<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; kadınlar</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/kadinlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Buddha&#8217;nın altın tavsiyesi</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/buddhanin-altin-tavsiyesi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/buddhanin-altin-tavsiyesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 08:46:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ananda]]></category>
		<category><![CDATA[buddha]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[fesat]]></category>
		<category><![CDATA[fitne]]></category>
		<category><![CDATA[godoş]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[porno dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3616</guid>
		<description><![CDATA[Buddha ile müridi Ananda arasında geçen diyalog: -    Kadınlara nasıl davranmamız gerekir? -    Onları görmeyin Ananda. -    Ama eğer görmekten kaçamazsak ne yapalım? -    Konuşmayın Ananda. -    Ama eğer onlar bizimle konuşursa ne yapalım? -    Gözünüzü dört açın Ananda… Geçenlerde bir kitapta rastladım yukarıdaki Buddha’nın altın tavsiyesine. Tüm hayatım gözümün önünden geçti. Bizzat tecrübe ettiğim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3617" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/ananda.jpeg" alt="" width="420" height="362" /><br />
Buddha ile müridi Ananda arasında geçen diyalog:</p>
<blockquote><p>-    Kadınlara nasıl davranmamız gerekir?<br />
-    Onları görmeyin Ananda.<br />
-    Ama eğer görmekten kaçamazsak ne yapalım?<br />
-    Konuşmayın Ananda.<br />
-    Ama eğer onlar bizimle konuşursa ne yapalım?<br />
-    Gözünüzü dört açın Ananda…</p></blockquote>
<p>Geçenlerde bir kitapta rastladım yukarıdaki Buddha’nın altın tavsiyesine. Tüm hayatım gözümün önünden geçti. Bizzat tecrübe ettiğim kadın fitnesini çok iyi ifade etmişti Buddha.<br />
<span id="more-3616"></span></p>
<p>Tecavüzcü erkekler çoğaldı. Yumuşak erkekler de çoğaldı. Hatun kölesi erkekler de çoğaldı. Bunlar zaten biliniyor. Ama bir de buzdağının görünmeyen yüzü var kocaman, pek gün yüzüne çıkarılmayan. O da kadınların şerri. Mülayim erkeklere sırnaşan kızlar dolu etrafta; resmen erkekleri baştan çıkarmaya, becermeye çalışıyorlar.</p>
<p>Öyle şıllıklar geziyor ki etrafımızda, genelev çalışanlarına saygı duymaya başladım. Entrika, alavere dalavere, kırıtma, kuyruk sallama, göz kırpma gibi şeylerle karşılarındaki erkekleri kolaylıkla parmaklarının ucunda oynatıyorlar. İsteğe göre yatağa atabiliyorlar. Kozmetik sektörünü de unutmamak lazım. Mesela, öyle parfümler var ki erkeğin anında ereksiyonunu sağlıyor.</p>
<p>Gerçi tüm bunlar erkeklerin işine geliyor. Kim bir kadına hayır diyebilir ki? Ne de güzeldir bir kadın tarafından avlanmak, becerilmek, sömürülmek. Peki hala bir kadına hayır diyebilen erkek kaldı mı? Sadece Allah’tan korkan günümüzün Yusuf’ları. Gömleğini yırttırmama mücadelesi veren namuslu erkekler az da olsa var hala. Zaten Buddha’nın tavsiyesini ancak onlar anlayabilir. Yoksa tabi ki &#8220;veren memnun, alan memnun.”</p>
<p>Buddha’nın yukarıdaki tavsiyesini 21. yüzyıla uyarlarsam aşağıdaki diyalog çıkıyor ortaya. Evet, birçokları “ahlakî” bulmayacak, “ayıp” diyecek. Ama kadınların şer dolu dünyaları o kadar tiksindirici ki aşağıdaki şekilde suratlarına kusmak istiyorum. Hem sanki gizli fahişelerin yaptıkları çok ahlakî idi. Gitsinler genelevde çalışsınlar ya da porno sektörüne girsinler. Ama işyerlerinde kırıtmasınlar. Altlarına giydikleri g-string’leri gözümüze sokmasınlar. Şu 3 günlük dünyada hala “Yusuf” olarak kalmaya çalışan erkeklerin huzurunu bozmasınlar.</p>
<p>Ömer ile müstakbel oğlu arasındaki diyalog:</p>
<p><em>-    Kadınlara nasıl davranmam gerekir?<br />
-    Onlara bakma evlat.<br />
-    Ama eğer görmekten kaçamazsam ne yapayım?<br />
-    Konuşma evlat.<br />
-    Ama eğer onlar benimle konuşursa ne yapayım?<br />
-    Onları aşağıla evlat.<br />
-    Ama eğer hala sırnaşmaya devam ederlerse ne yapayım?<br />
-    Onlara orta parmağını göster evladım.</em></p>
<p>Not: Yukarıda Buddha’nın tavsiyesini sadece “erkeklerin becerilmesi” açısından ele aldım. Ancak bu Buddha’ya büyük haksızlık olur. Bunun yanında; insanları birbirine düşürme, ara bozma, dedikodu, laf taşıma, fitne çıkarma vs. gibi birçok özelliklerinden dolayı bile kadınlardan kaçmak, kaçamasak da tetikte olmak gerek. Ha bir de unutmadan, daha önce <a href="../index.php/modern-kadin.html" target="_blank">Modern  Kadın</a> yazısında da söylediğim gibi kadınların bu denli yoldan çıkmasının mimarı da yumuşak godoş erkeklerdir. Erkek, <strong>erkek</strong> olmayınca kadın ne yapmaz ki?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/buddhanin-altin-tavsiyesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/ananda.jpeg' length ='56632'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Hümanizm ve ıssız ayılar</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/humanizm-ve-issiz-ayilar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/humanizm-ve-issiz-ayilar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 09:11:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[duman]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hümanizm]]></category>
		<category><![CDATA[ıssız adam]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[özentilik]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[siirt]]></category>
		<category><![CDATA[takva]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3568</guid>
		<description><![CDATA[Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde bir haber gündemimize bomba gibi düştü: Siirt’te yaşanan kitlesel tecavüz olayları. İnsanlaşamamış hayvanlarımız bir kez daha “Oha!” dedirtti bize. Bu konu hakkında FriendFeed’de dönen tartışmaları okumuştum. Bir arkadaş suçluların idam edilmesi gerektiğini söylemiş. Diğeri de buna karşılık idamın hümanistlikle ilgisinin olmadığını bu yüzden idama karşı olduğunu belirtmişti. Acaba kendisinin başına böyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3570" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/hayvan.jpg" alt="" width="420" height="304" /><br />
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde bir haber gündemimize bomba gibi düştü: Siirt’te yaşanan kitlesel tecavüz olayları. İnsanlaşamamış hayvanlarımız bir kez daha “Oha!” dedirtti bize. Bu konu hakkında FriendFeed’de dönen tartışmaları okumuştum. Bir arkadaş suçluların idam edilmesi gerektiğini söylemiş. Diğeri de buna karşılık idamın hümanistlikle ilgisinin olmadığını bu yüzden idama karşı olduğunu belirtmişti. Acaba kendisinin başına böyle bir olay gelseydi hala hümanizmi savunmaya devam eder miydi? Bırak nefsini dizginlemeyi, daha onu tanıyamamış insan görünümlü hayvanlara hümanistçe yaklaşmak, insan gibi insanlara zulüm demektir.Yaşanılır bir dünya için “önce adalet, sonra hümanizm” demeli.</p>
<p><span id="more-3568"></span>Bi’ kere ‘insan sevgisi’ diye kullandığımız hümanizm gerçekte nedir? Ortaçağ Avrupa’sının İncil’e karşı geliştirdiği bir ideoloji. Özetle dediği şey: İnsan kendi aklıyla kendi değerlerini yaratabilir ve bunun için Tanrı&#8217;nın kurallarına ihtiyacı yoktur. Bi’ nevi insanın kendini tanrılaştırma girişimi. Biz ise ‘insan sevgisi’ manasında kullanır olmuşuz. Hangi ideolojiyi gerçek anlamda kullanıyoruz ki? Kilise baskısının devre dışı bıraktığı insan aklı için bulunmaz bir fırsat olmuştu Rönesans hümanizmi. Çünkü o zamanlar Batıda düşünmek yasaktı. Zorba Kilise’nin altında harap düşmüş Batının düşünce dünyasının önü açılmıştı. Tek hümanizm değil birçok ideoloji Batı aklı için diriliş, taze kan görevi görmüştü. Yani Batının terakkisi, ideoloji kılıçlarıyla zalim Kilise’ye isyan ettiği gün başlamıştı.</p>
<p>Bizim yaptığımız şey ise Batının kendine has ideolojilerini üstümüze yamamaya çalışmak. Eskiden ‘Hacı Murat’lara çelik jant takarlardı da sırıtırdı ya arabanın üstünde “at ile kelebek” misali. Bu ideolojiler de bizim üzerimizde o şekilde sırıtıyor hani. Halbuki Murat’a çelik jant da vursan Murat yine Murat’tır. Çakma ideolojilerle kendi öz zihniyetimizi piç ettik. Onlar tahrif edilen Kitaplarını bir köşeye fırlatınca terakki etti diye, biz de kendi Kitap’ımızı fırlatıp attık. Çünkü Doğuluyduk, eziktik.</p>
