<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; istanbul</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/istanbul/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kartal bakışlı Hünkar</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kartal-bakisli-hunkar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kartal-bakisli-hunkar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 04:16:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[avni]]></category>
		<category><![CDATA[fatih sultan mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[ilim irfan]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kayser]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[ottoman]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3619</guid>
		<description><![CDATA[Fatih’in bildikleri: Hadis, tefsir, fıkıh, kelam… Arapça, Farsça, Yunanca, Latince, İtalyanca, Sırpça, İbranice… Tarih, edebiyat, coğrafya, matematik, geometri, astronomi… Havan topunun mucidiydi, &#8216;Avnî&#8217; mahlasıyla bir şairdi, bir yönüyle ilim adamıydı, diğer taraftan din alimiydi, bir taraftan komutandı, dahası imparatordu. Bugün, bilim adamı denenler üniversitede yatıyor. Hoca camide yatıyor. Komutan kışlada yatıyor. Siyasetçi mecliste yatıyor. Birbirlerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3620" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/kayser.jpg" alt="" width="420" height="379" /><br />
Fatih’in bildikleri:</p>
<ul>
<li>Hadis, tefsir, fıkıh, kelam…</li>
<li>Arapça, Farsça, Yunanca, Latince, İtalyanca, Sırpça, İbranice…</li>
<li>Tarih, edebiyat, coğrafya, matematik, geometri, astronomi…</li>
</ul>
<p>Havan topunun mucidiydi, &#8216;Avnî&#8217; mahlasıyla bir şairdi, bir yönüyle ilim adamıydı, diğer taraftan din alimiydi, bir taraftan komutandı, dahası imparatordu.</p>
<p>Bugün, bilim adamı denenler üniversitede yatıyor. Hoca camide yatıyor. Komutan kışlada yatıyor. Siyasetçi mecliste yatıyor. Birbirlerinden bîhaber takılıyor, ayrı tellerden çalıyorlar. Kimi zaman birbirlerine bok atarken kimi zaman birbirlerini yalıyorlar.</p>
<p>İlim; parçalanmış bulutlu. İrfan; gök gürültülü, sağanak yağışlı. Adaleti sel basmış, sular altında. Yalan-dolan, yalakalık; günlük güneşlik. Biz ise göçük altında yaşıyoruz, huzurumuz yok.</p>
<p>Fatih ise huzur içinde yatıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kartal-bakisli-hunkar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/kayser.jpg' length ='47194'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Sağlık sektörüne para lazım</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/saglik-sektorune-para-lazim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/saglik-sektorune-para-lazim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 00:48:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[at gribi]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz et sanayicileri ve damızlıkçılar birliği]]></category>
		<category><![CDATA[carlos alberto morales paitan]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[donald rumsfeld]]></category>
		<category><![CDATA[dünya sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[gıda sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[gilead sciences]]></category>
		<category><![CDATA[h1n1]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[köy tavuğu]]></category>
		<category><![CDATA[köy yumurtası]]></category>
		<category><![CDATA[kuş gribi]]></category>
		<category><![CDATA[margaret chan]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<category><![CDATA[relenza]]></category>
		<category><![CDATA[roche]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı tavuk bilgi platformu]]></category>
		<category><![CDATA[tamiflu]]></category>
		<category><![CDATA[uğur dündar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2946</guid>
		<description><![CDATA[Ben küçükken Şile’ye pikniğe giderdik. Ümraniye yolları stabilizeydi, Ümraniye Sondurak dediğimiz yer gerçekten de son duraktı. Daha ileri gitmezdi otobüsler. Ümraniye’yi geçtikten yol kenarında kızarmış piliç satan dükkânlar olurdu. Biraz daha gidip Ömerli’yi de geçince mevsimine göre mısırcılar, gözlemeciler, meyve sebze satanlar da olurdu. Acarkent falan yoktu o zamanlar, Beykoz Konakları da yoktu. Bugün villaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2956" title="kus gribi yalan dolandir!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/11/kusgribi.jpg" alt="kus gribi yalan dolandir!" width="410" height="268" />Ben küçükken Şile’ye pikniğe giderdik. Ümraniye yolları stabilizeydi, Ümraniye Sondurak dediğimiz yer gerçekten de son duraktı. Daha ileri gitmezdi otobüsler. Ümraniye’yi geçtikten yol kenarında kızarmış piliç satan dükkânlar olurdu. Biraz daha gidip Ömerli’yi de geçince mevsimine göre mısırcılar, gözlemeciler, meyve sebze satanlar da olurdu.</p>
<p>Acarkent falan yoktu o zamanlar, Beykoz Konakları da yoktu. Bugün villaların cirit attığı yerlerde çakalların gezdiği ormanlar vardı. Bunları hatırlıyorum diye 100 yaşında zannetmeyin beni, sadece 15–16 sene öncesinden bahsediyorum.</p>
<p>Çevresindeki ormanları kemire kemire Şile’ye kadar dayanan İstanbul sadece ormanları değil, orman köylüsünü, bir şekilde yaşamaya devam eden o sakin kasaba yaşamını da yok etti.</p>
<p>“Eski günler ne güzeldi üf yaa,” diye ağlayacak değilim, böyle olması gerektiği için böyle oldu. Son 50 yılda milyonlarca insanın koşarak gelip doluştuğu bir şehirden bahsediyoruz, daha farklısı beklenemezdi.</p>
<p>Ben “Ümraniye köydü,” diyorum, babam “Maslak’ta çakallar gezerdi,” diye anlatıyor. Eğer dönüp gelir de İstanbul’da yaşarsam çocuklarım Ömerli&#8217;deki, Şile’deki gökdelenleri, iş merkezlerini gösterip “eskiden ormandı buralar” diyecekler. Göç engellenmedikçe, normal gelişmeler bunlar.</p>
<p>Aslında kafama takılan başka bir şey bugün.</p>
<p>Bütün dünya aylardır Domuz Gribi tantanasıyla yatıp kalkıyor. Aşılar, ilaçlar, maskeler yok satıyor. Türkiye&#8217;de Sağlık Bakanı “herkes aşı olsun,” derken Başbakan kalkıyor, “bana ne ben aşı olmam, gerek yok,” diyor.</p>
<p><span id="more-2946"></span>Plan basit. Eğer salgından ölürseniz Sağlık Bakanı diyecek ki, “size grip aşısı olun dedik, olmadınız. Müstahak size!”</p>
<p>Eğer aşının yan etkileri yüzünden sakata gelirseniz de Başbakan diyecek ki, “ben olmadım, size de olmayın dedim, müstahak size.” Ne güzel proje, öyle değil mi?</p>
<p>Bundan önce de Kuş Gribi diye bir tantana olmuştu.</p>
<p>Kuş Gribi dönemi bana çok ilginç gelmişti. Çünkü medyanın Kuş Gribi’yle yatıp kalktığı günlerde ben Ankara’da askerlik yapıyordum.</p>
<p>Askerlik yaptığım kışlanın yemekhanesi 600 kişilikti. Dört kişilik masalarda bir kâse içinde dilimlenmiş ekmekler olur, yemeğini alan masaya kurulurdu. Klasik tabldot sistemi işte. Burada ilginç olan ise şuydu:</p>
<p>Biz yemeğimizi alıp masaya oturmadan önce, ekmeklerimizi kuşlar didiklerdi. Yemekhanede uçuşan onlarca serçe ve bir dünya güvercin ekmekleri yeterince didikledikten sonra biz de masaya oturur, o ekmeklerle birlikte yemeğimizi yerdik.</p>
<p>Yemek sonrası gazinoda sigara çay muhabbeti yaparken televizyonda haberler dönerdi:</p>
<p>“Kuş Gribi yine can aldı sayın seyirciler. Ankara’da şu kadar kişi öldü, önlem için şu kadar ördek itlaf edildi.”</p>
