<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; çocuklar</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/cocuklar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Yarış atları</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yaris-atlari.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yaris-atlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2011 12:04:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3901</guid>
		<description><![CDATA[Sene 2011. Mini mini birler okuma-yazma öğrenir öğrenmez kocaman çantalarını test kitaplarıyla doldurur olmuş. Benim zamanımdaki üniversite yarışı ilköğretim seviyesine inmiş. İlköğretim son sınıfta ben hiçbir sınava girmemiştim. Direk düz liseden devam ederek rahatça iyi bir üniversiteyi kazanabilmiştim. Ama şimdi iyi bir üniversite için iyi bir lise şart olmuş. Artık elemeler daha erken yapılıyor. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3902" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/04/Horse-racing.jpeg" alt="" width="420" height="340" /><br />
Sene 2011. Mini mini birler okuma-yazma öğrenir öğrenmez kocaman çantalarını test kitaplarıyla doldurur olmuş. Benim zamanımdaki üniversite yarışı ilköğretim seviyesine inmiş. İlköğretim son sınıfta ben hiçbir sınava girmemiştim. Direk düz liseden devam ederek rahatça iyi bir üniversiteyi kazanabilmiştim. Ama şimdi iyi bir üniversite için iyi bir lise şart olmuş. Artık elemeler daha erken yapılıyor. Bu yüzden iyi bir liseye kapak atmak için canla başla yarışır olmuş çocuklar.<br />
<span id="more-3901"></span></p>
<p>Çocuklar, çocukluğunu yaşayamadan ezbere boğuluyorlar. Okul müfredatı çok gereksiz kuru bilgilerle dolu. Daha 1. sınıfa giden çocuğa İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını ezberlettiriyorlar. Geçenlerde bir ilköğretim 7. sınıf öğrencisi bir matematik problemi getirdi önüme çöz diye. O zorluktaki soru 15 sene önce ÖYS’de (ÖSS’den sonraki 2. basamak sınavı) çıkıyordu. Çok yükleniyorlar çocuklara, zorluyorlar. Körpe beyinler, milli öğütümün ağır müfredatı altında eziliyor. Hafta sonları sokakta top oynaması gereken çocuk ya evde oturup test çözmek zorunda kalıyor ya da özel dershaneye gidiyor.</p>
<p>Çocuklar kendi doğalarına aykırı hareket ediyor. İnsan doğasına aykırı her hareket bir bozukluk olarak (bumerang misali) geri döner. Yaşanmayan çocukluk, geleceğin psikopat yetişkinlerini doğurur. Hele bir de bazı veliler var ki sidik yarıştırır gibi çocuklarını, başkalarının çocuklarıyla yarıştırır olmuş. Benim çocuğum senin çocuğundan daha başarılı diye hava atıyorlar. Çok test sorusu yapabilen robotlaşmış çocuk başarılı çocuk anlamına geliyor yani. Bu gidişle gelecekte her mahalleye bir tane psikolojik terapi merkezi şart olacak.</p>
<p>Milli öğütüm bu kadar çocukların üstüne binmişken, bir de siz binmeyin sayın veliler. İnsan çocuğuna biner mi yahu? Çocuğun kişiliği ve karakteri, başarıdan önce gelir. Bu ülkeye doktor, mühendisten önce dürüst adam lazım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yaris-atlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/04/Horse-racing.jpeg' length ='50861'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>İçimde tutacak halim yok! -2-</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/icimde-tutacak-halim-yok-2.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/icimde-tutacak-halim-yok-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 13:27:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[23 nisan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[milli bayramlar]]></category>
		<category><![CDATA[mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1174</guid>
		<description><![CDATA[*Geldi 23 Nisan, neşe dolsun insan. Atamın bize vermiş olduğu bu özel günleri, tatil yaptığım için çok fazla seviyorum. Çocukken de severdim zaten. Teşekkürler Ata! *Çocukları sıraya dizerek aptal ve despot bir törenle miniklere eziyet çektirmek Çocuk Bayramı anlayışına ne kadar uygun? Cevaplasın biri bunu! *Sayın Genel Müdürümüz maille yaptığı duyuruda 23 Nisan’da kurumumuzda çalışma olmayacağını deklare etti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1173" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="deliler" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/21.jpg" alt="deliler" width="410" height="363" />*</strong>Geldi 23 Nisan, neşe dolsun insan. Atamın bize vermiş olduğu bu özel günleri, tatil yaptığım için çok fazla seviyorum. Çocukken de severdim zaten. Teşekkürler Ata!</p>
<p><strong>*</strong>Çocukları sıraya dizerek aptal ve despot bir törenle miniklere eziyet çektirmek Çocuk Bayramı anlayışına ne kadar uygun? Cevaplasın biri bunu!</p>
<p><strong>*</strong>Sayın Genel Müdürümüz maille yaptığı duyuruda 23 Nisan’da kurumumuzda çalışma olmayacağını deklare etti. “Hepinizin bayramını kutlarım” derken taşak mı geçti acaba diye düşünmeden edemedim. G.tüm yese &#8220;senin de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramın Kutlu Olsun Müdürüm” diye cevabi bir mail atardım. Yemedi ama.<span id="more-1174"></span></p>
<p><strong>*</strong>Şirket içindeki mailleşmeler samimiyeti yok ediyor ve bu kimsenin dikkatini çekmiyor. Adamdan iki satırlık bir şey isteyeceksin &#8220;mail at&#8221; diyor. Ne gerek var o kadar zahmete, arayayım söyleyeyim işte. Hem halini hatırını da sorarım. Yok, kurumsal yapıya aykırıymış. Yerim öyle kurumsal anlayışı, kalite sistemini. Sonra iş &#8220;Rıfkı bey customer reportları forwardlar mısınız&#8221;a dönüyor. Dil katliamı yaşanıyor bu sayede.</p>
