<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; ekonomi</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/ekonomi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Koşun koşun altın bulmuşlar!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kosun-kosun-altin-bulmuslar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kosun-kosun-altin-bulmuslar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 23:33:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[amerika tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[amerikada altın arayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amerikada altın göçü]]></category>
		<category><![CDATA[california]]></category>
		<category><![CDATA[california altın göçü]]></category>
		<category><![CDATA[california state indian museum]]></category>
		<category><![CDATA[californiada altın arayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ghirardelli çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[gold rush]]></category>
		<category><![CDATA[james w marshall]]></category>
		<category><![CDATA[joaquin miller]]></category>
		<category><![CDATA[john a sutter]]></category>
		<category><![CDATA[john augustus sutter]]></category>
		<category><![CDATA[john sutter]]></category>
		<category><![CDATA[levis]]></category>
		<category><![CDATA[los angeles]]></category>
		<category><![CDATA[mark twain]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[meksika amerika savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[new helvetia]]></category>
		<category><![CDATA[sacramento]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[spreckels şeker]]></category>
		<category><![CDATA[stanford üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sutters fort]]></category>
		<category><![CDATA[sutters mill]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[yerba buena]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3393</guid>
		<description><![CDATA[California&#8217;da altın aramaya davet eden afişlerden biri. 1803&#8242;de Almanya&#8217;nın Kandern kasabasında doğan John Augustus Sutter, doğduğu yerden çok uzaklarda, alabildiğine vahşi girişimlerle bir dünya kurulmasına önayak olacağını biliyor muydu acaba&#8230; O sadece bir köylü çocuğuydu ve kendini kurtarabilmenin, para kazanmanın derdindeydi. Amerika&#8217;ya gitmenin hayaliyle büyüdü, sadece hayal kurmakla kalmayıp orada lazım olabilecek şeyleri de daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3410" title="Kosun kosun altin bulmuslar!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/goldrushreklam.jpg" alt="Kosun kosun altin bulmuslar!" width="421" height="262" /><em>California&#8217;da altın aramaya davet eden afişlerden biri.</em></p>
<p>1803&#8242;de Almanya&#8217;nın Kandern kasabasında doğan John Augustus Sutter, doğduğu yerden çok uzaklarda, alabildiğine vahşi girişimlerle bir dünya kurulmasına önayak olacağını biliyor muydu acaba&#8230; O sadece bir köylü çocuğuydu ve kendini kurtarabilmenin, para kazanmanın derdindeydi.</p>
<p>Amerika&#8217;ya gitmenin hayaliyle büyüdü, sadece hayal kurmakla kalmayıp orada lazım olabilecek şeyleri de daha Almanya&#8217;dayken öğrendi. New York&#8217;a indiğinde İspanyolca ve İngilizceyi gayet akıcı konuşabiliyordu.</p>
<p>Askerliğini İsviçre ordusunda yaptıktan sonra bulduğu ilk fırsatta gemiye atlayarak 1834 yılında yeni dünya Amerika&#8217;ya indi. Çatışmalar, kavga gürültüler arasında kendini kurtarıp ülke kurmaya çalışan Amerikalıların arasına o da katıldı. New York&#8217;daki çeşitli maceralarının ardından 1839 yılında asıl hedefi olan Meksika&#8217;nın Yerba Buena (California ABD&#8217;ye katılınca Yerba Buena&#8217;nın ismi San Francisco olarak değişecekti) kentine ulaşmayı başardı.</p>
<p><span id="more-3393"></span>San Francisco&#8217;nun bereketli toprakları, Sutter karaya çıktığında sadece 30.000 Amerikan yerlisi ve 1.000 civarında Avrupa göçmenini besliyordu. California&#8217;ya vardığında cebinde doğru düzgün parası bile olmayan Sutter&#8217;ın toprak macerası, Alta California&#8217;da tarımı geliştirmek için uğraşan vali tarafından Meksika vatandaşı olması şartıyla bağışlanan ve merkezi bugün Coloma sınırlarında kalan 200 km² araziyle başladı.</p>
<p>Geniş arazisine çiftliğini kuran Sutter, valinin yüzünü kara çıkarmadı; Avrupa göçmenlerinin yanında Miwok ve Maidu kabilelerinden işçi olarak tuttuğu yerlilerle de iyi geçinerek kısa sürede zenginleşti. Yeni topraklarına kurduğu devasa çiftliğine New Helvetia ismini vermişti; Yeni İsviçre.</p>
<p>Sutter için hayat harika gidiyordu. Meksika &#8211; Amerika savaşına bile aldırmamış, zamanında kendisine toprak veren valiyi, parasının ve adamlarının gücü sayesinde küçük görecek hale gelmişti. Ancak dünyayı zengin edecek olan metaller onun çiftliğinde ortaya çıkınca her şey tersine dönüverdi.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3408" title="Sutter's Mill" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/suttersmill.jpg" alt="Sutter's Mill" width="421" height="311" /><em>California&#8217;yı birbirine katan altın John Sutter&#8217;ın Coloma&#8217;daki bıçkıhanesi Sutter&#8217;s Mill&#8217;de bulunmuştu.</em></p>
<p>Sutter&#8217;ın topraklarından akan American River üzerinde, Sutter&#8217;s Mill ismiyle anılacak olan bıçkıhanenin inşaatına başlayan adamlarından James W. Marshall, 24 Ocak 1848&#8242;de toprağın içinde sarı metaller bulduğunu söyleyerek Sutter&#8217;a haber verdi. O güne kadar altının toprakta nasıl göründüğünü bile bilmeyen Sutter ve Marshall, buldukları metalin değerli bir şey olduğunu düşünerek ansiklopediler kurcaladılar ve altın bulduklarına öyle emin oldular.</p>
<p>Sutter bu işe hiç sevinmemişti. Çünkü o Amerika’ya altın aramaya değil, Yeni İsviçre’yi kurmaya gelmişti ve çiftliğinde altın bulunması kurmayı planladığı şehrin inşaatlarını aksatacaktı.</p>
<p>Kimseye söylemedi topraklarından altın çıktığını. Ancak Marshall çenesini tutamadı ve Sutter’s Mill’de altın bulduğunu Samuel Brannan adında bir gazeteciye söyleyiverdi. Gazeteciliğin yanında, California&#8217;ya ilk İspanyol göçünden beri usul usul devam eden altın arama işleri için malzeme de satan Brannan’ın şehre döner dönmez gazetesinde yayınladığı haber Amerika’ya bir anda yayıldı ve Amerika’nın gold rush ismiyle anılacak olan en büyük akını 1849 sonbaharında başladı.</p>
<p>Bu öyle bir akındı ki, çocuklar evlerinden, askerler kışlalarından kaçıyor, ülke genelinde dükkânlarını kapatan esnaf altın aramak için Sutter’ın arazisine hücum ediyorlardı. Birkaç ayda binlerce altın arayıcısı Sutter’ın arazisini işgal etmiş, çiftliğini yağmalamış, hatta topraklarını alıp satmaya başlamışlardı.</p>
<p>California&#8217;ya düzenlenen altın göçü, 1848 &#8211; 1855 arasında sürekli yükseldi ve 1855&#8242;de azalmaya başladı. 1849&#8242;da gelen ilk göçün üyeleri, &#8220;forty-niners&#8221; olarak anılıyorlardı ve gold rushın en büyük kaymağını da onlar yediler. Forty-niners, ağırlıklı olarak California çevresindeki Amerikalılardan oluşuyordu. Zamanla haberler Amerika&#8217;nın diğer bölgelerine ve dünyaya yayılmaya başlayınca, dünyanın her tarafından göçler gelmeye başladı. Avrupa ülkelerinden, Çin&#8217;den, Osmanlı&#8217;dan, Rusya&#8217;dan onbinlerce insan yeni bir yaşam kurma hayaliyle gemilere doluşup California&#8217;ya geliyorlardı.</p>
<p>Elbette herkes altın için gelmiyor, birçok insan da hızla büyüyen San Francisco&#8217;da ticaret yapmak için geliyordu. Altın arayıcılarına mal satmaya gelen bazı tüccarlar da, gelecekte dünyanın en ünlü markaları olacak olan şirketlerinin temellerini atıyorlardı. Levi Strauss (Levi&#8217;s Jeans), Domingo Ghirardelli (Ghirardelli Chocolate Company), James McClatchy (The McClatchy Company), Claus Spreckels (Spreckels Sugar Company), Leland Stanford (Stanford Üniversitesi&#8217;nin kurucusu), gibi adamların yanında, Mark Twain, Joaquin Miller gibi edebiyatçılar da bu göçün insanlarındandı.</p>
<p>Kaptanlar altın avcısı getirdikleri gemilerini San Francisco açıklarında terk edip altın aramaya koşuyor, terk edilmiş gemileri de altın arayıcılarına hizmete gelen tüccarlar depo niyetine, orospular genelev niyetine kullanıyorlardı. Hatta California&#8217;nın fuhuş ve porno sektörünün önemli merkezlerinden biri olmasının temellerini de bu kadınlar atmıştır diyebiliriz.</p>
<p>Gelinen yol ve hızla büyüyen şehirlerin yapısı o kadar kanunsuz, o kadar karmaşıktı ki, onbinlerce insan yollarda, ormanlarda, bataklıklarda öldüler, binlercesi de kolera salgınlarına kurban oldu. Buna rağmen, göçten en çok etkilenen San Francisco kasabası bir metropol oldu, boş arazilere sıfırdan şehirler kuruldu. Özellikle nehir kenarları hızla şehirleşti, Sacramento gibi birçok şehir altın arayıcılarının derme çatma çadırlarından, terk edilmiş gemilerden sökülen tahtalarla yapılan barakalardan yükseldi.</p>
<p>1849&#8242;daki nüfusu 35.000&#8242;i zor bulan San Francisco&#8217;nun nüfusu, iki yılda katledilen 120.000 yerliye rağmen 1855&#8242;de 400.000&#8242;e yaklaşmıştı. Sırf ayak işlerini yapması için gelen Çinli göçmen sayısı bile 40.000’in üzerindeydi. Öyle ki, San Francisco limanında kaderine terk edilen gemilerin sayısı 700’ü geçmişti. Meksika ve ABD arasında kalıp, otoriter bir yönetime de sahip olamayan California kanunlarının gücü, bu insanları durdurmaya yetmiyordu.</p>
<p>Her şeyini üst üste kaybetmeye başlayan Sutter, Eylül 1848’de İsviçre’den gelip kendisine katılan oğluyla birlikte topraklarını savunmaya çalıştı. Fakat oğlunun amacı New Helvetia şehrini geliştirmek değil, Sacramento Nehri kıyısına Sacramento ismini verdiği bir şehir kurmaktı. Baba Sutter buna her ne kadar kızsa da oğlu Sacramento’nun ismini verip temellerini attıktan sonra altın arayıcıların istilasından bıkarak Meksika’ya taşındı.</p>