<p>Mevlana ve Yunus Emre&#8217;yi bile hümanist yaptık. Halbuki Mevlana&#8217;yı Mevlana, Yunus&#8217;u Yunus yapan Allah’ın emirlerine uyup, yasaklarından kaçınmalarıydı. Son derece takvalıydılar. Örneğin Mevlana bugün yaşasa göğüs dekolteli seksi bir sunucunun TV programına asla katılmazdı. Çünkü haramdan fellik fellik kaçardı. Eminim bugün yaşasaydı ‘gerici’ ilan edilirdi seküler tipler tarafından. Tam olarak bilmedikleri için ‘hümanist’ diyorlar. “Gel her ne olursan ol yine gel!” demiş. Ama kime demiş? Yola girmek isteyenlere demiş olmasın. Anlamak istediğimiz gibi anlamak en büyük problemimiz. Mevlana Allah aşkıyla dönüyordu, şimdikiler show için. Tasavvufu turizm malzemesi yaptık. Mevlana’nın patentinin içine ettik.</p>
<p>Kameralarımızı sema gösterilerinden, ‘Issız Adam’ filmine doğru çevirelim. İzleyenler bilir, filmin kahramanı hiç boş durmuyordu. Evli çiftlerle grup sex’ler, yatağının altında cirit atan kondomlar, yatağa mahkum edilmiş kelepçeli 18’lik çıtırlar, gece yarısı ziyaretine gidilen fahişeler… Çok gerçekçi bir filmdi. Bu şekilde yaşayan herif dolu hepimizin çevresinde.</p>
<p>Neden ‘Issız Adam’a getirdim lafı? Siirt’teki olayla, bu tip ıssız adamların arasındaki tek fark tecavüz olayı. Yani birisinde gönülsüz ilişki, diğerinde gönüllü. Ama ikisinin de aklı uçkurunda, ikisi de hayvan. Birine küfrediyoruz, diğerini severek izliyoruz. Biri ıssız ayı, diğeri ıssız adam. Issız adama ‘adam’ deyişimizin tek sebebi tecavüz içermemesi. Adamda bok gibi para var, niye tecavüz etsin ki? İstediği tiple yatma imkanına sahip. Lakin kahramanımız İstanbul’da ünlü bir mekanın sahibi olmak yerine, Siirt’te yaşayan eğitimsiz, parasız, tipsiz biri olsaydı; ıssız adam mı olurdu yoksa <strong>ıssız ayı</strong> mı? Adamlıkla ayılık arasında ince bir çizgi mi var dersiniz? Bence çizgi falan yok, ikisi de aklı uçkuruna inmiş birer hayvan. Ha birisi diğerinden daha ayı tabi ki. O da parayla alakalı bir durum. Paranın gözü kör olsun. Birini hapse attırırken, diğerini gıptayla bakılan seksi bir erkek yapıyor.</p>
<p>Duman’ın son albümündeki, <strong>insan nefsi</strong>ne işaret ettiği “Hayvan” adlı şarkısı süperdir:</p>
<p><em>“…<br />
hepimiz bir hayvanız<br />
insan olmak kavgamız</em></p>
<p><em>fani dünyalıysan<br />
konumuz aynı hep<br />
sonumuz aynı</em></p>
<p><em>çıktık ya insanlıktan<br />
yolumuz aynı hep<br />
yolumuz aynı<br />
…”</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/humanizm-ve-issiz-ayilar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/hayvan.jpg' length ='44918'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Vaka-i Halka</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/vaka-i-halka.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/vaka-i-halka.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 16:58:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[burjuva]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[fatih]]></category>
		<category><![CDATA[hardcore]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[lüks]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[oğlan]]></category>
		<category><![CDATA[pırlanta]]></category>
		<category><![CDATA[sakal]]></category>
		<category><![CDATA[softcore]]></category>
		<category><![CDATA[yüzük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3429</guid>
		<description><![CDATA[Evlilik niyetiyle görüştüğüm bir kız vardı. 2 hafta boş şeyler konuştuktan sonra sadede geldi. Bana eskiden beri hayali olan nişan yüzüğünden bahsetti. Kendisi tektaş sevmiyormuş. Tektaşı herkes takıyormuş, onunki farklı olmalıymış. Ve bana yukarıda gördüğünüz boru değerindeki pırlanta yüzüğün linkini gönderdi. Bir müddet düşündükten sonra kendisiyle yapamayacağımı söyledim. Aylık kazancım çok olmasa da ülke standartlarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3430" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/pirlanta_yuzuk.jpg" alt="pirlanta_yuzuk" width="420" height="300" /><br />
Evlilik niyetiyle görüştüğüm bir kız vardı. 2 hafta boş şeyler konuştuktan sonra sadede geldi. Bana eskiden beri hayali olan nişan yüzüğünden bahsetti. Kendisi tektaş sevmiyormuş. Tektaşı herkes takıyormuş, onunki farklı olmalıymış. Ve bana yukarıda gördüğünüz boru değerindeki pırlanta yüzüğün linkini gönderdi. Bir müddet düşündükten sonra kendisiyle yapamayacağımı söyledim.</p>
<p>Aylık kazancım çok olmasa da ülke standartlarına göre iyi çok şükür. Zaten parada da gözüm olmadı hiç. “Azıcık aşım, ağrısız başım” prensibim olmuştur hep. Hayatım boyunca gösterişten, lüks şeylerden nefret ettim. O yüzden param ganî olsa bile almam böyle bir yüzük. Ünlü devrimci Muro ne de güzel demiş: “Lanet olsun kapitalist burjuva düzeni!”</p>
<p><span id="more-3429"></span>İlk başta inancıma ters zaten. Dışarıdaki fukaranın hakkı var bu yüzükte. Komşusu açken tok yatamayan bu yüzüğü nasıl taksın? Peygamber’in 2 çift giysisi yokmuş, çok da aç yatmış. Bizim tıka basa dolu giysi dolaplarımız var, bir de takı koleksiyonlarımız. Kanaatın yerini şatafat almış. İslam tarihi, tüm mal varlığı yanında götürdüğü kefen olan ulvî şahsiyetlerle dolu. Sadece evliyalar değil, ünlü kumandanlar da var içlerinde. O eski çağlardaki mübarekler mallarını dağıtmada birbirleriyle yarışırken, günümüz burjuva müslümanları biriktirmede yarışıyor. Hani halterde ‘silkme’ve ‘koparma’ diye 2 ayrı kategori vardır ya. Onlar ellerindekileri silkmişler, biz dışarıdakileri koparmaya çabalıyoruz.</p>
<p>Nasıl mı bu hale geldik? Ne zaman Batıya benzemek için sakalımızı kestik, işte o gün heybetimizi kaybettik, ve dejenere olmaya başladık. Her gün sakal traşı olan parlak bir erkekten hayır gelir mi? Ondan ancak kapitalizmin kölesi olur. Bi&#8217; de gelir elin gâvuru, makas alır yanağından. Sakallı olsan o eller uzanabilir miydi yanağına? Hatta ileri gidip çuval bile geçirebilirler kafana. Ne derseniz deyin “keramet” sakalda, beyler bayanlar. Bir Batı sevgisi ki senin sakalını bile kestirtebiliyorsa iş bitmiştir. Biz neyi tartışalım ki daha? Dibine kadar özentiyiz işte. “Milliyetçilik” demiyorlar mı bi’ de. <strong>Fatih</strong>, bu milliyetçileri görse beyinlerine tükürürdü.</p>
<p>Neyse asıl konumuza geri dönelim. Kızlar sürekli istiyor ve bu isteklerini yerine getirmek için erkekler it gibi çalışmak zorunda. Yurdum erkeği kızlar için ne kadar didinse de yine yaranamıyor, üstüne bir de fırça yiyor. At sırtında diyar diyar koşturan ecdadın torunları hatunların kölesi olmuş durumda. Sevgililer günü, ilk buluşma günü, ilk öpüşme günü, evlilik yıldönümü diye koşturur olmuşlar mağaza mağaza. Hardcore yiğitler, softcore oğlanlara dönmüş. Lüzumsuza çuvalla para verirler. Maddî sıkıntıya düşünce, kredi kartı mağduru olunca da ağlar dururlar. Sürünün ulan! Hatunun bir dediğini iki etmeyene her şey müstehak. Ey yurdum erkeği, titre ve kendine gel!</p>
<p>Avrupa’da gâvur dediğimiz profesör toplu taşıma araçlarıyla üniversitesine giderken; bizim memurumuz bankadan kredi çekerek aldığı son model arabayla işine gidiyor. Mütevazilik, kanaat onlarda; hava-civa, gösteriş bizde. İnsan düşündükçe, ürettikçe mütevazileşiyor mu acaba? Filozoflara da baktığımızda paspal tipler hep. Saç sakal birbirine karışmış, dünyadan vazgeçmiş deliler. Boş teneke beyinler ise dünyaya aşık, gösteriş peşinde hep.</p>
<p>Durum bu kadar vahim olsa da hayat felsefesi ‘<strong>istememek</strong>’ üzerine kurulu mübarek hatunlar var hala. Ben bizzat gördüm. Nesilleri tükenmekte olsa da hiç ummadığınız bir anda karşınıza çıkabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/vaka-i-halka.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/pirlanta_yuzuk.jpg' length ='30171'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Ensemdeki zımbırtı</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ensemdeki-zimbirti.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ensemdeki-zimbirti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 18:06:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[çip]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ense]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3470</guid>