<p><strong>*</strong>“Atanın tüm dünya çocuklarına armağan ettiği…” bu çocuk bayramını Türki cumhuriyetlerden Türkiye’ye doldurduğumuz dünya çocukları dışında kaç millet kutluyor acaba, var mı bilen? Bir Sierra Leone için ne anlam ifade eder ki 23 Nisan?</p>
<p><strong>*</strong>Yazarken fark ettim ki ‘ata’ kelimesi çok absürt bir şey. Peş peşe tekrarlayın hak vereceksiniz. Bunu büyük bir unvan olarak kullananlar var, dikkat!</p>
<p><strong>*</strong>Aynı anda dört ayrı kişinin kendi paralarını vererek yaptıkları siparişi karşılamak ne zor iş lan. Kimsenin parası kimseye karışmasın, hak geçmesin diye göbeğim çatlıyor her defasında. Stresten saçlarım beyazladı anasını satayım! Belki de çok basit bir formülü vardır bunun ama hiç anlamadım ki matematiği.</p>
<p><strong>*</strong>Tatlı su balıkçısı Emir Akın, edebi yönünü gözüme sokuyor günlerdir. Bir Halikarnas Balıkçısı’na daha sahip oldum galiba.</p>
<p><strong>*</strong>Ne zaman dışarıda bir yerde Kuyu&#8217;yu takip eden birini görsem içimden ılık ılık bir şeyler akıyor, mutlu oluyorum lan!</p>
<p><strong>*</strong>Uykunun en güzel yerini bölüp gecenin bir yarısı mola veren otobüsten dışarıya çıkmanın, bir sigara yakıp çay içmenin keyfini başka bir şeyden alamadım be! Şehirlerarası takılasım var, seyahatim geldi.</p>
<p><strong>*</strong>Buraya kadar yazacak çok şey vardı aklımda, şimdi hepsi uçtu gitti. Hay bin kunduz!</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=550" target="_blank">İçimde tutacak halim yok -1-</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/icimde-tutacak-halim-yok-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/21-300x265.jpg' length ='39370'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gazoz kapağı!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gazoz-kapagi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gazoz-kapagi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 13:22:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gezmis</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[gazoz kapağı]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[karakol]]></category>
		<category><![CDATA[misket]]></category>
		<category><![CDATA[taksim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[Çocukken hepimiz misket oynardık değil mi? Benim bir poşet misketim vardı, bu konuda iddialıydım. Mors oynamasını severdim, genelde onu oynardık. Olayı misket boyutuna getirmeden önce de gazoz kapaklarıyla oynardık. Önce kahve ya da bakkal önlerine gider gazoz kapaklarını toplardık, sonra, annelere görünmeden mutfaktan kavanoz kapağı yürütür, içerisine özenle hazırladığımız çamuru koyar ve asfalt üzerine dizdiğimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" src="http://img88.imageshack.us/img88/7601/2836796mdcy8.jpg" alt="Gazoz Kapağı" width="410" height="278" /></p>
<p>Çocukken hepimiz misket oynardık değil mi?  Benim bir poşet misketim vardı, bu konuda iddialıydım. Mors oynamasını severdim, genelde onu oynardık.</p>
<p>Olayı misket boyutuna getirmeden önce de gazoz kapaklarıyla oynardık. Önce kahve ya da bakkal önlerine gider gazoz kapaklarını toplardık, sonra, annelere görünmeden mutfaktan kavanoz kapağı yürütür, içerisine özenle hazırladığımız çamuru koyar ve asfalt üzerine dizdiğimiz gazoz kapaklarını vurmaya çalışırdık. Maliyeti sıfır olan ama yine de kaybetmekten korktuğumuz ve kazanmak için oynadığımız bir oyundu. Bizden birkaç yaş büyükler ortaya 20 tane gazoz kapağı koyar, öyle oynarlardı. Biz cesaret edemezdik bu sokaktan bulduğumuz gazoz kapaklarının yirmi tanesini birden ortaya koymaya&#8230; Maliyet sıfır bile olsa, aldığımız zevk ve heyecan milyonlara bedeldi. İki gazoz kapağı için kavga bile ederdik misal&#8230;<span id="more-546"></span></p>
<p>Sonra futbolcu kartları vardı. Numaralarına göre kazanan kaybeden belli olurdu. O tam bir gerilim havasında yaşanırdı. Hile yapmak çok yaygındı, dikkatini çektiğin anda rakibin kart destesinin en altından daha önce hazırlamış olduğu kartı çeker, tüm nevaleyi toplayabilirdi. Aynı zamanda o kartların koleksiyonunu yaptığımız için kaybedilen kartlar büyük önem taşımaktaydı. Anlatırken bile gerildim!</p>
<p>Biz bu devirleri yaklaşık 15 sene önce yaşadık ve sıramızı savdık. Bizden sonra gelen jenerasyonlar misketten vazgeçmese bile, gazoz kapağını çoktan unutmuştu. Hatta, bazıları o kadar çok gelişim göstermişti ki, Cumartesi gecesi İstiklal&#8217;in sonunda, Tünel&#8217;de içerken bize güzel bir ders bile verdiler&#8230;</p>
<p>Biz muhabbetimizin yanına biralarımızı yudumlarken, bir anda üç tane 10-12 yaşlarında çocuk geldi ve biz daha ne olduğunu anlayamadan ceplerinden çıkarttıkları bozuk paraları, misket oynarmış gibi dik olarak dizdiler, ellerinde tuttukları 1 liraları, ilk atabilmek için fırlattılar ve misket oynarcasına paraları vurmaya başladılar. Biz şaşkınlık ve alkolün etkisiyle güldük ve yakinen izledik. Fotoğraf çekmeye çalıştık ama veletler yaptıklarının yanlış olduğunun farkındaydı sanırım, olabildiğince kaçtılar fotoğraf işinden&#8230;</p>
<p><img class="alignleft" style="middle;" src="http://img155.imageshack.us/img155/7788/img2935co1.jpg" alt="veletler" width="410" height="490" /></p>
<p>Bizim zamanımızda böyle bir oyun var mıydı bilmiyorum ama bu devrin çocukları artık bırakmış çocuk olmayı. Oyunları bile aşmış boylarını. Biz, akşam ezanı yaklaşırken &#8220;akşam ebesi&#8221; oynayarak evlere giderdik, bu çocuklar gecenin bir yarısında sokaklarda parayla oyun oynuyorlar. Çocukluğun masumiyeti bile kaybolmuş oynadığımız gazoz kapakları gibi&#8230; Nerede kaldı bunların ailesi, İstiklal Caddesi boyunca durmadan dolanan polisler, zabıtalar, zorla yollandıkları okullar?</p>