<p>Sutter, California 1850 yılında ABD’ye katılıncaya kadar toprakları için savaştı. California bir eyalet olarak Birleşik Devletler’e katıldığında yeni kanunlar Sutter’ın toprak sahipliğini reddetti ve bütün toprakları devlet arazisi oldu.</p>
<p>Topraklarının, kurmaya çalıştığı şehrin ve hayallerinin sırf arazisinde altın bulunduğu için yağmalanmasını seyretmek zorunda kalan Sutter, devletin bağladığı 250 dolar harçlıkla Washington’da bir pansiyonda kalmaya başladı. ABD aleyhine açtığı tazminat davası 16 Haziran 1880’de sonuçlandı, 50 milyon dolar tazminat almaya hak kazandı ama sadece iki gün sonra, 18 Haziran’da kaldığı otelde öldü.</p>
<p>Bu yağmalama sadece Sutter’a zarar vermekle kalmadı, altın arayışının kontrolsüzce devam ettiği 1848 – 1850 yılları arasında Miwok ve Maidu kabilelerinden 120.000 yerlinin de öldürülmesine neden oldu.</p>
<p>Yerba Buena&#8217;nın ismi, California ABD’ye katılınca San Francisco olarak değiştirildi. John Sutter&#8217;ın New Helvetia adını verdiği topraklar, oğlunun kurduğu Sacramento şehrinin doğu sınırında kalıyor.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3406" title="Sutter's Fort" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/suttersfort.jpg" alt="Sutter's Fort" width="421" height="260" /><em>Sacramento&#8217;nun temelleri bu evde atılmıştı.</em></p>
<p>Sutter’ın çiftliğinin temellerini attığı yer olan Sutter’s Fort ise bugün California State Indian Museum ile birlikte Sacramento&#8217;da, şehrin ortasında kalıyor. Altın uğruna katledilen 120.000 yerlinin hatırasını yaşatmak için, her şeyini kaybeden adamın çiftliğine Indian Museum diye müze yapmak da garip bir af dileme yöntemi olsa gerek. Pazarlama başarısı da denebilir.</p>
<p>San Francisco şehir merkezindeki Sutter Street, San Francisco’nun çeşitli yerlerindeki Sutter’s Mill School, Sutterville Road gibi, hatta Amador Country’deki Sutter’s Creek gibi yerlere Sutter’ın ismi verilse de bu, altın uğruna toprakları ve yaşamı yağmalanan bir adama karşı günah çıkarma eyleminden başka bir şey değildir.</p>
<p>San Francisco ve Sacramento’yu kuran adamın bir otelde sefalet içinde ölmesi ibret verici.</p>
<p>Arazide altın bulunduğunu gazeteciye yetiştiren James W. Marshall’a ne oldu derseniz, ortak olduğu altın madenlerine yaptığı yatırımlar hep başarısız oldu. California’da yeni bir çağ başlattığı için verilen devlet nişanıyla birlikte, kendi üzüm bağındaki bir kulübede, yalnız başına öldü. Öldüğünde üzerinde bir dolar bile yoktu.</p>
<p>Bir gün Oakland Museum of California’yı ziyaret etme imkânınız olursa, kendini kurtarmaya çalışırken California’nın temellerini atanları ve California’nın gerçek sahipleri olan yerlileri daha yakından tanıyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kosun-kosun-altin-bulmuslar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/suttersfort.jpg' length ='99458'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bazen meslekler de ölür</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bazen-meslekler-de-olur.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bazen-meslekler-de-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2009 14:21:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[korsan müzik]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2257</guid>
		<description><![CDATA[“Büyük marketler bizi bitirdi abi,” diyordu dükkânı kapatırken. 24 yıldır bakkallık yaptığı mahallenin hemen yakınına açılan hipermarkete sitem ediyordu. “Müşteri sadece ekmek, sigara, gazete almak için buraya uğrar oldu, bir de akşamları kapının önünde bira muhabbeti yapmak için. Kapı komşum bile her şeyi marketlerden alıyor, elinde market poşetleriyle geçiyor buradan. O da haklı, ucuza alıyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2266" title="korsan muzik zararli mi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/korsanmuzik.jpg" alt="korsan muzik zararli mi" width="420" height="315" />“Büyük marketler bizi bitirdi abi,” diyordu dükkânı kapatırken. 24 yıldır bakkallık yaptığı mahallenin hemen yakınına açılan hipermarkete sitem ediyordu.</p>
<p>“Müşteri sadece ekmek, sigara, gazete almak için buraya uğrar oldu, bir de akşamları kapının önünde bira muhabbeti yapmak için. Kapı komşum bile her şeyi marketlerden alıyor, elinde market poşetleriyle geçiyor buradan. O da haklı, ucuza alıyor marketten. Ben ucuz satamam ki, market şu domatesi tarladan alıyor, ben halden bile alamıyorum.”</p>
<p>“Ne yapacaksın peki?” diye sordum. Mesleği tedavülden kalkıyordu <strong>Bakkal İhsan’</strong>ın.<span id="more-2257"></span></p>
<p>“Yıllarca bakkallık yaptım, başka iş gelmez elimden, memlekete giderim herhalde. Bu yaştan sonra emir altında çalışmak kolay olmaz bana, çoluk çocuk büyüdü hem, ekmek tutuyor elleri.”</p>
<p>Son konuşmamızdı bizim. Birkaç ay sonra Türkiye’ye yeniden uğradığımda CD dükkânı gördüm yerinde.</p>
<p>Bakkal İhsan’ın mesleği uzun ömürlüydü, açtığı dükkânda yıllarca para kazanmış, üç de çocuk büyütmüştü. Onun sattığı ekmeklerle büyüyen Emre’nin açtığı bilgisayar dükkânı o kadar uzun ömürlü olmadı.</p>
<p><strong>Emre,</strong> liseyi bitirince heveslenmişti bilgisayar işine. 90’ların sonunda patlayan bilgisayar ve teknik servis işi, bilgisayardan anlayan her gencin heves ettiği bir meslek dalı oluvermişti.</p>
<p>İhsan Bakkal’ın dört dükkân üstüne bir &#8220;bilgisayarcı&#8221; açtı Emre. Mahallelinin, esnafın, hatta birkaç büyük şirketin de bilgisayar teknik servis işlerine koşar, network kurar, sadece Windows ile ilgilenmez, az çok Linux’tan da anlardı. Yeni çıkan oyunlar, yeni müzik albümlerinin mp3 versiyonları hep Emre’den sorulurdu.</p>
<p>Bilgisayardan da iyi anlardı kerata, beceremediği şey yoktu. Birçok bilgisayar dergisine abone olmuş, kitaplar almıştı kendine. İşinin olmadığı vakitlerde yaşıtları gibi boş boş gezmek yerine kendini geliştirmiş, çevredeki esnafın, şirketlerin en sevdiği “bilgisayarcı” haline gelmişti.</p>
<p>Yeterince para kazandıktan sonra yan dükkânı da kiralayıp güzel bir vitrin yaptı, bilgisayar satmaya başladı. &#8220;Toplama bilgisayar&#8221; satar, marka bilgisayarların zararından, upgrade sorunlarından bahsederek esnafı bilgilendirirdi.</p>
<p>Birkaç yıl sonra mahallenin dışındaki büyük iş merkezinin altına Vatan Bilgisayar bir şube açtı. Emre başlarda pek ilgilenmedi Vatan Bilgisayar’la ama bir süre sonra müşterileri kesilmeye başladı. Onu en seven esnaf arkadaşları bile “dostum haklısın ama Vatan’da senin sattığının yarı fiyatına satılıyor bu bilgisayar. Sana söz, bozulursa teknik servisine sen geleceksin,” demeye başladılar. Tüm marka bilgisayar firmaları garantili teknik servis vermeye başlayınca onun için de aramaz oldular Emre’yi.</p>
<p>Üstelik zaman içinde internet yaygınlaşmış, her evde kullanılır olmuştu. Artık kimse mp3 almak için, oyun yüklemesi için bilgisayar getirmiyordu Emre’ye. Para kazandığı güzel günler geride kalmış, ağzının tadını kaybetmiş, tek başına oturduğu küçük dükkânında bilgisayarda oyun oynar hale gelmişti Bilgisayarcı Emre.<br />
Önce bilgisayar satmak için tuttuğu yan dükkânı bıraktı, ardından kendi dükkânını kapatarak bir firmada işe başladı.</p>
<p>Gülerek “internet bitirdi bizi be,” diyip anlatıyordu; “Ellerimle besledim bu puşt interneti, modem sattım herkese, sayemde bilgisayarı interneti tanıyınca beni unuttular,” diyordu. Bir yandan da büyük bilgisayar mağazalarına veryansın ediyordu, “küçük esnaftım abi ben, devlet korumalıydı bence!”</p>
<p>Devlet korumadı küçük esnafını, Bakkal İhsan’lar, Bilgisayarcı Emre’ler, Terzi Ali’ler dükkânları kapatmak zorunda kaldılar.</p>
<p>Steinbeck, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Cennetin_Do%C4%9Fusu_(roman)" target="_blank">Cennet’in Doğusu’</a>nda terzilik yapan <strong>Dessie Hamilton’</strong>dan bahsederken “bütün neşesi kaçmıştı Dessie’nin, dükkânına her gün gelen arkadaşları bile ondan alışveriş yapmaz olmuşlardı. Hazır giyinmek ayıp sayılmıyordu artık, üstelik daha ucuz ve pratikti,” diye anlatır. Dessie de dükkânını kapatıp kardeşinin çiftliğine yerleşmek zorunda kalmıştı.</p>
<p><strong>İnsanlar bazen devrin değiştiğine inanmıyorlar.</strong> Evrim sadece canlıların zaman içinde bulunduğu ortama ayak uydurmak için değişime uğraması değildir. Toplumlarda, meslek gruplarında sürekli bir yenilenme, güncellenme, değişim vardır. Zaten öyle olmasaydı hâlâ ateşin çevresinde oturup mızraklarımızı biliyor olurduk.</p>
<p>İnsanoğlu değiştikçe, geliştikçe yeni alanlar açıyor kendine. Yeni meslekler çıkarken eskileri yok ediyorlar. Bazı meslekler zirve noktasını yaşadıktan sonra az kazandırmaya başlıyor, bazıları da tarihten siliniyorlar.</p>
<p>Otomobiller nalbantları, fotoğraf çeken cep telefonları şipşak fotoğrafçıları, dijital fotoğraf makineleri film üreticilerini, marketler bakkalları, masaj salonları kaldırım orospularını, büyük mağazalar küçük esnafı bitirdi. Bu devinim devam edecek ve bugün gayet popüler olan ve iyi kazandıran birçok meslek 20 yıl sonra olmayacak. Bazen işsiz kalır insanlar, bazen ziyan olur tecrübeler, bazen boşa gider bazı ömürler. Ağlamak yok.</p>
<p>Anadolu’ya gittiğimizde veya Anadolu’yla ilgili televizyon programlarında denk geldiğimizde “vay be, neler varmış eskiden,” diyerek romantik gözlerle izlediğimiz <strong>süpürgeciler, nalbantlar, çömlekçiler, bakırcılar, kalaycılar</strong> artık yok. Mahallemizde dolaşıp <strong>elma şekeri, süt, yoğurt satanlar, bohçacı kadınlar</strong> işlerini bırakmak zorunda kaldılar.</p>
<p>Çünkü insanoğlu alternatifler buldu. Bu alternatifler hem daha kolay ulaşılabilir, hem de daha ucuz olunca <strong>eski mesleklere ihtiyaç kalmadı.</strong></p>
<p>Kimisi uzun ömürlü, kimisi kısa bir moda şeklinde devam eden ve zaman içinde yok olan mesleklere, müzik yapımcılığı da eklenecek yakında. Karşı çıkanlar sadece aşağılanarak, dalga geçilerek hatırlanacaklar gelecekte.</p>
