<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; eğitim</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/egitim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Ayça Engin Akmeşe</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ayca-engin-akmese.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ayca-engin-akmese.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Feb 2011 23:16:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ayça engin akmeşe]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul aydın üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ordinaryüs profesör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3885</guid>
		<description><![CDATA[Anlatılan her başarılı dolandırıcılık hikâyesine eklenen bir yorum vardır. Anlatıcı dolandırıcının yaptıklarını anlatır, sonra da yorumunu ekler: “Abi aslında çok zeki milletiz de kafamız üçkağıda çalışıyor. Kafayı doğru yere çalıştırsak çok başarılı oluruz.” Bugüne kadar kaç dolandırıcı hikâyesi dinlediysem, bir o kadar da bu yorumu duydum. Asla katılmıyorum. Hatta bu yorumu şu şekilde düzelteyim, aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3891 alignleft" title="Firsatlari degerlendir!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/farekedi.jpg" alt="" width="421" height="358" />Anlatılan her başarılı dolandırıcılık hikâyesine eklenen bir yorum vardır. Anlatıcı dolandırıcının yaptıklarını anlatır, sonra da yorumunu ekler: “Abi aslında çok zeki milletiz de kafamız üçkağıda çalışıyor. Kafayı doğru yere çalıştırsak çok başarılı oluruz.” Bugüne kadar kaç dolandırıcı hikâyesi dinlediysem, bir o kadar da bu yorumu duydum.</p>
<p>Asla katılmıyorum. Hatta bu yorumu şu şekilde düzelteyim, aslında o kadar aptalız ki, normal zekada biri çıkıp da diğerlerinin aptallığından veya tembelliğinden yararlanarak bir dolap çevirdiğinde çok zekiymiş gibi görünüyor.</p>
<p>Jetonlu telefona jeton şeklinde buz kalıbı sarkıtmak gibi köylü kurnazlıkları değil benim kastettiğim, polis kılığında esnaftan milyonlar tokatlamak gibi başarılı eylemleri kastediyorum.</p>
<p>Toplum olarak fazlasıyla dikkatsiz, aceleci ve tembel olduğumuzdan, bu özellikleri kolaylıkla aleyhimize kullanabiliyorlar.</p>
<p>Bunun son örneği de Ayça Engin Akmeşe oldu. 39 yaşındaki bu ablamız, tam bir seneden beri İstanbul Aydın Üniversitesi’nde ordinaryüs profesör unvanıyla sanat tarihi dersleri veriyormuş. Unvanının sahte olduğu İstanbul Üniversitesi’ne başvurunca ortaya çıkmış ve hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan dava açılmış.</p>
<p><span id="more-3885"></span>Ayça Hanım ceza alır mı almaz mı bilmem ama bu olay başka bir benzer olayı anımsattı bana. ABD’de akıllının biri 150 dolarlık banknotlar basıp bir marketten alışveriş yapmıştı. Olay ertesi gün ortaya çıkmış ve arkadaşa kalpazanlık suçundan dava açılmıştı.<br />
Sonuç ne oldu peki? Dava düştü. Çünkü gerçekte 150 dolarlık banknot olmadığından sahtesi de yapılamazdı ve kimse sahtekarlıkla suçlanamazdı. Ancak 150 dolarlık banknotu alıp bir de para üstü veren kasiyerin aptallığıyla dalga geçilebilirdi, öyle de oldu.</p>
<p>Ayça Engin Akmeşe’nin nitelikli dolandırıcılıkla suçlanması da bu olaya benziyor. Çünkü kadın üniversiteye “ordinaryüs profesör” unvanıyla başvurmuş ve bu unvan 1980 darbesiyle çıkan yüksek öğrenim kanunuyla iptal edilmiş, zaten 1960’dan beri de kimseye verilmemiş. Yani ordinaryüs diye bir unvan olmadığı için sahtesi de olamaz.</p>
<p>CV’sine göre 1991’de lisansını, 1993’de yüksek lisansını, 1995’de doktorasını tamamlamış, 2000’de doçent, 2004’de profesör ve 2008’de ordinaryüs profesör unvanlarını almış. Alkışlanası bir CV! <em>(Bu <a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/ayca1.png" target="_blank">ilk sayfası</a>, şu da <a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/ayca2.png" target="_blank">ikinci sayfası</a>.)</em></p>
<p>Bu CV’yi sıradan bir lise öğrencisine gösterseniz hadi lan ordan diyerek kovar sizi başından. Ama İstanbul Aydın Üniversitesi kovmamış, baş tacı etmişler kadını. Bir sene boyunca derslere girmiş, kendisine toplamda 17.000 TL ödenmiş.</p>
<p>Helal olsun o para. Eğitim sistemiyle, üniversitelerin durumuyla göstere göstere taşak geçmek için daha iyi bir yol seçilemezdi.</p>
<p>Ben bu kadına dolandırıcı demem, diyemem. Dolandırıcı olsa profesör unvanıyla kalırdı, dikkat çekmeden parasını cukkalamaya bakardı. Kadın kendine ordinaryüs demiş. Bakalım ne kadar yedirebilirim, bu iş nerede patlar diye sınırları zorlamış resmen.</p>
<p>6 kitap çıkardığını, çeşitli makaleler değil de bildiriler yazdığını, 14 sergi açtığını, 2 ödül aldığını, Mimar Sinan Üniversitesi’nde, Kültür Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştığını iddia ediyor CV’sinde. Ve CV’deki imla hatalarından ödüllere, isimlere kadar her şey bunun dolandırıcılık değil, dalga geçmek maksadıyla yazıldığını gösteriyor.</p>
<p>Ulan basit bir personel alırken bile önceki şirketini ararsın, referans gösterdiği kişilere bir danışırsın. Üniversitene ordinaryüs profesör alıyorsun be, domates değil. O kadar makale, kitap yazdığını söylemiş kadın. Aç birini oku, daha önce çalıştığını iddia ettiği okulları bir ara, nasıl bir hocadır diye sor be. Üniversiteye hoca alırken hiç mi araştırma yapılmıyor, nedir anlamadım ki…</p>
<p>Sıradan bir kadın kendine biçtiği ordinaryüs profesör titriyle üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalışabiliyorsa, diğer eğitim görevlilerinin halini düşünmek bile istemiyorum. Bir sahte kimlikle, Photoshop’da editlenmiş bir diplomayla rektör bile olabiliriz demek ki.</p>
<p>Gelin üniversitelerin durumunu düşünün şimdi. Çocuklarınızı eğitim alsınlar diye gönderdiğiniz, tomarla para bayıldığınız özel üniversiteleri düşünün. Önüne gelenin üniversite açabildiği bir çağda gençlere üniversite bitirmenin önemini anlatalım haydi.</p>
<p>Ayça Engin Akmeşe’nin, nitelikli dolandırıcılık suçundan 20 yıl hapis yeme ihtimali var. Bu ülkede adalet sistemi doğru işleyecekse eğer, onun alacağı cezanın çok daha fazlası İstanbul Aydın Üniversitesi yöneticilerine verilmelidir. Ordinaryüs diye bir unvanın olmadığını bilmeyen, okula alacağı profesörün referanslarını incelemeyen, açıp bir satır yazısını okumayı düşünmeyen, buna rağmen ortalıkta üniversitede yöneticiyim diye gezinen adamlar almalıdır asıl cezayı.</p>
<p>Benim çocuğum bu üniversitede okusaydı Ayça Engin Akmeşe’ye gözümü açtığı için teşekkür eder, okula da ödediğim paralar ve çocuğuma kaybettirdiği zaman için dava açardım. Hem çocuğuma en iyi eğitimi vereceğini iddia edeceksin, hem de sokaktan geçen adamın dalga geçmek için gönderdiği CV’ye inanıp onun başına eğitimci diye dikeceksin.</p>
<p>Bu okulun eğitim öğretime devam etmesi bile yasaklanmalıdır.</p>
<p><em>*Hadi hiçbir makalesini, referansını incelemeyecek kadar tembelsiniz diyelim, hiç olmazsa düşünün. Ayça diye ordinaryüs mü olur lan?</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ayca-engin-akmese.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/ayca1-353x500.png' length ='10320'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Rejim elden gidiyor!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/rejim-elden-gidiyor.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/rejim-elden-gidiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 01:23:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[10. yıl marşı]]></category>
		<category><![CDATA[23 nisan]]></category>
		<category><![CDATA[adolf hitler]]></category>
		<category><![CDATA[andımız]]></category>
		<category><![CDATA[andımızın kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[asimo]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[behey dürzü]]></category>
		<category><![CDATA[benito mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[british museum]]></category>
		<category><![CDATA[bülent ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[bursa nutku]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[cemal paşa]]></category>
		<category><![CDATA[dersim isyanı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[hamidiye zırhlısı]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim hulusi öktem]]></category>
		<category><![CDATA[iskilipli atıf hoca]]></category>
		<category><![CDATA[iskoç eteği]]></category>
		<category><![CDATA[ismet inönü]]></category>
		<category><![CDATA[josef stalin]]></category>
		<category><![CDATA[kenan doğulu]]></category>
		<category><![CDATA[kilt]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[nuri demirağ]]></category>
		<category><![CDATA[okul üniformaları]]></category>
