<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; seyahat</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/seyahat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 18:49:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Bergama</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-bergama.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-bergama.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 23:21:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[akropol]]></category>
		<category><![CDATA[akropolis]]></category>
		<category><![CDATA[asklepion]]></category>
		<category><![CDATA[bergama]]></category>
		<category><![CDATA[bergama müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[carl humann]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[hera]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl kilise]]></category>
		<category><![CDATA[kral evi]]></category>
		<category><![CDATA[pergamon]]></category>
		<category><![CDATA[pergamon krallığı]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[sokrates]]></category>
		<category><![CDATA[zeus altarı]]></category>
		<category><![CDATA[zeus sunağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2774</guid>
		<description><![CDATA[Balıkesir’de fazla vakit kaybetmeden öğleden sonra Bergama’ya doğru yola çıktık. Gittim Gezdim Geldim serisinin başlarında Anadolu’da ulaşım zor demiştik. Bunu bir kez daha yakından gördük. Bergama’ya ulaşabilmek için ilk önce trenle Soma’ya gittik. Orada iki vasıta değişikliği yaparak Bergama’ya giden minibüslerden birine atladık ve bir saatlik yolculukla Ege’nin arka mahallelerini seyrederek Bergama’ya ulaştık.
Bergama’da bizi ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altay1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2775" title="altay1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altay1.jpg" alt="altay1" width="420" height="356" /></a>Balıkesir’de fazla vakit kaybetmeden öğleden sonra Bergama’ya doğru yola çıktık. Gittim Gezdim Geldim serisinin başlarında Anadolu’da <strong>ulaşım </strong>zor demiştik. Bunu bir kez daha yakından gördük. Bergama’ya ulaşabilmek için ilk önce trenle Soma’ya gittik. Orada iki vasıta değişikliği yaparak Bergama’ya giden minibüslerden birine atladık ve bir saatlik yolculukla Ege’nin arka mahallelerini seyrederek Bergama’ya ulaştık.</p>
<p>Bergama’da bizi ilk karşılayan aşırı sıcak bir hava oldu. Kayseri’de Nevşehir’de sadece ışık verdiğini düşündüğüm güneş, Ege’de diğer işlevinin de <strong>sıcaklık yaymak</strong> olduğunu hatırlattı, akşam üzeri olmasına rağmen beynimizi sulandırdı.<span id="more-2774"></span></p>
<p>Geceyi burada geçirmek zorunda olduğumuz için hemen pansiyon aramaya başladık. Kısa bir araştırmanın ardından şans yüzümüze güldü ve istediğimiz gibi bir yer bulduk. Geceliği 20 lira olan odalarımıza tam yerleşmiştik ki beklemediğimiz bir sürprizle karşılaştık. Pansiyonda görevli olan arkadaş ilginç bir teklifle karşımıza çıktı, “Abi” dedi, “Patronun İstanbul’dan misafirleri geliyor, sizi aşağıdaki ranzalı odalara alalım mı?” “Bana ne!”” diye cevap verdim. Beklemediği bu yanıtla şaşkına dönen emektar kardeşim, “Kabul et be abi” diye <strong>yalvaran gözlerle</strong> bakınca kan beynime sıçradı. “Kardeşim ben bir gece kalıp sabah gideceğim. Patronun misafirleri bir gece ranzada uyusun, sonra ne halt yerseniz yiyin!” deyince gözlerine yaşlar birikmeye başladı. O üzgün ve hüzünlü hali, patronundan <strong>azar yiyeceğinin </strong>alametiydi. İşverenin karşısında küçük düşmemesi ortaya yolu bulmaya çalışarak umursamaz bir tavırla “Eğer 10 liradan verirsen aşağıya ineriz, yoksa işim olmaz” dedim. Bu teklif, yüzünde gülücükler açmasına sebep oldu Bergamalının. Fiyatta anlaşınca yeni odalarımıza taşındık. Aklıma gelmişken söyleyeyim bu pansiyon muhabbetini de burada kapatayım; kaldığımız yerde 19 yaşında <strong>Japon </strong>bir turistle tanıştık. Çocuk<strong> tek başına</strong> Japonya’dan kalkmış Türkiye’yi gezmeye gelmiş. İstanbul’a uğramış, sonra da soluğu Bergama’da almış. Türklere çok kanı kaynamış çocuğun. Camileri ziyarete gittiğinde cemaatten birisi eline hamur işi yiyecekler sıkıştırmış. Onun kültüründe bu çok önemli bir hadiseymiş&#8230; Yemeğe birlikte gittik, bir baktım elindeki Türkiye rehberinin sağını solunu karalıyor, “Napiyon lan teres!?” diyerek aldım elinden rehberi. Bir baktım adam yediğinin, içtiğinin fotoğraflarını işaretliyor. “Vay be!” dedim ama anlamadı bu Japon. Neyse adama <strong>helal olsun,</strong> tek başına kalkıp gelmiş o kadar yoldan, bilmediği bir ülkede yalnız başına dolaşıyor. Eğer bu yazıyı okuyorsa, <strong>“Aferin lan keranacı!”</strong> diyerek tebrik ediyorum kendisini&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak3.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2776" title="bergamasokak3" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak3.jpg" alt="bergamasokak3" width="420" height="560" /></a>Bergama’daki ilk akşamımızı ilçe merkezini turlayarak, karnımızı doyurarak geçirdik. Asıl hedefimiz, adını unuttuğum bir dağın tepesinde yer alan <strong>Akropol</strong>’dü&#8230; Bergama, Balıkesir’in mi yoksa İzmir’in mi olduğuna karar veremediğim bir ilçe (Resmi olarak İzmir’e ait olsa da benim için Balıkesirlidir Bergama.) Benim gibi <strong>antik kuntik çağlara</strong> aşırı hevesli olan bir adam için bulunmaz hint kumaşı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış; İyon, Roma ve Bizans dönemlerine şahitlik etmiş, aradan binlerce yıl geçmesine rağmen onların eserlerini bağrında koruyan mütevazi bir yer. İlçenin iki önemli tarihi eserinden birisi <strong>Asklepion</strong> diğeri ise Pergamon Krallığı’na ev sahipliği yapan <strong>Akropolis</strong>. Aynı zamanda bizim ilk hedefimiz.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis6.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2777" title="akropolis6" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis6.jpg" alt="akropolis6" width="420" height="226" /></a>Akropolis bir dağın tepesinde kurulmuş bir yerleşim birimi. Zamanında resmi, dini ve ticari binalar buraya yerleştirilmiş. Dolayısıyla krallığın en önemli bölgesi burası. Tapınaklar, sunaklar, cephanelikler falan hepsi Akropolis’te. Ama buraya ulaşım biraz zahmetli. Şöyle ki, ya oraya kadar koca dağın <strong>kıvrımlı yollarından</strong> yürüyerek çıkacaksınız ya da turistleri <strong>ayakta hoplatmakta</strong> hiçbir mahzur görmeyen taksicilere <strong>eşek yüküyle</strong> para vereceksiniz. Biz hiçbirisini tercih etmedik ve Bergamalıların bize gösterdiği kestirme yoldan gitmeye çalıştık. Fakat bunu başaramadık. Çünkü bize tarif ettikleri yolu bir türlü bulamadık&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tirmanmaca2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2778" title="tirmanmaca2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tirmanmaca2.jpg" alt="tirmanmaca2" width="420" height="248" /></a>Durum böyle olunca kendi kestirme yolumuzu keşfetmek zorunda kaldık. Akropolis’ten yuvarlanan taşların üzerinde <strong>bisküvi ve meyve suyuyla yaptığımız kahvaltının</strong> ardından son derece dik eğimli olan dağa tırmanmaya başladık. Toprağın yumuşak olması tırmanma süresini biraz uzattı. Yumuşak toprakta ilerlemek zor bir iş. Buna tırmandığımız bölgenin eğimi de eklenince iyice zahmetli oluyor. Yani üç adım ilerleyip beş adım kayabiliyorsunuz. Bütün bunlara ilk defa gördüğünüz örümcekler, <strong>garip böcekler</strong> de eklenince iyice uzuyor süre. Neyse, bu tırmanışın ilk durağına ulaşıp Akropolis’i heyelana karşı güvence altına alan koruma duvarlarına ulaşıp bir süre dinlenince yeniden kendimize geldik. İki bin yıllık kayaları kahvaltı ve dinlenme aracı olarak kullanmak beni biraz üzdü ama yapacak bir şey yok, <strong>Antonius kusura bakmasın!<br />
</strong><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis5.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2779" title="akropolis5" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis5.jpg" alt="akropolis5" width="420" height="315" /></a>Akropolis, tam anlamıyla antik bir şehir. Neyin ne olduğunu bir türlü anlayamıyorsunuz. Çünkü her yer harabe. Neyin ne olduğunu çözemiyorsunuz, <strong>yetkililer </strong>de bu konuda fazla bir şey <strong>bilmiyor </strong>zaten. O yüzden tarihini ben anlatmayım, siz daha <a href="http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF679A66406202CCB044338F0DD5A3722B" target="_self">sağlam kaynaklardan</a> bakın.</p>
<p>Bergama turunda turizm konusundaki <strong>yetersizliğimizi </strong>farkettim. Gördüğümüz eserleri açıklamaya çalışan tabelalarda çok şey yazıyordu ama hepsi boştu. Tarihi bir yeri görmeye gelen turist, oranın geçmişini yaklaşık olarak biliyordur ama <strong>daha fazlasını</strong> merak eder. O esnada gördüğü eserlerin hikayesini onların yanındayken dinlemek insanı daha da bilinçlendirir. Ama tabelalar okuyana hiçbir şey vermiyor. İnsan,  “&#8230;daha sonra çapkınlığından bıkan ve kocasının üzerine sinen kokudan Zeus’un Afrodit’e atladığını anlayan kıskançlık tanrıçası Hera’nın dırdır edip Zeus’un başını yediği yer burasıdır&#8230;” diye bir şey bekliyor ama tabelalalarda “Taş sıralarının gidişi ve <strong>kurvatura </strong>tespit edilebilmiştir. <strong>Andezit bloklarla restore edilen&#8230;”</strong> diye bir mimardan başkasının anlayamayacağı şeyler yazıyor. Buradan yetkililere sesleniyorum;<strong> bu ne lan!? </strong>Böyle yerlerde bir sürü yapı oluyor ve hepsinin birbirinden farklı hikayesi var. Ama bunlarla uğraşan yok ne yazık ki. İnsan tutar o şehrin ya da yapıların <strong>orijinal maketini</strong> yapar. Böylelikle doymuş bir şekilde ayrılır ziyaret ettiği yerlerden.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2780" title="akropolis2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis2.jpg" alt="akropolis2" width="420" height="315" /></a>Akropolis’te üç saate yakın kaldık. Tarihe dokunmanın, tarihle iç içe olmanın zevkini hissettik. Kendimi çoğu zaman başında <strong>defne yapraklarından</strong> tacı, ayağında sandaletleriyle dolaşan <strong>Altayus</strong> olarak düşündüm. Akropolis de bu simülasyon krallığıma müsaade etti, vakit geçti. Daha sonra çok kimsenin bilmediği bir yoldan, dağın öbür yamacından (Kral evinin olduğu bölgeden) <strong>Kızıl Kilise’ye </strong>doğru indik. Kızıl Kilise’yi ilk kez gördüm ve aslında ne olduğunu da hala öğrenemedim.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/maketakropolis.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2781" title="maketakropolis" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/maketakropolis.jpg" alt="maketakropolis" width="420" height="450" /></a>Akropolis’e ulaşırken yaşadığımız yorgunluk ve sıcak havanın etkisiyle diğer antik şehir Asklepion’a gitmeyi gözümüz almadı. Biraz dinlendikten sonra bu kez ilçenin merkezindeki müzeye attık kapağı. Tanrıların, tanrıçaların heykelleriyle sohbet ettik. Mitolojilerinden bahsedip uğurladılar bizi. İşin garip tarafı Akropolis’te arayıp bulamadığımız<strong> şehir maketini</strong> gördük müzede. Şehrin orijinal halini kilometrelerce ötede gördük. Bu işten de bir bok anlamadık.</p>
<p>Bergama’da artık akşam olmuştu, biz de tavla oynamak için bir çay bahçesinde aldık soluğu. Emir yine yapacağını yapıp ezdi geçti beni. Emir’in beni yenmesi koymadı ama ben o gün bir başka savaşı kaybettim aslında. Doya doya kirlendiğim bu gezide ilk kez yan çizdim ve pansiyona dönünce <strong>duşa zor attım kendimi.</strong> Ege’nin güneşi beni aptala çevirince kirlenmenin dayanılmaz hafifliğine pansiyondaki duşta son verdim.<strong> Tertemiz bir insan </strong>oldum ve bütün çabam<strong> boşa gitti&#8230;</strong></p>
<p><strong>Foto Galeri</strong></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2782" title="bergamasokak1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak1.jpg" alt="bergamasokak1" width="420" height="315" /></a>Beni Bergama&#8217;da en çok etkileyen şeylerden birisi de sokaklarıydı.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak31.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2783" title="bergamasokak31" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak31.jpg" alt="bergamasokak31" width="420" height="560" /></a>Sokaklar sessiz ve sakin. O sıcak havada evlerin gölgelerinden faydalanıp kaldırım kenarında kestirmek bile geçti aklımdan.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak4.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2784" title="bergamasokak4" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak4.jpg" alt="bergamasokak4" width="420" height="315" /></a>Evleri de çok sevimli Bergamalıların. Ama maalesef hepsi böyle değil.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2785" title="bergamasokak2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/bergamasokak2.jpg" alt="bergamasokak2" width="420" height="315" /></a>Herkes eski bir şeyin fotoğrafını çekince &#8220;Yılların eskitemediği&#8230;&#8221; falan diye isim koyuyor. Ben de buna verdim o ismi.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tirmanmaca.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2786" title="tirmanmaca" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tirmanmaca.jpg" alt="tirmanmaca" width="420" height="290" /></a>Biz yolun basındayız, hedefse yukarıdaki kalıntı. Buradan bakınca ne kadar da yakın gözüküyormuş.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altay2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2787" title="altay2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altay2.jpg" alt="altay2" width="420" height="313" /></a>Tırman tırman bitmedi mübarek. Neyse ki sonlarına gelmiştik burada.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/mhp.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2792" title="mhp" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/mhp.jpg" alt="mhp" width="420" height="315" /></a></p>