<p>Sonra reklamlar başlardı. Kuş Gribi’ne karşı birleşen tavuk üreticilerinin <a href="http://www.sagliklitavuk.org/" target="_blank">Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu</a> adıyla bir birlik kurduğu, köy tavuklarının tehlikesine karşı çiftlik tavuklarının ne kadar sağlıklı olduğu anlatılırdı reklamlarda. <em>(Bu birliğin adı <a href="http://www.besd-bir.org/" target="_blank">Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği </a>de olabilir, tam hatırlamıyorum. )</em></p>
<p>Böcek kovalayarak ilerlediği kariyerinde cahil halkın güvenine bol bol mazhar olan <a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/ugur-dundari-uzmusler.html" target="_blank">Uğur Dündar</a> da bunların reklamlarında galoşla, boneyle fabrika gezer, “evet, fabrika davuu süper bişiy, köy davuu pis bişiy” diye lak lak konuşurdu.</p>
<p>Askerlik öncesi Şile’ye gider, yumruk kadar köy yumurtaları, kocaman ve leziz tavuklar alabilirdim. Askerden dönünce güvercin yumurtası kadar yumurtalara, kayış gibi tavuk etine mecbur kaldım. Çünkü Kuş Gribi bahane edilerek, kümes hayvancılığı bitirilmişti bu ülkede. Köylünün elindeki tavuk itlaf edilmiş, köyünde yaşayan adam bile Banvit’e, Bey Piliç’e muhtaç olmuştu.</p>
<p>Şile yollarındaki kızarmış piliççiler birer birer kapandılar, kızarmış piliç satan dükkânlarda 45 günde tavukluğa erişmiş acayip mahlûklar satılmaya başlandı. Yapay ışıklarla aldatılıp günde iki kez yumurtlatılan tavukların götü daraldı anasını satayım, güvercin yumurtası gibi yumurtalara talim eder olduk.</p>
<p>Köy tavukçuluğu sağlıklı ve lezzetli tavuk üretimini de beraberinde götürdü ölürken. Her zaman söylerim, <strong>sağlık sektörü gıda sektörüyle el ele çalışır. Gıda sektörü size sağlıklı besinler sunarsa sağlık sektörünün işi bozulur.</strong> O nedenle sürekli saçmalamak zorundadır bilim adamları ve gıda sektörünün üreticileri. Bugün ak dediklerine yarın kara diyebilirler, çünkü ilaç firmaları öyle ister.</p>
<p>Lamı cimi yok, eğer Kuş Gribi şişirme değil de gerçekten var olan bir salgın olsaydı, Ankara’daki bütün askerler telef olurdu. Kuş Gribi’nin Türkiye’deki en önemli etkisi tavuk sektöründeki firmalara oldu. Yok edilen köy tavukçuluğundan boşalan pazara da onlar çöreklendiler.</p>
<p>Peki, sadece tavuk firmaları mı oldu bu işten nemalanan? Hayır.</p>
<p>Her yıl iki milyon insanın ishalden öldüğü bir dünyada, Kuş Gribi’nden ölen insan sayısı birkaç yüzü bile zor geçerken bütün dünyanın “Kuş Gribi geldi, hepimiz ölcez ühüh” diye sızlanmasının, medyanın sürekli insanlara gaz vermesinin arkasındaki sebep sizin pek kıymetli sağlığınız değil.</p>
<p>Deli Dana, Kuş Gribi, Kene, Domuz Gribi derken seneye gelecek olan hastalık bile belli: <strong>At Gribi.</strong> İnanmayan bekleyip görsün.</p>
<p>İlaç firmaları güzel kâr ettiler bu salgından. Aşılar, maskeler, ilaçlar gırla gitti, milyarlarca dolarlık bir pazar açtılar kendilerine.</p>
<p>Birkaç gündür Perulu bir doktorun yazdığı iddia edilen bir e-posta dolanıyordu internette. Üşenmedim, Carlos Alberto Morales Paitán adlı bu doktorun yazdığı blogu buldum. <a href="http://diariodawikipedista.blogspot.com/2009/07/gripe-gripe-suina-influenza-a-h1n1_29.html" target="_blank">Evet o yazmış, buradan görebilirsiniz.</a></p>
<p>Yazı Portekizce, eğer İspanyolcanız varsa da az çok anlarsınız ne demek istediğini. Teyit ettiğim için forward maillerde gezen Türkçe tercümesini de ekliyorum:</p>
<p><em>(Bush’un çevresindeki adamların ortak oldukları şirketleri araştırırken denk gelmiştim bu yazıda geçen bilgilerden birine. Donald Rumsfeld denen dallama gerçekten de <a href="http://www.gilead.com/" target="_blank">Gilead Sciences</a> adlı firmanın yöneticisi ve ortağı. Irak&#8217;a saldıracak yürek var ama şirketin <a href="http://www.gilead.com/corporate_overview" target="_blank">halka açık belgelerinde</a> ismini gösterecek göt yok kendisinde. Her yerde var böyle tipler.)</em></p>
<blockquote><p>Dünyada 2000 kişi domuz gribine yakalandı; tüm dünya maske takma yarışında. 25 milyon insan AIDS&#8217;e yakalandı; kimse prezervatif kullanmak istemiyor. Domuz gribinin arkasındaki ekonomik çıkarlar nelerdir? Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor. Oysa basit bir tül sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor! Dünyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor. Oysa 23 cm’lik bir serum onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor! Kızamık ve zatürree ve diğer hastalıklardan her sene 10 milyon insan ölüyor. Tüm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. Gazeteler bunlarda da bahsetmiyor!</p>
<p>Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında bütün gazeteler bizi bilgiye boğdu. Gazeteler bütün dünyayı tehdit eden sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. O diğer salgınlardan daha tehlikeliydi. Buna rağmen toplam insan kaybı 10 senede 250. Yani senede 25! Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25&#8242;e karşı yarım milyon!</p>
<p>Sadece bir saniye: Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi?</p>
<p>Çünkü bu tavukların arkasında bir &#8220;horoz&#8221; vardı, büyük ibikli bir horoz.</p>
<p>Uluslararası <strong>Roche</strong> ilaç grubu Asya ülkelerine milyonlarca doz <strong>Tamiflu</strong> sattı, İngiltere hükümeti halkını korumak için 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche ve Relenza, iki büyük ilaç grubu milyonlarca dolar kar ettiler. Dün tavuklarla, bugün domuzlarla&#8230;</p>
<p>Evet, bugün domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan bahsediyor.</p>
<p>Ekonomik global krizden bahseden, Guantanamo&#8217;daki işkencelerden bahseden yok!</p>
<p>Sadece domuz gribinden ve domuzlardan bahsediliyor.</p>
<p>Kendi kendime soruyorum: Eğer tavukların arkasında bir &#8220;horoz&#8221; varsa, domuz gribinin arkasında neden büyük bir domuz olmasın?</p>
<p>Kuzey Amerikalı Gilead Sciences Tamiflu’nun sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa tam bir kişilik: <strong>Donald Rumsfeld!</strong> George Bush dönemi savunma bakanı, Irak savaşının stratejisti!</p>
<p>Roche ve Relenza hissedarları milyonlarca dolarlık Tamiflu satışı nedeniyle ellerini ovuşturuyorlardır. Gerçek &#8220;epidemi&#8221; çıkar salgınıdır, sağlık paralı askerlerinin çıkarları.</p>
<p>Çeşitli ülkelerin aldığı önlemleri inkâr etmiyorum.</p>
<p>Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa, Dünya Sağlık Örgütü’nün başındaki Çinli Margaret Chan bu hastalıktan o kadar tedirgin oluyorsa neden o zaman bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı savaşmak için jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyor?</p>
<p>Roche ve Relenza’nın ruhsatlarının iptalini isteyip yerine her ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini üretmiyorlar?</p></blockquote>
<p>Forward emaillerde gezen yazılardan alıntı yapmak pek adetim değildir ama bu yazının kaynağını bulduğum ve ilginç geldiği için eklemek istedim. Üzerimizde ne oyunlar oynanıyor, uyanın!!!11!1! demiyorum, bilin yeter. Uyanmanıza gerek yok, çünkü değiştirebileceğiniz hiçbir şey yok.</p>
<p>Şunu bilin sadece: Medya bir konuyu uzun süre gündem malzemesi yapıyorsa, o işin arkasında bir pislik vardır. Bütün medya bir kişiye yüklendiyse, o kişi haklıdır. Bütün medya bir kişiyi yüceltiyorsa, o kişide bir yamukluk vardır. <strong>Medya kim kemik verirse onun ayağını yalar.</strong> Medyayı doyuracak paranız varsa ABD&#8217;ye komünist rejim, Çin&#8217;e İslami rejim getirebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/saglik-sektorune-para-lazim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/11/kusgribi-300x196.jpg' length ='16040'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 08:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[iett]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kara tren]]></category>