		<category><![CDATA[okulların merasim geçiş yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[sabiha gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[şapka kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[süveyş kanalı]]></category>
		<category><![CDATA[terminatör]]></category>
		<category><![CDATA[vahdettin han]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2160</guid>
		<description><![CDATA[Rejimin altını inceden inceye oyuyorlar ve hepimiz uyuyoruz. Üstelik yandaş medya sayesinde birilerinin karıştırdığı haltlardan zamanında haberdar da olamıyoruz. Andımız ve okul üniformaları üstünde yürüttükleri tartışmalarla halkı oyalayan iç mihraklar, 18 Nisan 2009 tarihinde kimseye duyurmadan korkunç bir değişiklik yapmışlar. Cehaletime verin, ben de yeni öğrendim. Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmış! Okulların Merasim Geçiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2161" title="23 nisan resmi gecit" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/23nisanyuruyus.jpg" alt="23 nisan resmi gecit" width="420" height="280" />Rejimin altını inceden inceye oyuyorlar ve hepimiz uyuyoruz. Üstelik <strong>yandaş medya</strong> sayesinde birilerinin karıştırdığı haltlardan zamanında haberdar da olamıyoruz.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=1357" target="_blank">Andımız</a> ve <strong>okul üniformaları</strong> üstünde yürüttükleri tartışmalarla halkı oyalayan <strong>iç mihraklar</strong>, 18 Nisan 2009 tarihinde kimseye duyurmadan korkunç bir değişiklik yapmışlar. Cehaletime verin, ben de yeni öğrendim. <strong>Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği</strong> yürürlükten kaldırılmış!<span id="more-2160"></span></p>
<p>Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği, Milli Şef <strong>İsmet İnönü</strong> hükümetinde, büyük vatansever <strong>İbrahim Hulusi Öktem</strong>’in Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde, 23.02.1965/11936 sayılı Resmi Gazetede ilan edilmiş çok önemli bir yönetmeliktir.</p>
<p>1965’den sonra okula gidenlerin hepsi bilir, rejimin ilelebet payidar kalması için, cumhuriyeti koruması ve babasına beslemediği saygıyı TSK’ya beslemesi gibi kutsal amaçlarla yetiştirilen genç nesillerin eğitiminde, Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği çok önemli bir yer işgal eder.</p>
<p>Yönetmelikten biraz alıntı yapıyorum ki, ne demek istediğimi daha iyi anlatabileyim.</p>
<blockquote><p>Yönetmeliğe göre, milli merasimlerde okullar üniversiteler, yüksek okullar, orta dereceli okullar ve ilkokullar olmak üzere büyükten küçüğe sıralanırlar. Madde 2’ye göre, birden çok üniversite ve yüksek okulun bulunduğu törenlerde, üniversiteler ve fakülteler <strong>kuruluş yıllarına göre</strong>, yüksek okullar ise <strong>öğretim sürelerine göre</strong>, süreleri eşit olanlar <strong>alfabe sırasına göre</strong> dizilirler. (<strong>Çayda dem askerde kıdem</strong> düsturudur burada geçerli olan.) Bu şekilde uzun uzun anlatılan törenlerin en önemli noktası şudur:</p>
<p><strong>Madde 7:</strong> Öğrenciler esas bakımından 11’er kişilik mangalara ayrılırlar. Sağ baştaki öğrenci <strong>manga komutanı</strong> görevi görür. Mangayı meydana getiren öğrencilerin sayısı geçiş sahasının uygunluk derecesine, geçişe katılan öğrencilerin sayısına göre sıralar 8–11 şeklinde değişebilir.</p>
<p><strong>Madde 8:</strong> Dört manga bir takım meydana getirir. Bunun başında öğretmen ya da öğrencilerden bir takım başı (<strong>Takım komutanı</strong>) bulunur. Takım başı 1. manganın sağ başında yürür, öğretmen birliğinin 6 adım önünde yürür.</p>
<p><strong>Madde 9:</strong> Birden çok okul bulunduğu yerlerde Milli Eğitim Müdürlüklerince öğretmenler arasından bir <strong>merasim komutanı</strong> seçilir.</p>
<p><strong>Madde 10:</strong> Merasim komutanının görevleri şunlardır:</p>
<p><strong>a)</strong> Merasim duruş ve geçişi için okulları tertiplemek,<br />
<strong>b)</strong> Bayrak, Flama, Bando, Boru ve Trampet kıtalarını düzenlemek,<br />
<strong>c)</strong> Gerekli ilk yardım tedbirlerini almak.</p></blockquote>
<p>Okul süresince tembellik yaptığı için bu törenleri beyninin bir köşesine not almamış olan potansiyel cumhuriyet düşmanları veya tüm detayları öğrenmek isteyen aziz vatandaşlar <a href="http://mevzuat.meb.gov.tr/html/220.html" target="_blank">Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın sitesine</a> başvurabilirler.</p>
<p>Benim kafama takılan konu başka.</p>
<p>Bu yönetmeliğin kaldırılması, “her Türk asker doğar!” şiarınca yetişen, öğrenci üniformalı askerliği 12 yıl, kamuflajlı askerliği 5 ila 15 ay, psikolojik askerliği ömür boyu süren bir milletin askeri eğitimine vurulan büyük bir darbedir.</p>
<p>Kendi öğrencilik yıllarımı hatırlamaya çalışıyorum.</p>
<p>23 Nisan’da okul müdürümüzün (bölük komutanı) ve öğretmenlerimizin (kısım komutanları) tarafından en brutal dozda verilen “uzat kolları! Ensede kaybol! Raayytt! Hazzroolll! Tikaaayyt!” emirleriyle hizaya girerdik. “Uygun adımmm, arşşş!” komutuyla birlikte yürümeye başlar, “sooll saah, soool, saah!” komutlarıyla adımlarımızı düzene sokardık. Bando takımının çaldığı, dizeleriyle yürek titreten sanat eseri “on para ver, on para ver, on para yoksa beş para ver!” marşı eşliğinde uygun adım yürür, sokaklardan ve caddelerden geçer, 10. Yıl Marşı eşliğinde bir Atatürk anıtına çelenk bırakırdık.</p>
<p>Bir yerlerde mutlaka bir protokol tribünü olur, kaymakam, bazen vali ve mutlaka o bölgedeki kışladan gelen yüksek rütbeli bir asker esas duruşa kalkıp kokutacak kadar ciddi bir yüz ifadesiyle bizi izlerdi. Madde bilmemkaça göre önlerinden geçerken kafamızı 45 derece sağa çevirir, yürüyüş kararını bozmadan siz deyin <strong>Terminatör</strong>, ben diyeyim <strong>Asimo</strong> kıvamında yürüyüş yapardık. O esnada komutan amca şapkasına sabitlediği elini indirmez, <strong>asker selamıyla</strong> bizi selamlardı. Yanımızda yürümekte olan takım komutanı rolündeki öğretmenin tören sonrasında girişeceği <strong>cetvelli taarruzun korkusuyla</strong> hata yapmamak için canımızı dişimize takardık. Evet, göğsü cumhuriyetin tunç siperi olmuş kahraman asker edalarındaydık ama <strong>sadece 10 yaşındaydık.</strong></p>
<p>Biz caddelerden geçerken necip Türk milleti yol kenarlarında birikir, ellerindeki Türk bayraklarını sallayarak alkış tutar, bizimle gurur duyarlardı. Cumhuriyetin ve laikliğin emin ellerde olduğunu herkes bilir, huzur içinde <strong>uyurlardı.</strong></p>
<p>Üstelik bu sayede askerde de hiç zorluk çekmedik biz. Eğer okullarda 12 yıl boyunca bu eğitimleri görmemiş olsaydık, bugün <strong>acemi birliği</strong> dediğimiz kutsal ocakta pişme süresinin üç ay yerine en az üç yıl olması gerekecekti.</p>
<p>Bu disiplin ve mükemmel sistem sayesinde <strong>Mussolini</strong> İtalya’yı adam etmiş, <strong>Hitler</strong> Stalingrad önlerine kadar gelmiş, <strong>Stalin</strong> daha disiplinli sistemi sayesinde Hitler’i oralardan defetmişti. Ağaç yaşken eğilirdi, üç yanı denizlerle, kalan tüm köşeleri <strong>iç ve dış düşmanlarla çevrili ülkemizin</strong> birlik ve beraberlik içinde, bağımsız ve müreffeh bir toplum olarak yaşayabilmesi için <strong>eğitim şarttı!</strong></p>
<p>Derslerde Osmanlı’nın halkını asan, girdiği ülkeyi yağmalayan, haremi ters çevirip düz siken, bu vahşet ve şiddet sayesinde üç kıtayı ele geçirip dünyayı Türklere düşman eden pis bir imparatorluk olduğunu öğrenmiştik.</p>
<p>Neyse ki <strong>hain padişah</strong> ve hanedanı ülkeyi İngilizlere bırakarak servetini alıp kaçmıştı da rahat bir nefes almıştık.</p>
<p><strong>Çanakkale Savaşı</strong>, Kurtuluş Savaşı’nın bir parçasıydı, öyle öğrenmiştik. <strong>Almanların emriyle, Cemal Paşa liderliğinde Süveyş Kanalı’nda İngilizlere saldırmamızın</strong> ve İngilizlerin de sinirlenip Çanakkale’ye dadanmalarının ders kitaplarımızda yeri yoktu. Onlar durup dururken Çanakkale’ye saldıran <strong>emperyalist pisliklerdi.</strong></p>
<p>Yüce Atatürk vatanı kurtardıktan sonra ot yiyip saman sıçan tembel milleti Avrupa gibi yüksek refah seviyelerine ulaştırmak için canını dişine takmıştı. O da bizim gibi çocukken öğrenmişti işleri aslında, küçükken amcasının tarlasında <strong>kargaları kovalayarak</strong> girdiği kovalama işinde büyük başarılar kat etmiş ve <strong>düşmanları yurttan kovalayarak</strong> jübile yapmıştı.</p>
<p>Düşmanları kovalamak yetmezdi. Soyundan geldiği atalarının 600 yıl emek verdiği toprakları bırakıp kaçan Vahdettin ve saz arkadaşlarını bir daha ülkeye sokmamak lazımdı.</p>
<p><strong>Sokmadık!</strong></p>
