<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; kitap</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/kitap/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Diyalog şart!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/diyalog-sart.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/diyalog-sart.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:42:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[bible]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[dinlerarası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Eugenio Merino]]></category>
		<category><![CDATA[George Bush]]></category>
		<category><![CDATA[gerici]]></category>
		<category><![CDATA[haham]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[ilerici]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[irtica]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[muasır medeniyetler seviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[papaz]]></category>
		<category><![CDATA[Quran]]></category>
		<category><![CDATA[türban]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3433</guid>
		<description><![CDATA[İspanya&#8217;nın başkenti Madrid&#8217;de yapılan ARCO Çağdaş Sanat Fuarında, İspanyol sanatçı Eugenio Merino’nun bir heykeli var ki dünyanın durumu bu kadar iyi anlatılabilir. Üst üste ibadet eden Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi’den oluşuyor. Secde eden Müslüman’ın hemen başucunda İncil, ortada papazın elinde Tevrat, en üstte hahamın elinde Kuran var. Heykelin yanında ise bir silahın namlusunun ucuna geçirilmiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3460" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/03/heykel.jpg" alt="" width="420" height="644" /><br />
İspanya&#8217;nın başkenti Madrid&#8217;de yapılan ARCO Çağdaş Sanat Fuarında, İspanyol sanatçı Eugenio Merino’nun bir heykeli var ki dünyanın durumu bu kadar iyi anlatılabilir. Üst üste ibadet eden Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi’den oluşuyor. Secde eden Müslüman’ın hemen başucunda İncil, ortada papazın elinde Tevrat, en üstte hahamın elinde Kuran var. Heykelin yanında ise bir silahın namlusunun ucuna geçirilmiş Museviliğin sembollerinden olan yedi kollu şamdan bulunuyor.</p>
<p>İsviçre’deki minare krizinde olduğu gibi yine Müslümanlar ayağa kalkmış. Anca ayağa kalkma, yakınma, kınama zaten. Müslüman dünyası ne zaman objektif olmayı öğrenecek? Hani nerede kaldı idrak, tefekkür?</p>
<p><span id="more-3433"></span>Bugünün dünyasını muhteşem özetlemişsin. Eline sağlık Merino. Kuran’ı da en tepeye yerleştirmesi takdire şayan. Hep derim zaten “Bunlar Kuran’ı bizden iyi biliyor” diye. Biz dinin edebiyatıyla uğraşırken; onlar, dünyaya hakim olmakla uğraşıyor. İncil edebiyatla doludur zaten. Paso hikaye. Tam bize göre. Merino da başucumuza koymuş. Kuran ise edebiyat yapmaz. Mesajını kesin bir dille aktarır. Bakmayın siz TV’de Kuran tartışanlara, okumaktan aciz milletimizi uyutma hareketi bunlar. Örneğin, Kuran Enfal 39’da diyor: <em>“Fitne kalmayıp, yalnız Allah&#8217;ın dini kalana kadar onlarla savaşın.” </em>İşte biz ilahi, şiir, mevlitle uğraşırken; onlar da bu ayeti hayata geçiriyor. E tabi Müslümanca değil, Yahudice ve Hıristiyanca.</p>
<p>Dünya siyasetini Adem’den beri din belirlediği gibi her zaman da din belirlemeye devam edecek. İsrail diye bir yer yoktu yeryüzünde, ilk önce az toprak satın almakla başladılar işe, şimdi ise Kudüs’e tamamıyla sahip olacaklar. Onlar bizim kadar ilerici değiller zaten, akılları hala kaç bin sene önceki kutsal topraklarda. Şeriatçı ve gerici düşünüyorlar. Çok yazık.</p>
<p>George Bush iğrenç bir adam diye bilinirdi. Adam kitabına göre davranıyor kardeşim. Niye bok atıyorsunuz adama. 2 şık vardır hep. Ya onlar yağmalayıp, demokrasi götürecek dünyaya. Ya da sen Adalet’i ulaştıracaksın dünyaya. Bu işin ortası olamaz. Örneğin, hayat bilgisi kitabındaki gerici monarşik Osmanlı, bir müddet 2. şıkkı başarıyla yaptı. Fatih’in ömrü yetseydi Roma’ya bile yardıracaktı. Ama kendisine ayrılan sürenin sonuna geldi, Hakkın rahmetine kavuştu. Zehirlendiği yönünde rivayetler de var. İlk şıkka örnek, kimsenin sevmediği (onun çok da umrundaydı) George Bush’u verebiliriz. Hani horoza sormuşlar: “Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?” diye. O da demiş: “Ben takar geçerim, gerisi beni ilgilendirmez.” Bush da aynı hikaye: “Ben işgal eder geçerim, millet ne derse desin.” Dünya Bush’a küsmüş, Bush’un haberi olmamış.</p>
<p>Herkes kendi rolünü oynuyor bu dünyada. Bush kötüyü oynuyor. Bush gider yerine Bob gelir. Bush’lar bitmeyecek. Ama biz Bush’un karşısına kimi çıkaracağız? İyiyi kim oynayacak? Bush’un karşısına çıkardığımız barış, hoşgörü, diyalog sözcükleri. Adamlar birlik olmuş, diyorlar: “Köpeğimiz olacaksınız.” Biz: “Abi önce çay içip iki diyalog etsek he?”. Eminim Bush bi’ tarafıyla gülüyodur bize.</p>
<p>İçimizdeki batı hayranı ilericiler yüzünden geri kaldık hep. Okulda namaz kılan öğrenciler, başörtülü kızlar devlet meselesi haline geldi. Bir arpa boyu yol alamadık. Yıllardır verilen iktidar kavgası; milletin inancının ilericilerin bi’ taraflarına batmasından kaynaklandı. Ulan sen inanmasan da ne karışıyorsun. Bırak takılsın istediği gibi herkes. Onlar muasır medeniyete örtüyle çıkmak istiyor belki. Kutsal MMS (Muasır Medeniyetler Seviyesi) şartnamesinde “Örtülü girilmez!” falan mı yazıyor? Rejim tehlikesiymiş. Ulan ne rejimi? Rejim dediğin ilerici ile gerici arasındaki sidik yarışı. Kazım Karabekir’in partisi kapatıldığından beri hep aynı taht kavgası. Şu sıra yaşananlar 28 Şubat’ın intikamını alma çabaları değil mi? O yıllarda Ordu’dan o kadar askeri aforoz ettiniz. O kadar insanı “İrticacı” diye damgaladınız. Şimdi de üst düzey emekli askerler intihar eder oldu. Etme-bulma dünyası işte.</p>
<p>Gâvurlar tepemize binme planları yaparken biz hala kendi içimizde birbirimizi parmaklamaya devam edelim. AR-GE, teknoloji, üretim bizim neyimize. Bizim kapı gibi Diyalog’umuz var. Asıl ayakkabı fırlatılması gereken Bush mu? Ayakkabıyı Bush’a fırlattıysak, kendimize koca bir postal fırlatmamız gerek. Hem de tam <strong>gafil </strong>kafamıza.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/diyalog-sart.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/03/heykel-326x500.jpg' length ='26952'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bana Bukowski&#8217;yi anlat!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bana-bukowskiyi-anlat.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bana-bukowskiyi-anlat.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 01:02:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[bob kaufman]]></category>
		<category><![CDATA[call of duty]]></category>
		<category><![CDATA[call of duty world at war]]></category>
		<category><![CDATA[charles bukowski]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek arası]]></category>