<p>Ve sonra bu çocukların ailesi diyecek ki; &#8220;devir nereye gidiyor böyle, biz sizi böyle mi yetiştirdik evladım?&#8230;&#8221; İlerde bir gün, bu çocuklar kumar yüzünden kavga edecekler ve karakola düştüklerinde o yanlarından geçen polisler diyecek ki; &#8220;çok bozuldu gençlik, önceden böyle miydi?&#8230;&#8221; Bu çocuklar iş tutturamadıkları için işportacı olacaklar ve o zabıtalar bu çocukların peşinden koşarken &#8220;önceden bu kadar çok yoktu bunlardan&#8221; diyecekler k.çlarından aldıkları nefesle&#8230; Öğretmenleri okudukları gazetelerin ardında düşüncelere dalacaklar &#8220;eğitimsizlikten oluyor bunlar hep!&#8221; diyecekler&#8230;</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>Çocuklardan birine yaklaştım;</p>
<p>&#8220;Biz sizin yaşınızdayken misket oynardık, bu ne lan?&#8221; dedim,</p>
<p>&#8220;Siz işi bilmiyormuşsunuz abi!&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gazoz-kapagi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yok olmak istemiyoruz!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yok-olmak-istemiyoruz.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yok-olmak-istemiyoruz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 23:16:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[hz ömer]]></category>
		<category><![CDATA[sokak çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[sokak çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[tinerci çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[tinerciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=543</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Dicle&#8217;nin kenarında bir kuzuyu kurt kapsa hesabı benden sorulur,&#8221; demiş Hz. Ömer. Peki bu çocukların hesabı kimden sorulur?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdHQlpDXhI=" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdHQlpDXhI=" wmode="transparent" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
<p>&#8220;Dicle&#8217;nin kenarında bir kuzuyu kurt kapsa hesabı benden sorulur,&#8221; demiş Hz. Ömer.</p>
<p>Peki bu çocukların hesabı kimden sorulur?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yok-olmak-istemiyoruz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haberci Çocuk Cinayetleri</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/haberci-cocuk-cinayetleri.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/haberci-cocuk-cinayetleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Apr 2008 20:13:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yigit Ezel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[Doğruluyorum sandalyeden. Tipik edebiyat kitaplarında konfor ve rahatına düşkün kahramanlar böyle zamanlarda hep koltuklarından doğrulur, koltuklarında doğmuş gibi, koltukaltı ağrılarını da doğrulturlar; ben sandalyedeyim, doğrulduğum zaman dizlerim ağrıyor sadece. İmrenerek okumaktan nefret ederim onları, en damardan giren iğneli, sancılı cümlelerine bile gülecek gibi olurum, kelebek içi bir hayatın insana getirisi de bu olsa gerek. Zaten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="margin: 5px; float: left;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/04/hcc.jpg" alt="" width="215" height="150" />Doğruluyorum sandalyeden. Tipik edebiyat kitaplarında konfor ve rahatına düşkün kahramanlar böyle zamanlarda hep koltuklarından doğrulur, koltuklarında doğmuş gibi, koltukaltı ağrılarını da doğrulturlar; ben sandalyedeyim, doğrulduğum zaman dizlerim ağrıyor sadece. İmrenerek okumaktan nefret ederim onları, en damardan giren iğneli, sancılı cümlelerine bile gülecek gibi olurum, kelebek içi bir hayatın insana getirisi de bu olsa gerek. Zaten genelde bunları okurken kendimle baş başa kalamıyorum, eski bir yalandı kitap okuyan insanın kendisiyle baş başa kalması, riyakar ve bencilce.<a name="more-26"></a><span id="more-269"></span></p>
<p>Sandalyeden doğruluyorum, elimde <strong>haberci çocuk cinayetleri</strong>. Yılda 2-3 cinayetin işlendiği bir şehirde, haberci çocuklar peşi sıra ölüyorlar. Haberci çocukların ölmesini değil de -zaten bütün çocuklar ölsün-, yılda 2-3 cinayete yol açacak duygusuzluğu hazmedemiyorum! Kimse öfkelenmiyor mu, kimse nefret etmiyor mu? Böyle bir ütopikliği Bakunin?de bile görmemiş bir insan evladı olarak soruyorum; ulan kimse aşık olmuyor mu?</p>
<p>Duygusuzluğun getirisi insanlarda vicdan denen otokontrol mekanizmasını işlevsiz hale getiriyor, yılda 20-30 cinayet olsa insan kendi ahlakını sorgulayacak zamanı bulabilir kendisinde. Öyle özel bir şehir ki, kimse gidenlerin ardından ağlamıyor. Tuzlu suyu denizden ibaret bilenlerin (ki, 2-3 kişi cinayete kurban gidiyorsa, deniz bile yoktur o şehirde) gözlerinden dudaklarına yaşlar inmemiş hiç. Tüm şehirlerin belediye mezarlıklarında, satın alınan mezarların 5 yılda doldurulması şart koşulurken, bu şehrin mezarlık olarak kullanılan bomboş alanlarına ne kuruluyor?..</p>
<p>Yetkili biri olsaydım bu özel şehirde, denize kıyısı olan bir şehirden tankerlerle deniz getirirdim. Yılda 2-3 kişi öldüren (muhtemelen bir kişidir katil, o da delidir.) insanoğlu, denize bakıp kasvet ve kederlerle bir şeyler tetikler içinde. Suyu sadece bardakta gören, denizi görünce bir fırtına yaşayabilir, insan hafızası yerine gelebilir.</p>