<p>Saraylarını, evlerini, camilerini yanlarında götürememişlerdi kaçarken. Üstelik müsrif adamlardı bu Osmanlılar; koskoca binadan ev mi olurdu canım? İçindekileri kovaladığımız (pardon vatanı İngilizlere satıp kaçtıkları için sahipsizdi o evler) kişilerin gayrimenkullerini <strong>ahır, tütün deposu, otopark</strong> gibi daha önemli amaçlar için kullandık. Gereksiz yerler vardı aralarında, onları da yıkıp attık, yerine cadde, meydan falan yaptık.</p>
<p>Sarayın bahçesine <strong>futbol stadı</strong> yaparak, camiyi kapatıp <strong>müze</strong> yaparak, Osmanlı’dan kalan nerdeyse tüm arşivleri <strong>hurda kâğıt</strong> olarak Avrupa ve Balkan ülkelerine satarak ne kadar <strong>asil bir millet</strong> olduğumuzu tüm dünyaya gösterdik. Pardon konuyu karıştırdım, bunlar anlatılmamıştı bize tarih derslerinde. Hem tarih dersi o canım, gayrimenkul profesörü mü olacaktık yani bunları öğrenip? Daha önemli işler vardı.</p>
<p><em>(<strong>British Museum</strong>’da Anadolu’dan gelmiş bir sürü eser görüp şaşırmam ve yanımdaki İngiliz arkadaşımın “bunları biz çalmadık, siz gönderdiniz, tarihinize neden bu kadar düşmansınız anlamıyorum” diyerek beni aşağılamasının eğitim sistemimizle elbette ki ilgisi yok.)</em></p>
<p>Osmanlı&#8217;dan kurtulmuştuk. Onlar gibi yazamaz, onların yazdıklarını okuyamaz, onlar gibi ölçemez, onlar gibi giyinemez, kısacası birkaç yıl önceki gibi yaşayamazdık. Adam olmamız ve Osmanlı&#8217;dan farklı, 6 yaşından beri Avrupalı olduğumuzu birkaç yıl önce küfredip birbirimizi kestiğimiz Avrupalılara göstermeliydik.</p>
<p><strong>Az zamanda çok işler başardık</strong>, büyük devrimler yaptık. Devrimlere karşı çıkan yobazların asılmasında bir sakınca yoktu. <strong>Hamidiye zırhlısı</strong> inat eden iç mihrakların köylerine günlerce denizden roket sallayabilir, <strong>Sabiha Gökçen</strong> ablamız Dersim’li hainlerin kafasına bomba yağdırabilir, şapka takmamakta inat eden <strong>İskilipli Atıf ve avanesi</strong> yağlı urganda sallandırılabilirdi. Tamam, okulda bunları öğrenmemiş olabiliriz, detaya girecek kadar vakit yoktu çünkü. Koskoca Milli Eğitim Bakanlığı bacak kadar çocuklara detay vermekle mi uğraşacaktı?</p>
<p>Gelişmiş ülkelerin ölçü birimlerini kullanmaya başladık ama sonradan gördük ki, ABD ve İngiltere gibi geri kalmış ülkeler hala <strong>inch, pound</strong> falan diyorlar. Gelişmiş ülkelerin milli kıyafeti sandığımız fötr şapka ve uzun paltolar gelip geçici bir modaymış <strong>meğersem.</strong></p>
<p>Cumhuriyet kurulduğunda iyi ki İskoçlar değilmiş dünyanın sözü geçen milleti, maazallah kanun zoruyla <strong>etek giymek zorunda kalabilirdik.</strong> Neyse ki kanunlaşan sadece şapka oldu, <strong>kilt</strong> tehlikesi yoktu, biz de mutlu olduk. Şimdi dünyada fötr şapka takan kalmadı ama henüz yürürlükten kalkmamış olduğu için şapka takmayan herkesi devlet nezdinde suçlu duruma düşüren, <strong>Şapka Kanunu</strong> adında harika bir kanunumuz var.</p>
<p><strong>Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan.</strong> Aslında Osmanlı döneminde yapılan demiryollarına birkaç km eklemekten ileri gitmemiştik ama bize öyle öğretildi. Cumhuriyet döneminde yapılan birkaç km’lik demiryolu hattının neredeyse tamamını (1.012 km) yaptıran <a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=487" target="_blank">Nuri Demirağ</a>’ın fabrikalarını istimlak edip şirketlerini batmaya zorlayarak <strong>tarih sahnesinden sildik</strong>. Kalan birkaç kilometrelik demiryollarını da Fransızlar yapmıştı zaten.</p>
<p>Ama koskoca Milli Eğitim Bakanlığı’nın kişilerle falan uğraşacak vakti yoktu. Vahdettin yapsa ne olacak, Nuri yapsa ne olacak dendi ve Anadolu topraklarındaki tüm demiryolları büyük düşünür Kenan Doğulu’nun da seslendirdiği gibi, “demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” dizeleriyle cumhuriyet döneminin eseri sayıldı.</p>
<p>Evet, biz bunları öğrendik ve uyguladık okul yıllarımız boyunca.</p>
<p>İlkokula başladığımız günden üniversiteden mezun olduğumuz güne kadar tam 16 yıl boyunca Milli Tarih ve İnkılâp Tarihi okuyarak cumhuriyetin ve rejimin kutsal neferleri olduk.</p>
<p>Anadolu’daki 1.000 yıllık geçmişimizi birkaç derste, cumhuriyetten sonraki 85 yıllık geçmişimizin işimize gelen taraflarını da 16 yılda okuduk, öğrendik, özümsedik.</p>
<p>Bugün Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği’ni yürürlükten kaldıranlar, yarın Milli Tarih derslerinde rejimin salahiyeti için <strong>açıklanmaması gereken doğruları</strong> da anlatmaya başlayabilirler. <strong>Bülent Ecevit</strong>&#8216;in “Vahdettin hain değilmiş yav” dediğinde şaşırdığımız gibi, başka doğruların ortaya çıkması da ilerde şaşırtabilir bizi. Sonra üzülürüz.</p>
<p>Oysa milletçe birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, iç ve dış mihrakların oyunlarına gelmemeli, <strong>doğru olanı değil, işimize geleni konuşmalı, çocuk ve gençlere de bunları öğretmeliyiz.</strong></p>
<p>Çocuklarımızın 16 yıl okula gitmeleri ve hiçbir şey öğrenmeden mezun olmaları gerekir. Atatürkçü ve laik olmaları, 10. Yıl Marşı’nı, Bursa Nutku’nu ve Behey Dürzü şiirini ezberlemeleri kâfidir!</p>
<p>Yoksa bunlar gazete falan açıyorlar, halkın bilmemesi gereken doğruları yazıyorlar, milli tarih derslerinde tam tersini öğrettiğimiz halde nereden duyuyorlarsa artık, internet sitelerinde tehlikeli doğrulardan bahsediyorlar.</p>
<p>İşbu nedenlerle, rejim üstündeki keyfi yönetimimizin bekası için, Okulların Merasim Geçiş Yönetmeliği’nin kaldırılmaması şarttır! Geri getirin onu! Her Türk asker doğar, asker gibi eğitilir. O kadar.</p>
<p>&#8212;</p>
<p><em>Hüzünlü edit: Tam yazıyı bitirdiğim anda okuduğum <a href="http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?AType=RadikalDetay&amp;ArticleID=932522&amp;Date=24.04.2009&amp;CategoryID=77" target="_blank">şu habere</a> şaşırsam mı kızsam mı bilemedim. Bu da mı gol değil be! Beş günlük sivil yönetimden sonra yeniden Milli Eğitim (Savunma) Bakanlığı&#8217;na bağlanmış öğrenciler. Eğitimin her köşesinde askerler yer alacaksa Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nı kaldırıp her işi Savunma Bakanlığı&#8217;na bırakalım, iki farklı bakanlığa gerek yok ki&#8230;</em></p>
<p><em>Gerçi MEB sitesinde hala <a href="http://mevzuat.meb.gov.tr/html/220.html" target="_blank">yürürlükten kaldırılmıştır ibaresi var</a>, kime inanacak bu ülkenin vatandaşı?<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/rejim-elden-gidiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/23nisanyuruyus-300x200.jpg' length ='28533'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kapalı alanlarda sigara içme!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kapali-alanlarda-sigara-icme.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kapali-alanlarda-sigara-icme.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 11:31:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalcin Bozok</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[rüşvet]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1911</guid>
		<description><![CDATA[Türk halkının sosyal imkânlarının gelişmesi, haklarını öğrenmesi ve medenileşmesine katkıda bulunmuştur 19 Temmuz&#8217;da yürülüğe giren bu yasa. Her ne kadar sıkı bir içici olsam da, bugün iş yerimdeki merdivenlerden inerken izmarit kokusu yerine parfüm kokusu duymak beni çok mutlu etti. Bu yasa, hani o bahsettiğiniz &#8216;muasır medeniyetler seviyesi&#8217;ne ulaşmamız için atlamamız gereken bir basamaktı. Şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1928" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/sigara1.jpg" alt="sigara1" width="420" height="369" />Türk halkının sosyal imkânlarının gelişmesi, haklarını öğrenmesi ve medenileşmesine katkıda bulunmuştur 19 Temmuz&#8217;da yürülüğe giren bu yasa. Her ne kadar sıkı bir içici olsam da, bugün iş yerimdeki merdivenlerden inerken <strong>izmarit</strong> kokusu yerine <strong>parfüm</strong> kokusu duymak beni çok mutlu etti.</p>
<p>Bu yasa, hani o bahsettiğiniz <strong>&#8216;muasır medeniyetler seviyesi&#8217;</strong>ne ulaşmamız için atlamamız gereken bir basamaktı. Şu anda olayın şoku ile ne denli bir ilke imza atıldığını fark edemeyebilirsiniz. Zamanla anlayacaksınız.<span id="more-1911"></span></p>
<p>Bundan on-onbeş sene öncesini düşünün. Sigara içmek bir <strong>&#8216;hak&#8217;</strong>tı. Dumandan rahatsız olan bunu dile getirmeye utanırdı. Hiç unutmam, otobüsle memlekete giderdik, uçak o zamanlar ultra zenginlerin ulaşım aracı. Aslında bize otobüs bile fazlaydı tren varken ya; neyse, otobüsün içinde çoluk-çocuk, yaşlı, hasta ne ararsan var. İşte bu ahval ve şerait içerisinde otobüsün içerisi <strong>toz bulutu</strong> olurdu. Muavini göremez, el yordamıyla bulurdunuz. Çünkü her yolcunun önünde bir küllük var. Benim midem bulanırdı. Kimse sesini çıkaramazdı.</p>
