Etiket Arsivi: sinema

Yahşi Batı ve Cem Wayne

Yahsi BatiÖyle bayıla bayıla komedi filmi izleyen bir adam değilim. Lisede okuldan kaçıp gittiklerimiz hariç, herhangi bir komedi filmi için sinemaya gittiğimi de hatırlamam.

Görevi espri yapmak olduğu için espri yapanları izlemek yerine, gayet ciddi bir işin, filmin ortasında ince espriler yapanları izlemeyi tercih ederim. Komedi filmi izleyip “hadi bi espri olsa da gülsek” diye beklemek yerine, Anatomy of a Murder’ı izlerken avukatın diğer avukata inceden dokundurmasını, kelime oyunları yapmasını izlemek daha hoş.

Haliyle, Cem Yılmaz’ın filmlerini de bayıla bayıla izlemiyorum. Ama komedi filmi yaptığını iddia ederek ortaya çıkanların arasında, en azından işine önem, filmlerine emek verdiğini görüyorum.

Cem Yılmaz aslında hayallerini gerçekleştiriyor. Bir nesil western filmlerini, uzay filmlerini izleyerek büyüdü, buna Cem Yılmaz da dahil. Ve hepimiz küçükken o ortamlarda bulunmanın hayalini kurduk. Kovboy çizmeleriyle, şapkalarıyla dolaştık, mantar tabancalarıyla düellolar yaptık.

Cem Yılmaz bizden şanslıydı. Çocukluğunu etkileyen, sevdiği şeylerle uğraşmayı kendine meslek edindi. Kara Şimşek temalı Opet reklamlarından tutun da, biraz önce izlediğim Yahşi Batı’ya kadar tüm işleri sevdiği o güzel filmlerin etkisiyle oldu. (O talihsiz kaza olmasa çekilmiş olan diğer reklamlar da yayınlanacak, belki bir yol filmi bile gelecekti arkasından, kim bilir.)


Devam

29 Ekim kutlu olsun!

fireworksBugün 29 Ekim. Sıradan bir gün değil.

Bugünü bizimle birlikte kutlayan o muhteşem kişinin ismi bile başka hiç kimse tarafından kullanılmadı.

Kısacık güzel saçlar, bakışları insanın içine işleyen yeşil gözler başka hiç kimsede bu kadar etkileyici duramazdı.

Başarılarını küçümsemek isteyenler 163 cm olan boyuyla dalga geçtiler. O’nun işlevi boyundan büyüktü!

Küçük bir kasabada doğmuştu. Çocukluğunu geçirdiği çiftlikte elektrik bile yoktu. O, bu fakirliği umursamadan hedefine yürüdü.


Devam

Alexander the Gayreat!

alexanderBir film düşünün. Oliver Stone çekmiş, Colin Farrell, Val Kilmer, Jared Leto gibi adamlar oynamış. Rosario Dawson bile var. Yetmez mi? Müziklerini de Vangelis yapmış!

Filmi açıyorsunuz, Vergilius’un Aeneid’den bir dizesi geliyor ekrana: Şans cesurun yanındadır. (Hastasıyım bu sözün)

Babil desenleriyle süslü intronun ardından, bir Babil sarayında ak sakallarıyla hikâye anlatan Anthony Hopkins çıkıyor karşınıza. Mekânlar güzel, kostümler harika. Sonra Angelina Jolie geliyor, elinde yılanlarla çocuğuna sarılıp hikâyeler anlatıyor.

Üstelik filmin adı Alexander!

Büyük İskender hakkında her bulduğunu okuyup az çok bir şeyler öğrenmiş biri olarak, “çok önyargılı davranmışım, harcamışım güzelim filmi,” diye düşünüp keyif moduna geçiyor ve izlemeye başlıyorum.


Devam

Polis çocuk dövdü! Pis!

johnny guitar danceJohnny Guitar‘ı hatırlayan var mı? Nicholas Ray’in 1954 yılında çevirdiği western & film-noir tarzı güzel bir yapımdı. Hani şu “hayatta bir fincan kahve ve iyi bir sigaradan daha güzel bir şey yok,” diyen adamın gitar çaldığı film. Filmi hatırlayan pek olmasa da film sayesinde ünlenen Johnny Guitar şarkısını herkes hatırlar. Özellikle enstrümental Spotnicks versiyonunu.

Çok güzel diyaloglar vardı filmde. Film-noir tutkumun bir nedeni de iğnelemelerle dolu bu diyaloglar zaten.

Johnny: Kaç erkeği unuttun?

Vienna: Senin hatırladığın kadınlar kadar.
Devam

Aşka aşık olanlar

Lionel Dobie Kapris No: #~Belirsiz~:

- Beni seviyor musun?
- Seviyor muyum? Seviyorum tabii ki, evet.
- Seni terk edersem ne yaparsın?
- Ne mi yaparım? Çatıya çıkıp vurulmuş bir köpek gibi bağırırım.
- Ama ben seni sevmiyorum.

Kapris No: #~Sonsuz~:

- Beni seviyor musun?
- Seviyorum tabii ki, evet.
- Benim için her şeyi yapar mısın?
- Ne yapayım? Söylemen yeterli.
- Şunları görüyor musun? Git ve direksiyondakini dudaklarından öp, yeniden konuşalım. (Yağmurlu gecede, sokağın köşesinde beklemekte olan polis arabasını gösterir.)
- Ne!?
- Hadi, beni ne kadar sevdiğini göster.
- Yapınca ne olacak ki?
- Aşkının gerçek olduğunu anlayacağım. Yapmazsan Üçkağıtçıların Kralı’sın. Eşyalarımı toplar giderim.

Bu diyaloğu yaşasanız ne yapardınız? Hatta kızın dediğini yaptıktan sonra yine de sizi bırakıp giderse ne yapardınız?
Devam