Etiket Arsivi: laiklik

Gerici İran ve uzaydaki Ümit

Iran Umit uydusu

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde Ayasofya’daki papazların hararetle tartıştığı konu neydi?

“Melekler erkek midir, dişi midir?”

Onların bilim anlayışıydı bu, sadece akıl yürüterek ve içi boş tartışmalar yaparak bulundukları çağda ilerlediklerini sanmak.

Yani 31 çekmekti yaptıkları, kürelerini terk edemeden…

Oysa İstanbul’un surları dışında farklı bir yaşam, o papazların kanından ve soyundan olan adamların da gelişiminde söz sahibi olduğu bir teknoloji yarışı vardı.
Devam

Özgürlükte Çileli Yollar

Din ve vicdan özgürlüğü, laik demokratik devletlerde vazgeçilmez bir kavramdır. Türkiye’de “din” kavramı cumhuriyet tarihi boyunca tartışılagelmiştir. Bu küçük genellemeden ve tümevarımdan “din, cumhuriyet rejimleri için vazgeçilmez bir gündem maddesidir.” sonucuna rahatlıkla varabiliriz.

Uzunca bir süredir sessiz kalmamın sebebi gündemi sinsice takip ediyor oluşumdu (yok be, karı kız kovalıyordum bakmayın siz.). Gündemi meşgul ve abesle iştigal eden türban olayı var mesela kişisel indeksimde. Her iktidar döneminde vuku bulan bu “gündem” hadisesi bu güne kadar hiç tedirgin olmadığımız ülke vazgeçilmezlerimize bir tehdit unsuru gibi yansıtılıp “laiklik bitiyor” çığlıkları “Malezya mı oluyoruz” serzenişleri peşisıra geliyor.


Devam

Kafada türbanla laiklik bekçisi olunmaz.

Dünyanın en iyi eğitim sistemine sahibiz. Çocuklarımıza ve gençlerimize o kadar değer veririz ki, kız-erkek farkı gözetmeden, devlet zoruyla ilköğretime başlatırız hepsini. Elbette ki öncelik kızlarımızadır, çünkü okuması ve gelişmesi lazımdır kızlarımızın. Bilimdedir öncelik, inancını sadece evinde yaşamalıdır minik kızımız.

Sekiz yıllık ilköğretimin ardından dört yıl da lisede eğitmeye çalışırız kızımızı. Toplamda 12 yıl süren bu eğitim & öğretim aşamasından geçen kızımız, üniversite çağına geldiğinde hâlâ başını örtmeye devam ediyorsa, artık ümit kesilmiştir kendisinden. O nedenle üniversitede işi yoktur onun. Neden?


Devam

Akademik Laiklik Savaşçıları

Eğitim-öğretim yılı henüz başlamadı ama saygıdeğer rektörlerimiz mesaiye başladı. Sivil anayasanın bürokrasiyi engelleyeceğinden, sümen altı edilenlerin aniden gün ışığına çıkacağını düşünen rektörlerimiz gün itibariyle yavaş yavaş homurtularının şiddetini yükseltti. Türkiye?de yaklaşık üç hafta önce anayasanın değişeceği konuşulmaya başlanmıştı. Daha sonra Sayın Ergun Özbudun ve ekibinin yeni anayasayı hazırlayacağı yetkililer tarafından ilan edildi. Ülkesi ile yakından ilgilenen herkes, değişen anayasa sonrasında türbanlıların üniversiteye gidebileceğine ve bunun gibi bir sürü atraksiyonun hayata geçebileceğini görebilirdi. Zaten görmemek de körlükten ziyade bir durumdu.


Devam