<p>Şimdi ne kadar abes geliyor bu durum bize değil mi? Ama o zamanlar gayet normal karşılanırdı. İşte kapalı alanlarda sigara içme yasağı da bundan on sene sonra gayet normal karşılanacaktır. Hatta on sene öncesine dönüp <strong>“Vay anasını ya adamlar kapalı mekânlarda fosur fosur sigara içiyormuş ya lan!”</strong> diyeceklerdir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1929" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/sigara21.jpg" alt="sigara21" width="420" height="315" />Dedim ya, bu yasayı sakın yabana atmayın. Düşünce yapısı değişiyor. İnsanların birbirine saygısı artıyor. Almanya’da arkadaşını kırmızı ışıkta geçtiği için şikayet eden Alman vatandaşlarından her zaman <strong>&#8216;imrenerek&#8217;</strong> bahseden bizler değil miyiz? İşte bu refah seviyesine ve bu sosyal anlayışa ulaşmanın yolu bu ve bunun gibi yasalardan geçer.</p>
<p>Alışma sürecinin biraz sancılı geçeceği kesin. Medyada sürekli yer aldığı gibi <strong>&#8216;kahve kültürü&#8217;</strong>ne darbe vuracağını zannetmiyorum. Kahvehaneler genelde tek katlı yapılardır. Ya da apartmanların zemin katlarıdır. Kapıya çıkıp sigara içmek zor olmayacaktır. Aksine kahve milletinin insanları, sigara içseler dahi, aşırı sigara dumanından rahatsız oluyorlardı. Ama zaten kahve bu demek değil mi? Değil kardeşim, artık değil&#8230;</p>
<p>Yasayla ilgili bir diğer konu ise <strong>&#8216;rüşvet&#8217;</strong> iddiaları. Ne yalan söyleyim benim de aklıma geldi. Fakat gelmesiyle gitmesi bir oldu. Çünkü denetim ekibindeki elemanlar yaklaşık <strong>5 bin tl</strong>’lik ceza kesmek yerine en az beş <strong>500 tl</strong>’lik rüşvet alacaklardır. Hâşâ bizim Türk memuru rüşvet almaz, faraziye benimkisi. İşletme sahipleri bu rüşveti bir kereliğine <strong>5 bin tl</strong>’lik cezayı yememek için verecektir. Yoksa belirli periyotlarla böyle bir meblağı vermek çoğu işletmenin belini bükecektir. Bu yüzden işletmeciler, müşterilere kesinlikle müsamaha göstermeyeceklerdir. Yani rüşvet söz konusu olsa bile, sadece bir kerelik olacaktır. Onun akabinde yasanın öngördüğü şekilde davranmak zorunda kalınacaktır. Kaldı ki sigara dumanında rahatsız olan yurttaşlar <strong>horozlanmaya</strong> başlayacak, gerekirse ihbarda bulunup hem içeni hem içtireni yakacaktır. Sakın olmaz demeyin, yasağın başladığı <strong>19 Temmuz</strong>’a girer girmez ilgili makamlara ihbarlar yağmaya başlamış. Anlayacağınız sigara içmeyenler bu yasayı bekliyormuş intikam için.</p>
<p>Bir de sigara izmaritini yere atanlara karşı sağlam cezalar uygulasalar tam süper olacak!</p>
<p>Sigara içen birisi olarak bugün gerçekten çok mutluyum. İroni falan yapmıyorum. Sanki sigarayı bırakmış gibiyim. Yalnız bu yazı yazma olayı insanın sigara içesini getiriyor. Lan! Kaçtım ben!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kapali-alanlarda-sigara-icme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/sigara-300x263.jpg' length ='20411'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bu sabah andını içtin mi yavrum?</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bu-sabah-andini-ictin-mi-yavrum.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bu-sabah-andini-ictin-mi-yavrum.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2009 06:01:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[23 nisan]]></category>
		<category><![CDATA[andımız]]></category>
		<category><![CDATA[andımızın kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[çalışkan ikiler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[mini mini birler]]></category>
		<category><![CDATA[nimet çubukçu]]></category>
		<category><![CDATA[reşit galip]]></category>
		<category><![CDATA[türküm doğruyum çalışkanım]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit özgür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1357</guid>
		<description><![CDATA[Yiğit Özgür Andımız&#8217;la dalga geçmiş! Yiğit Özgür&#8217;e erişim engellenmeli! Bu karikatürü 23 kişiye gönderirseniz Patricia Teyze ve forward maillerle beslenen manyak torunları, Uykusuz&#8217;un kapısına &#8220;Bu yiğide erişim engellenmiştir,&#8221; yazan bir tabela asacaklarmış. Garip garip bakmayın, ciddiye alanlar var bu tip şeyleri. Yıllardır kafamı kurcalayan bir konu, çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu sayesinde bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1358" style="margin-right: 10px;" title="andimizi bilelim sevelim" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/05/andimiz.jpg" alt="andimizi bilelim sevelim" width="410" height="592" /><strong>Yiğit Özgür</strong> Andımız&#8217;la dalga geçmiş! Yiğit Özgür&#8217;e erişim engellenmeli! Bu karikatürü 23 kişiye gönderirseniz <strong>Patricia Teyze ve forward maillerle beslenen manyak torunları</strong>, Uykusuz&#8217;un kapısına &#8220;<strong>Bu yiğide erişim engellenmiştir,</strong>&#8221; yazan bir tabela asacaklarmış.</p>
<p>Garip garip bakmayın, ciddiye alanlar var bu tip şeyleri.</p>
<p>Yıllardır kafamı kurcalayan bir konu, çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu sayesinde bu sıralar pek popüler olmuş.</p>
<p>Mini mini birler, çalışkan ikiler ve diğer bücürler derse girmeden önce, buram buram faşizm kokan <strong>Andımız&#8217;ı</strong> gırtlaklarını yırtarcasına içmeye devam etsinler mi, etmesinler mi?<span id="more-1357"></span></p>
<p>Sözlerine bakalım mı andımızın?</p>
<blockquote><p>Türküm, doğruyum, çalışkanım!</p>
<p>İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.</p>
<p>Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.</p>
<p>Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim!</p>
<p>Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.</p>
<p>Ne mutlu Türküm diyene!</p></blockquote>
<p>Budur! <strong>Türk olmayana kafam girsin</strong> diye eklemeyi unutmuşlar, bence büyük eksiklik.</p>
<p>Andımız denen bu süper olay, 1930&#8242;lu yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı yapan ultra vatansever <strong>Reşit Galip</strong> tarafından eğitim sistemimize sokuldu ve o günden beri her sabah bu andı söylediğimiz için hepimiz Türk, doğru ve çalışkan olduk.</p>
<p>Biz bu andı içmeye başladıktan tam 12 yıl sonra<strong> kafasına atom bombası yiyen</strong> Japonya ise, <strong>Japon, hatalı ve tembel</strong> olduğu için hala teknoloji, android, uzay çalışmaları gibi boş işlerle uğraşıyor.</p>
<p>Andımız&#8217;ın hikayesine Afet İnan&#8217;ın <a href="http://www.idefix.com/kitap/ataturk-hakkinda-hatiralar-ve-belgeler-afet-inan/tanim.asp?sid=CHK6M2DGBH4HVEJXSH5J" target="_blank">Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler</a> kitabında denk geldim. Kitaptaki hikaye ilginç. 1933 yılında 23 Nisan kutlanacak, ultra milliyetçi Reşit Galip evden çıkmadan önce kızlarıyla kutlamak istiyor bayramı. Sonra heyecanla Afet İnan&#8217;a gelip anlatıyor, &#8220;Sabah kızlarıma bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir ant meydana çıktı. İşte cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı,&#8221; diyerek bir kağıda yazdığı andı gösteriyor.</p>
<p>Nasıl bir babadır, çocuk bayramını çocuklarına cumhuriyet andı içirerek kutlayan adam kurban bayramını nasıl kutlar, düşünmek bile istemiyorum. Reşit Galip&#8217;in devrimleri koruma konusunda Atatürk&#8217;le bile münakaşaya giriştiği zaten bilinen bir konu. Yani <strong>kraldan çok kralcı bir adam</strong> var ortada.</p>
<p>1972&#8242;de tadilata girmiş andımız, iyice bi&#8217; yenilenip sivrilerek yoluna devam etmiş. Eski sözcükleri ayıklamışlar, &#8220;budun&#8221;, &#8220;millet&#8221; olmuş mesela.</p>
<p>Sonra 1997&#8242;de yeniden tadilata girmiş. İlkokulda yassaaaaamm diye kükrediğimiz sözcük, ilkeeeem olmuş. Yassa yoh! İlke var!</p>
<p>Andımız&#8217;ın varlığı bazen sessiz, bazen sesli tartışıldı. Hatta Erbakan &#8220;Sen &#8216;Türküm doğruyum&#8217; dersen başkası da çıkar &#8216;Kürdüm doğruyum&#8217; der,&#8221; dedi, partisi kapatılırken bu laf da kendisine iade edildi.</p>
<p><strong>Çünkü sadece Türkler doğru olabilirdi.</strong> Kürtler hain, Ermeniler çıkarcı, Yahudiler kazıkçı, Lazlar aptal olmalıydı. İzmirli kızların güzel olmasında sorun yoktu, hala yok. Yirim.</p>
<p><strong>GİZEM NERDESİN?</strong></p>
<p><a href="http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/05/29/210597.asp" target="_blank">Hiç üşenmedim, Gizem&#8217;i buldum size</a>. Bu Gizemcik, 2000 yılında Çanakkale&#8217;de şaşırtıcı bir atraksiyona imza atmıştı, hala hatırladıkça gülerim. Yukardaki karikatürdeki gibi arkadaşlarının karşısına çıkıp Andımız&#8217;ı içiren Gizem, &#8220;ülküm yükselmek ileri gitmektir,&#8221; kısmını &#8220;ülküm yükselmek, ananızı s..mektir,&#8221; şeklinde okuyunca ortalık karışmıştı.</p>