<p>Tırmanış esnasında garip şeylerle karşılaşmadık dersek yalan olur. MHP oraya da el atmış; İyonlular Türkmüş aslında.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tiyatro.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2793" title="tiyatro" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tiyatro.jpg" alt="tiyatro" width="420" height="315" /></a>Tırmanış bittiğinde kendimizi şehrin tiyatrosunda buluyoruz. Akrepolis Şehir Tiyatroları.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tiyatro2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2794" title="tiyatro2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tiyatro2.jpg" alt="tiyatro2" width="420" height="315" /></a>Bu tiyatrolar bildiğiniz tiyatrolardan değil. Devlet meseleleri de konuşuluyormuş burada.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tiyatro_akropolis.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2796" title="tiyatro_akropolis" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tiyatro_akropolis.jpg" alt="tiyatro_akropolis" width="420" height="256" /></a>Ben o zaman kral olsaydım. Böyle yapardım işte; konuşmam bitince halkın arasından giderdim sarayıma. Zaten kafanın duruş şekline bakarsanız halkı selamladığımı görürsünüz.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/orumcek.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2788" title="orumcek" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/orumcek.jpg" alt="orumcek" width="420" height="268" /></a>Adını sanını bilmediğimiz garip böcekler eşlik etti bize tırmanırken. Sonradan öğrendim, adı Sarı Ömer&#8217;miş bu örümceğin. Zehirliymiş&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2797" title="akropolis1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis1.jpg" alt="akropolis1" width="420" height="299" /></a>Tırmanış bitince böyle bir yerde bulduk kendimizi.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis3.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2798" title="akropolis3" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis3.jpg" alt="akropolis3" width="420" height="276" /></a>Şimdi o kadar yer çıktık ama buradan aşağı ayağımız bir kaysa Bergama Merkez&#8217;den alırlardı bizi.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altayesiroglu.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2789" title="altayesiroglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altayesiroglu.jpg" alt="altayesiroglu" width="420" height="280" /></a>İşte ben antik bir adam olsam böyle bir şey olurdum. Bulduğum her sütunun gölgesinin altında kestirirdim yeminle.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/galeri.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2790" title="galeri" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/galeri.jpg" alt="galeri" width="420" height="315" /></a>Onlar da ayaklarında sandaletleriyle buralarda koşturuyorlarmış. Ben de kıvrılırdım bir köşeye.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/pergamonmodeli.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2791" title="pergamonmodeli" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/pergamonmodeli.jpg" alt="pergamonmodeli" width="420" height="244" /></a>Şehrin orijinal hali böyleymiş. Bunu Google&#8217;dan buldum.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zeussunagi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2801" title="zeussunagi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zeussunagi.jpg" alt="zeussunagi" width="420" height="267" /></a> Zeus Sunağı varmış burada. Bergama&#8217;daki bu tarihi eserleri keşfeden Carl Humann tarafından orijinali Almanya&#8217;ya götürülmüş.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zeussunagi1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2802" title="zeussunagi1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zeussunagi1.jpg" alt="zeussunagi1" width="420" height="315" /></a>Bergama Müzesi&#8217;ndeki maketi bu şekilde. Orijinali ise <a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/2d/Pergamonmuseum_Pergamonaltar.jpg" target="_blank">böyle.</a> İkinci Eumenes zamanında Galatlara karşı alınan zaferin anısına dikilmiş.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/trajeniumtapinagi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2803" title="trajeniumtapinagi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/trajeniumtapinagi.jpg" alt="trajeniumtapinagi" width="420" height="315" /></a>Bu da Trajenium Tapınağı&#8217;nın kalıntıları.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/sacak.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2804" title="sacak" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/sacak.jpg" alt="sacak" width="420" height="315" /></a>Adamların fantezisine bak; yağmur suyu aslan ağzından yapılan oluklardan akıyor.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis21.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2805" title="akropolis21" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis21.jpg" alt="akropolis21" width="420" height="315" /></a>Bu da bir başka tapınağın kalıntısı.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis4.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2806" title="akropolis4" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis4.jpg" alt="akropolis4" width="420" height="315" /></a>Adamlar taş oyma sanatının dibine dibine vurmuşlar.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis61.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2808" title="akropolis61" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis61.jpg" alt="akropolis61" width="420" height="226" /></a>Totalde böyle gözüküyor Akrepolis.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis7.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2809" title="akropolis7" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/akropolis7.jpg" alt="akropolis7" width="420" height="560" /></a>Seviyorum böyle fotoğrafları; bembeyaz bir sütunun arkasında masmavi gökyüzü.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kedi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2810" title="kedi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kedi.jpg" alt="kedi" width="420" height="315" /></a>Emir&#8217;in ikibin yıllık olduğunu iddia ettiği &#8216;tarihi kedi&#8217;.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/antik.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2811" title="antik" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/antik.jpg" alt="antik" width="420" height="251" /></a>Yıkıntıları bir şekilde bir araya getirmeyi bilmiş arkeleoglar.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tirmangacaltay2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2813" title="tirmangacaltay2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/tirmangacaltay2.jpg" alt="tirmangacaltay2" width="420" height="439" /></a>Hızımı alamayıp Akrepolis&#8217;in surlarına bayrak dikme telaşına giriştim bir ara. Güneş beyne çok zarar verince böyle oluyor. Bu tırmanış esnasında daha da yukarı çıkmak için tuttuğum bir taş (10-15 kg.) elimde kalınca bütün dengem bozuldu, bir ara düşüyordum ama zor da olsa toparladım.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/surlar.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2812" title="surlar" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/surlar.jpg" alt="surlar" width="420" height="315" /></a>Şehri çevreleyen surlar. O taştan kurtulmasaydım, buradan aşağı yuvarlanıp son nefesim barajın sularında bir baloncuktan ibaret olurdu.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/emirus.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2815" title="emirus" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/emirus.jpg" alt="emirus" width="420" height="322" /></a>Emirus&#8217;un tarihi zirvesi.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kralevi2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2816" title="kralevi2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kralevi2.jpg" alt="kralevi2" width="420" height="315" /></a>Kral evindeki yer döşemeleri orijinalliğini kaybetmemiş.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kralevi1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2819" title="kralevi1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kralevi1.jpg" alt="kralevi1" width="420" height="315" /></a>Kral malikanesinin içi.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kizilkilise.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2817" title="kizilkilise" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kizilkilise.jpg" alt="kizilkilise" width="420" height="315" /></a>Bu da meşhur Kızıl Kilise.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kizilkilise4.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2818" title="kizilkilise4" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kizilkilise4.jpg" alt="kizilkilise4" width="420" height="315" /></a>Yıkılma tehlikesi olduğu için içeriye almıyorlar. Ama biz yolunu bulup giriyoruz.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/sokrates.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2822" title="sokrates" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/sokrates.jpg" alt="sokrates" width="420" height="330" /></a>Bu arkadaşın adı Sokrates; tanışın, tanıştığınıza memnun olun.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altayus.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2823" title="altayus" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altayus.jpg" alt="altayus" width="420" height="277" /></a>Her zaman söylemişimdir, tarihi ilk ağızdan öğrenmek gerekir!<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kralevi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2824" title="kralevi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kralevi.jpg" alt="kralevi" width="420" height="560" /></a>Farkettim ki, kralın mozaiklerinin gerçek olmadığını düşünenler var aranızda. Dikkatli bakın.</p>
<p><a href="../?p=2071" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a><br />
<a href="../?p=2078" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Ankara<br />
</a><a href="../?p=2098#" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1</a><a href="../?p=2400"><br />
</a><a href="../?p=2400">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2</a><br />
<a href="../?p=2464" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3</a><br />
<a href="../index.php/gittim-gezdim-geldim-eskisehir.html" target="_blank"></a><a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-nevsehir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir</a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-eskisehir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Eskişehir</a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-balikesir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Balıkesir<br />
</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-bergama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altay1-300x254.jpg' length ='19011'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Balıkesir</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-balikesir.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-balikesir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 15:08:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[balıkesir]]></category>
		<category><![CDATA[balıkesir hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[kurtdereli]]></category>
		<category><![CDATA[kurtdereli mehmet pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[zağnos paşa]]></category>
		<category><![CDATA[zağnos paşa cami]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2760</guid>
		<description><![CDATA[Hava akşama dönmek üzereyken Eskişehir’den Balıkesir’e doğru yola çıktık. Gezinin en sıkıntılı, en iğrenç, en bezdiren, çocuklardan lanet ettiren yolculuğu başlamıştı. Kayseri’ye giderken trende gecenin bir yarısı bağıra çağıra konuşan yavşaklardan edindiğimiz tecrübe gereği trende uyumak zordu ve bunu en iyi çözebilecek olan da bir uyku ilacıydı. O güvenle bindik trene&#8230;
Yaptığımız yolculuktan bahsedeyim biraz. Vagonumuz, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2759" title="altayy" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altayy.jpg" alt="altayy" width="420" height="329" />Hava akşama dönmek üzereyken Eskişehir’den Balıkesir’e doğru yola çıktık. Gezinin en sıkıntılı, en iğrenç, en bezdiren, çocuklardan lanet ettiren yolculuğu başlamıştı. Kayseri’ye giderken trende gecenin bir yarısı bağıra çağıra konuşan yavşaklardan edindiğimiz tecrübe gereği trende uyumak zordu ve bunu en iyi çözebilecek olan da bir uyku ilacıydı. O güvenle bindik trene&#8230;</p>
<p>Yaptığımız yolculuktan bahsedeyim biraz. Vagonumuz, TCDD’nin diğer vagonlarına nazaran gayet kaliteliydi. Ancak içindeki <strong>karaktersizlerin </strong>kalitesi için aynı şeyi söyleyemiyorum. Yaklaşık yetmiş kişinin aynı anda yolculuk yaptığı pullman vagonun popülasyonunun yirmi kişilik kontenjanını 0-6 yaş grubuna ait <strong>çocuklar </strong>oluşturuyordu. Koltuklarımız en manyak ailelerin ve onların çocuklarının olduğu bölümün tam ortasına denk gelmişti. Arkamda ayağını koltuğa vuran bir velet, sağımda ise yere oturup oyun oynamaya çalışan bir sürü <strong>gerizekalı </strong>yavru vardı Balıkesir yolculuğunda.<span id="more-2760"></span></p>
<p>Arkamdaki çocuk ters bir bakış fırlattıktan sonra toparlandı ama henüz bir yaşına girmemiş kız kardeşi uykusundan uyanarak <strong>abisinin intikamını</strong> ağlaya ağlaya almaya başladı. Çocuklar, Emir’in de benim de tahammül sınırlarımızı aşan eylemler gerçekleştirmeye başlamıştı ilerleyen saatlerde. Önümüzdeki koltukta ise yengesinin kaynatasının bacısının dünürüne yaptıklarını büyük bir heyecanla anlatan <strong>çok salak </strong>ablalarımız vardı. Şöyle hayal edin ki; önümüzde sesinin ayarını bilmeyen bu hanımefendiler, sağımızda koridora oturup bağıra çağıra oyun oynayan çocuklar, arkamızda da ıkına ıkına ağlayan bir bebek. Trenin ışıkları açık, saat ise gecenin bir yarısı&#8230;</p>
<p>Beni asıl şaşırtan ve sinirlendiren çocukların bu hali değil, ailelerinin <strong>pişkinliğiydi.</strong> Ulan benim çocuğum milleti rahatsız etse utancımdan yerin dibine geçerim. Bu kodumunun <strong>yavşak </strong>ailelerinin ise umurunda bile değil anasını satayım. Biz söylendikçe yerde oynayan çocukların babası dönüp dönüp bize sırıtıyordu gerizekalı herif!  Çocukları zaman zaman suratlarına tekme atabileceğim mesafeye geldi ama <strong>acıdım sabilere.</strong> Adamla konuşmayı düşünüyorum ama biliyorum ki gidip “Abi sustur şu çocukları” falan desek kafası basmayacak nahırın! Söyleniyoruz, homurdanıyoruz ama anlayan kim. İnsanı bir çileden çıkartıp başka bir çileye sokan bu olaylar saatlerce devam etti.</p>
<p>Bir ara çocuklardan bir tanesi “ağlayacam hee!” diye kıyameti koparınca Emir de tepkisini geciktirmedi ve <strong>“Yeter lan ben de ağlayacam en sonunda!” </strong>diye bağırarak olayın bizim açımızdan geldiği vahim durumu bütün yolcuların gözüne soktu. Saatlerdir yaşanan bu <strong>trajedinin</strong> başrolündeki çocuklar da bu tepki karşısında affalladı ve sesin şiddetinden dolayı kendilerine çeki düzen vermek zorunda kaldılar. En sonunda tren görevlilerine başvurup çocuğun olmadığı bir vagonda yolculuğumuza devam ettik. O çocukların babası olan yavşaksa hala sırıtıyordu&#8230;</p>
<p>Yeni vagonumuz eskisine göre çok dandikti ama <strong>huzur vardı</strong> orada. Çocuk yoktu, ışıkların parlaklığı ancak bir gece lambasının aydığınlı kadardı ve uyunabilecek ortam vardı. Zaten o vagona geçtikten çok kısa bir süre sonra ikimiz de uykuya dalmıştık. Gözümüzü açtığımızda Balıkesir’deydik. Saat de 03.00’dü&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/balikesir.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2761" title="balikesir" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/balikesir.jpg" alt="balikesir" width="420" height="315" /></a>Balıkesir’de Emir’in üniversiteden bir arkadaşı karşıladı bizi. Önce karnımızı doyurduk sonra da uzun süre sohbet ettik. Arkadaşın misafiri olarak gittiğimiz evde de geceyi geçirdik. Horul horul bir uykunun ardından Balıkesir’de yeni bir gün doğmuş, <strong>sinirlerimiz de yatışmıştı&#8230;</strong></p>
<p>Balıkesir Merkezi’nde çok fazla vakit kaybetmedik. Kahvaltımızı bir çorbacıda yaptıktan sonra çaylarımızı bir kahvehanede içtik. Çaylardan sonra gücümüz yerine gelmiş, enerjimizi tekrar maksimum seviyeye çıkarmıştık. Çaylarımızı yudumlarken bir şey <strong>dikkatimi çekti, </strong>akli dengelerinin yerinde olmadığı verdikleri pozlardan belli olan yaklaşık on kişilik bir kadronun fotoğrafları kahvenin camlarını süslüyordu. <strong>Balıkesir’in 5 K’si</strong> meşhurmuş meğerse. Yani; kaçıkları, kolonyası, kavunu, kaymağı ve kızları. Bu arkadaşlar da Balıkesir’in <strong>meşhur delileri,</strong> kahvenin müdavimleriymiş. Kendilerini nasıl sevdirdilerse birçoğu hayatını kaybetmesine rağmen Balıkesirlilerin gönlünden taşınmamış, orada kalmış&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/mescit.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2762" title="mescit" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/mescit.jpg" alt="mescit" width="420" height="389" /></a>Balıkesir kendi halinde hareketli bir şehir. Yolları ufak, sokakları dar ama yaşanılabilir yerlerden bir tanesi. Şehrin gurur kaynağı olan iki şey var. Bunlardan bir tanesi Yunan işgali sırasında Balıkesirliler’in silahlı mücadeleye karar verdiği <strong>Alacamescit</strong>, diğeri ise 1864’te Razgrad’da doğup 1939’da Balıkesir’de vefat eden <strong>Kurtdereli Mehmet Pehlivan. </strong>Kurtdereli, yağlı güreşlerin bayrak isimlerinden birisi. Adalı Halil’le, Koca Yusuf’la birlikte cazgır dinlemiş, kündeye girmiş, devrin başpehlivanlığını kazanmış bir isim. Zamanında Fransa’da, Amerika’da İngiltere’de, Hollanda’da güreşmiş ve bu ülkelerde hiç mağlubiyet tatmamış. Kurtdereli’nin uluslararası müsabakalar için söylediği bir sözü var; diyor ki: <strong>“Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve milletin şerefini düşünürdüm.”</strong> Balıkesirliler kendileri için büyük bir isim olan Kurtdereli’yle olan saygılarını göstermek için şehrin merkezi yerlerinden birisine başpehlivanın heykelini yapmışlar. Heykelin arkasına da yukarıdaki sözü yazmışlar.</p>