		<category><![CDATA[enemy at the gates]]></category>
		<category><![CDATA[jack kerouac]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[los angeles]]></category>
		<category><![CDATA[pis moruğun notları]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[the thin red line]]></category>
		<category><![CDATA[william s. burroughs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2134</guid>
		<description><![CDATA[“Bana Bukowski’yi anlatır mısın?” dediğinde, en heyecanlı yerineydim oyunun. Sıkıcı bir günün akşamında kendimi 2. Dünya Savaşı’na vermiş, sonrasında The Thin Red Line veya Enemy at the Gates’i yeniden izlemek üzere Call of Duty World at War oynuyor, bir yandan alev makinesiyle insanları yakarken bir yandan da insanoğlunun daha ne kadar vahşileşebileceğini düşünüyordum. O da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2137" title="charles bukowski" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/charlesbukowski.jpg" alt="charles bukowski" width="420" height="381" />“Bana Bukowski’yi anlatır mısın?” dediğinde, en heyecanlı yerineydim oyunun. Sıkıcı bir günün akşamında kendimi 2. Dünya Savaşı’na vermiş, sonrasında <a href="http://www.imdb.com/title/tt0120863/" target="_blank">The Thin Red Line</a> veya <a href="http://www.imdb.com/title/tt0215750/" target="_blank">Enemy at the Gates</a>’i yeniden izlemek üzere <strong>Call of Duty World at War</strong> oynuyor, bir yandan alev makinesiyle insanları yakarken bir yandan da insanoğlunun daha ne kadar vahşileşebileceğini düşünüyordum.</p>
<p>O da karşımdaki masada oturmuş, internette birileriyle konuşuyor ve kimi zaman gülerek, kimi zaman garip sesler çıkararak okuduklarına tepki veriyordu. Durup dururken Bukowski’yi sorması içinde bulunduğumuz ortama bu nedenlerle pek uygun gelmemişti.</p>
<p>— Anlatırım bir ara, dedim. Hem nerden çıktı durup dururken? Sen kitap okumazsın ki?<span id="more-2134"></span></p>
<p>— Çok iyi bir yazar olduğunu duydum, sen okumaz mısın Bukowski?</p>
<p>— Şiir sevmem ben. Hem şu anda Berlin’e girmek üzereyim, Yoldaş Reznov’u yalnız bırakamam, daha sonra konuşuruz bunları.</p>
<p>— Biraz anlat be, kim abi bu adam? Süper yazar falan diyorlar, gerçekten merak ettim!</p>
<p>Eğer birkaç cümleyle başımdan savmazsam bana oyunu zehir edeceğini, iki dakikada bir Bukowski diye sayıklayacağını biliyordum. Oyunu durdurup biraz bahsettim.</p>
<p>Şiirlerinden pek hazzetmesem de öykülerini ve mektuplarını sevdiğimi, özellikle Ekmek Arası’nı, Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi’yi, Kadınlar’ı, Pis Moruğun Notları’nı ve bazı diğer kitaplarını anlattım; dünyanın en güzel kentlerinden biri olan Los Angeles’da dünyanın en berbat çocukluk hatıralarını yaşamasındaki ironiden, babasıyla olan kavgalarından, alkol, seks ve uyuşturucudan oluşan, düzenli hayatlar yaşayanlara çekici gelen ama içine girince hiç de çekici olmayan acılarla dolu yaşamından bahsettik. Hatta konu beate kaydı, Kerouac geldi, Burroughs geldi, Kaufman bizi ziyaret etti o gece.</p>
<p>“Film gibiymiş yaşadıkları,” diyerek klişe bir tepki verdi ve teşekkür edip bilgisayara gömdü kafasını yeniden. Ben de oyunumu oynadım, Yoldaş Reznov’la birlikte Berlin’e girdik, Chernov’un ölümünden sonra bayrağı devralarak hükümet binasının çatısına diktim.</p>
<p>Ertesi gün elinde bir Bukowski kitabıyla bir kız geldi şirkete ve Yavuz&#8217;u bulamayınca kitabı ona teslim etmem için bana emanet etmek istedi.</p>
<p>— Nedir bu, dedim şaşırarak.</p>
<p>— Yavuz Bey çok seviyormuş Bukowski’yi, dün gece internette saatlerce ondan konuştuk, diye yanıtladı.</p>
<p>İlk kez para, futbol ve kadın muhabbetinin dışına çıkmasının, kitaplardan konuşmak istemesinin sebebini böylece öğrenmiş oldum. Bukowski seven bir kızla tanışmış ve kendisinin de onu ne kadar sevip okuduğunu, kızla ne kadar fazla ortak noktaları olduğunu gösterebilmek için benden hızlandırılmış Bukowski dersi almaya çalışmıştı önceki gece.</p>
<p>Hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri, sıradan şeyleri bir hava atma aracı olarak kullanmaktır. Üstelik bunu edebiyatla yapmaya çalışmak, gölgesinden korkan bir adam olarak Bukowski gibi deli cesaretine sahip bir adamla kendini bütünleştirerek bir kızı “düşürmeye” çalışmak mide bulandırıcıydı.</p>
<p>Sık sık karşılaşıyoruz onun gibi adamlarla. Yeni tanıştığı bir kıza, öğretmenine, patronuna, komutanına, girmek istediği bir ortama yavşayabilmek ve “ben de sizin gibiyim aslında,” diyebilmek için kendini aslında sahip olmadığı donanımlara haizmiş gibi göstermeye çalışan insanlar bunlar.</p>
<p>Kusmak istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bana-bukowskiyi-anlat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/charlesbukowski-300x272.jpg' length ='28929'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kitapla fantezi yapmak</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kitapla-fantezi-yapmak.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kitapla-fantezi-yapmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 15:30:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[alexandre dumas]]></category>
		<category><![CDATA[ali çankırılı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[monte kristo]]></category>
		<category><![CDATA[monte kristo kontu]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[timaş]]></category>
		<category><![CDATA[timaş yayınevi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1800</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önce okuduğum Monte Kristo Kontu’ndan büyük bir keyif almıştım. Geçenlerde Timaş’ta yaklaşık 600 sayfalık geniş bir çevirisini bulunca dayanamadım verdim parayı, okudum tekrar. Hem klasikler önemlidir, dursun bir kenarda. Kitapları genellikle bana yakın olduğu için Kabalcı’dan ya da Alkım’dan alırım. Timaş’la fazla dirsek temasım olmadı, bugünden sonra da olacağını düşünmüyorum. Timaş’tan aldığım Monte Kristo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1801" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="montekristo" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/11qk8.jpg" alt="montekristo" width="410" height="530" />Yıllar önce okuduğum Monte Kristo Kontu’ndan büyük bir keyif almıştım. Geçenlerde Timaş’ta yaklaşık 600 sayfalık geniş bir çevirisini bulunca dayanamadım verdim parayı, okudum tekrar. <strong>Hem klasikler önemlidir, dursun bir kenarda.</strong> Kitapları genellikle bana yakın olduğu için Kabalcı’dan ya da Alkım’dan alırım. <strong>Timaş’la fazla dirsek temasım olmadı, bugünden sonra da olacağını düşünmüyorum.</strong></p>
<p>Timaş’tan aldığım Monte Kristo Kontu’na büyük bir heyecanla başlamıştım. Ama sayfaları erittikçe kocaman bir hayal kırıklığı yaşadım. <strong>Çevirmen Ali Çankırılı kitaba resmen tecavüz etmiş.</strong> Din propagandasının suyunu çıkartmışlar. <strong>Sanki okuduğum bir batı klasiği değil de menkıbeler kitabı.</strong> Kitabın ortalarına geldiğimde bir an Edmond Dantes, Kelime-i Şehadet getirerek müslüman olacak sandım. Hatta sonlara yaklaştığımda Katalan cıvırı Mercedes çoktan iman etmiş diye düşünüyordum.<span id="more-1800"></span></p>
