Kartal bakışlı Hünkar

Fatih’in bildikleri:
- Hadis, tefsir, fıkıh, kelam…
- Arapça, Farsça, Yunanca, Latince, İtalyanca, Sırpça, İbranice…
- Tarih, edebiyat, coğrafya, matematik, geometri, astronomi…
Havan topunun mucidiydi, ‘Avnî’ mahlasıyla bir şairdi, bir yönüyle ilim adamıydı, diğer taraftan din alimiydi, bir taraftan komutandı, dahası imparatordu.
Bugün, bilim adamı denenler üniversitede yatıyor. Hoca camide yatıyor. Komutan kışlada yatıyor. Siyasetçi mecliste yatıyor. Birbirlerinden bîhaber takılıyor, ayrı tellerden çalıyorlar. Kimi zaman birbirlerine bok atarken kimi zaman birbirlerini yalıyorlar.
İlim; parçalanmış bulutlu. İrfan; gök gürültülü, sağanak yağışlı. Adaleti sel basmış, sular altında. Yalan-dolan, yalakalık; günlük güneşlik. Biz ise göçük altında yaşıyoruz, huzurumuz yok.
Fatih ise huzur içinde yatıyor.

Ben küçükken Şile’ye pikniğe giderdik. Ümraniye yolları stabilizeydi, Ümraniye Sondurak dediğimiz yer gerçekten de son duraktı. Daha ileri gitmezdi otobüsler. Ümraniye’yi geçtikten yol kenarında kızarmış piliç satan dükkânlar olurdu. Biraz daha gidip Ömerli’yi de geçince mevsimine göre mısırcılar, gözlemeciler, meyve sebze satanlar da olurdu.
İstanbul’da yaptığımız rota planlamasına göre ilk günü Eskişehir’de geçirip doğrudan Kayseri’ye geçecek ve kısa bir süre Kayseri’de kaldıktan sonra Mersin, Adana, Gaziantep üzerinden Mardin’e geçecektik. Ama trenle doğuya gitmenin büyük bir sabır gerektirdiğini fark edip hemen akabinde çark ettik. Doğuyu gezmek istiyorsanız nokta atışlar yapmalısınız. Trenle, tarım işçilerinin yollarda olduğu vakitlerde otuz saate yakın tren yolculuğu çekilecek bir şey değil. Yoldayken rota üzerinde ufak tefek değişikliklikler yaptık. Kayseri’de vakit geçirip aynı gece Ulukışla üzerinden Konya’ya gitmeyi düşünüyorduk ama TCDD’nin imkanları buna izin vermedi. Rotada tutturamadığımız tek yer Konya oldu, o da içimizde kaldı zaten.
Çünkü tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıymış. Bitirdim tatili döndüm yuvama. Koca tatil boyunca bana İstanbul’u hatırlatacak her şeyden uzak durdum. Bir tek Emir Akın’dan ayrılamadım. Eksik olmasın yalnız bırakmadı beni, turu birlikte tamamladık. Kars’a ya da Mardin’e kadar gitmeyi planlamıştık ama evdeki hesaba çarşıya uyduramadık. Zaten gezinin dışındaki hiçbir hesap da çarşıdakiyle tutmadı. Aklımıza koyduğumuz her şeyi yaptık. Rahatladık, stres attık, kafayı dinledik. Canlandık ve kendimize geldik. Dönüş yolunda öbür tatilin planlarını yapmaya başladık.
İstanbul Üniversitesi Haber Ajansı’ndan Nurten Erdoğan’ın haberi. 26 Mayıs’ta yazılmış, biraz geç farkettim. Atlas Dergisi sayfalarına taşımış, ben de elimi taşın altına sokayım da bakarsınız bir şey olur. 



Son Yorumlar