<p>Milli Eğitim size matbaaya karşı çıkanların &#8220;gâvur icadı!&#8221; diyerek karşı çıktığını öğretir. Avrupa&#8217;da matbaanın yayılmasına karşı çıkan <strong>papazlar da mı gâvur icadı dediler matbaaya?</strong> Asıl mesele yüzlerce yıllık kâtiplik mesleğinin yok olması, el yazmacıların işsiz kalmasıydı. Babadan kalma mesleğin yok olmasına gönülleri razı gelmedi, önce romantikleştiler, sonra isyan ettiler.</p>
<p>El yazmacıları yazarlardan daha çok kazanırlardı. Yazar kitaptan bir kez kazanır, yazmacılar yıllarca kazanırdı. Müzik dünyası farklı mı sizce?</p>
<p>Günümüzde dijital müziğe karşı yaygara yapan müzik yapımcıları da onların yolunu takip ediyorlar.</p>
<p>Demiryollarına karşı çıkanlar, matbaaya karşı çıkanlar gibi gerici kafalar nasıl aşağılanıyorsa bugün, dijital film ve müziğe karşı çıkanlar da aynı şekilde hatırlanacaklar.</p>
<p><strong>Ancak müzik bitmeyecek.</strong> Kaliteli olan bir şey, ne kadar eski olursa olsun değerlidir. Kayıt cihazlarının bile olmadığı bir dönemde müzik yapan <strong>Pachelbel, Händel</strong> gibi sanatçıların eserlerini bugün nasıl dinleyebiliyorsak, günümüzde kaliteli müzik yapan sanatçıları da müzik yapımcıları olsa da olmasa da dinleyeceğiz gelecekte.</p>
<p>İnternet müziğe değil, yapımcıların verip medyanın kutsadığı sanatçı kimliğiyle ortalıkta dolaşan, gerçekte hiçbir değeri olmayanlara zarar verecek. <strong>Zaman kaliteli olanı koruyacak.</strong></p>
<p>Diğerleri ağlamaya devam edecekler. Bakkal İhsan, Terzi Dessie veya Bilgisayarcı Emre gibi “devlet bizi korumalıydı,” diyecekler köylerine geri dönerken.</p>
<p>Müzik binlerce yıldır insanoğlunun hayatında. 100 yıl önce birileri müziğin kaydedilebileceğini keşfetti ve yepyeni bir meslek dalı doğdu. Önce taş plaklar çıktı, sonra kasetler, CD’ler derken <strong>müziği kaydedip satarak para kazanmak</strong> büyük bir endüstri haline geldi.</p>
<p>Satılan albümlerden en büyük parayı da sanatçılar yerine yapımcılar, dağıtıcılar, avukatlar, telif hakkı uzmanları, menajerler kazandılar. Müziğin gerçek sahibi olan besteciler ve o müziği insanların dinlemesini sağlayan şarkıcılar, aranjörler, ne kazandıysa onunla yetinmeye çalıştılar.</p>
<p>Bu dönem, sanat ve ticareti birbirine karıştırarak, müzikle ilgilenen herkesin sanatçı olarak anılmasına neden oldu. <strong>Sanat yıllarca aşağılandı,</strong> zanaat ile karıştırıldı, bir albümle piyasaya çıkıp tek şarkıyla ünlü olan şarkıcıların yanında, gerçek sanatçıların esamisi okunmadı.</p>
<p>Gençliğinde tablolarını yakarak ısınan <strong>Picasso,</strong> bir beste için aylarını veren <strong>Händel,</strong> kitaplarını akıl hastanesinde yazacak kadar düşen <strong>Marquis de Sade</strong> gibi adamlar “hmm, büyük sanatçı” olarak anılıp bir kalemde geçilirken, 100 yıl sonra kimsenin hatırlamayacağı <strong>Ajda Pekkan, Hande Yener, Lady GaGa, Britney Spears</strong> gibi şarkıcılar <strong>Malibu’da, Brentwood’da, Nişantaşı&#8217;</strong>nda en rahat hayatları sürdüler.</p>
<p>Händel’in menajeri, yapımcısı, pazarlamacısı, reklâmcısı yoktu. <strong>Sanat için müzik yaptı,</strong> hepimiz kullandık bu müziği. Hatta utanmadık, <strong>Mozart’</strong>ın bestelerinden kapı zili, <strong>Pachelbel’</strong>in eserlerinden kamyon kornası yaptık. Gerçek müziği yapan o büyük besteciler ağlayıp zırlamadılar, hakaret etmediler hiçbirimize.</p>
<p>Fakat Hande Yener gibilerinin birkaç şarkısı <a href="http://www.youtube.com" target="_blank">YouTube’</a>da yayınlandı diye, Hande Yener’den önce MÜ-YAP ortama atlayarak sitenin kapanmasına yönelik dava açtı. Müziğin orada yayınlanması Hande’den çok ona zarar veriyordu çünkü. <strong>Ömrünün sonuna gelmiş bir meslek grubunun</strong> son temsilcilerinden biri olması, Bakkal İhsan’la aynı kaderi paylaşmaktan korkmasına sebep oluyordu.</p>
<p>Gazetelere çarşaf çarşaf haberler girmeye başladılar. “Korsan müzik yüzünden batıyoruz, sanatçılar albüm yapamaz hale geldi, bu gidişle müzik olmayacak!” dediler. Sanatçı diye savundukları, önce milyonlarca lira kazanıp ömrünün sonunda sefillik çeken, her fırsatta “devlet bize yardım etsin,” diye mızmızlanan ihtiyarların torunlarıydı.</p>
<p>Hande Yener albüm satışlarından gelecek parayla İstinye’de yeni bir ev alamayacağını anladı. Lady GaGa Santa Monica’nın kuzeyine çıkamayacağını, İbrahim Erkal yeni bir araba alamayacağını anladı.</p>
<p>Yapımcılar daha fazla kazanamayacaklarını, çok paraları olmadığı için televizyonlara çıkıp bilirkişi edalarıyla caka satamayacaklarını anladılar.</p>
<p>Ondan bu kavga. “İnternette müzik olmasın, aç kalırız” demekte haklılar. Yapım firmaları, dağıtıcılar aç kalacak, sanatçı adıyla ortalıkta dolaşan gereksizler temizlenecek, gerçek müzik ve gerçek sanatçı ise hiçbir zaman kaybolmayacak.</p>
<p>Çok sayıda arkadaşım var müzik ve sanat dünyasında çalışan, üzgünüm onlar için. Müzik, olması gerektiği gibi, sanat başlığında yer alacaksa, bir ressamın, bir heykeltıraşın standartlarında yaşayacak şarkıcılar da.</p>
<p>Müziğin kaydedilebildiğinin keşfi, müzisyenleri diğer sanatçılardan ayırarak zenginlik getirdi bir süreliğine. Ama <strong>artık o dönem bitti.</strong> Kim bilir, belki bir gün ressamlara da çok para kazandıracak bir meslek çıkabilir, bir süredir herkesin şarkıcılığa heveslenmiş olması gibi, o zaman da herkes ressamlığa heveslenir.</p>
<p>Kimse masal anlatmasın. Sanat naiftir. Bu kadar kaba bir toplumda bu kadar fazla sanatçı olmaz. Elimizi sallasak sanatçıya değen bir toplumda yaşıyoruz, bakalım gerçekten o kadar sanatçı ruhlu muyuz?</p>
<p>Günümüzde şarkıcıların bu kadar fazla olmasının sebebi insanoğlunun çok gelişip sanatın değerini yükseltmesi mi, yoksa müzik endüstrisinde iyi para olması mı?</p>
<p>Bir sanat dalı ne kadar çok para kazandırırsa o kadar popülerleşir, zanaata döner, bir o kadar da özelliğini yitirir. Çok para kazandırıyor diye ortalığı şarkı çöplüğüne çeviren şarkıcılar, üzerinden büyük kâr elde edebildiği için en dandik şarkıları bile çok büyük marifetmiş gibi pazarlayan yapımcılar, menajerler Bakkal İhsan’ın memleketine gidebilirler.</p>
<p>Şimdilik Facebook’da <strong>FarmVille</strong> oynayarak başlayın antrenman yapmaya, birkaç yıla kadar gidersiniz.</p>
<p>Bunu istemiyor musunuz?</p>
<p>O zaman kendinize yeni bir iş bulun.</p>
<p>Onu da mı istemiyorsunuz?</p>
<p><strong>O zaman sevgili müzik insanları, şapkanızı önünüze koyup düşünün.</strong> Hızla gelişen dijital dünyaya düşman olmak yerine ayak uydurmaya bakın. <strong>Müzik demek albüm satmak değildir,</strong> onu sizden bir önceki jenerasyon buldu ve uzun yıllar kaymağını yediniz. Artık, mesleğinizin bittiğini kabul edin, yeni bir yöntem bulun.</p>
<p>Dijital dünyayla iyi geçinmeye bakın. Site yasaklatmak hiçbir işinize yaramaz, bunu öğrenin. Taksim’in ortasında cep telefonumu açsam, binlerce insanın telefonuna onlarca şarkıyı transfer ederim, <strong>cep telefonlarını da mı yasaklayacaksınız?</strong></p>
<p>Bu teknolojiye düşman olmak yerine bu teknolojiden para kazanmayı öğrenemezseniz, birkaç yıl içinde Bakkal İhsan’la birlikte süt sağmaya başlayacaksınız, haberiniz olsun.</p>
<p>Haydi kalın sağlıcakla.</p>
<p><em>Not: Sevgili müzik dünyası, size bir tüyo vereyim. Orijinal albüm alırım ben. Ama herkesin albümünü değil. Tanımadığım sanatçıları keşfetme konusunda en büyük desteği de internetten alırım. İsmini ilk kez duyduğum bir şarkıcının albümüne müzik markette para verip almam, bunu kimse yapmaz.</em></p>
<p><em>Herhangi bir şarkısına internette denk geldiğim grubun/şarkıcının birkaç mp3&#8242;ünü indirip dinlerim, eğer beğenir ve dinlemeye karar verirsem bazen CD alırım, bazen iTunes&#8217;dan alırım. Çünkü beğendiğim müziği yapan kişinin para kazanmasını isterim. Şarkılarını beğenmediğim kişilerin albümlerini ne bedava, ne de para vererek dinlerim. (Yani beni Hande Yener mp3&#8242;ü indirdim diye suçlamayın, potansiyel müşteriniz değilim. O kadının albümünü internet olmasa da almayacaktım ki&#8230;)<br />
</em></p>
<p><em>İnternet, müziğin yayılması için en büyük etkendir. Eğer internet olmasaydı, kimse bu kadar fazla şarkıcıyı, müzik türünü tanıyamazdı. En büyük reklâmdır internet, korkmayın. Ama asıl korkunuz alternatif sanatçıları keşfeden internet kullanıcılarının sizin kakaladıklarınıza yüz vermemesiyse, o zaman yine Bakkal İhsan&#8217;a gitmek zorunda kalırsınız.<br />
</em></p>
<p><em>İnternette müziğin yasaklanması demek, benim ve benim gibi milyonlarca insanın farklı müziklere ulaşmasını ve beğenip satın almasını engeller. O zaman hiçbir şey satamazsınız. Korsanla gerçekten mücadele etmek istiyorsanız potansiyel müşterilerinizle dalaşarak değil, sokaktaki korsan müzik dükkânlarına dur diyerek başlayın. Engellediğiniz siteye her şekilde, her zaman girerim. Ama bir korsan müzik dükkânını kapattırdığınızda siz görmeden kimse girmez o dükkâna. Anlayın ulan artık, salak mısınız?</em></p>
<p><em>(Delikanlı gibi çıkıp &#8220;interneti savunan yok, o yüzden yasaklatıyoruz ama sokaktaki korsan müzik mafyasıyla dalaşmayı götümüz yemiyor,&#8221; derseniz dalga geçmeyeceğim, söz.)</em></p>
<p><span style="color: #666699;"><em>Düt: Çok fazla Hande Yener demişim. Hande kızımız burada sadece bir örnektir, siz o ismi keyfinize göre değiştirip Kendi, Lady GaGa, Ajda Pekkan, </em><em>İbrahim Erkal, Demet Akalın, hatta Metallica (oha!) falan koyabilirsiniz. Zevkler tartışılmaz. </em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bazen-meslekler-de-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/korsanmuzik-300x225.jpg' length ='18808'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Çok sosyal kulüp Beşiktaş</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cok-sosyal-kulup-besiktas.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cok-sosyal-kulup-besiktas.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 06:48:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş forması sırt reklamı]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş jk]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[forma]]></category>