<p>Böyle rezillik, bu kadar kepazelik olmaz. İnandıklarını topluma empoze etmeyi düşünüyorsan bunun bir sürü yolu var. Oturur yeni bir kitap yazarsın, elindeki reklam ve medya gücüyle bunu çok kolay bir şekilde okunan kitap haline getirebilirsin. <strong>Ben de müslümanım ama başkasının eserinin piç edilmesinin saygısızlık olduğunu bilecek kadar müslümanım.</strong> Benim dinim hırsızlığın her çeşidini yasaklar. Timaş emek hırsızlığının daniskasını yapmış. Alexandre Dumas’tan etkilenerek ortaya yepyeni bir kitap çıkartmışlar. Ama konu genel hatlarıyla, isimleriyle falan aynı.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/resim002.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1802" title="montekristo2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/resim002.jpg" alt="montekristo2" width="410" height="277" /></a>Çevirmen anlatmamış ama ben eminim ki; Dantes ile hapishanede tanıştığı yaşlı adam cemaat olup namaz kılmışlardır. Ramazan ayında sahura kalkıp, akşam namazını eda ettikten sonra birlikte iftara oturmuşlardır. Boş vakitlerinde bereketlenmek için hocaefendinin kitaplarını da kesin okumuşlardır. Çevirmenin küçük dünyasında bunlar mutlaka olmuştur ama oturup yazmaya eli gitmemiştir. Minnettarım kendisine! Dantes, yazar için öyle salih bir müslümanki, “benim” diyeni cebinden çıkartır. <strong>Maşallah her işe Besmele çekerek başlıyor.</strong></p>
<p><strong>Bundan sonra ne Timaş’a uğrarım ne de eserlerine göz atarım.</strong> Hıristiyan bir yazarın eseri de olsa emeğe saygı göstermeyenlerin inanç sistemine şüpheyle bakarım.</p>
<p>&#8220;<strong>İyi</strong> ki <strong>kitaplar</strong> var&#8221; diyorsunuz ya kelime oyunu yaparak, şimdi düştü jeton. Millet atın, eşeğin, tavuğun ırzına geçer siz de kitaplara göz koymuşsunuz belliki. Evet iyi ki kitaplar var da biz beri tarafımızı koruyabilmişiz.</p>
<p>Ali Çankırılı, Alexandre Dumas’ı mezarında ters çevirmiş bu başyapıtıyla. <strong>Alın size kitap nasıl piç edilir, kitaba tecavüz nasıl gerçekleştirilir en güzel örneği.</strong></p>
<p>Kitabın karakterlerinden Albert, annesi Mercedes’e sarılıyor.</p>
<p><em>Anne kucağı, büyümüş de olsa, bir çocuğun sığınabileceği en emin kale idi&#8230;<br />
</em><em>Tercümeye sadakatsizlik olsa da, burada bir Türkçe dörtlüğü terennüm etmeden geçemeyeceğiz:</em></p>
<p><em>Anne başa taç imiş!<br />
Her derde ilaç imiş!<br />
Bir evlat pir olsa da<br />
Anneye muhtaç imiş.</em></p>
<p><strong>Terennümcüler kovalasın sizi emi!</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kitapla-fantezi-yapmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/11qk8-232x300.jpg' length ='22716'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Başlıksız&#8230;</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/basliksiz.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/basliksiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 19:22:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gezmis</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[fidel castro]]></category>
		<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[görgü kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mizah]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=865</guid>
		<description><![CDATA[Efendim selamlar! Nasılsınız? Beni soracak olursanız, kırgınlıklar içersindeyim. Sanırsınız karadenizde gemilerim batmış. Okkadar mayhoş ve bitap bir haldeyim. Şimdi efendim bunun çeşitli nedenleri var tabi. Öncelikle şirketimin 20&#8242;li yaşlara yeni erişmiş iki ergeni ve onların bir numaralı sanatçısı &#8220;imparator&#8221; kod adlı İbrahim Tatlıses&#8217;i dinlemekten gına geldiğini belirtmeliyim. Adamlar sabah başlıyor İbo, akşam oluyor İbo. Zaten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-866" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/03/hede.jpeg" alt="hede" width="410" height="274" /></p>
<p>Efendim selamlar! Nasılsınız?</p>
<p>Beni soracak olursanız, kırgınlıklar içersindeyim. Sanırsınız karadenizde gemilerim batmış. Okkadar mayhoş ve bitap bir haldeyim. Şimdi efendim bunun çeşitli nedenleri var tabi. Öncelikle şirketimin 20&#8242;li yaşlara yeni erişmiş iki ergeni ve onların bir numaralı sanatçısı &#8220;imparator&#8221; kod adlı İbrahim Tatlıses&#8217;i dinlemekten gına geldiğini belirtmeliyim. Adamlar sabah başlıyor İbo, akşam oluyor İbo. Zaten sevmem İbo&#8217;yu, iyice nefret ettim. Askere gidecekler falan diye ses etmiyorum ama harbiden cozutucam, az kaldı.<span id="more-865"></span></p>
<p>Bir insan neden arabesk müzik dinler diye düşündüm durdum. Arabesk müziğin genel yapısına baktığımız zaman görüyoruz ki, aşk meşkten ziyade, ayrılık ve keder hakim sözlerine. Çocukluk çağlarımızda arkadaş çevremin Cengiz Kurtoğlu hastalığı olduğundan dolayı, benimde ister istemez bir arabesk kültürüm oldu, inkar etmiyorum. Tüm Cengiz şarkılarını söylerim şimdi burada, şaşar kalırsınız! Arkadaş hatrına çiğ tavuk yenir hesabı, ses etmedik, dinledik. Hala öyle yapıyorum. Neyse. Cengiz Kurtoğlu&#8217;nun sözlerini ele aldığımızda görüyoruz ki, gelin olup giden eski sevgili, canını alan canım dedikleri, küsen sevgili, ayrılan sevgili gibi bunaltıcı ve insanı hayata küstüren türden konseptler görüyoruz. İnsanların dertli oldukları için bu tarz müzikleri dinlediğini tecrübe ettim. Ama hangi sapık ruhlu mazoşist insan, dertli olduğu halde bu tarz sözlerden oluşmuş parçaları dinleyerek kendine eziyet etmeyi sever ki? Ben bunu anlamlandıramıyorum. Bir yaşam tarzı olabilmesi imkansız bir müzik türü. Bunu yaşam tarzı olarak seçebilecek bir halkın, Küçük Emrah ve onun fantastik Türk filmleriyle dalga geçmesine izin veremem! Hayata bakış açınızla sözleri gerçekten güzel bulmanıza bir yere kadar bir şey diyemem ama müzikal olarak tamamen rezalet bence. Fikirlerimi açıkça söylemem, bu müziğin severleri tarafından hakaret olarak algılanmasın ama bence öyle. Siz de içinizden geldiği gibi metal müzik dinleyenlere &#8220;özenti, ne s.kim anlıyosun bu gürültüden&#8221; tarzında söylemlerde bulunabilirsiniz. Yadırgamam.</p>
<p>Bir de fantazi denen bir tür var ki düşman başına. Nasıl kasıcı, nasıl dertlendirici, nasıl isyan ettirici, nasıl nasıl nasıl. Şirketteki çocuklar Güllü bile dinliyor. Derin azaplar içersinde olmamın nedenlerinden bir kısmı bu. İnsanın bir yerden sonra ne kafası ne de midesi kaldırabiliyor.</p>
