Etiket Arsivi: gittim gezdim geldim

Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1

kayseriAnkara’dan kaçmayı başardıktan sonra sırada Kayseri vardı. Kayseri ilgimi hiç çekmeyen bir şehir. Hani bazı yerler vardır, görmeden ölseniz gözünüz açık gitmez. Kayseri böyle bir yerdi benim için. Ama orasını da bir geçiş noktası olarak belirlemiştik. Görürsek de gözümüz çıkmazdı. Bu niyetle düştük pastırma diyarına.

İstanbul’dan trene bindiğimizde aynı kompartımanda Kayserili bir gençle tanışmıştık. Kayseri’yi bize yüzeysel olarak anlattı. Ona göre Kayseri iki saat içinde gezilip bitirilebilecek bir yerdi, biz de ona güvenerek plan yaptık. Kayserili delüğanlı bize gezilebilecek yerlerin listesini verdi, “gelirsiniz mutlaka görüşelim ben sizi gezdiririm” diye de teklif etti.

Konaklamayı trende yapabilmek için Ankara’dan Kayseri’ye giden son trene bindik ve saat 03.00 civarında Boğazköy diye bir yerde indik. Gecenin bir yarısı gayet ürkütücü bir yerdi, Hostel filmini anımsatıyordu. Kapkaranlık bir ovada sadece bir sokak lambasıyla aydınlanan 70 metrekarelik bir yerdi Boğazköy İstasyonu… TCDD’nin servisiyle şehir merkezindeki Kayseri Garı’na geldik. Trendeki çenesini tutamayan pezevenklerden dolayı uyku işini tam anlamıyla halledemediğimiz için gecenin geri kalan kısmını da uykuyla geçirmeyi hesaplıyorduk ancak saat 03.30’da ilk defa geldiğimiz bir yerde nasıl uyuyacağımızı da bilmiyorduk. Gardaki bütün oturaklar başkaları tarafından kapılmıştı ve herkes yatar vaziyetteydi. Ağustos’un ilk gününde hava ayaz mı ayaz olmasaydı dışarıdaki banklarda da yatabilirdik aslında.
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Ankara

yolculukGezinin İstanbul ayağından başlayayım anlatmaya. Emir Akın’la birlikte trenle Türkiye turuna karar verdikten sonra güç bela bir araya gelip gezinin planını yapmaya başladık. İlk olarak backpacklerimizi hallettik ve Sirkeci Garı’na gidip tren tur kartlarımızı aldık. “Demirağlarla ördük ana yurdu dört baştan” diyerek Haydarpaşa Garı’ndaki son trene atladık büyük bir heyecanla.

İstanbul’dan ayrıldıktan sonra ilk durağımızı Eskişehir olarak belirlemiştik. Saat 04.00’te Eskişehir Garı’na ulaştık, görevliyle yaptığımız ufak bir görüşmeden sonra Kayseri’ye gidecek trenin 24 saat sonra olduğunu öğrenince tekrar trene dönmeye ve günü Ankara’da geçirmeye karar verdik. Tabi bu arada bizim tren ufak ufak yol almaya başlamıştı, geç farkettik. Hemen depara kalktık ve trene yetişmeyi başardık. Hızlanmaya başlayan trenin kapısını son anda açıp güç bela atlayabildik trene. (Hep Western izlemenin faydaları bunlar.)
Devam

Gittim Gezdim Geldim

karatrenİstanbul’da yaptığımız rota planlamasına göre ilk günü Eskişehir’de geçirip doğrudan Kayseri’ye geçecek ve kısa bir süre Kayseri’de kaldıktan sonra Mersin, Adana, Gaziantep üzerinden Mardin’e geçecektik. Ama trenle doğuya gitmenin büyük bir sabır gerektirdiğini fark edip hemen akabinde çark ettik. Doğuyu gezmek istiyorsanız nokta atışlar yapmalısınız. Trenle, tarım işçilerinin yollarda olduğu vakitlerde otuz saate yakın tren yolculuğu çekilecek bir şey değil. Yoldayken rota üzerinde ufak tefek değişikliklikler yaptık. Kayseri’de vakit geçirip aynı gece Ulukışla üzerinden Konya’ya gitmeyi düşünüyorduk ama TCDD’nin imkanları buna izin vermedi. Rotada tutturamadığımız tek yer Konya oldu, o da içimizde kaldı zaten.

Tren yolculuğu genel olarak zevkli bir şey ama maalesef trenler zannedildiği gibi değil. TCDD son yıllarda büyük girişimler yaptı, kendisini geliştirmeye adadı. Bu benim sadece dışarıdan gözlemlediğim bir durumdu ama rayların üzerine çıktığımız zaman durumun hiç de tahmin ettiğimiz gibi olmadığını fark ettik. Öğrendiğim kadarıyla raylı ulaşım şu anda bir devlet politikası ve hükümet bu konunun üzerine fazlasıyla düşmeye çalışıyor. Trenlerin bakımdan geçirilmesi, dışarıdan görüldüğü zaman insanı cezbediyor fakat trenlerin içinde büyük bir değişiklik yok. Mesela tuvaletlerin bakımsızlığını, vagonlar arasındaki eşitsizliği, kesin vardır denilen yerlere tren olmamasını buna örnek olarak gösterebiliriz. TCDD Genel Müdürlüğü bu gelişim hamleleri neticesinde vagonlardan bazılarını konferans vagonu olarak tasarlamış. Bir konferans salonuna, yönetim kurulu toplantısına gerekli olan her şey var içinde. Ama merak ediyorum kaç iş adamı kullanıyor bunu. İstanbul’daki evinden yine İstanbul’daki iş yerine helikopterle giden bir iş adamını hangi güç trene bindirir bunu ayrıca merak ediyorum. Tribünlere oynamak diyebiliriz buna.
Devam