<p>Kurtdereli Mehmet Pehlivan bu sözü sanırım <strong>Atatürk’e direkt olarak </strong>söylemiş. Çünkü aynı heykelin arkasında şöyle bir ibare var:<strong> “Senin bu değerli sözünü Türk sporcularına bir meslek düsturu olarak kaydediyorum.” </strong>Gazi Paşa söylemiş bunu. Atamızın söylediği söz daha önemli olacak ki Kurtdereli’ninkinden <strong>yüksek </strong>bir yere yazılmış. Şimdi Atatürk’ün lafı, tam olarak <strong>laf ola beri gele </strong>diye adlandırılan cinsten. “İyi yapmışsın aferin” demekten bir <strong>farkı </strong>yok. Hani aklı başında bir adam çıkıp “Sen kaydetsen n’olur, kaydetmesen n’olur” diyebilir buna. Ben demem, çünkü ben o kadar akıllı bir adam değilim. Aslında Balıkesirliler, Kurtdereli’nin sırtına basmış, Atatürk’ün torba doldurmayan sözlerini alkışlamışlar. Anadolu’nun birçok yerinde karşılaştığımız bu Atatürk yalakalığı beni şaşırtmadı ama içimdekileri de söylemeden edemedim.</p>
<p>Atatürk’ün Balıkesir hutbesini okuduğu Paşa Cami’sini ve caminin banisi, Fatih Sultan Mehmet’in kainpederi Zağnos Paşa’nın da türbesini ziyaret ettikten sonra yollara düştük. İlk durağımız, bir geçiş noktası olan Soma’ydı, hedefte ise Bergama vardı&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/balikessir.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2763" title="balikessir" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/balikessir.jpg" alt="balikessir" width="420" height="315" /></a><br />
Bir yol türküsü ol kon dilimin ucuna! Buradan giriş yaptık Balıkesir&#8217;e.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kurtdereli.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2765" title="kurtdereli" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/kurtdereli.jpg" alt="kurtdereli" width="420" height="315" /></a>Kurtdereli her zamanki gibi boş konuşmuş yine. Oysa Atam&#8217;ınki öyle mi, ne kadar da özlü.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/alacamescit.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2766" title="alacamescit" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/alacamescit.jpg" alt="alacamescit" width="420" height="560" /></a>Alacamescit&#8217;teki toplantıya katılan Balıkesirliler işte bunlar. Üst satırlarda da toplantıdaki konuşmalardan bir bölüm var. Zahmet oldu yazamadım.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zaganospasa.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2767" title="zaganospasa" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zaganospasa.jpg" alt="zaganospasa" width="420" height="315" /></a>Paşa Camii. Zağnos Paşa yaptırmış.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zaganospasaturbe.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2768" title="zaganospasaturbe" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zaganospasaturbe.jpg" alt="zaganospasaturbe" width="420" height="314" /></a>Zağnos Paşa&#8217;nın türbesi. Aynı zamanda ziyaretçisi bol bir devlet adamı.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zaganospasa1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2770" title="zaganospasa1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/zaganospasa1.jpg" alt="zaganospasa1" width="420" height="396" /></a>Atatürk nabza göre şerbet verdiği zamanlardan birinde bu camide okumuş Balıkesir hutbesini. Tarih 7 şubat 1923. Zağnos Paşa Camii.</p>
<p><a href="../?p=2071" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a><br />
<a href="../?p=2078" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Ankara<br />
</a><a href="../?p=2098#" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1</a><a href="../?p=2400"><br />
</a><a href="../?p=2400">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2</a><br />
<a href="../?p=2464" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3</a><br />
<a href="../index.php/gittim-gezdim-geldim-nevsehir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir</a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-eskisehir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Eskişehir</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-balikesir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altayy-300x235.jpg' length ='9754'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Eskişehir</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-eskisehir.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-eskisehir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 13:17:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[atlı han]]></category>
		<category><![CDATA[başkent]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[odunpazarı]]></category>
		<category><![CDATA[odunpazarı mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[porsuk çayı]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tcdd]]></category>
		<category><![CDATA[tren tur kartı]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek hızlı tren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2684</guid>
		<description><![CDATA[Nevşehir’de son bulduğumuz otobüsle planlarımızın aksine beklenmedik bir şekilde Kayseri’ye geri dönmüştük. Konya’ya gidemeyeceğimizi anlayınca rota üzerindeki son değişikliği yapıp geceyi yolda geçirerek Eskişehir’e dönmeyi ve batıyı gezmeye karar verdik. Kayseri’den Eskişehir’e direkt tren bulamayınca, nasıl olsa Ankara’dan buluruz diyerek başkente gittik ilk önce. Ankara’yı ilk gidişimizde sevmemiştik ve bu yüzden vaktimizi garda katletmeye karar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2685" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="altay" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altay.jpg" alt="altay" width="420" height="437" />Nevşehir’de son bulduğumuz otobüsle planlarımızın aksine beklenmedik bir şekilde Kayseri’ye geri dönmüştük. Konya’ya gidemeyeceğimizi anlayınca rota üzerindeki son değişikliği yapıp geceyi yolda geçirerek Eskişehir’e dönmeyi ve batıyı gezmeye karar verdik. Kayseri’den Eskişehir’e direkt tren bulamayınca, nasıl olsa Ankara’dan buluruz diyerek başkente gittik ilk önce. Ankara’yı ilk gidişimizde sevmemiştik ve bu yüzden vaktimizi garda katletmeye karar verdik.</p>
<p>Başkentte hiç hesapta olmayan bir sürprizle karşılaştık. Yollardaki bakım nedeniyle Ankara-Eskişehir arası ulaşım, normal trenlerden <strong>YHT</strong>’ye devredilmiş (YHT=Yüksek Hızlı Tren-Kısaltmayı tersten okuyunca THY oluyor, <strong>gizli mesaja</strong> dikkat!). YHT lüks bir tren çeşidi, hem de yeni. Dolayısıyla yeni olana azami kıymet verme hastalığı <strong>TCDD</strong>’de de tezahür ediyor. O yüzden parası olmayanı <strong>almıyorlar </strong>yüksek hızlı trenlere. Dolayısıyla bizim<strong> tren tur kartlarımız</strong> da bir işe yaramıyor ve gişeye gerekli meblağı yatırdıktan sonra Eskişehir yolcusu oluyoruz.<span id="more-2684"></span><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/hizlitren.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2686" title="hizlitren" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/hizlitren.jpg" alt="hizlitren" width="420" height="279" /></a></p>
<p>Öncelikle her yerde gözümüze sokulan <strong>yüksek hızlı trenlerden</strong> bahsedelim. Şekil itibariyle diğer trenlerden ayrı bir havası var. Lokomotif ve vagon sistemini kaldırmışlar, treni tek parça halinde tasarlamışlar. Görünüşü <strong>uzay araçlarını</strong> anımsatıyor biraz. Normal trenlere elini kolunu sallayarak binen vatandaşlar, yüksek hızlı trene binerken X-Ray cihazından geçirilip, <strong>yalandan </strong>aramaya tabi tutuluyorlar. Biletleri <strong>bayan kontrolörler</strong> yapıyor. Zaten TCDD, politika olarak göze hitabetmeyi tercih etmiş. İlanlarını, reklamlarını falan görünce Türkiye’de raylı ulaşımın aşmış olduğunu düşünüyorsunuz ama yola çıkınca kandırıldığınızı anlıyorsunuz.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/yuksekhizlitren.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2687" title="yuksekhizlitren" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/yuksekhizlitren.jpg" alt="yuksekhizlitren" width="420" height="315" /></a>Neyse; trenlerin içi oldukça ferah ve yeniliği göz kamaştırıcı. Koltuklar falan oldukça rahat, <strong>ergonomik </strong>tasarlamışlar ve uyku ihtiyacınıza en iyi şekilde cevap verebiliyorlar. Teknolojiyi kullanmakta <strong>cömert </strong>davranmışlar. Zaman zaman film yayını yaptıkları LCD ekranlara <strong>uçaklarda olduğu gibi</strong> yol haritası koymuşlar ve lokasyonunuzu, o anki süratinizi anlık olarak  öğrenebiliyorsunuz. Özetle, hızlı trenler uçaklardan ilham alınarak tasarlanmış. Sanırım yolculuk esnasında yiyecek-içecek servisi de yapılıyor. Sanırım diyorum çünkü bir ara uyandığımda etrafta kağıttan yapılmış bardaklar falan görmüştüm. Yüksek hızlı trenlerin rayları ve yolları yeni. O yüzden TCDD’nin diğer ekspreslerinde olduğu gibi aynı ray üzerinde karşıdan gelen trenle <strong>kafa kafaya çarpışmamak</strong> için yavaşlayıp, diğer trenin makasa girip yön değiştirmesini beklemiyorlar. Bu şartlar altında yaklaşık 1 saatlik yolculukla Eskişehir’e ulaşabiliyorsunuz.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2688" title="devrim2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim2.jpg" alt="devrim2" width="420" height="315" /></a>Ne yalan söyleyeyim Eskişehir bugüne kadar hiç ilgimi çekmedi. Geziye çıkmadan önce hakkında ufak bir araştırma yapmıştım hepsi o. Biraz ön yargılı olduğumu söyleyebilirim. Eskişehir’e gitmek için beni cezbeden iki şey vardı. Bunlardan bir tanesi ilk milli arabamız Devrim, diğeri ise Odunpazarı Mahallesi&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/eskisehir.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2689" title="eskisehir" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/eskisehir.jpg" alt="eskisehir" width="420" height="560" /></a>Eskişehir’e öğlenin sıcağında indik. Havadaki bezdiren sıcak, 24 saatte Kayseri, Ankara, Eskişehir <strong>üçlemesinin </strong>vermiş olduğu yorgunluk (Üç şehir; boru değil!) ilk anda fikrimizi değiştirmeye, Eskişehir’i bir çay bahçesindeki çınar ağacının gölgesinde tanımaya yönlendirmişti. Gezmek ya da dinlenmek konusunda kendimizle <strong>çelişirken </strong>en büyük yardımı, <strong>karşı konulamaz en büyük güç olan Devrim’den almıştık.</strong> Çünkü biz, yorgunluk nedir bilmeyen <strong>devrimciler</strong>, emekçinin alın terini, karşılığını bir türlü alamadıkları emeklerini <strong>sermayeninin köhne çarklarına</strong> gözlerinde yaşlarla kurban edip sesleri çıkmayan o mazlum halkın ezilmişliğini düşünüp titremiş ve kendimize gelmiştik (aha! yandı benim devreler!)</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim71.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2691" title="devrim71" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim71.jpg" alt="devrim71" width="420" height="307" /></a>Evet Devrim için, devrimin tekerlekli olanı için gelmiştik Eskişehir’e. O da iyi ki bulunduğumuz alanın uzağında değildi. Eskişehir Garı’nın hemen arkasındaki<strong> TÜLOMSAŞ Fabrikası’nda</strong> ziyaretçilerini bekliyordu Devrim. Devrimi gerçekleştirmek bu kadar kolaydı işte. Bakın, Eskişehir’e yolunuz düşerse Devrim otomobilini görmenizi mutlaka tavsiye ederim. <strong>El emeği göz nuru</strong> denilen kavramın ne olduğunu orada anlayabilirsiniz. Oraya kadar gitmişken garın hemen arkasındaki <strong>TCDD Müzesi’ne</strong> de uğrarsanız tren yolları tarihi hakkında geniş bir bilgi alabilir, model trenleri inceleyebilirsiniz. Yaklaşık 100 yıllık eserlerin de yer aldığı müzede demiryolları için gerekli olan alet, edavatın kullanımlarını da öğrenirsiniz. Gerçek hayatta ne işinize yarar bilmem ama tarihin tozlu sayfaları işte; cezbediyor insanı.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim6.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2692" title="devrim6" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim6.jpg" alt="devrim6" width="420" height="358" /></a>Devrim Otomobili’nin hikayesini biliyorsanız devam edelim (Bilmeyenler önce <a href="http://www.pitcafe.com/index.php/2009/09/araba-yapin-bana/#respond" target="_blank">burayı</a> okusun sonra bize yetişsin). Devrim’in neresinden bakarsanız bakın emek görüyorsunuz. Şu ana kadar yapılmış <strong>tek Türk arabası olan Devrim,</strong> bütün yakınlarını dâr-ı bekaya uğurlayıp dâr-ı fenada bir başına kalan insanlara benziyor. Kimsesiz ve yalnız. Kendisinden önceki üç arkadaşı pres makinalarının altında ezilerek öldürülmüşler. Her tarafından hüzün ve yalnızlık akan, ömrünün sona ermesini bekleyen bu Devrim’i ise TÜLOMSAŞ’ta çalışan işçiler saklayarak kurtarmışlar. Ne de iyi yapmışlar.</p>
<p><a href="http://www.devrimarabalari.com/" target="_blank">Devrim Otomobilleri,</a> Türk sinemasının en güzel eserlerinden birisidir benim için. Bazı gerçekleri <strong>korkmadan </strong>gözler önüne sermiştir. Bir zamanların cumhurbaşkanını ölçüsü nispetinde eleştirmekten çekinmemiş, neden geri kaldığımızın da ip uçlarını vermiştir. İzlemenizi mutlaka tavsiye ettiğim bu film, Türkiye’de <strong>hiçbir başarının cezasız kalmayacağını</strong> tekrar tekrar gözümüze sokuyor. Gerçi başarılı olanlar cezasını çektikten sonra unutulmuyor ama cezayı kesenler<strong> hafızalardan yavaş yavaş kaybolup gidiyor.</strong> Devrim ve <strong>Cemal Gürsel</strong> arasındaki ilişki de bu işte. Devrim, her bayramı, torunlarının ziyaretine geleceğinin hayalini kurup iple çeken dede, Ankara’daki Devlet Mezarlığı’nda yatan Devrim katili Cemal Gürsel ise <strong>iyi ki öldü denilen huysuz ihtiyar</strong> oluyor bu durumda. Onu bir tek yandaşları yani <strong>korkak bürokrasinin askerleri</strong> belli başlı zamanlarda törenlerle hatırlıyor.</p>
<p>Konu yeterince dağıldı, merkez stüdyolarımızdan devam edelim. Devrim ziyareti sonrasında şehri turlamaya başladık Emir’le. Eskişehir için <strong>küçük İstanbul</strong> diyebiliriz. Her taraf <strong>İstiklal Caddesi</strong> gibi. Tramvayları bile Kabataş-Zeytinburnu hattı gibi tıkış tıkış. Genç nüfusun sayısı oldukça kalabalık. Adımbaşı kafe, pub, restoran&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari7.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2693" title="odunpazari7" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari7.jpg" alt="odunpazari7" width="420" height="560" /></a>Şehir hengamesinden kurtulmak için çıktığımız bu turda yine bir şehrin ortasına düşünce alelacele daha az insanın olduğu yerleri aramaya başladık. Vakit kaybetmeden toplu taşımanın bize sağladığı imkanlarla Odunpazarı’na doğru yola çıktık. <strong>Odunpazarı,</strong> vakti zamanında köylülerin odunlarını getirip satışa sunduğu bir yer olduğu için bu ismi almış. En önemli özelliği ise bir önceki yüzyıldan kalma evlerin restorasyondan geçirilip<strong> aslına uygun olarak </strong>düzenlenmesi ve mahallenin hala tarih kokması diyebiliriz. Odunpazarı, Eskişehir’e iki ayrı zamanı yaşatan bir yer. Merkezde yirmibirinci yüzyılı yaşarken Odunpazarı’na çıkınca geçmiş yüzyıla ait olabiliyorsunuz. Temiz, sessiz bir mahalle ve kalabalık ailelerin yaşadığı kocaman eski evler&#8230;</p>
<p>Şimdi sitelerin dairelerinde <strong>maksimum </strong>dört kişilik ailelerde yaşayanların bir kısmı <strong>kalabalık aile</strong> kavramını, onun heyecanını, sevincini, güvencesini bilemez. O yüzden Odunpazarı’na neden içimin gittiğini de anlayamaz.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2694" title="atlihan2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/atlihan2.jpg" alt="atlihan2" width="420" height="315" />Odunpazarı’na gittiğiniz zaman göremeniz gereken yerlerden birisi de <strong>Atlı Han.</strong> Odunlarını satmak için buraya gelen köylüler, geceyi bu handa geçirirlermiş. Daha sonra da pazara çıkarlarmış. Yanlış hatırlamıyorsam geçirdiği bir yangın sonrası ya da odunların artık Odunpazarı’nda satılmamasından dolayı Atlı Han, eski debdebeli günlerini yitirmiş. Şimdi <strong>lüle taşına emek verenlerin</strong> yaptığı cânım eserler satılıyor Atlı Han’ın küçücük dükkanlarında.</p>
<p>Şehri turladığımız zaman her tarafın merkezi bir yer hüviyetinde olması dikkatimi çok çekmişti. Şunu anladım ki; Eskişehirli, memleketine ve takımına sahip çıkıyor. On kişiden birinin üstünde mutlaka Eskişehirspor’la alakalı bir şey vardı caddeler ayağımızın altından akıp giderken.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/porsukcayi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2695" title="porsukcayi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/porsukcayi.jpg" alt="porsukcayi" width="420" height="315" /></a>Eskişehir’in sembollerinden birisi de malumunuz<strong> Porsuk Çayı.</strong> Bunu ulaşıma ve turizme çevirmişler, helal olsun. Çaydaki teknelerle Venedik’teymişçesine sefa sürebiliyorsunuz. Gerçi Porsuk Çayı inanılmaz derecede <strong>kirlenmiş</strong>, acayip pis bir su olmuş. Onu görünce Marmara Denizi’ne rahmet okudum ne yalan söyleyeyim. Bu arada suni plaj yapmışlar Eskişehir’e. Şehrin biraz dışında olduğu için, hem de hali hazırda denizden kaçtığımız için oraya kadar yormayıp bitirdik Eskişehir turunu&#8230;<br />
