil mi? Okula gidiliyor, dersteki öğrenci &#8220;müdür çağırıyor&#8221; mesajıyla dersten çıkarılıyor, ağzı burnu dağılıncaya, başkaları gelip kurtarıncaya kadar <strong>tekme tokat dövülüyor.</strong></p>
<p><strong>Ve yüce devletim, hayatta bir yere gelebilmek için yıllarını harcayan insanları özgür yaşamından koparıp bu adamın emrine verebiliyor!</strong></p>
<p><span id="more-1348"></span>Üniforma denen kıyafette öyle bir sihir var ki, ne Cinderella&#8217;nın ayakkabısına, ne de nanoteknoloji ürünlerine benzer. Bambaşkadır o. Onu giydiğiniz anda tüm toplumsal kurallara karşı çıkabilir, kanunları kafanıza göre değiştirebilir, insan evladı demeden önünüze geleni eşek sudan gelinceye kadar dövebilirsiniz. Eğer üniformayı yeterince uzun süre giydiyseniz artık şahıslarla ilgilenmez, direkt olarak devlet yönetiminde söz sahibi olabilirsiniz.</p>
<p>Uzman çavuşlar, askeriyenin mecburiyetten oraya gelmiş olan (pardon vatan borcunu ödemek için koşmuş olan) er ve erbaşların bir üst sınıfı. Yani askerlik mesleğinin en alt kademesinde yer alırlar. O nedenle uzman çavuşlar üzerinden askerlik mesleği hakkında genelleme yapılamaz. <strong>Orduevlerini kullanma hakları bile yok</strong> adamların, daha ne olsun? Bunun için, ben de genelleme yapmadan, sadece askerde yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum.</p>
<p>(Aşağıda yazanlar, acemi birliğindeyken karşılaştığım bir olayın aynen aktarılmasıdır, kimse <strong>halkı askerlikten soğutmak</strong> falan demesin. Halkı askerlikten soğutmak suçsa, gidin önce medyaya fırça atan, hükümete protesto çeken, halkla arasına görünmez duvarlar ören, askerlik yapmaya gelmiş gençleri döven, küfreden, sikindirik işlerle uğraştıran adamları suçlayın. Eğer halk onlar yüzünden askerlikten soğumuyorsa, Akay&#8217;ın yazdıkları yüzünden kimse soğumaz. Bilakis, ısınırsınız. <strong>Sevgi dolu kamuflajlı yüreklerinizle</strong> dörtnala koşarsınız kışla kapılarına!)</p>
<p>Acemi birliğinde Kahramanmaraşlı bir genç tanımıştım. <strong>Çobanmış köyünde.</strong> Yaşı gelince hemen vatan hizmetine koşmuş, <strong>devletine olan tereddütsüz güven ve saygısına</strong> imrenmiştim ben. Birgün bunun uzman çavuşluğa heveslendiğini duydum ve sordum neden uzman olmak istediğini.</p>
<p>&#8220;Ben köyüme gittiğimde çobanlığa devam edeceğim abi,&#8221; demişti. &#8220;Belki hayatım boyunca şehirde yaşayamayacağım, <strong>sadece koyun güdeceğim.</strong> Ama eğer uzman olursam ailem beni sevecek, babam gurur duyacak. Üniformamı giyip köyüme gideceğim. Hem o zaman evlenmek de çok kolay, biliyor musun? <strong>Emir vereceğim insanlar olacak.</strong> Kemal Uzman bugün bize küfrettiğinde ses çıkarıyor muyuz abi? Ne derse yapıyoruz, çayını sigarasını taşıyoruz, o emir verince 200 asker yatıp sürünüyor, ben de onun gibi olacağım!&#8221;</p>
<p>Al sana potansiyel uzman çavuş. <strong>&#8220;Emir vereceğim abi! Koyunlardan başka hükmedecek canlılar da olacak hayatımda!&#8221;</strong></p>
<p>Sadece hedefine ulaşıp ulaşamayacağını merak ettiğim için askerden sonra telefonla görüşmeye devam ettim. Başardı! <strong>Kahramanmaraşlı 20&#8242;lik çoban, artık bir uzman çavuş.</strong> Hayalini kurduğu gibi bir emirle 200 kişiyi süründürerek orgazma ulaşmayı başardı mı bilmiyorum. <strong>Üniformaya veren kızlar</strong>dan birini bulup evlendi mi, babası onunla gurur duydu mu, bilemem. Ama yüce TSK&#8217;nın bir mensubu olduğunu biliyorum, helal olsun.</p>