		<category><![CDATA[rail]]></category>
		<category><![CDATA[ray]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tcdd]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[tren tur kartı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye turu]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2071</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul’da yaptığımız rota planlamasına göre ilk günü Eskişehir’de geçirip doğrudan Kayseri’ye geçecek ve kısa bir süre Kayseri’de kaldıktan sonra Mersin, Adana, Gaziantep üzerinden Mardin’e geçecektik. Ama trenle doğuya gitmenin büyük bir sabır gerektirdiğini fark edip hemen akabinde çark ettik. Doğuyu gezmek istiyorsanız nokta atışlar yapmalısınız. Trenle, tarım işçilerinin yollarda olduğu vakitlerde otuz saate yakın tren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2070" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="karatren" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/1.jpg" alt="karatren" width="420" height="315" />İstanbul’da yaptığımız rota planlamasına göre ilk günü Eskişehir’de geçirip doğrudan Kayseri’ye geçecek ve kısa bir süre Kayseri’de kaldıktan sonra Mersin, Adana, Gaziantep üzerinden Mardin’e geçecektik. Ama trenle doğuya gitmenin büyük bir sabır gerektirdiğini fark edip hemen akabinde çark ettik. Doğuyu gezmek istiyorsanız nokta atışlar yapmalısınız. Trenle, tarım işçilerinin yollarda olduğu vakitlerde otuz saate yakın tren yolculuğu çekilecek bir şey değil. Yoldayken rota üzerinde ufak tefek değişikliklikler yaptık. Kayseri’de vakit geçirip aynı gece Ulukışla üzerinden Konya’ya gitmeyi düşünüyorduk ama TCDD’nin imkanları buna izin vermedi. Rotada tutturamadığımız tek yer Konya oldu, o da içimizde kaldı zaten.</p>
<p>Tren yolculuğu genel olarak zevkli bir şey ama maalesef trenler zannedildiği gibi değil. TCDD son yıllarda büyük girişimler yaptı, kendisini geliştirmeye adadı. Bu benim sadece dışarıdan gözlemlediğim bir durumdu ama rayların üzerine çıktığımız zaman durumun hiç de tahmin ettiğimiz gibi olmadığını fark ettik. Öğrendiğim kadarıyla raylı ulaşım şu anda bir devlet politikası ve hükümet bu konunun üzerine fazlasıyla düşmeye çalışıyor. Trenlerin bakımdan geçirilmesi, dışarıdan görüldüğü zaman insanı cezbediyor fakat trenlerin içinde büyük bir değişiklik yok. Mesela tuvaletlerin bakımsızlığını, vagonlar arasındaki eşitsizliği, kesin vardır denilen yerlere tren olmamasını buna örnek olarak gösterebiliriz. TCDD Genel Müdürlüğü bu gelişim hamleleri neticesinde vagonlardan bazılarını konferans vagonu olarak tasarlamış. Bir konferans salonuna, yönetim kurulu toplantısına gerekli olan her şey var içinde. Ama merak ediyorum kaç iş adamı kullanıyor bunu. İstanbul’daki evinden yine İstanbul’daki iş yerine helikopterle giden bir iş adamını hangi güç trene bindirir bunu ayrıca merak ediyorum. Tribünlere oynamak diyebiliriz buna.<span id="more-2071"></span></p>
<p>Trenlerdeki en büyük sorun çocuklar. Emir ve beni yakından tanıyanlar çocukları ne kadar sevdiğimizi bilirler ama trende durum değişiyor. Oradaki her çocuğu tekmelemek istediğimi dün gibi hatırlıyorum. Çünkü gecenin saat ikisinde ağlamaya başlayan bir çocuk hiç de sevimli olmuyor. TCDD, konferans vagonuyla uğraşacağına bu çocuklara bir çözüm bulmalı. Bana sorarsanız bilet almaya gelenlere çocuklu olup olmadıkları sorulmalı ve çocuklu aileler aynı vagonlara yerleştirilmeliler. Altmış kişilik bir vagonda ağlamaya başlayan bir çocuk minimum otuz kişinin uykusunu da piç edebiliyor. Yani her vagonda üçer çocuk olsa yolcuların yüzde yetmişbeşi ertesi güne uykusuz başlayacak. Zaten çocuklu aileler uykusuzluğa alışkındır ve bir başka çocuk yüzünden uyandırılmayı fazla önemsemezler. Bu durumun çözüme kavuşması trenin ikinci kez kullanılmasına sebep olur, talep artar. Ama şu anda trenle uzun bir yolculuk teklifi gelse iki kere düşünürüm.</p>
<p>Anadolu’da ulaşım ciddi bir sorun ve büyük bir kazanç. İki adımlık yola belli araçlarla gitmek zorundasınız. O yüzden İETT’ye bundan sonra küfür etmemeye karar verdim. Aynı şehir içinde bir yerden başka bir yere gitmek neredeyse 10 liraya patlıyor. Mesela İzmir-Selçuk arası 7 lira. Binmeye mecbursunuz, yapabileceğiniz hiçbir şey yok. O yüzden Anadolu’yu görmeden İETT’ye laf etmeyin. Selçuk’tan Meryem Ana’ya gitmek taksiyle 40 lira civarında bir şey. Her şey merkezlerde güzel ama İstanbul’un varoşları bile merkezle aynı ücretleri ödüyor.</p>
<p>Bu geziyle Anadolu insanını yakından tanıma fırsatını yakaladık. Bazı bölgelerde hiç sevilmedik ama bazı illerde halkın çok kanı kaynadı bize. Belki yüz kişiyle oturup sohbet etme imkanı bulduk. Zaten farklı birilerini gördükleri zaman hemen konuşmak istiyorlar. Biz de konuşmaya meraklı olunca hoş sohbetler çıktı ortaya. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirimki Allah, Anadolu’yu İstanbul’un zilletinden korusun.</p>
<p>Gezi boyunca çok fazla yürüdüğümüzü söyleyebilirim. Totalde 30 kilometrenin üzerinde yürüyüş yaptık. Amaç farklı olunca yorulmak da aklına gelmiyor insanın. Bulduğumuz her dağa, bayıra, taşa, kayaya tırmandık. Ayaklarımız kirden pastan simsiyah oldu. “Tertemiz vücudun insan sağlığına zararı olabilir, kirlenmek de bir ihtiyaçtır belki” diye düşünerek duşa girmemeye çalıştım günlerce. İstanbul’da her gün duşa girince “Kirlenmek güzeldir” diyenleri anlayamıyorsunuz ama kirlenmek gerçekten güzelmiş. Asıl özgürlüğü, içinizden geldiği gibi kirlendiğiniz zaman hissediyorsunuz. Zaten ha deyince de banyo bulamıyorsunuz bu şekilde yola çıktığınızda. Doya doya zevkle kirlendim ama İstanbul’a gelince hayat tekrar değişti, soluğu yine banyoda aldım, bütün emeğim boşa gitti yani.</p>
<p>Telefonlarımı kapattım, gazetelerden ve televizyonlardan uzak durarak beynimi temizledim bu turda. Birçok önemli tecrübe kazandım, sabitleşen fikirlerime ilk baltayı önce kendim vurdum gezinin sonunda. İstanbul’da doğup büyüyen bir adamın başka bir yerde yaşayamayacağını farkettim. Ama ‘ara sıra kaçmak lazım İstanbul’dan’; bunu da not ettim bir kenara.</p>
<p>Yazacak, söylenecek çok şey var; bu girizgah olsun şimdilik.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/1-300x225.jpg' length ='21976'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Neden geldim İstanbul’a!?</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/neden-geldim-istanbul%e2%80%99a.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/neden-geldim-istanbul%e2%80%99a.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 21:56:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2063</guid>
		<description><![CDATA[Çünkü tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıymış. Bitirdim tatili döndüm yuvama. Koca tatil boyunca bana İstanbul’u hatırlatacak her şeyden uzak durdum. Bir tek Emir Akın’dan ayrılamadım. Eksik olmasın yalnız bırakmadı beni, turu birlikte tamamladık. Kars’a ya da Mardin’e kadar gitmeyi planlamıştık ama evdeki hesaba çarşıya uyduramadık. Zaten gezinin dışındaki hiçbir hesap da çarşıdakiyle tutmadı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2065" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="istanbull" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/istanbul11.jpg" alt="istanbull" width="420" height="314" />Çünkü tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıymış. Bitirdim tatili döndüm yuvama. Koca tatil boyunca bana İstanbul’u hatırlatacak her şeyden uzak durdum. Bir tek Emir Akın’dan ayrılamadım. Eksik olmasın yalnız bırakmadı beni, turu birlikte tamamladık. Kars’a ya da Mardin’e kadar gitmeyi planlamıştık ama evdeki hesaba çarşıya uyduramadık. Zaten gezinin dışındaki hiçbir hesap da çarşıdakiyle tutmadı. Aklımıza koyduğumuz her şeyi yaptık. Rahatladık, stres attık, kafayı dinledik. Canlandık ve kendimize geldik. Dönüş yolunda öbür tatilin planlarını yapmaya başladık.</p>