<p>İnsan doğal katildir, diyorum hep. vicdan vardır. Çok sevdiğiniz biri öldürüldüğünde, çok özel biri değilseniz acınız kısa sürede diner. Ama katil, ?çok özel bir şehir?de yaşayan bir deli değilse, acısı yılanın yanaklarındaki çiçek siluetinden tıslar ölünceye dek.</p>
<p>Bir katili kimse öldüremez. deliliğin tadı haberci çocukların, kızların dilinde. Bir bıçak alıyorum elime, çok özel şehre gidiyorum. Yüksek binaların gölgesinde kadrajından umutlar fışkıran çocuklar. Kimisi katafalkların üstünde fotoğrafını çekiyor gökyüzünün, ölmemişler, her şey yalanmış! katafalkın kenarından bir çocuk doğruluyor sandalyesinden, kalkarken dizlerini tutuyor, acı çektiği büyük gözlerinden anlaşılıyor. Elinde bıçak, yanağında tuhaf bir iz, kokulu. Bıçağı doğrultuyorum çocuklara, çocuk gördüğüm herkese! Ödürmeye başlıyorum. Öldürüyorum.</p>
<p>Sandalyeye oturup gözlerimi kapatırken, ?<strong>bakın</strong>? diyorum, ?<strong>bundan sonra ayda bir kez gelip, 25-30 kişi öldürüp gitmeye and içiyorum. Aşık olun, ağlayın artık! Sevin birbirinizi. Sevişin. Çocuk doğurun, yokolmayın bu özel yerde. Bana buraya denizi getirtmeyin, bu sancısız ruhlarınız vicdanınızı taşıyamaz. Yılda 50 intiharın olduğu bir şehirde kimse yaşayamaz..</strong>.?</p>
<p>Kafalarını salladılar, korkmuşlardı, ilk defa. Şehre güvenim tamdı artık. Oturdum sandalyeme, bıçağı bir kenara attım, dizlerimdeki ağrı küçük sancılara dönüşmüştü, katillik, yılanın dilindeki çatalın hemen ortasında gülümsüyordu bana, ?<strong>şimdi</strong>?, diyordu, ?<strong>artık yanağındaki zehirli çiçek silüetinden emdiğim göz yaşı yozlarını serpmeye gidiyorum o şehre, sen artık vicdanın ağırlığını biliyorsun, sus, dinlen</strong>??</p>
<p>Gerçekliğimin şehrinde telefonlar çalmıyor. Sadece göz yaşı, mutluluk, intihar, cinayet ve gece var burda! Güneş hiç doğmadan batıyor.</p>
<p>Sandalyemden koltukta oturan konfor ve rahatına düşkün entel abiyi dürtüyorum, uyanarak tıslamaktan başka bir halt bildiği yok!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/haberci-cocuk-cinayetleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Biz Demiştik&#8221; Haberleri</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-demistik-haberleri.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-demistik-haberleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 11:03:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yigit Ezel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[komplo teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey fırat]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Bundan bir süre evvel olası bir operasyon sonrası ülkemizde yaşanabilecek sorunlara dair bir kaç şey karalamıştım. En basit ve en belirgini de şehir merkezlerinde patlayacak olan bombalardı. İşte buyrun; Diyarbakır&#8217;da kentin en işlek caddelerinden birinde, çoluk çocuğun içerisinde patlattılar bombayı. Bütün umutları iyi bir eğitimle bir meslek sahibi olmak isteyen 4 genç hayatını kaybetti. Toplam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/teror/teror4.jpg" alt="" width="183" height="130" />Bundan bir süre evvel olası bir operasyon sonrası ülkemizde yaşanabilecek sorunlara dair bir kaç şey karalamıştım. En basit ve en belirgini de şehir merkezlerinde patlayacak olan bombalardı. İşte buyrun; Diyarbakır&#8217;da kentin en işlek caddelerinden birinde, çoluk çocuğun içerisinde patlattılar bombayı. Bütün umutları iyi bir eğitimle bir meslek sahibi olmak isteyen 4 genç hayatını kaybetti. Toplam 5 Kişi&#8230;</p>
<p>Terör, PKK, Kürt, Kürtler hakkında daha önceki yazdığım yazılara binaen ekleyebileceğim pek birşey yok. Ancak tekrar dillendirilmesi gereken birkaç hususu arz ediyorum.</p>
<p><span id="more-184"></span></p>
<p><em><strong>Türksolu</strong></em> dergisinden <em><strong>Kuzey Fırat</strong></em>&#8216;ın yazısından biraz alıntı;</p>
<p><em>&#8220;&#8230;Cumhuriyet düşmanı, Atatürk düşmanı kesimlere baktığımızda hemen hemen hepsinde ortak bir yan görebiliyoruz. Bu kesimler kendi aralarında oldukça örgütlüler, kendi aralarında ekonomik bir güç yaratmış durumdalar. Şeriatçısından bölücüsüne tüm kesimler kendi aralarında ittifak halindeler. PKK?nın bu derece güçlenmesi, belediyeleri almaları, Meclis?e dahi milletvekili sokabilmeleri bu çerçevede değerlendirilmeli. Evet, ne yazık ki PKK böyle bir ekonomik güç yarattı. Bugün baktığımızda, PKK?nın işadamları, sanatçıları, sporcuları, küçük esnafı var. Özellikle büyük şehirlerde bu temelde örgütlendi.</em><em>TÜRKSOLU?nun bundan iki yıl önce dikkat çekmeye çalıştığı, uyarıcı olmaya çalıştığı ?Kürt istilası? gerçeği artık herkes tarafından kabul edilmekte. Büyük şehirlere ve sahil kentlerine doğru bir Kürt göçünün olduğu, buralara yerleşen Kürtlerin bir süre sonra buralarda ekonomik olarak etkin bir duruma geçtiği artık gözle görülen bir gerçek. PKK sadece silahlı mücadele yürütmüyor artık. Silahlı saldırılarının yanı sıra, bu saldırılarda kullandığı mermilerin, bombaların, mayınların parasını Türklerin cebinden alıyor! Şehitlerinin arkasından ağlayan Türkler, oğullarına sıkılan mermilerin alınması için PKK?ya para veriyor!</em></p>
<p><em>?Her Türk, alışverişini mutlaka Türk?ten yapmalıdır. Kürde aktarılan para PKK?ya maddi destek demektir. Türk, bu maddi desteği kesmezse, hem Türklerin mali gücü olmayacaktır, hem de Kürdün altında ezilecektir&#8230;? TÜRKSOLU Başyazarı Gökçe Fırat, 2005 yılında, PKK?ya karşı mücadelenin en temel esaslarından birini bu şekilde ortaya koyduğunda gerici-bölücü kesimin, sahte Atatürkçülerin, Amerikancıların saldırısına uğramıştı. Ne yazık ki tarih Gökçe Fırat?ı haklı çıkardı. Ne yazık ki diyoruz, o dönem bu uyarıları dikkate almayan Türklerin PKK?ya verdiği paralar çocuklarına kurşun olarak geri döndü. Şimdi bu gerçekler toplumun tüm kesimleri tarafından yüksek sesle dillendiriliyor. Artık bu gerçekler tüm çıplaklığıyla ortada.</em></p>