<strong><br />
Devrimimizi </strong>yaptıktan, karnımızı doyurduktan sonra yapacak bir şey kalmamıştı Eskişehir’de. Gün de akşama devriliyordu biz ufak ufak garın yolunu tuttuk tekrar. Biletleri Balıkesir’e kestirdik bu sefer.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2696" title="devrim" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim.jpg" alt="devrim" width="420" height="560" /></a> Sağlıklı bir Devrim&#8217;in özellikleri bunlardır. Bunları bilmeyen adamdan devrimci olmaz!</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim5.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2697" title="devrim5" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim5.jpg" alt="devrim5" width="420" height="315" /></a>Devrim otomobili.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim15.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2698" title="devrim15" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim15.jpg" alt="devrim15" width="420" height="315" /></a>Çiçeğe dikkat! Bir Türk arabasında olması gereken bir zamazingo gibi duruyor ama değil, çok sade bir araba Devrim!</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim4.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2699" title="devrim4" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim4.jpg" alt="devrim4" width="420" height="315" /></a>El emeği göz nuru dedikleri bu işte.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim17.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2700" title="devrim17" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/devrim17.jpg" alt="devrim17" width="420" height="313" /></a>Bir devrimin arka tarafı böyle bir şey.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/berber.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2701" title="berber" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/berber.jpg" alt="berber" width="420" height="367" /></a>Sessiz sakin mekanlar oralar, kısmetini bekliyor berber amca.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/makettren.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2702" title="makettren" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/makettren.jpg" alt="makettren" width="420" height="202" /></a>Herkesin mutlu mesut yaşadığı bir yer işte burası.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/trenmaket.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2704" title="trenmaket" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/trenmaket.jpg" alt="trenmaket" width="420" height="153" /></a>Bir gün para kazanma derdini bırakıp maket yapmaya başlayacağım. TCDD Garı burası.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/vagon.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2705" title="vagon" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/vagon.jpg" alt="vagon" width="420" height="238" /></a>Ateşle yaklaşma!</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/eskisehir1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2706" title="eskisehir1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/eskisehir1.jpg" alt="eskisehir1" width="420" height="233" /></a>Kel alaka her yerde Atatürk&#8217;e dair bir şeyler bulmak mümkün bu ülkede.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari6.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2707" title="odunpazari6" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari6.jpg" alt="odunpazari6" width="420" height="560" /></a>Odunpazarı&#8217;ndaki evlerin hemen hepsi böyle.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari4.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2708" title="odunpazari4" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari4.jpg" alt="odunpazari4" width="420" height="560" /></a>Buralarda yaşamanın keyfini başka ne verebilir ki?</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2709" title="odunpazari1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari1.jpg" alt="odunpazari1" width="420" height="560" /></a>Cam kafeslerin arkasından bakan teyzeleri özledik.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari5.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2710" title="odunpazari5" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari5.jpg" alt="odunpazari5" width="420" height="315" /></a>Restorasyonda en ufak ayrıntları bile atlamamışlar.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari8.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2711" title="odunpazari8" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari8.jpg" alt="odunpazari8" width="420" height="315" /></a>Bir kapıdan ailenin büyüğü, öbüründen diğer aile bireyleri giriyor diye yalan yanlış bilgi veresim var.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari11.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2712" title="odunpazari11" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari11.jpg" alt="odunpazari11" width="420" height="315" /></a>Renkleri çok cömert kullanmışlar, hoş olmuş.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2713" title="odunpazari2" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari2.jpg" alt="odunpazari2" width="420" height="560" /></a>Ayrıntılara azami hassasiyet var demiştik.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari12.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2714" title="odunpazari12" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari12.jpg" alt="odunpazari12" width="420" height="560" /></a>&#8220;Ay ben yaşayamam böyle yerlerde!&#8221; diyenler bu dünyada da yaşamasınlar bence.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari13.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2715" title="odunpazari13" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari13.jpg" alt="odunpazari13" width="420" height="339" /></a>Görsel şölen var Odunpazarı&#8217;nda.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari15.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2716" title="odunpazari15" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari15.jpg" alt="odunpazari15" width="420" height="315" /></a>Bir kasaba adam yaşayabilir bu evlerde.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari16.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2717" title="odunpazari16" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/odunpazari16.jpg" alt="odunpazari16" width="420" height="182" /></a>Eğer bir gün parayı vurursam böyle bir mahallede yaşarım geriye kalan ömrümü.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/porsukcayi1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2718" title="porsukcayi1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/porsukcayi1.jpg" alt="porsukcayi1" width="420" height="315" /></a>Çok pis Porsuk Çayı. Öyle böyle değil.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/temizlik.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2719" title="temizlik" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/temizlik.jpg" alt="temizlik" width="420" height="315" /></a>Özgürce kirlenmek gibisi yokmuş meğerse. Kirlenmek güzeldir!</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/emirpulitzer.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2720" title="emirpulitzer" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/emirpulitzer.jpg" alt="emirpulitzer" width="420" height="315" /></a>Emir&#8217;in Pulitzer alacağına inandığı fotoğrafı. &#8220;Yollarda yeşeren hayatlar&#8221; diye itilmiş, ezik, yalnız yaşamlara vurgu yapmak istiyorum. Jürinin merhamet telleri oynar belki.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/atlihan3.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2722" title="atlihan3" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/atlihan3.jpg" alt="atlihan3" width="420" height="315" /></a>Mutlaka görün Atlı Han&#8217;ı.</p>
<p><a href="../?p=2071" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a><br />
<a href="../?p=2078" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Ankara<br />
</a><a href="../?p=2098#" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1</a><a href="../?p=2400"><br />
</a><a href="../?p=2400">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2</a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-nevsehir.html" target="_blank"></a><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=2464" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3</a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-nevsehir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-eskisehir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/altay-288x300.jpg' length ='17075'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-nevsehir.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-nevsehir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 08:10:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[avanos]]></category>
		<category><![CDATA[aziz barbara kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[aziz basel kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[aziz basil]]></category>
		<category><![CDATA[çarıklı kilise]]></category>
		<category><![CDATA[elmalı kilise]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[göreme]]></category>
		<category><![CDATA[ıhlara vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[kapadokya]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık kilise]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[kızlar ve erkekler manastırı]]></category>
		<category><![CDATA[manastır]]></category>
		<category><![CDATA[nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[paşabağları]]></category>
		<category><![CDATA[peribacaları]]></category>
		<category><![CDATA[peribacası]]></category>
		<category><![CDATA[saint barbara]]></category>
		<category><![CDATA[saint basile]]></category>
		<category><![CDATA[şapel]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tokalı kilise]]></category>
		<category><![CDATA[uçhisar]]></category>
		<category><![CDATA[ürgüp]]></category>
		<category><![CDATA[yılanlı kilise]]></category>
		<category><![CDATA[zelve]]></category>
		<category><![CDATA[zelve vadisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2524</guid>
		<description><![CDATA[Bıyıkları yeni yeni terlemeye başlayan haspam, üzerinde firma logosunun olduğu kravatı da boynuna bağlayınca iyice adam etmiş kendisini. Bavulları büyük bir iş bitiriyormuş gibi yerleştiriyor bagaja. Hepiniz muhtaçsınız bana bakışlarını da oturtmuş gözlerine. Sorulara, muhatabının yüzüne bakmadan yarım ağız cevap veriyor. İşi bittikten sonra dünyanın yükünü sırtlamış insanın yüzündeki yorgunlukla etrafı kolaçan ederek yakıyor sigarasını. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2592" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="yol" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/yol.jpg" alt="yol" width="410" height="309" />Bıyıkları yeni yeni terlemeye başlayan haspam, üzerinde firma logosunun olduğu kravatı da boynuna bağlayınca iyice adam etmiş kendisini. Bavulları büyük bir iş bitiriyormuş gibi yerleştiriyor bagaja. Hepiniz muhtaçsınız bana bakışlarını da oturtmuş gözlerine. Sorulara, muhatabının yüzüne bakmadan yarım ağız cevap veriyor. İşi bittikten sonra dünyanın yükünü sırtlamış insanın yüzündeki yorgunlukla etrafı kolaçan ederek yakıyor sigarasını. Şimdi gerçek kimliğine bürünüyor işte. Suratına oturttuğu büyük adam maskesi sigarayla görülme korkusuna direnemeyerek yavaş yavaş kayıyor çenesine doğru. Sigarayla yakalanınca büyük bir hızla 14 yaşındaki haline geri dönüyor yeni yetme. <span id="more-2524"></span></p>
<p>-Hassktr! Osman abi nerden çıktın sen!?<br />
-Anamın .mından çıktım, nerden çıkacam. Gel lan şöyle arkaya doğru!</p>
<p>İşte böyle başladı Nevşehir yolculuğu. Sabahın erken saatlerinde ayak üstü bir parodi yorgun bünyelerimize de iyi gelmişti. Az önce hareketlerine sinir olduğum muavine bir anda kanım kaynamıştı. Osman abi de yaptığı samimiyet gösterisiyle gönlümüzü kazanmış, mert bir Anadolu <strong>delüğanlısı </strong>olduğunu göstererek başımıza yaban ellerde bir iş gelse gözünü budaktan sakınmayacağının sinyalini vermişti. Güvendeydik artık.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2546" title="dag" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12064.jpg" alt="snc12064" width="410" height="279" />Modernliği ile Harem’e beş basan Kayseri Otogarı’ndan Aksaray’a doğru giden bir otobüsle Avanos’a doğru başladı yolculuk. 1 saatimizi ve 10 liramızı vererek bulduğumuz bir otobüsle Kayseri&#8217;den <strong>Nevşehir </strong>istikametine doğru yollardaydık bu sefer. Artık iyiden iyiye gezgin kıvamına gelmeye başlamıştık, gönül dönmek istemiyordu köhne viranesine&#8230;</p>
<p>1 saatlik yolculuk kah uyuklayarak, kah harita üzerinde çalışarak geçti. Nerelerden geldik, nerelere gidiyorduk; hem neydi bir sonraki durağımız. <strong>Kapadokya </strong>dedikleri kocaman bir yer. Vaktimiz kalır mıydı <strong>Uçhisar&#8217;a,</strong> görebilir miydik<strong> Ihlara Vadisi&#8217;ni.</strong> Yol, iz bilmeyen adama yoldaş lazım; tutup yol gösterecek kimsemiz de yoktu. Otobüs sadece oraya gidiyordu&#8230;</p>
<p>Avanos’ta indik otobüsten sonra yine kaldık bir başımıza&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2544" title="altayesiroglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12069.jpg" alt="snc12069" width="410" height="547" />Bildiğimiz kadarıyla <strong>Avanos</strong>, çanak-çömleğiyle meşhur bir yer. Bir ara niyetlendik nasıl yapıldığını görelim diye ama vakit kısıtlı olup, ilgimizi de çok fazla çekmediği için arkamızı dönüp, yolumuza koyulduk. İlk hedefimiz, Göreme ile Avanos&#8217;un arasında <strong>Paşabağları </strong>olarak adlandırılan ve<strong> Zelve Vadisi</strong>’ne 1 kilometre kadar uzaklıkta olan bir bölgeydi. Bu yolu ilk önce herhangi bir araca binerek gitmeyi düşündük. Ama ulaşımda sıkıntılar olduğu için “biraz yürüyelim ileride bineriz” diye <strong>7 kilometrelik</strong> yolu arşınlamaya başladık. Ha şimdi, ha birazdan derken yürüye yürüye bitirdik 7 kilometreyi. Sessizliğin ortasında bir başına yürümek insana büyük bir keyif veriyormuş bunu tecrübe ettim.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2549" title="emirakin" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/emirakin.jpg" alt="emirakin" width="410" height="317" />Gezinin başında yorulup geri kalan zamanı dinlenerek geçirmek de bir ihtimaldi ama enerji seviyemizde bir düşme olmadı gün boyu. Yürüyüş yaklaşık 1.5 saat sürdü. Eğer, Emir benim kestirmeden gitme teklifimi değerlendirip aşağıda gördüğünüz dağı aşmayı kabul etseydi daha da erken bitirebilirdik bu yürüyüşü.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2589" title="dagg" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/dagg.jpg" alt="dagg" width="410" height="237" />Dinlenmek için farklı yerleri seçtik sürekli. Bazen bir peribacasının tepesinde tünedik, bazen yol kenarında pinekledik. Yanımızdan otobüsleriyle geçen turist kafilelerinin ilgi odağı haline geldik. Şaşkınlıkla karışık bir takdir vardı bakışlarında. Hele de o beyaz şortlu, mavi tişörtlü, mavi gözlü sarışın abla&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2542" title="altayesiroglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12074.jpg" alt="snc12074" width="410" height="547" />Uzun bir yürüyüşün ardından çevrede <strong>insan </strong>görmeye başlayınca Paşabağları’na yaklaştığımızı anladım. Aradığını bulan insanların huzurunu yaşamaya başladık hafiften. Paşabağları, Zelve’ye gitmek isteyenlerin ilk durağı. Ziyaretçiler burada bir müddet mola verdikten sonra peribacalarının asıl yoğunlukta olduğu Zelve’ye doğru hareket ediyorlar. Anladığım kadarıyla Paşabağları yaşam ve dini alan olarak kullanılmış.