<p>Tatil sadece yaz aylarında yapılmıyormuş, bunu da keşfetmiş olduk. Yeni yüzler gördük, farklı şivelerle sohbet ettik, yeni lezzetler tattık. Çok şeyi tecrübe ettik; çok gezenin çok okuyandan daha bilgili olduğunu söyleyenlere hak verdik. Kilometrelerce yol yürüdük, üç saatlik uykuyla da zinde kalınabileceğini farkettik. Çaresizlik psikolojisinin insana neler yaptırabileceğini anladık. Özetle, ufkumuzu genişletip döndük evimize.</p>
<p>Bu, hoşbulduk yazısı olsun; İstanbul’a alışınca detayları da gelir nasılsa.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/neden-geldim-istanbul%e2%80%99a.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/istanbul1-300x224.jpg' length ='16945'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kadir Topbaş uyuma!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kadir-topbas-uyuma.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kadir-topbas-uyuma.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 11:24:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadir topbaş]]></category>
		<category><![CDATA[kanuni sultan süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[mimar sinan]]></category>
		<category><![CDATA[süleymaniye]]></category>
		<category><![CDATA[süleymaniye cami]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1956</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi Haber Ajansı&#8217;ndan Nurten Erdoğan&#8217;ın haberi. 26 Mayıs&#8217;ta yazılmış, biraz geç farkettim. Atlas Dergisi sayfalarına taşımış, ben de elimi taşın altına sokayım da bakarsınız bir şey olur. Mimar Sinan&#8217;ın Süleymaniye Külliyesi çöp deposu oldu İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerine yoğun bir şekilde hazırlanırken, Mimar Sinan&#8217;ın kalfalık dönemi eseri 452 yıllık muhteşem Süleymaniye Camisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1957" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="suleymaniye" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/suleymaniye.jpg" alt="suleymaniye" width="420" height="315" />İstanbul Üniversitesi Haber Ajansı&#8217;ndan Nurten Erdoğan&#8217;ın haberi. 26 Mayıs&#8217;ta yazılmış, biraz geç farkettim. Atlas Dergisi sayfalarına taşımış, ben de elimi taşın altına sokayım da bakarsınız bir şey olur. <span id="more-1956"></span></p>
<p><strong>Mimar Sinan&#8217;ın Süleymaniye Külliyesi çöp deposu oldu</strong></p>
<p>İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerine yoğun bir şekilde hazırlanırken, Mimar Sinan&#8217;ın kalfalık dönemi eseri 452 yıllık muhteşem Süleymaniye Camisi Külliyesi&#8217;nin zemin odaları çöp deposu olarak kullanılıyor.</p>
<p>Osmanlı İmparatoru Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın adına dünya sanat tarihinin en önemli isimlerinden Mimar Sinan&#8217;ın yaptığı, imparatorluğun en ihtişamlı dönemini simgeleyen mimari tasarıma sahip <strong>Süleymaniye Camisi,</strong> büyük mimara saygısızlığın son örneğini yaşıyor.</p>
<p>Her gün birlerce turistin gezdiği 452 yıllık caminin külliye odalarını atık kağıt toplayıcıları <strong>depo</strong> olarak kullanıyor. Zamanının tıp, matematik, doğa ve din bilimleri eğitiminde önemli bir yere sahip olan külliyenin kiralık zemin odaları, bugün bölgenin kağıt çöplerine ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Yanından geçen turistlerin çöp kokusundan irkildiği külliye odaları, çağdaş ülkelerde birer müze ya da kültür merkezi olarak değerlendirilirken, 21&#8242;inci yüzyılda İstanbul&#8217;un gözbebeği tarihi eseri çöp odalarına dönüştüren anlayışın kaderine terk edilmiş durumda.</p>
<p>Hoca Gıyaseddin Mahallesi Süleymaniye İmareti Sokak&#8217;ta bulunan külliyenin Şifahane kısmının zemin odaları, günümüzde atık kağıt ve tekstil işiyle uğraşan kişilere kiralanıyor.</p>
<p><strong>Restorasyon külliyeye hiç uğramadı</strong></p>
<p>Süleymaniye esnafı, külliyenin yıllardır bu şekilde kullanıldığını belirterek, &#8216;Kimi zaman işgalci, kimi zaman kiracılar kullanıyor, camide başlayan restorasyon ise külliyeye hiç uğramadı, restore edilse hem biz faydalanacağız, hem halkımız ve turistler faydalanacak&#8217; dedi.<br />
Dünyanın, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak mercek altına aldığı İstanbul&#8217;un 7 tepesinden en yükseğinde yükselen ihtişamlı cami ve külliyesi, yetkililerin bir an önce önlem almasını bekliyor.</p>
<p>1960 yılından bu yana restorasyon çalışmaları planlanan Süleymaniye Camisi, 2009&#8242;da Süleymaniye Projesi kapsamında kentsel dönüşüm planıyla restorasyon çalışmalarının kısmen başladığını gördü. Ancak şimdilik cami bölümünün restore edildiği külliye odaları, buralarda kiracı olan kişilerle düşülen uzlaşmazlık, yetki devri gibi nedenlerle ihmalden kurtulamadı.<br />
Süleymaniye Külliyesi zemin odalarını atık kağıt deposu olarak kullanan şahıslar ise &#8216;Kiramızı ödüyoruz, usulsüzlük yok&#8217; diyerek depolarını terk etmek istemediklerini söylediler.</p>
<p><strong>İstanbul kültür başkenti olamaz</strong></p>
<p>Süleymaniye&#8217; nin durumuyla ilgili görüşlerini belirten ünlü sanat Prof. Dr. Semavi Eyice, &#8216;Artık her şey göz önünde yapılıyor, bu durumda İstanbul&#8217;un değil kültür başkenti olmasına İstanbul olduğuna bile inancımı kaybettim, yıllardır Süleymaniye görmezden geliniyor, bir çok Avrupa ülkesi Mimar Sinan eserleriyle kendi eseriymiş gibi övünürken, bu halde bırakmak utanç verici. Yıllar evvel Süleymaniye, İstanbul&#8217;un kalbur üstü kesiminin muhitiydi. Şimdi bu durumda olmayı hak etmiyor&#8217; dedi.</p>
<p><strong>Usulsüzlük olmaz, gülünçlük olur</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;un kültür tarihini yazan önemli isim Profesör Eyice, İstanbul&#8217;da artık İstanbulluların bile yaşamadığını belirterek, &#8216;İnsanlar memleketinden kaçıyor, Beyoğlu&#8217;nda saat 22.00&#8242;den sonra yürünemiyorsa kültür başkenti olmak hikaye olur. Tarihi eserlerinin korunması ve kiralanmasının da bir usulü var; her şey kılıfına uydurulduktan sonra usulsüzlük olmaz tabi, bu ancak gülünçlük olur&#8217; diye tepki gösterdi.</p>
<p>Süleymaniye Camisi&#8217;nin hemen arkasında kalan İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü&#8217;ndeki öğrenciler ise &#8216;Türklerin İstanbul&#8217;da yarattığı en büyük ve en değerli eser olarak görünen Süleymaniye uyutulan bir dev. Tac Mahal&#8217;in ya da Notre Dame Katedrali&#8217;nin böyle bir hal ve çöp içinde olduğunu hayal bile edemiyoruz, oysa Süleymaniye, yüzlerce tarihi eserlerin yanında sade fakat görkemli mimarisiyle fark ediliyor. Elimizden gelse külliyeyi biz restore ederiz, utanç duyulacak bir olay&#8217; görüşünü dile getirdiler.</p>
<p>Öğrenciler, gözleriyle gördükleri tablo karşısında &#8216;Tarihi eserlerin kiralanmasında kriterler olduğunu sanıyorduk. Bu durumda kirayı veren herkes, her türlü amaç için kullanabilir&#8217; diye konuştular.</p>
<p><a title="suleymaniyekulliyesi" href="http://www.kesfetmekicinbak.com/gundem/08667/" target="_blank">Atlas Dergisi</a></p>