<p>Sayesinde rahat uyuduğumuz saygıdeğer ordumuza olan sevgi ve hayranlığım günden güne artıyor. Türkiye&#8217;yi aydınlık geleceğine <strong>Yurt Sevgisi</strong> dersinde öğrenilenler taşıyacak. Çobanlar uzman çavuş olacak, bilgisayar mühendisleri kısa dönem çavuş.  Ve biz demokratik Türkiye&#8217;nin aydın vatandaşları olarak parlak yarınlara hep birlikte koşacağız!</p>
<p>Amin!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/uniformaya-teslim-olmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/05/fat_soldier-300x267.jpg' length ='28418'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Tamam geliyoruz!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tamam-geliyoruz.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tamam-geliyoruz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 22:14:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[bedelli askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[bolivya]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[jose alfredo]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1239</guid>
		<description><![CDATA[(Aşağıdaki yazıyı nerden bulduğumu hatırlamıyorum şimdi ama Bolivyalı bir genç Jose Alfredo’ya yazmış vakti zamanında. Bolivya’da üniversite mezunları 6 ay, diğerleri ise 15 ay civarında askerik yapıyormuş bir zamanlar. Sonra günün birinde Jose Alfredo Garcia Bruno Domingues Sanches “Olmaz öyle şey. Askerliği tek tipe indireceğiz herkes eşit yapacak” demiş ve bu yazı ortaya çıkmış. Ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-1240" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="iwantyou" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/05/i-want-you-flat.jpg" alt="iwantyou" width="410" height="472" />(Aşağıdaki yazıyı nerden bulduğumu hatırlamıyorum şimdi ama Bolivyalı bir genç </em><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=642" target="_blank"><em>Jose Alfredo’ya</em></a><em> yazmış vakti zamanında. Bolivya’da üniversite mezunları 6 ay, diğerleri ise 15 ay civarında askerik yapıyormuş bir zamanlar. Sonra günün birinde Jose Alfredo Garcia Bruno Domingues Sanches “Olmaz öyle şey. Askerliği tek tipe indireceğiz herkes eşit yapacak” demiş ve bu yazı ortaya çıkmış. Ben aradan çekileyim sizi Bolivyalı gencin satırlarıyla bırakayım&#8230;)</em></p>
<p>Çok kıymetli, pek sevgili Jose Paşam; uzun dönem-kısa dönem ayrımını kaldırmaya yönelik açıklamanız süperdi, destekliyoruz. Böyle bir ayrım bence de çok saçma. Nedir yani okumuş adamın 6 ay askerlik yapıp, okula gidemeyen cânım vatan evladının 15 ay askerik yapması. Hepsinin iki gözü yok mu? Bence var! Dolayısıyla herkes eşit&#8230;</p>
<p>Bakın benim dikkatimi çeken bir başka konu daha var. Bu okuyan dallamalar çok bilmiş oluyorlar. Zaten askerliği vicdanen reddedenler hep üniversite mezunu tipler. Vatan sevgisini, devlet aşkını falan sorguluyor bunların birçoğu. Ama yurdumuzun o saf, mert, yüreği temiz, alnı pak, akça pakça evlatları hiç bunları yapmıyorlar. Vatanlarını çok seviyorlar. Devletlerine yavukluları kadar aşıklar, analarına olmadıklarına kadar sadıklar. Dolayısıyla onları ödüllendirmek adına yurdumuzun iç kesiminin evlatları 2-3 ay askerlik yapsalar yeterlidir. Asıl bu vatan haini lavuklara verin 15 ay askerlik vazifesini, verin de Türklerin dediği gibi Hanya ile Konya arasındaki ayrımı yapabilsinler. Döndüklerinde iş, aş, Haydar Baş! konusunda sıkıntıya düşmelerinden korkmayın. Ölsün ibneler!<span id="more-1239"></span></p>
