Etiket Arsivi: dış politika

Xin Jiang değil, Doğu Türkistan!

gok bayrakŞu anda İsveç’te yaşayan Doğu Türkistanlı bir arkadaşım var. 1997′de, ilk göç dalgalarından biriyle gelmişti Türkiye’ye. Çalıştığım şirkette işe başlaması tanışmamıza ve Doğu Türkistan’da olan biteni öğrenmeme vesile olmuştu.

Urumçi’de yaşıyormuş Türkiye’ye gelene kadar. Urumçi dediği yer, Doğu Türkistan’ın başkenti. Varlığından haberdar mısınız Doğu Türkistan’ın?

Uygurların “kardeş” diye hitap ettiği Türkiye Türkleri, bugün Doğu Türkistan’a Şincan diyorlar. Bu da orayı ne kadar umursadığımızın, yaşanan katliama nasıl seyirci kaldığımızın en önemli ispatıdır.
Devam

Merakla beklenen 3. Dünya Savaşı

nuclear bombYurtdışından bir misafirim vardı 10 gündür. Aslen bir hispanik olması nedeniyle Obama’nın seçildiğine pek sevinen, hatta zenci ve hispanik ortaklığında beyazlara karşı faşistçe bir zafer gururu taşıyan cici bir kız Patricia.

Geçen gün oturmuş önümüzdeki yaz Mısır’a mı gitsek Karayipler’de mi sürtsek diye plan yaparken Hindistan’da patlayan bombaları duymamız üzerine 3. Dünya Savaşı’nın çıkacağına ve bizim tatil planlarımızın yalan olacağına emin olduk.
Devam

Somali’nin kara belası ABD

Somalili korsanların patırtısı üzerine korsanlara ilgimiz arttı bu sıralar. Ama bugün konu başka. Hükümetlere bağlı çalışan korsanların arkasında belli bir güç olurdu eskiden. Somali korsanlarında o güç yok. Somali’nin hiçbir yanında dünyaya kafa tutacak bir güç yok.

Osmanlı’dan arta kalan topraklara mal bulmuş mağrıbi gibi yığılan Avrupalıların sayesinde, diğer Afrika toprakları gibi Somali de Avrupa ülkelerine peşkeş çekildi. Kuzeyi İngiliz Somalisi, güneyi İtalyan Somalisi olmak üzere iki parça olarak yönetilen ülke, 1960 yılında birleşerek Somali adını aldı.
Devam

Obama’nın Faturası

barack obamaFaturayı kim ödeyecek?
Obama…
Afro Amerikalı… Karizmatik… İyi okumuş… Kültürlü…
Temiz bir geçmiş… Değişim… Umut…

Amerika’nın iyi, olumlu olarak bilinen özelliklerine yeniden dönüş.
Yeni bir Amerika.
Hem ABD’nin, hem de başka ülkelerin iyiliği için çalışan bir lider.
Reklamları izlediniz.


Devam

Same shit different smell

Bizim medyayı anladığım gün Nirvana’ya ulaştığıma kanaat getireceğim.

Abdullah Gül cumhurbaşkanı oldu diye ortalığı birbirine katanlar, Barack Obama başkan seçilince zil takıp oynamaya başladılar. Değişimin başlangıcıymış, kapitalizm bitmiş, ABD sosyalist olacakmış.

Adamın sülalesini yazdılar. Babası Kenyalı bir müslümanmış, Obama daha 10 yıl önce Kenya’da babaannesine yardım eder, sırtında odun taşırmış falan. Fakirliği, sefaleti o kadar seviyor, halkı fakirliğe özendirmek için o kadar çabalıyorlar ki, geçmişte biraz sefalet çekmiş olan herkesi kardeş ilan ediyor, “bakın o da bizden biri” numaraları yapıyorlar.

Diyorlar ki, ABD’de sistem değişti, artık eskisi gibi değil, stratejik dostluğumuz ilelebet devam edecek, kahrolsun Bush ve avanesi.

Sanıyorlar ki, her ülke Türkiye gibi sistemsiz işliyor. Gelen hükümete göre kadrolar, fikirler, anlayışlar değişiyor. ABD’nin başına Recep İvedik, hatta Deniz Baykal bile gelse o ülkede sistemin değişmeyeceğini, aynı hamamda farklı tellakların kese atacağını bir türlü anlayamadılar.

Ben diyorum aynı bokun laciverti, Jennifer diyor same shit different smell. Türk medyası da “siyah devrim” diyor, zenciliği vurgulamış olmaktan mutlu… Kenyalı oduncu kardeşleri Ermeni Soykırımı’nı tanıma, Kıbrıs’tan çekilme, Kürt devletini tanıma ricasında bulunduğunda yine bu kadar sevinçli olacaklar mı bakalım, yakında göreceğiz.