<p>Sonradan başına gelmeyen kalmamıştı kızın; okuldan uzaklaştırılmak, &#8220;gençlik nereye gidiyor mirim&#8221; tartışmalarına konu mankeni olmak Gizem&#8217;e uzun süre hayatı zindan etmişti. O zaman 11 yaşındaydı, şimdi 20 yaşında esprili bi&#8217; genç kız olmuştur, <strong>Gizem buralardaysan ses ver!</strong></p>
<p>Büyüklerin bu andı eleştirmesi suçtu. Küçüklerin de yeterince saygı göstermemesi suçtu.</p>
<p>Düşünün ki ilkokul 3. sınıf öğrencisi bir bücürsünüz. Sabah okula gittiğinizde en iyi kükreyen arkadaşlarınızdan biri kürsüye çıkıyor, siz de &#8220;sol sağ, uzat kolları, arkadaşının ensesine bak, dörtlü yap, sola dön, sağa dön, indir kolları, rahat, hazrol, dikkayyt!&#8221; komutlarını takriben kürsüdeki arkadaşınızın ciyak ciyak bağırarak söylediklerini tekrar ediyorsunuz.</p>
<p>Afrika&#8217;da savaşan çocuklardan farkınız, mavi önlüklü olmanız. Ah pardon, siz ayrıca Türk, doğru ve çalışkansınız. Onlar ise Afrikalı kara kara zenciler. Doğru ve çalışkan olmadıkları için açlıktan ölsünler orda, ko&#8217; götüne.</p>
<p>Yeterince bağırmazsanız tokat gelir. Üşüyen ellerinizi cebinize sokarsanız, tokat gelir. Kürsüden başka yere bakarsanız, tokat gelir. Gülümserseniz de yersiniz tokadı; <strong>siz çocuk değil, devrimlerin bekçilerisiniz!</strong></p>
<p>Bağıracak o çocuklar, avazları çıktığı kadar. Boyunlarındaki damarlar çıkana, gözleri pörtleyene, suratları kızarana kadar bağırarak varlıklarını Türk varlığına armağan edecekler!</p>
<p>Aralarında Türkiye&#8217;yi vatan bellemiş Ermeni, Kürt, Rum, Çerkes, İngiliz çocukları olması önemli değil. Bağırın lan! <strong>En çok bağıran en iyi okuyandır!</strong></p>
<p>Bu kadar militarist ve faşist bir ant dünyanın hangi <strong>cumhuriyetinde</strong> içiriliyor bacak kadar çocuklara, hiç bilmiyorum. Çok farklı ülkelerde çok farklı okulların yanında uyandım, hiçbiri Türkiye&#8217;deki ilkokulların yanında uyanmak kadar korkunç değildi. <strong>Sabah 400 çocuğun bir arada attığı çığlıklarla uyanmak, yataktan kalkarken savaş baltası aramaya neden olabiliyor.</strong></p>
<p>Ben, okulun tüccar bücürü olarak pek aptal bir öğrenci sayılmazdım. Ama beş yıl boyunca her sabah avazım çıktığı kadar bağırarak içtiğim bu andın sözlerini hiçbir zaman anlamadım. Sadece olması gereken bir ritüeli gerçekleştirmek için sürüye dahil olmak, benim gibi ne dediğini anlamayan yüzlerce öğrenciyle birlikte bağırmak zorundaydım.</p>
<p>&#8220;Ben senin gibi aptal değildim, ilkokul boyunca bu andı anlayarak, hissederek içtim,&#8221; diyebilecek bir delikanlı çıkarsa ödülü hazır.</p>
<p>Çocukları yetiştirip eğitmek olmadı amacımız hiçbir zaman, cumhuriyet bekçileri, devrimlerin yılmaz koruyucuları yetiştirdik, mini mini sivil subaylarımız oldu, büyüyünce de tek gurur kaynakları <strong>Türk olarak doğmak</strong> oldu.</p>
<p>Türk olmaktan başka bir gurur kaynağı olmayan bir ülkem, hepsi asker doğan 70 milyonluk bir ordum olduğu için çok mutluyum.</p>
<p>Hayır, ne münasebet, değiştirilmesini veya kaldırılmasını talep etmiyorum. <a href="http://www.taraf.com.tr/haber/13380.htm" target="_blank">Sonra kızıyorlar, inanmayan buraya baksın.</a></p>
<p><em>Ama yine de hatırlatmak isterim, her sabah ant içirmeye zorlamak yerine süt içirmeye zorlasaydınız çocukları, en azından daha sağlıklı nesiller yetiştirebilirdiniz.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bu-sabah-andini-ictin-mi-yavrum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>27</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/05/andimiz-207x300.jpg' length ='35576'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kitapla fantezi yapmak</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kitapla-fantezi-yapmak.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kitapla-fantezi-yapmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 15:30:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[alexandre dumas]]></category>
		<category><![CDATA[ali çankırılı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[monte kristo]]></category>
		<category><![CDATA[monte kristo kontu]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[timaş]]></category>
		<category><![CDATA[timaş yayınevi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1800</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önce okuduğum Monte Kristo Kontu’ndan büyük bir keyif almıştım. Geçenlerde Timaş’ta yaklaşık 600 sayfalık geniş bir çevirisini bulunca dayanamadım verdim parayı, okudum tekrar. Hem klasikler önemlidir, dursun bir kenarda. Kitapları genellikle bana yakın olduğu için Kabalcı’dan ya da Alkım’dan alırım. Timaş’la fazla dirsek temasım olmadı, bugünden sonra da olacağını düşünmüyorum. Timaş’tan aldığım Monte Kristo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1801" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="montekristo" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/11qk8.jpg" alt="montekristo" width="410" height="530" />Yıllar önce okuduğum Monte Kristo Kontu’ndan büyük bir keyif almıştım. Geçenlerde Timaş’ta yaklaşık 600 sayfalık geniş bir çevirisini bulunca dayanamadım verdim parayı, okudum tekrar. <strong>Hem klasikler önemlidir, dursun bir kenarda.</strong> Kitapları genellikle bana yakın olduğu için Kabalcı’dan ya da Alkım’dan alırım. <strong>Timaş’la fazla dirsek temasım olmadı, bugünden sonra da olacağını düşünmüyorum.</strong></p>
<p>Timaş’tan aldığım Monte Kristo Kontu’na büyük bir heyecanla başlamıştım. Ama sayfaları erittikçe kocaman bir hayal kırıklığı yaşadım. <strong>Çevirmen Ali Çankırılı kitaba resmen tecavüz etmiş.</strong> Din propagandasının suyunu çıkartmışlar. <strong>Sanki okuduğum bir batı klasiği değil de menkıbeler kitabı.</strong> Kitabın ortalarına geldiğimde bir an Edmond Dantes, Kelime-i Şehadet getirerek müslüman olacak sandım. Hatta sonlara yaklaştığımda Katalan cıvırı Mercedes çoktan iman etmiş diye düşünüyordum.<span id="more-1800"></span></p>
<p>Böyle rezillik, bu kadar kepazelik olmaz. İnandıklarını topluma empoze etmeyi düşünüyorsan bunun bir sürü yolu var. Oturur yeni bir kitap yazarsın, elindeki reklam ve medya gücüyle bunu çok kolay bir şekilde okunan kitap haline getirebilirsin. <strong>Ben de müslümanım ama başkasının eserinin piç edilmesinin saygısızlık olduğunu bilecek kadar müslümanım.</strong> Benim dinim hırsızlığın her çeşidini yasaklar. Timaş emek hırsızlığının daniskasını yapmış. Alexandre Dumas’tan etkilenerek ortaya yepyeni bir kitap çıkartmışlar. Ama konu genel hatlarıyla, isimleriyle falan aynı.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/resim002.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1802" title="montekristo2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/resim002.jpg" alt="montekristo2" width="410" height="277" /></a>Çevirmen anlatmamış ama ben eminim ki; Dantes ile hapishanede tanıştığı yaşlı adam cemaat olup namaz kılmışlardır. Ramazan ayında sahura kalkıp, akşam namazını eda ettikten sonra birlikte iftara oturmuşlardır. Boş vakitlerinde bereketlenmek için hocaefendinin kitaplarını da kesin okumuşlardır. Çevirmenin küçük dünyasında bunlar mutlaka olmuştur ama oturup yazmaya eli gitmemiştir. Minnettarım kendisine! Dantes, yazar için öyle salih bir müslümanki, “benim” diyeni cebinden çıkartır. <strong>Maşallah her işe Besmele çekerek başlıyor.</strong></p>
<p><strong>Bundan sonra ne Timaş’a uğrarım ne de eserlerine göz atarım.</strong> Hıristiyan bir yazarın eseri de olsa emeğe saygı göstermeyenlerin inanç sistemine şüpheyle bakarım.</p>
<p>&#8220;<strong>İyi</strong> ki <strong>kitaplar</strong> var&#8221; diyorsunuz ya kelime oyunu yaparak, şimdi düştü jeton. Millet atın, eşeğin, tavuğun ırzına geçer siz de kitaplara göz koymuşsunuz belliki. Evet iyi ki kitaplar var da biz beri tarafımızı koruyabilmişiz.</p>
<p>Ali Çankırılı, Alexandre Dumas’ı mezarında ters çevirmiş bu başyapıtıyla. <strong>Alın size kitap nasıl piç edilir, kitaba tecavüz nasıl gerçekleştirilir en güzel örneği.</strong></p>
<p>Kitabın karakterlerinden Albert, annesi Mercedes’e sarılıyor.</p>
<p><em>Anne kucağı, büyümüş de olsa, bir çocuğun sığınabileceği en emin kale idi&#8230;<br />
</em><em>Tercümeye sadakatsizlik olsa da, burada bir Türkçe dörtlüğü terennüm etmeden geçemeyeceğiz:</em></p>
<p><em>Anne başa taç imiş!<br />
Her derde ilaç imiş!<br />
Bir evlat pir olsa da<br />
Anneye muhtaç imiş.</em></p>
