Tek eksiğimiz minareydi

cami
Geçtiğimiz günlerde İsviçre’de minare yasağı için referanduma gidildi. Çoğunluk minare yasağına “Evet” dedi. Minareler yasaklandı. Bu kararı, birçok müslüman epey şaşırtıcı buldu. Medyamız da her zamanki gibi verdi gazı: “Bu ne biçim iş, nerede din özgürlüğü? Minaremizi isteriz, heyt höyt…” Gâvur çok da düşünürdü senin özgürlüğünü. Sen daha kendi ülkende özgürlüğünü oturtamamışsın, gâvurdan özgürlük bekliyorsun. Bu ne perhiz, bu ne İsviçre çikolatası!

Hem senin ne haddine İsviçre’nin kararına dil uzatmak, sen değil miydin yıllar önce Medeni Kanunu’nu İsviçre’den ithal eden? Nasıl ki İsviçre Medeni Kanunu “Kadın ile erkek eşittir!” demişti, sen de buna iman etmiştin; “Minare yasaktır!” dediğinde de oturup yerine iman edeceksin. Çağdaş olacaksan, ileriye gideceksen, muasır medeniyet olacaksan; Kitap’ını bir kenara atacaksın. Ölülere okuyabilirsin, evinin duvarına asabilirsin, minik boyuttakilerini arabanın ön camına ya da göğsüne takabilirsin. Aksesuara eyvallah, ama hükümleri eski be kardeşim. Kaç sene oldu?

“Dinlerarası Diyalog” diye bağıran gafil bir müslüman olabilirsin, ya da minare yasağını kınayan müslüman bir devlet başkanı, ya da gâvurdan medet uman saf bir vatandaş, veyahut Avrupa Birliği rüyasıyla yanıp tutuşan bir batı manyağı… Kitap, Bakara – 120’de demiş ki: “Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.”

İyi ki bu hükümler zaman aşımına uğradı, yoksa halimiz nice olurdu?

Bookmark and Share

34 Yorum

bi dost  December 1st, 2009 tarihinde demis ki;

dinlerarası diyalogun bu hükümleri zaman aşımına uğrattığını falan düşünmüyorum. yorum farkı..

bosbogaz  December 2nd, 2009 tarihinde demis ki;

Zaman asimina ugrayan Allah’in hukumleri degil, bizim inancimiz. Biz kendi icimizde muslumanlara azinlik muamelesi yaparken, elin gavuru yapinca niye tuylerimiz kabariyor ki? Laik bir ulkenin, baska bir ulkenin minareleriyle ne isi olur? Yoksa dis islerde musluman, ic islerde laik miyiz?

Albatros  December 5th, 2009 tarihinde demis ki;

Minarenin yasaklanmasının müslümanlara hiç bir zararı yok, ibadet ve yaşayışlarda da bir eksikliğe yol açmaz.
Son zamanlarda Avrupa’da müslümanlara karşı çeşitli provakasyonlar yapılıyor. Hassas noktalar kaşınıyor, ateş varsa benzin dökülüyor. Bu komplolar, neo-conların tasfiyesinden sonra ABD ile İslam dünyasının arasındaki buzların kırılmasına tepki olarak mı planlanıyor. Neo-conların yerine Avrupalılar mı konulmak isteniyor?
Mesela: Hristiyan-Müslüman düşmanlığı zirve yaparsa bu sırada Filistin’de yapılacak bir katliama Avrupa tepki verir mi? Pis bir satrancın bir parçasını mı seyrettik?

Ömer Yavuz  December 5th, 2009 tarihinde demis ki;

@Albatros

Bosna Hersek’te ses cikardilar mi? Filistin’i kim takar?

Albatros  December 5th, 2009 tarihinde demis ki;

@ Ömer Yavuz
Aynı şeyden bahsettiğimizden eminmisiniz?

Eğer bir satranç oynayan varsa,
“hadi öldürelim bunları, Bosna Hersek’te ses cikardilar mi? Filistin’i kim takar?” diye mi düşünür yoksa bir kaç atraksiyonla Filistin’i kimsenin takmamasını temin etmeye mi çalışır?

Ömer Yavuz  December 5th, 2009 tarihinde demis ki;

@Albatros

“yapacak olan yapar” demek istiyorum, islam dunyasini kim takar?, musluman alemi maymun olmus durumda, muslumanlar kendi iclerinde birbirine dusman, yani sizin gibi ortada bi “satranc” oynandigini dusunmuyorum, gerek yok cunku

zaten islam ulkeleri kukla olmus durumda biliyosunuz, guclu gucsuzu güder, bu hep boyle olmustur

Albatros  December 5th, 2009 tarihinde demis ki;

@ Ömer Yavuz

Beni hayal kırıklığına uğratıyorsunuz. Ben Avrupa’nın verebileceği tepkiden bahsediyorum, siz İslam dünyasının tepkisinden bahsediyorsunuz.
Kusura bakmayın ama ya çok yüzeysel okuduğunuz için ne dediğimi anlamıyorsunuz veya polemikten hoşlanıyorsunuz.
Takıldığınız konuda haklılık payınız var ama İslam dünyasının asıl problemi, siyaseti uzunsoluklu bir savaş (satranç gibi) yerine her etkiye bir tepki yöntemi ile sürdürmesidir. Tepkilerin öngörülebilir olması halinde güdülmesi tabii ki kolay olur.
Delinin kuyusunun biraz daha derin olduğunu zannederdim.