		<category><![CDATA[forma reklamı]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[mizah]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[sırt reklamı]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım demirören]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2111</guid>
		<description><![CDATA[Ben tatildeyken olmuş bu olay. Daha yeni inceledim neymiş ne değilmiş diye. Beşiktaş, formasının sırtına Kızılay’ın reklamını almış. Sosyal kulübüz, halkın takımıyız, yardımseveriz teranelerinin son şekli. Başkan Yıldırım Demirören olayla ilgili “Bunları yaparsak Beşiktaş sevgisini, dürüstlüğünü insanlara gösteririz. Beşiktaş gibi bir kulüp senede 2-3 milyon dolar kazanacak diye formasının sırtına reklam almaz. Türk Kızılayı’nın reklamıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2110" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="kizilay" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/kizilay.jpg" alt="kizilay" width="420" height="589" />Ben tatildeyken olmuş bu olay. Daha yeni inceledim neymiş ne değilmiş diye. Beşiktaş, formasının sırtına Kızılay’ın reklamını almış. Sosyal kulübüz, halkın takımıyız, yardımseveriz teranelerinin son şekli. Başkan Yıldırım Demirören olayla ilgili “Bunları yaparsak Beşiktaş sevgisini, dürüstlüğünü insanlara gösteririz. <strong>Beşiktaş gibi bir kulüp senede 2-3 milyon dolar kazanacak diye formasının sırtına reklam almaz.</strong> Türk Kızılayı’nın reklamıyla gelecek hafta sahaya çıkacağız. Bu şekilde topluma Kızılay’ın önemini anlatmak istiyoruz’’ demiş.</p>
<p>Sen kulübünde çalışan personelinin maaşını paramız yok diye vaktinde yatırma, maaşı taksit taksit vererek parayı piç et, kredi taksidi olanlar senin yüzünden bir sonraki ay faiziyle ödesin, 4 yıl içerisinde bir kere zam yap, en başarılı branşın olan hentbol takımına para yüzü gösterme, amatör branşların kan ağlasın ondan sonra da sosyal kulübüz, dürüstüz, kılız, yünüz; <strong>2-3 milyon dolara kafamız girsin</strong> diye dolaş ortada.</p>
<p>Ya reklam verecek kimseyi bulamadılar ya da gerçekten ahmaklar. Personel maaşını iki kuruş faiz gelsin diye <strong>ayın yedisinden önce yatırmayan</strong> kulübe mi kalmış sosyal sorumluluk çerçevesinde ücretsiz reklam almak.</p>
<p>Beşiktaş gibi bir kulüp senede 2-3 milyon dolar kazanacak diye formasının sırtına reklam almazmış. Yürü be kartal parçası, ayranın yok içmeye atla gidiyorsun çeşmeye!?</p>
<p>Bu yüzyılda bu zihniyetle köy yönetmeye kalksan davar sürüsü vermezler adamın eline.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cok-sosyal-kulup-besiktas.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/kazalay-300x219.jpg' length ='21709'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Sokak sütü öldürür!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sokak-sutu-oldurur.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sokak-sutu-oldurur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 08:11:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[brucella]]></category>
		<category><![CDATA[camembert peynir]]></category>
		<category><![CDATA[derya baykal]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[faruken bayraktare]]></category>
		<category><![CDATA[gıda sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[güllaç]]></category>
		<category><![CDATA[kuş gribi]]></category>
		<category><![CDATA[melaminli yoğurt]]></category>
		<category><![CDATA[pastörizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[pastörize süt]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[rockfort peynir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[salmonella]]></category>
		<category><![CDATA[sokak sütçüleri]]></category>
		<category><![CDATA[sokak sütü sağlıklı mıdır]]></category>
		<category><![CDATA[sokak sütündeki bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[süt tozu]]></category>
		<category><![CDATA[sütaş]]></category>
		<category><![CDATA[sütlaç]]></category>
		<category><![CDATA[tetrapak]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türk kalp vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[uhl süt]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1509</guid>
		<description><![CDATA[Zamanında adamın biri demişti ki, &#8220;gelecekte sınırları devletler değil şirketler çizecek.&#8221; Uluslar arası çalışan şirketlerin devletleri savaşa sürükleme başarılarını da gördükten sonra bu söze inanmayan kalmamıştır sanırım. Bilirsiniz, fazla semirmiş ulusal şirketler, devletin ithalat kurallarını, vergilerini bile değiştirme yeteneğine sahiptir. Eğer yeterince gelişmişse bir şirket, piyasayı kendi çıkarlarına göre düzenlemekte hiçbir sakınca görmez. Fakat bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1514" style="margin-right: 10px;" title="sut super bisey!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/sut.jpg" alt="sut super bisey!" width="410" height="273" />Zamanında adamın biri demişti ki, &#8220;gelecekte sınırları devletler değil şirketler çizecek.&#8221; Uluslar arası çalışan şirketlerin devletleri savaşa sürükleme başarılarını da gördükten sonra bu söze inanmayan kalmamıştır sanırım. Bilirsiniz, fazla semirmiş ulusal şirketler, devletin ithalat kurallarını, <strong>vergilerini bile değiştirme yeteneğine sahiptir.</strong></p>
<p>Eğer yeterince gelişmişse bir şirket, piyasayı kendi çıkarlarına göre düzenlemekte hiçbir sakınca görmez. Fakat bazı sektörler vardır ki, büyükler firmalar bir türlü yenişemezler. <strong>Misal; tavuk &amp; piliç sektörü.</strong> Büyükler bir türlü yenişemediği için ufakları elemenin farklı bir yöntemini buldular:<strong> Kuş Gribi.</strong></p>
<p>Köy yumurtası almayın, köylerden tavuk almayın, kuş gribi olursunuz! Kuş gribi esnasında tavuk firmalarının borsada dip yapan kağıtları, bir süre sonra gayet güzel yükseldi. (Yalan yok, iyi kazanmıştım Banvit&#8217;ten) Kuş gribinden bir süre sonra da televizyonlarda tavuk firmalarının kurduğu bir derneğimsi kurumun reklamlarını görmeye başladık. &#8220;Hey bakın, <strong>bizim fabrikalarda herkes galoş giyer, maske takar.</strong> O kadar sağlıklı bir ortamda çalışıyoruz ki, tavuklarımız gribi bırak, nezle bile olmaz!&#8221;</p>
<p><span id="more-1509"></span>Verilen hormonlar yüzünden<strong> 45 günde ördek boyutlarına ulaşan civcivleri</strong>, kapatıldığı çiftlikte geceyi gündüzü şaşırıp <strong>günde iki kez yumurtlayan şaşkın tavukları anlatmazlar ama</strong>, önemli olan çalışanların galoş giymesidir.</p>
<p><strong>Süt ürünlerinde de aynı şey geçerli.</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1518" style="margin-right: 10px;" title="sut" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/sutgugumu.jpg" alt="sut" width="410" height="317" />Ben, yıllardır aşağılanmakta olan sokak sütlerini içerek büyüdüm. <strong>Ölmedim, hasta da olmadım.</strong> İlkokul ve ortaokul dönemlerimde Bağlarbaşı&#8217;nda vardı bir sütçü, oradan alırdık. Sattığı sütteki mikroplar yüzünden bütün İstanbul telef olunca kapattılar o amcanın yerini, akibeti ne oldu bilmem. Fakat biz uslanmadık, haftada 2 kez <strong>Salacak&#8217;tan Şile&#8217;ye gidip süt almaya devam ettim.</strong> Annem o sütlerle muhallebi, yoğurt, sütlaç, güllaç yaptı, sabah akşam lıkır lıkır içtik kardeşlerimle. Medyada &#8220;sokak sütü içmeyin,&#8221; yaygaraları devam etti, okuldaki öğretmenler sokak sütünün ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaktan bıkmadı.</p>
<p>Hala hatırlarım sütçünün belki 10 litrelik güğümü dizlerine dayayıp bir litrelik kaba bir damla bile dökmeden, taşırmadan süt dökmesini, hayran hayran izlerdim.</p>
<p>Dedem Tekirdağ&#8217;da yaşıyor benim, köyde büyümüş, evlenmesine yakın şehre taşınmış. Onun köyüne giderim hala, el üstünde karşılar uzak akrabalar. O köyde, taptaze sütten yapılan peynirleri yerim, tavukların altından yumurtayı kendim alıp atarım tavaya.</p>
<p>Siz hiç gerçek peynir yediniz mi? <strong>Süt tozundan değil, sütten yapılan peynirden bahsediyorum.</strong> Malesef yemediniz ve günden güne uzaklaşıyorsunuz onun gerçek tadından. (<strong>Rockfort</strong> veya <strong>camembert</strong> konuya dahil değil, Anadolu işi beyaz peynirden bahsediyorum.)</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1519" style="margin-right: 10px;" title="sarikiz" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/sut_sagma.jpg" alt="sarikiz" width="410" height="279" />Aynı ritüel binlerce yıldır tekrarlanıyor oralarda, henüz kimse sütün içindeki mikroplar yüzünden ölmüş değil. <strong>Hatta 90 yaşında ihtiyar, benimle güreş tutmaya kalkacak kadar sağlıklı.</strong> Çaktırmadan pastörize süt içip sağlıklarını korumaya mı çalışıyorlar acaba?</p>
<p>Pastörize süt denen şey, &#8220;sokak sütü ıyy,&#8221; diye aşağılanan sütün fabrikada kaynatıldıktan sonra paketlenip satılmasından başka bir şey değil. Açık süt evde kaynatıldıktan sonra ne <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Brucella" target="_blank">brucella</a> kalır ne <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Salmonella" target="_blank">salmonella</a>, ama pastörize sütte bakteriler spor oluşturabilir ve yaşamaya devam edebilirler. Ne anladık bu işten?</p>
<p>Marketlerden aldığımız paket yoğurtlar, çimento torbası gibi torbalarda fabrikaya götürülüp işlenen süt tozundan, kaşarlar eski peynirlerin yeniden işlenmesinden elde ediliyor.</p>
