Öyle tahmin ediyorum ki…
Ademoğulları dünyada yaşamaya başladığında ilk olarak mağaralarda almış soluğu. İki göz mağarasında tenceresini tıngırdatan mağara adamları uzun bir süre avlanarak hayatlarını idame ettirmişler. Aradan yüzlerce, binlerce yıl geçince üç beş mağara birleşerek toplu yaşamanın işleri kolaylaştırdığını farketmişler. Bunun yanında, insan hayatını tehdit eden çevresel faktörlerin ciddiyetini anlayınca birbirilerine daha sıkı sarılmışlar. Kimse kimseyi yarı yolda bırakmamış. Yan mağarada pişen öbür mağaraya da düşmüş, işlerini birlikte halletmişler. Bir elin sesi yokmuş, iki el alkış tutuyormuş. Bunu farketmeleri bir dönüm noktası olmuş insanlık tarihinde. İnsanlık toplu yaşama geçiş yapmış.
Sonra kalabalıkların idare edilmesi sorunu ortaya çıkmış. Çünkü bir toplulukta her birey kendi kafasına göre hareket edince işler bir türlü istenildiği gibi gitmiyormuş. İnsan kalabalığı organizasyon sıkıntısı çekmeye başlamış ve bunu farkedip, erken davranan sesi gür bir amca “Ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur” diyerek kalabalığın başına geçmiş. Kalabalıklar artık onun belirlediği kurallar çerçevesinde yaşamaya başlamış.
Devam


Toplumun temel dinamiklerinden biridir meslekler. Birçok sektör ve meslek de ihtiyaçtan ortaya çıkar. Binlerce yıllık bir gelişme/değişme sonucunda bugünkü mesleklere sahip oldu insanoğlu. İşi kapitalizmle, sosyalizmle veya diğer akımlarla tartışmak bir yana, mesleklere neden ihtiyaç duyduğumuz kafama takıldı bugün.
1980 yılında, şair Ahmet Muhib Dranas, vefatından birkaç ay önce, Yenişehir’de, bir ayak üstü sohbetimizde bana dert yanmıştı. Demişti ki: “Bir Fransız yazarının bizim hakkımızdaki hükmü şöyle:
Fazıl Say sen manyak mısın ne istiyorsun her seçim sonrası bizden?



Son Yorumlar