<p><strong>Terennümcüler kovalasın sizi emi!</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kitapla-fantezi-yapmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/11qk8-232x300.jpg' length ='22716'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Şarabını kap gel okuyalım</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sarabini-kap-gel-okuyalim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sarabini-kap-gel-okuyalim.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 07:50:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[alperen ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[bbp]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm]]></category>
		<category><![CDATA[idil biret]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1699</guid>
		<description><![CDATA[Milli virtüözümüz İdil Biret, Topkapı Sarayı’nda içkili konser verdi diye Alperen Ocakları’ndan büyük bir tepki gördü. BBP’li gençler konseri bastı, eşinin deyimiyle Cumhuriyetimizin simgesi İdil Hanım’ın posterlerini yaktı. Sonrasında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın açıklamaları geldi. Türkiye’deki bütün kutuplar olayı kendilerince değerlendirdiler, herkes kendisine göre haklı çıktı. Bu olayı çeşitli açılardan değerlendirmek lazım. Bana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/idilbiret.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1700" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="idilbiret" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/idilbiret.jpg" alt="idilbiret" width="410" height="375" /></a>Milli virtüözümüz İdil Biret, Topkapı Sarayı’nda içkili konser verdi diye Alperen Ocakları’ndan büyük bir tepki gördü. BBP’li gençler konseri bastı, eşinin deyimiyle <strong>Cumhuriyetimizin simgesi İdil Hanım’ın</strong> posterlerini yaktı. Sonrasında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın açıklamaları geldi. Türkiye’deki bütün kutuplar olayı kendilerince değerlendirdiler, herkes kendisine göre haklı çıktı.</p>
<p>Bu olayı çeşitli açılardan değerlendirmek lazım. Bana kalırsa Topkapı Sarayı’nda içkili bir konser vermek abesle iştigaldir. <strong>Çünkü İslami kesim için Topkapı Sarayı bir simgedir.</strong> Ayasofya’nın, Çankaya’nın, Ulus’taki ilk meclis binasının, Vatikan’ın, Fener Rum Patrikhanesi’nin, Bulgar Kilise’sinin simgesel gücü ne kadarsa Topkapı Sarayı’nınki de o kadardır, kimse kusura bakmasın. <strong>Bunların hepsi insan vücudundaki sinirler gibidir.</strong> Ufak bir dokunuş ani ve büyük tepkilere sebep olur. Dişinize dolgu yapmaya çalışan doktorun elinin ayarını kaçırması gelsin aklınıza. <strong>Sinirleriniz aşırı tahrip olursa felç olursunuz.</strong><span id="more-1699"></span></p>
<p>Topkapı Sarayı’nda içki içmenin çağdaş, laik, ilerici bir anlayışı yoktur ve olamaz. Bu tamamen sığ bir düşünceden ibarettir. Alperenlerin tepkisini ve konsere gelenlerin şaşkınlığını gayet iyi anlayabiliyorum. Her iki tarafa göre de iki tarafın yaptığı da saçmalıktır. Topkapı Sarayı, yüzyıllarca halifeliğin merkezi olmuş bir yer. İnançlı insanlar için evinden barkından daha önemli çünkü Kutsal Emanetler sergileniyor ve 24 saat Kur’an-ı Kerim okunuyor. İslamiyete göre ise içki içmek en büyük günahların başında geliyor. Yani o gün, siyahla beyaz yanyana getirilmeye çalışılmış. O renkler bir tek Beşiktaş formasında güzel duruyor, kusura bakmayın.</p>
<p>Konser için farklı bir yer seçilemez miydi? Seçilirdi tabii ki, bir sürü yer var. Peki cumhuriyetimizin simgesi olan İdil Hanım, yukarıdaki hususiyetleriyle bilinen Topkapı Sarayı’nda neden konser verdi. Büyük bir ihtimalle kendince yılların intikamını aldı ve kaleyi fethetti.</p>
<p>Yöneticilik başka bir iş. Kimse üzülmesin ama ben bu konsere izin veren herkese yazıklar olsun diyorum. Çünkü bile bile ülkeyi kaosa sürükleyecek hareketler bunlar.<strong> İkinci bir Madımak hadisesiyle karşılaşılabilirdi, direkten döndük.</strong> Çünkü harekete geçmiş bir kalabalığı olay esnasında provake etmek kadar kolay bir şey yok. Orada olsaydım sarayı bile yakardım bunu size ispatlayabilmek için. O kadar kolay yani. Ertuğrul Günay, millete “kendini bilmez densiz” diyeceğine kendisinin nasıl bir bakan olduğunu göz atsın. Emir’in <a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=1622" target="_blank">En Süper Rejim</a> yazısında bahsettiği yönetici faciasıdır Ertuğrul Günay. Huzurlarınızda, Ertuğrul Günay’ın önünde eğilip kafam girsin diyorum.</p>
<p>Bir de tutmuşlar bu işi cumhuriyet’le laiklikle, ilericilikle süslüyorlar. Milleti tahrik etmenin neresi ilericilik olabilir. Medeniyet, toplumun bütün kesimlerine saygı göstermek, senden olmayana bile tahammül etmek değil midir? Hadi konseri basan adamlar gerici onlar hoşgörüden yoksun, kaldı ki zaten laik de değiller; senin hoşgörülü olman gerekmez mi? Ben Atatürk’ü çok sevdiğim için gidip Anıtkabir’de kendimce saygı gösterisi yapsam ve Atamın gıyabında cenaze namazı kılsam beni linç edersiniz. Nedeni basit, zira hassas duygulurınızla oynamış, Atatürk’e saygısızlık yapmış olurum sizin gözünüzde.</p>
<p>Şundan adım gibi eminim ki, yakında Topkapı Sarayı’nda orgy partisi bile düzenleyecek ve bunun adını da çağdaşlık koyacaksınız. Çünkü medeni insanlar istedikleri gibi sevişebilirler. Kişilerin özgürlüğü değil midir zaten mevzubahis.</p>
<p>Tekrar ediyorum; Topkapı Sarayı’ndaki tepki İdil Biret’in konserine değil, İslami çevre için büyük bir önem arzeden bir yerde içki içilmesidir. İnsanın gözünün içine baka baka saygısızlık yapılmasıdır. Ayrıca İdil Biret&#8217;in sanatına laf atana da çok pis şeyler söylerim, önce bir dinleyin kadını. Fazıl Say&#8217;la yanyana koyarsak Fazıl piyanisttir sadece.</p>
<p>Bir hatıramı anlatayım size ne durumda olduğumuzu oradan çıkartın.</p>
<p>Sultan Ahmet Camisi’ne gitmiştik bir gün. Kapıdaki görevliler, başı açık olan bayanlara başörtüsü veriyorlar. Çünkü cami bir ibadethane ve her ibadethanenin kendine göre kuralları var. Turistler seslerini çıkartmadan alıp takıyorlar. İşin açıkçası bu uygulamadan memnun oldum. Sonra sıra bir Türk aileye geldi. Kızcağız hamama gider gibi giyinmiş üzerinde askılı bir body ve altında mini mini şortuyla. Görevliler bu bayana da başörtüsünü uzattılar ama uzattıklarıyla kaldılar. Çünkü bu kızcağızın eşi olduğunu tahmin ettiğim arkadaş “Bunu takmak zorunda mıyız yaa!” diye konuşmaya başladı. Görevli istifini bozmadan elindeki başörtüsünü kadına fırlatınca olayın ciddiyetini anladılar.</p>
<p>Sonra aynı yere bizim Dominik Cumhuriyeti asıllı Amerikan vatandaşı arkadaşlarımızla gittik. Bizimkilere kimse başörtüsü falan uzatmadı, biz de “başınızı kapatın” demedik ama kendi şallarını çıkartıp başlarını örttüler. Teraziye koyun işte iki olayı.</p>
<p>Eğer askeriyede bile bazı kurallar varsa ve Başbakan’ın eşi, oğlunun yemin törenini izleyemiyorsa ibadethanelerin kurallarına uymak da boynumuzun borcu.</p>
<p>Millet olarak böyle bir noktadayız işte.</p>
<p>Gördüğüm kadarıyla çok laik, çağdaş ve aydın insanlarsınız ama empatiden yoksunsunuz. Siz kendinizi başkasının yerine koyamıyorsanız, ben zorla yapacağım bunu. 30 Şubat 2010 tarihinde Atatürk’ün Selanik’teki evinde, AKM’de, ilk mecliste, ilahi konseri tertip edeceğim. &#8220;Hepiniz davetlisiniz&#8221; demiyorum, zira siz de o konseri basmaya geleceksiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sarabini-kap-gel-okuyalim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>47</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/idilbiret-300x274.jpg' length ='24667'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Tamam geliyoruz!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tamam-geliyoruz.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tamam-geliyoruz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 22:14:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[bedelli askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[bolivya]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[jose alfredo]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1239</guid>
		<description><![CDATA[(Aşağıdaki yazıyı nerden bulduğumu hatırlamıyorum şimdi ama Bolivyalı bir genç Jose Alfredo’ya yazmış vakti zamanında. Bolivya’da üniversite mezunları 6 ay, diğerleri ise 15 ay civarında askerik yapıyormuş bir zamanlar. Sonra günün birinde Jose Alfredo Garcia Bruno Domingues Sanches “Olmaz öyle şey. Askerliği tek tipe indireceğiz herkes eşit yapacak” demiş ve bu yazı ortaya çıkmış. Ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-1240" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="iwantyou" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/05/i-want-you-flat.jpg" alt="iwantyou" width="410" height="472" />(Aşağıdaki yazıyı nerden bulduğumu hatırlamıyorum şimdi ama Bolivyalı bir genç </em><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=642" target="_blank"><em>Jose Alfredo’ya</em></a><em> yazmış vakti zamanında. Bolivya’da üniversite mezunları 6 ay, diğerleri ise 15 ay civarında askerik yapıyormuş bir zamanlar. Sonra günün birinde Jose Alfredo Garcia Bruno Domingues Sanches “Olmaz öyle şey. Askerliği tek tipe indireceğiz herkes eşit yapacak” demiş ve bu yazı ortaya çıkmış. Ben aradan çekileyim sizi Bolivyalı gencin satırlarıyla bırakayım&#8230;)</em></p>