<p><strong>Beslenmesine çok dikkat ettiğini iddia edenler</strong> medyanın her dediğine kafa sallamadan önce gidip köyleri görsünler, sonra da bu fabrikalara ürün veren çiftlikleri. Meralarda serbestçe gezip otlayan ineklerden sağılan sütü bir kez deneyin. Gerçi pastörize sütle büyümüş şehir insanı alıştığı tadı alamayacaktır ondan ama, gerçek süt o işte. <strong>Normalde öyle olması gerekiyor.</strong></p>
<p>Sonra çiftlikleri gezin. Doğumundan itibaren makineye bağlanıp özel olarak beslenen inekleri, tosunları görün. Bu hayvanların büyük çoğunluğu hareketsizlikten <strong>şeker hastası oluyorlar</strong> ve etleri, sütleri bize ünlü markalar tarafından satılıyor. Ah, evet, bu fabrikalarda galoş giyiyorlar, sağlık falan&#8230;</p>
<p>Et amaçlı yetiştirilen hayvanlara hormon vermekle yetinmeyip <strong>bira, patates, mısır dayayanı gördüm ben.</strong> 6-7 ayda 450 kiloya ulaşan bu şeker hastası, ayakta duramayan hayvanlar, fabrikadaki işçiler galoş giydiği için mi sağlıklı olacaklar? Geç bi&#8217; kalem.</p>
<p>Sokak sütü kalitesizmiş. Nedir olayı? En önemli argüman: <strong>Kaynatılınca protein değerleri azalır.</strong> Tamam!</p>
<p>Kaç derece suyun kaynama noktası? <strong>100!</strong> Buna da tamam.</p>
<p>Protein değerleri azalmayan süper sağlıklı paket sütün geçtiği işlem nedir? <strong>UHT teknolojisiyle</strong> 6 saniye içinde 120 dereceye kadar kaynatılıp 4 dereceye kadar düşürülür, yani şoklanır. Pastorize derseniz, onda da 65-70 derecede yarım saat civarında ısıtılır, yani yine bir ısınma var olayda. Bu ne şimdi!? <strong>120, 100&#8242;den düşük bir rakam mı, anlamadım ki ben?</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1520" style="margin-right: 10px;" title="mukemmel ikili sut ve kurabiye" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/sutkurabiye.jpg" alt="mukemmel ikili sut ve kurabiye" width="410" height="273" />Üstelik, ben açık süt aldığımda puding yapmak istersem sadece bir kez kaynamış olur o süt. Ama paket sütle puding yapmak istesem, <strong>biri fabrikada biri evde olmak üzere iki kez kaynamış olur.</strong> Hangi vitaminden, hangi proteinden bahsediyorsunuz?</p>
<p>Melaminli yoğurtlar var piyasada, 3 ay ömürlü, <strong>ekşimeyen yoğurtlar.</strong> Benim dolapta 15 gündür duran bir kutu Danone yoğurt var, ne zaman ekşiyecek diye bekliyorum, bana mısın demedi. <strong>Helal olsun, sağlıklı mı bilmem ama çok dayanıklı yoğurtlar yaptıkları kesin.</strong></p>
<p>Maksat son derece açık. &#8220;Sütçüler sütlerini halka satmasınlar, fabrikaya satsınlar. Biz o sütten bir dünya ürün yapalım, artanını da paketleyip süt diye satalım. Böylece yoğurdu, muhallebiyi, sütlacı, pudingi de bizden alsınlar, paramıza para katalım.&#8221; <a href="http://www.nolur.com/" target="_blank">Size bunu veriyorum sevgili gıda sektörü!</a></p>
<p>Sağlık sektörünün gıda sektörüyle birlikte çalıştığını düşünmeye başladım ben. Hani eskimeyen bir şehir efsanesi vardır, <strong>&#8220;piyasadaki virüsleri antivirüs firmaları üretiyormuş hacı!&#8221;</strong> şeklinde uzar gider. Sağlık sektörü de büyüdükçe yeni müşterilere ihtiyaç duymaya başladı, acaba, diyorum. Gıda sektörü medyayla elele verip sağlıklıyı aşağılasa, sağlıksızı yüceltse, halk sağlıksız olanı sağlıklı diye düşünerek tüketse, sonra hastanalerde yeni branşlar açılsa, doktorlar işsiz kalmasa&#8230; Gider bu döngü.</p>
<p>Bu ülkede hala margarinin sağlıklı olduğunu düşünenler var. <strong>Türk Kalp Vakfı hala Becel&#8217;e destek veriyor</strong>, beni bunları düşünmekten alıkoyacak olan ne? Margarin denen şey plastik ulan! Fırat Gri Boru&#8217;yu eritip yer misin?</p>
<p>Derya Baykal! Sözüm sana, <strong>Sarıkız&#8217;a kurban ol sen.</strong></p>
<p>Sonra bunları üreten firmalar, en önemli ambalaj üreticileri olan Tetrapak&#8217;la elele verip &#8220;sokak sütü içmeyin, çok pis&#8221; diye yaygara yapıyorlar. Haksızlıktır, vahşice bir saldırıdır bu. İnsani kalıplara uyan eleştiriler değil, hakarete varan suçlamalar yöneltiliyor. Bunu daha önce<strong> tavuk firmaları</strong> da yaptı, <strong>marka bilgisayar</strong> firmaları da yaptı. Çirkinleşmeyin.</p>
<p>Bu ülkede rakibi aşağılayarak reklam yapmak yasak değil mi? Yoksa bu kanun da mı adamına göre şekilleniyor? Rakip dişliyse dokunma, <strong>sesini çıkaramayacak kadar zayıfsa yüklen yüklenebildiğin kadar.</strong> Türkiye için kişiselleştirilmiş adalet sistemi, tebrikler. Aşağıdaki Faruken Bayraktare imzalı Sütaş karikatürü, konuyu özetliyor sanırım. Bu kadar adice saldırılmaz.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1516" title="orospu mu lan sokak sutculeri?" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/sokaksutcusu.jpg" alt="orospu mu lan sokak sutculeri?" width="410" height="529" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sokak-sutu-oldurur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/sut-300x199.jpg' length ='11486'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Honda Formula 1&#8242;e veda ediyor</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/honda-formula-1e-veda-ediyor.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/honda-formula-1e-veda-ediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 13:10:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[formula 1]]></category>
		<category><![CDATA[honda]]></category>
		<category><![CDATA[jenson button]]></category>
		<category><![CDATA[motor sporları]]></category>
		<category><![CDATA[nick fry]]></category>
		<category><![CDATA[otomotiv]]></category>
		<category><![CDATA[ralf schumacher]]></category>
		<category><![CDATA[ross brawn]]></category>
		<category><![CDATA[rubens barrichello]]></category>
		<category><![CDATA[soichiro honda]]></category>
		<category><![CDATA[super aguri]]></category>
		<category><![CDATA[takeo fukui]]></category>
		<category><![CDATA[toro rosso]]></category>
		<category><![CDATA[vtec]]></category>
		<category><![CDATA[williams]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[Küresel mali krizden etkilenen Honda, geçtiğimiz günlerde Türkiye&#8217;deki yatırımlarını yavaşlatacağını söylemişti. Tüm firmaların daha temkinli adımlar atmasını gerektiren bir dönemde, Honda&#8217;nın da böyle bir önlem alması normaldi. Ancak dün yapılan yeni bir açıklama, Honda&#8217;nın krizden ne kadar etkilendiğini ve yeni risklerden çekindiğini ortaya koydu. Honda yönetimi, takımı satarak Formula 1&#8242;den ayrılma kararı aldığını açıkladı. Formula [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-470" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="Honda Racing F1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/honda1.jpg" alt="" width="410" height="254" />Küresel mali krizden etkilenen Honda, geçtiğimiz günlerde Türkiye&#8217;deki yatırımlarını yavaşlatacağını söylemişti. Tüm firmaların daha temkinli adımlar atmasını gerektiren bir dönemde, Honda&#8217;nın da böyle bir önlem alması normaldi. Ancak dün yapılan yeni bir açıklama, Honda&#8217;nın krizden ne kadar etkilendiğini ve yeni risklerden çekindiğini ortaya koydu.</p>
<p>Honda yönetimi, takımı satarak Formula 1&#8242;den ayrılma kararı aldığını açıkladı.<span id="more-469"></span></p>
<p>Formula 1 yarışlarının ilk sezonundan beri bir şekilde sporda var olan, McLaren ortaklığında dünya şampiyonlukları kazanan, dünyanın en büyük motor üreticilerinden biri olan Honda, bugün satmaya karar verdiği takımını iki yıl önce kurmuştu.</p>
<p>2000 yılından 2005 yılına kadar British American Racing (BAR) için motor tedarikçisi olan Honda, 2006 sezon başında BAR&#8217;daki tüm hisselerini satın alarak kendi fabrika takımını kurdu. Motor tedarikçisiyle yarışan garaj takımlarının tek tek el değiştirdiği bir dönemde, Honda&#8217;nın girişimi gayet normal bir davranıştı.</p>
<p>2006 sezonunda ortalama bir başarı grafiği sergileyen takım, Jenson Button ile bir de zafer kazandı. (2006 Macaristan GP)</p>
<p>2007 sezonu için geliştirdikleri otomobille daha iyi olacaklarını iddia ettiler ancak Honda için çok sönük geçen 2007, BMW&#8217;nin atılım sezonu oldu.</p>
<p>2008 sezonunun başında, 2007 sezonundaki hatalarını anladıklarını, otomobili çok geliştirdiklerini ve bu kez kürsü mücadelesi vereceklerini iddia ettiler ancak 2008, Honda&#8217;nın Formula 1&#8242;de yer aldığı tüm sezonların en başarısızı olarak geçti yarış takvimlerine.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-471" style="margin: 10px; float: left;" title="Singapur GP Honda Garaji" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/honda2.jpg" alt="" width="200" height="285" />Büyük ümitlerle kurulan takımın başarı grafiği günden güne aşağı düşüyor, Japonya ile İngiltere&#8217;nin arası bozulmaya başlıyordu.</p>
<p>(Japon takımlarında, Avrupa takımlarında görülmeyen genel bir sorun vardır. Japonya&#8217;daki fabrika, Avrupa&#8217;da bulunan takım merkezinin işine çok karışır ve bu burun sokmalar genellikle takımın başarısızlığına neden olur. Bunun en büyük örneği Toyota&#8217;dır. Formula 1 takımları arasında en çok para harcayan takım olmasına rağmen fabrika ve takım arasındaki didişmeler yüzünden bir türlü başarıyı yakalayamadı Toyota. Ralf Schumacher gibi gereksiz bir şahsiyete yılda 30 milyon dolar ödemek de bu gereksiz harcama ve israfların en büyük örneği değil midir?)</p>
<p>Honda, 2008 sezonunda bir atak daha yaparak takım direktörü Nick Fry&#8217;ın yerine Ferrari&#8217;nin efsane kadrosunun direktörü Ross Brawn&#8217;ı aldı. Nick Fry takımda kalmaya devam edecek, Brawn ile birlikte 2009 sezonunda başarılı olabilmek için yenilikler deneyeceklerdi.</p>
<p>Ancak takımın tüm yatırımlara rağmen 2008 sezonunu başarısız sonuçlarla kapatması, Japonya&#8217;daki merkezin Formula 1&#8242;den iyice soğumasına ve takım yönetiminin işlerine daha fazla karışmasına neden oldu.</p>
<p>Üzerine bir de küresel mali kriz eklenince, Honda Racing F1 Team için Formula 1 macerası sona erdi.</p>