<p>Sayın Jose Paşam, birçok üniversite öğrencisi mezuniyet gününde burulu bir vaziyette ellerine tutuşturulacak kağıt parçalarının hayalini kuruyorlar. Açıklamanıza sadık kalırsanız günün birinde gerçekten ellerine alacaklar, hayalleri gerçek olacak.</p>
<p>Bolivya’daki üniversitelerin çok kaliteli kurumlar olmadığını ben de sizin kadar biliyorum. Ama anladığım kadarıyla siz, üniversite mezunlarına bahşedilen 6 ay askerliğin nasıl bir motivasyon kaynağı olduğunu bilmiyorsunuz. O zaman şunu söyleyeyim, birçok vatan evladı var askerliğini kısa dönem yapabilmek için üniversiteye giden. Siz şimdi böyle yaparsanız, zaten okumaya hevesli olmayan bu adamları nasıl sokarsınız üniversitelere? Yarın öbürgün siz de bir Türk paşası gibi “Halk cahil, cumhurbaşkanını seçemez” derseniz, olur mu? Bence olmaz!</p>
<p>Herkes eşit sürede askerlik yapacaksa askerliğini yapmamış bir birey okula gider mi? Sittin sene gitmez. Liseyi bitirir, sülüsünü alır, paşalar gibi askerliğini yapar. Ondan sonra döner evine, iş peşinde koşturur. Ama bazıları daha rahat bir hayat sürmek için okur tabii ki. Bugün 100 bin üniversite öğrencisi varsa, o gün bu rakam 50 bine düşer. Ama niyetiniz üniversitelerdeki yoğunlaşmayı azaltmaksa ona söyleyecek sözüm yok. Verdiğiniz her karara olduğu gibi buna da saygı duyarım. Saygı duymak ne kelime; bir Türk şairinin dediği gibi enginlere sığmam taşarım!</p>
<p>Biz büyük bir ülkeyiz paşam. Topraklarımızın üç tarafı sularla, dört tarafı düşmanlarla çevrili. Zaten her Bolivyalı asker doğar, bu özelliğimizi kaybetmemek için askerliği sürekli yapmalıyız. Göçebe kültürümüzü kaybetmemek için de bir şeyler olmalı. Bu konuda çok büyük bir eksikliğimiz var.</p>
<p>Sizler büyük insanlarsınız, bizler ise küçük mahluklar. Bir karar alıyorsanız vardır bir bildiğiniz. Vatan görevi de -bir Türk tabelasında yazdığı gibi- vergilendirilmiş kazanç kadar kutsaldır. Vergi kaçıranlar toptur ayrıca. </p>
<p>Vatanımız, devletimiz bizi insan yerine koymaz ama biz onun için ölürüz. Ölmeliyiz, ölmelisiniz, ölmeliler, ölsünler, ölüler. Ölen ölür kalan sağlar halayda başı çeker. Benden selam söyleyin Bolu Bey’ine. Ferman padişahınsa PKK’nın ne işi var dağda!?</p>
<p>Yani diyeceğim odur ki ellemeyin sisteme. Cahil halka bir tekme de siz atmayın. Bizi ortaçağ karanlıklarına götürmeyin ey kıymetlilerimiz!</p>
<p>Por favor!<br />
Miguel Rodrigo Alvaro Guelermo Alvarez<br />
Cochabamba &#8217;80</p>
<p>Adios!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tamam-geliyoruz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/05/i-want-you-flat-260x300.jpg' length ='23607'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Medya ve politika toplumların kamburudur!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/medya-ve-politika-toplumlarin-kamburudur.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/medya-ve-politika-toplumlarin-kamburudur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 00:39:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[fahişelik]]></category>
		<category><![CDATA[ferrari]]></category>
		<category><![CDATA[ferrari enzo]]></category>
		<category><![CDATA[hayat kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[lucifer]]></category>
		<category><![CDATA[meslekler]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[porno dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[satanizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1194</guid>
