Darbeci baro eylemi
İstanbul Barosu üyeleri dün “yargıya ve ülkene sahip çık” yürüyüşü yapmışlar. Yapsınlar, haklarıdır. Eylem yapmaya, sokaklarda yürüyüp yaygara çıkarmaya hiçbir zaman olumlu gözle bakmasam da, özgür ve demokratik bir ülkede böyle bir hakka sahip olduğumuzu biliyorum.
Çıkarsın, eylemini yaparsın, yandaşlarınla birlikte bol bol bağırıp ne kadar kalabalık ve güçlü olduğunuzu düşünürsün. O sürüye dahil olmak, kişiye kendini çok güçlü hissettirir, buna eminim. O eylemlerde yeni partilerin temelleri atılabilir, rejim bile değiştirilebilir. Hayal kurmak bedavadır çünkü. Çevresindeki herkes o kişiyle aynı fikirdeyse bu, dünyayı ele geçirmeye sadece bir adım kalmış gibi hissettirebilir. Konu o değil.
Baro üyeleri yürüyüş yaparken, en doğal hakkını kullanan Genç Siviller de Taksim Square Otel’in bir penceresine, üzerinde “DARBECİ BARO” yazan pankart astılar. Cübbeli avukatların yürümesi, eylem yapıp slogan atması ne kadar yasalsa, Genç Siviller’in otele astığı pankart da o kadar yasaldı.
Fakat “bağımsız yargıdan, faşizme karşı omuz omuza olmaktan” bahseden avukat kalabalığı, bir anda kendi eylemini unutup Genç Siviller’in pankart astığı oteli basmaya kalkıştı. Bana tuhaf gelen de bu oldu.

Yiğit Özgür Andımız’la dalga geçmiş! Yiğit Özgür’e erişim engellenmeli! Bu karikatürü 23 kişiye gönderirseniz Patricia Teyze ve forward maillerle beslenen manyak torunları, Uykusuz’un kapısına “Bu yiğide erişim engellenmiştir,” yazan bir tabela asacaklarmış.
Şu anda İsveç’te yaşayan Doğu Türkistanlı bir arkadaşım var. 1997′de, ilk göç dalgalarından biriyle gelmişti Türkiye’ye. Çalıştığım şirkette işe başlaması tanışmamıza ve Doğu Türkistan’da olan biteni öğrenmeme vesile olmuştu.
Şu ülkenin medyasından zerre hazetmiyorum. Gazeteleri paçavraya, gazeteciliği çapulculuğa çevirdiler. Haberlere göz atarken bir şey dikkatimi çekti, merak edip okudum.



Son Yorumlar