<p>Honda Motor Company CEO&#8217;su Takeo Fukui tarafından yapılan açıklamada, 2008 sezonunun Honda&#8217;nın son Formula 1 sezonu olduğu, bugüne kadar kazanılan başarılarla gurur duyduklarını ancak dünyanın ve özellikle otomotiv sektörünün içinde bulunduğu kriz nedeniyle bu zor kararı almak zorunda kaldıkları belirtildi.</p>
<p>Ayrıca, Formula 1&#8242;den asla temelli ayrılamayacaklarını belirten Fukui, Honda&#8217;nın gelecekte yeniden yarışlara dönme ihtimalini de açık bıraktı.</p>
<p>Honda Racing F1 Team, bugünden itibaren satılık bir takım olarak vitrindeki yerini aldı. Böylece, geçtiğimiz sezon Super Aguri&#8217;ye verdiği destekle iki takım yarıştıracak gücü olduğunu gösteren Honda, önce Super Aguri&#8217;nin satılmasıyla yeniden tek takıma düştü; bugün de kendi takımını satışa çıkararak Formula 1 pistlerinden tamamen ayrılmış oldu.</p>
<p>Honda&#8217;ya yakıştıramadığım nokta ise, küresel ekonomik krize rağmen eski iddiası kalmamış olan Williams, hiç bir zaman bir iddiası olmamış Toro Rosso gibi garaj takımlarının bile bir şekilde Formula 1&#8242;de tutunmasına karşın dev bir motor fabrikası, büyük sermayeler, Ross Brawn gibi bir yönetici ve Rubens Barrichello, Jenson Button gibi iki usta pilotla yarışan Honda&#8217;nın bir türlü istikrarı tutturamayarak ayrılık kararı vermesi oldu. (Takım için her yıl 500 milyon dolardan fazla harcama yapılması da ayrı bir etken)</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-472" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="Jenson Button &amp; Rubens Barrichello" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/honda3.jpg" alt="" width="410" height="254" />Demek ki üst yönetimin takımın işine karışarak başarıyı engellemesi, sadece Fenerbahçe&#8217;de görülen bir hastalık değilmiş. Honda gibi bir efsaneyi Formula 1 pistlerine veda edecek duruma getirmek başarılı bir yönetim örneği sayılabilir mi?</p>
<p>Herkes kendi işini yapsaydı Honda bugün BMW&#8217;nin yerinde, dünya şampiyonluğu için mücadele vermeye devam edecekti.</p>
<p>Formula 1 pistlerinden yol otomobillerine tecrübe aktarmakta lider konumda olan (sadece VTEC motor sistemleri değil, 2010 sezonunda kullanılması planlanan &#8220;frenaj esnasında açığa çıkan enerjinin yeniden kullanılabilmesi&#8221; fikri de Honda&#8217;ya aittir) Honda&#8217;nın 2009 sezonunda Formula 1&#8242;de yarışmayacak olması hem Honda severler hem de Formula 1 izleyicileri için gerçekten üzücü bir haber oldu.</p>
<p>Soichiro Honda bugün hayatta olsaydı, Takeo Fukui ve yönetimini sopayla kovalardı, eminim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/honda-formula-1e-veda-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merakla beklenen 3. Dünya Savaşı</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/merakla-beklenen-3-dunya-savasi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/merakla-beklenen-3-dunya-savasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2008 01:40:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmedinejad]]></category>
		<category><![CDATA[dış politika]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[el kaide]]></category>
		<category><![CDATA[etiyopya]]></category>
		<category><![CDATA[eyl limanı]]></category>
		<category><![CDATA[gürcistan]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[hint okyanusu]]></category>
		<category><![CDATA[imf]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[karayipler]]></category>
		<category><![CDATA[komplo teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[korsan]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal topraklar]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[nato]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer silah]]></category>
		<category><![CDATA[pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[restore hope]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[somali]]></category>
		<category><![CDATA[süveyş]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[umman]]></category>
		<category><![CDATA[varşova paktı]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=439</guid>
		<description><![CDATA[Yurtdışından bir misafirim vardı 10 gündür. Aslen bir hispanik olması nedeniyle Obama&#8217;nın seçildiğine pek sevinen, hatta zenci ve hispanik ortaklığında beyazlara karşı faşistçe bir zafer gururu taşıyan cici bir kız Patricia. Geçen gün oturmuş önümüzdeki yaz Mısır&#8217;a mı gitsek Karayipler&#8217;de mi sürtsek diye plan yaparken Hindistan&#8217;da patlayan bombaları duymamız üzerine 3. Dünya Savaşı&#8217;nın çıkacağına ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-440" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="bomba" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/bomba.jpg" alt="nuclear bomb" width="410" height="243" />Yurtdışından bir misafirim vardı 10 gündür. Aslen bir hispanik olması nedeniyle Obama&#8217;nın seçildiğine pek sevinen, hatta zenci ve hispanik ortaklığında beyazlara karşı faşistçe bir zafer gururu taşıyan cici bir kız Patricia.</p>
<p>Geçen gün oturmuş önümüzdeki yaz Mısır&#8217;a mı gitsek Karayipler&#8217;de mi sürtsek diye plan yaparken Hindistan&#8217;da patlayan bombaları duymamız üzerine 3. Dünya Savaşı&#8217;nın çıkacağına ve bizim tatil planlarımızın yalan olacağına emin olduk.<span id="more-439"></span></p>
<p>Neden mi çıkacak 3. Dünya Savaşı? Koyu katolik olan ve tüm dinleri iyi araştırmış olan (aslında daha iyi araştırsa Müslüman olurdu ya, neyse) Patricia&#8217;nın ve kutsal toprakların ne zaman İsrail&#8217;in eline geçeceğini merak eden şahsımın düşünceleri hemen aşağıda. Tabi bunlardan önce Somali hakkındaki <a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/2008/12/02/somalinin-kara-belasi-abd/" target="_self">şu yazıyı </a>da okursanız iyi olur.</p>
<p>ABD&#8217;nin Umman ve Etiyopya gibi bölgenin güçlü ülkeleriyle arası gayet iyi. <strong>Ve 1960&#8242;dan beri Somali&#8217;yi kullanmak için can atıyor.</strong> Ancak ne oraya kurduğu kukla hükümetler, ne Etiyopya&#8217;yı Somali&#8217;nin üstüne salması, ne de IMF taktikleri tam olarak işe yaramadı ve ABD hala Berbera&#8217;da kurması gereken üssü kuramadı.</p>
<p><strong>Restore hope operasyonu</strong> ile ağzının payını aldı ABD. Hem Somali milislerine karşı yeni bir gerilla savaşından çekiniyorlar, hem de dünyanın gözü önünde sebepsiz yere Somali&#8217;ye girmeyi kimseye açıklayamayacaklarını biliyorlar.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/wtc.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-441" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="wtc" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/wtc.jpg" alt="" width="410" height="308" /></a>Ama ABD bir şeyler aramayı pek sever. Benim varlığına bile inanamadığım El-Kaide neye sinirlendiyse, durup dururken pek kıymetli World Trade Center&#8217;larına daldı bunların. &#8220;O gün binada hiç Yahudi yokmuş, doları üçe katlayıp bardağın altından bakınca yanan binalar çıkıyormuş&#8221; falan demiyorum ama şunu iyi biliyorum ki, tanıdığımız hiçbir Yahudi işadamı o gün orada değildi. Ve binanın tepesine çarpan uçaklar zemin katta bomba etkisi yapamazlar, fizik kurallarına aykırı bu. Haydi, her şey kitabına uygun yapıldı diyelim, bin Laden denen adamın kimin tarafından nerede yetiştirildiğini sağır sultan biliyor.</p>
<p>S<strong>onuçta ABD bu bahaneyle Afganistan&#8217;a dalmayı başardı.</strong> Bugün sıradan bir internet kullanıcısının <strong>Google Earth</strong> ile dağını ovasını gezdiği Afganistan&#8217;da 2 yıl boyunca uydular, askerler ve her türlü teknolojik ekipmanla Laden Amca&#8217;yı aradılar, bulamadılar.</p>
<p><strong>Sonra sıra Irak&#8217;a geldi.</strong> Dediler ki, &#8220;sende kitle imha silahları var, onları görmemiz lazım.&#8221; Haliyle yalanladı eski öğrencileri Saddam, olmadığını iddia etti. &#8220;O zaman gelip kendimiz ararız,&#8221; dediler ve Irak&#8217;a girip çocuk, genç, yaşlı, kadın, asker, sivil demeden ortalığı dümdüz ederek nükleer silah aradılar. Saddam o kadar aptaldı ki, elindeki nükleer silahları ülkesi işgal altındayken kullanmadı işgalcilere karşı, en sonunda yakalandı ve asılarak idam edildi.</p>
<p><strong>Ülkesi, toprakları, petrolleriyle birlikte ABD ve İngiltere şirketlerine kaldı. Nükleer silahlar bulunamadı.</strong></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/iran.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-442" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="iran" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/iran.jpg" alt="" width="410" height="306" /></a><strong>Irak da tamamlanınca sıra İran&#8217;a geldi.</strong> Aynen onlara da mesaj gönderdiler; &#8220;Sende kitle imha silahları varmış, çok ayıp şeyler bunlar, onları derhal bize teslim et!&#8221; Ama İran&#8217;dan gelen yanıt pek beklendiği gibi değildi. Ahmedinejad tersledi ABD&#8217;yi, &#8220;he var bende kitle imha silahı, göndereyim istersen sana buradan 3-5 tane?&#8221; deyiverdi. İnadına, nükleer füze tatbikatları yaptı çöllerde, &#8220;Ooo, süper çalışıyor yeni ürünler&#8221; diye haberler yaptı televizyonlarda.</p>
<p>Dünyanın en eski 3 medeniyetinden biri olan İran&#8217;a savaş açmak kolay değildir. Bunu ABD de fark etti. Tam da bu farkındalığın üzerine, İran ve Rusya kankalık ilan etti. Putin&#8217;in İran ziyareti, Ahmedinejad&#8217;ın Rusya ziyareti üst üste geldi, ABD&#8217;nin ezeli rakibi Rusya, tarafını belli etti.</p>
<p>Bunun üzerine ABD bir süre sustu ama yıllardır Rusya&#8217;nın dibinde kuzu kuzu yaşayan <strong>Gürcistan, Rusya&#8217;ya baş kaldırmaya başladı.</strong> Hem de ABD&#8217;nin stratejik ortağı (!) olan Türkiye&#8217;nin 1.000.000 YTL&#8217;lik askeri yardımını yanına alarak.</p>
<p>Azerbaycan her zamanki gibi sessiz kaldı, şimdilik sessiz kalmaya da devam edecek. Ermenistan da bir açıklama yapmadı.</p>