<p>Benim en büyük zevkimdir otobüste giderkene diskmani takıp car car müziğimi dinlemek ve kitabımı açıp, keyifle okumak. Bugün her ikisi birden terk eyledi beni. Gözümde kurumuş bir damla yaş ile bakakaldım uzaklara. Yanımda oturan teyze sordu, ne oldu evladım, neden ağlıyorsun, dedi, ağlamıyorum, gözüme birşey kaçtı, dedim. O derece kötü hissettim kendimi. 3-4 saatlik yolu ne kitap, ne müzikle geçirdim. Sadece insan sesi, motor ve korna sesiyle geçirdim. Görebileceğin en kötü kabustan daha kötüsü bu. Kitabımın bitmesi zaten büyük bir handikap oldu benim için. Öyle hevesle okuyordum, öyle mutluydum ki.. Bitmez sandım ama bitti. Bence her insan evladının Fidel Castro&#8217;nun <strong>Tarih Beni Beraat Ettirecektir!</strong> isimli tarihi savunmasını okuması gerekir. Kitabın bir bölümünde o savunma vardı. Okudum. Hayran oldum.</p>
<p>Eminönü &#8211; Üsküdar vapur iskelesine Hazerfan Ahmet Çelebi ismini vermişler. Zamanında Ahmet Çelebi&#8217;nin g.t korkusuyla Galata Kulesinden, Üsküdar&#8217;a kadar, el yapımı kanatlarıyla uçmasının nedeni olan zihniyetle aynı değil mi yani oraya o ismi veren zihniyet? Osmanlı ile övünüyorsunuz, tamam, anladım. Osmanlı&#8217;nın tırstığı için sürdüğü adam ile neden övünüp, sağa sola adamın adını veriyorsunuz ki? Bence saçma.</p>
<p>Bu arada beni heyecanlandıran bir haber aldım dün. Sizinle paylaşayım, belki ilgisini çeken olur. Kanada&#8217;lı teknik death/thrash metal grubu olan QUO VADIS memleketime gelip, İstanbul, Ankara ve İzmir&#8217;de arka arkaya konserler vererek Avrupa turuna başlıyor. İstanbul konseri 3 Nisan&#8217;da Kemancı&#8217;da. Bekleriz efendim. Azıcık şenlensin ortam. Çok pis heyecanlandım terbiyesizim. Zamanım ve param olsa 3 konsere birden giderdim valla haha. Gazör metalci.</p>
<p>Dar bir yolda yürürkene, karşından gelipte, aynı anda omuzları kırmak suretiyle birbirine yol veren insan; sen benim kardeşimsin, seviyorum seni. Ama aksi şekilde, omuzunu çekmemeyi bir erkeklik gösterisi, bir güç gösterisi, bir ego tatmini sıfatına sokan ve karşısından geleni omuzuyla dürten, sonra bir de çok matah bir bok yapmış gibi arkasını dönüp, &#8220;birşey dese de ağzını yüzünü kırsam&#8221; diye düşünen insan; sen var ya gorilin önde gidenisin. Terbiyesiz ve karaktersizin en hasısın. Bak Tayyip o kadar bağırdı Darwin teorisi saçmalıktır falan diye ama sen bariz bir şekilde ispatlıyorsun bu teoriyi. Maymundan gelmişsin, insana gidemiyorsun. Hala permatik epilasyonuyla kendini gizlemeye çalışıyorsun ama içindeki hayvani dürtüler elbet seni bir yerde ele veriyor. Kimisi bu şekilde, kimisi yere tükürürken, kimisi otobüste fortçuluk yaparken. Elbet kendinizi belli ediyorsunuz ve başbakanınızı haksız çıkartıyorsunuz evrimini tamamlayamamış insanlar. Ayıptır, adam olun iki dakika.</p>
<p>Bi&#8217;de şu yukarıda saydıklarım haricinde şunu eklemeliyim. Bir halkın geçmişini ve geleceğini görmek için, o halkın, eğitim düzeyine, kişi başına düşen yıllık gelirine, sosyallik ölçüsüne falan bakmaya gerek yok. Tamamen alakasız bence. Toplumun, görgü kurallarına olan bağlılığı ve uygulayıcılığına bakıp, o toplumun, hayatın neresinde olduğunu kolayca görüp, anlayabilirsiniz. Görgü ve hoşgörü gibi temel gerçekleri uygulayamayan toplumların nüfusunun %99&#8242;u üniversite mezunu olsa bile, o toplum için, ilerisi aydınlık diyemeyiz. Fikirleri &#8220;ben&#8221; değil, &#8220;biz&#8221; olan halklar her daim daha ileride olacaklardır. Başımızdaki yönetici partiler ister demokrat, ister milliyetçi, ister kominist, ister dinci olsun, önemli olan &#8220;biz&#8221;&#8230; Tabi sözde değil, özde bir &#8220;biz&#8221;den bahsediyorum. Gerisi hikaye.</p>
<p>Sevgiler efendim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/basliksiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/03/hede-300x200.jpg' length ='11900'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Edebiyatçı değil masalcı: Mario Puzo</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/edebiyatci-degil-masalci-mario-puzo.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/edebiyatci-degil-masalci-mario-puzo.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2008 17:48:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[al pacino]]></category>
		<category><![CDATA[c'era una volta in america]]></category>
		<category><![CDATA[dark arena]]></category>
		<category><![CDATA[don corleone]]></category>
		<category><![CDATA[francis ford coppola]]></category>
		<category><![CDATA[gone with the wind]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık arena]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mafya]]></category>
		<category><![CDATA[mario cleri]]></category>
		<category><![CDATA[mario puzo]]></category>
		<category><![CDATA[marlon brando]]></category>
		<category><![CDATA[michael corleone]]></category>
		<category><![CDATA[omerta]]></category>
		<category><![CDATA[oscar]]></category>
		<category><![CDATA[robert de niro]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[şanslı yolcu]]></category>
		<category><![CDATA[sergio leone]]></category>
		<category><![CDATA[sicilya]]></category>
		<category><![CDATA[sicilyalı]]></category>
		<category><![CDATA[six graves to munich]]></category>
		<category><![CDATA[son baba]]></category>
		<category><![CDATA[sonny corleone]]></category>
		<category><![CDATA[superman]]></category>
		<category><![CDATA[the family]]></category>
		<category><![CDATA[the fortunate pilgrim]]></category>
		<category><![CDATA[the godfather]]></category>
		<category><![CDATA[the last don]]></category>
		<category><![CDATA[the runaway summer of davie shaw]]></category>
		<category><![CDATA[the sicilian]]></category>
		<category><![CDATA[vito corleone]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=474</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ben bir edebiyat adamı değil, sadece iyi bir hikaye anlatıcısıyım.&#8221; Mario Puzo 15 Ekim 1920&#8242;de doğan Mario Puzo, İtalya&#8217;dan ABD&#8217;ye göç etmiş, son derece fakir bir ailenin çocuğudur. Aklı fikri kitaplarda olmasına rağmen ailesinin ekonomik durumu, yazabilmesine uzun süre engel olur. Fazla serseri ruhlu bir çocuk olduğundan, gençliğini kumar oynayarak geçirir. Otoriter annesinden çekindiği için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-1383" style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="mario puzo" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2008/12/mario_puzo.jpg" alt="mario puzo" width="410" height="292" />&#8220;Ben bir edebiyat adamı değil, sadece iyi bir hikaye anlatıcısıyım.&#8221;</em></p>
<p><em>Mario Puzo</em></p>
<p>15 Ekim 1920&#8242;de doğan Mario Puzo, İtalya&#8217;dan ABD&#8217;ye göç etmiş, son derece fakir bir ailenin çocuğudur. Aklı fikri kitaplarda olmasına rağmen ailesinin ekonomik durumu, yazabilmesine uzun süre engel olur. Fazla serseri ruhlu bir çocuk olduğundan, gençliğini kumar oynayarak geçirir. Otoriter annesinden çekindiği için gangster olamaz, kumarı bile gizli gizli oynar. Gençliği Manhattan&#8217;da, Hell&#8217;s Kitchen civarında geçen bir İtalyan göçmeni için sessiz sakin oturmak pek zordur. Sürekli gördüğü ve duyduğu Sicilya mafyasına özenir ancak aralarına girmeyi bir türlü başaramaz. Emir almayı sevmeyen biri olmasına rağmen <strong>kavgayı, adam öldürmeyi legal kabul eden tek kurum olan askeriyeye</strong> yazılarak içindeki özgür ruhu(!) burada açığa çıkarmayı dener.<span id="more-474"></span></p>