<p><em>Yazarın notu: Kafam girsin böyle devlete! </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kadir-topbas-uyuma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/suleymaniye-300x225.jpg' length ='25593'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Meşhur Phileas Köftecisi</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/meshur-phileas-koftecisi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/meshur-phileas-koftecisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 20:55:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[ali müfit gürtuna]]></category>
		<category><![CDATA[ankaralı namık]]></category>
		<category><![CDATA[ankaralı turgut]]></category>
		<category><![CDATA[ankaralı yasemin]]></category>
		<category><![CDATA[doğan grubu]]></category>
		<category><![CDATA[gıda sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul büyükşehir belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadir topbaş]]></category>
		<category><![CDATA[kemal kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[köfteci]]></category>
		<category><![CDATA[köftecilik]]></category>
		<category><![CDATA[man]]></category>
		<category><![CDATA[mercedes]]></category>
		<category><![CDATA[meşhur köfteci]]></category>
		<category><![CDATA[metrobus]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[phileas]]></category>
		<category><![CDATA[phileas köftecisi]]></category>
		<category><![CDATA[saray muhallebicisi]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[trafik sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1153</guid>
		<description><![CDATA[Bitanecik Başkanım Kadir Topbaş; Seçimlerde rakibiniz Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na oy vermedim. Ankaralı Namık, Ankaralı Turgut, Ankaralı Yasemin derken bir de Ankaralı Kemal çıksın istemedim başımıza. Peki size verdim mi? Yoooo&#8230; Saray Muhallebicisi&#8217;nin önü açılsın diye İstiklal Caddesi&#8217;ndeki ağaçları kestiğinizden beri size de oy yok. Ne kadar dürüstüm değil mi? Ama konumuz farklı bugün. İstanbul&#8217;un dillere destan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1155" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="phileas kofte otobusu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/phileas_kofte_otobusu.jpg" alt="phileas kofte otobusu" width="410" height="246" />Bitanecik Başkanım Kadir Topbaş;</p>
<p>Seçimlerde rakibiniz Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na oy vermedim. Ankaralı Namık, Ankaralı Turgut, Ankaralı Yasemin derken bir de Ankaralı Kemal çıksın istemedim başımıza. Peki size verdim mi? Yoooo&#8230; Saray Muhallebicisi&#8217;nin önü açılsın diye İstiklal Caddesi&#8217;ndeki ağaçları kestiğinizden beri size de oy yok.</p>
<p>Ne kadar dürüstüm değil mi? Ama konumuz farklı bugün.</p>
<p>İstanbul&#8217;un dillere destan trafiğinde beklerken, &#8220;ömrümüzün üçte ikisini E-5 trafiğinde tüketirsek kalan üçte biriyle üçün birini alacak vaktimiz olur mu?&#8221; diye salak salak düşüncelere dalardım eskiden. Ama son zamanlarda sizin metrobüslere bakıp daha farklı düşüncelere dalıyorum.<span id="more-1153"></span></p>
<p>Hocam Phileas&#8217;lar n&#8217;oldu ya? Hani şu metrobüs sisteminin anlı şanlı Hollandalı otobüsleri? Bu otobüsler trafiğe çıkalı o kadar zaman oldu ama kısmet olup da bir tanesini bile göremedim yollarda. Çaktırmadan iade mi ettiniz diye düşünüyordum ama bugün Doğan Grubu&#8217;nun haber sitelerinde bu otobüslerin garaja çekildiğini okudum. Doğan Grubu bir haber yaparsa 10 kez düşünüp 27 farklı kaynaktan araştırmadan inanmam ama bu kez inandırıcı geldi. Var mı aslı astarı? İki günde bozdunuz mu len otobüsleri?</p>
<p>Hacı bu işi ya Mercedes ya da MAN yapar demiştik baştan. Adamlar yıllardır Türkiye&#8217;de trafiğin nasıl işlediğini, halkın hangi mantaliteyle otobüslere tıkıştığını çözdüler. Tutup Amerika&#8217;yı yeniden keşfetmeye, Hollandalı&#8217;ya iş öğretmek için çabalamaya gerek yoktu ki?</p>
<p>Phileas narin, düz yol arabası. Hollanda&#8217;nın düzlüklerinde koltuk sayısı kadar yolcuyla tıngır mıngır çalışır. Ama sen tutup da İstanbul&#8217;un yokuşlarına vurursan bunu içinde 10 otobüslük yolcuyla, 2 günde iflas eder. Zamanında bunların teklifi Ali Müfit Gürtuna&#8217;ya da gelmiş, kabul etmemiş adam. Siz niye kabul ettiniz? Adamı partiden dışlayınca fikirleri de mi dışlanmış oldu?</p>
<p>Bile bile lades olur mu hacı? Bi&#8217; dünya para verdiniz otobüslere, şimdi de hepsini garaja çektiniz. Neymiş, test ediliyormuş. Bu otobüsleri trafiğe çıkarmadan önce bir ay test ettiniz zaten, doğruyu yanlışı anlamadınız mı o süre zarfında?</p>
<p>N&#8217;olcak şimdi? &#8220;Biz bunları yürütemedik, geri alın,&#8221; mı diyeceksiniz Hollanda&#8217;ya? Yoksa yeniden trafiğe sürüp aksak sakat devam ettirecek misiniz seferlere?</p>
<p>Bence danışmanlarınızın süper ticari zekasıyla yapılan anlaşmalar gereğince, siz bu otobüsleri iade edemezsiniz. Trafikte de yürümediğine göre atıl kaldı zavallılar. Açık arttırmayla satışa çıkarmanızı tavsiye ediyorum. Dürüm otobüsü yapalım. Köfteci de olur.</p>
<p>Birine ben talibim. Meşhur Phileas Köftecisi&#8217;ni açarak gıda işine girmeyi düşünüyorum. Neden meşhur derseniz, tüm köfteciler meşhur değil mi zaten? Tabelasında &#8220;meşhur hedehödö köftecisi&#8221; yazmayandan alışveriş yapmıyor benim yüce halkım.</p>
<p>Neyse işin şakası bir yana da, gerçekten ya, satsanıza bana birini? Fiyatta anlaşırsak birden fazla da alabilirim. Yok be, konvoy yapmam, farklı şehirlere kurmayı planlıyorum.</p>
<p>Phileaslı Köfteci Akay ve Torunları! Öff unvana bak, antik çağlardan kopup gelmiş gibi.</p>
<p>Aile salonumuz körüğün arkasındadır. Hep üst katta olacak değil ya babuş, farkımızı görsün millet.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/meshur-phileas-koftecisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/phileas_kofte_otobusu-300x180.jpg' length ='17463'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Hepsi Salı Günü Yüzünden&#8230;</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/hepsi-sali-gunu-yuzunden.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/hepsi-sali-gunu-yuzunden.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2009 19:48:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gezmis</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kültür başkenti]]></category>
		<category><![CDATA[maganda]]></category>
		<category><![CDATA[mizah]]></category>
		<category><![CDATA[salı günü]]></category>
		<category><![CDATA[yere tükürmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=868</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-869" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/03/halbuki.jpeg" alt="halbuki" width="410" height="286" /></p>
<p>Efendim selamlar! Nasılsınız?</p>
<p>Beni soracak olursanız gayet yorucu bir günden sonra huzurlu bir şekilde, dünya muhteşemi koltuğuma oturdum ve hiç tarzım olmayan türden bir iki grubun, hiç tarzım olmayan bir iki parçasını dinliyorum. Ve hayat felsefemle, yaşadığım yaşamla, tecrübelerim ve zevklerimle tamamen alakasız bir şekilde, kucağımda kediyle oturuyorum!&#8230;</p>
<p>Beni tanıyanlar sağlam bir kahkaha patlatmıştır eminim. Zira oldum olası haz etmemişimdir kedilerden. Ama işte Allahın sopası yok mu derler, ne derler? Başımıza geldi bir kabus. Genel olarak odama pek sokmasam bile bugünün vermiş olduğu ruhsal saçmalıkla izin verdim bugün. Bugünün özelliği ne bilmiyorum tabi. Bugün Salı. Ve ben Salı günlerinden hiç hoşlanmıyorum.<span id="more-868"></span></p>
