Etiket Arsivi: sinema

İçimde tutacak halim yok! -1-

*Küçükçekmecelilerin yerel bir oyunu olsa ya Küçükçekmece diye.

*Atatürk at yarışları için konuşmuş: “At yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır!”

*Atatürk, Antalya için de konuşmuş: “Hiç şüphe yok ki Antalya dünyanın en güzel yeridir!”
Devam

Şeriatla korkut, faşizmle yönet

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Can Dündar hakkında soruşturma başlatmış. Çünkü Can Dündar, Mustafa filmiyle topluma çok kötü örnek olmuş, yüce önder Atatürk’ü olmaması gereken şekilde göstermiş.

Aslında böyle bir davanın açılmasını bekliyordum hatta bunca zaman açılmamış olmasına şaşırmıştım. “Geç olsun güç olmasın” demişler ve davayı açmışlar şimdi.

Suçlama bol:

Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’a muhalefet. Şikayet dilekçesinde denmiş ki, “Filmde Atatürk’e pofur pofur sigara içirterek Türkiye tarihinin en büyük sigara reklamı yapılmaktadır. Gençlerin etkilenmemesi için film derhal gösterimden kaldırılmalı, yönetmeni cezalandırılmalıdır.”

Birileri Orhan Kural ve Ahmet Ercan’a (bu adamlar da yoldaki vatandaş değil ha, anlı şanlı İTÜ profesörleri) bu yapımın bir TV dizisi değil, bir sinema filmi olduğunu hatırlatmalı.
Devam

Edebiyatçı değil masalcı: Mario Puzo

mario puzo“Ben bir edebiyat adamı değil, sadece iyi bir hikaye anlatıcısıyım.”

Mario Puzo

15 Ekim 1920′de doğan Mario Puzo, İtalya’dan ABD’ye göç etmiş, son derece fakir bir ailenin çocuğudur. Aklı fikri kitaplarda olmasına rağmen ailesinin ekonomik durumu, yazabilmesine uzun süre engel olur. Fazla serseri ruhlu bir çocuk olduğundan, gençliğini kumar oynayarak geçirir. Otoriter annesinden çekindiği için gangster olamaz, kumarı bile gizli gizli oynar. Gençliği Manhattan’da, Hell’s Kitchen civarında geçen bir İtalyan göçmeni için sessiz sakin oturmak pek zordur. Sürekli gördüğü ve duyduğu Sicilya mafyasına özenir ancak aralarına girmeyi bir türlü başaramaz. Emir almayı sevmeyen biri olmasına rağmen kavgayı, adam öldürmeyi legal kabul eden tek kurum olan askeriyeye yazılarak içindeki özgür ruhu(!) burada açığa çıkarmayı dener.
Devam

Hangi düşman, neden düşman?

Geçen gün Patricia ile eskilerden bir film izleyelim dedik. Kız tuttu Saving Private Ryan, dedi. “Tamam kardeşim güzel film de, gına geldi artık,” desem de dinletemedim. Bu Amerikalılara biraz film noir, biraz Fransız sineması tanıtmak lazım geldiğini düşündüm. Gerçi “Troia neden Türkiye’de çekilmedi, bana en iyi Türk filmi hangisi söyler misin, Kurtuluş Savaşı’nın, İstanbul’un Fethi’nin filmi var mı” gibi sorularına cevap yetiştirmek daha zordu; bir Amerikalı’nın yanında Hollywood’un -klişeleşmiş de olsa- kaliteli eserlerini eleştirmek zor durumda bırakıyormuş yurdum insanını, bunu da fark etmiş oldum. Özeleştiri bir yere kadar tamam, sinemamızı kendi aramızda eleştiriyoruz da, bir yabancının dalga geçme mahiyetinde olmadan, şaşkınlıkla sorduğu sorular insanı sinemadan soğutuyor emin olun.
Devam

Somali’nin kara belası ABD

Somalili korsanların patırtısı üzerine korsanlara ilgimiz arttı bu sıralar. Ama bugün konu başka. Hükümetlere bağlı çalışan korsanların arkasında belli bir güç olurdu eskiden. Somali korsanlarında o güç yok. Somali’nin hiçbir yanında dünyaya kafa tutacak bir güç yok.

Osmanlı’dan arta kalan topraklara mal bulmuş mağrıbi gibi yığılan Avrupalıların sayesinde, diğer Afrika toprakları gibi Somali de Avrupa ülkelerine peşkeş çekildi. Kuzeyi İngiliz Somalisi, güneyi İtalyan Somalisi olmak üzere iki parça olarak yönetilen ülke, 1960 yılında birleşerek Somali adını aldı.
Devam