<p>Ancak gözlerindeki bozukluk nedeniyle geri görevde tutulan Puzo, ordu tarafından Almanya&#8217;da halkla ilişkiler üzerine görevlendirilir.</p>
<p>Savaş bittiğinde bir süre Almanya&#8217;da kalır ve Erica adında bir kadınla evlenir. İlk çocuğunun doğmasının ardından Erica ile birlikte ABD&#8217;ye döner. Klasik Sicilya aile yapısına dayanarak üst üste çocuk sahibi olur ve iki işte birden çalışmasına rağmen beş çocuklu ailesine para yetiştiremez duruma gelir.</p>
<p>Eskiden beri yaptığı en iyi şeyin yazmak olduğunu düşünmektedir. Bir fırsatını bulur ve <strong>New York Times</strong> için kitap eleştirileri yazmaya başlar. Bu esnada ilk kitabı <strong>Dark Arena&#8217;yı (Karanlık Arena)</strong> yazar (1955). Kitap savaştan dönen bir askerin hikayesi, kendi yaşamıdır. Ancak bu kitaptan para kazanamaz. (Kanımca Mario Puzo&#8217;nun en başarısız kitabıdır.)</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-477" style="float: left; margin: 10px;" title="the_fortunate_pilgrim" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/the_fortunate_pilgrim.gif" alt="" width="170" height="285" />10 yıl sonra ikinci kitabı <strong>The Fortunate Pilgrim&#8217;i (Şanslı Yolcu)</strong> yazar (1965). Daha sonra sinemaya aktarılan ve rekorlar kıran kitaplarına rağmen, en sevdiği kitabının Şanslı Yolcu olduğunu söyler Mario Puzo, çünkü bu kitapta annesini anlatmıştır. Edebiyat dünyasında bir miktar isminin duyulmasını sağlayan bu kitap, Puzo&#8217;ya para kazandırmaz. O bir edebiyatçı değil, hikaye anlatıcısıdır ve para kazanabilmek için yazmaktadır, bunu sık sık dile getirir.</p>
<p>1966 yılında bir deneme daha yaparak <strong>The Runaway Summer of Davie Shaw</strong> adında kısa bir macera kitabı yazar. (Okumadım, bilmiyorum.)</p>
<p>Kitaplarının okunmaması, hedeflediği parayı kazandırmaması Puzo&#8217;nun canını sıksa da vazgeçmez, bu kez <strong>Mario Cleri</strong> mahlasıyla, 1967 yılında <strong>Six Graves to Munich</strong> adında bir kitap daha yazar. Bu da tutmaz.</p>
<p>Kendisinin, annesinin, eşin dostun hikayelerini yazmanın kitap dünyasında pek ilgi çekmediğini anlayınca, Sicilya&#8217;dan ve ABD&#8217;deki Sicilya mafyasından gördüğü; iyi bildiği bir dünyayı yazmaya karar verir.</p>
<p>İşte bu esnada şans yüzüne güler. New York&#8217;un büyük ailelerinden birinin mensubu olan bir tetikçi, çıkarıldığı mahkemede <strong>omertayı</strong> hiçe saymakta, bütün ailelerin işlediği suçları ve çalışma yapılarını tek tek anlatmaktadır. Bunu gören Puzo, seri halinde yakalananların itiraflarını hükümetten ister ve bu bilgileri de kullanarak ilk mafya kitabının temellerini oluşturmaya başlar.</p>
<p>Onu fakirlikten kuraracak olan aile, kafasında tüm bireylerini tek tek oluşturduğu <strong>Corleone Ailesi</strong> olacaktır.</p>
<p>1965 yılında yazmaya başladığı <strong>The Godfather&#8217;ı (Baba)</strong>, 1968 yılında tamamlar. 1969 yılında satışa çıkan kitap, tam <strong>68 hafta satış listelerinde kalır, dünya çapında 20 milyondan fazla satılır.</strong></p>
<p>Pek tabiidir ki, böylesine başarılı bir mafya hikayesinin sinemaya uyarlanmaması hikayenin ziyan edilmesi anlamına gelir. Yapımcı firma <strong>Paramount Pictures</strong>, Mario Puzo ile anlaştıktan sonra önce <a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/2008/05/09/bir-sergio-leone-vardi/" target="_self">Sergio Leone</a>&#8216;ye teklif götürür. Ancak o zamanlar yılan hikayesine dönen <a href="http://www.imdb.com/title/tt0087843/" target="_blank">C&#8217;era una volta in America</a> üzerinde çalışmakta olan Sergio Leone, &#8220;kendi mafya filmimi kendim çekiyorum, azmettim tamamlayacağım bu filmi,&#8221; diyerek teklifi reddeder.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-478" style="margin-top: 10px; float: left; margin-bottom: 10px;" title="The Godfather" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/the_godfather.jpg" alt="" width="410" height="308" />Bunun üzerine Francis Ford Coppola ile anlaşılır. Paramount&#8217;un isteksizliğine rağmen, Mario Puzo&#8217;nun ısrarlarıyla, <strong>Vito Corleone</strong> rolü için <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000008/" target="_blank">Marlon Brando</a> seçilir. Kimsenin umursamadığı <strong>Al Pacino</strong> ise <strong>Michael Corleone</strong> olacaktır.</p>
<p>(<a href="http://www.imdb.com/name/nm0000199/" target="_blank">Al Pacino</a> ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000134/" target="_blank">Robert De Niro</a> arasındaki rekabet bu film serileriyle başlar. İkisinin de yıldızı yakın dönemde vizyona giren ve ikisi de klasikler arasına giren mafya filmiyle parlamıştır ve aralarındaki rekabet o kadar ileri gider ki, aynı filmde oynadıkları zaman bile sette birbirlerini görmezler. <a href="http://www.imdb.com/title/tt0113277/" target="_blank">Heat</a> adlı filmde bir restoranda oturup kahve içen hırsız &#8211; polisi canlandırmalarına rağmen, bu sahne bile ayrı günlerde çekilerek montajlanmıştır.)</p>
<p>Galası 1972 yılında yapılan film, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0031381/" target="_blank">Gone with the Wind</a>&#8216;in 33 yıllık rekorunu kırarak 244 milyon dolar hasılata ulaşır. Oscar törenlerinde Marlon Brando en iyi oyuncu ödülünü havaya kaldırırken, en iyi senaryo ödülünü Mario Puzo&#8217;nun vekili alır, çünkü Puzo filmin ödül alacağına inanmadığından törenlere de gelmemiştir.</p>
<p>Bu başarının ardından, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0071562/" target="_blank">The Godfather: Part II</a> çekilir ve 1974 yılında vizyona girdiğinde, Oscar alan ilk devam filmi olarak tarihe geçer.</p>
<p>Mario Puzo bu esnada gelen senaryo tekliflerinden birini kabul eder ve 1 milyon dolar karşılığında <a href="http://www.imdb.com/title/tt0078346/" target="_blank">Superman</a>&#8216;in senaryosunu yazar (1978).</p>
<p>Artık her şey yoluna girmiştir. Bir yandan çocukluğundan beri bağımlı olduğu şekilde doya doya kumar oynarken, ismini unutturmamak için arada bir kitap daha yazar. 1978 satışa çıkan <strong>Fools Die (Aptallar Erken Ölür)</strong> yine eleştirmenlerden iyi notlar alan başarılı bir kitaptır. Gece hayatı, kumar ve kadınlardan bahseden bu kitapla, yine kendi hikayesini anlatmıştır.</p>
<p>Küçüklüğünden beri hayalini kurduğu paraya, zenginliğe ve şöhrete kavuşmuş, en büyük hastalığı olan kumarı istediği gibi oynar olmuştur ama hayat bir yandan verirken bir yandan alır ve karısı Erica&#8217;nın ölümüyle yıkılır.</p>
<p>Depresyona giren ve kendini toplarlaması yıllar süren Puzo, altı yıl aradan sonra, 1984 yılında <strong>The Sicilian&#8217;ı (Sicilyalı)</strong> yazar.</p>