<p>Salı günlerinin kendine has bir sinsiliği var. Derinden derinden işliyor, içine nüfuz ediyor ve bir anda etkisini gösterip bayıveriyor insanı orta yerde. Boş konuşan, saçma esprilere gülen, çabuk sıkılan, çabuk yorulan, iş yapmaktan zerre haz almayan bir insan evladı olup çıkıverdiriyor insanı. Bu günün, bu kadar çekilmez olmasının nedeni sadece ve sadece budur. Yoksa gayette normal bir gün işte. İşe gidiyorsun, çay &amp; börek kombinasyonunu gerçekleştiriyorsun, yazıcı tamir ediyorsun, servise gidiyorsun, şirkete dönüyorsun, eve dönüyorsun. Olay bu. Ama bu olaylar silsilesi salı günü söz konusu olduğunda, inanılmaz bir dirençle devrim çığlıkları atıyorlar. Ölüm orucu gibi adeta. Geçmek bilmiyor zaman. Bitmek bilmiyor işler. Susmak bilmiyor telefon. Çözülmek bilmiyor sorunlar. Baş, bacak, bel gibi standart olarak ağrıyan bölgelerin yanına, bir yılan gibi süzülen eklem ağrıları, günün, bitmek tükenmek bilmeyen bir dereotlu çörek gibi olmasını sağlıyor. Evet, dereotundan nefret ederim.</p>
<p>Ama eminim yarın, yani çarşamba günü ölesiye mutlu olacağım. Süpsüper geçecek günüm. Adeta iki kaşık darbesiyle bitiriverdiğiniz kazandibi gibi, profiterol gibi, en kralından bir meyveli pasta gibi. Hemen akşam olacak ve yüzümde gülücükler saçarak evime dönmüş olacağım. Ne kadar mutlu olacağımı görür gibiyim.</p>
<p>Köprünün orada Metrobüs&#8217;ten indim, Beylerbeyi&#8217;nin az yukarsında bulunan otobüs durağına kadar yürüdüm. Ve yürürken aklıma sapıkça birşey geldi. Görebildiğim kadarıyla; o 100-200 metrelik yolda, tekrar ediyorum; <strong>GÖREBİLDİĞİM KADARIYLA</strong> 30 civarı tükürük vardı. Bence yere tükürmekten ciddi derecede haz alan insanlar var. Tükürüyor ve eserine bakıyor; <strong>vay be, ne güzel tükürdüm!</strong> Hepimiz yapıyoruz bunu ara ara mecburiyetten ama biliyorum ki, biz kenara köşeye yapıyoruz. Eser mahiyetinde değil bizimkisi. En azından benimkisi değil. Gayette sikkodan bir tükürük işte. İnsanlara gösterebileceğim türden bir eser değil. Bende o asil sanatkarlar kadar güzel tükürebilsem, o deseni, o yoğunluğu, o ruhu verebilsem, bende her santimetre kareyi tükürüğe boğarak geçer, 2010 kültür başkenti olan İstanbul&#8217;umuzun, hakettiği yerde olmasını sağlardım. Ama ben beceriksiz ve basiretsiz bir insan olduğum için, o yere tükürüp her sokağın bir sanatevi, her kaldırımın bir müze olmasını sağlayan insanlar gibi başarılı olamayacağımı bildiğim için yapmıyorum böyle birşey. Hatalı olduğumu biliyorum. Aslında denemeliyim. Aslında başarabilirim. Ama aynı zamanda özgüven duygusundan nasibimi almamış, hayvanoğlu hayvanın tekiyim ben. Öyle kıskanıyorum ki o sokağa tüküren özgüven sahibi sanatçıları. Keşke demekten nefret ederim ama, keşke onlar kadar asil ve özgür ruhlu bir İSTANBUL&#8217;lu olabilseydim. Kendi adıma ne kadar üzüldüğümü bilemezsiniz.</p>
<p>Hep salı günü yüzünden ama. Lanetler ederim salı gününe. Ve salı gününün sevenleri varsa bunu bana söylemesinler derim, hüzünlenir, bir şiir yazarım kendi çapımda salı gününe lanetlerimi sunarak.</p>
<p>Sanata ve sanatçıya hakkını vermeyen, kaldırımlara tükürenleri kınayıp, onlara ayı olduğunu söyleyen insanlar; <strong>BU ÜLKEYİ MAHVEDİYORSUNUZ! ANANIZI DA ALIN GİDİN ARTIK BU ÜLKEDEN!</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/hepsi-sali-gunu-yuzunden.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/03/halbuki-300x209.jpg' length ='23755'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kaçak Avrupa Başkenti</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kacak-avrupa-baskenti.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kacak-avrupa-baskenti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 08:11:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hamza Kacca</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[2010 kültür başkenti]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak yapılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[seyrantepe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=677</guid>
		<description><![CDATA[          Geçen gün üzücü bir olay yaşanmıştı Seyrantepe’de. Toprak kayması sonucunda bir gecekondu kullanılamaz bir hale geldi ve o evden bir cenaze çıktı. İstanbul&#8217;daki yapılaşmaya ve garip sisteme bir bakalım. Dünyanın gözbebeği İstanbul’da 12-13 milyon insan yaşamakta. Bu insanların ikamet ettiği yerlerin, işyerlerinin yaklaşık yüzde 70’inin kaydı yok. Örneğin, vatandaşın 4 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-678" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/02/6.jpg" alt="istanbul2010" width="410" height="178" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Geçen gün üzücü bir olay yaşanmıştı Seyrantepe’de. Toprak kayması sonucunda bir gecekondu kullanılamaz bir hale geldi ve o evden bir cenaze çıktı.</p>
<p>İstanbul&#8217;daki yapılaşmaya ve garip sisteme bir bakalım.</p>
<p>Dünyanın gözbebeği İstanbul’da 12-13 milyon insan yaşamakta. Bu insanların ikamet ettiği yerlerin, işyerlerinin yaklaşık yüzde 70’inin kaydı yok. Örneğin, vatandaşın 4 katlı bir binası var, tapuda ya da belediye o bina 1 yada 2 katlı olarak kayıtlı. Kat mülkiyeti eksikliği var yani. <span id="more-677"></span></p>
<p>Kendimden örnek verecek olursam; babam tarafından 1970’lerde satın alınan, 15 hisseli bir arsanın 1 hissesi bana ait. Üzerinde 4 daire, 2 de iş yeri bulunuyor. Arsa tapusuyla bana ait. Belediyede ve emlak vergisinde kayıtlar bu şekilde. Ama yarın öbür gün mahkemeye çıksak yani resmi makamlara gitsek karşımızdaki memur pişkin pişkin “orası arsa” diyecek. İkametimi sürdürdüğüm alan sadece belediyede 4 daire, 2 iş yeri olarak gözüküyor. Onun dışında kendime ait hisse sadece arsa olarak kayıtlı diğer resmi kurumlarda.</p>
<p>Gelelim meselenin ikinci boyutuna. Hiç tapusu olmayan ve üzerinde evler bulunan yerler var (aynı Seyrantepe’deki gibi). Devlet onlara elektrik, su, telefon, doğalgaz hatta hizmet binaları getiriyor. Fakat resmi makama gittiğinizde pişkin memur “orada ev yok ki” diyor. Hatta seçimler öncesinde insanlara 3-5 oy karşılığında binaları yenilendiriliyor, kat attırılıyor. Aklıma şöyle bir soru geliyor dolayısıyla: bu memlekette belediye ve seçilenler ayrı bir devlet, diğer resmi makamlar ayrı bir devlet mi?</p>
<p>Bu dünyaya yüzyıllarca başkentlik yapmış bu muhteşem şehre yakışan bu mudur? İstanbul’da yaşayan 10 kişinin 5’inin kesinlikle ev ya da işyeri problemi vardır. İstanbul’da kaç bina var, bu binalar kaç katlı, kayıtlı mı kayıtsız mı, tapulu mu tapusuz mu, imar durumu nedir, apayrı bir konu olan depreme dayanıklılık durumu ne alemdedir gibi sorulara kesin rakamlarla cevap verecek bir mercii yok.</p>
<p>Şimdi şunu soralım; bu kadar sorunun muhattabı olan bu şehir, bu serkeşlikte, bu darmadağınıklıkta nasıl 2010 Avrupa Kültür Başkenti olacak? Ben bunu çok merak ediyorum.</p>
<p>“Nasıl olmaz efendim” derseniz aklıma başka bir şey geliyor; Avrupa Kıtası’nda Avrupa Başkentliği yapabilecek diğer şehirlerde de durum bundan farksız diye düşünüyorum. Ya da Avrupa, “Dingo’nun Ahırı” diye düşünüyorum. Yok öyle değil, İstanbul’un tarihi Avrupa Kültür Başkentliği için yeter diyorsanız bir soru daha.!</p>
<p>Peki ecdadımızın bize bıraktığı eserlerin Eminönü’ndeki, Fatih’teki halleri nedir?</p>
