Etiket Arsivi: formula 1

2008 Formula 1 Sezonu Başlarken…

Formula 1 LogoSon yarışa kadar belli olmayan şampiyonuyla, eskiden beri var olduğu bilinen teknoloji casusluğunda patlayan en büyük bombayla ve Kimi Raikkonen?in Formula 1 pistlerinin en şanssız pilotu unvanını bırakıp dünya şampiyonluğunu kapmasıyla tamamlanan 2007 sezonunun ardından, artık gözler birkaç gün sonra başlayacak olan 2008 sezonunda.

Hareketli geçen sezonun tamamlanmasının ardından biraz dinlenip sakinleşme ihtimali olan F1 camiası, beklenenin aksine transfer sezonunda da oldukça hareketliydi.


Devam

Casusluğun bedeli 100 milyon dolar

Bruce McLaMcLaren 1966ren elleriyle yaptığı ve ismini verdiği McLaren Ford M2B ile 1966 Monaco Grand Prix’sinde ilk ciddi yarışına çıktığında Formula 1 dünyasının gelecekte nasıl şekilleneceğini hiç düşünmüş müydü acaba…

McLaren oyuna dahil olduğunda Formula 1 henüz 16 yaşındaydı. Başlarda Ford motoru kullandılar, sonra bir süre Alfa Romeo ve yeniden Ford. Sonra bir süre TAG, onun ardından Honda ile nefes kesen bir efsane yıllar listesi, sonra Mercedes ile inişli çıkışlı bir McLaren klasiği…


Devam

Bir çocuk hayal kurdu: Soichiro Honda

ford model tGeçtiğimiz yüzyılın başlarında, takvimler 17 Kasım 1906′yı gösterirken, Rus-Japon savaşının Japonya’yı alt üst ettiği günlerde Komyo’da bir çocuk doğar. Saki içip oğluna kardeş getirmek için didinmekten eve para getirmeye fırsat bulamayan babası nedeniyle, kendisinden sonraki sekiz kardeşinin bakımı konusunda aile bütçesine katkıda bulunmak zorunda kalan Soichiro Honda, bir bisiklet tamircisinde çalışmaya başlar.

Savaşın bitmesinin ardından Tokyo Garajı’na çırak verilir. Otomobillerle ilk kez burada, bir Ford Model T sayesinde tanışan minik Soichiro, bu gürültülü makinelerin dünyasına aşık olur. Henüz 17 yaşındadır ama içindeki aşkla işi çözer, değme şoförlerden iyi park etmeye, bulduğu otomobillerle garajın çevresinde oradan oraya dolanmaya başlar. Boş vakitlerinde otomobillerdeki eksiklikleri tespit eder, kendince yeni tasarımlar yapar.


Devam

Bir İstanbul Rüyası

Bir İstanbul Grand Prix daha geldi geçti. Aslına bakarsanız televizyondan izleyenlerin gayet sıkıldığına emin olduğum bir yarıştı bu. Çünkü ne bir geçiş hamlesi, ne de başka bir aksiyon görebildik. Bütün takımların taktik savaşına yüklenmesinin olası sonuçlarından biriydi bu. Jenson Button’ın gerilerden başladığı yarışı 13. sırada tamamlaması ve Heidfeld’in puan alması dışında pek sürprize de rastlamadık.

Istanbul Grand Prix

Ancak padok her zamanki gibi eğlenceliydi. Yarışı izlemeye gelen eski şampiyonlar ve Türkiye’nin alkışlarla yaşayan kesimi işin magazin yönünü oldukça eğlenceli hale getirmişti.


Devam

Skor değil spor

Skor için değil, eğlence için futbol seyretmeyi özlemişiz. Önceki akşam Ali Sami Yen’de gerçekleştirilen F1 pilotları – All Stars karşılaşmasını izlerken fark ettim bunu. Sahadakilerin oyunda ne kadar eğlendiğini görünce, spor karşılaşmalarında eğlencenin amatör ruhta saklı kaldığını anlıyor insan.

Felipe Massa Cuneyt Tanman MucadelesiElbette profesyonel karşılaşmalarda bunu beklemek safdillik olacaktır. Ama sahada kavga eden futbolcuları, tribünlerde birbirini boğazlayan taraftarları görmek yerine bu tip bir aktiviteyi izlemek keyifliydi. Günün tek üzücü yanı geliri hayır kurumlarına bağışlanacak olan bu karşılaşmayı izlemeye sadece 2.000 taraftarın gelmesiydi. Ancak yapılan reklam çalışmalarının da yeterli olmamasına bağlıyorum bunu. Konuyla ilgili birçok taraftarın bile bu maçın gerçekleşeceğinden haberi yoktu.


Devam