<p>Ekonomik durumu yeniden bozulur ve ilk iki filmin kaymağını yemek isteyen yapımcıların teklifine evet diyerek <a href="http://www.imdb.com/title/tt0099674/" target="_blank">The Godfather: Part III</a>&#8216;ün çekilmesine yardımcı olur. Ancak film birçok eleştirmenden geçer not alamaz, zaten Puzo da bu filmi pek sevmemiştir.</p>
<p>Kumar bağımlısı olması nedeniyle milyonlarca dolarlık servetini yeniden tüketir ve parasız kalır. Üstüne bir de Las Vegas&#8217;ta kumar oynarken <strong>kalp krizi geçirip ölümden dönünce, kumara tövbe eder.</strong> Ancak hem The Godfather üçlemesi hem de Sergio Leone&#8217;nin &#8220;Bir zamanlar&#8221; üçlemesinden aldığı ilhamla, The Godfather&#8217;ı bir mafya üçlemesinin ilk kitabı yapmaya karar verir.</p>
<p>Bir yandan üçlemesine çalışırken bir yandan da benim <strong>vatana hizmet</strong> gibi kabul ettiğim <strong>The Fourth K (Dördüncü K)</strong> adlı kitabını yazar. (ABD Başkanı&#8217;nın kızını kaçıran bir terörist grubun hikayesini anlatan heyecanlı bir kitaptır bu da.)</p>
<p>1996&#8242;da serinin ikinci kitabı <strong>The Last Don&#8217;u (Son Baba)</strong> yazar. Eleştirmenlerden çok iyi notlar alan The Last Don, Puzo&#8217;ya yeniden para kazandırmıştır. Ancak serinin son kitabı Omerta&#8217;nın tamamlanmasından birkaç gün sonra yaşamına veda eder (2 Temmuz 1999).</p>
<p><strong>Omerta</strong> 2000 yılında, <strong>The Family (Aile)</strong> 2002 yılında yayınlanır ve sadece para kazanmak için kitap yazan Puzo, son iki kitabının yayınlandığını göremez.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-479" style="margin-top: 10px; float: left; margin-bottom: 10px;" title="Mario Puzo" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/12/mario_puzo_2.jpg" alt="" width="410" height="244" />Yaşadığı hayat tarzı ve yazdığı kitaplar nedeniyle sık sık mafya üyesi olmakla suçlanan Mario Puzo, bu iddialara her zaman &#8220;bir mafioso olsaydım yine kumar oynardım ama para kazanmak için yazmak zorunda kalmazdım&#8221; şeklinde yanıt vermiştir.</p>
<p>Bir edebiyat insanı olmadığını her zaman vurgulamış, sadece hikaye anlatmayı sevdiğini söylemiştir. Ve kitaplarında muhteşem hikayeler anlatmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/edebiyatci-degil-masalci-mario-puzo.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2008/12/mario_puzo-300x213.jpg' length ='13929'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Ucuz Kitap Almanın Yolları!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ucuz-kitap-almanin-yollari.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ucuz-kitap-almanin-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 22:54:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emir Akın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci el kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[korsan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[online alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/index.php/2008/07/19/ucuz-kitap-almanin-yollari/</guid>
		<description><![CDATA[İstatistiklere göre Türkiye kitap okuma oranlarında dünyanın çağdaş ülkelerinin oldukça gerisindeymiş. Üşenmedim Google&#8217;da oturdum araştırdım. Örneğin Türkiye&#8217;de 12.000 kişiye yılda ortalama 1 kitap düşerken, Japonya&#8217;da 1 kişiye 25 kitap düşüyormuş! Ya da Azerbaycan&#8217;da herhangi bir kitap ortalama 100.000 adet basılırken bizde 2.000-3.000 arası basılıyormuş. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu&#8217;na göre kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="ucuz_kitap.jpg" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/07/ucuz_kitap.jpg" alt="ucuz_kitap.jpg" hspace="5" vspace="5" width="168" height="168" align="left" />İstatistiklere göre Türkiye kitap okuma oranlarında dünyanın çağdaş ülkelerinin oldukça gerisindeymiş. Üşenmedim Google&#8217;da oturdum araştırdım. Örneğin Türkiye&#8217;de 12.000 kişiye yılda ortalama 1 kitap düşerken, Japonya&#8217;da 1 kişiye 25 kitap düşüyormuş! Ya da Azerbaycan&#8217;da herhangi bir kitap ortalama 100.000 adet basılırken bizde 2.000-3.000 arası basılıyormuş. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu&#8217;na göre kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sıradaymış! Ya da Amerika&#8217;da yılda 72.000 yeni kitap basılırken Türkiye&#8217;de bu oran 6.000 civarlarında.</p>
<p>Bu bilgiler doğru mu değil mi ya da kesin mi bilemem ama ülkemizde kitap okuma oranının oldukça düşük olduğu aşikar&#8230; Gerçi eğitim seviyesi eskilere göre çok yüksek ancak okul ya da ailede kazandırılması kitap okuma alışkanlığının gençlere kazandırılamaması ya da kitapların sevdirilememesi en büyük etkenlerden biri diye düşünüyorum.</p>
<p>Bence bir diğer büyük etken ise kitapların ülkemizde çok pahalı olması. Yazının asıl konusu da bu zaten! Kitap okuma oranlarının çok düşük, kitap fiyatlarınınsa çok yüksek olduğu ülkemizde kitap okumayı seven insanlarız madem, 2 seçeneğimiz var: Ya korsan kitap alırız ya da orijinalini nasıl ucuza alacağımızı biliriz.</p>
<p><span id="more-301"></span></p>
<p>Öncelikle hangi kitabı ya da kitapları alacağınıza karar vermeniz gerekiyor. Eğer düşündüğünüz kitaplar çok yeni değilse 2. el kitaplar daha ucuza, en azından %30 daha ucuza gelebilir. Ama öncelikle yeni kitapları nasıl ucuza alabileceğimize bakalım.</p>
<p>Yeni kitaplar en ucuz kitabın yayınevi tarafından satılır. Yayınevinin bir online satış sitesi var mı diye Google&#8217;dan aratıp bulun ve varsa piyasa fiyatları ile karşılaştırın.</p>
<p>Hemen kendimden örnekleyeyim: Birkaç ay evvel şirketimize önceden randevu alarak bir kitap satış sitesinin pazarlamacısı geldi. Geleceğinden haberim yoktu gerçi randevuyu da ben vermemiştim ama kendisiyle ben ilgilenmek zorunda kaldım. Arkadaş kitap setleri satıyor. Metis Yayınevi&#8217;nin bilimkurgu serisi ile ilgilendim. Kitap başına ortalama 8 liradan 20 kitap 160 liralık bir maliyet çıkardı. Oysa aynı kitapları ideefixe.com&#8217;da 3-4 liralık fiyatlarla görmüştüm. Metis Yayınevi&#8217;nin kendi sitesinden baktığımda ise kitapların indirimde olduğunu ve kitap başına 2-3 lira olduğunu gördüm ve hepsini Metis Kitap&#8217;ın kendi sitesinden aldım. Sonuç: 50 liraya tüm set bende :)</p>
<p>İnternet alışverişlerinde kargo parası genelde alıcıdan tahsil edildiğinden eğer yakınınızdaysa yayınevine bizzat gidin. En azından kargo masrafını yola harcayıp gezmiş olursunuz. Ya da 4-5 kitap bir arada sipariş ederseniz en azından kargo masrafına değmiş olur.</p>
<p><img title="ideefixelogo.gif" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/07/ideefixelogo.thumbnail.gif" alt="ideefixelogo.gif" hspace="5" vspace="5" align="left" />Ayrıca büyük kitap satış sitelerinin indirim listelerini takip edin. Oldukça iyi fırsatlar yakalayabilirsiniz böylece. Örneğin ben bu yazıyı yazarken ideefixe.com&#8217;da %20 indirimli olarak 5 kitap alana 5 kitap kampanyası var, bir yayınevinin kitapları da %50 indirimli. Diğer büyük bir kitap sitesi olan kitapyurdu.com&#8217;da ise kargo ödeyen kitaplar bölümünde kargo ücreti vermeden alabileceğiniz kitaplar ve %35-%45 indirimli kitaplar listelenmekte.</p>