		<description><![CDATA[Ensesindeki titreşimle uyandı sabah, kalkma vakti gelmişti. Yüzünü yıkadıktan sonra kahvaltısını yapmaya başladı. Yapay meyve suyunu yudumlarken gözü yerdeki elbiseye takıldı. Dün gece barda tanıştığı yavrunun elbisesi. Hala uyuyor olmalıydı. Acaba bu ilişkisi ne kadar sürecekti. Kahvaltısını bitirip giyindikten sonra çalıştığı inşaat şirketine doğru yola koyuldu. Tam DYDD’nin köşesini dönerken bir kızla çarpıştı ve kızın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3469" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/03/gelecek.jpg" alt="" width="420" height="285" /><br />
Ensesindeki titreşimle uyandı sabah, kalkma vakti gelmişti. Yüzünü yıkadıktan sonra kahvaltısını yapmaya başladı. Yapay meyve suyunu yudumlarken gözü yerdeki elbiseye takıldı. Dün gece barda tanıştığı yavrunun elbisesi. Hala uyuyor olmalıydı. Acaba bu ilişkisi ne kadar sürecekti.</p>
<p>Kahvaltısını bitirip giyindikten sonra çalıştığı inşaat şirketine doğru yola koyuldu. Tam DYDD’nin köşesini dönerken bir kızla çarpıştı ve kızın elindeki kitaplar yere düştü. Düşen kitapları toplayıp kızdan özür diledikten sonra yoluna devam etti. O anda dedesi aklına geldi. Dedesinin ninesiyle tanışması da böyle bir çarpışma sayesinde olmuştu. Sonra kaynaşıp evlenmişlerdi.</p>
<p><span id="more-3470"></span>Eskiden evlilik denen kutsal bir anlaşma varmış. Babası, ilk iki evliliği çok kısa süren dedesinin üçüncü evliliğinin meyvesiydi. Ta o zamanlardan başlamıştı aile kurumu yok olmaya. Gün geçtikçe ilerleyen anlayışsızlık, çekilmezlik, sadakatsizlik, itaatsizlik, kaybolmuş fedakarlık, maymun iştahlılık gibi birçok sapma aile kurumunun çökmesine neden olmuştu.</p>
<p>Dedesinin, kendisine küçükken anlattığına göre damat ve gelin birbirlerine söz veriyormuş: <em>“İyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, zenginlikte ve yoksullukta, ölüm bizi ayırana dek, seveceğime ve sayacağıma&#8230;”</em> diye. Ne kadar saçma diye geçirdi içinden. Ömrünü bir kişiyle geçirmek. Kendisini bir kişiye adamak. Kurban edilmek gibi. En fazla ne kadar katlanabilir ki insan? Hem birçok kişiyle beraber olmak varken neden bir kişi? Kızların önüne gelene verdiği bir zamanda bir kişiye söz verip ömrünü heba etmek mi? Bu durum, eskilerin “aşk” adını verdikleri saçmalıkla açıklanabilirdi. Ayrıca geçimsizlikler, boşanmalar, kalp kırıklıkları, duygusal çöküntüler artık tarihe karışmıştı.</p>
<p>Evliliğin ortadan kalkmasıyla birlikte çocuk yetiştirmek de sorun olmaktan çıkmıştı. Genlerinden hala çocuk sevgisini atamamış geri kafalılar için hizmet veren bir kurum vardı: Yapay Döllenme Merkezi. Kadın/erkek istediği tarzda sperm/yumurta hücresi seçerek kendi hücresiyle döllendirip embriyoyu fırına verebiliyordu. 9 ay 10 gün sonrasına pizza sipariş etmek gibi. Ataların anısına bekleme süresine sadık kalınmıştı. Yoksa ileri tekniklerle süreyi kısaltmak mümkündü.</p>
<p>Çocuk sevgisinin yerini, evcil hayvan sevgisi almıştı. Çoğu insan, kedi köpek beslemeyi tercih ediyordu. Hem çocuk bir sürü sorunu beraberinde getiriyordu. En iyisi hiç bulaşmamaktı. “Ciks bir çocuğum olacağına uysal bir köpeğim olsun” düşüncesi hakimdi.</p>
<p>Odasına girip çalışma masasına yeni oturmuştu ki birden ensesi titreşti, müdürü odasına çağırıyordu. Yerinden doğrulurken Dijital Yaşam Bakanlığı’na küfrediyordu bir yandan. Ensesindeki çip hala kaşıntı yapıyordu. Hala alışamamıştı zımbırtıya. Tüm kişisel bilgileri enseye gömmüşlerdi. Kimlik, kredi kartı, otobüs bileti ne varsa tarih olacaktı. Dünya hapishanesinde herkes ensesinden prangalı dijital bir mahkum olacaktı. Kabak gibi izlenebilecekti. “Robot olmaktansa toprak olurum” diye geçirdi içinden. Evdeki matkapla ensesinden altın vuruş yapmaya karar verdi. Müdürün odasına gitmekten vazgeçip, evin yolunu tuttu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ensemdeki-zimbirti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/03/gelecek.jpg' length ='36428'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Yayın ahlakı ne lan?</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yayin-ahlaki-ne-lan.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yayin-ahlaki-ne-lan.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 22:45:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sanal Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[aydın doğan]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[porno dünyası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3153</guid>
		<description><![CDATA[Bugün arkadaşlardan biri bir link gönderdi. “Abi,” dedi “habercilik başarısı budur!” Girdim baktım, gerçek bir habercilik başarısıydı. Elbette başkasından değil, her zamanki gibi Türkiye’nin en büyük gazetesi Hürriyet’ten. Bu gazetenin başarılı haberleri genelde herkesin bildiği sıfatsız mankenlerin seksi resimlerini bulmaktır ama bu seferki gerçek bir başarıydı. Hürriyet bile uygun başlık bulamamış ve “Bu kızlar bildiğinizden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3161" title="Hürriyet Max" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/hurriyet-max.jpg" alt="Hürriyet Max" width="421" height="248" />Bugün arkadaşlardan biri bir link gönderdi. “Abi,” dedi “habercilik başarısı budur!”</p>
<p>Girdim baktım, gerçek bir habercilik başarısıydı. Elbette başkasından değil, her zamanki gibi Türkiye’nin en büyük gazetesi Hürriyet’ten. Bu gazetenin başarılı haberleri genelde herkesin bildiği sıfatsız mankenlerin seksi resimlerini bulmaktır ama bu seferki gerçek bir başarıydı. Hürriyet bile uygun başlık bulamamış ve <strong>“Bu kızlar bildiğinizden çok farklı”</strong> başlığıyla sunmuştu haberini.</p>
<p>Peki neydi haberin içeriği? Yaşları 16-17 civarındaki kız çocuklarının internetten derlenmiş fotoğrafları.</p>
<p>Sizce de bomba bir haber değil mi? Başka hangi gazete size bacak kadar çocukların çıplak resimlerini “bu kızlar çok farklı” diye sunabilir?</p>
<p>Hadi ama, çocuk pornosu demeyin, porno yok. Kızların göğüs uçlarını sansürlemişlerdi. Çıplak göğüslerinin uçları sansürlenen 17 yaşında bir kız çocuk pornosunun kurbanı sayılamaz ki.</p>
<p><span id="more-3153"></span></p>
<p><em><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/hurriyetmax.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3159" title="Hürriyet Max" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/hurriyetmax-421x247.jpg" alt="Hürriyet Max" width="421" height="247" /></a>Büyük hali için resmin üzerine tıklayın.</em></p>
<p>Biraz önce baktım ki, bir internet kullanıcısının uyarısı üzerine kaldırmışlar küçük kızların resimlerini. O kişi ve Fatih Çekirge arasındaki e-mail trafiğini <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=%2317594544" target="_blank">buradan okuyabilirsiniz.</a></p>
<p>Fatih Çekirge’nin yazdığı e-mail, internet kullanıcılarının ne kadar aptal yerine konduğunu da gösteriyor. Yakaladığınız için sildik, biz yine çıplak fotoğraflar doldurmaya devam ederiz, reklam tıklamasından para kazanırız, siz yakalarsanız sileriz. Yakalamadığınız sürece otuzbire devam.</p>
<p>Peki, aptalız ve kabul ettik bu kabahatten büyük özrü. Bir gazetenin sitesindeki her türlü yayın gazetede de rahatlıkla yayımlanabilir. Gazetede bu kadar rahat olabiliyor mu Hürriyet? Okumadığım için bilmiyorum, belki de rahattır. Hürriyet benim evime en son evi boyamaya gelen boyacıyla gelmişti. O da yere yayıp zeytin ekmek yemişti üzerinde. Belki tuvalette başka şeyler de yapmıştır, bilemem.</p>
<p>Bu haber (!) gazetede yayınlansaydı kimse görmeden silebilecekler miydi? Nasıl duracaklardı arkasında? Ne diyeceklerdi o pek bir aydın takılan okurlarına? Yoksa Hürriyet okurlarının aydınlığı amatör porno ve otuzbir üzerine mi sadece?</p>
<p>Çıplak çocuk resimlerine yeterince bakıp hepsini bilgisayarıma kaydettikten ve Aydın Doğan’ın bize verdiği nimetleri düşünerek otuzbirimi çektikten sonra sitenin diğer sayfalarını dolaşmaya başladım.</p>
<p>Meğerse bu site yeni açılmış. Hürriyet Gazetesi’nin internet sitesini hazırlayanların elindeki arşiv o siteye sığmaz olunca, Hürriyet Max diye yeni bir site açmışlar. Sitenin tek işlevi, erotik resimler yayınlamak.</p>
<p>Ana sayfaya bakıyor ve haber başlıklarını atlamadan yazıyorum:</p>
<p>1. En muhteşem 50 – 50 kadının bikinili fotoğrafları.</p>
<p>2. Transfer borsası kızıştı – Futbolcu fotoğrafları.</p>
<p>3. Türkiye güzeli futbolcuları kızdıracak – Bir kızın fotoğrafları.</p>