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2526" title="zelve" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12259.jpg" alt="snc12259" width="410" height="308" />Peribacaları tüflerde oluşuyor malumunuz. Yanardağlardan fışkıran tozlar ve kumlar peribacalarının ana maddesi diyebiliriz. Bildiğiniz kumun değişik bir şekli bu. Rüzgarlardan, sellerden, yağmurlardan etkilenerek şekil alıyorlar. Aslına bakarsanız gayet dandik bir şey. Dokunduğunuz her şey ufalanıp gidiyor ellerinizin arasından. Peki bu yapılar yüzlerce yıl bu şekilde nasıl kalmış diye bir soru gelebilir aklınıza. Ne bileyim, ben de anlayamadım&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2562" title="pasabaglari" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6475.jpg" alt="cimg6475" width="410" height="308" />Paşabağları’nda keşif ekibi gibi meraklı meraklı dönüp dolaşırken asıl gezilmesi gereken yerlerden uzaklaşıp yolumuzu kaybettik bir süre sonra. Ve bilmediğimiz bir yerde bulduk kendimizi. Az önce ziyaret ettiğimiz yerden uzaklaşmış ve dağlık bir bölgede kalmıştık. Şimdi hedefimizde <strong>Zelve Vadisi </strong>vardı.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2540" title="altayesiroglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12086.jpg" alt="snc12086" width="410" height="547" />Yolumuzu kaybetmiş ama doğru bir istikamette olduğumuzu da farketmiştim. Çünkü Zelve&#8217;ye giden karayolunu görebiliyordum ve aynı rotayı takip ediyorduk dağın başında. &#8220;Su yolunu bulur&#8221; atasözüne inanarak Emir’i -haşmetlünün bütün çabalarına rağmen- araziden yürümeye ikna ettim. O da bana küfür etti bir süre sonra.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2563" title="emir_akin" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg64801.jpg" alt="cimg64801" width="410" height="308" />Neden etti, haklı mıydı? Sanırım haklıydı. Çünkü Emir’i <strong>arazinin zor şartlarında</strong> yürümeye mecbur bırakmıştım. Ve yol öyle bir yerde kilitlendi ki Emir sövdükçe <strong>“haklısın abi!” </strong>diyordum. İşte fotoğrafta geçmek zorunda olduğumuz yeri görebiliyorsunuz. Yaklaşık iki karış genişliğindeki dik gecidi aşmamız gerekiyordu kurtulmak için. Binbir zorlukla onu da başarmış olduk.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2538" title="altayesiroglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12096.jpg" alt="snc12096" width="410" height="298" />Benim için daha zor oldu burayı aşmak. Zira geçitten kurtulup üstünü başını temizleyen, çantasındaki hasarları onarmaya çalışan Emir&#8217;in bakışlarında beni öldürüp <strong>cesedimi yok etme</strong> planlarını görebiliyordum. Bu açıdan oldukça zorlu bir geçişti benim için. Bir yanda tepeden yuvarlanarak ölme korkusu, diğer tarafta tepeden kurtulsam da Emir&#8217;in ellerinde ölme korkusu birbirine karışıyordu. Güç bela atlattık bu zorlukları ve kurumuş bir çay yatağından yürüye yürüye ulaştık Zelve’ye.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2578" title="emir_akin" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg64912.jpg" alt="cimg64912" width="410" height="547" />Zelve, Hıristiyanlık tarihi açısından son derece önemli bir bölge. Çünkü rahiplere ilk <strong>dini seminerler</strong> burada verilmiş. Dolayısıyla Hıristiyanlığın dini merkezlerinden birisiymiş vaktinde. Peribacalarından manastır yapmış adamlar. Sonra Müslümanların gelmesiyle birlikte buraya bir de cami eklenmiş. Diğerlerinden farklı olarak taşlar daha pembeye yakın Zelve’de. Doğallığı bugüne kadar korunmuş ender yerlerden birisi. Tabiat şartları gereği çöken yerlere dokunmamışlar, tekrar toparlayarak ağzını yüzünü yamultmamışlar eserlerin (ilerleyen zamanlarda buna mecbur kalınabilir, bilemem).</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2537" title="altayesiroglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12106.jpg" alt="snc12106" width="410" height="260" />Yıkılma tehlikesi olan yerlere levha koymuşlar sadece <strong>“Yıkılma tehlikesi vardır, girmeyin!”</strong> diye. Ondan sonrası size kalmış, yiyorsa girin! Biz girdik gerçi. Yaklaşık beş katlı bir apartman büyüklüğünde olan ve ciddi bir şekilde tehlikeli olduğu ifade edilen yerlere tırmandık. Çökse ne olurdu peki? Bok sineği gibi ezilirdik. Değer miydi? Ne bileyim ben, değmiş ki girmişiz! Gördüğüm her yere tırmandım ben bugüne kadar, tutup Zelve’de tırmanmayım mı şimdi?</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2556" title="zelve" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6507.jpg" alt="cimg6507" width="410" height="308" />Zelve aslında bir manastır bölgesi. Kayaları oyarak kendilerine ibadethane yapmış o zamanın sakinleri. Bir sürü tünel mevcut, bilmeden girdiğinizde kaybolabiliyorsunuz. Ya da bir uçurumun kenarına çıkabiliyorsunuz. Sonradan öğrendiğim kadarıyla Zelve’de 1953’e kadar hayat devam etmiş. Vadinin bir tarafında Müslümanlar, diğer tarafında Hıristiyanlar yaşamış yıllarca. Onlar nüfus mübadelesi ile terk etmişler Zelve&#8217;yi, biz de akreple yelkovanın kavgasının kurbanı olduk. Zamanımız dolmak üzereydi artık&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2580" title="goreme_mahalle" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/goreme_mahalle.jpg" alt="goreme_mahalle" width="410" height="464" />Yaptığımız plana göre akşam olmadan peribacalarını tamamlayacak ve Konya’ya doğru yola çıkmış olacaktık. O yüzden Zelve’yi kısa sürede gezdik (şimdi düşünüyorum da daha çok kalsaymışız keşke) ve minibüsle Göreme’yi görmeye niyetlenerek atladık saat başı kalkan minibüslerden birisine.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2582" title="hosbuldukgoreme" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/hosbuldukgoreme.jpg" alt="hosbuldukgoreme" width="410" height="295" />Göreme’nin merkezinde indikten sonra pat diye peribacalarına ulaşacağımızı düşünüyorduk ama <strong>Göreme Açık Hava Müzesi</strong> 1 kilometre uzağımızdaydı. Yine tabana kuvvet, adımladık yolları.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2529" title="goreme" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12240eai.jpg" alt="snc12240eai" width="410" height="280" />Buradaki hikaye de diğerleriyle yaklaşık olarak aynı. Burası da bir <strong>Hıristiyanlık </strong>merkezi. Çok çok eskiden Hıristiyanlığın, Anadolu’daki merkezi Kayseri ve Nevşehir civarlarıymış. Rivayete göre Hıristiyanlar, doğudan batıya doğru hızla yayılan İslam ordularıyla başedemeyeceklerini düşünerek Ürgüp, Göreme civarlarına sığınmışlar. <strong>Saint Basile </strong>tarafından Göreme, bir çeşit dini okul haline getirilmiş. III. ve IV.  yüzyıldan kalma bir bölge burası.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2579" title="goreme" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/goreme.jpg" alt="goreme" width="410" height="308" />Göreme, Zelve’nin aksine orijinalliğini yitirmiş bir bölge. Çünkü ciddi bir restorasyondan geçmiş ve doğallığını kaybetmiş. Ancak kiliselerin ve şapellerin içindeki <strong>freskler </strong>o günlerden kalmış. Bunları Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basil Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise’de görebilirsiniz.</p>
<p>Peri bacalarını en mantıklı şekilde gezmek istiyorsanız, yürüyerek gezin. Sakın ola ki sevdiceğinizin şirinliklerine kanıp o televizyonlarda falan gördüğünüz <strong>balonlarla </strong>romantizm yaşamaya kalkmayın. Çünkü kelle başı <strong>220 TL</strong> istiyorlar Kapadokya turu için. Havadan para kazanıyorlar anlayacağınız.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2528" title="goreme" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12244.jpg" alt="snc12244" width="410" height="242" />Güzel bir yer burası. Gittiğiniz zaman kiliselerdeki mezarları ve o mezar sahiplerinin kemiklerini görürsünüz. Vakti zamanında buraların ne kadar <strong>kutsal </strong>olduğunu anlamanıza da yardım eder bunlar. Aslında daha önce görmediğiniz bir yere giderken küçük çaplı bir araştırma yapmanızda fayda var. Biz kendimize güvenerek gittik ve görülmesi gerekenlerin belki de yüzde yirmibeşini göremedik. Açık hava müzesinde de vaktimiz dolunca yine yürüye yürüye Göreme merkeze indik.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2581" title="goremcarsi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/goremcarsi.jpg" alt="goremcarsi" width="410" height="308" />Göreme küçük bir kasaba. Turistlerin yoğunluğundan dolayı herkes turistlere hizmet ederek para kazanıyor haliyle. Dükkanların çoğunda <strong>Kapalı Çarşı</strong> esnafının sattığı ürünler pazarlanıyor. Yörenin<strong> kendine has ürünleri</strong> yok denecek kadar az. Düşünün ki peribacası görmeye gelen adamlara İznik&#8217;in çinisini, Hereke&#8217;nin kilimini falan satıyorlar. Göreme&#8217;yi anımsatacak bir şeyler göremedim desem yeridir yani&#8230;</p>
<p>Göremelilerin gözünde Göremeli olmayan herkes yabancı turist. Bizi de çok defa böyle  karşıladılar zaten. Kahvenin birine girdiğimizde  “Can i help you” diye koşturan çaycıya “iki çay versene” diyerek bu yanlış gidişe <strong>dur dedik </strong>kendimizce. Suratının girdiği şekilden dolayı attığımız kahkahalar karnımıza ağrılar sokmuşken , “Gavur gibi giyiniyorsunuz, sonra da gülüyorsunuz!” diyerek aynı adamdan <strong>ayar yedik&#8230;</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2570" title="goreme" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg65221.jpg" alt="cimg65221" width="410" height="547" />Göreme’ye giderseniz peribacalarından önce mahalle aralarında bir tur atın. Asıl güzellikleri oradaki evlerde görebilirsiniz. O mahallelerde ömür boyu yaşayabilir insan. Daracık sokaklarda kendinizi Floransa’da hissedebilirsiniz.</p>
<p>Göreme’de artık güneş devrilmeye başlamıştı. Rotada değişiklik yapmak gerekiyordu, çünkü Konya’ya bir türlü tren bulamamıştık. TCDD ilk kazığını burada attı bize. Treni günde iki sefer koymuşlar ve biz ikisini de kaçırmışız. Bize yaptıkları teklife göre önce Adana’ya gidecek, ardından Konya’ya dönecektik ki, bu bizim <strong>24 saatimizin</strong> yolda geçmesi anlamına geliyordu. Hayallerimiz yıkılmıştı. Otobüs de bulamayınca Konya’dan vazgeçmek zorunda kaldık ve Kayseri’ye geri döndük. Planımıza göre doğuya, güneye, batıya gidip yani bir çember çizip son gün İstanbul’da olacaktık. Yol durumu bizim yol haritasına uymayınca istikameti değiştirdik; Ankara’ya geri döndük Kayseri’den. İşi aceleye getirince bahsi geçen bölgelerin hakkını veremedik haliyle. Gecenin bir yarısı tekrar Kayseri&#8217;deydik ve treni bekliyorduk bizi Ankara&#8217;ya götürsün diye&#8230;</p>
<p><strong>Foto Galeri için aşağı ininiz. </strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2567" title="kapadokya" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg64892.jpg" alt="cimg64892" width="410" height="308" /> <strong>Zelve-Paşabağları arası.</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2566" title="zelve" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg65071.jpg" alt="cimg65071" width="410" height="308" /><strong>Zelve Vadisi</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2554" title="zelve_cami" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6515.jpg" alt="cimg6515" width="410" height="547" />Zelve Vadisi&#8217;ndeki cami</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2569" title="goreme_mahalle" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg65291.jpg" alt="cimg65291" width="410" height="547" />Göreme&#8217;de mahalle</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2568" title="görememe" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg65331.jpg" alt="görememe" width="410" height="547" /> Göreme</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2555" title="delinin_kuyusu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6508.jpg" alt="cimg6508" width="410" height="308" />Bizden önce delirenlerin kuyusu.</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2543" title="avanos" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12070.jpg" alt="snc12070" width="410" height="341" /><strong>Aha bitti Avanos!</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/410.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2561" title="tarihi_eser" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/410.jpg" alt="410" width="410" height="308" /></a>Türk&#8217;ün tarihle imtihanı.</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2541" title="pasabaglarjandarma" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12078.jpg" alt="pasabaglarjandarma" width="410" height="547" />Dosta Güven, Düşmana Korku Veren Türk Silahlı Kuvvetleri&#8230;</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2539" title="pasabaglari" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12087.jpg" alt="snc12087" width="410" height="547" />Paşabağları</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2536" title="zelve vadisi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12122.jpg" alt="snc12122" width="410" height="308" />Zelve Vadisi</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2535" title="goreme_mahalle" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12159.jpg" alt="snc12159" width="410" height="671" />Göreme</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2532" title="goreme" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12225.jpg" alt="snc12225" width="410" height="547" /><strong>Göreme Açık Hava Müzesi&#8217;nde adını unuttuğum bir kilise.<br />
</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2531" title="peribacasiici" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12239.jpg" alt="peribacasiici" width="410" height="308" /><strong>Göreme&#8217;deki Peribacalarının içi. Teyze&#8217;nin biri &#8220;Bişi yok burda!&#8221; diye girmemişti.</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2527" title="goreme_kilise" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12247.jpg" alt="goreme_kilise" width="410" height="308" /><strong>Göreme&#8217;deki kiliselerin içi</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2525" title="zar" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12262.jpg" alt="zar" width="410" height="308" /><strong>Emir&#8217;in yol boyunca attığı tek zar çeşidi buydu.<br />
İstanbul&#8217;da yendim ama</strong></p>
<p><a href="../?p=2071" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a><br />
<a href="../?p=2078" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Ankara<br />
</a><a href="../?p=2098#" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1</a><a href="../?p=2400"><br />
</a><a href="../?p=2400">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2</a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=2464" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-nevsehir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12262-300x225.jpg' length ='16459'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-kayseri-3.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-kayseri-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 00:15:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ali dağı]]></category>
		<category><![CDATA[ermeniler]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[han cami]]></category>
		<category><![CDATA[han camii]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[rumlar]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[talas mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[talas yeni cami]]></category>
		<category><![CDATA[talas yeni camii]]></category>
		<category><![CDATA[yamaç paraşütü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2464</guid>
		<description><![CDATA[Kayseri’de çok kişiyle sohbet ettik. Nerelere gidebileceğimizi, nereleri görmemiz gerektiğini yaklaşık olarak biliyorduk ama Kayserililer de anlattıklarıyla planlarımıza katkı yaptılar. Görmemiz gereken yerlere bir de Ali Dağı’nın eteklerinde kurulan ve Kayseri’nin beş merkez ilçesinden biri olan Talas Mahallesi eklendi. Kayseri, geçmişten beri Orta Anadolu’da hem ticaret açısından hem de siyasi açıdan önemli bir bölge. Büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/ana.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2441" title="altayesiroglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/ana.jpg" alt="altayesiroglu" width="420" height="315" /></a>Kayseri’de çok kişiyle sohbet ettik. Nerelere gidebileceğimizi, nereleri görmemiz gerektiğini yaklaşık olarak biliyorduk ama Kayserililer de anlattıklarıyla planlarımıza katkı yaptılar. Görmemiz gereken yerlere bir de Ali Dağı’nın eteklerinde kurulan ve Kayseri’nin beş merkez ilçesinden biri olan Talas Mahallesi eklendi. Kayseri, geçmişten beri Orta Anadolu’da hem ticaret açısından hem de siyasi açıdan önemli bir bölge. Büyük İskender’den tutun Osmanlılar’a kadar birçok medeniyeti görmüş yerlerimizden birisi. Talas’ı diğerlerinden ayıran en önemli özellik ise üç ırkın uzun süre kardeş kardeşe yaşadığı mahal olması. Türkler, Ermeniler ve Rumlar, Türk-Yunan nüfus mübadelesine kadar asırlarca kapı komşuluğu yapmışlar burada.</p>
