Etiket Arsivi: ticaret

Limonata savaşı

bir surahi buzz gibi limonYeni pazarlar açan firmaları seviyorum. Açacağı yeni yolun tüm riskini üstlenen bu girişimciler başarısız olduklarında kimseye dertlerini anlatamazlar, tüketiciden ve rakiplerinden yedikleri beceriksiz yaftasıyla köşelerine çekilmek zorunda kalırlar. Ancak başarılı olurlarsa rakipler anında taklit ederler.

Yıllardır pastanelerde, büfelerde satılan limonatayı şişelemek Uludağ’ın fikri sanıyordum, değilmiş. Cappy 2001 yılında denemiş bunu, başaramayınca bir daha denememiş.

Fakat Uludağ geçen yıl o kadar başarılı bir deneme yaptı ki, büfelerde ayaküstü atıştırırken içtiğimiz limonata bir anda en popüler şişe içeceklerden biri haline geldi.
Devam

Çok sosyal kulüp Beşiktaş

kizilayBen tatildeyken olmuş bu olay. Daha yeni inceledim neymiş ne değilmiş diye. Beşiktaş, formasının sırtına Kızılay’ın reklamını almış. Sosyal kulübüz, halkın takımıyız, yardımseveriz teranelerinin son şekli. Başkan Yıldırım Demirören olayla ilgili “Bunları yaparsak Beşiktaş sevgisini, dürüstlüğünü insanlara gösteririz. Beşiktaş gibi bir kulüp senede 2-3 milyon dolar kazanacak diye formasının sırtına reklam almaz. Türk Kızılayı’nın reklamıyla gelecek hafta sahaya çıkacağız. Bu şekilde topluma Kızılay’ın önemini anlatmak istiyoruz’’ demiş.

Sen kulübünde çalışan personelinin maaşını paramız yok diye vaktinde yatırma, maaşı taksit taksit vererek parayı piç et, kredi taksidi olanlar senin yüzünden bir sonraki ay faiziyle ödesin, 4 yıl içerisinde bir kere zam yap, en başarılı branşın olan hentbol takımına para yüzü gösterme, amatör branşların kan ağlasın ondan sonra da sosyal kulübüz, dürüstüz, kılız, yünüz; 2-3 milyon dolara kafamız girsin diye dolaş ortada.

Ya reklam verecek kimseyi bulamadılar ya da gerçekten ahmaklar. Personel maaşını iki kuruş faiz gelsin diye ayın yedisinden önce yatırmayan kulübe mi kalmış sosyal sorumluluk çerçevesinde ücretsiz reklam almak.

Beşiktaş gibi bir kulüp senede 2-3 milyon dolar kazanacak diye formasının sırtına reklam almazmış. Yürü be kartal parçası, ayranın yok içmeye atla gidiyorsun çeşmeye!?

Bu yüzyılda bu zihniyetle köy yönetmeye kalksan davar sürüsü vermezler adamın eline.

Haydi bana yalan söyle

pinokyoHiç eskimeyen bir geyik vardır ülkemizde. “Türkler zeki ama kafa hep üçkağıda çalışıyor hacı,” deriz. Bununla içten içe övündüğümüzü bile düşünüyorum. Almanya’da devleti kandırmaya çalışan gurbetçilerin, ABD’de tüketici haklarını kötüye kullanarak mağazaları mağdur eden sözümona zeki adamların hikayeleri anlatılır durur.

Toplum olarak yalancıyız. Ve bizi yalan söylemeye devletimiz alıştırdı.

Milletlerin zeka düzeyleri hakkında herhangi bir araştırma okumadım, bilmiyorum. Şu millet bu millete göre daha zekidir, en akıllı millet şudur gibi bir araştırma sonucu yok elimde.
Devam

Sokak sütü öldürür!

sut super bisey!Zamanında adamın biri demişti ki, “gelecekte sınırları devletler değil şirketler çizecek.” Uluslar arası çalışan şirketlerin devletleri savaşa sürükleme başarılarını da gördükten sonra bu söze inanmayan kalmamıştır sanırım. Bilirsiniz, fazla semirmiş ulusal şirketler, devletin ithalat kurallarını, vergilerini bile değiştirme yeteneğine sahiptir.

Eğer yeterince gelişmişse bir şirket, piyasayı kendi çıkarlarına göre düzenlemekte hiçbir sakınca görmez. Fakat bazı sektörler vardır ki, büyükler firmalar bir türlü yenişemezler. Misal; tavuk & piliç sektörü. Büyükler bir türlü yenişemediği için ufakları elemenin farklı bir yöntemini buldular: Kuş Gribi.

Köy yumurtası almayın, köylerden tavuk almayın, kuş gribi olursunuz! Kuş gribi esnasında tavuk firmalarının borsada dip yapan kağıtları, bir süre sonra gayet güzel yükseldi. (Yalan yok, iyi kazanmıştım Banvit’ten) Kuş gribinden bir süre sonra da televizyonlarda tavuk firmalarının kurduğu bir derneğimsi kurumun reklamlarını görmeye başladık. “Hey bakın, bizim fabrikalarda herkes galoş giyer, maske takar. O kadar sağlıklı bir ortamda çalışıyoruz ki, tavuklarımız gribi bırak, nezle bile olmaz!”


Devam

Meşhur Phileas Köftecisi

phileas kofte otobusuBitanecik Başkanım Kadir Topbaş;

Seçimlerde rakibiniz Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermedim. Ankaralı Namık, Ankaralı Turgut, Ankaralı Yasemin derken bir de Ankaralı Kemal çıksın istemedim başımıza. Peki size verdim mi? Yoooo… Saray Muhallebicisi’nin önü açılsın diye İstiklal Caddesi’ndeki ağaçları kestiğinizden beri size de oy yok.

Ne kadar dürüstüm değil mi? Ama konumuz farklı bugün.

İstanbul’un dillere destan trafiğinde beklerken, “ömrümüzün üçte ikisini E-5 trafiğinde tüketirsek kalan üçte biriyle üçün birini alacak vaktimiz olur mu?” diye salak salak düşüncelere dalardım eskiden. Ama son zamanlarda sizin metrobüslere bakıp daha farklı düşüncelere dalıyorum.
Devam