Koşun koşun altın bulmuşlar!
California’da altın aramaya davet eden afişlerden biri.
1803′de Almanya’nın Kandern kasabasında doğan John Augustus Sutter, doğduğu yerden çok uzaklarda, alabildiğine vahşi girişimlerle bir dünya kurulmasına önayak olacağını biliyor muydu acaba… O sadece bir köylü çocuğuydu ve kendini kurtarabilmenin, para kazanmanın derdindeydi.
Amerika’ya gitmenin hayaliyle büyüdü, sadece hayal kurmakla kalmayıp orada lazım olabilecek şeyleri de daha Almanya’dayken öğrendi. New York’a indiğinde İspanyolca ve İngilizceyi gayet akıcı konuşabiliyordu.
Askerliğini İsviçre ordusunda yaptıktan sonra bulduğu ilk fırsatta gemiye atlayarak 1834 yılında yeni dünya Amerika’ya indi. Çatışmalar, kavga gürültüler arasında kendini kurtarıp ülke kurmaya çalışan Amerikalıların arasına o da katıldı. New York’daki çeşitli maceralarının ardından 1839 yılında asıl hedefi olan Meksika’nın Yerba Buena (California ABD’ye katılınca Yerba Buena’nın ismi San Francisco olarak değişecekti) kentine ulaşmayı başardı.

İnsanoğlu sürekli gelişiyor. Yeni teknolojiler buluyoruz, yeni ilaçlar buluyoruz. Ölümcül hastalıkların birçoğunun artık çaresi var. Bilimadamları o kadar iyi çalışıyorlar ki, ortalama insan ömrü sürekli uzuyor. Bebek ölümlerinin önüne geçiliyor ve artık eskisi gibi ölmüyor bebekler. Ne güzel değil mi?
Gazze’deki olaylardan sonra güzel yurdumun en güzel insanları oturdukları köşeden İsrail’i kınıyorlardı. Olaylardan sonra hükümetin “kınama” mesajına da kızıyorlardı, “Yıllardır kınıyoruz, kınamakla n’oluyor?” diyerek. Haklılar, doğru düşünüyorlar. Her Türk vatandaşı gibi ben de kızıyorum hükümetin bu tarz komik tepkisine. Hükümet dedik de, AKP ile bir alakası yok olayın. “Devlet” diye değiştirelim “hükümet” yazan yerleri.
Geçen gün Patricia ile eskilerden bir film izleyelim dedik. Kız tuttu 



Son Yorumlar