<p>Talas Mahallesi’nde hala daha o ‘eski’nin kokusu alabiliyorsunuz. Birçoğu tarihi eser olan evlerin korunmasına büyük hassasiyet göstermişler. Şu anda bu evlerde hala daha yaşamını sürdüren aileler var. Modernizmin cazibesine kapılıp o cânım evleri apartmanlarla değiştiren ev sahipleri de yok değil tabii ki.<span id="more-2464"></span><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6322.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2443" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6322.jpg" alt="talasmahallesi" width="420" height="234" /></a></p>
<p>Kayseri merkezinden otobüse binip yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuktan sonra Talas Mahallesi’ne ulaştığımızda Emir’le birlikte kakalak gibi kaldık. Çünkü otobüsten indiğimiz yer, her ne kadar mahallenin ortası olsa da kimsecikler yoktu ortada. Aslına bakarsanız nereye gideceğimizi de bilmeden önümüzdeki bayırdan başladık yürümeye. Karşımıza ilk olarak mimari yapısı çok değişik bir cami çıktı. Sultan Abdülhamid Han döneminde yaptırılan Talas Han Camisi’ne girmeye çalıştık ama avluya açılan kapı kilitliydi. Caminin değişik yapısı ilgimizi çekince parmaklıklardan atlayarak daldık avluya. Aradık, taradık ama camiye nasıl girileceğini bir türlü bulamadık. Sonra Talas Mahallesi’nin yukarılarına doğru vurduk rampaya. Oradaki evler daha cazip gözüküyordu çünkü.</p>
<p>Talas Mahallesi, üst tarafı kayalıklardan oluşan bir yamaca kurulmuş. Neden öyle bir yere yerleştiklerini bir türlü anlamadım. Çünkü kayalıklar ciddi bir tehdit gibi duruyor. Nitekim uzunca bir süre önce toprak kaymasıyla birlikte evlerin üzerine yuvarlanmışlar. Böyle olunca da eski evlerin bir çoğu enkaz haline dönmüş.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6337.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2445" title="emirakin" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6337.jpg" alt="cimg6337" width="420" height="501" /></a>Mahallede evlerin yanı sıra ilgimi en çok çeken şey sessizliği ve kimselerin olmamasıydı. Şimdi düşünüyorum da yaptığımız iş büyük cesaretmiş aslında. Hiç tanımadığın bir yerde, inlerle cinlerin nefes nefese galibiyet için top koşturduğu bir bölgede nereye gittiğinizi bilmeden ‘bir yere’ gidiyorsunuz. Tamam olası bir durumda bileğimize güveniyoruz ama hadi çok sıkıştık nereye kaçarız nereden izimizi kaybettiririz belli değil.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11964.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2453" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11964.jpg" alt="snc11964" width="420" height="533" /></a>Geyiğin dibine vurmuş  vaziyette dolaşırken susamaya başladık. Sularımız da suyunu çekmiş  bir durumdaydı ve çevrede bakkal, market namına hiçbir şey yoktu. O zaman “Hani, nerede bu misafirperver Anadolu insanı!”  diye yüksek sesle konuşa konuşa ilerliyorduk ki bir bahçe kapısı açıldı bir anda. Yaşlı bir amca kafasını kapıdan uzatarak “Gençler hayırdır, nereden gelip nereye gidersiniz” diye sorgulamaya başladı bizi. İlk olarak amcanın bize ayar vereceğini, “Dostum biz burada yabancıları sevmeyiz, tamam mı ha!?” diyeceğini düşünüyordum ama dedenin de nur yüzüne yakıştıramıyordum böyle bir tavrı. Az önce arkasından attıp tuttuğumuz Anadolu insanı karşımızdaydı. Sorgu sualden sonra Mevlüt adlı dede (80+), “Gelin dinlenin, erik yersiniz” diyerek bahçeye davet etti bizi. Bahçede eriğin envai çeşidi vardı, dalından koparıp atıştırmaya başladık. Ayıp olmasın diye yeter dedikçe Mevlüt dede daha da ısrarlı bir şekilde “Yiyin yiyin” diye teşvik ediyordu. Eriğe doyana kadar yedik, dedenin zorlamalarıyla ceplerimize de doldurduk. Mevlüt dede çok şeker bir insandı, ömrü uzun olsun. “Karnımız aç dede” desek neyi var neyi yok önümüze sererdi eminim.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6359.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2449" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6359.jpg" alt="cimg6359" width="420" height="560" /></a>Mevlüt dededen ayrıldıktan sonra Talas Mahallesi’ndeki kiliseye ve Amerikan Koleji’ne doğru yola çıktık. Yol dediğim, alabildiğine bayır, git git bitmiyor. En sonunda bir kuytuda pitstopa girmeye karar verdik. Yaklaşık 40 metrelik bir yarın kenarıydı ve kayalıkların cazibesi beni uçurumun kenarında oturmaya mecbur bıraktı. Yüksekte olmak bambaşka bir şey be! Seviyorum tepeleri&#8230;<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6342.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2447" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6342.jpg" alt="cimg6342" width="420" height="361" /></a>Amerikalılar, Talas Mahallesi’nde yıllar önce bir kolej açmışlar. Eski bir şey olduğu için her gelene mutlaka orayı görmelerini tavsiye ediyorlar. Kayalıklarda otururken bir yapı dikkatimi çekti ve oranın Amerikan Koleji olduğunu iddia etmeye başladım. Emir’le birlikte kocaman binaya gitmeye karar verdik. Bahçe kapısına yaklaştığımızda gözlerimiz selam vereceğimiz birilerini aradı ama kimse yoktu ortalıkta. Danışma da boş boş duruyordu. Kapıdan içeri girip birkaç adım atmıştık ki bir anda bir polis memuru koştura koştura gelmeye başladı üzerimize doğru. Meğer Amerikan Koleji yerine Vali Konağı’na girmişiz elimizi kolumuzu sallaya sallaya.</p>
<p>Vakit öğleni geçmiş, Talas Mahallesi’nde de yapacak fazla bir şeyimiz kalmamıştı. Zaten güneşin altında beygir gibi tırmanmak da bir hayli yormuştu bizi. Ufaktan bir bıkkınlık hasıl olmaya başlamıştı. Geri dönmek için bulduğumuz ilk otobüs durağına serildik hemen. Gelen ilk otobüse atladık ve Kayseri’ye geri dönüşe başladık. Tam Talas Mahallesi’nin çıkışına yaklaştığımızda ise bir anda gaza geldim ve yakınımdaki ilk vatandaştan buralarda bir kilise olduğunu öğrendim. Hemen indik otobüsten.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11971.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2455" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11971.jpg" alt="snc11971" width="420" height="560" /></a>Kiliseleri çok merak ediyorum; ne yaparlar, ritüelleri nasıldır görmek istiyorum. Şu yaşıma kadar bir kere bile kilise görmek için vakit ayıramadım. O yüzden bahsi geçen kiliseyle siftah yapmak düşüncesine tav oldum. Tarif edilen yoldan ulaştık kiliseye. Biraz sonra sadece filmlerde gördüğüm kiliselerden birisinin içine girecektim. Heyecanlıydım yani. Son köşeyi de dönünce gözüme bir tabela ilişti ki, üzerinde büyük harflerle “Talas Yeni Cami” yazıyordu. Artık hayal kırıklığımı dersiniz, şaşkınlık mı, size kalmış; biraz garip hissettim kendimi.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11996.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2462" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11996.jpg" alt="snc11996" width="420" height="315" /></a>Talas Yeni Cami, mahallenin en kullanılmayan kısımlarında yapılmış bir kilise aslında. Bölgede yaşayan Rumlar için 1886 senesinde, Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında inşa edilmiş. İmam, mabedin mimari özelliklerini çok teknik bir şekilde anlattığı için size tam olarak nakledemeyeceğim. Ama aklımda kalanlar şunlar: Yapıda çok kıymetli bir cins olan kırmızı taş kullanılmış ve bu pek rastlanmayan bir durummuş. Kiliseyi yörenin Rumları kendi paralarıyla yaptırmışlar ve kubbedeki taşlara para verenlerin isimleri yazılmış. Kubbedeki dört camdan güneş ışığı girdiğinde ışık huzmesi, haç şeklini alıyormuş.<br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11978.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2457" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11978.jpg" alt="snc11978" width="420" height="298" /></a>İmam, işi olduğu bize fazla vakit ayıramadı ve caminin tek cemaati, tek müezzini olan 14 yaşındaki Hasan’ı yanımıza rehber bırakıp vedalaştı. Hasan heyecanlı bir genç, dinleye dinleye caminin hikayesini yalamış yutmuş. Bizi de sevmiş olacak ki, daha önce hiçbir turiste göstermedikleri yerlerin kapısını açtı. Papazın ayin öncesi hazırlandığı odayı da gördük, kubbeye de çıktık.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc119881.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2465" title="talas_yeni_cami" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc119881.jpg" alt="snc119881" width="420" height="315" /></a>Caminin en tepe noktasındaydık ve oraya daha önce giden de olmamıştı. Nüfus mübadelesinden sonra Müslümanlara hizmet etmeye başlayan ibadethane doğal olarak camiye uyarlanmış ve duvarlardaki freskler iptal edilmiş. Yapanın elleri kırılsın desem işe yarar mı bilmiyorum ama freskler korunmaktan ziyade yok edilmeye çalışılmış ve üzerlerinden alçıyla geçilmiş. Oysa ki bir şekilde kapatılsa adamların tarihine saygılı davranmış olurduk. Biz işin kolayını yapmış, yıkıp geçmişiz. Başkalarına saygı duymayız ama bize saygı gösterilsin diye de yırtınırız sonra; yok öyle bir şey!</p>
<p>Hasan’ın ısrarlarına dayanamayarak bir de çaya kaldık, daha sonra da ziyaretçi defterine aklımızdan geçenleri yazıp ayrıldık Talas’tan. Ali Dağı’na el sallaya sallaya döndük Kayseri’ye. Bu arada Ali Dağı’nda yamaç paraşütü yapılıyormuş ama biz oradayken kimse atlamıyordu. Eğer atlayan olsaydı Emir’i kandırıp atlardık ne güzel.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12036.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2463" title="pansiyon" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc12036.jpg" alt="snc12036" width="420" height="328" /></a>Kayseri’ye vardığımızda akşam olmak üzereydi. Birkaç saat gezer bitiririz dediğimiz Kayseri’yi bir koca güne sığdıramadık ve Hunat’ta bulduğumuz bir pansiyonda geceyi geçirdik. Kafayı yastığa koyduktan sonrasını da anlatmak isterdim ama hatırlamıyorum.</p>
<p>Bu da Mevlüt dedenin hatırına Talas Mahallesi&#8217;nin fotoğraf galerisi olsun. Talas Mahallesinin <strong>çıplak fotoğrafları</strong> için tıklayınız.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11993.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2461" title="talas_yeni_cami" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11993.jpg" alt="snc11993" width="420" height="315" /></a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11979.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2458" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11979.jpg" alt="snc11979" width="420" height="304" /></a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11977.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2454" title="talas_yeni_cami" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11977.jpg" alt="snc11977" width="420" height="507" /></a></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6357.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2452" title="talas_yeni_cami" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6357.jpg" alt="cimg6357" width="420" height="315" /></a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6341.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2446" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg6341.jpg" alt="cimg6341" width="420" height="315" /></a></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11953.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2450" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/snc11953.jpg" alt="snc11953" width="420" height="315" /></a></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg63341.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2448" title="talasmahallesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/cimg63341.jpg" alt="cimg63341" width="420" height="315" /></a></p>
<p><a href="../?p=2071" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a><br />
<a href="../?p=2078" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Ankara<br />
</a><a href="../?p=2098#" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1</a><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=2400"><br />
</a><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=2400">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2</a><a href="../?p=2098#" target="_blank"></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-kayseri-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/10/ana-300x225.jpg' length ='4946'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-kayseri-2.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-kayseri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2009 12:12:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[adana]]></category>
		<category><![CDATA[ahi evran müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[dağcılık]]></category>
		<category><![CDATA[erciyes dağı]]></category>
		<category><![CDATA[gesi bağları]]></category>
		<category><![CDATA[gevher nesibe tıp müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[hunat hatun cami]]></category>
		<category><![CDATA[kale çarşısı]]></category>
		<category><![CDATA[kapuzbaşı şelalesi]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri talas mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunlu cami]]></category>
		<category><![CDATA[nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[niğde]]></category>
		<category><![CDATA[pastırma]]></category>
		<category><![CDATA[sahabiye medresesi]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[sivas]]></category>
		<category><![CDATA[talas mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[ulu cami]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2400</guid>
		<description><![CDATA[Araya Ramazan girdi, sigara yanmayınca devamını da getiremedik. Kaldığımız yerden anlatmaya başlayalım şimdi. Kayseri’deki ilk geceyi sıkıntıyla atlattık. Sabah saat 07.30 civarında gar görevlisi ve bir deli bağıra çağıra uyandırdı bizi. Sanırım deli olan yaşlı amca, bizi farkedip, içeride iki tane lavuk uyuyor diye gar görevlisine ispiyonlamış. “Kalkın lan! Uyunur mu burada!?” sesleri arasında gözümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/fotoo1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2747" title="fotoo1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/fotoo1.jpg" alt="fotoo1" width="420" height="350" /></a>Araya Ramazan girdi, sigara yanmayınca devamını da getiremedik. Kaldığımız yerden anlatmaya başlayalım şimdi. Kayseri’deki <a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=2098" target="_blank">ilk geceyi</a> sıkıntıyla atlattık. Sabah saat 07.30 civarında gar görevlisi ve bir deli bağıra çağıra uyandırdı bizi. Sanırım deli olan yaşlı amca, bizi farkedip, içeride iki tane <strong>lavuk </strong>uyuyor diye gar görevlisine ispiyonlamış. “Kalkın lan! Uyunur mu burada!?” sesleri arasında gözümü açtığımda burada daha fazla barınamayacağımızı uykumu almış olmanın verdiği coşkuyla kabullendim ve rahata kavuşmuş insanlara özgü gülümsemeyle çıktık mescitten dışarı. Kapıda bizi bekleyen delinin, “Döğerler olum döğerler adamı, polisler gelir döğer, Allah’ın evinde yatılır mı, döğerler!” diye kulağımı söylenmesi bile sinirlendirmedi beni (E be amca bizde Allah’a sığınmıştık zaten).<span id="more-2400"></span></p>
<p>İnsanın uykusunu alması cidden çok önemli bir hadise. Yıllardır beceremedim bu işi. Ara sıra tutturabilirsek, “uyku önemli hacı, adam gibi uyumak lazım” geyiği yapıyoruz, hepsi bu.  Uyumanın mutluluğu parlak bir sabaha denk gelince daha da sevinçli oluyor insan. Bu sevinçle başladık Kayseri’yi turlamaya.</p>
