Etiket Arsivi: gezi

Gittim Gezdim Geldim / Eskişehir

altayNevşehir’de son bulduğumuz otobüsle planlarımızın aksine beklenmedik bir şekilde Kayseri’ye geri dönmüştük. Konya’ya gidemeyeceğimizi anlayınca rota üzerindeki son değişikliği yapıp geceyi yolda geçirerek Eskişehir’e dönmeyi ve batıyı gezmeye karar verdik. Kayseri’den Eskişehir’e direkt tren bulamayınca, nasıl olsa Ankara’dan buluruz diyerek başkente gittik ilk önce. Ankara’yı ilk gidişimizde sevmemiştik ve bu yüzden vaktimizi garda katletmeye karar verdik.

Başkentte hiç hesapta olmayan bir sürprizle karşılaştık. Yollardaki bakım nedeniyle Ankara-Eskişehir arası ulaşım, normal trenlerden YHT’ye devredilmiş (YHT=Yüksek Hızlı Tren-Kısaltmayı tersten okuyunca THY oluyor, gizli mesaja dikkat!). YHT lüks bir tren çeşidi, hem de yeni. Dolayısıyla yeni olana azami kıymet verme hastalığı TCDD’de de tezahür ediyor. O yüzden parası olmayanı almıyorlar yüksek hızlı trenlere. Dolayısıyla bizim tren tur kartlarımız da bir işe yaramıyor ve gişeye gerekli meblağı yatırdıktan sonra Eskişehir yolcusu oluyoruz.
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir

yolBıyıkları yeni yeni terlemeye başlayan haspam, üzerinde firma logosunun olduğu kravatı da boynuna bağlayınca iyice adam etmiş kendisini. Bavulları büyük bir iş bitiriyormuş gibi yerleştiriyor bagaja. Hepiniz muhtaçsınız bana bakışlarını da oturtmuş gözlerine. Sorulara, muhatabının yüzüne bakmadan yarım ağız cevap veriyor. İşi bittikten sonra dünyanın yükünü sırtlamış insanın yüzündeki yorgunlukla etrafı kolaçan ederek yakıyor sigarasını. Şimdi gerçek kimliğine bürünüyor işte. Suratına oturttuğu büyük adam maskesi sigarayla görülme korkusuna direnemeyerek yavaş yavaş kayıyor çenesine doğru. Sigarayla yakalanınca büyük bir hızla 14 yaşındaki haline geri dönüyor yeni yetme.
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3

altayesirogluKayseri’de çok kişiyle sohbet ettik. Nerelere gidebileceğimizi, nereleri görmemiz gerektiğini yaklaşık olarak biliyorduk ama Kayserililer de anlattıklarıyla planlarımıza katkı yaptılar. Görmemiz gereken yerlere bir de Ali Dağı’nın eteklerinde kurulan ve Kayseri’nin beş merkez ilçesinden biri olan Talas Mahallesi eklendi. Kayseri, geçmişten beri Orta Anadolu’da hem ticaret açısından hem de siyasi açıdan önemli bir bölge. Büyük İskender’den tutun Osmanlılar’a kadar birçok medeniyeti görmüş yerlerimizden birisi. Talas’ı diğerlerinden ayıran en önemli özellik ise üç ırkın uzun süre kardeş kardeşe yaşadığı mahal olması. Türkler, Ermeniler ve Rumlar, Türk-Yunan nüfus mübadelesine kadar asırlarca kapı komşuluğu yapmışlar burada.

Talas Mahallesi’nde hala daha o ‘eski’nin kokusu alabiliyorsunuz. Birçoğu tarihi eser olan evlerin korunmasına büyük hassasiyet göstermişler. Şu anda bu evlerde hala daha yaşamını sürdüren aileler var. Modernizmin cazibesine kapılıp o cânım evleri apartmanlarla değiştiren ev sahipleri de yok değil tabii ki.
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2

fotoo1Araya Ramazan girdi, sigara yanmayınca devamını da getiremedik. Kaldığımız yerden anlatmaya başlayalım şimdi. Kayseri’deki ilk geceyi sıkıntıyla atlattık. Sabah saat 07.30 civarında gar görevlisi ve bir deli bağıra çağıra uyandırdı bizi. Sanırım deli olan yaşlı amca, bizi farkedip, içeride iki tane lavuk uyuyor diye gar görevlisine ispiyonlamış. “Kalkın lan! Uyunur mu burada!?” sesleri arasında gözümü açtığımda burada daha fazla barınamayacağımızı uykumu almış olmanın verdiği coşkuyla kabullendim ve rahata kavuşmuş insanlara özgü gülümsemeyle çıktık mescitten dışarı. Kapıda bizi bekleyen delinin, “Döğerler olum döğerler adamı, polisler gelir döğer, Allah’ın evinde yatılır mı, döğerler!” diye kulağımı söylenmesi bile sinirlendirmedi beni (E be amca bizde Allah’a sığınmıştık zaten).
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1

kayseriAnkara’dan kaçmayı başardıktan sonra sırada Kayseri vardı. Kayseri ilgimi hiç çekmeyen bir şehir. Hani bazı yerler vardır, görmeden ölseniz gözünüz açık gitmez. Kayseri böyle bir yerdi benim için. Ama orasını da bir geçiş noktası olarak belirlemiştik. Görürsek de gözümüz çıkmazdı. Bu niyetle düştük pastırma diyarına.

İstanbul’dan trene bindiğimizde aynı kompartımanda Kayserili bir gençle tanışmıştık. Kayseri’yi bize yüzeysel olarak anlattı. Ona göre Kayseri iki saat içinde gezilip bitirilebilecek bir yerdi, biz de ona güvenerek plan yaptık. Kayserili delüğanlı bize gezilebilecek yerlerin listesini verdi, “gelirsiniz mutlaka görüşelim ben sizi gezdiririm” diye de teklif etti.

Konaklamayı trende yapabilmek için Ankara’dan Kayseri’ye giden son trene bindik ve saat 03.00 civarında Boğazköy diye bir yerde indik. Gecenin bir yarısı gayet ürkütücü bir yerdi, Hostel filmini anımsatıyordu. Kapkaranlık bir ovada sadece bir sokak lambasıyla aydınlanan 70 metrekarelik bir yerdi Boğazköy İstasyonu… TCDD’nin servisiyle şehir merkezindeki Kayseri Garı’na geldik. Trendeki çenesini tutamayan pezevenklerden dolayı uyku işini tam anlamıyla halledemediğimiz için gecenin geri kalan kısmını da uykuyla geçirmeyi hesaplıyorduk ancak saat 03.30’da ilk defa geldiğimiz bir yerde nasıl uyuyacağımızı da bilmiyorduk. Gardaki bütün oturaklar başkaları tarafından kapılmıştı ve herkes yatar vaziyetteydi. Ağustos’un ilk gününde hava ayaz mı ayaz olmasaydı dışarıdaki banklarda da yatabilirdik aslında.
Devam