<p>4. O artık Amerikalı – Acun Amerika’ya gelecekmiş, onun fotoğrafları.</p>
<p>5. Bu klip çok konuşulur – Zerrin Özer&#8217;in kombinezonlu fotoğrafları.</p>
<p>6. Justin’in son gözdesi – Justin Timberlake’in yattığı kızların bikinili fotoğrafları.</p>
<p>7. Fragmanı bile kırıp geçirecek – Hedef kitleye uygun Recep İvedik 3 fragmanı.</p>
<p>8. Tara Reid Playboy’a soyundu. – Playboy’dan fotoğraf araklamaca.</p>
<p>9. En seksi ağır siklet boksörü – Rus boksör Natalia Ragozina’nın bikinili fotoğrafları.</p>
<p>10. Dekoltenin kitabını yazdılar – Boşluk doldurmak için isimsiz çıplak fotoğraflar.</p>
<p>Bunlar manşetten verilenler.</p>
<p>Aşağı doğru ilerliyorum, yine aynı tarzda, sadece ve sadece kadın vücudu gösterebilmek için oluşturulmuş galeriler. Eğer bir paragraf yazı yazmaları gerekirse, onu da resimlerin altına serpiştirmişler ki bir 10 cümle okumak isteyen 10 sayfa gezsin, sayfa gösterimi artsın.</p>
<p>Yani Hürriyet Gazetesi abazanlıktan öylesine kudurmuş ki, çıplak resim yayınlayabilmek için ekip kurmuş, site açmış.</p>
<p>Bu site için çalışanların nasıl insanlar olduğunu merak ediyorum. Gerçekten, bir gün gidip tanışmak istiyorum. Çünkü siteyi gezince diğer eli meşgul olduğu için klavyeyi tek eliyle kullanan, sivilceli ve gözlüklü ergen çocuklar geliyor aklıma. “Oha karıya bak mutlaka siteme koymalıyım, Google reklamlarından orospuya gidecek kadar para kazanırım” diyen çocuklar.</p>
<p>Çünkü hiç ama hiç fark yok. Hürriyet Max’in sitesinde de Google AdSense var ve yayın ilkelerine uygun olarak, sadece “evli bayanlarla sohbet, ateşli arkadaşlar, ateşliyim seni bekliyorum” türünde sex partner sitesi reklamları çıkıyor.</p>
<p>Sitenin altından ne zaman MSN penceresi taklidinde bir banner çıkıp “Arzu size bir mesaj gönderdi” yazacak diye bekledim. Çıkmadı. Sanırım kodları yanlış yerleştirdikleri için çalışmıyor.</p>
<p>Sitede ne bir künye var, ne siteyle ilgilenen herhangi birinin adı. Ve eminim ki, görevi internetten çıplak kadın resimleri bulup bu siteye koymak olan adamlara meslek sorsak gazeteci olduklarını söylerler. Bu mudur lan gazetecilik dediğiniz? Bu mu sizin adamlığınız?</p>
<p>İsmini bile bilmediği kızın çıplak fotoğrafını “karıdaki göte bak, bulamazsın başka yerde” dercesine sitesinde yayınlayanın bırak gazeteciliğini, adamlığından, insanlığından şüphe ederim ben.</p>
<p>Yayın ahlakınıza tüküreyim sizin.</p>
<p>(Buraya yazıp görsel olarak da onların logosunu kullandığım için sevinmişlerdir şimdi. Ne de olsa reklamın iyisi kötüsü olmaz.)</p>
<p>Ebeveynlere uyarı: Çocuklarınızın internete koyduğu fotoğraflara dikkat edin. Yoksa çocuğunuz bazı sapıkların gözüne güzel görünebilir, Hürriyet Gazetesi de o fotoğrafları para kazanmak için kullanabilir. Bunlar bir ara <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6753140.asp?gid=180" target="_blank">şöyle bir söz vermişlerdi</a> ama sözlerini tutmadılar, dikkatli olun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yayin-ahlaki-ne-lan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/hurriyetmax-421x247.jpg' length ='31460'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Gelin Adayı</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cagdas-gelin-adayi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cagdas-gelin-adayi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 17:15:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2372</guid>
		<description><![CDATA[Bir evlilik sitesinden alıntıdır: Kendisini Nasıl Anlatıyor: çok bakımlı kuralcı,titiz,iyi aile terbiyesi almış nerde nasıl konuşması gerektiğini bilen,kibar,anlayışlı,karşısındaki kişinin de fikirlerini dikkate alan şeker mi şeker bir insanım.En önelisi de atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir insanım. Aradığı Eşi Nasıl Anlatıyor: 28 33 yaş arası Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı içerisinde gerçekten Allah korkusu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-2373 alignnone" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/cagdasevlilik.jpg" alt="cagdas evlilik" width="420" height="302" /></p>
<p>Bir evlilik sitesinden alıntıdır:</p>
<blockquote><p>Kendisini Nasıl Anlatıyor:<br />
çok bakımlı kuralcı,titiz,iyi aile terbiyesi almış nerde nasıl konuşması gerektiğini bilen,kibar,anlayışlı,karşısındaki kişinin de fikirlerini dikkate alan şeker mi şeker bir insanım.En önelisi de atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir insanım.</p>
<p>Aradığı Eşi Nasıl Anlatıyor:<br />
28 33 yaş arası Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı içerisinde gerçekten Allah korkusu ve sevgisi olan argo ve küfürlü sözler kullanmayan nazik anlayışlı iyi aile terbiyesi almış kısa ama öz konuşan efendi birisi olsun.Tercihen hukukçu veye mühendis olsun.</p></blockquote>
<p><span id="more-2372"></span>Gün geçmiyor ki eğitim sistemimizin yetiştirmek istediği çağdaş insan profiliyle karşılaşmayalım. Hanım kızımızın kendi özelliklerine göz attığımızda gerekli herşey fazlasıyla var. Hem de çok &#8220;şeker mi şeker&#8221;miş. Ama en önemlisi -kendisinin de belirttiği üzere- ilke ve inkılaplara bağlı bir insan. Bu da zaten Milli Eğitim&#8217;e bağlı okulların öncelikli hedefleri arasında yer almakta. Keşke her gencimiz bu hanım kızımız kadar Yüce Misyon&#8217;a uygun yetiştirilebilse. Nerde nasıl konuşması gerektiğini bilen, yüce ilkeleri kendine rehber edinmiş, yenilikçi, modern düşünebilen, ufku geniş, çağdaş&#8230; Saymakla bitiremiyoruz. Neden? Çünkü burada püf nokta ilkelere bağlı olması hanım kızımızın. Bu birincil hedefi kendine rehber edindiğinde kendine diğer yüce hasletler bahşediliyor. Şunu akıldan çıkarmamalı ki ilkelerden uzaklaştıkça, yüce hasletler azalacak. Yakınlaştıkça, hasletler çoğalacak. Hatta arşa değecek belki başı. Bağlılığı pekiştirmede başta veliler olmak üzere, öğretmenlere de büyük görevler düşüyor.</p>
<p>Gelelim aradığı eş profiline. Hanım kızımızın ilk aradığı kriter, kendisinde olduğu gibi ilkelere bağlılık. Onsuz evliliği yürüyemez zaten. Çünkü hanım kızımızı ancak kendisi gibi çağdaş bir damat paklar. Mutlu ve huzurlu bir hayat geçirmelerinin yanında, neslin devamı açısından da önemli bir nokta bu ana kriter. Çünkü cumhuriyetimizin bekası için gerekli &#8220;yılmaz bekçiler&#8221;, ilkelerin gölgesindeki çağdaş aşkların meyvesinden doğabilir. Hele ki günümüze baktığımızda dört tarafımız örümcek kafalılarla çevrilmiş durumda. Tehlikenin farkındasınız değil mi? Namaz kılan gençlerin sayısı bale yapan gençlerin sayısının 23 katından 1934 eksiktir. Aradaki farkın 10 senede kapanması için yapılması gereken çağdaş evlilik sayısını gelin siz hesap edin. Cumhuriyetimizin acilen &#8220;yılmaz bekçiler&#8221;e ihtiyacı vardır. Bir an evvel seri üretime geçilmek zorundadır. Bu üretim için gerekli kudret, çağdaş bireylerin testis ve yumurtalıklarında mevcuttur. Gerekli çoğunluk sağlandığı takdirde gericilerin beynine verilmelidir. Yetti gayrı!</p>
<p>Hanım kızımızın ilk aradığı kriterden hemen sonra Allah korkusu ve sevgisi gelmekte. Kendileri bir kez daha takdiri hak ediyor. Çünkü Allah korkusu ve sevgisi 2. sırada yer alıyor. Bu da kendisinin laiklik ilkesinin ne kadar bilincinde olduğunu göstermekte bizlere. Din denen dogmanın, çağdaş evlilik hayatına burnunu sokmasını engellemiş oluyor bu şekilde. Ey din haddini bil, senin sözün bir yere kadar. Bilim ve akıldan üstün müsün ki herşeye karışıyorsun. Zeki kızımız bu kriteri de sayarak gericilerin dostluğunu kaybetmemiş oluyor böylelikle. Mahalle baskısını bu şekilde üstünden atıyor. Çünkü o Allah&#8217;ı seviyor ve O&#8217;ndan korkuyor.</p>
<p><img class="size-full wp-image-2376 alignnone" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/beyaz-atli-prensi-beklemek.jpg" alt="beyaz-atli-prensi-beklemek" width="420" height="338" /></p>
<p>Ne kadar içler acısıdır ki böyle zeki ve çağdaş bir kız, evlilik sitelerinde kendisini bulacak beyaz atlı çağdaş prensi bekliyor. Bu memlekette hiç mi çağdaş adam kalmadı. Durum gerçekten bu kadar vahim mi? Burdan tüm çağdaşlara sesleniyorum. Haydi bu gidişe bir son verelim. &#8220;Yılmaz Bekçi Seri Üretimi&#8221; için açılışı bu hanım kızımızın evliliğiyle yapalım.</p>