		<description><![CDATA[Toplumun temel dinamiklerinden biridir meslekler. Birçok sektör ve meslek de ihtiyaçtan ortaya çıkar. Binlerce yıllık bir gelişme/değişme sonucunda bugünkü mesleklere sahip oldu insanoğlu. İşi kapitalizmle, sosyalizmle veya diğer akımlarla tartışmak bir yana, mesleklere neden ihtiyaç duyduğumuz kafama takıldı bugün. En gereksiz sektörlerin medya ve politika olduğunu fark ettim. Bunları insanoğlunun karaktersizlik oranına göre askerlik takip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1195" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="medya ve politika" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/medya_ve_politika.jpg" alt="medya ve politika" width="410" height="309" />Toplumun temel dinamiklerinden biridir meslekler. Birçok sektör ve meslek de ihtiyaçtan ortaya çıkar. Binlerce yıllık bir gelişme/değişme sonucunda bugünkü mesleklere sahip oldu insanoğlu. İşi kapitalizmle, sosyalizmle veya diğer akımlarla tartışmak bir yana, mesleklere neden ihtiyaç duyduğumuz kafama takıldı bugün.</p>
<p>En gereksiz sektörlerin medya ve politika olduğunu fark ettim. Bunları insanoğlunun karaktersizlik oranına göre askerlik takip ediyor.<span id="more-1194"></span></p>
<p>Her meslek sahibi, işini para için yapmaz. Çeşitli etkenler de buna dahil. Çalışmaya ihtiyaç duymayacak kadar parası olanların mutlaka bir hobisi vardır ve zaman içinde bunu meslek edinirler. Eğer meslek edinecek bir hobileri yoksa, kısa süre sonra ciddi psikolojik sorunlarla karşılaşmaları da kaçınılmaz bir sonuç.</p>
<p>Yapacak işi kalmayanlar sıkıntıdan kendilerini çeşitli inanç ve akımlara teslim ediyorlar. Ve toplum da onları hemen sınıflandırıyor.</p>
<p>Toplumun &#8220;ruhsal doyuma ulaşma çabası&#8221; olarak kabullendiği uzak doğu felsefeleri iyiyken, Lucifer için çeşitli ayinler düzenleyen satanistler, &#8220;sapık kişiler&#8221; olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Toplumların inançları nasıl değerlendirdiği benim umrumda değil. Kimsenin inancına da karışmam, bir başkasının özgürlük sınırına girmediği müddetçe isteyen istediğini yaşasın, istediğine inansın. Hindu&#8217;nun taptığı ineği, Müslüman kurban olarak kesip afiyetle yiyebilir. Müslüman&#8217;ın haram diyerek uzak durduğu şarabı, Hristiyan &#8220;İsa&#8217;nın kanı&#8221; diyerek afiyetle içebilir. Semavi dinlerin haram kıldığı zinayı, masonluğun zirvelerini zorlayanlar ibadet niyetine grup seks olarak icra edebilirler. Beni yedirmeye, içirmeye, tapınmaya, grup sekse zorlamadıkları sürece kimseyle sorunum yok. Zaten konu da inançlar değil, meslekler.</p>
<p>Günümüzdeki çalışanların, bir mesleği icra edenlerin büyük çoğunluğu işlerini paraya ihtiyaç duydukları için yapıyorlar. Bu işleri öğrenmek için okullar okuyor, yıllar harcıyor, kariyerlerine ilk basamaktan başladıkları andan itibaren üstlerinin emrinde bir amaç uğruna bir çok şeye katlanıyorlar. Ve tüm mesleklerin de bir şekilde topluma faydası var. Meslek sahibinin işini sevip sevmemesi değil, icra ettiği mesleğin topluma olan katkısı benim dikkatimi çeken.</p>
<p>Doktorlar sağlık için çalışıyor, tekstilciler insanları giydirmek için. Bilgisayar teknolojileri iletişimi hızlandırırken, otomotiv teknolojileri ulaşımı hızlandırma peşinde. Bilgisayar oyunu hazırlayan firmalar bile insanların en azından stres atmasını, hatta Second Life gibi online sistemler insanların para kazanmasını sağlıyorlar.</p>