<p>Türkiye yardım ettiğini kendi halkına açıklamadı, yöneticiler &#8220;Laik, demokratik bir hukuk ülkesi olarak iki kadim komşumuz olan Rusya ve Gürcistan&#8217;ın anlaşmazlığından hicap duyuyor ve bu çatışmaların kısa zamanda bitmesini diliyoruz, yurtta sulh cihanda sulh&#8221; falan dediler, ikinci adımı atmak üzere emir beklemeye başladılar.</p>
<p>Sonra tüm bu şamata bir anda duruverdi. ABD&#8217;deki <strong>mortgage krizi,</strong> yıkılan domino taşları gibi gelişmiş ülkelerin ekonomisini etkiledi ve küresel bir ekonomik kriz ortaya çıktı. Orta Doğu zaten sefaletin içinde olduğu için krizi pek umursamadı ama Uzak Doğu, -ABD ile çok sıkı ekonomik ilişkiler içinde olan Japonya hariç- krizden faydalanmaya, kendi ekonomisini Avrupa ile yarıştırmaya başladı. Yazılım uzmanı Hindistan, başarılı çalışmalara imza atmaya ve özgün yazılımlarını ortaya çıkarmaya başladı. Çin ucuz işgücünü tüm dünyaya pazarlamaya devam etti. Tayvan, Tayland gibi ülkeler Çin&#8217;i takip etti, Malezya sanayisini ve teknolojisini geliştirmeye devam etti. En tehlikelisi de Pakistan, nükleer silahlarından dünyayı haberdar etti. Gelişmiş ABD ve Avrupa ekonomisi, küçümsediği çekik gözlüler karşısında küçük düşmeye başlamıştı.</p>
<p>Artık tesadüfler zinciri nasıl işledi bilinmez, Afrika&#8217;nın aç ülkesi Somali&#8217;nin İslam milisleri kendi ülkelerinde karınlarını doyuramaz olunca açık denizlere yelken açtılar. Yıllar öncesinin korsanlık hikâyelerini aratmayan bir hız ve kararlılıkla hareket eden korsanlar, Hint Okyanusu&#8217;nda seyahat eden gemileri hangi ülkeye ait olduklarına bakmaksızın (!) yakalayıp kendi ülkelerindeki Eyl Limanı&#8217;na götürmeye başladılar.</p>
<p>(Somali&#8217;nin ülke sınırlarına bakarsanız, <strong>bölünmek için en uygun noktanın Eyl olduğunu görürsünüz.</strong> Eyl&#8217;in tam batısında kalan Etiyopya sınırı durmayıp devam etse, soluğu Hint Okyanusu&#8217;nda alır ve Aden Körfezi tamamen Etiyopya topraklarına katılmış olur. Etiyopya&#8217;nın yıllardır gerçekleştirmek için kıvrandığı bir hayal bu.)</p>
<p>Somalili korsanların uluslar arası sularda yer alan gemileri zırt pırt kaçırması dünyanın dikkatini çekti. ABD, İngiliz, İsveç, Türk, Rus bandıralı demeden her türlü gemiyi kaçırıp Eyl Limanı&#8217;na saklayan korsanlar, açık denizde denk geldikleri Hindistan Donanması&#8217;yla çatışmaya girmekten kaçınmıyorlardı.</p>
<p>Başlarda sadece Hindistan Donanması&#8217;nın Yemen, Umman ve Somali açıklarında yakalamaya çalıştığı ve kimsenin yerini tespit edemediği korsanlar, daha sonra nasıl bir cesarete kapıldıysalar, Somali&#8217;nin Eyl Limanı&#8217;nda ikamet ettiklerini; el koydukları gemiler ve esir aldıkları personelin de burada tutulduğunu, cesareti olanın gelip bunları almasını söyleyerek meydan okudular.</p>
<p>Maersk gibi dev bir nakliye firmasının, 50 petrol tankerinden birini bile tehlikeye atmamak için<strong> Süveyş Kanalı&#8217;nı kullanmak yerine Ümit Burnu&#8217;nu dolanmaya karar vermesi</strong> işin ticari yönünün ne kadar tehlikeye girdiğini gözler önüne serdi.</p>
<p>Rusya&#8217;nın T-72 tanklarla dolu bir gemisini kaptırması, Amerikan ve İngiliz ticari gemilerinin Eyl&#8217;de bekleşmeye başlaması, Rusya&#8217;nın baş düşmanı NATO&#8217;yu da ayağa kaldırdı.</p>
<p>İlginçtir ki, Somalili korsanlar -Rusya hariç- NATO üyesi olmayan ülkelerin gemilerine dokunmadılar. NATO&#8217;nun en yaygaracı üyelerinin Somali&#8217;de el koyulmuş gemileri varken Hırvatistan, Gürcistan ve Ukrayna gibi ülkelerin gemileri yok. Oysa ki bu ülkeler boylarına bakmadan açık denizlerde çok sayıda gemi yüzdüren ülkelerden.</p>
<p><strong>NATO&#8217;nun, ABD emrinde çalışan bir ordular birliği olduğunu hepimiz biliyoruz.</strong> En başta Avrupa ülkelerini Sovyet ve doğu bloku ülkelerinin potansiyel saldırılarından korumak için kurulan NATO, ABD&#8217;nin olaya maydanoz olmasıyla resmen onun emrine girdi, ABD ne derse o oldu. Dışarıda kalanlar da kendileri için<strong> Varşova Paktı</strong>&#8216;nı oluşturdular ama dağılan ülkelerin birliği de fazla uzun yaşamadı. Ve ortalık NATO&#8217;ya kaldı.</p>
<p>Fazla uzağa gitmeye gerek yok, Bosna Hersek&#8217;te, Afganistan&#8217;da, Irak&#8217;ta yapılan katliamlara hiç sesini çıkarmayan NATO, Somali&#8217;de başlayabilecek bir katliama da sessiz kalacak. Zaten adamlar korsanları yüzünden daha şimdiden dünya nezdinde suçlu duruma düştüler.</p>
<p>ABD, düşlediği üsse ulaşmak için eğer Aden Körfezi&#8217;nin girişine şu pek meşhur deniz piyadelerini ve gemilerini yığsaydı, tüm dünyanın tepkilerini üzerine çekecekti. Ama korsanların varlığı, tüm NATO ülkelerini ve haliyle ABD donanmasının da bölgeye gelmesini sağladı. Ezeli rakipler ABD ve Rusya&#8217;nın savaş gemileri, İsveç, İngiliz ve Türk gemileri, Hindistan donanmasıyla birlikte Sudan açıklarında korsan arıyorlar bugünlerde.</p>
<p>Ve korsanlar Eyl Limanı&#8217;nda meydan okumaya, naralar atmaya devam ediyorlar.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-443" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="tajmahalterror" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/tajmahalterror.jpg" alt="" width="410" height="224" />Tam korsanların şarkılarıyla yaşamaya alışmışken, <strong>Hindistan&#8217;da yedi bomba patladı.</strong> Lüks otellere yapılan bombalı ve silahlı saldırılarda 200&#8242;e yakın insan öldü, bir o kadarı yaralandı. Ve ilginçtir, teröristler sadece <strong>Amerikan ve İngiliz</strong> pasaportlu turistleri rehin alıp, diğerlerini serbest bıraktılar.</p>
<p>Amerika ve İngiltere&#8217;nin bu duruma sinirlenmesi sizce de normal değil mi?</p>
<p>Üstelik Hindistan&#8217;ın hemen bir açıklama yaparak bu işi Pakistan gizli servisinin yaptığını iddia etmesi, Pakistan&#8217;ın olayı yalanlamakta gecikmesi hep bir oyunun parçaları gibi gelmiyor mu size de?</p>
<p>Şu maddeleri merak ediyorum:</p>
<p>1.    ABD ve NATO, Laden&#8217;i aramak için Afganistan&#8217;a girdiler, ortalığı talan ettiler ama bol miktarda eroinden başka bir şey bulamadılar.</p>
<p>2.    ABD ve NATO, nükleer silahları aramak için Irak&#8217;a girdiler, ortalığı talan ettiler, Saddam&#8217;ı yakalayıp astılar ama bol miktarda petrolden başka bir şey bulamadılar.</p>
<p>3.    ABD İran&#8217;ı nükleer silahları yüzünden tehdit etti, İran ters yanıt vererek Rusya ile işbirliği yaptı. Bunun üzerine Gürcistan ve Rusya arasında savaş çıktı.</p>
<p>4.    Şimdi <strong>dünya barışını tehdit eden yeni bir unsur</strong> olarak Somali çıktı ortaya. Barışı tehdit eden her ülkeye hizmet etmeye ve demokrasi götürmeye kendini zorunlu hisseden ABD&#8217;nin NATO desteğiyle Somali&#8217;ye girmesinden daha doğal bir şey olabilir mi?</p>
<p>5.    Somalili korsanların dünyaya meydan okur bir tavırla yerlerini belli etmesi ve sadece NATO üyesi olan ülkelerin ticari gemilerine el koyması aptallık mı, tesadüf mü? Bu adamlar Eyl Limanı&#8217;nda o gemilerin geri alınmasının fazla uzun sürmeyeceğini bilmiyorlar mı?</p>
<p>6.    Hindistan&#8217;da gerçekleşen terör saldırılarının, Somalili korsanları terbiye etmek üzere NATO gemilerinin Hindistan Donanması&#8217;yla birlikte Aden Körfezi ve Sudan açıklarında devriyeye başlamasıyla aynı güne denk gelmesi bir tesadüf mü?</p>
<p>7.    Eskiden beri savaşan, savaşı pek seven ve nükleer silahlara sahip olduğu bilinen Pakistan&#8217;ın, gizli servis veya piyonlar aracılığıyla Hindistan&#8217;da sivil halka terör saldırıları düzenlediği, ABD ve İngiltere vatandaşlarını rehin aldığı iddia edildiğinde, bu iki ülke NATO&#8217;yu o ülkeye sürüklemeden durabilir mi?</p>
<p>8.    Hindistan&#8217;da bombaların patlamasından 2 gün önce Türkiye Başbakanı&#8217;nın orada olması bir tesadüf mü?</p>
<p>9.    Hindistan, eskiden beri savaş halinde olduğu Pakistan ile uzak patronu İngiltere&#8217;nin güdümünde bir savaşa girişebilir mi?</p>
<p>10.    Pakistan haritasının değişmesi halinde dört bir tarafı ABD ordusu tarafından kuşatılacak olan İran&#8217;ın hali nice olur?</p>
<p>Şu pek ünlü kutsal toprakların Sam Amca&#8217;nın eline geçmesi bu kadar açık seçikken, bu noktadan geri dönüş olabilir mi?</p>
<p>Kızıldeniz çevresine dikkatle bakıyoruz:</p>
<p>İki mini ülke Kuveyt ve Katar birer ABD mandası. Irak zaten ABD&#8217;ye ait. İran&#8217;ın doğusunda sadece iki ülke var: Afganistan ve Pakistan.</p>
<p>İran&#8217;ın kuzeybatısında kalan kutsal topraklara kuzeyden girmek Rus engeli yüzünden bu kadar zorlaşmışken, doğudan zorlamak neden boş bir hayal olsun?</p>
<p>Ancak Hindistan ve Pakistan sınırında, Keşmir&#8217;de gerçekleşebilecek olan bir savaş kısa sürede bitmez, NATO da bu işin içine çekildiğine göre capcanlı bir 3. Dünya Savaşı bizi bekliyor dersek çok mu abartmış oluruz?</p>
<p>Türkiye&#8217;nin doğusundaki iki tane tırt ülke, arkalarında ABD olmadan ne işe yarar? Ermenistan zaten hazır, Irak&#8217;ın kuzeyine kurulacak bir Kürt Devleti bu toprakları tamamen gelecekteki kutsal (!) görevlerine hazırlar. Eh, İran da halledildikten sonra sıra Türkiye&#8217;ye gelir, çünkü bu kutsal mı kutsal, cici mi cici toprakların büyük bölümü Türkiye sınırları içinde kalıyor.</p>
<p>Tüm bu nedenlerle, ben abarttığımızı sanmıyorum, finalde buluşmak üzere birkaç yıl içinde herkesi Türkiye&#8217;ye bekliyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/merakla-beklenen-3-dunya-savasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demiryolları komünist işi midir?</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/demiryollari-komunist-isi-midir.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/demiryollari-komunist-isi-midir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 02:26:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[demir yolları]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=384</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nu üstteki taşıt yok etti. Eğer aptallığa devam edersek, alttaki de Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni yok edecek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/11/tren1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-385" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="tren1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/11/tren1.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nu üstteki taşıt yok etti.</p>