<p>İstanbul’u değil de Suriçi’ni Avrupa Kültür Başkenti yapsaydınız keşke. O eşsiz hanlara, hamamlara eklenen sıvasız, derme çatma eklemeleri kaldırarak eski siluetine kavuştursaydınız. Hanlardaki dükkanlara yakışan, Müslüman-Türk kimliğini kaybetmemiş esnaflar yetiştirseydiniz. Önce neyi niye yaptığınıza karar verin, sonra Surdışı’nı toparlamaya başlarsınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kacak-avrupa-baskenti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/02/6-300x130.jpg' length ='16128'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Başkanlığa adayım!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/baskanliga-adayim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/baskanliga-adayim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2009 11:13:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gezmis</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[başkan adayları]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediye başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyecilik]]></category>
		<category><![CDATA[büyük şehir belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul büyükşehir belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[metrobus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=637</guid>
		<description><![CDATA[Efendim selamlar! Nasılsınız? Diyeceğim şudur ki; bu gidişe bir dur demek istiyorum. Başkan adaylarına bakın yahu! Herkes ütopyalar alemlerinde dolaşıyor. Birisi Çeşme&#8217;yi Dubai yapıyor, diğeri İstanbul&#8217;u uzay üssü, kimisinin tek seçim projesi Ankara&#8217;da ucuz saat takmak falan. Ben de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmaya karar verdim. Alın size benim &#8220;yapılacaklar&#8221; listem: Sevgili yurttaşlarım! (Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-639 alignleft" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/02/park.jpg" alt="park" width="410" height="279" /></p>
<p>Efendim selamlar! Nasılsınız?</p>
<p>Diyeceğim şudur ki; bu gidişe bir dur demek istiyorum. Başkan adaylarına bakın yahu! Herkes ütopyalar alemlerinde dolaşıyor. Birisi Çeşme&#8217;yi Dubai yapıyor, diğeri İstanbul&#8217;u uzay üssü, kimisinin tek seçim projesi Ankara&#8217;da ucuz saat takmak falan. Ben de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmaya karar verdim. Alın size benim &#8220;yapılacaklar&#8221; listem:</p>
<p>Sevgili yurttaşlarım! (Bu girişi oldum olası sevmişimdir)  <span id="more-637"></span></p>
<p>Trafikten bunalmış yurttaşlarım! Görüyorsunuz her taraf trafik, her taraf hengame! Bunun nedenini çözmeye söz veriyorum! Tüm toplu taşıma araçlarını kullanmak 25 kuruş olacak ve her hattın otobüslerini iki katına çıkartıyorum. Bırakın arabalarınızı, toplu taşımaya yönelin, bakın ne ucuz! Garajlarda boş boş yatıyor koca otobüs filosu! Hem böylece belediyemize yeni şöför arkadaşlar alıp, iş istihdamı açacağım. Ve eski belediyelerin dayıoğlu, amcaoğlu diye işe aldıkları şöförleri çıkartmayarak, &#8220;sen bizden değilsin, siktir git yanımızdan&#8221; mantalitesiyle yaklaşmayacağım.</p>
<p>Sevgili alkolik yurttaşlarım! Biliyorum, zor zamanlar geçirdik. Parklarda, manzaraya ya da sahil boyunda denize karşı biralarımızı yudumlayamıyorduk uzunca zamandır. Artık bu derdinizi de çözeceğim! Parklarda ve sahillerde içmek artık yasak değil, hatta her sahil ve parka birer adet Tekel büfesi açacağım! Alkol almak keyifli bir zevktir ama b.kunu da çıkartmamalıyız tabi. B.konu çıkarıp, çevreye rahatsızlık veren olursa devriye gezen zabıta ve polis ekipleri tarafından nezarete alınacak, alkol raporu tutulduktan sonra savcılığa sevk edilip hakkında işlem yapılacaktır. Böylece karakollarda ya da köşe başlarında araç içinde yatan polislerimizi de halka kazandıracağız. Edepli olun.</p>
<p>Sevgili yoldaş yurttaşlarım! Biliyorum, içinizde kötülük yok, sadece sesinizi duyurmak istiyorsunuz. Valiyle konuşup, Taksim&#8217;i 1 Mayıs gösterilerine açtırmaya çalışacağım. Madem 1 Mayıs&#8217;ta Taksim&#8217;e giren tüm yollar kapanıyor, Taksim&#8217;e ulaşım gösteri olmamasına rağmen sınırlanıyorsa, bırakın insanlar serbestçe bağırıp çağırsınlar, öyle kapansın!</p>
<p>İstanbul&#8217;u şantiye mantalitesinden kurtaracağım! Özellikle seçim zamanı yerel belediyeler tarafından yapılmak istenen kaldırım ve asfalt çalışmalarını kesinlikle yasaklayacağım! Yapılacak her yol çalışması gece yapılacak ve bunun için yüklenici firmalara ekstra ücret ödenmeyecek. Biz onlara değil, onlar bize muhtaç! Bunu halk için, hizmet için, aslında kendileri için yaptığımızı kavrayacaklar, bu özenle çalışacaklar. Ve her yapılan projenin başında, proje mimarının durmasını sağlayacağım. Hızlıca bitsin değil, yavaş olsun ama sağlam olsun mantığını kavrayarak, &#8220;bir kerelik&#8221; yollar ve kaldırımlar yapacağız! Yeni yapılmış asfalt yollarda tangır tungur gitme derdinden kurtulacağız! Önce zemini yapacağız, sonra asfaltı yapacağız. Göstermelik değil, evladiyelik hizmet sunacağız! Her sene bütçeyi boşaltmak için asfalt dökmeyeceğiz! Bütçe fazlasını devlete iade edeceğiz!</p>
<p>Yurttaşlarım! Sizlerin de aynaya bakması gerekiyor öncelikle, kendinizi sorgulamanız gerekiyor. &#8220;Çöpçüler bile şu kadar maaş alıyor&#8221; diyorsunuz, yerleri kirletmezseniz bu şehirde bu kadar fazla temizlik görevlisine ihtiyaç duyulmaz. Kimse o kadar çok maaş almak zorunda da kalmaz.</p>
<p>İnşaat çıkışlarında inşaatta çalışan kamyonların ve iş makinalarının yıkanmasını zorunluluk haline getireceğim. Böylece, inşaattan anayola çıkan kamyonların lastiğinden dökülen topraklar, bize toz bulutu olarak dönmeyecekler! Bu kurala uymayan inşaatlarda durdurma kararı alınması için elimden geleni yapacağım!</p>
<p>Geri dönüşüm sistemini sizlere anlatarak, bunun ne büyük bir önem arzettiğini, geri dönüşümle bir ülkenin ekonomisine ne kadar büyük katkılarda bulunabileceğini göstereceğim. Geri dönüşüm projelerimizi halkımızla birlikte başararak, çağdaş, temiz ve yeşil bir İstanbul için birlikte çalışacağız.</p>
<p>Ben, başkaları gibi metrobüslerin ardından siyaset yapmayacağım! 2 ayda bitirdik diyorlar, 4.5 yıldır aklın neredeydi diye sormazlar mı adama? Gece gündüz çalışıyoruz diyorlar, öpücükle mi çalıştırıyorsunuz o kadar işçiyi? Bir otobüs biletinden 1.5 lira aldığınız halkın parasıyla kendinize seçim propagandası yapıyorsunuz!</p>
<p>Ben sizlere gül bahçeleri vaat etmiyorum! Ben sizlere lalezarlar vaat etmiyorum! Ben sizlere seçim zamanı her tarafa yol, her tarafa park vaat etmiyorum! Ben sizlere uzay üssü gibi bir kent vaat etmiyorum! Ben sizlere birlikte başarmanın ve hizmet almanın hazzını vaat ediyorum!</p>
<p>Beni seçin beni!</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Başkan Adayı Olsa Lan Keşke; Cem Gezmiş</p>
<p><em>dipnot: iyi kopmuşum lan haha</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/baskanliga-adayim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/02/park-300x204.jpg' length ='24337'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Evrim ve İstanbul&#8230;</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/evrim-ve-istanbul.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/evrim-ve-istanbul.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 00:59:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gezmis</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[akbil]]></category>
		<category><![CDATA[belediye otobüsü]]></category>
		<category><![CDATA[darwin]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[evrim teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[izdiham]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kalabalık]]></category>
		<category><![CDATA[minibüsçü]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[şemsiye]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[su sıçratma]]></category>
		<category><![CDATA[taksi]]></category>
		<category><![CDATA[teyze]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=544</guid>