<p>O mutlu gününüzde nikah şekerinin yanında Nutuk dağıtmayı unutmayın. O mutlu gecede siz de bir paragraf okumadan hanım kızımıza yaklaşmayın. Şimdiden mutluluklar diliyor ve müstakbel minik yılmaz bekçilerin yanaklarından öpüyorum. Cumhuriyet sizinle gurur duyuyor!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cagdas-gelin-adayi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/cagdasevlilik-300x215.jpg' length ='22924'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bana Bukowski&#8217;yi anlat!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bana-bukowskiyi-anlat.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bana-bukowskiyi-anlat.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 01:02:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[bob kaufman]]></category>
		<category><![CDATA[call of duty]]></category>
		<category><![CDATA[call of duty world at war]]></category>
		<category><![CDATA[charles bukowski]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek arası]]></category>
		<category><![CDATA[enemy at the gates]]></category>
		<category><![CDATA[jack kerouac]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[los angeles]]></category>
		<category><![CDATA[pis moruğun notları]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[the thin red line]]></category>
		<category><![CDATA[william s. burroughs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2134</guid>
		<description><![CDATA[“Bana Bukowski’yi anlatır mısın?” dediğinde, en heyecanlı yerineydim oyunun. Sıkıcı bir günün akşamında kendimi 2. Dünya Savaşı’na vermiş, sonrasında The Thin Red Line veya Enemy at the Gates’i yeniden izlemek üzere Call of Duty World at War oynuyor, bir yandan alev makinesiyle insanları yakarken bir yandan da insanoğlunun daha ne kadar vahşileşebileceğini düşünüyordum. O da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2137" title="charles bukowski" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/charlesbukowski.jpg" alt="charles bukowski" width="420" height="381" />“Bana Bukowski’yi anlatır mısın?” dediğinde, en heyecanlı yerineydim oyunun. Sıkıcı bir günün akşamında kendimi 2. Dünya Savaşı’na vermiş, sonrasında <a href="http://www.imdb.com/title/tt0120863/" target="_blank">The Thin Red Line</a> veya <a href="http://www.imdb.com/title/tt0215750/" target="_blank">Enemy at the Gates</a>’i yeniden izlemek üzere <strong>Call of Duty World at War</strong> oynuyor, bir yandan alev makinesiyle insanları yakarken bir yandan da insanoğlunun daha ne kadar vahşileşebileceğini düşünüyordum.</p>
<p>O da karşımdaki masada oturmuş, internette birileriyle konuşuyor ve kimi zaman gülerek, kimi zaman garip sesler çıkararak okuduklarına tepki veriyordu. Durup dururken Bukowski’yi sorması içinde bulunduğumuz ortama bu nedenlerle pek uygun gelmemişti.</p>
<p>— Anlatırım bir ara, dedim. Hem nerden çıktı durup dururken? Sen kitap okumazsın ki?<span id="more-2134"></span></p>
<p>— Çok iyi bir yazar olduğunu duydum, sen okumaz mısın Bukowski?</p>
<p>— Şiir sevmem ben. Hem şu anda Berlin’e girmek üzereyim, Yoldaş Reznov’u yalnız bırakamam, daha sonra konuşuruz bunları.</p>
<p>— Biraz anlat be, kim abi bu adam? Süper yazar falan diyorlar, gerçekten merak ettim!</p>
<p>Eğer birkaç cümleyle başımdan savmazsam bana oyunu zehir edeceğini, iki dakikada bir Bukowski diye sayıklayacağını biliyordum. Oyunu durdurup biraz bahsettim.</p>
<p>Şiirlerinden pek hazzetmesem de öykülerini ve mektuplarını sevdiğimi, özellikle Ekmek Arası’nı, Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi’yi, Kadınlar’ı, Pis Moruğun Notları’nı ve bazı diğer kitaplarını anlattım; dünyanın en güzel kentlerinden biri olan Los Angeles’da dünyanın en berbat çocukluk hatıralarını yaşamasındaki ironiden, babasıyla olan kavgalarından, alkol, seks ve uyuşturucudan oluşan, düzenli hayatlar yaşayanlara çekici gelen ama içine girince hiç de çekici olmayan acılarla dolu yaşamından bahsettik. Hatta konu beate kaydı, Kerouac geldi, Burroughs geldi, Kaufman bizi ziyaret etti o gece.</p>
<p>“Film gibiymiş yaşadıkları,” diyerek klişe bir tepki verdi ve teşekkür edip bilgisayara gömdü kafasını yeniden. Ben de oyunumu oynadım, Yoldaş Reznov’la birlikte Berlin’e girdik, Chernov’un ölümünden sonra bayrağı devralarak hükümet binasının çatısına diktim.</p>
<p>Ertesi gün elinde bir Bukowski kitabıyla bir kız geldi şirkete ve Yavuz&#8217;u bulamayınca kitabı ona teslim etmem için bana emanet etmek istedi.</p>
<p>— Nedir bu, dedim şaşırarak.</p>
<p>— Yavuz Bey çok seviyormuş Bukowski’yi, dün gece internette saatlerce ondan konuştuk, diye yanıtladı.</p>
<p>İlk kez para, futbol ve kadın muhabbetinin dışına çıkmasının, kitaplardan konuşmak istemesinin sebebini böylece öğrenmiş oldum. Bukowski seven bir kızla tanışmış ve kendisinin de onu ne kadar sevip okuduğunu, kızla ne kadar fazla ortak noktaları olduğunu gösterebilmek için benden hızlandırılmış Bukowski dersi almaya çalışmıştı önceki gece.</p>
<p>Hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri, sıradan şeyleri bir hava atma aracı olarak kullanmaktır. Üstelik bunu edebiyatla yapmaya çalışmak, gölgesinden korkan bir adam olarak Bukowski gibi deli cesaretine sahip bir adamla kendini bütünleştirerek bir kızı “düşürmeye” çalışmak mide bulandırıcıydı.</p>
<p>Sık sık karşılaşıyoruz onun gibi adamlarla. Yeni tanıştığı bir kıza, öğretmenine, patronuna, komutanına, girmek istediği bir ortama yavşayabilmek ve “ben de sizin gibiyim aslında,” diyebilmek için kendini aslında sahip olmadığı donanımlara haizmiş gibi göstermeye çalışan insanlar bunlar.</p>
<p>Kusmak istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bana-bukowskiyi-anlat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/charlesbukowski-300x272.jpg' length ='28929'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Adriana Lima hamile kalırsa</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/adriana-lima-hamile-kalirsa.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/adriana-lima-hamile-kalirsa.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 19:39:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceyda Ryden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[adriana lima]]></category>
		<category><![CDATA[adriana lima hamile]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[marco jaric]]></category>
		<category><![CDATA[marco jaric ve adriana lima evliliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1741</guid>
		<description><![CDATA[Bugün Türkçe haber sitelerine girdiğimde bütün Türk erkeklerinin yas ilan ettiğini gördüm. Bütün erkeklerin büyük bir kıskançlıkla Marco Jaric&#8217;e hakaret ettiğini görünce Adriana Lima&#8217;nın hamileliğini Türkiye&#8217;nin yeni öğrendiğini anladım. Oysa people.com bunu 3 ay önce açıklamıştı. Marco Jaric Adriana Lima&#8217;ya tecavüz etmiş gibi nefretle yorum yazmışlar. Türk erkekleri Adriana Lima&#8217;yı çok yücelttiler. Kafalarındaki Adriana Lima [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1748" title="adriana lima ve marco jaric" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/adrianalima_marcojaric.jpg" alt="adriana lima ve marco jaric" width="420" height="785" />Bugün Türkçe haber sitelerine girdiğimde bütün Türk erkeklerinin yas ilan ettiğini gördüm. Bütün erkeklerin büyük bir kıskançlıkla Marco Jaric&#8217;e hakaret ettiğini görünce Adriana Lima&#8217;nın hamileliğini Türkiye&#8217;nin yeni öğrendiğini anladım. Oysa people.com bunu <a href="http://www.people.com/people/article/0,,20281112,00.html" target="_blank">3 ay önce açıklamıştı.</a></p>
<p>Marco Jaric Adriana Lima&#8217;ya tecavüz etmiş gibi nefretle yorum yazmışlar.<span id="more-1741"></span></p>
<p>Türk erkekleri Adriana Lima&#8217;yı çok yücelttiler. Kafalarındaki Adriana Lima imajı evlenmeyen, sevişmeyen, tuvalete gitmeyen, yemek yemeyen insan üstü bir varlıktı. Hamile kaldığını öğrendiklerinde Adriana&#8217;nın sadece hayallerde değil gerçekte de seviştiğini anladılar.</p>
<p>Evet, Adriana sevişiyor. Üstelik bekaretini evlendiği erkek ve doğacak çocuğunun babası olan Marko Jaric&#8217;e teslim etti.</p>
<p>Anlayamamışlar. Adriana Lima&#8217;nın yanına Marko Jaric&#8217;i yakıştıramıyorlar. Yakışıklı değilmiş.</p>
<p>Brad Pitt &amp; Angelina Jolie, Tom Cruise &amp; Katie Holmes çiftinden başka insanların birbirine yakıştırdığı medyatik çift yok zaten. Herkes sadece eleştiriliyor.</p>
