Etiket Arsivi: gittim gezdim geldim

Gittim Gezdim Geldim / Balıkesir

altayyHava akşama dönmek üzereyken Eskişehir’den Balıkesir’e doğru yola çıktık. Gezinin en sıkıntılı, en iğrenç, en bezdiren, çocuklardan lanet ettiren yolculuğu başlamıştı. Kayseri’ye giderken trende gecenin bir yarısı bağıra çağıra konuşan yavşaklardan edindiğimiz tecrübe gereği trende uyumak zordu ve bunu en iyi çözebilecek olan da bir uyku ilacıydı. O güvenle bindik trene…

Yaptığımız yolculuktan bahsedeyim biraz. Vagonumuz, TCDD’nin diğer vagonlarına nazaran gayet kaliteliydi. Ancak içindeki karaktersizlerin kalitesi için aynı şeyi söyleyemiyorum. Yaklaşık yetmiş kişinin aynı anda yolculuk yaptığı pullman vagonun popülasyonunun yirmi kişilik kontenjanını 0-6 yaş grubuna ait çocuklar oluşturuyordu. Koltuklarımız en manyak ailelerin ve onların çocuklarının olduğu bölümün tam ortasına denk gelmişti. Arkamda ayağını koltuğa vuran bir velet, sağımda ise yere oturup oyun oynamaya çalışan bir sürü gerizekalı yavru vardı Balıkesir yolculuğunda.
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Eskişehir

altayNevşehir’de son bulduğumuz otobüsle planlarımızın aksine beklenmedik bir şekilde Kayseri’ye geri dönmüştük. Konya’ya gidemeyeceğimizi anlayınca rota üzerindeki son değişikliği yapıp geceyi yolda geçirerek Eskişehir’e dönmeyi ve batıyı gezmeye karar verdik. Kayseri’den Eskişehir’e direkt tren bulamayınca, nasıl olsa Ankara’dan buluruz diyerek başkente gittik ilk önce. Ankara’yı ilk gidişimizde sevmemiştik ve bu yüzden vaktimizi garda katletmeye karar verdik.

Başkentte hiç hesapta olmayan bir sürprizle karşılaştık. Yollardaki bakım nedeniyle Ankara-Eskişehir arası ulaşım, normal trenlerden YHT’ye devredilmiş (YHT=Yüksek Hızlı Tren-Kısaltmayı tersten okuyunca THY oluyor, gizli mesaja dikkat!). YHT lüks bir tren çeşidi, hem de yeni. Dolayısıyla yeni olana azami kıymet verme hastalığı TCDD’de de tezahür ediyor. O yüzden parası olmayanı almıyorlar yüksek hızlı trenlere. Dolayısıyla bizim tren tur kartlarımız da bir işe yaramıyor ve gişeye gerekli meblağı yatırdıktan sonra Eskişehir yolcusu oluyoruz.
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir

yolBıyıkları yeni yeni terlemeye başlayan haspam, üzerinde firma logosunun olduğu kravatı da boynuna bağlayınca iyice adam etmiş kendisini. Bavulları büyük bir iş bitiriyormuş gibi yerleştiriyor bagaja. Hepiniz muhtaçsınız bana bakışlarını da oturtmuş gözlerine. Sorulara, muhatabının yüzüne bakmadan yarım ağız cevap veriyor. İşi bittikten sonra dünyanın yükünü sırtlamış insanın yüzündeki yorgunlukla etrafı kolaçan ederek yakıyor sigarasını. Şimdi gerçek kimliğine bürünüyor işte. Suratına oturttuğu büyük adam maskesi sigarayla görülme korkusuna direnemeyerek yavaş yavaş kayıyor çenesine doğru. Sigarayla yakalanınca büyük bir hızla 14 yaşındaki haline geri dönüyor yeni yetme.
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3

altayesirogluKayseri’de çok kişiyle sohbet ettik. Nerelere gidebileceğimizi, nereleri görmemiz gerektiğini yaklaşık olarak biliyorduk ama Kayserililer de anlattıklarıyla planlarımıza katkı yaptılar. Görmemiz gereken yerlere bir de Ali Dağı’nın eteklerinde kurulan ve Kayseri’nin beş merkez ilçesinden biri olan Talas Mahallesi eklendi. Kayseri, geçmişten beri Orta Anadolu’da hem ticaret açısından hem de siyasi açıdan önemli bir bölge. Büyük İskender’den tutun Osmanlılar’a kadar birçok medeniyeti görmüş yerlerimizden birisi. Talas’ı diğerlerinden ayıran en önemli özellik ise üç ırkın uzun süre kardeş kardeşe yaşadığı mahal olması. Türkler, Ermeniler ve Rumlar, Türk-Yunan nüfus mübadelesine kadar asırlarca kapı komşuluğu yapmışlar burada.

Talas Mahallesi’nde hala daha o ‘eski’nin kokusu alabiliyorsunuz. Birçoğu tarihi eser olan evlerin korunmasına büyük hassasiyet göstermişler. Şu anda bu evlerde hala daha yaşamını sürdüren aileler var. Modernizmin cazibesine kapılıp o cânım evleri apartmanlarla değiştiren ev sahipleri de yok değil tabii ki.
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2

fotoo1Araya Ramazan girdi, sigara yanmayınca devamını da getiremedik. Kaldığımız yerden anlatmaya başlayalım şimdi. Kayseri’deki ilk geceyi sıkıntıyla atlattık. Sabah saat 07.30 civarında gar görevlisi ve bir deli bağıra çağıra uyandırdı bizi. Sanırım deli olan yaşlı amca, bizi farkedip, içeride iki tane lavuk uyuyor diye gar görevlisine ispiyonlamış. “Kalkın lan! Uyunur mu burada!?” sesleri arasında gözümü açtığımda burada daha fazla barınamayacağımızı uykumu almış olmanın verdiği coşkuyla kabullendim ve rahata kavuşmuş insanlara özgü gülümsemeyle çıktık mescitten dışarı. Kapıda bizi bekleyen delinin, “Döğerler olum döğerler adamı, polisler gelir döğer, Allah’ın evinde yatılır mı, döğerler!” diye kulağımı söylenmesi bile sinirlendirmedi beni (E be amca bizde Allah’a sığınmıştık zaten).
Devam