<p>Alacağımız kitap gerçekten pahalı ya da sıfır olarak bulunamayacak kadar eskiyse 2. el kitaplara yönelmemiz gerekiyor. Bu durumda da birkaç seçeneğimiz var.</p>
<p>İlk olarak 2. el kitap satışlarının merkezi olan sahaflara göz atmakta fayda var. İstanbul&#8217;daysanız Anadolu yakasında Kadıköy veya Avrupa yakasında Beyazıt civarında pek çok sahafı gezebilirsiniz. Üstelik sahaf ile pazarlık yapma şansına da sahipsiniz. Sahaflardan aldığınız kitaplar piyasanın en az %30 altına olacaktır.</p>
<p>Yine kendimden örnekleyeyim: Bilimkurgu ve fantastik kurgu arşivimin yarısı Kadıköy&#8217;deki sahaflardan gelmekte. (Özellikle İmge Sahaf&#8217;tan, kendilerine selam ederim) Piyasada 15-20 lira olan kitapları 8-10 liraya aldım ve çoğu sıfıra yakın oldukça iyi kitaplar.</p>
<p><img src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2008/07/gg_logo2.thumbnail.gif" alt="gg_logo2.gif" align="left" />İstanbul dışındaysanız ya da sahafa filan gidemem kardeşim işim gücüm var diyorsanız 2. el ürün satış sitelerine yönelmemiz gerekiyor. Bu durumda alternatifleri olmasına rağmen hem güvenlik hem sistem bakımından gittigidiyor.com en güzel seçenek bence. Pekçok sahaf artık ürünlerini gittidiyor.com ve benzeri sitelerde de listeliyor zaten. Ayrıca direk kitapların sahiplerinden de alabilirsiniz. Hatta elinizde fazla ya da kütüphanenizden temizlemek istediğiniz kitaplarınız varsa satabilirsiniz de. Şahsen gittidiyor.com üzerinden de birçok kitap aldım.</p>
<p>Özetlersek, internetten kitap almak bir dükkandan kitap almaktan her zaman daha ucuzdur. (Kargo maliyeti hariç) Kitap kampanyalarını takip ederseniz daha da ucuza alırsınız. 2. el kitaplar her zaman en ucuz seçenektir. Sahaftan alınan kitaplarda pazarlık yapma şansı olduğundan fiyat daha da aşağı çekilebilir.</p>
<p>Sonuç olarak; lütfen kitap alın, lütfen aldığınızı okuyun!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ucuz-kitap-almanin-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orhan Pamuk Efendi&#8217;den Şık Bir Çalım!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/orhan-pamuk-efendiden-sik-bir-calim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/orhan-pamuk-efendiden-sik-bir-calim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2007 14:06:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yigit Ezel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[orhan pamuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[Kendisi ve satılık edebiyatı, satılık yazıları hakkındaki düşündüğüm tek bir cümle vardı, onu da söyledim zaten önceki günlerde. Yazdığı yazılarda savunduğu dünya görüşünden eser bile olmayan bir adam, sadece gazete ve televizyonlarda verdiği demeçlerde, yabancı ülkeler için &#8220;özgür edebiyat&#8221;ın savunucu haline geldi, yazık.. Son bombasını da geçtiğimiz günlerde patlatan yazar, edebiyatının her ne kadar pahalı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/2007/09/orhanpamuk.jpg" alt="" width="248" height="226" />Kendisi ve satılık edebiyatı, satılık yazıları hakkındaki düşündüğüm tek bir cümle vardı, onu da söyledim zaten önceki günlerde. Yazdığı yazılarda savunduğu dünya görüşünden eser bile olmayan bir adam, sadece gazete ve televizyonlarda verdiği demeçlerde, yabancı ülkeler için &#8220;özgür edebiyat&#8221;ın savunucu haline geldi, yazık..</p>
<p>Son bombasını da geçtiğimiz günlerde patlatan yazar, edebiyatının her ne kadar pahalı bile olsa, esasında beş para etmez cümlelerden ibaret olduğunu kendi kendine ispat etti, artık kafamı fazla yormayacağım!</p>
<p><span id="more-128"></span></p>
<p>Bilirsiniz o yılları tahminimce. Bir zamanlar Türkiye&#8217;de herkes solcuydu! Üstelik o kadar &#8220;çok solcu&#8221;ydular ki, tek bir örgüt, tek bir oluşum yetmiyordu, sığmıyorlardı, bölündüler ve dünyanın en güzel rüyasını bitirdiler.</p>
<p>İşte Orhan Pamuk Efendi de buyurdu ki, &#8220;o zamanlar bir siyasi kavram içerisinde olmanız gerekiyordu Türkiye&#8217;de&#8221; hey yavrum!</p>
<p>Yani diyordu ki, ya sağcı olacaktınız, ya solcu. Şöyle de denilebilir, eğer Orhan Pamuk &#8220;o zamanlar&#8221;da sağ görüşü tercih etseydi -ki kesin yazı tura atmıştır-, bugün İsmail Türüt ve Ozan Arif ile aynı mahkemede yargılanacaktı!</p>
<p>Politika ve siyaset hakkında sadece Ermeni ve Kürt sorunu hakkında bildikleri olan kalem-kağıtçı (aslında bilgi denmez, sadece katledildiklerini söyledi), şimdi de söylediği hiçbir şeyin ardında durmuyor, ne kadar da politikaya yakışıyor değil mi!</p>
<p>Edebiyatın ne olduğunu bilmeden sadece kafası laf yapıyor diye eline daktiloyu kapanın yazar olduğu ülkemizde, bir çok gerçeği artık kitaplardan öğrenemeyecek olmanın üzüntüsünü taşıyorum. Düşünce gücünün ve düşündüklerinin arkasında alınan darbelere rağmen sapasağlam ayakta kalmanın artık &#8220;onur&#8221; ve &#8220;erdem&#8221;den sayılmadığı, aksine &#8220;hayal dünyası&#8221; olarak adlandırıldığı ülkemizde, Orhan Pamuk ve &#8220;basın ve meslek ilkeleri&#8221;ni okuyup ezberlemiş köşe yazarlarımızın riyakarca suratlarımıza tükürmesi ve halen demokrasi, insan hakları, türban gibi legal ve illegal tartışmalarla sayfalarını ayakta tutan, üstelik geçmişte söylediği hiç bir şeyin ardında durmayan insanların hep kazanıyor olması, dökülecek göz yaşlarımıza ve feda ettiğimiz canlarımıza, becerilen ölülerimize inanılmaz bir şaplak atıyor!</p>
<p>Ne güzel koşuyorlar&#8230; Ne güzel anlatıyorlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/orhan-pamuk-efendiden-sik-bir-calim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şantaj Enstitüsü: Nobel</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/santaj-enstitusu-nobel.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/santaj-enstitusu-nobel.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Aug 2007 17:32:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yigit Ezel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[bilim dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[orhan pamuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[Bilim, sanat, edebiyat, fizik, matematik&#8230; Bütün alanlardaki &#8220;birincilerine&#8221; verilen ödül; Nobel.. Bilime ve sanata maddi değer biçmek için kullanılan bir şantaj aracı&#8230; Oysa bir bilimadamı veya sanatçının ödül beklemesi, ödül alması veya kabul etmesi, bilim ve sanatın etiğine aykırı değil midir? Aristo&#8217;ya göre sanat, ereğini kendi içinde barındırmaktadır. Yani bir sanat eseri yapıyorsunuz, eserinize bakınca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim, sanat, edebiyat, fizik, matematik&#8230; Bütün alanlardaki &#8220;birincilerine&#8221; verilen ödül; Nobel.. Bilime ve sanata maddi değer biçmek için kullanılan bir şantaj aracı&#8230;</p>