<p><em><em>Milli bir kampanya: Verdiğimiz paralar çocuklarımıza kurşun olarak dönmesin!&#8230;&#8221;</em></em></p>
<p>Böyle demiş Kuzey Fırat Türksolu isimli dergide. Hiçbir Kürtten alışveriş yapmamayı, bir sakız bile almamayı, türkülerini dinlememeyi falan öneriyor. Tarih bunları haklı çıkarmış, tarih birşeyler çıkartıp bunlara göstermiş vs.</p>
<p>&#8220;Ah Hıdır Amca, Anlamayacaklar Seni&#8221; başlıklı yazımı okuyanlar orda ne dediğimi anlayacaklardır, hele o yazıyı okurken televizyonda Diyarbakır&#8217;daki saldırıya dair bir haber açıksa anlatmaya çalıştığım şey kafalarda canlanacaktır. Doğuda bir asker, ya da bir terörist olmak, ele silah alıp dağlaya harekata çıkmak&#8230; Çok kolay, emin olun çok kolay!</p>
<p>Kendisini askerlik şubelerinin önüne atıp &#8220;beni de alın askere&#8221; diye cengaverleşen gençlerimizin hangisi bu patlamalarda ölen masum gençler kadar cesur? Hangisinin geleceklerine dair umutları var?</p>
<p>Anlatmaya çalıştığım ve hayatım boyunca çabalayacağım şey, Kuzey Fırat&#8217;ın söylediği &#8220;Her Kürt aslında PKK&#8217;lıdır&#8221; lafını yerle bir edecek olaylarla pekişti durdu tarih boyunca. Tarih boyunca, orda &#8220;masum&#8221; insanlar öldü, masum &#8220;Kürt&#8221;ler öldü ve hala bu ülkede kendisini aydın sananlar, bu operasyonu destekliyor, savaş çığırtkanlığı yapıyor. İlkokul öğrencisi bir çocuk bile bilir kent merkezlerinde bombalar patlayacağını, olanın masumlara olacağını. Şimdi ben, burda, bilgisayarın başında elimde çay ve kahveyle bunları yazabilecek kadar korkak mıyım bilmiyorum, hayatımın büyük bir bölümünü Tunceli&#8217;de askerlik yaparak geçirdim. Üniformayla değil, kısa şort, tişört, mevsim şartlarına göre işte. İki ateş, sürekli iki silah arası bir hayat!</p>
<p>Bir operasyonda güme gider miyiz, eve bir bomba atılır mı, bok yoluna mı gideriz, şehit mi oluruz, terörist mi derler? Hayatınız iki silah arasındayken geleceğe dair tek hayaliniz bu olur. Ama silah varsa elinizde ve o &#8220;iki silah arası&#8221; bir hayatın sağında ya da solunda kafasına silah dayayanlardan biriyseniz, düşüneceğiniz şey &#8220;şehit mi olurum kahraman mı&#8221;dır.</p>
<p>Şimdi siz küçük kafalar, bir kaç dakika gözlerinizi kapatıp, orda, doğuda patlayan bombaların arasında hayal edin kendinizi, bir asker ya da terörist olarak değil, bir vatandaş olarak. Bunu hayal bile etseniz, emin olun yeryüzünde sizden daha cesuru yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-demistik-haberleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Verin Çocukluğumuzu!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/verin-cocuklugumuzu.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/verin-cocuklugumuzu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 13:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[hatıra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Kafanızı yastığa koyduğunuz zaman ne düşünürsünüz? Bir an önce uyumayı mı yoksa bugün başınızdan geçen olayları mı ya da yarın ne giyeceğinizi mi? Büyümeye başladıktan sonra aslında kaybettiğimizi farkediyoruz. Teknolojiye yenilmiş, plazaların arasında kaybolan bir yaşam, profesyonel çerçevede gerçekleşen dostluklar, ciddi yemekler ve ayıp olmasın gülüşleri. Hatırlıyor musunuz çocukluğunuzu? Yazın kavurucu güneşin altında sıcaktan şikayet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="cocuk-3-copy.jpg" href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/cocuk-3-copy.jpg"></a><a title="5.jpg" href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/5.jpg"></a><a title="cocuk-2-copy.jpg" href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/cocuk-2-copy.jpg"><img class="alignleft" style="margin: 5px; float: left;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/cocuk-2-copy.jpg" alt="cocuk-2-copy.jpg" /></a>Kafanızı yastığa koyduğunuz zaman ne düşünürsünüz? Bir an önce uyumayı mı yoksa bugün başınızdan geçen olayları mı ya da yarın ne giyeceğinizi mi?<br />
Büyümeye başladıktan sonra aslında kaybettiğimizi farkediyoruz. Teknolojiye yenilmiş, plazaların arasında kaybolan bir yaşam, profesyonel çerçevede gerçekleşen dostluklar, ciddi yemekler ve ayıp olmasın gülüşleri.</p>
<p><span id="more-158"></span>Hatırlıyor musunuz çocukluğunuzu? Yazın kavurucu güneşin altında sıcaktan şikayet etmeden deliler gibi birşeyler yapardık. Evdekiler avazı çıktığı kadar bağırsa da duymazdan gelir, açlığımızı bile hissetmeden toprakların arasında oyunumuza devam ederdik. Eve girmeyince ekmek arasına domates peynir sokuştururlar güç bela karnımızı doyururlardı. Domatesin suyu ekmeği ıslatmış, peynir de ezilip büzülmüş ekmek içinde&#8230; <a title="21.jpg" href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/21.jpg"><img class="alignleft" style="margin: 5px; float: left;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/21.jpg" alt="21.jpg" /></a>Bir elimizde ekmek arası, diğer elimizde bütün dünya. Keyifler bizde köyler Mehmet Ağa?da? Hava serinleyince ?biz üçümüzüz siz hepinizsiniz? maçlarımız vardı bizim. Misket de oynuyorduk o zamanlar çelik çomak da. Saklambaç oynamayan, hele ?kaleye mum dikmeyen? kesinlikle bizden olamazdı. Hava o zamanlar güzel kokuyordu, rahatlatıyordu insanı. Eve geldiğimiz zaman aç olduğumuz aklımıza geliyordu bizim. Biraz terliydik, biraz tozlu? Oturduğu yerden kalkınca kıçındaki tozları silkelemeyen bir çocukluk geçirdik biz. Hava kararmaya yakın evdekilerin sesi biraz daha sert çıkınca maçamız yemiyordu eve dönüyorduk tıpış tıpış. Kapıdan girince ?doğru banyoya? diye emir alan bir nesildik. Suyun dokunduğu yeri temizleniyor zannediyorduk önce elimizi sonra ayaklarımızı sonra kafamızı, gözümüzü yıkıyorduk, mis gibi sabun kopup eşofmanlarımızı da giyiyorduk?<br />