<p>Güzel kadın &amp; çirkin erkek eşleşmeleriyse milyonlarca. Çevrenize baktığınızda rahatlıkla bulabileceğiniz kadar çok.</p>
<p>Eva Longoria &amp; Tony Parker&#8230; Liv Tyler &amp; Royston Langdon&#8230; Liv Tyler&#8217;ın babası Steven Tyler &amp; annesi Bebe Buell&#8230; Shania Twain &amp; Mutt Lang&#8230; Şimdi aklıma gelen örnekler.</p>
<p>Erkeklerin insan olduğuna inanmak istemediği kadınlar hep erkekler tarafından çirkinlikle suçlanan erkeklerle birlikte.</p>
<p>İnsanları sadece dış görünüşle değerlendirince böyle tartışmalar çıkıyor. Adriana Lima&#8217;yı Marco Jaric&#8217;i seçti diye eleştirenler insanları değerlendirirken sadece dış görünüşüne göre karar vermeseler bazı şeyleri anlayabilecekler.</p>
<p>Her kadının sadece tipe ve paraya bakmadığını, daha derin nitelikler aradığını anlasa erkekler&#8230; Kadın erkek ilişkileri o zaman çok değişecek.</p>
<p>Polat Alemdar taklidini bırakın artık. Tuna Kiremitçi taklidini de bırakın. Bıktık sizden. Biraz kendiniz olmayı deneyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/adriana-lima-hamile-kalirsa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/adrianalima_marcojaric-160x300.jpg' length ='20241'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Çok önemli!!!111</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cok-onemli111.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cok-onemli111.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 08:05:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık siteleri]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[hırvat kızları]]></category>
		<category><![CDATA[hırvatistan]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz kızları]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[latin kızları]]></category>
		<category><![CDATA[porno dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal paylaşım siteleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk kızları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1486</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yıllar yıllar önce iş yerinde sıkıntıyla otururken aklıma bir fikir geldi. “Boş boş oturacağıma İngilizcemi geliştireyim” diye düşündüm. Biz lisedeyken mektup arkadaşlıkları vardı ve ben de bu sistemi geliştirebilirim deyü İngiliz menşeli bir arkadaşlık sitesine attım kendimi. Toplumda, sektörümüzde belli bir yerim olduğu için ve bir sürü arkadaşımızın varlığını bildiğimden kelli fake bir profil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1488" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="mainpic" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/mainpic.jpg" alt="mainpic" width="410" height="272" />Bundan yıllar yıllar önce iş yerinde sıkıntıyla otururken aklıma bir fikir geldi. “Boş boş oturacağıma İngilizcemi geliştireyim” diye düşündüm. Biz lisedeyken mektup arkadaşlıkları vardı ve ben de bu sistemi geliştirebilirim deyü İngiliz menşeli bir arkadaşlık sitesine attım kendimi. Toplumda, sektörümüzde belli bir yerim olduğu için ve bir sürü arkadaşımızın varlığını bildiğimden kelli fake bir profil oluşturdum. Fotoğraf için de bir zamanların pek tanınmayan futbolcularından birisininin yakışıklı olmayan ama etkileyici fotoğrafını kullandım. Çekim de  çok profesyonel olmadığından ilk bakışta fake olduğu anlaşılmıyordu. Neyse detaya girmeye gerek yok, önüme gelene “Hi, How are you” diye yazmaya başladım. Erkeklere de mesaj attım ama onların derdi farklı olduğu için (bütün erkekler mi sapık olur lan!? Dünyanın bütün erkekleri ‘sen çık hacı karı-kıza bakıyorum ben’ diyor!) sadece gaylerden cevap almayı başardım. Her ne kadar fake takılsak da gaylerle konuşmayı kendime yediredim ve elde kalan tek cinsle, bayanlarla sohbete başladık. Benim gayet masumane “Hi, How are you”larıma kızlar gayette sapıkça yaklaştılar sevgili okur. 3. mesajdan sonra “bu akşam buluşalım mı, çok seksisin, yirim seni” diyen kızlarla tanıştım ben. Batı’nın ilmini almaya çalışırken ahlaksızlığını vermeye çalıştılar bana. Almadım ama.<span id="more-1486"></span></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1484" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="friendship" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/friendship.jpg" alt="friendship" width="257" height="226" />Bir süre sonra birçok sitede aynı fotoğrafla sahte profiller oluşturdum ve dünyanın nabzını tutmaya başladım. Mesela Facebook denilen naneniyi Türkiye’de kimse duymamışken benim Facebook’ta hesabım vardı. Tabi o zamanlar şimdiki gibi değildi Facebook, her yeri dutluktu. Geçenlerde bir bakayım dedim zilyon tane application var. Her haltı yiyebiliyorsunuz şimdi. Facebook’u Türkiye’de iyi pazarladılar da hepinizin Facebook hesabı oldu. Bu da başka bir yazının konusu olsun&#8230;</p>
<p>Uzun süre vakit geçirdim bu sitelerde. İngilizceme ciddi anlamda katkısı oldu ki, Akay’ın Amerikalı arkadaşlarıyla buluştuğumuzda faydasını gördüm. Bu süre içinde edindiğim tecrübelerimi de sonunda sizlerle anlatmaya karar verdim. İngilizcemin kıvama geldiğine inandıktan sonra saldım kendimi dünya kızlarının kucağına. Buyrun, tespitlerim şöyle:</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/3.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1481" title="3" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/3.jpg" alt="3" width="230" height="345" /></a>İngiliz kızları için erkek ve alkol yaşamak için yeterli bir sebep. Şimdi tutup “Kaç İngilizle konuştun, hepsi mi öyle lan” demeyin. Anket şirketlerinin yaptığı gibi sonuca ulaşabiliyoruz biz de. Bütün Britanya’yı dolaşmadım ama İskoçlar’a, Galliler’e, İngilizler’e verebileceğiniz en büyük hediye bir adet sevişgen erkek. Bunun için kızla uzun uzadıya konuşmanıza, iltifatlar yağdırmanıza gerek yok. Yeter ki erkek olun, ele avuca gelin. Tipiniz de çok önemli değil. Kaç İngiliz’den yatma teklifi aldığımı hatırlamıyorum. Fransızlar tutucu insanlar, Kuzeyliler yani Finlandiyalılar, Norveçliler o kadar güzelliklerine rağmen sanırım dünyanın en ahlaklı milleti. Ruslar ve Ukraynalılar hiç de bildiğimiz gibi ver deyince veren bir topluluk değil. Bu, üzerlerinde kalmış bir etiket, insan gibi konuşmak istiyorsanız konuşuyorlar. Ama muhabbetin şeklini değiştirirseniz de ayak uydurabiliyorlar. Uzak doğulular da Kuzeyliler gibi, fotoğrafa aldanıp “Süpersin erkeğim!” diyenini ben henüz görmedim. Kendileri için “üstün ırk” tanımını uygun gördüğüm Latinler de sekse karşı çok mesafeli dünyalılar. Halbuki hepimiz Latinleri, sabah uyanır uyanmaz sevişen arada bir Salsa yapan, futbol oynayan, eğlencenin dibine vurmuş insanlar diye biliyoruz. Ama değil işte. Latinlere dair bildiklerimiz arasında en çok tutanı, yuvarlak hatları. Gerçekten çok yuvarlaklar. Türkiye’de göremezsiniz öyle bir şey. Bütün Yunanlılar’ı da orospu olarak düşünüyorsunuz ama hayır, Yunanlılar da gayet ahlaklı insanlar. Amerika gerçekten bir mozaik. Her türlü millet yaşıyor orada. Eğer profilinizin yerleşim yerinde New York yazıyorsa “Akşama sendeyim <a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/main1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1482" title="main1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/main1.jpg" alt="main1" width="207" height="149" /></a>bebeyimmmm!” diyen bir sürü Amerikalı var. Bunların arasında “Bak ahlaksız bir şey yazarsan oyarım seni!” diyenlerini de görmedim dersem yalan olur, sayıları da fazla. Balkanların durumu çok vahim, adamlarda ciddi ciddi para yok, bilgisayar kullanamıyorlar. Hırvatistan dünyanın en güzel bayanlarının yaşadığı ülke. Ya arkadaş bir ülkede yaşayan dişilerin hepsi mi birbirinden güzel olur, anlamadım ben bu işi. Sarışını da esmeri de ayrı güzel. Ben de zaten bir süre önce Hırvatistan’a yerleşmeye karar verdim. Tası tarağı toplayıp gideceğim memlekettir Hırvatistan! Zaten Hırvatım ben aslen. Dedemler Hırvatistan’dan gelmiş. Bu oyuncakları da Hırvatistan’dan eniştemgiller getirdi. Dünya Hırvat olsun ayrıca, ne güzel olur. Olmadı Slovak olsunlar. Dünya güzelinin Hırvatistan’dan çıkmadığı hiçbir Miss’li yarışmayı gerçekçi bulmuyorum. Miss gibi Hırvatistan varken başka bir yerden güzel mi çıkar hacı!?</p>