<p>Eğer  aptallığa devam edersek, alttaki de Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni yok edecek.<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/11/tren21.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-387" style="float: left;" title="tren21" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/11/tren21.jpg" alt="" width="400" height="267" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/demiryollari-komunist-isi-midir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reklam!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/reklam.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/reklam.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 22:39:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=382</guid>
		<description><![CDATA[Aza kanaat etmeyen çoğunu bulamaz! Kodumunun kapitalizmi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/11/adsaz.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-381" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/11/adsaz.jpg" alt="magnum cikolata" width="400" height="230" /></a></p>
<p>Aza kanaat etmeyen çoğunu bulamaz! Kodumunun kapitalizmi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/reklam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kâr Demokrasisi, Ergenekon, Türban, Ulan?!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kar-demokrasisi-ergenekon-turban-ulan.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kar-demokrasisi-ergenekon-turban-ulan.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 13:15:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yigit Ezel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[arzuhan doğan yalçındağ]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[tüsiad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[AKP hükümetinin ekonomi programlarına farklı çevrelerden farklı tepkiler gelse de, çok değişik bir programmış gibi yansıtılmasını, devrim ve reform olarak lanse edilmesini hiç hazmedememişliğim vardır. Çünkü, zenginin zenginleşmesi, fakirin fakirleşmesi içerikli programları çok gördü ülkem insanı, yani ülke ekonomistleri programı öyle bir araştırıyor, öyle bir yorumluyor, öyle mükemmel ve karmaşıkmış gibi lanse ediyor ki, sanarsınız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/04/turtur.jpg" alt="" width="274" height="190" />AKP hükümetinin ekonomi programlarına farklı çevrelerden farklı tepkiler gelse de, çok değişik bir programmış gibi yansıtılmasını, devrim ve reform olarak lanse edilmesini hiç hazmedememişliğim vardır. Çünkü, zenginin zenginleşmesi, fakirin fakirleşmesi içerikli programları çok gördü ülkem insanı, yani ülke ekonomistleri programı öyle bir araştırıyor, öyle bir yorumluyor, öyle mükemmel ve karmaşıkmış gibi lanse ediyor ki, sanarsınız ekonomi ve kalkınma programı değil, uzay modülü icat etmişler.</p>
<p><span id="more-259"></span></p>
<p>Ekonomik program incelendiğinde, emperyalist sermayenin ülke içinde elleyip büzüştürmediği tek bir nokta kalmaması, IMF borçlarının tıkır tıkır ödenmesi, &#8220;yerli emperyalist&#8221; sermayenin kârının arttırılması gibi amaçlar göze çarpıyor. Hayır yani ekonomicileri de yormaya gerek yok, al bir önceki programı onu uygula değil mi? Program, özelleştirmeleri, emperyalist tekellerin ülkeye çekilmesini, IMF ile ilişkilerin, ülkemizin zenginliklerinin yok pahasına satılıp peşkeş çekilmesini, işsizliğe çare, istihdam ve yatırıma kaynak yaratma gibi palavralarla pazarlanıyor.</p>
<p>Demokrasi kavramı en çok AKP döneminde tartışıldı, demokratikleşme demogojisi en fazla bu dönemde gerçekleşti. Kurumsallaşmış faşizm her şeyi eline aldıkça, hukuksuzluk ayyuka çıktıkça demokrasi söylemleri sadece AKP&#8217;ye özgü değildir.</p>
<p>Hükümet programına bir tepki de TÜSİAD&#8217;dan geliyordu. Halka &#8220;TÜSİAD ekonomi programını beğenmedi&#8221; diye yansıtıldı bu tepki. Neydi TÜSİAD&#8217;ın beğenmediği ?</p>
<p>TÜSİAD başkanı Arzuhan Yalçındağ, hükümetin şeffaf olmadığından, programın &#8220;kendi beklentilerini&#8221; karşılamadığından dem vuruyor, ekonomik ve demokratik reformlardan söz ediyor, hatta AB ile ilişkileri iyi tutmak, ticari ilişkilere balta vurmamak açısından 301. maddenin değiştirilmesini bile istiyordu! Yani istedikleri demokrasi tamamiyle kâr demokrasisi!</p>
<p>İlk bakışta TÜSİAD&#8217;ın açıklamaları doğru değerlendirilmediğinde sanki hükümet lehine bir program ortaya koymuş, TÜSİAD programdan hiç memnun kalmamış gibi yansıtılıyor, bu ortam yaratılıyor.</p>
<p>Çok olmadı açıklanalı; &#8220;<em>Sabancılar&#8217;ın 6 aylık kârının yüzde 93 arttığı ve 616 milyon YTL olduğu</em>&#8220;, bunun yanında ülkemizde &#8220;<em>açlık sınırının 628 YTL olduğu, 26 milyon insanımızın açlık sınırı altında olduğu&#8230;</em>&#8221; Bunlar AKP döneminde oldu ve tekeller kârlarına kâr katarken, tarihlerinde hiç görmedikleri kâr oranlarına ulaşırken, halk açlığın ve sefaletin uçurumuna gidiyor. Ama patronlar yine de memnun değil. Daha vazla kâr diyorlar, yücelikleri güvence altına alınsın istiyorlar.</p>
<p>AKP&#8217;nin önümüze koyduğu ısıtılmış türban meselesi ise ayrı bir ticari kâr alanı. Cemil İpekçi bile işin içine girdiyse daha ne dolaplar dönüyordur hehe. Yani türban serbest bırakılmazsa moda sektörü büyük bir çıkmazın içine girecek, FHM dergisi &#8220;soyacak kimseyi bulamadık&#8221; diyerek çalışanlarını soymaya başlayacak, Cemil İpekçi kumaşlarla yatıp kalkmayacak, mankenlerimiz ekmek için dilenecek!</p>
<p>AKP demokrasisi hakkında öyle çok atılıp tutuldu ki iş parti kapatma davasına kadar geldi. Yakın zamanda DTP&#8217;nin kapatılmasına destek çıktığını unutan partiler bile &#8220;demokraside parti kapatma mı olur&#8221; diye ayaklandı. Zamanında AKP&#8217;ye karşıtlığı bilinen MHP bile türban konusunda AKP ile yan yana mücadele verip kendisini protesto eden emekli askerlere saldırdı!</p>
<p>AKP, kapatılma davasının paralelinde yürüttüğü Ergenekon operasyonu için Doğu Perinçek, İlhan Selçuk gibi isimleri göz altına aldı! Yani koskoca NATO&#8217;nun GLADIO&#8217;su altında bu küçük adamlar var! Ergenekon ve derin işlerin altındaki MİT isimlerini, askerleri deşifre etmeden bu operasyonu bu küçük adamlara yıkmak hiç de samimi bir hadise değil.</p>
<p>Gelecek dünden belliydi. Koltuklar lüks, dönüyor. Üstüne oturanı da!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kar-demokrasisi-ergenekon-turban-ulan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yürü Be Koca Ertuğrul!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yuru-be-koca-ertugrul.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yuru-be-koca-ertugrul.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Oct 2007 13:56:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[Sen ki ruhuna celp gelmiş cesur bir vatanseversin! Sen ki üç kıtaya nam salmış Osmanlı&#8217;nın torunusun! Sen ki Doğan Medya Filosu&#8217;nun amiral gemisinin kaptanısın! Sen ki psikolojik harbin kitabını yazmış adamsın! Sen ki şarabın en iyisinden anlarsın! Kim tutar seni!!! 3-5 F16 ve 30-40 sorti, hop Irak gitti 20 yıl geriye. 20 yıl sonra 30-40 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sen ki ruhuna celp gelmiş cesur bir vatanseversin!</p>
<p>Sen ki üç kıtaya nam salmış Osmanlı&#8217;nın torunusun!</p>
<p>Sen ki Doğan Medya Filosu&#8217;nun amiral gemisinin kaptanısın!</p>
<p>Sen ki psikolojik harbin kitabını yazmış adamsın!</p>
<p>Sen ki şarabın en iyisinden anlarsın!</p>
<p>Kim tutar seni!!!</p>
<p><span id="more-149"></span>3-5 F16 ve 30-40 sorti, hop Irak gitti 20 yıl geriye. 20 yıl sonra 30-40 sorti daha yaparız Amerika&#8217;nın o günlerde bıkıp bize kakalayacağı F22&#8242;lerle.</p>
<p>Amerika mı çıkacakmış karşımıza?</p>
<p>Geçen ay küfrettiğimiz İran&#8217;a Suriye&#8217;yi de kattık. Üzerine bir de Rusya ekledik. Pembeleşene kadar hafif ateşte&#8230;</p>
<p>Pardon.</p>
<p>Amerika&#8217;nın arka bahçesi Latin Amerika&#8217;yı unutmuşuz.</p>
<p>Onu da ekledik. Şehitler ölmez, dünya bölünmez. Hepimiz birleşir dalarız bu Amerikan peşmergelerine.</p>
<p>Sefer görev emrimizi verdin. Hangi sıfatla bu emri verdin ve hepimizi asker ilan ederek &#8220;Emredersiniz komutanım&#8221; dememiz gerektiğini söyledin bilmiyorum. Ama iyi demişsin ha, fena gaza geldim. Dolduruşa gelmeden, oraya buraya saldırmadan, öfkemizi iyi yöneterek&#8230; Ne yapmamız gerekiyor? Öfkeni iyi <strong>yönettiğini</strong> ve hedefine <strong>yönelttiğini</strong> görüyoruz. Biz ne yapmalıyız? Kaç şişe Cebernet Sauvignon devirmemiz gerekir senin kadar zeki olabilmek için?</p>
<p>Ah be Ertuğrul Abim. Aşmadık o gece ses duvarını. İndirmedik bin-iki bin pencere camını. Düşük yaptıramadık Iraklı hain kadınlara, korkudan altlarına yapan minik çocuklar daha o yaşta &#8220;Düşman geliyor! Türkler geliyor!&#8221; çığlıklarıyla bilenmediler bize. Veremedik o dersi.</p>
<p>Gidelim savaşa! Sen de önümüzde manga komutanımız olursun. Kuzey Irak&#8217;ın fethini tamamladığımız gece Ercan Saatçi piyano çalar, sen de bize o eşsiz şaraplarından ikram edersin. Bir kan gölünün ortasındaki adacıkta, arkadaşlarımızın cesetleri yanıbaşımızdayken kutlarız zaferimizi.</p>
<p>Generalimiz teşhisi koymuş, bize laf mı düşer artık?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yuru-be-koca-ertugrul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