<p>Oysa bir bilimadamı veya sanatçının ödül beklemesi, ödül alması veya kabul etmesi, bilim ve sanatın etiğine aykırı değil midir? Aristo&#8217;ya göre sanat, ereğini kendi içinde barındırmaktadır. Yani bir sanat eseri yapıyorsunuz, eserinize bakınca duyduğunuz haz, onun bir anlamda size ödülüdür. Bu ödüle de biraz zahmetle ulaşırsınız çünkü yazdığınız yazılar, kurtuğunuz teoriler, işlemler, kafa patlatmalar, sürekli yargı süzgecinden, eleştirilerden, yapıştırılan yaftalardan, takılan isimlerden geçer..</p>
<p><span id="more-51"></span>Oysa bir sanatçının ve bilim adamının ürettiklerini incelerken, bu adamlar zaten yazdıkları &amp; yaptıklarıyla bizi zaten yargılamıyor mu?.. Ya da şöyle demek daha doğru olur; sanatçı yargılanan değil, yargılayandır, isim alan değil, verendir. Bu düşündüklerimiz, geçtiğimiz zamanlarda ödül alan Orhan Pamuk sayesinde yerle bir edilmiştir.</p>
<p>Sanatın ve bilimin kapitalist düzende bir meta aracı olarak kullanması kapitalizmin doğuşuyla başlar. Bir bilimadamının sponsor bulamadan iş yapamaması, bir sanatçının reklam olmadan okuyucu kitlesiyle buluşamaması da kapitalist sistemin gereğidir. Zaten temeli &#8220;başarı&#8221; ve &#8220;performans&#8221; olan kapitalizmin nimetlerinden faydalanabilmek için ne kadar yalakalık ve yılışıklık varsa kullanmalısınız.</p>
<p>Yazdığı yazıların tek bir satırında &#8220;Kürt kapıcı&#8221;, &#8220;Kürt işçi&#8221; temasını uygulamadan sadece verdiği demeçlerde bu silahı kullanan bir sanatçı, tüm bu kapitalist ve emperyalist oyunun farkında değil midir?</p>
<p>Sanat eserine değer, para ve ödül biçilmesi hadisesi ilk önce resim ile başladı. Bunu daha sonra edebiyat, mimari, müzik &#8220;sektör&#8221;ünde de gördük (bir sanat olayını &#8220;sektör&#8221; diye adlandıran zihniyeti ayrıca yerim ben). Şiir düşük kar marjı nedeniyle kapitalizm tarafından pek yenilmedi fakat şarkı sözü haline getirerek bundan da ekmeğini kazandı.</p>
<p>Gelgelelim Nobel&#8217;e. Bugüne kadar edebiyat alanında ödül alan isimlere baktığımızda çoğu hayatımızda ilk defa duyduğumuz insanlardır. Oysa Orhan Pamuk gibi büyük isimlerin Nobel alması, sanatçıyı veya bilimadamını değil, Nobel&#8217;i yüceltir. Yani burada ödül alan sanatçı değil, ödülün kendisidir. Nobel&#8217;i bu derecede popüler yapan da budur zaten.</p>
<p>Türkiye, onca ezilmişliğe rağmen dünyanın en eğlenceli ülkelerinden biridir. Zengin ve verimli toprakları, güleryüzlü ve sıcak insanları bilinir. Nobel, bu ülkeyi tam 105 yılda keşfetti. Bu ülkeden hiç mi matematikçi, fizikçi, barış savaşçısı, süper kahramanı çıkmadı be?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/santaj-enstitusu-nobel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzay Şövalyesi Rom</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/uzay-sovalyesi-rom.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/uzay-sovalyesi-rom.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 19:42:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emir Akın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[hatıra]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[Hayırdır inşallah diyerek uyandım bu sabah. Gördüğüm rüya ilginç, garip ve hatta bununda ötesinde&#8230; Yatmadan evvel Pirates of the Caribbean: Dead Man Chest&#8217;i izlediğimden midir bilmem ama rüyamda Uzay Şövalyesi Rom&#8217;la beraber oturmuş romlarımızı yudumlarken meşhur şarkıyı söylüyorduk&#8230; Fifteen men on a dead man&#8217;s chest Yo ho ho and a bottle of rum Drink and [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayırdır inşallah diyerek uyandım bu sabah. Gördüğüm rüya ilginç, garip ve hatta bununda ötesinde&#8230; Yatmadan evvel Pirates of the Caribbean: Dead Man Chest&#8217;i izlediğimden midir bilmem ama rüyamda Uzay Şövalyesi Rom&#8217;la beraber oturmuş romlarımızı yudumlarken meşhur şarkıyı söylüyorduk&#8230;</p>
<p>Fifteen men on a dead man&#8217;s chest<br />
Yo ho ho and a bottle of rum<br />
Drink and the devil had done for the rest<br />
Yo ho ho and a bottle of rum.</p>
<p align="left">
<p><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/1/12/Rom-1.jpg/240px-Rom-1.jpg" alt="" hspace="3" vspace="3" width="174" height="264" align="left" /></p>
<p>Uzay Şövalyesi Rom, Marvel Comics tarafından 80&#8242;lerin başında başlayıp 5-6 yıl kadar yayınlanmış ve sonradan rafa kaldırılmış bir seri. Türkiyede ise Alfa tarafından 20 sayı kadar yayınlanmış ve devamı gelmemiş.İlkokula başladığım yıllarda -ki bu da 90&#8242;ların başına geliyor- harçlığımdan arttırdığım paralar bana Conan, Ten Ten, Redkit ve Teksas olarak dönerdi. Günün birinde çizgi romanlarımı aldığım bayide ilk kez gördüğümde dikkatimi çekmişti Rom. Hep kılıç kalkan yeter ama Conan seninle bir ay ayrı kalalım diyerek almıştım. Sonra Conan çok sitem etti bana ama 2 ay sonra Rom bizim bayiye uğramaz olunca barıştık. Birkaç sayı beraber takılıp 8 yaşımda bin türlü macera yaşadığım Rom kimdir nedir nerden gelmiştir?</p>
<p><span id="more-32"></span></p>
<p>Kahramanımız bizden binlerce ışık yılı uzaktaki Galador gezegeninden. Müthiş bir teknolojiye sahip olan Galador&#8217;lular gezegenlerinde barış içinde yaşarken birgün Darkon adı verilen teknoloji ve büyüyü beraber kullanan çok gelişmiş bir ırkın saldırısına uğrarlar. Galador&#8217;lular gönüllülerden oluşan bir grup üzerinde deneyler yaparak onları metal bedenlere koyarlar. Acıkmayan, uyumayan, yorulmayan bir ordu! Uzay Şövalyeleri!</p>
<p>İşte bizim Rom ilk gönüllüdür ve aynı zamanda Uzay Şövalyelerinin komutanıdır. Sonuçta Galador savaşı kazanır. Ancak Darkonlar savaşı kaybederken şövalyeler de insanlıklarını kaybetmiştir. Artık sonsuz ve tatsız yaşamlarının amacı yoktur. Rom tüm şövalyeleri Darkonların peşinden uzayın derinliklerine gönderir. Kendisi de çıktığı yolda Darkonların peşinden dünyaya ulaşır.</p>
<p><img src="http://tkfiles.storage.live.com/y1pNCDHwk44HZELoAtx3Oly310xVYvS_LWBLqpyBXlFYlEBu8KcpFZMg8pMfwxWKNoSf1FKsNlhUOs" alt="" hspace="3" vspace="3" width="170" height="251" align="right" />Rom dünyaya indiğinde Darkonların insanların arasına karışıp pek çok önemli mevkiye sızmış olduklarını farkeder. Rom bir yandan Darkon avlarken bir yandan onun insanları öldürdüğünü sanan Amerikalılarla uğraşır. (Unutmadan, Darkonlar büyü ile şekil değiştirebiliyorlar. Asıl bedenleri ise hayalet gibidir, Casper&#8217;in kötü arkadaşlarının daha gerçekçi ve korkunç versiyonlarına benzerler.) Darkonların gerçek yüzü sadece Rom&#8217;un Analyzer adındaki silahı ile vurulduklarında görülebilir. Notralyzer isimli silah ile Darkon&#8217;lar Limbo adındaki sürgün boyutuna gönderilir.</p>
<p>Metal bir bedende de olsa Rom sonunda bir dünyalı kıza abayı yakar. Brandy Clark adındaki kızımız bu soğuk metal adamın altındaki insanı farkeder ve aşkına yanıt verir.</p>
<p>Eski dostum hakkında aklımda kalanlar bunlardı. Belki de haftasonu sahaflara uğrasam fena olmaz. Özledim keratayı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/uzay-sovalyesi-rom.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