<p>Bir süre sonra aklıma çok parlak bir fikir geldi. Biz Türk erkeklerine karşı gayette tutucu ve namusuna düşkün olan Türk kızlarıyla yabancı birisi olarak konuşmaya karar verdim. Kafamın kenarında bir ampul parlayınca Türk kızlarıyla selamlaşmaya başladım. Türkiye ve Türklerle ilgili de çok ciddi tespitlerim var dikkat edin buraya.</p>
<p>Öncelikle gerçekten çok cahil bir milletiz. Kendisini geliştirmekten bu kadar çekinen başka bir ülke var mı bilmiyorum. Beğenmediğimiz, kıçımızın kenarı diye baktığımız Brezilya’nın köylüsü bile hem İngilizce hem İspanyolca konuşabiliyorken biz bir tek kendi dilimizi konuşuyoruz. O kadar da modern ve gelişime açık insanlarız. Kızlarımızın modernlikten tek anladığı, istediklerini giymek ve yapabilmek. Erkeklerimiz de bildiğiniz zonta anasını satayım. Bütün Avrupalı kızların kendisi için yanıp tutuştuğunu düşünüyor. “Çok sexsisin”, “Üstün böyleyse altını düşünemiyorum” diye iltifat yağdıran bir tek biz varız. Bazılarının farklı bir havası var, erdemli bir bilge gibi takılırsa cıvırların kollarına atlayacağını düşünüyorlar. İletilerinden, fotoğraf altı yorumlarından falan görebiliyorsunuz bunu. “Sessizliğin sesini dinlerken benim olmanın martıları beynimin cidarlarında dört nala kanat çırpıyorlardı” falan gibi şeyler. Bizim yağız delüğanlı, Tibet’te lisans üstü eğitimini dün bitirmiş havası vermeye çalışıyor. Ortada aslen bir mesaj falan da yok ha, laf kalabalığı sadece. Aslında fake bir kız profiliyle konuşmak isterdim bu çocuklarla, başka ne söylerlerdi kim bilir. Bazıları “Kültürün dibine vurdum beni alın” mesajı vermeye çalışıyor, “Bukowski’yle nefes alıyor, Vivaldi’yle veriyorum” yazıyorlar iletilerine. Daha neler var neler. Keşke not alsaydım bir yerlere. Dünya üzerinde “Sapık” damgası yiyen tek millet var, o da Türkler. Helal olsun Türk erkeklerine; “Türkten herkes korkak” sözünü millet olarak götümüzden anlamışız, mottomuz “Madem Türksün göster ürksün!” olmuş. O yüzdendir ki çok defa “Türksen sakın benimle konuşma!” diye mesaj aldım. Dünya üzerinde süper bir imaj bırakmışsınız aferin size!</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1480" title="2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/2.jpg" alt="2" width="328" height="234" /></a>Maalesef kızlarımız da erkeklerimiz kadar sapık. Ama hiçbir erkek tanımadığı bayanların hafif davranmasına kızmadığından bu kadar dillenmemiş bu olay. Yabancı bir erkekle konuştuklarını düşünerek o kadar rahat hareket ediyorlar ki, dünyanın en rahat ortamını verseniz bu kadar hafif davranamazlar. Eğer yabancı bir erkek olduğunuza inandırdıysanız her şeyi yaptırırsınız. Kamerayı açtırmakla kalmaz her yerini açtırırsınız yani. Ayrıca bunun için yalvarmanıza falan da gerek yok. “Babamdan korkuyorum ama o evde olmadığında ne istersen yaparım” diyen kızlar bunlar. Hatta babası evdeyken bile sırf sizi kaçırmamak için bütün riskleri alabilenler. Ama ailelerine, yaşam şekillerine, Türk erkekleriyle yaptıkları muhabbetlere baksanız sizi çok cici insan olduklarına inanırsınız.</p>
<p>Millet olarak gerçekten de ahlaki erozyona uğramış durumdayız. Bikinili fotoğrafına “çok seksi çıkmışsın” diyen Türk erkeğine “senin ahlakını skerim lan terbiyeli konuş!” diyen ahlak abidesi kızlarımız, karşısında Amerikalı, İngiliz, İskoç, İspanyol bir erkek görünce hemen bodylerinin dekoltelerini indirmeye, eteklerini yukarıya çekiştirmeye başlıyorlar. Şu bir gerçekki birçoğu ilgiye muhtaç insanlar. “Çok güzelsin, süpersin, übersin” deyip, “Türkiye’ye gelmeyi düşünüyorum” falan dediğinizde sizleri nerelere götüreceklerini, sizlerle neler yapmak istediklerini anlatıyorlar. Yani milletimizin kızlarını baştan çıkartmaya gerek yok, onlar baştan çıkmaya hazır bir vaziyette bekliyorlar. Ama hiç heveslenip üstünüze alınmayın, yabancılara karşı bu şekildeler. Bazılarıyla Türk olarak konuşmaya çalıştığımda “çok seksisin” diyen kızların hiç de iltifat etmediklerini iyi biliyorum.</p>
<p>İnsanın günahını anlatması da ayrıca günah olduğundan gördüklerimin tamamını burada anlatacak halim yok.</p>
<p>Yaptığım iyi bir şey mi kötü bir şey mi net bir karar veremedim ama en azından ailenizdeki bayanlara karşı bir önlem almanıza yardımcı olabilirim. Çünkü ummadık taş ciddi ciddi baş yarabiliyor. Bu kız kesin adam gibidir dediklerimin çoğu yine aynı şekilde çıktı maalesef. O yüzdendir ki vatanımızın güzide kızlarına karşı şu anda ciddi bir ön yargım oluştuğunu söyleyebilirim. Bizim kızlar Türk erkeklerine olmadıkları kadar açıklar. Sizi baştan çıkartmak için bilgisayarın başına olabildiğince açık oturuyorlar. Durum kritik yani. Bilgisayarın kötü insanların elinde ne kadar tehlikeli bir alet olduğunu gördüm bu serüvenin sonunda. Ehil insanların elinde olmayınca ciddi bir ahlak yıkım ekibi haline geliyor.</p>
<p>Bütün bu yazının amacı neydi peki? Belki olur da kızlarımızdan birisi okur ya da diğer yazılardaki gibi bu da forward mail olur da “Demekki yabancılar yabancı olmayabiliyorlar” diye düşünüp frene basarlar. Yok eğer onlar basmazsa birileri günün birinde çok pis basacak onlara haberleri olsun. Ayrıca siz de dikkat edin evdeki kadınlarınıza, kızlarınıza. Bilgisayarla başbaşa bırakmayın kimseyi, siz de yalnız kalmayın! (Bu da eşitliktir işte!)</p>
<p>Yazıyı yazdıktan sonra Beşiktaş’a indim. Etraftaki kızlara bir göz attım, bütün bunları boşa yazmışım gibi geldi.</p>
<p>-Ahlak!?<br />
-What the fuck!?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cok-onemli111.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/06/2-300x214.jpg' length ='14438'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Boxer ve Bulvar arasındaki 7 fark</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/boxer-ve-bulvar-arasindaki-7-fark.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/boxer-ve-bulvar-arasindaki-7-fark.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 03:02:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[abazan]]></category>
		<category><![CDATA[akşam gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[arena dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[boxer dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bulvar gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[didem erol]]></category>
		<category><![CDATA[doğan grubu]]></category>
		<category><![CDATA[erkek dergileri]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[erotizm]]></category>
		<category><![CDATA[esquire dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[fahişelik]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[iddaa]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[manken]]></category>
		<category><![CDATA[maxim dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[paris hilton]]></category>
		<category><![CDATA[porno dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[şok gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[takvim gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[tan gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1202</guid>
		<description><![CDATA[(Bu yazıda ahlaki değerlerinizle ters düşecek, &#8220;aaa çok ayıp,&#8221; dedirtecek materyaller bulunabilir, cici çocuklar ve hanım kızlar yazının devamını okumasınlar. Hürriyet okurları için sorun yok, alışkınlar böyle şeylere) Bulvar Gazetesi&#8217;ni bilirsiniz. İkinci sınıf gazete kabul edilir, abazanlara hitap ettiği söylenir, inşaatta bira içen amelelerin en önemli kültürel aktivitesidir bu gazeteyi okumak. Boxer Dergisi&#8217;ni de bilirsiniz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-1204" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="erkek dergileri" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/erkek_dergiler.jpg" alt="erkek dergileri" width="410" height="308" />(Bu yazıda ahlaki değerlerinizle ters düşecek, &#8220;aaa çok ayıp,&#8221; dedirtecek materyaller bulunabilir, cici çocuklar ve hanım kızlar yazının devamını okumasınlar. Hürriyet okurları için sorun yok, alışkınlar böyle şeylere)</em></p>
<p>Bulvar Gazetesi&#8217;ni bilirsiniz. İkinci sınıf gazete kabul edilir, abazanlara hitap ettiği söylenir, inşaatta bira içen amelelerin en önemli kültürel aktivitesidir bu gazeteyi okumak.</p>
<p>Boxer Dergisi&#8217;ni de bilirsiniz. Gayet şık tasarlanır, sevgiliye alınması gereken pahalı hediyelerden bahsedilir, köşe yazarları falan vardır.</p>
<p>Bu iki medya ürününün arasında ne fark var?<span id="more-1202"></span></p>