Sonra okullu yaptılar bizi. Sınıfları doldurunca ne olduğunu anlamaya çalıştım aylarca. Sokağa eskisi gibi çıkamaz olduk. Biz gidemeyince sokak bize geldi okulda da birdirbir oynadık. Her mevsimi hakkıyla yaşıyorduk o zamanlar. Bahar geldiğinde biraz serin bir hava olurdu ama ortalık ne güzel kokardı öyle? Ihlamur kokuları doldururdu ciğerlerimizi. Sokakta arkadaşsız kalmak bile sorun olmazdı, mutlaka yapacak birşeylerimiz vardı. En kötü ihtimalle çok gizemli olduğunu düşündüğümüz bir yeri <a title="2.jpg" href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/2.jpg"></a>araştırırdık hafiye tipinde. Esrarlı olayları çok kolay çözerdik biz. Yazın daha rahattık, <a title="cocuk-3-copy.jpg" href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/cocuk-3-copy.jpg"><img src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/cocuk-3-copy.jpg" alt="cocuk-3-copy.jpg" /></a>mesaimiz kahvaltıdan sonra başlardı. Bir sürü zıpırlığı yapar akşama doğru uslu kediler gibi sessiz, sakin olurduk. En güzeli de çayırlara sere serpe uzanmaktı. Bizim bir tane ağacımız vardı, elmalara daldıktan sonra çıkar, yatay bir pozisyona geçtikten sonra bugünlerin hayalinden konuşurduk arkadaşlarımızla? Elmalar sahibinden izinliydi ama heyecanlı olsun diye gizlice saldırırdık ağaca.<br />
Sonbaharın bir başka zevki vardı. Havalar dengesiz olur, sıcağa alışmış vücudunuzu bir anda soğuk keserdi. Yağmura yakalandığımız çok zamanlar oldu mesela. Ama çok da zevkli geçerdi. Madem eve gidince banyoya girecektik; zevkten içimiz ılık, dışımız buz kesmiş bir şekilde yürürdük yağmurun altında. Biraz vakit geçince sobalar kurulur, odunlar tutuşturulmaya başlanırdı. İşte o zaman mahallenin üstünde bir kömür kokardı ki, sorma gitsin. O zamanlar nefret ederdim o kokudan. Unutmadan, bizim mahalleden araba da geçmezdi, bütün caddeler bizimdi&#8230; Bulutları çok seven bizler gri bulutlardan nefret ederdik. Hava soğukken ayaza çalmaya başlayınca mırın kırın edenler de olurdu aramızda. Kızardık ama eve gitmenin de vakti geldi be dostlar! Ellerim acıyor artık soğuktan?<br />
<a title="5.jpg" href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/5.jpg"><img src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/5.jpg" alt="5.jpg" /></a>Kışlarımızı anlatmaya gerek bile yok. Bizim yaşımızda olan ve o zamanlar kaloriferli evlerde yaşayıp bize sokak çocuğu gözüyle bakanların hayat bilgisi kitabında gördüğü kaykayı biz her rampada yapabiliyorduk. Onlar resimlerle büyüdüler biz resimlere konu olduk. Kar topu oynadık, kardan adam yapıp burnuna havuç taktık. Hatta sırf gıcıklığına kar topunun içine taş sıkıştırırdık? Soğuktan iliklerimiz donardı da ancak giderdik eve. Hemen soğuk suya tutarlardı elimizi, kolumuzu kangren olmayalım diye. Sonra sobanın dibine ısınmak için otururduk ama bir uyku bastırırdı ki sormayın gitsin. Kedi gibi uyurduk?<br />
Ve maalesef günün birinde büyüdük. Sokaklara değil kafelere gider olduk, yatmadan önce çocuk dergileri okurduk, şimdi internetten alamıyoruz kendimizi. Otobüse binmek bizim için çok eğlenceliydi şimdi nefret ediyoruz ulaşımdan. Mahalledeki dedeler nineler artık aramızda yok. Gelin toplayın deseler de kimsenin ağacına çıkıp dalından erik, elma yemeyi gözümüz almıyor. Babamızın eve getirdiği torbalar da bizim için çok büyük bir anlam ifade etmiyor artık, merak etmiyoruzki içinde olanları. Soba da yok, doğalgaza geçtik. Evin içi sıcak ama yalandan sıcak. O nefret ettiğimiz kömür kokusunu duymak istiyoruz. Artık plazalarda yaşıyoruz, evden işe, işten eve bir hayatımız var. İş stresi sarmış bütün benliğimizi. Evdekiler pasaklılığımızdan şikayet edip hasta olmamızdan korkuyorlardı ama o mikropların yapamadığını profesyonel hayatın stresi yapıyor şimdi?<br />
Sabahları ekmek kokusuyla, öğlenleri ter kokusuyla, akşamları toz kokusuyla bir çocukluk geçirdik. Dalından meyva yiyen neslin son temsilcileriydik belki. İlkokul üçe giderken aklımızda yoktu en iyi lise, üniversite. Sadece koşturuyorduk, ağaçtan ağaca çok atladık. Ağlayan çocuk portresine bakarak hüzünlendiğimiz günlerimiz de vardı, teknolojik <a title="1.jpg" href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/1.jpg"><img src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/11/1.jpg" alt="1.jpg" /></a>oyuncaklara bakarak imrendiğimiz günlerimiz de&#8230; Ama o oyuncakların hiçbiri çocukluğumuzu evde geçirtemedi. O zamanlar mahallelerin kendine has Feyyazları vardı. Mahalle maçları yapar, yenilince hır gür çıkarırdık. Sokak arasında ne goller atmıştık iki taştan ibaret kalenin doksanına. Yaşlılar şikayet ederlerdi evdekilere, top oynamayın artık diye peşimize düşer, bahçelerine kaçan topumuzu keserlerdi ama yıldıramazlardı. Ta ki bugüne kadar. Onların yapamadığını zaman dedikleri şey yaptı ve topumuzu katletti. Halbuki bizim hayalini kurduğumuz büyüklük böyle değildi be?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/verin-cocuklugumuzu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Askerler</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cocuk-askerler.