<p>Çok kıymetli, pek sevgili Jose Paşam; uzun dönem-kısa dönem ayrımını kaldırmaya yönelik açıklamanız süperdi, destekliyoruz. Böyle bir ayrım bence de çok saçma. Nedir yani okumuş adamın 6 ay askerlik yapıp, okula gidemeyen cânım vatan evladının 15 ay askerik yapması. Hepsinin iki gözü yok mu? Bence var! Dolayısıyla herkes eşit&#8230;</p>
<p>Bakın benim dikkatimi çeken bir başka konu daha var. Bu okuyan dallamalar çok bilmiş oluyorlar. Zaten askerliği vicdanen reddedenler hep üniversite mezunu tipler. Vatan sevgisini, devlet aşkını falan sorguluyor bunların birçoğu. Ama yurdumuzun o saf, mert, yüreği temiz, alnı pak, akça pakça evlatları hiç bunları yapmıyorlar. Vatanlarını çok seviyorlar. Devletlerine yavukluları kadar aşıklar, analarına olmadıklarına kadar sadıklar. Dolayısıyla onları ödüllendirmek adına yurdumuzun iç kesiminin evlatları 2-3 ay askerlik yapsalar yeterlidir. Asıl bu vatan haini lavuklara verin 15 ay askerlik vazifesini, verin de Türklerin dediği gibi Hanya ile Konya arasındaki ayrımı yapabilsinler. Döndüklerinde iş, aş, Haydar Baş! konusunda sıkıntıya düşmelerinden korkmayın. Ölsün ibneler!<span id="more-1239"></span></p>
<p>Sayın Jose Paşam, birçok üniversite öğrencisi mezuniyet gününde burulu bir vaziyette ellerine tutuşturulacak kağıt parçalarının hayalini kuruyorlar. Açıklamanıza sadık kalırsanız günün birinde gerçekten ellerine alacaklar, hayalleri gerçek olacak.</p>
<p>Bolivya’daki üniversitelerin çok kaliteli kurumlar olmadığını ben de sizin kadar biliyorum. Ama anladığım kadarıyla siz, üniversite mezunlarına bahşedilen 6 ay askerliğin nasıl bir motivasyon kaynağı olduğunu bilmiyorsunuz. O zaman şunu söyleyeyim, birçok vatan evladı var askerliğini kısa dönem yapabilmek için üniversiteye giden. Siz şimdi böyle yaparsanız, zaten okumaya hevesli olmayan bu adamları nasıl sokarsınız üniversitelere? Yarın öbürgün siz de bir Türk paşası gibi “Halk cahil, cumhurbaşkanını seçemez” derseniz, olur mu? Bence olmaz!</p>
<p>Herkes eşit sürede askerlik yapacaksa askerliğini yapmamış bir birey okula gider mi? Sittin sene gitmez. Liseyi bitirir, sülüsünü alır, paşalar gibi askerliğini yapar. Ondan sonra döner evine, iş peşinde koşturur. Ama bazıları daha rahat bir hayat sürmek için okur tabii ki. Bugün 100 bin üniversite öğrencisi varsa, o gün bu rakam 50 bine düşer. Ama niyetiniz üniversitelerdeki yoğunlaşmayı azaltmaksa ona söyleyecek sözüm yok. Verdiğiniz her karara olduğu gibi buna da saygı duyarım. Saygı duymak ne kelime; bir Türk şairinin dediği gibi enginlere sığmam taşarım!</p>
<p>Biz büyük bir ülkeyiz paşam. Topraklarımızın üç tarafı sularla, dört tarafı düşmanlarla çevrili. Zaten her Bolivyalı asker doğar, bu özelliğimizi kaybetmemek için askerliği sürekli yapmalıyız. Göçebe kültürümüzü kaybetmemek için de bir şeyler olmalı. Bu konuda çok büyük bir eksikliğimiz var.</p>
<p>Sizler büyük insanlarsınız, bizler ise küçük mahluklar. Bir karar alıyorsanız vardır bir bildiğiniz. Vatan görevi de -bir Türk tabelasında yazdığı gibi- vergilendirilmiş kazanç kadar kutsaldır. Vergi kaçıranlar toptur ayrıca. </p>
<p>Vatanımız, devletimiz bizi insan yerine koymaz ama biz onun için ölürüz. Ölmeliyiz, ölmelisiniz, ölmeliler, ölsünler, ölüler. Ölen ölür kalan sağlar halayda başı çeker. Benden selam söyleyin Bolu Bey’ine. Ferman padişahınsa PKK’nın ne işi var dağda!?</p>
<p>Yani diyeceğim odur ki ellemeyin sisteme. Cahil halka bir tekme de siz atmayın. Bizi ortaçağ karanlıklarına götürmeyin ey kıymetlilerimiz!</p>
<p>Por favor!<br />
Miguel Rodrigo Alvaro Guelermo Alvarez<br />
Cochabamba &#8217;80</p>
<p>Adios!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tamam-geliyoruz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/05/i-want-you-flat-260x300.jpg' length ='23607'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bırak inek desinler</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birak-inek-desinler.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birak-inek-desinler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 12:19:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[23 nisan]]></category>
		<category><![CDATA[ders çalışırken ölen kız]]></category>
		<category><![CDATA[ders çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kolej]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okullardaki kollar]]></category>
		<category><![CDATA[özel okul]]></category>
		<category><![CDATA[rotring]]></category>
		<category><![CDATA[sistemli ders çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilay kolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=701</guid>
		<description><![CDATA[Merve adında gencecik bir kız ders çalışırken akciğer ambolisinden ölmüş geçen gün. 11 saat kesintisiz çalışıp ölmek, ders çalışmayı bilmeyen öğrencilere ve o öğrencilerin teslim olduğu eğitim yöneticilerine mahsustur sadece. Bizde ders çalışmak yoktur. Kendi öğrenciliğimi hatırlıyorum da, okulda yapmadığım fırlamalık, girişmediğim kavga gürültü kalmazdı. Buna rağmen disiplin cezası almadığım dönemlerde teşekkür veya takdir belgeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-703" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="caliskan_ogrenci" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/02/caliskan_ogrenci.jpg" alt="caliskan_ogrenci" width="410" height="292" />Merve adında gencecik bir kız ders çalışırken akciğer ambolisinden ölmüş geçen gün. 11 saat kesintisiz çalışıp ölmek, ders çalışmayı bilmeyen öğrencilere ve o öğrencilerin teslim olduğu eğitim yöneticilerine mahsustur sadece.</p>
<p>Bizde ders çalışmak yoktur. Kendi öğrenciliğimi hatırlıyorum da, okulda yapmadığım fırlamalık, girişmediğim kavga gürültü kalmazdı. Buna rağmen disiplin cezası almadığım dönemlerde teşekkür veya takdir belgeleri almamın tek nedeni kendi kendime geliştirdiğim ders çalışma taktiğiydi.<span id="more-701"></span></p>
<p>Aslında ders çalışma taktiği denemez buna, sizin kafanızdaki <strong>modern eğitim metotları</strong> arasında yeri olmadığına eminim. <strong>Dersi derste dinlemek</strong> falan da değildi çünkü benim yaptığım. Lise hayatım boyunca okula götürdüğüm tek şey orta çağ kütüphanelerinden fırlamış gibi duran, paçavraya dönmüş bir ajandaydı sadece.</p>
<p>O zamanlar klavye manyağı olmadığımdan kalemle de hızlı yazabiliyordum. Ve derste hocanın ağzından çıkan her sözcüğü, bilinçsizce, otomatik el hareketleriyle ajandaya yazardım. Arkadaşlarımın kıçına Rotring kalem batırdığım, sıranın üstünde bozuk paralarla maç yaptığım dakikalarda bile mutlaka not alırdım duyduklarımı.</p>
<p>Ve akşam sadece 1 saatlik bir çalışmayla, ajandaya aldığım notları ilgili dersin defterine, temize geçerdim.</p>
<p>Böyle geçti lise hayatım, ne deve yüküyle ödevler yaptım, ne de en önde oturup hocanın ağzının içine baktım.</p>
<p>Milli Eğitim Sistemi&#8217;nin bana verebileceği her şeyi de yeterince aldığımı düşünüyorum. Matematik hariç, çünkü daha ilkokulda nefret etmiştim matematik dersinden. Sayısal derslerle bir sorunum yoktu, fizik, kimya, biyoloji gibi derslerim mükemmeldi ve sadece matematikti sıfırın altında sürünen.</p>
<p>Ama bu teknik yüzünden ne öğretmenlerimle aram düzeldi, ne de ailemle. Tuvalette içilen sigaralar, anlamsızca kavgalar, kaplanmamış kitaplar, bilardo salonlarına yapılan baskınlar, ajandama çiziktirdiğim saçma sapan şekillere okul yöneticilerinin yüklediği anlamlar yüzünden &#8220;kanaat notum&#8221; belli bir oranı geçemedi. Aslında okulumu da pek sevmezdim, onların vereceği kanaat notu pek de umrumda değildi.</p>
<p>Özel okulların birincil amacı ticarethane olmalarıdır. Ve elinden gelse sizi bir kaşık suda boğacak olan okul yöneticileri, velinizle karşılaştıklarında klasik esnaf davranışları sergilemeye başlarlar. Bir yandan velinin karşısında elleri sabunlarken diğer yandan telefona uzanıp, &#8220;Tabi ki efendim, Akay pırlanta gibi bir öğrencimiz, öyle değil mi Akaycığım, çay mı içersin nescafe mi?&#8221; şeklinde davranan adama okul müdürü demem ben. Sadece yavşak bir tüccar olabilir. Daha bir gün önce beni cep telefonuyla konuşurken gördüğü için &#8220;babanı arayacam, atıcam seni okuldan!&#8221; diyen adam, Akay okuldan atıldığında içine gireceği maddi zararı düşününce vazgeçer davasından.</p>