<p>Ben Bulvar denen gazeteyle askerde tanıştım. Biraz lüks bir kışlada yaptım askerliğimi, her &#8220;kısım&#8221; (departmanlara kısım derler askerde) farklı görevleri ifa ederdi. Kısımlar arasında da ciddi bir sosyo-ekonomik fark vardı. İstihkam kısmı çoğunluğu okuma yazma bilmeyen yiğidolardan oluşurdu mesela. Levazım kısmı zor bela da olsa birkaç satırı okuyabilen gençlerden meydana gelirken, yazıcı ve haberci tayfası İddaa kuponu dolduracak kadar geniş bir matematik ve spor kültürüne sahipti.</p>
<p>&#8220;Dinci&#8221; kabul edilen gazeteler ve Akşam Gazetesi giremezdi bizim kışlaya. Aydın Doğan ürünleri ve Takvim, Şok, Bulvar gibi tırıvırı gazeteler satılırdı içerde. Bulvar ile de istihkamcılar sayesinde tanıştım. Kışla içinde tirajı en yüksek gazete de, açık farkla Bulvar&#8217;dı.</p>
<p>Köyünden gelen harçlığı haftasonu Bentderesi&#8217;ndeki orospulara saklayabilmek için sigarayı bile başkasından otlanan istihkamcı yiğidolar, sadece Bulvar okurlardı.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1205" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="bulvar gazetesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/bulvar_gazetesi.jpg" alt="bulvar gazetesi" width="410" height="457" />BULVAR GAZETESİ NEDİR?</p>
<p>Bulvar Gazetesi, en ucuz gazete kağıdına 8-10 sayfa civarında basılan, sadece çıplak kadın fotoğrafları ve altına uydurulmuş kolpa metinlerden oluşan dandik ötesi bir gazetedir.</p>
<p>Bulvar okumak farklıdır, özel bir oturma pozisyonu gerektirir.</p>
<p>Sandalyede arkana iyice yaslanacaksın, pantolonun ağı mümkün olduğunca gevşek olacak ki çaktırmadan çadırı kurabilesin. Sonra da ağzının suyu aka aka, iki dudak arasında asgari 5 cm boşluk kalacak şekilde gazete okuyacaksın. Arada bir tepki vermek lazım, &#8220;ben bu karıyı nebiçim sikerim var yaaa!&#8221; diyeceksin, &#8220;bu turistlerin hepsi orospu zaten,&#8221; diyeceksin. Son derece içten ve histerik tepki vermek şart!</p>
<p>Bulvar okurlarının tek ortak noktası vardır, sadece Bulvar&#8217;daki yazıları okurlar. Başka bir gazetede resim altı yazısını okumak bile işkencedir onlara.</p>
<p>Peki Bulvar&#8217;ın içeriği nedir?</p>
<p>Bulvar, toplumun gözden kaçan sosyetesini anlatır. &#8220;Konfeksiyoncu Nalan, Avrupa&#8217;da manken oldu!&#8221; şeklinde bir manşet olur mesela. Götü göbeği bir yana kaymış tipsiz bir çıplak kadının 3-4 fotoğrafı olur altında. Oraya da haberin devamını yazarlar;</p>
<blockquote><p>Sarıgazi&#8217;de konfeksiyon atölyesinde çalışan 19 yaşındaki Nalan S. (21) patronunun arkadaşıyla tanışınca hayallerine kavuştu. Tekstil fabrikatörü olan işadamı Hulusi Ortadirek tarafından keşfedilen güzel Nalan, Ortadirek tarafından Almanya&#8217;nın ünlü model ajansı Das Pussy&#8217;e tavsiye edildi. Nalan, ajans çekimlerinde vücudunun kusursuz güzelliğini cömert pozlarla sergileyerek Avrupalı meslekdaşlarına gözdağı verdi.</p>
<p>Erkeğim beni hak etmeli</p>
<p>Özel yaşamıyla ilgili sorulan sorulara içtenlikle yanıt veren konfeksiyoncu manken, &#8220;erkeğim beni hak etmeli,&#8221; diyor. &#8220;Vücuduma güveniyorum, saklayacak bir kusurum yok ki, neden don giyeyim?&#8221; diyen Nalan, film tekliflerine açık olduğunu, prensiplerine saygı gösterildiği sürece her dizide yer alabileceğini belirtti.</p></blockquote>
<p>Şeklinde uzar gider. Altında internetteki amatör sitelerden toplanmış 3-5 çıplak kadın fotoğrafıyla haber tamamlanır. Zaten olay fotoğrafta biter, yamuk göğüslere ve &#8220;ip donun&#8221; kenarından görünenlere iç çekerek bakan yiğido, yazıyı okuyacak durumda değildir.</p>
<p>Gazeteyi çıkaranlar, bakarların (yazı okuyana okur denir, resme bakana bakar denir. Arapça&#8217;da öküze de bakar derler gerçi) &#8220;Ulan Almanya&#8217;daki model ajansı bu karının yamuk vücudunu ne yapsın, Das Pussy diye model ajansı mı olur, 19 yaşındaki kızın isminin yanına parantez içinde 21 diye farklı yaş yazılır mı, Bulvar&#8217;a bile götü göbeği açan bi&#8217; karı hangi prensibe sahip olabilir, BDSM olabilir mi sevmediği, oyuncu olmadan dizide oynanır mı,&#8221; falan diye düşünmeyeceğini bilirler. Hedef kitlenin internette başarabileceği en önemli olayın Google&#8217;da &#8220;cıblak karı&#8221; yazıp aratmak olduğunu da bildiklerinden, internetten fotoğraf araklayıp Konfeksiyoncu Nalan diye basarak, içinde bulundukları yayıncılık anlayışından vazgeçmeye de niyetleri yoktur.</p>
<p>Bulvar&#8217;ı anladık. Peki Boxer nedir?</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1206" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="boxer dergisi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/boxer_dergisi.gif" alt="boxer dergisi" width="410" height="563" />BOXER DERGİSİ</p>
<p>Boxer, lüks dergidir. Pahalı kağıtlara basılır, kurum kimliğine çok önem verilir. İçinde upuzun künyesi olur, 31 ehline hizmet veren dergi cemaati burada gururla isimlerini sergilerler. Kapağında mutlaka ünlü bir mankenin yarı çıplak fotoğrafı olur. Çıktığı günden beri içinde yer alan konular; kadınları orgazma ulaştırma yöntemleri, kız tavlama taktikleri, porno filmler hakkında bilgiler, otomobilerle ilgili yarım yamalak bilgiler, futbol hakkında yorumlar, cinsellik, sikiş sokuştur.</p>
<p>Haber olarak ünlü bir mankenin özel yaşamı kurcalanır. Bulvar&#8217;daki konfeksiyoncu Nalan, burada Rodeo Drive garsonu Didem Erol olur. Açıkçası, Boxer Bulvar&#8217;dan dürüsttür. Çünkü konfeksiyoncu Nalan aslında ishotmyself.com&#8217;daki Shirley iken, Rodeo Drive&#8217;daki garson Didem Erol, burada manken Didem Erol&#8217;dur. En azından fotoğraflar gerçek yani&#8230; Haber içeriği yine aynıdır, prensiplerden, film fikirlerinden, cesur pozlardan bahsedilir, bol bol göğüs, kol, bacak, kalça kullanılır.</p>
<p>Diğer haberlerin hepsi çeşitli ajanslardan alınır, habercilik, gazetecilik falan filan beklenemez bunlardan. İnternet sitelerindeki yazıları aynen alırlar, ne telifine bakarlar ne yazarına. Fotoğraflar ve diğer doneler rahatlıkla kullanılır, kimseye hesap vermezler. Maksat, dergi zengin görünsün.</p>
<p>Ama hiç utanmadan dergicilik hakkında atıp tutarlar, ahkam keserler. Erkek dergisi çıkarmakla gurur duyanlar falan var bunların arasında.</p>
<p>BULVAR VE BOXER ARASINDAKİ FARKLAR</p>
<p>1. Bulvar gazete, Boxer dergidir.</p>
<p>2. Bulvar&#8217;ın sayfa sayısı az olur, Boxer daha kalındır.</p>
<p>3. Bulvar en adi gazete kağıdını kullanırken, Boxer en pahalı dergi kağıdını kullanır.</p>
<p>4. Bulvar manşetinde ishotmyself.com gibi sitelerin orospularını &#8220;Konfeksiyoncu Nalan&#8221; diye kullanırken, Boxer Paris Hilton gibi orospuların stüdyo fotoğraflarını kullanır.</p>
<p>5. Bulvar sayfalarını kaldırım orospularının çıplak fotoğraflarıyla doldururken, Boxer sayfalarını manken olma çabasındaki salak genç kızların fotoğraflarıyla doldurur.</p>
<p>6. Bulvar&#8217;a &#8220;telefonda sıcak saatler&#8221; vaat eden dandik firmalar reklam verirken, Boxer&#8217;a ünlü markalar reklam verir.</p>
<p>7. Bulvar&#8217;ı varoş abazanları okurken, Boxer&#8217;ı zengin abazanları okur.</p>
<p>Temelde hiçbir şey değişmez ama kurum kimliği o kadar canlı ve dergi o kadar renklidir ki, Bulvar okuyanları küçümseyen zengin piçleri, Boxer&#8217;ı gururla okurlar. Bulvar okuyanlara &#8220;ıyyy kro&#8221; diye bakan seksi ve salak kızlar, Boxer&#8217;a poz vermek için stüdyonun kapısında sıraya girerler.</p>
<p>Yani Bulvar ve Boxer temelde aynı yayın anlayışına sahiptir. Haliyle Bulvar ve Boxer okurları da temelde aynıdır.</p>
<p>Bulvar, Tan, Şok gibi gazeteler neyse, Boxer, Esquire, Maxim, Arena gibi dergiler de odur. Aralarında 7 fark bulana kadar göbeğim çatladı.</p>
<p>Bu dergi ve gazeteleri okuyan kesimin, porno sektöründe faaliyet gösteren şirketlere veya çalışanlara kötü gözle bakması söz konusu bile olmamalı. Porno sektörünün çalışanları bunlardan bin kat dürüst. En azından ne yaptıklarını biliyorlar, oldukları gibi davranıyorlar. Porno dergi olarak sınıflandırılmadan, erotizmin sınırlarını zorlayıp pornoya ulaşmaya çalışan firma, porno dergi olduğunu kabullenip işini dürüstçe yapan firma kadar dürüst olamaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/boxer-ve-bulvar-arasindaki-7-fark.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/erkek_dergiler-300x225.jpg' length ='13245'  type='image/jpg' />	</item>
	</channel>
</rss>

