Ayça Engin Akmeşe
Anlatılan her başarılı dolandırıcılık hikâyesine eklenen bir yorum vardır. Anlatıcı dolandırıcının yaptıklarını anlatır, sonra da yorumunu ekler: “Abi aslında çok zeki milletiz de kafamız üçkağıda çalışıyor. Kafayı doğru yere çalıştırsak çok başarılı oluruz.” Bugüne kadar kaç dolandırıcı hikâyesi dinlediysem, bir o kadar da bu yorumu duydum.
Asla katılmıyorum. Hatta bu yorumu şu şekilde düzelteyim, aslında o kadar aptalız ki, normal zekada biri çıkıp da diğerlerinin aptallığından veya tembelliğinden yararlanarak bir dolap çevirdiğinde çok zekiymiş gibi görünüyor.
Jetonlu telefona jeton şeklinde buz kalıbı sarkıtmak gibi köylü kurnazlıkları değil benim kastettiğim, polis kılığında esnaftan milyonlar tokatlamak gibi başarılı eylemleri kastediyorum.
Toplum olarak fazlasıyla dikkatsiz, aceleci ve tembel olduğumuzdan, bu özellikleri kolaylıkla aleyhimize kullanabiliyorlar.
Bunun son örneği de Ayça Engin Akmeşe oldu. 39 yaşındaki bu ablamız, tam bir seneden beri İstanbul Aydın Üniversitesi’nde ordinaryüs profesör unvanıyla sanat tarihi dersleri veriyormuş. Unvanının sahte olduğu İstanbul Üniversitesi’ne başvurunca ortaya çıkmış ve hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan dava açılmış.

Rejimin altını inceden inceye oyuyorlar ve hepimiz uyuyoruz. Üstelik yandaş medya sayesinde birilerinin karıştırdığı haltlardan zamanında haberdar da olamıyoruz.
Türk halkının sosyal imkânlarının gelişmesi, haklarını öğrenmesi ve medenileşmesine katkıda bulunmuştur 19 Temmuz’da yürülüğe giren bu yasa. Her ne kadar sıkı bir içici olsam da, bugün iş yerimdeki merdivenlerden inerken izmarit kokusu yerine parfüm kokusu duymak beni çok mutlu etti.
Yiğit Özgür Andımız’la dalga geçmiş! Yiğit Özgür’e erişim engellenmeli! Bu karikatürü 23 kişiye gönderirseniz Patricia Teyze ve forward maillerle beslenen manyak torunları, Uykusuz’un kapısına “Bu yiğide erişim engellenmiştir,” yazan bir tabela asacaklarmış.
Yıllar önce okuduğum Monte Kristo Kontu’ndan büyük bir keyif almıştım. Geçenlerde Timaş’ta yaklaşık 600 sayfalık geniş bir çevirisini bulunca dayanamadım verdim parayı, okudum tekrar. Hem klasikler önemlidir, dursun bir kenarda. Kitapları genellikle bana yakın olduğu için Kabalcı’dan ya da Alkım’dan alırım. Timaş’la fazla dirsek temasım olmadı, bugünden sonra da olacağını düşünmüyorum.



Son Yorumlar