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cocuk-askerler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Oct 2007 09:35:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yigit Ezel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[afrika]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[blood diamond]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Afrika&#8217;da uzun yıllardır süregelen iç savaşlar boyunca, gazetelerimizin ve dergilerimizin romantizm ve dünya gündemi hakkında haberler barındıran sayfalarında görürdük fotoğraflarını. Hüzüne veda etmiş yüzleri, ağırlıkları kadar otomatik silahların gölgesinde insan öldürürler. Hadi gazete kitap okumuyorsanız bile içinizde Blood Diamond filmini izleyenleriniz vardır. Film boyunca elinde silah tutup acımasızca insanları öldüren bu çocukların ne manaya geldiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/10/f1d3bb2b6decbd4d9decabd0b.jpg" alt="" width="193" height="144" />Afrika&#8217;da uzun yıllardır süregelen iç savaşlar boyunca, gazetelerimizin ve dergilerimizin romantizm ve dünya gündemi hakkında haberler barındıran sayfalarında görürdük fotoğraflarını. Hüzüne veda etmiş yüzleri, ağırlıkları kadar otomatik silahların gölgesinde insan öldürürler. Hadi gazete kitap okumuyorsanız bile içinizde <strong><em>Blood Diamond </em></strong>filmini izleyenleriniz vardır. Film boyunca elinde silah tutup acımasızca insanları öldüren bu çocukların ne manaya geldiğini anlayamadığınız veya çocukları çok küçük görmenizden olmalıdır ki herhangi bir şey hissetmezsiniz o an. Ancak filmin sonunda beliren &#8220;<em>Afrika&#8217;da hala 200.000 kadar çocuk asker var</em>&#8221; yazısı içinizi burkar.</p>
<p>Bu yazıda Afrika&#8217;daki açlıktan, yoksulluktan, emperyalizmden, sömürgecilikten ve çıkan iç savaşlardan bahsetmeyeceğim, konu, tamamiyle Türkiye.</p>
<p><span id="more-145"></span></p>
<p>Eğitim sistemindeki çarpıklıklar, haksız gelir paylaşımları, çifte standartlı eğitim, ülkemizde eğitime ayrılan bütçe hakkında detaylı ve kapsamlı bir araştırma da yapmış değilim zira her şeyin ortada olduğu bir konu için belgelerle konuşmayacak kadar deliyim.</p>
<p>Yıllardır, ilköğretim ve lise çağındaki çocuklara / gençlere ülkemizdeki eğitim politikasının basiretsizliğinden bahsedilip duruldu.</p>
<p>Çünkü bu ülkeye profesör, bilim adamı, öğretmen değil, asker lazım. Sınır komşularımızla beceriksizce yaklaştığımız ilişkiler dolayısıyla, ilköğretim çağından itibaren &#8220;ülkemizin dört bir yanı düşmanlarla çevrili&#8221; olduğundan şikayet edildi, ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumu öğretildi, savaşa çok meyilli bir coğrafyada yaşadığımız anlatıldı.</p>
<p>Hatırlıyorum da, askerlik görevimi yerine getirirken bu konu dillendirilmişti bolca. Amfilerde, barkovizyon cihazı ile verilen ilk eğitimler boyunca komşularımızın bu güne kadar yediği bokları ballandıra ballandıra anlatarak, uzaklardaki ülkeler ile müttefikliğimizden bahsedilirdi. Neyse, askerliğe girersek, daha da delirebilirim.</p>
<p>Küçücük mavi / siyah önlüklü çocuklar, anlamını bilmediği ve yıllar boyunca sürecek sinir harpleriyle bileceği sözleri, &#8220;anne&#8221; ve &#8220;baba&#8221; derkenki mutluluklarından çok uzak da olsa, daha bir gür sesle bağırıyorlar; &#8220;Türküm! Doğruyum!&#8221;. Tamam, unutkan bir millet olabiliriz, ancak, köklerimizin nerden geldiğini, ne olduğumuzu, varlığımızı ne uğruna feda edeceğimizi hepimiz biliyoruz belli bir yaştan sonra, bu da öğretilen şeylerle değil, öğrenilen şeyler sonucunda varılan bir bilgi hazinesidir. Askeri şartlar altında, öğrenciler sabah sıraya giriyor, hizalar alınıyor, <em>rahat</em> oluyorlar, <em>hazır</em> oluyorlar.</p>
<p>Beden eğitimi derslerinde uygun adımlar, sağa ve sola nizami dönüşler öğretiliyor, beceremeyenler şınav cekiyor. Lise bittikten sonra, yasal olarak 20 yaşında silah altında hatırlatılıyor bu bize çocukken öğretilenler.</p>
<p>Eğitim bütçesini silahlı kuvvetlere harcayan bir ülke olarak, çocuklarımızı da silahlara harcıyoruz. Jeopolitik konumumuz gereği iyi geçinmek zorunda olduğumuz- ki yüz yıllar boyunca iyi de geçindiğimiz halklara düşman muamelesi yaparak, uzaklardaki bir ülkenin kartal kanatlarının altında, bu düşmanlıkları pekiştirmek için asker üretiyoruz, okulları birer <em><strong>Red Alert</strong></em> oyunu fabrikası kuruyoruz.</p>
<p>Ve daha da acısı, artık bu gerçekleri farkeden anne babalar, &#8220;bir oğlum daha olsa askere göndermem&#8221; lafının yanında, &#8220;çocuğumu okula göndermeyeceğim&#8221; demeye başlıyor.</p>
<p>Evet, dünya örgütleri tarafından kafa sayılarak yapılan bir araştırma sonucu Afrika&#8217;da 200.000 kadar çocuk askerin bulunduğu belirtiliyor. Gelip bir de bizim çocukların kafalarını saysınlar. Eğitimdeki askeri intizam yetmiyormuş gibi, TV ve gazetelerde de silaha karşı kazandırılan sempati cabası. Dizilerimiz birer savaş arenası olunca, küçük çocuklar enselerine yedikleri şaka tokatları sonrası, intikam almak için kendisine şaka yapan arkadaşlarına Kurtlar Vadisi işkenceleri uyguluyorlar, daha sonra da bunlar, aynı dizileri yayınlayan TV&#8217;ler ve gazeteler tarafından haber yapılıp, bir de özenle aptal ayağına yatarak &#8220;<em><strong>ulan nereye gidiyor bu ülke, bu şiddet neden?</strong></em>&#8221; diyerek tepki gösteriyorlar.</p>
<p>Afrika&#8217;da 200.000 kadar geliştirilmiş ve silahlandırılmış çocuk asker var.</p>
