Kâr Demokrasisi, Ergenekon, Türban, Ulan?!
AKP hükümetinin ekonomi programlarına farklı çevrelerden farklı tepkiler gelse de, çok değişik bir programmış gibi yansıtılmasını, devrim ve reform olarak lanse edilmesini hiç hazmedememişliğim vardır. Çünkü, zenginin zenginleşmesi, fakirin fakirleşmesi içerikli programları çok gördü ülkem insanı, yani ülke ekonomistleri programı öyle bir araştırıyor, öyle bir yorumluyor, öyle mükemmel ve karmaşıkmış gibi lanse ediyor ki, sanarsınız ekonomi ve kalkınma programı değil, uzay modülü icat etmişler.
Din ve vicdan özgürlüğü, laik demokratik devletlerde vazgeçilmez bir kavramdır. Türkiye’de “din” kavramı cumhuriyet tarihi boyunca tartışılagelmiştir. Bu küçük genellemeden ve tümevarımdan “din, cumhuriyet rejimleri için vazgeçilmez bir gündem maddesidir.” sonucuna rahatlıkla varabiliriz.
Ulan delikanlı gibi çıkıp diyin ki, “Biz acıktık kardeşim. Bu halkla, bu ülkeyle eskiden beri barışamadık ama bir şekilde 70 milyonun yönetimini 3-5 bin kişiyle elimizde tuttuk. Köylü dediğimiz, gerici, yobaz dediğimiz insanlar yavaş yavaş uyanırken ve kadrolaşırken biz kendi aramızda birlik beraberliği sağlayamadık. Ekonomiyi alt üst ettik, koskoca ülkeye ufacık bir faydamız olmadı. Atatürk dedik, anıtkabir dedik, asker dedik, sindirdik milleti. Bununla mutluyduk, çünkü cahil halk uyumaya devam ediyordu. Medya ve sermaye bizim elimizdeydi. Bastık narkozu, uyuttuk herkesi. Ancak uyuduğunu sandığımız bir milletin aslında kendini sessizce toparladığını fark etmedik. Bu adamlar kadrolaşmalarını yavaş yavaş tamamladılar, biz balolarda eğlenirken onlar çalıştılar. Çalışmalarının karşılığını da kendilerini temsil eden bir partiyi iktidara getirerek aldılar.



Son Yorumlar