<p>Kayseri’de dikkatimi çeken ilk şey, havanın <strong>parlaklığı </strong>ve güzelliği. Soğuğu soğuk ama sıcağı insanı bunaltmıyor. Bu da enerjiyi arttırıyor.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc12044.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2397" title="snc12044" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc12044.jpg" alt="snc12044" width="420" height="315" /></a>Sabahın ilk saatlerinde gardan <strong>kovulunca </strong>şehir merkezini bulup bir şeyler atıştırmaya karar verdik. Önümüzdeki dört yoldan bir tanesini tercih etmek zorundaydık, doğrusunu tahmin etmişiz, hemen merkeze çıktık. Kayseri’de ilk muhatap olduğumuz kişi bir taksi şoförüydü ve bizi fena halde bozdu. “Eheh Kayseri lan burası zaten yapılacak çok şey yok ki burada&#8230;” havasında konuştuğumuzu farkeden taksici, “Gençler siz galiba Kayseri’yi küçük bir yer sanıyorsunuz. Burası 1.5 milyon insanın yaşadığı çok büyük bir şehir. Hafife almayın burayı” diyerek <strong>göt ettikten</strong> sonra kahvaltı yapabileceğimiz bir yere gönderdi bizi; eksik olmasın.</p>
<p>Kayseri’de bulunduğumuz rota üzerinde ilk dikkatimi çeken, her tarafın <strong>hastanelerle </strong>dolu olmasıydı. Sonra esnafla konuşurken öğrendik işin aslını. Kayseri; Adana, Niğde, Nevşehir, Sivas gibi yerlere sağlık hizmeti veriyormuş. Müşteri bol olunca da yan yana üç tane hastane görmeniz kaçınılmaz oluyor.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/cimg6297.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2388" title="cimg6297" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/cimg6297.jpg" alt="cimg6297" width="420" height="323" /></a>Kayserililer son derece <strong>sıcakkanlı </strong>insanlar. Ankara’da karşılaştığımız soğuk tavırlardan sonra ilaç gibi geldi Kayseri insanının sıcak tutumu. Ricamızı emir olarak algılayanlarla karşılaştık defalarca. Muhabbete girmekten çekinmiyorlar, eğer yardım edebileceklerse de <strong>seve seve</strong> ellerinden geleni yapıyorlar. Şunu anladım ki, Kayserililer candır, canandır. Karşılaştığımız adamların bir tanesine<strong> ‘kötü insan’ </strong>dersem taş olurum. Yabancılara yardımcı olmak için heba ediyorlar kendilerini. Sonra da siz zahmet verdik diye <strong>eziliyorsunuz </strong>adamların karşısında.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc119031.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2392" title="gevhernesibe" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc119031.jpg" alt="gevhernesibe" width="420" height="560" /></a>Öğlene doğru fotoğraf makinelerimizin şarjı bitince ortada kaldığımızı hissettik. Sanki deklanşöre dokunmayınca tatil anlamını yitirecekmiş gibi geldi. Ayak üstü bir yerde çay içelim, makineleri de şarja koyalim falan diye konuşurken yanımıza <strong>eşkiya </strong>kılıklı birisi yaklaştı. Biz konuşurken o da bize kulak misafiri olmuş galiba. Bize tutup çay içebileceğimiz yeri tarif etmeye başladı. Aslında o bey abinin tipini görünce ben <strong>işkillendim </strong>biraz. Sonuçta yabancı olduğu kabak gibi belli olan iki insanız. Adam bizi tarif ettiği yola soktuktan sonra “size iki keklik gönderiyorum, düz ovada avlayın” falan diyebilir yolun sonunda bekleyen arkadaşlarına (Tip de soygun için çok müsaitti). İstanbullu olunca ottan boktan nem kapıyorsunuz maalesef. Tahmin ettiğimizin zıttı bir durumla karşılaştık ve çok güzel insanların hizmet ettiği bir çay ocağına attık kapağımızı. Makinelerimizi şarja koyup, çay ocağının işletmecileriyle koyu bir sohbete daldık.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc11915.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2393" title="sahabiye_medresesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc11915.jpg" alt="sahabiye_medresesi" width="420" height="315" /></a>Kayseri’de gezilip görülecek çok yer var. Hunat Hatun Camii, Gevher Nesibe Tıp Müzesi (biz gittiğimizde tadilat nedeniyle kapalıydı), Gesi Bağları (Çok uzaktı gidemedik), Kapuzbaşı Şelalesi (Bu da çok uzak), Talas Mahallesi, Ahi Evran Esnaf Müzesi, Kurşunlu Camii, Sahabiye Medresesi, Kayseri Kalesi, Ulu Camii bunlardan bir kaçı.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/cimg6293.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2401" title="kale_carsisi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/cimg6293.jpg" alt="kale_carsisi" width="420" height="324" /></a>Kayserililerin ticaretteki maharetini biliyorsunuz. Kentte her şeyi ticarete, her yeri de <strong>ticarethaneye </strong>çevirmişler. Mesela <strong>Kayseri Kalesi</strong>, Kapalı Çarşı’ya benzeyen bir şey olmuş.<strong> Sahabiye Medresesi</strong> ona keza. Tarihi eserlere biraz acımasız davranmış Kayserililer. Bu durum belediyenin de gözünden kaçmamış. Belediye Başkanının şimdiki planlarından birisi Kayseri Kalesi’ne <strong>eski halini</strong> kazandırmakmış.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc11924.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2395" title="altaypasa" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc11924.jpg" alt="altaypasa" width="420" height="315" /></a>Kayseri’de dikkatimi çeken bir başka şey de <strong>Kurtuluş Savaşı</strong> zamanına gösterdikleri özen. Kente süs olarak yapılan ne varsa o zamanları hatırlatıyorlar. Daha öncesini pek hatırlatmak istediklerini düşünmüyorum. Her yere de Atatürk heykeli serpiştirmişler, enteresan olmuş. Biz de ortamı bozmadan milis kuvvetlere destek olmaktan çekinmedik, ipin ucundan tutup üzerimize düşeni yaptık.</p>
<p>İlla da bütün tarihi eserlerini göreceğim derseniz Kayseri’de çok uzun süre geçirmeniz gerekiyor. Her yer cami, kümbet dolu. Eh, Mimar Sinan’ın <strong>memleketinden </strong>de farklı bir şey beklememek gerekiyor.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/emir.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2402" title="emir" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/emir.jpg" alt="emir" width="420" height="328" /></a>Kayseri de beni en çok sevindiren şey daha önce de söylediğim gibi insanların yaklaşımı oldu. Bunun yanında kızları da çok ilginç. Backpacklerimizle falan gayet ilginç bir tip olmuştuk ama herhangi bir kızla göz göze gelmediğimizi açık yüreklilikle söyleyebilirim. Kızların hepsi <strong>yere </strong>bakarak yürüyor, <strong>fingirdek </strong>bir dişi görmedim ve bu beni çok şaşırttı. Emir elinde fotoğraf makinesiyle bir kızdan fotoğrafımızı çekmesini isteyecekti ama bütün çabalarına, “pardon bakar mısınız” diye yalvarmalarına karış hanım kızımız, bir metre yanımızdan geçmesine, olayı anlamasına rağmen dönüp bakmadı; kakalak gibi kaldık orada. (Hey o kız! Eğer bu yazıyı okuyorsan dikkat et buraya. Biz öyle yoldan geçen kızlara laf atıp yavşayacak insanlar değiliz. Valla o esnada başka kimse olmadığı için senden rica etmek zorunda kaldık, yanlış şeyler gelmesin aklına pls!). [Fotoğraf, Emir'in kızdan sonraki halidir :)]</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc11917.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2396" title="snc11917" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc11917.jpg" alt="snc11917" width="420" height="534" /></a>Pastırma diyarı, dümdüz bir ovaya kurulmuş. Bayır, yokuş falan yok. Her yere dümdüz bir yoldan ulaşabiliyorsunuz. Turistlerin pek ilgisini çeken bir yer değil ama şehrin göbeğine kurulan turist bilgi bürosu çok işimize yaradı. Gezdiğimiz birçok beldede göremedik böyle bir şeyi. Mesela Pamukkale, Efes gibi yerlerdeki turist bilgi bürolarının hali içler acısıydı.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc12060.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2398" title="erciyes" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/snc12060.jpg" alt="erciyes" width="420" height="315" /></a>Kayseri’nin en önemli simgelerinden birisi de <strong>Erciyes Dağı.</strong> Ağustos’un başında bile her yeri karlıydı. Bir ara gitmeyi düşündük ama sonra mesafenin uzaklığı ve gidip dibinden bakmamızın çok da işimize yaramayacağını düşünerek vazgeçtik. Zaten şehrin her tarafından görebiliyorsunuz Erciyes Dağı’nı. Ama turist bilgi bürosundan aldığımız bilgilere göre belediyenin yardımıyla Erciyes’in zirvesine çıkabiliyorsunuz. Profesyonel bir <strong>rehber </strong>sizi en kolay rotadan Erciyes Dağı’nın <strong>zirvesine </strong>çıkartıyor. Emir’le birlikte Erciyes Dağı’na zirve yapmayı planlıyoruz önümüzdeki zamanlarda. Çünkü Kayseri’den ayrılınca Erciyes’in resmen <strong>içimizde kaldığını</strong> farkettik. Okurlarımızdan birkaçına durumdan bahsedince “ben de gelcem” diyenler oldu. İsteyen olursa katılabilir bize. Zaten gitmemize yakın duyururum ben bu organizasyonu, hep birlikte Kayseri’ye aziz bir tepeden bakarız.</p>
<p>Ne demişler; hacı hacıyı Mekke’de, hoca hocayı tekkede bulur. Deli de deliyi <strong>zirvede </strong>bulur o zaman.</p>
<p>Kayseri bu yazıyla da bitecek gibi değil be. Talas mahallesi var şimdi sırada&#8230;</p>
<p><a href="../?p=2071" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a><br />
<a href="../?p=2078" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Ankara<br />
</a><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=2098#" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1</a><a href="../?p=2078" target="_blank"><br />
</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-kayseri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/cimg6297-300x230.jpg' length ='20855'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-kayseri-1.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-kayseri-1.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 08:44:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri garı]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tcdd]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2098</guid>
		<description><![CDATA[Ankara’dan kaçmayı başardıktan sonra sırada Kayseri vardı. Kayseri ilgimi hiç çekmeyen bir şehir. Hani bazı yerler vardır, görmeden ölseniz gözünüz açık gitmez. Kayseri böyle bir yerdi benim için. Ama orasını da bir geçiş noktası olarak belirlemiştik. Görürsek de gözümüz çıkmazdı. Bu niyetle düştük pastırma diyarına.
İstanbul’dan trene bindiğimizde aynı kompartımanda Kayserili bir gençle tanışmıştık. Kayseri’yi bize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/11.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2099" title="kayseri" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/11.jpg" alt="kayseri" width="420" height="315" /></a>Ankara’dan kaçmayı başardıktan sonra sırada Kayseri vardı. Kayseri ilgimi hiç çekmeyen bir şehir. Hani bazı yerler vardır, görmeden ölseniz gözünüz açık gitmez. Kayseri böyle bir yerdi benim için. Ama orasını da bir geçiş noktası olarak belirlemiştik. Görürsek de gözümüz çıkmazdı. Bu niyetle düştük pastırma diyarına.</p>
<p>İstanbul’dan trene bindiğimizde aynı kompartımanda Kayserili bir gençle tanışmıştık. Kayseri’yi bize yüzeysel olarak anlattı. Ona göre Kayseri iki saat içinde gezilip bitirilebilecek bir yerdi, biz de ona güvenerek plan yaptık. Kayserili delüğanlı bize gezilebilecek yerlerin listesini verdi, “gelirsiniz mutlaka görüşelim ben sizi gezdiririm” diye de teklif etti.</p>
<p>Konaklamayı trende yapabilmek için Ankara’dan Kayseri’ye giden son trene bindik ve saat 03.00 civarında Boğazköy diye bir yerde indik. Gecenin bir yarısı gayet ürkütücü bir yerdi, Hostel filmini anımsatıyordu. Kapkaranlık bir ovada sadece bir sokak lambasıyla aydınlanan 70 metrekarelik bir yerdi Boğazköy İstasyonu&#8230; TCDD’nin servisiyle şehir merkezindeki Kayseri Garı’na geldik. Trendeki çenesini tutamayan pezevenklerden dolayı uyku işini tam anlamıyla halledemediğimiz için gecenin geri kalan kısmını da uykuyla geçirmeyi hesaplıyorduk ancak saat 03.30’da ilk defa geldiğimiz bir yerde nasıl uyuyacağımızı da bilmiyorduk. Gardaki bütün oturaklar başkaları tarafından kapılmıştı ve herkes yatar vaziyetteydi. Ağustos’un ilk gününde hava ayaz mı ayaz olmasaydı dışarıdaki banklarda da yatabilirdik aslında.<span id="more-2098"></span></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2100" title="kayserigari" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/2.jpg" alt="kayserigari" width="420" height="315" /></a>Garda boşboş otururken bir kapı gözüme çarptı, üzerinde ‘mescit’ yazıyordu. Emir’e işaret ettim ve çaktırmadan içeri girip vurduk kafaları. Ta ki, sabah namazına kadar. Namazı eda etmek üzere mescide gelip bizi gören müminler de selam verir vermez kıvrılmışlar uygun yerlere, bir ara uyanınca gördüm bunu. Sonra tekrar daldım uykuya. Uykumun arasında garip garip sesler duymaya başladım. Bir yerlerden gemi geçiyordu. Birileri “lan sus, çık dışarı, uyutmadın” diye bağırıyordu. Bu gürültü kirliliğine daha fazla tahammül edemeyip uyandığım zaman mescidin orta yerinde sere serpe yatmış bir öküz gördüm. Adam nefes alırken de, verirken de horluyordu. Ömrü hayatımda duyduğum en pis horlama şekliyle karşı karşıyaydım. Adamı susturmak için dürtükledim. Ormandan dün geldiği belli olan hayvan herif, rööarrrr! diye uyandığı zaman kafamı kopartıp beni yemeye başlayacak diye sıçızladım ama sonunda “çok horluyorsun biraz sus!” demeye muvaffak oldum. Sessiz olacağının garantisini verdikten iki saniye sonra tekrar uykuya daldı ve yine horlamaya başladı. Sinirlerim altüst olmuştu; ya o lavuğu tekmeleyerek uyandıracaktım ya da bu kadar uyku yeter diyerek dışarı çıkacaktım. Adam benden önce iki kişiyi zaten küfür ettirerek dışarı çıkartmayı başarmıştı. Yaşlı bir amca “lan oğlum sen ne biçim insansın. Senin avrada kolay gele!” diye diye çıktı dışarı. Enteresan bir lavuktu; herkes bağırıp, çağırıp uyandırmaya çalıştı ama bana mısın demedi adam. O insan silüetindeki matkabı, beş-altı kere dürterek uyandırmayı ben başarmıştım ve bunun haklı gururunu yaşıyordum uykulu uykulu&#8230; Bu arada bütün yolun vermiş olduğu uykusuzlukla mescide giren Emir, horul horul uyumaya devam ediyordu. Zaten o da horlasa aldığı ve verdiği nefeslerin gereksiz olduğunu düşünüp sıkardım boğazını. Adamın suratını tekmelememek için sinirden kasılmış bir vaziyette çıktım dışarı. Emir ve gırtlağına amfi kaçmış dallama içeride başbaşa kalmışlardı. Arkadaşıma bir şey olacak diye çok korkuyordum dışarıdayken. Çünkü Pionner&#8217;ın ürettiği yeni ses sistemini yemiş olduğunu düşündüğüm bu adam, bir nefes alma seansı sırasında Emir&#8217;i de yutabilirdi&#8230;</p>
<p>Dışarı çıktığım zaman, horlayan hayvanın kaçırdığı insanlarla karşılaştım. İçlerinden bir tanesi yakınıydı, sinirden köpürmüş bir vaziyette “seni de mi uyutmadı yeğenim” diye sordu. Yabancı olduğumuzu anlayınca sinirli şekilde tekrar girdi içeri, ben de peşinden gittim.</p>
<p>Sonrasında şöyle gelişti olaylar:</p>
<p>-Lan nahır kalksana!<br />
-Lan kalksana nahır!<br />
-Uyansana lan!<br />
-Lan uyan!<br />
+Rööarrr!<br />
-Kalk kalk uyutmadın lan kimseyi. .mına koyim ne biçim horlarsın oğlum sen, bak mescidde küfür ettiriyorsun bana .mına kodumun çocuğu. Senin karın napıyor oğlum yanında.<br />
+Kim horluyor ya!?<br />
-Lan oğlum kaçtı lan herkes senin yüzünden. Bak bu gençler gurbetten gelmişler senin yüzünden iki dakika uyuyamadılar&#8230;<br />
+Röarrrgghhhh!<br />
-Kalk hadi bu kadar uyuduğun yeter, şu gençler de uyusun biraz.<br />
+Tamam yav!<br />
-Ayakkabılarını da al oradan, kitap koyuyorlar oraya.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=2071" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a><br />
<a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=2078" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Ankara</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-kayseri-1.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/11-300x225.jpg' length ='16125'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Ankara</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-ankara.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-ankara.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2009 10:27:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlık]]></category>
		<category><![CDATA[başbakanlık]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[ray yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tcdd]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[tren tur kartı]]></category>
		<category><![CDATA[tren yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye turu]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2078</guid>
		<description><![CDATA[Gezinin İstanbul ayağından başlayayım anlatmaya. Emir Akın’la birlikte trenle Türkiye turuna karar verdikten sonra güç bela bir araya gelip gezinin planını yapmaya başladık. İlk olarak backpacklerimizi hallettik ve Sirkeci Garı’na gidip tren tur kartlarımızı aldık. “Demirağlarla ördük ana yurdu dört baştan” diyerek Haydarpaşa Garı’ndaki son trene atladık büyük bir heyecanla.
