Etiket Arsivi: kitap

Diyalog şart!


İspanya’nın başkenti Madrid’de yapılan ARCO Çağdaş Sanat Fuarında, İspanyol sanatçı Eugenio Merino’nun bir heykeli var ki dünyanın durumu bu kadar iyi anlatılabilir. Üst üste ibadet eden Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi’den oluşuyor. Secde eden Müslüman’ın hemen başucunda İncil, ortada papazın elinde Tevrat, en üstte hahamın elinde Kuran var. Heykelin yanında ise bir silahın namlusunun ucuna geçirilmiş Museviliğin sembollerinden olan yedi kollu şamdan bulunuyor.

İsviçre’deki minare krizinde olduğu gibi yine Müslümanlar ayağa kalkmış. Anca ayağa kalkma, yakınma, kınama zaten. Müslüman dünyası ne zaman objektif olmayı öğrenecek? Hani nerede kaldı idrak, tefekkür?


Devam

Bana Bukowski’yi anlat!

charles bukowski“Bana Bukowski’yi anlatır mısın?” dediğinde, en heyecanlı yerineydim oyunun. Sıkıcı bir günün akşamında kendimi 2. Dünya Savaşı’na vermiş, sonrasında The Thin Red Line veya Enemy at the Gates’i yeniden izlemek üzere Call of Duty World at War oynuyor, bir yandan alev makinesiyle insanları yakarken bir yandan da insanoğlunun daha ne kadar vahşileşebileceğini düşünüyordum.

O da karşımdaki masada oturmuş, internette birileriyle konuşuyor ve kimi zaman gülerek, kimi zaman garip sesler çıkararak okuduklarına tepki veriyordu. Durup dururken Bukowski’yi sorması içinde bulunduğumuz ortama bu nedenlerle pek uygun gelmemişti.

— Anlatırım bir ara, dedim. Hem nerden çıktı durup dururken? Sen kitap okumazsın ki?
Devam

Kitapla fantezi yapmak

montekristoYıllar önce okuduğum Monte Kristo Kontu’ndan büyük bir keyif almıştım. Geçenlerde Timaş’ta yaklaşık 600 sayfalık geniş bir çevirisini bulunca dayanamadım verdim parayı, okudum tekrar. Hem klasikler önemlidir, dursun bir kenarda. Kitapları genellikle bana yakın olduğu için Kabalcı’dan ya da Alkım’dan alırım. Timaş’la fazla dirsek temasım olmadı, bugünden sonra da olacağını düşünmüyorum.

Timaş’tan aldığım Monte Kristo Kontu’na büyük bir heyecanla başlamıştım. Ama sayfaları erittikçe kocaman bir hayal kırıklığı yaşadım. Çevirmen Ali Çankırılı kitaba resmen tecavüz etmiş. Din propagandasının suyunu çıkartmışlar. Sanki okuduğum bir batı klasiği değil de menkıbeler kitabı. Kitabın ortalarına geldiğimde bir an Edmond Dantes, Kelime-i Şehadet getirerek müslüman olacak sandım. Hatta sonlara yaklaştığımda Katalan cıvırı Mercedes çoktan iman etmiş diye düşünüyordum.
Devam

Başlıksız…

hede

Efendim selamlar! Nasılsınız?

Beni soracak olursanız, kırgınlıklar içersindeyim. Sanırsınız karadenizde gemilerim batmış. Okkadar mayhoş ve bitap bir haldeyim. Şimdi efendim bunun çeşitli nedenleri var tabi. Öncelikle şirketimin 20′li yaşlara yeni erişmiş iki ergeni ve onların bir numaralı sanatçısı “imparator” kod adlı İbrahim Tatlıses’i dinlemekten gına geldiğini belirtmeliyim. Adamlar sabah başlıyor İbo, akşam oluyor İbo. Zaten sevmem İbo’yu, iyice nefret ettim. Askere gidecekler falan diye ses etmiyorum ama harbiden cozutucam, az kaldı.
Devam

Edebiyatçı değil masalcı: Mario Puzo

mario puzo“Ben bir edebiyat adamı değil, sadece iyi bir hikaye anlatıcısıyım.”

Mario Puzo

15 Ekim 1920′de doğan Mario Puzo, İtalya’dan ABD’ye göç etmiş, son derece fakir bir ailenin çocuğudur. Aklı fikri kitaplarda olmasına rağmen ailesinin ekonomik durumu, yazabilmesine uzun süre engel olur. Fazla serseri ruhlu bir çocuk olduğundan, gençliğini kumar oynayarak geçirir. Otoriter annesinden çekindiği için gangster olamaz, kumarı bile gizli gizli oynar. Gençliği Manhattan’da, Hell’s Kitchen civarında geçen bir İtalyan göçmeni için sessiz sakin oturmak pek zordur. Sürekli gördüğü ve duyduğu Sicilya mafyasına özenir ancak aralarına girmeyi bir türlü başaramaz. Emir almayı sevmeyen biri olmasına rağmen kavgayı, adam öldürmeyi legal kabul eden tek kurum olan askeriyeye yazılarak içindeki özgür ruhu(!) burada açığa çıkarmayı dener.
Devam