<p>Nefret ettiğim bir spor dalı olan futbol, en azından turizm, tekstil gibi sektörlere destek veriyor, piyasada para döngüsüne yardımcı oluyor.</p>
<p>Fahişelerin bile bir misyonu var şu dünyada. Kadınlardan yüz bulamayan, hayatta başarısız olmuş erkeklere zevk veriyorlar, iyi hissetmesini sağlıyorlar falan.</p>
<p>Peki politikacılar ne işe yarıyor? Ve geleneksel medya?</p>
<p>Bakın hangi sektör olursa olsun, varlığı ve yokluğu bir değil. Bugün futbol olmasa insanlar yine bir spor, bir eğlence aracı bulup vakit geçirmeyi başarırlardı. Yani yokluğunda az da olsa bir boşluk hissedilirdi.</p>
<p>Misketlerin, çelik çomakların, oyuncak arabaların yerini PES, Call of Duty, Need for Speed aldı çocukların dünyasında. Barbie&#8217;ler, lahana bebekler Sim City&#8217;e kurban gittiler. Bir değişim yaşandı ve gidenin boşluğunu doldurmak üzere bir başkası geldi. Veya yeninin ışıltısı eskinin sönmesine neden oldu.</p>
<p>Çocukların oyuncak dünyası bile yenilenirken, politikanın insan yaşamındaki varlığı neden binlerce yıldır değişmedi?</p>
<p>Yenilenmedi bile lan! 2400 yıl önce, Sokrates&#8217;ın dünyasında tartışılan politik kavramlarla bugün tartışılanlar arasında minnacık bir fark yok! Hala demokrasinin önemi, cumhuriyetin görevi, krallığın geçmişi, laikliğin durumu tartışılıp, dinler ve politika arasındaki bağların ne durumda olması gerektiği konuşuluyor.</p>
<p>Adamlar hiçbir işe yaramadan binlerce yıldır aynı şeyleri konuşuyorlar. Sağı, solu, sosyalisti, komünisti yok bu işin. Hepsi aynı bokun içinde. Politika düzgün bir ırmak olsaydı, binlerce yılda kendine akacak bir yatak bulurdu. Kendi varlığına bile hala karar verememiş bir mesleğin var olmakta ısrar etmesi kadar komik bir saçmalık olamaz.</p>
<p>Politikanın en büyük beslenme kaynağı medyayken, medyanın da en büyük beslenme kaynağı politika.</p>
<p>Medya, haber kaynaklarıyla yaşıyor. Ve haber kaynaklarının başında da politika geliyor. Politikacılar olmasa bu kadar fazla medya grubu da olmayacak piyasada.</p>
<p>Ve politika da medyanın halka verdiği gaz sayesinde bu kadar semiriyor. Medya olmasa politikacıların da götü bu kadar kalkmayacak.</p>
<p>Geri kalmış ülkelerde özgür yazarların veya bağımsız internet sitelerinin yasaklanması için sarf edilen büyük çaba da yine medya &amp; politika çiftinin birbirini yaşatma arzusundan kaynaklanıyor.</p>
<p>Emin olun ki, siz prim vermeyi keserseniz onlar da seslerini kısmak zorunda kalacaklar. Televizyon, gazete gibi belli gruplara bağlı olan, geleneksel medya kaynaklarını takip etmiyorum. Kendimde de bir eksiklik hissetmiyorum bunun için. &#8220;Gündemden haberdar olmak&#8221; zorunluluğunuz yok, medyanın attığı oltayı çıkarın artık boğazınızdan. Van&#8217;da gerçekleşen trafik kazası, İstanbul&#8217;da soyulan dükkan veya Ankara&#8217;da tecavüze uğrayan kadın umrumda değil. İşime yaramayacak bilginin bir faydası yok bana.</p>
<p>O nedenle tekrar ediyorum: Medya gereksizdir! Politika medyadan da gereksizdir. İnsanlığın kesinlikle ihtiyaç duymadığı halde en çok meşgul olduğu iki meslek, yer yüzünden silinsin istiyorum. Ferrari Enzo da istiyorum ama ne yazık ki Ferrari Enzo sahibi olma ihtimalim, bu denyoların yok olma ihtimalinden daha yüksek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/medya-ve-politika-toplumlarin-kamburudur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/medya_ve_politika-300x226.jpg' length ='33510'  type='image/jpg' />	</item>
	</channel>
</rss>