		<description><![CDATA[Evrim teorisini muhtemelen bilirsiniz ama evrime inanır mısınız bilmem. Yani bunu direkt önyargıyla yaklaşarak &#8220;yok yahu maymundan insan mı olur?!&#8221; şeklinde bir çıkışmaya getirmeyelim hemen. Maymundan daha akılsız insanların olduğu bir çağda yaşadığımız ve hatta onları yönetici bile yapabildiğimiz için bana mantıklı gelmekte aslında ama konumuz bu değil! Her canlı yaşadığı ortama göre bir evrim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" src="http://img80.imageshack.us/img80/1599/evrimbs4.jpg" alt="Evrim" width="410" height="177" /></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="Verdana;">Evrim teorisini muhtemelen bilirsiniz ama evrime inanır mısınız bilmem. Yani bunu direkt önyargıyla yaklaşarak &#8220;yok yahu maymundan insan mı olur?!&#8221; şeklinde bir çıkışmaya getirmeyelim hemen. Maymundan daha akılsız insanların olduğu bir çağda yaşadığımız ve hatta onları yönetici bile yapabildiğimiz için bana mantıklı gelmekte aslında ama konumuz bu değil! </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="Verdana;">Her canlı yaşadığı ortama göre bir evrim geçirir. İsveçliler kuzeyin güneş görmeyen havasından dolayı açık tenlidir, Afrikalılar devamlı güneş altında olduklarından dolayı siyahtır, ağaç maymunlarının kuyrukları uzundur vs. Ancak bir de İstanbul&#8217;a özel bir evrim var. Hepimizin yaşadığı klasikleşmiş kalabalık sorunu yüzünden doğan, artık gündelik hayatımızın bir parçası olmuş aksaklıklara karşı oluşan doğal dürtüler var hissetmesek bile&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="Verdana;">Şimdi gözlemleyebildiğim ve yazabileceğim kadarıyla adım adım bu evrimlerimizi irdeleyelim!<span id="more-544"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><strong><span style="Verdana;">Su Sıçratan Arabadan Kaçma Evrimi</span></strong><strong><span style="Verdana;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="Verdana;">Bu evrim, belediyelerimizin kötü altyapı çalışmaları yüzünden yol kenarında birikmiş suların, yoğunlukla taksiciler olmak üzere, araç kullanıcıları tarafından, kaldırımda yürüyen insanların üzerine su sıçratmalarıyla kendini göstermeye başlayan küfürleşmeler sonucunda oluşan bir evrimdir. Dikkatsiz sürücü yol kenarında birikmiş olan suyu görmez -ya da önemsemez- ve kaldırımda yürümekte olan yayaların üzerine sıçratır. Kaldırımda ıslanmış olan yaya önce üzerine bakar ve sonra aracın arkasından Allah ne verdiyse küfretmeye başlar. Aracın durmasıyla sonuçlanan kavga neticesinde, artık yayalar bu gibi hususlara karşı doğal dürtülerle evrimleşmeye başlamışlardır. Çünkü aracından inen sürücü sopasıyla birlikte inme evrimini çoktan gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak, önce araç gelirken uzaktan dikkatlice kesilir, su ile olan mesafe ve suyun sıçrayabileceği mesafe hesaplanır ve ona göre karar verilir. Bu evrim sayesinde araç tarafından ıslatılan yayalarda büyük düşüş gözlemlenmiştir. Aslında tamamen önlenebilirdi ancak ıslatmaya meyilli sürücüler de evrim geçirdikleri için şu aşamada bu evrim tam olarak bitmemiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><strong><span style="Verdana;">Şemsiyeli İnsanlardan Sakınma Evrimi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><strong><span style="Verdana;"><img class="alignleft" style="middle;" src="http://img80.imageshack.us/img80/2640/umbrellasje0.jpg" alt="Semsiye" width="410" height="343" /></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="Verdana;">Her yağmur yağdığında baş gösteren bu tehlikeye karşı İstanbul halkı bilinçlenmeye başlıyor yavaş yavaş. Bu evrim de daha oluşum aşamasında ama büyük gelişmeler var. Bilinçsizce taşınan şemsiye sahibi çevresine dikkat etmez ve dünyanın merkeziymişçesine yürümeye devam eder. Bu sırada şemsiyenin uçları, dünyanın merkeziymişçesine yürümeye devam eden şemsiye sahibinin yanından geçen insanların gözüne, burnuna girer, şapkasına takılır ve ufak çaplı kazalar neticesinde küfürleşmelere yol açar. İşte bu yüzden İstanbul halkı olarak dünyanın merkeziymişçesine yürüyen şemsiye sahibi insanlardan sakınma evrimini başlattık. Dünyanın merkeziymişçesine yürüyen şemsiye sahibi tam yanından geçerken, Matrix&#8217;te ajanlardan kurşun yiyen Neo&#8217;nun geriye doğru yaylanıp kurşunlardan kaçtığı ve o an Triniti&#8217;nin gönlünü çaldığı gibi, bedene kavis vermek suretiyle şemsiyenin sivri uçlarından kurtulunur. Son yağmurlarda bizzat dolaştım ve bu evrime gözlerimle şahit oldum.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><strong><span style="Verdana;">Kaldırımı Kaplayan Teyzeler Arasından Sıyrılma Evrimi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="Verdana;">Basit gibi görünse bile gelişimi aşamasında en büyük tehlike sağlayan evrim budur. Allah korusun, sıyrılma esnasında teyzeye ufaktan bir sürtseniz kafanıza yiyeceğiniz çantanın haddi hesabı yok. Ve teyzeler o kadar komple hazırlanmışlar ki olaya, o kaldırımın her yanını kaplarlar, iğne deliği bırakmazlar ve koca popolarını sallayarak yürürler. Dünyanın merkeziymişçesine yürüyen şemsiye sahibinden çok daha dünyanın merkezidirler. Bu yüzden İstanbul halkı olarak, yolda ya da kaldırımda yürürken önümüze dizilip tüm kaldırımı kaplayan üç beş teyze görürsek biz kendimizi yola atıp, arabaların arasından sıyrılıyoruz. Bu daha az riskli bir yol.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><strong><span style="Verdana;">Otobüste Üst Üste Gidebilme Evrimi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="Verdana;">İstanbul halkının en rahat yakalayabildiği ve tamamiyle son rütuşlarını yaptığı evrimdir. Kronikleşmiş İstanbul kalabalığı ve trafiği söz konusu olduğunda, otobüslerde üst üste gördüğümüz insanlar bu evrimin ne kadar kaçınılmaz olduğunu gösterir bize. Bu evrimi yaşarken çok fazla bir efor sarf etmezsiniz. Zordur! Ancak uygulaması söz konusu olduğunda, su içmek kadar doğal bir süreçtir. Otobüse &#8220;içten olmak üzere&#8221;, &#8220;hurraa&#8221; nidalarıyla binilir. Akbiller basılır ve evrim sayesinde bundan sonrası artık doğal bir süreçtir. Muavin zaten yönlendirir seni, kendini bırakırsın ve bir bakmışsın ki, üzerinde on kişi var. Otobüsün toplam taşıma kapasitesinin 1.5 kat üzerinde yolcu olmadan kalkmaz o otobüs ve evrim tamamlanmış sayılmaz. Üst üste yolculuğumuzu yaparken belediye otobüslerinde asılı olan o müthiş tabelaya bakar, huzur dolarız? &#8220;Biz İnsan Taşıyoruz!&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><strong><span style="Verdana;">Evrim Özel Bölümü: Minibüsçüler!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="Verdana;">Evet, evrim özel bölümü olarak minibüsçülere bir paragraf ayırmak istedim. Minibüsçüler, evrimin en büyük kanıtıdır. Yeni doğmuş saf, temiz, daha konuşmayı bile bilmeyen, en büyük meziyeti üç saniye ayakta durabilmek olan bir insan evladının gelişimindeki son noktadır minibüsçüler! Minibüsçü insanı, aynı anda selektör yapıp, aynı anda kornaya basabilir. Bu sırada paraları toplar, bir yandan para üzerlerini verir, yandan hızlıca geçen aynı hattın şoförüne küfreder, vites atıp, önünde giden aracı sollayabilir. Bu arada yeni binen yolculara arkaya doğru ilerlemelerini tembihler, &#8220;parasını yollayamayan var mı?&#8221; diye de sorar. Tüm bunları beş saniye kadar kısa bir süre içersinde yapabilecek kadar gelişmiş bir metabolizmaya sahiptir. Bence evrime inanmayan insanoğlunun minibüsçüleri iyice bir inceledikten sonra bir kez daha düşünmesi gerekmektedir&#8230;</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/evrim-ve-istanbul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