<p>Peki bizdekileri saymaya cesaret eden olacak mı? Sayılarını milyonlar olarak ifade edebilirim, üstelik parmakla saymaya kalksanız, &#8220;<em><strong>indir o elini</strong></em>&#8220;, &#8220;<em><strong>ne baktın, tanıyamadın mı</strong></em>&#8221; gibi tepkiler ardından, küçük çocuk çeteleri tarafından bıçaklanabilirsiniz.</p>
<p>Komşularımızla ilişki kuramadığımız ve beceriksizce diplomatik telaşlar peşinden koşturduğumuz yıllar boyunca, bu beceriksizliğimizin acısını çocuklarımızdan alıyoruz, onları birer robot gibi eğitiyoruz.</p>
<p>Ta ki onlar, bir gün, Afrika&#8217;daki akranları gibi ellerinde kocaman makinalı tüfeklerle karşımıza dikilene dek.</p>
<p>&#8220;Nereye kadar&#8221; gibisinden dramatik bir noktayla son vermeyeceğim bu yazıya, böyle anlattıktan sonra bir soru sözüyle bitirmek olmaz, hiç değilse cevabını verelim;</p>
<p>İşte; oraya kadar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cocuk-askerler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukluğuma Küfür Eden Maymunlar!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cocukluguma-kufur-eden-maymunlar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cocukluguma-kufur-eden-maymunlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2007 18:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yigit Ezel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[Yayın organları her zaman toplum üzerinde devlet ve otoriteden daha baskın, daha ezici olagelmiştir. Toplumlarda bir olayı direkt görmek yerine başkalarından duymak çok daha cazip gelir. Çünkü, gördüğünüz gerçekler size ağır gelir. Dürüstlüğü kabullenemezsiniz, gerçeği görmek istemezsiniz. Toplum dedikodu sever, toplum gerçeği değil, gerçek olmasını istediği şeyleri dinlemek / izlemek ister. Toplum, içerisinde bulunduğu hayatı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/09/buyume1.jpg" alt="" width="264" height="211" align="top" />Yayın organları her zaman toplum üzerinde devlet ve otoriteden daha baskın, daha ezici olagelmiştir. Toplumlarda bir olayı direkt görmek yerine başkalarından duymak çok daha cazip gelir. Çünkü, gördüğünüz gerçekler size ağır gelir. Dürüstlüğü kabullenemezsiniz, gerçeği görmek istemezsiniz. Toplum dedikodu sever, toplum gerçeği değil, gerçek olmasını istediği şeyleri dinlemek / izlemek ister. Toplum, içerisinde bulunduğu hayatı değil, içerisinde bulunduğu hayali sever, zengin insanların aşk ve seks hikayelerini okur, izler, kendisini bununla tatmin ederek zevkin doruklarına ulaşır&#8230; Hatta, çocukluğunu unutturur.</p>
<p><span id="more-89"></span></p>
<p>Peşinen söyleyeyim, bu bir ekonomi, bir istatistik, kafa sayma yazısı falan değil. Araştırma hiç değil.</p>
<p>Küçük, minik arabalar. Güzel oyuncak bebekler, plastik, bizi anne babamızdan olduğundan daha çok büyüten, hatta büyümüşken de tekrar çocukluğumuza döndüren sevimli küçük parçalar&#8230;</p>
<p>Ellerimizda kırılan, bize kaybın değerini öğreten, kaybetmeyi öğreten, ağlamayı öğreten, hassas, ucuzluğu cazip gelen, ilk aşık olduğumuz küçük şeyler&#8230;</p>
<p>Yıllarımız geçer ve bir gün bir maymun çıkıp &#8220;bunlar kanser yapıyor!&#8221; der. Yıkılırız. Hani deriz, kaç arkadaşımız, kaç kardeşimiz bu ilk aşklarımız yüzünden yataklara düştü-kırıldıklarında ağlamaktan hastalandığımız zamanlar dışında?&#8230;</p>
<p>Kaç akranımızın ağzından, burnundan kanlar fışkırdı, anneleri, babaları ağladı, ağıtlar yaktı?..</p>
<p>&#8220;Büyümede Çin&#8217;i geçtik!&#8221; der maymunlar. &#8220;Onlar kanser yapar&#8221; der&#8230; Oysa bilirdik ki o zamanlar hiçbir akrabamız, yakınımız, anne babamız holdinglerde çalışmadığından bize Intertoy&#8217;dan süper şeyler alamazdı.</p>
<p>Sonra, &#8220;büyümede Çin&#8217;i geçtik!&#8221; der maymunlar.. Kimi TV kanallarından alt yazılar geçer &#8220;Çin malı oyuncaklar kanser yapıyor&#8230;&#8221;</p>
<p>Ben kanser olmadım. Bir devlet büyüğümüzden öğrenmiştim bunu ve  bu iğrenç altyazıyı her okuduğumda içimden TV&#8217;ye çıkıp &#8220;<strong>alın ben oynuyorum bana birşey olmuyor</strong>!&#8221; demek gelirdi.</p>
<p>Medya, bir toplumun her şeyidir. Çin malları, evine üç-beş bir şey alamayan insanları mutlu ederdi / eder&#8230; Buna dair de haberler okurduk, izlerdik vakt-i zamanında. Ama kimse bu kadar acımasız yaklaşmamıştı çocukluğumuza, kimse bu kadar sövmemişti, kimse bu kadar aşağılamamıştı küçüklüğümüzü.</p>
<p>Bir maymun çıkar, binlerce maymun okur, izler, duyar, ne halt yerse yer&#8230;</p>
<p>Büyümede Çin&#8217;i geçtik. Oysa ben küçülüp &#8220;<strong>Made In China</strong>&#8221; yazısına bakıp &#8220;ne demek acaba&#8221; diye düşünmeyi özlerim hala. Aldığımız bir üründe &#8220;Made In China&#8221; yazısını görünce mutlu olurduk, çünkü hiç bir aldığımızın üzerinde &#8220;Made In Turkey&#8221; yazmazdı.</p>
<p>Sizi bilmem ama, beni Çin büyüttü. Beni Çin çocuklaştırıyor. O oyuncaklar her aklıma geldiğinde, ellerimde kırılışı, çalınışı, kayboluşu hala anlamsız acılar veriyor.</p>
<p>Ben bunları düşündükçe, ülkemin her bir deliğinden bir maymun çıkıyor. &#8220;Büyüdük&#8221; diyor.</p>
<p>Zaten, bir iş kolunda büyümeyi ve &#8220;profesyonelleşmeyi&#8221; şerefsizlik ve ahlaksızlıkla, terbiyesizlikle karıştıran yayın organlarından beklenebilecek pek bir şey yoktur.</p>
<p>Medya, toplumun afyonudur. Büyütür, küçültür, profesyonelleştirir, küfür eder, iktidarı düşürür, iktidara getirir.</p>
<p>Oysa beni, sandıkları gibi çocukluğumu geçirdiğim ve ilk aşklarım olan oyuncaklarım değil, bunlar kanser eder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cocukluguma-kufur-eden-maymunlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

