Etiket Arsivi: çocuklar

Yarış atları


Sene 2011. Mini mini birler okuma-yazma öğrenir öğrenmez kocaman çantalarını test kitaplarıyla doldurur olmuş. Benim zamanımdaki üniversite yarışı ilköğretim seviyesine inmiş. İlköğretim son sınıfta ben hiçbir sınava girmemiştim. Direk düz liseden devam ederek rahatça iyi bir üniversiteyi kazanabilmiştim. Ama şimdi iyi bir üniversite için iyi bir lise şart olmuş. Artık elemeler daha erken yapılıyor. Bu yüzden iyi bir liseye kapak atmak için canla başla yarışır olmuş çocuklar.

Devam

İçimde tutacak halim yok! -2-

deliler*Geldi 23 Nisan, neşe dolsun insan. Atamın bize vermiş olduğu bu özel günleri, tatil yaptığım için çok fazla seviyorum. Çocukken de severdim zaten. Teşekkürler Ata!

*Çocukları sıraya dizerek aptal ve despot bir törenle miniklere eziyet çektirmek Çocuk Bayramı anlayışına ne kadar uygun? Cevaplasın biri bunu!

*Sayın Genel Müdürümüz maille yaptığı duyuruda 23 Nisan’da kurumumuzda çalışma olmayacağını deklare etti. “Hepinizin bayramını kutlarım” derken taşak mı geçti acaba diye düşünmeden edemedim. G.tüm yese “senin de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramın Kutlu Olsun Müdürüm” diye cevabi bir mail atardım. Yemedi ama.
Devam

Gazoz kapağı!

Gazoz Kapağı

Çocukken hepimiz misket oynardık değil mi? Benim bir poşet misketim vardı, bu konuda iddialıydım. Mors oynamasını severdim, genelde onu oynardık.

Olayı misket boyutuna getirmeden önce de gazoz kapaklarıyla oynardık. Önce kahve ya da bakkal önlerine gider gazoz kapaklarını toplardık, sonra, annelere görünmeden mutfaktan kavanoz kapağı yürütür, içerisine özenle hazırladığımız çamuru koyar ve asfalt üzerine dizdiğimiz gazoz kapaklarını vurmaya çalışırdık. Maliyeti sıfır olan ama yine de kaybetmekten korktuğumuz ve kazanmak için oynadığımız bir oyundu. Bizden birkaç yaş büyükler ortaya 20 tane gazoz kapağı koyar, öyle oynarlardı. Biz cesaret edemezdik bu sokaktan bulduğumuz gazoz kapaklarının yirmi tanesini birden ortaya koymaya… Maliyet sıfır bile olsa, aldığımız zevk ve heyecan milyonlara bedeldi. İki gazoz kapağı için kavga bile ederdik misal…
Devam

Yok olmak istemiyoruz!

“Dicle’nin kenarında bir kuzuyu kurt kapsa hesabı benden sorulur,” demiş Hz. Ömer.

Peki bu çocukların hesabı kimden sorulur?

Haberci Çocuk Cinayetleri

Doğruluyorum sandalyeden. Tipik edebiyat kitaplarında konfor ve rahatına düşkün kahramanlar böyle zamanlarda hep koltuklarından doğrulur, koltuklarında doğmuş gibi, koltukaltı ağrılarını da doğrulturlar; ben sandalyedeyim, doğrulduğum zaman dizlerim ağrıyor sadece. İmrenerek okumaktan nefret ederim onları, en damardan giren iğneli, sancılı cümlelerine bile gülecek gibi olurum, kelebek içi bir hayatın insana getirisi de bu olsa gerek. Zaten genelde bunları okurken kendimle baş başa kalamıyorum, eski bir yalandı kitap okuyan insanın kendisiyle baş başa kalması, riyakar ve bencilce.
Devam