İstanbul’dan ayrıldıktan sonra ilk durağımızı Eskişehir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/anafoto.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2079" title="yolculuk" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/anafoto.jpg" alt="yolculuk" width="420" height="287" /></a>Gezinin İstanbul ayağından başlayayım anlatmaya. Emir Akın’la birlikte trenle Türkiye turuna karar verdikten sonra güç bela bir araya gelip gezinin planını yapmaya başladık. İlk olarak backpacklerimizi hallettik ve Sirkeci Garı’na gidip tren tur kartlarımızı aldık. “Demirağlarla ördük ana yurdu dört baştan” diyerek Haydarpaşa Garı’ndaki son trene atladık büyük bir heyecanla.</p>
<p>İstanbul’dan ayrıldıktan sonra ilk durağımızı Eskişehir olarak belirlemiştik. Saat 04.00’te Eskişehir Garı’na ulaştık, görevliyle yaptığımız ufak bir görüşmeden sonra Kayseri’ye gidecek trenin 24 saat sonra olduğunu öğrenince tekrar trene dönmeye ve günü Ankara’da geçirmeye karar verdik. Tabi bu arada bizim tren ufak ufak yol almaya başlamıştı, geç farkettik. Hemen depara kalktık ve trene yetişmeyi başardık. Hızlanmaya başlayan trenin kapısını son anda açıp güç bela atlayabildik trene. (Hep Western izlemenin faydaları bunlar.)<span id="more-2078"></span></p>
<p>İlk trenimiz Güney Ekspresi’ydi. Demiryollarıyla haşır neşir olanlar bu trenin şöhretini bilirler. Galiz küfürlerin havada uçuştuğu, bağıra çağıra konuşan insanların bir arada olduğu bir tren. Diyarbakır’a giden bu trende her vagon bir aileye ayrılmış neredeyse. Tarım işçilerinin yollarda olduğu bir dönemde bizler de trenlerdeydik. Sirkeci’de kartlarımızı alırken maceracı ruhumuzun kabardığını farkeden gişe görevlisi, “Sizi Güney Ekspresi’ne bindireyim de maceranın ne olduğunu görün” deyince anlamalıydık aslında neler olacağını.</p>
<p>Biz yine de trenin en şanslı kompartımanlarından birindeydik. Çünkü altı kişilik kompartımanda çocukları üç yaşında olan dört kişilik bir aileyle birlikteydik. Birbirimize saygılı, sevgili davranarak Ankara’ya kadar geldik. Yolculuğun başı güzel geçse de sonları sıkıntılı olmaya başladı. Uyuyabilmek için trende şekilden şekile girdik. Neyse ki kompartımandaki aile Polatlı’da indi de Emir’le birlikte Ankara’ya kadar sere serpe yatarak uyuyabildik.</p>
<p>Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başkentteydik. Ankara daha yeni yeni uyanıyordu, şehirde gecenin sessizliği yavaş yavaş bozuluyordu o vakitlerde. İlk durağımız Ulus’ta bir çorbacı oldu. Daha sonra bir aile büyüğünü ziyaret etmek için minibüsle Bağlum’a kadar gittik. Sonra sırasıyla Atakule, Bakanlıklar ve Kızılay’ı ziyaret ettik&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/arkasidonuk.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2080" title="backpack" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/arkasidonuk.jpg" alt="backpack" width="420" height="424" /></a>Ankaralıların geniş ve çağdaş insanlar olduğunu düşünüyorduk ama fazlasıyla yanıldık. Başkentliler yeni yüzler görmeye tahammül edemiyor. Altında şort, gözünde güneş gözlüğü, sırtında backpackleri olanlara kötü kötü bakıyorlar. En marabası da, en çağdaşı da böyle&#8230; Sorduğunuz sorular cevapsız kalabiliyor bazen. Başkentin kendini geliştirmesi lazımmış meğerse. Şunu anladık ki; Ulus, Ankara’daki iki farklı dünyayı ayıran bir çizgi ama iki tarafın insanlarının bir ortak noktası da yabancıya karşı tahammüllerinin olmaması. Yaya trafiğine açık olan Başbakanlık binasının önündeki caddeye herkes elini kolunu sallayarak girerken bizler polislerin küçük çaplı soruşturmalarına maruz kaldık mesela. Başbakan Erdoğan’ın kırmızı halılarından çıktığı merdivenin önünden geçerken –sonradan istihbaratçı olduğunu öğrendiğimiz – bir abla ters ters bakıyordu bize. Yanlış bir hareket yapsak beş kurşunu birden yerdik yeminle. Anladığımız kadarıyla Ankaralılar sevmediler bizi, biz de onları sevmedik zaten.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/ayak.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2081" title="pasliayak" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/ayak.jpg" alt="pasliayak" width="420" height="315" /></a>Aslında İstanbul’da yaptığımız rotaya Ankara’yı koymamıştık. Eskişehir’de tren konusunda sıkışınca bir günümüzü başkente feda etmek zorunda kaldık. Daha önce iş için defalarca gitmiştim Ankara’ya ama hiçbirinde sosyal gözlemler yapmaya fırsat bulamamıştım. Bu sefer başkenti bir baştan öbür başına kadar dolaştık, hatta Başbakanlık’tan Ulus’a kadar yürüdük Emir’in yüzünden. Parmak arası terlikle o kadar yürüyünce faydasını da gördük tabii ki, ayaklarım kirden simsiyah oldu. Kirlenmek güzeldir fikri de beni yukarıdaki görüntüyle cezbetti zaten. Neyse, birçok şey dikkatimizi çekti bu uzun Ankara turunda. Mesela Ulus, Bağlum, Kızılay üçgeninde toplam üç tane cami gördüm. Cumhuriyet mitinglerine katılanları da görmeyi çok istedik ama bir türlü bulamadık. Herhalde belli mevsimlerde dışarıya çıkıyorlar diye düşündük. Koca Ankara’da bir tane Cumhuriyet Amcası görebildik, tek tesellimiz o oldu. <a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/cumhuriyetamcasi.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/atakule.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2084" title="atakule" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/atakule.jpg" alt="atakule" width="420" height="345" /></a>Tandoğan tabelalarını görünce içimdeki cumhuriyet çocuğu uyandı ve Emir’e Tandoğan’a gidip iki kişilik bir cumhuriyet mitingi yaparak vatanı harici ve dahili düşmanlarımıza karşı korumamız gerektiğini teklif ettim. Her vatanperver insan gibi o da cumhuriyetimizin yılmaz, yorulmaz bir bekçisi olarak bu teklifimi kabul etti lakin İç Anadolu’nun sıcağını yiyince beynimiz sulandı, gözümüz almadı. Ankara’nın yerlisi olan cumhuriyetçilerin bu işi bizden daha iyi yapabileceğini düşünüp öğle yemeğimizi yedik. Zaten büyük ve ulu Atam yukarılardan bir yerlerden bizi izliyordu; onun da verdiği güvenle tekrar başladık başkenti adımlamaya. Anıtkabir’e, eski meclis binasına gitmek de aklımızdaydı ama şunu da yapalım, bunu da yapalım diye diye vakit bulamadık bir türlü. Neyse ki Atakule’ye çıktığımızda gördük Anıtkabir’i; haddimiz olmayarak Atamız’a yükseklerden baktık, oralardan selam verdik. Aldıysa ne ala&#8230;</p>
<p>Tandem atlayışlar için her defasında sıkıştırdığım ve red cevabı aldığım Emir Akın’ın yamaç paraşütünü kabul etmemesinin sebebini Atakule’ye tırmanırken öğrendim. Asansörün bir anda hareket etmesiyle yükselişe geçen Emir’in yüzündeki değişiklik yükseklik korkusuna işaret ediyordu. Benim jetonda orada düştü zaten. Bundan sonra gel atlayalım falan demem ben bu adama. Aynı asansörle inerken bir çocuğun “düşüyoruz!” diye bağırması Emir’e kısa süreli bir gerginlik yaşattı ama güzel arkadaşım büyük bir özveri göstererek çocuğun ağzına iki tane yapıştırmadı.</p>
<p>Ankara’da akşamı zor ettik ve Kayseri’ye doğru kaçarsasına uzaklaştık.</p>
<p>Seni hiç unutmayacağız Ankara. Bize gösterdiğin namisafirperver halin hep aklımızda kalacak. Her halimizle Ankara&#8217;nın yabancısı olduğumuz belli olmasına rağmen gelip Anafartalar Çarşısı&#8217;nı soran gençler, Başbakanlık&#8217;a yakın bir yerde indirdiğini söyleyip bütün bakanlıkları ziyaret etmemize sebep olan ihtiyar minibüs şoförü sizleri de hiç unutmayacağız.</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/cumhuriyetamcasi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2083" title="cumhuriyetamcasi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/cumhuriyetamcasi.jpg" alt="cumhuriyetamcasi" width="420" height="315" /></a>Bu da Cumhuriyet Amcası&#8217;dır; sevin, hürmet gösterin, elini falan öpün&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/?p=2071">Gittim Gezdim Geldim</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-ankara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/anafoto-300x205.jpg' length ='13702'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 08:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[iett]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kara tren]]></category>
		<category><![CDATA[rail]]></category>
		<category><![CDATA[ray]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tcdd]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[tren tur kartı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye turu]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2071</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul’da yaptığımız rota planlamasına göre ilk günü Eskişehir’de geçirip doğrudan Kayseri’ye geçecek ve kısa bir süre Kayseri’de kaldıktan sonra Mersin, Adana, Gaziantep üzerinden Mardin’e geçecektik. Ama trenle doğuya gitmenin büyük bir sabır gerektirdiğini fark edip hemen akabinde çark ettik. Doğuyu gezmek istiyorsanız nokta atışlar yapmalısınız. Trenle, tarım işçilerinin yollarda olduğu vakitlerde otuz saate yakın tren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2070" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="karatren" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/1.jpg" alt="karatren" width="420" height="315" />İstanbul’da yaptığımız rota planlamasına göre ilk günü Eskişehir’de geçirip doğrudan Kayseri’ye geçecek ve kısa bir süre Kayseri’de kaldıktan sonra Mersin, Adana, Gaziantep üzerinden Mardin’e geçecektik. Ama trenle doğuya gitmenin büyük bir sabır gerektirdiğini fark edip hemen akabinde çark ettik. Doğuyu gezmek istiyorsanız nokta atışlar yapmalısınız. Trenle, tarım işçilerinin yollarda olduğu vakitlerde otuz saate yakın tren yolculuğu çekilecek bir şey değil. Yoldayken rota üzerinde ufak tefek değişikliklikler yaptık. Kayseri’de vakit geçirip aynı gece Ulukışla üzerinden Konya’ya gitmeyi düşünüyorduk ama TCDD’nin imkanları buna izin vermedi. Rotada tutturamadığımız tek yer Konya oldu, o da içimizde kaldı zaten.</p>
<p>Tren yolculuğu genel olarak zevkli bir şey ama maalesef trenler zannedildiği gibi değil. TCDD son yıllarda büyük girişimler yaptı, kendisini geliştirmeye adadı. Bu benim sadece dışarıdan gözlemlediğim bir durumdu ama rayların üzerine çıktığımız zaman durumun hiç de tahmin ettiğimiz gibi olmadığını fark ettik. Öğrendiğim kadarıyla raylı ulaşım şu anda bir devlet politikası ve hükümet bu konunun üzerine fazlasıyla düşmeye çalışıyor. Trenlerin bakımdan geçirilmesi, dışarıdan görüldüğü zaman insanı cezbediyor fakat trenlerin içinde büyük bir değişiklik yok. Mesela tuvaletlerin bakımsızlığını, vagonlar arasındaki eşitsizliği, kesin vardır denilen yerlere tren olmamasını buna örnek olarak gösterebiliriz. TCDD Genel Müdürlüğü bu gelişim hamleleri neticesinde vagonlardan bazılarını konferans vagonu olarak tasarlamış. Bir konferans salonuna, yönetim kurulu toplantısına gerekli olan her şey var içinde. Ama merak ediyorum kaç iş adamı kullanıyor bunu. İstanbul’daki evinden yine İstanbul’daki iş yerine helikopterle giden bir iş adamını hangi güç trene bindirir bunu ayrıca merak ediyorum. Tribünlere oynamak diyebiliriz buna.<span id="more-2071"></span></p>
<p>Trenlerdeki en büyük sorun çocuklar. Emir ve beni yakından tanıyanlar çocukları ne kadar sevdiğimizi bilirler ama trende durum değişiyor. Oradaki her çocuğu tekmelemek istediğimi dün gibi hatırlıyorum. Çünkü gecenin saat ikisinde ağlamaya başlayan bir çocuk hiç de sevimli olmuyor. TCDD, konferans vagonuyla uğraşacağına bu çocuklara bir çözüm bulmalı. Bana sorarsanız bilet almaya gelenlere çocuklu olup olmadıkları sorulmalı ve çocuklu aileler aynı vagonlara yerleştirilmeliler. Altmış kişilik bir vagonda ağlamaya başlayan bir çocuk minimum otuz kişinin uykusunu da piç edebiliyor. Yani her vagonda üçer çocuk olsa yolcuların yüzde yetmişbeşi ertesi güne uykusuz başlayacak. Zaten çocuklu aileler uykusuzluğa alışkındır ve bir başka çocuk yüzünden uyandırılmayı fazla önemsemezler. Bu durumun çözüme kavuşması trenin ikinci kez kullanılmasına sebep olur, talep artar. Ama şu anda trenle uzun bir yolculuk teklifi gelse iki kere düşünürüm.</p>
<p>Anadolu’da ulaşım ciddi bir sorun ve büyük bir kazanç. İki adımlık yola belli araçlarla gitmek zorundasınız. O yüzden İETT’ye bundan sonra küfür etmemeye karar verdim. Aynı şehir içinde bir yerden başka bir yere gitmek neredeyse 10 liraya patlıyor. Mesela İzmir-Selçuk arası 7 lira. Binmeye mecbursunuz, yapabileceğiniz hiçbir şey yok. O yüzden Anadolu’yu görmeden İETT’ye laf etmeyin. Selçuk’tan Meryem Ana’ya gitmek taksiyle 40 lira civarında bir şey. Her şey merkezlerde güzel ama İstanbul’un varoşları bile merkezle aynı ücretleri ödüyor.</p>
<p>Bu geziyle Anadolu insanını yakından tanıma fırsatını yakaladık. Bazı bölgelerde hiç sevilmedik ama bazı illerde halkın çok kanı kaynadı bize. Belki yüz kişiyle oturup sohbet etme imkanı bulduk. Zaten farklı birilerini gördükleri zaman hemen konuşmak istiyorlar. Biz de konuşmaya meraklı olunca hoş sohbetler çıktı ortaya. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirimki Allah, Anadolu’yu İstanbul’un zilletinden korusun.</p>
<p>Gezi boyunca çok fazla yürüdüğümüzü söyleyebilirim. Totalde 30 kilometrenin üzerinde yürüyüş yaptık. Amaç farklı olunca yorulmak da aklına gelmiyor insanın. Bulduğumuz her dağa, bayıra, taşa, kayaya tırmandık. Ayaklarımız kirden pastan simsiyah oldu. “Tertemiz vücudun insan sağlığına zararı olabilir, kirlenmek de bir ihtiyaçtır belki” diye düşünerek duşa girmemeye çalıştım günlerce. İstanbul’da her gün duşa girince “Kirlenmek güzeldir” diyenleri anlayamıyorsunuz ama kirlenmek gerçekten güzelmiş. Asıl özgürlüğü, içinizden geldiği gibi kirlendiğiniz zaman hissediyorsunuz. Zaten ha deyince de banyo bulamıyorsunuz bu şekilde yola çıktığınızda. Doya doya zevkle kirlendim ama İstanbul’a gelince hayat tekrar değişti, soluğu yine banyoda aldım, bütün emeğim boşa gitti yani.</p>
<p>Telefonlarımı kapattım, gazetelerden ve televizyonlardan uzak durarak beynimi temizledim bu turda. Birçok önemli tecrübe kazandım, sabitleşen fikirlerime ilk baltayı önce kendim vurdum gezinin sonunda. İstanbul’da doğup büyüyen bir adamın başka bir yerde yaşayamayacağını farkettim. Ama ‘ara sıra kaçmak lazım İstanbul’dan’; bunu da not ettim bir kenara.</p>
<p>Yazacak, söylenecek çok şey var; bu girizgah olsun şimdilik.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/1-300x225.jpg' length ='21976'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Neden geldim İstanbul’a!?</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/neden-geldim-istanbul%e2%80%99a.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/neden-geldim-istanbul%e2%80%99a.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 21:56:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2063</guid>
		<description><![CDATA[Çünkü tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıymış. Bitirdim tatili döndüm yuvama. Koca tatil boyunca bana İstanbul’u hatırlatacak her şeyden uzak durdum. Bir tek Emir Akın’dan ayrılamadım. Eksik olmasın yalnız bırakmadı beni, turu birlikte tamamladık. Kars’a ya da Mardin’e kadar gitmeyi planlamıştık ama evdeki hesaba çarşıya uyduramadık. Zaten gezinin dışındaki hiçbir hesap da çarşıdakiyle tutmadı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2065" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="istanbull" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/istanbul11.jpg" alt="istanbull" width="420" height="314" />Çünkü tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıymış. Bitirdim tatili döndüm yuvama. Koca tatil boyunca bana İstanbul’u hatırlatacak her şeyden uzak durdum. Bir tek Emir Akın’dan ayrılamadım. Eksik olmasın yalnız bırakmadı beni, turu birlikte tamamladık. Kars’a ya da Mardin’e kadar gitmeyi planlamıştık ama evdeki hesaba çarşıya uyduramadık. Zaten gezinin dışındaki hiçbir hesap da çarşıdakiyle tutmadı. Aklımıza koyduğumuz her şeyi yaptık. Rahatladık, stres attık, kafayı dinledik. Canlandık ve kendimize geldik. Dönüş yolunda öbür tatilin planlarını yapmaya başladık.</p>
<p>Tatil sadece yaz aylarında yapılmıyormuş, bunu da keşfetmiş olduk. Yeni yüzler gördük, farklı şivelerle sohbet ettik, yeni lezzetler tattık. Çok şeyi tecrübe ettik; çok gezenin çok okuyandan daha bilgili olduğunu söyleyenlere hak verdik. Kilometrelerce yol yürüdük, üç saatlik uykuyla da zinde kalınabileceğini farkettik. Çaresizlik psikolojisinin insana neler yaptırabileceğini anladık. Özetle, ufkumuzu genişletip döndük evimize.</p>
<p>Bu, hoşbulduk yazısı olsun; İstanbul’a alışınca detayları da gelir nasılsa.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/neden-geldim-istanbul%e2%80%99a.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/08/istanbul1-300x224.jpg' length ='16945'  type='image/jpg' />	</item>
	</channel>
</rss>
