Etiket Arsivi: laiklik

Ne pis adamlarmışsınız!

Oruç tutanlarla tutmayanların kavgaları bir Ramazan klasiğidir. Medya da bu tip olayları çok sever, süsleye süsleye, abarta abarta haber yapar. Medya haberini taraflı yapar, halk okuduğunu kendi istediği şekilde anlayarak okur ve ortaya her zaman, her konuda benzer tablolar çıkar.

Voleybolcu Nurcan olayında da aynı şeyi yaşadık. Sosyal medyada Nurcan kavgası görmekten artık tiksinti geldi. Eminim kendi de bunalmıştır bu durumdan.

Nurcan, ne onu savunanların, ne de yerenlerin umrunda değil aslında. Sağlam bir malzeme verdi insanlara ve bölünmeye, ötekileştirmeye, kavgaya pek meraklı milletimiz de ikiye ayrılıp kıyasıya laf dalaşı yapmaya başladı. Tartışmalarda söylenenlere bakarsanız iki taraf da demokrasiyi, özgürlüğü falan savunuyor da iş icraata gelince “benim gibi düşünmeyen ölsün”den öte gidemiyorlar.

İlk habere göre dallamanın biri bu kıza bacakları açık diye yumruk atmış, o da çok üzülmüş, kalbi kırılmış.

Sonradan gelen habere göre bu kızımız otobüste bacaklarını koridora uzatarak oturuyormuş, adam takılıp düşmüş, bacaklarını toplamasını söyleyince bu kızımız da ona bağırmış, tokat atmış.


Devam

Musalla taşından muafiyet

musalla
Diyanet İşleri Başkanı demiş: “Akşam yarım saat TV’yi kapatıp Kuran okuyun.” Ama bu tavsiye, ünlü gazetecinin epey zoruna gitmiş. Laik, demokratik ülke bütünlüğüne tehdit varmış bu tavsiyede.

Çiçek böcek orman sevgisi, öğretmenler günü, anneler günü, millî birlik beraberlik, 23 Nisan, 19 Mayıs konulu hutbelerle Müslümanları her daim barışçıl ve insancıl tutmaya çalışan bu güzide kurumumuz laikliğin sigortalarından biriyken; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrıldığını ezberletip durdunuz. Halbuki ya din devleti kontrol eder, ya da devlet dini. Ayrılmaz ikili.


Devam

Şarabını kap gel okuyalım

idilbiretMilli virtüözümüz İdil Biret, Topkapı Sarayı’nda içkili konser verdi diye Alperen Ocakları’ndan büyük bir tepki gördü. BBP’li gençler konseri bastı, eşinin deyimiyle Cumhuriyetimizin simgesi İdil Hanım’ın posterlerini yaktı. Sonrasında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın açıklamaları geldi. Türkiye’deki bütün kutuplar olayı kendilerince değerlendirdiler, herkes kendisine göre haklı çıktı.

Bu olayı çeşitli açılardan değerlendirmek lazım. Bana kalırsa Topkapı Sarayı’nda içkili bir konser vermek abesle iştigaldir. Çünkü İslami kesim için Topkapı Sarayı bir simgedir. Ayasofya’nın, Çankaya’nın, Ulus’taki ilk meclis binasının, Vatikan’ın, Fener Rum Patrikhanesi’nin, Bulgar Kilise’sinin simgesel gücü ne kadarsa Topkapı Sarayı’nınki de o kadardır, kimse kusura bakmasın. Bunların hepsi insan vücudundaki sinirler gibidir. Ufak bir dokunuş ani ve büyük tepkilere sebep olur. Dişinize dolgu yapmaya çalışan doktorun elinin ayarını kaçırması gelsin aklınıza. Sinirleriniz aşırı tahrip olursa felç olursunuz.
Devam

Rektörler laikliğin teminatıdır

orducabukgoreveErgenekon 12. dalgasından herkese mutlu akşamlar değerli yurttaşlar!

Dünyada ilk 500 üniversite arasına geçen yıl sadece Hacettepe’yi sokabilen (Sabancı da olabilir), bir önceki yıl da ilk 500’e bile giremeyen çok kıymetli üniversitelerimizin pek değerli rektörleri gözaltına alınmaya başlandı. Savcı karşısına çıkma sebeplerini biliyorsunuz, tekrar anlatmaya gerek yok. Aklıma gelmişken belirteyim biz önceki yıl 500 listesine 1 üniversitemizi bile sokamazken bağımsızlığını birkaç yıl önce kazanan Ukrayna, bu listenin ilk 100 basamağına YÖK’ümüzün denklik vermeyip bizim kalitemize denk saymadığı 4 üniversite sokmuştu. Tükürüğümüzle boğabileceğimiz Yunanistan ise geçen yıl tek okulla girerek bütün dünyaya gövde gösterisi yaptığımız sene ilk 100’e 2 okuluyla girmişti.
Olayın detaylarını bilmiyorum. Belki de dünyaya posta koyup girmek istemedik o listeye. Çünkü biz o kadar kaliteliyiz ki öyle her listeye girmeyiz. Zaten bizim kalitemize göre bir listeleme yapılsa bütün okullarımız girer o listeye. Şampiyonlar Ligi’ndeki bir takımız biz UEFA’yla işimiz olmaz.
Devam

Fazıl Say’a açık mektup

8d8_fazil-sayFazıl Say sen manyak mısın ne istiyorsun her seçim sonrası bizden?

Geçen “ülkeyi terk edeceğim” demiştin, şimdi de Deniz Baykal’a mektup yazmışsın. Hasta mısın?

Fazıl Say nerede eğitim aldığını çok merak ediyorum. Senin Türkçe derslerine giren öğretmenin manav mıydı, var mı bunun cevabı? Fazıl Say, Deniz Baykal’a yazdığın mektubun her satırında üç nokta kullanmışsın. Cümleye derin anlam katacak başka şeyler yok mu Fazıl Say? Bu mektubu bana bir başkası gösterseydi bir ilkokul çocuğu babasının gazıyla Deniz Baykal amcasına yazmıştır diye düşünürdüm. Fazıl Say hiç mi kitap okumuyorsun sen?

Fazıl Say seni “aydın” diye pazarladılar bize. Ülkesini çok seven bir insan ilk önce kendi dilini doğru kullanmaz mı? Kullanmazsa bunun adı çakma aydın olmaz mı Fazıl Say? Dostum, bir soru cümlesinde soru işareti bir kere kullanılır benim sana yazdığım bu mektupta olduğu gibi. Bunu da mı görmedin hiçbir yerde? Yazdığın diğer yazılardan da haberim var; hepsinde aynı hata! Farkında mısın Fazıl Say? Sen böyle hatalar yaparsan gazete sitelerindeki okuyucu yorumlarından ne farkı olur bunların? Millet onlarla taşak geçiyor Fazıl!
Devam