<p>Söylediğini yapamayan yöneticinin otoritesi zayıflar. Bir daha da kimse siklemez onun koyduğu kuralı. (Bunu çerçeveletip duvara asın oğlum, önemli bak!)</p>
<p>Sosyal derslere eskiden beri ilgim vardır. Google yoktu biz çocukken, manyak gibi ansiklopedi okurdum. <strong>Okuldan kaçıp kütüphaneye giden, kız arkadaşıyla müzeleri gezen başka bir liseli var mıdır, bunu gerçekten merak ediyorum. </strong>Tutup da bunu okulda açıklamayı nedense bir türlü beceremediğim için kütüphane kolu başvurularım hep yarım kaldı. Fotoğraf koluna da giremedik anasını satayım. Varsa yoksa Yeşilay. Belki Akay okulda sigara satmayı bırakır diye mi ümitleniyorlardı hala anlamış değilim.</p>
<p>Okulda öğretmenler yanlış anlarken beni, evde de ailem yanlış anlardı. Kim öğretmişse babama &#8220;sesli okursan aklında kalır&#8221; kuralını, zart zurt odama dalardı, &#8220;neden ders çalışmıyorsun?&#8221; diye. Ulan ders çalışıyorum, yatmışım sırtüstü, tarih kitabı okuyorum ve ajandaya not alıyorum, böyle çalışıyorum ben kardeşim! Yok, illa sesli okuyacaksın, aklında kalmaz.</p>
<p>Cin Ali&#8217;den klasiklere kadar tamamını yatarak okudum ben, gayet de aklımda kaldı. Mississippi&#8217;nin uzunluğundan okulda sattığım kurusıkı mermilerin ve sustalıların gelir gider raporlarına kadar her şey vardı o ajandada. Adam gibi ciltleyip piyasaya sürsem Gereksiz Bilgiler Ansiklopedisi kadar satış yapar be.</p>
<p>Sayın veliler! Siz siz olun, çocuğunuzun ders çalışma metotlarına burnunuzu sokmayın. Merak etmeyin, bir öğrencinin milli eğitim sisteminden alacağı notlar hayatta zerre kadar işine yaramıyor. Günde 1 saat çalışan, sınavlardan önce bilardo salonlarında tek ıstakada Amerikan bitiren ve çok hevesle beklediğiniz karnenin yanında neredeyse her dönem en azından teşekkür belgesi getiren biri olarak söylüyorum, rahat bırakın çocukları.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-705" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="ders_calisirken_olmek" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/02/ders_calisirken_olmek.jpg" alt="ders_calisirken_olmek" width="410" height="308" />Bu eğitim sistemi, size göre başına buyruk gibi görünen ders çalışma metotları beni öğretmen yaptı. Ama ben bu eğitim sisteminin faşist zincirinde bir halka olmak istemediğim için ticaret yapıyorum. Çocukları esas duruşta dikerek varlıklarını Türk varlıklarına armağan edeceklerine dair her sabah yemin ettirmek, 23 Nisan Çocuk Bayramı&#8217;nda esas duruşu bozan veya gülen bir çocuğun kulaklarına asılarak bayramını kutlamak pek bana göre değil.</p>
<p>Siz çocukları bu şekilde yetiştirmeye çalıştıkça, çocukluğunu ve ilk gençliğini ders masasında inekleyerek geçiren çocuklara &#8220;aferin&#8221; dedikçe, öğrenmelerini, araştırmalarını teşvik etmek yerine ezberlemeye zorladıkça gelecek nesil dediğiniz ufaklıkları <strong>üniversite mezunu işsizler</strong> kervanına eklersiniz sadece. Sonra da oturup düşünürsünüz neden olmuyor diye.</p>
<p>Zihniyet değişmedikçe, ders çalışırken ölen bu kız ne ilk ne de son olacak. Ve o kızın vebali hepinizin ellerinde olacak.</p>
<p>Gurur duyan var mı acaba? Veya çocuklarını başkalarıyla karşılaştırmaya hevesli aileler arasında o kızı örnek göstererek &#8220;bak elin kızı ölecek kadar çok ders çalışıyor, sen kitabın yüzüne bakmıyorsun&#8221; diyenler var mı? Bence var. Hem de yüzbinlerce var&#8230;</p>
<p>Aferin! Çocuk doğurmakla çocuk yetiştirmek aynı anlamlara sahip oldukça da var olmaya devam edecekler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birak-inek-desinler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/02/caliskan_ogrenci-300x213.jpg' length ='23594'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Mısır piramitlerini kaçırmışlar!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/misir-piramitlerini-kacirmislar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/misir-piramitlerini-kacirmislar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 10:55:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[mısır piramitleri]]></category>
		<category><![CDATA[piramit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=521</guid>
		<description><![CDATA[YouTube&#8217;a direk giremeyenler burayı kullansınlar. Yıl 1996, yer İstanbul&#8217;un çeşitli noktaları. Konu: &#8220;Mısır Piramitleri Türkiye&#8217;den kaçırılmış, siz ne düşünüyorsunuz?&#8221; Videonun en sonundaki arkadaş tarih öğretmeni. Adama kızmayın, eğitim sistemini alkışlayın. Tüm bu vatandaşlarımızı sevgiyle kucaklıyorum, demokrasi güzel bir şey, onlar da oy versin ki ülkemizi bize en layık insanlar yönetsin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="320" height="265" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/fmGaikn67Fs&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="320" height="265" src="http://www.youtube.com/v/fmGaikn67Fs&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>YouTube&#8217;a direk giremeyenler <a href="http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/99f4584daa26ca59e83f746f8113f09d6984c54c04fc150470400a2aba7c6ac34308c8b00c9a889915720" target="_blank">burayı kullansınlar.</a></p>
<p>Yıl 1996, yer İstanbul&#8217;un çeşitli noktaları. Konu: &#8220;Mısır Piramitleri Türkiye&#8217;den kaçırılmış, siz ne düşünüyorsunuz?&#8221;</p>
<p>Videonun en sonundaki arkadaş tarih öğretmeni. Adama kızmayın, eğitim sistemini alkışlayın.</p>
<p>Tüm bu vatandaşlarımızı sevgiyle kucaklıyorum, demokrasi güzel bir şey, onlar da oy versin ki ülkemizi bize en layık insanlar yönetsin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/misir-piramitlerini-kacirmislar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merak ettim!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/merak-ettim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/merak-ettim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 09:36:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[                  Üniversitelerimiz ilim, irfan, bilim yuvası malum. Her yıl bir sürü buluş falan yapıyoruz. İnsanlığa acayip faydası dokunuyor üniversitede okuyan gençlerimizin. Hayattaki en hakiki mürşitin beşiğinde hep çalışıyoruz, durmadan çalışıyoruz. Müthiş eğitim veriyorlar bizlere. Öyle bir donatıyorlar ki her an insanlığı cem&#8217;an aya çıkartabilecek kadar bilgiye doyuyoruz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-433" title="CanimHalkimPartisi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/1.jpg" alt="" width="410" height="329" /></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Üniversitelerimiz ilim, irfan, bilim yuvası malum. Her yıl bir sürü buluş falan yapıyoruz. İnsanlığa acayip faydası dokunuyor üniversitede okuyan gençlerimizin. Hayattaki en hakiki mürşitin beşiğinde hep çalışıyoruz, durmadan çalışıyoruz. Müthiş eğitim veriyorlar bizlere. Öyle bir donatıyorlar ki her an insanlığı cem&#8217;an aya çıkartabilecek kadar bilgiye doyuyoruz güzel ülkem Türkiyem&#8217;in üniversitelerinde. Okullarımızda Türkiye&#8217;yi kalkındıracak, koruyacak yeni nesiller yetiştiriyoruz bildiğiniz gibi. Eh bizler de okumaya çok meraklı insanlarız. Yoksa ne diye her yıl 1.5 milyon adam ÖSS&#8217;de yuvarlak karalayalım.<span id="more-432"></span>Bu ülkeye laik, demokratik, dinamik, süper ve hiper nesiller yetiştiriyor üniversitelerimiz. Okullarımız çok kaliteli, öğrencilerimiz çok başarılı olduğu için de bir sürü sosyal kulübü hak ediyor üniversite gençliği. Sinema Kulubü, Fotoğrafçılık Kulübü, Atatürkçü Düşünce Kulübü, UNIBJK, UltraslanUNI, UNIFB, Genç Diyarbakırlılar, Lux Adıyamanlılar vs.</p>
<p>Hatta &#8216;yönetici, strateji, stratejik&#8217; gibi kelimelere sığınan bir sürü grup da var. Kelimelerin karizmasından faydalanıyorlar.</p>
<p>Ben de yarın bir gün tekrar bir okula girip <strong>&#8220;İslami Düşünce Kulübü&#8221;</strong> kursam izin verirler mi acaba? Merak ettim!</p>
<p>Ne de olsa laik, demokratik ve çağdaş bir kuruluş değil mi üniversiteler. İzin verirler herhalde. &#8220;Yok eğer; dini, siyasi, mezhebi simgelerin kullanımı&#8230;&#8221; diye başlayan maddeye dayanarak benim bu isteğimi reddederlerse ben de bunların samimiyetine kafamı sokarım arkadaş. Bu ülkede bir takımın taraftarı olmak Irak&#8217;taki Sünni-Şii ayrılığından daha beter bir hale gelmedi mi?</p>
<p>Hem <strong>Atatürkçü Düşünce Kulübü</strong> neyin simgesi. Hiç mi siyasi bir özellik taşımıyor. Bana <strong>C</strong>anım <strong>H</strong>alkım <strong>P</strong>artisi&#8217;ni anımsatıyor mesela.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/merak-ettim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