bosbogaz  December 6th, 2009 tarihinde demis ki;

Bunun filistinle ne alakasi var? Bir ulke insan haklari sucu isledi. Referandum sonucu bu ulke icin tam bir utanc kaynagi oldu. Isvicre moderlik yonunde geriye yurudu. Mesela yani biz bundan avrupa filistine kayitsiz kalabilir mi sonucu cikardik. Turk insani paranoyanin limitlerini zorluyor…

Ömer Yavuz  December 6th, 2009 tarihinde demis ki;

@Albatros

pek aciklayarak yazmadigim icin yuzeysel geliyorum size, ayrica ayri tellerden caliyoruz, bisey daha soyliyeyim (buna da katilmicaksiniz) : “islam dunyasi diye birsey yok diyorum aslinda”, osmanli’dan sonra islam dunyasi silindi dunya sahnesinden, kendi iclerinde maymunsal sorunlarla basbasa birakildi, ulkemiz zaten ortada, e arap dunyasi zaten ortada, o yuzden sizin kaygilariniz yersiz bana gore, ati alan uskudari gecmis demek istiyorum

Albatros  December 7th, 2009 tarihinde demis ki;

Galiba problem bende, ne demek istediğimi yeterince açık yazamadım.
Minare yasağı umurumda değildi. Hollanda’da öldürülen müslüman kadın gibi son zamanlarda Avrupa’da müslümanlara yönelik saldırıların bir serisi olarak minare yasağı önemliydi benim için.
Muhtemelen siz temel haklar zaviyesinden özellikle minare yasağına kilitlendiğiniz için yeterince açık yazmadığım seriye dikkat edemediniz.
Avrupa’da tırmanan müslüman düşmanlığının provakatif bir terör eylemi ile keskinleştirilmesinden korkuyorum. Bu düşmanlık keskinleştikten sonra dünyada müslümanların yaşam haklarına karşı işlenen suçlara Venezuela’dan başka itiraz eden olmayacaktır. Bu defa da anlatamadıysam eğer bu kuyuda benim yerim yok demektir.

bosbogaz  December 8th, 2009 tarihinde demis ki;

Albatros,
ABD’de ilimli bir dis politika varsa bunun sebebi demokratlarin is basinda olmasidir. Tarihsel acidan baktiginda Cumhuriyetciler savas baslatir, demokratlar savas bitirir. Simdiki baskan 3 sene sonra yeniden secilmesse, senin tasfiye edildigini belirttigin neoconlarin tekrar hortladigini goreceksin. Bu Amerika’nin siyasi yapisindan kaynaklaniyor. Secimlerde ya demokrat gelecek ya cumhuriyetci. Bunun bir alternatifi yok.
Gelelim Avrupa’ya, avrupadaki birlik hicbir zaman ekonomik bir birlikten oteye gitmedi. Yasanan tarihi olaylar sirasinda avrupanin bir turlu agirligini koyamamasida bunun delilidir. Ruvanda katliyamini avrupa seyretmekle yetindi. Ayni sekilde avrupanin ortasindaki Bosna katliyamini Amerikan iradesi bitirdi. Yine amerika irak’a girdiginde, birlik tek bir ses olmaktan cok uzakti. Kisaca Avrupa’yi amerika’nin federal yapisi icinde gormek zor. Yani soyledigin gibi neoconlarin yerini avrupanin doldurmasi cok yakin bir ihtimal degil.

Albatros  December 8th, 2009 tarihinde demis ki;

iyi tamam söyleyen gitti.

Akay Perker  December 8th, 2009 tarihinde demis ki;

Arkadaşlar bu sitenin amacı farklı fikirleri savunanların, düşüncelerini rahatça paylaşabilmesi. Gidecek-kalacak bir durum yok ortada. Biz daha kendi içimizde düşüncelerimizi rahatça tartışamazken başkalarının bizi anlamasını hiç bekleyemeyiz.

Ayrıca burada Albatros’a da katılıyorum, ortada sadece bugüne ait değil, geçmişten gelen ve geleceğe uzanan geniş çaplı bir oyun var. İster satranç deyin, isterseniz domino deyin adına. İslam dünyasının bugün içinde bulunduğu durum da bu oyunun başarılı hamlelerinden biri.

Uzun süre çalışırsınız, tembelleştirir, cahil bırakırsınız ve yönetmek iyice kolaylaşır. Bunun ardından ufak bir provokatif eylemle yüzbinlerce insanı sokağa dökebilir, içten içe ısıttığınız düşmanlıkları gün yüzüne çıkarabilirsiniz. Bugün hükümet diyerek oylarınızla başa getirdiğinizi düşündüğünüz insanlar da hep bu satrancın piyonları, vezirleri. Vatandaş olarak siz, biz hiçbir şeyiz, piyon bile değiliz.

bosbogaz  December 8th, 2009 tarihinde demis ki;

Keski sucu bizans oyunlarinda aramak yerine kendi basarisizliklarimizi sahiplenebilsek.
Essek olana semer vuran cok olur sozu bizim icin soylenmis.

Albatros  December 8th, 2009 tarihinde demis ki;

Bu suçu başkalarına atmak, kendi kafasızlığımıza bahane aramak değil. Sadece uyanık olmaya çalışmak. Ayrıca bu olayda üzerimizden atmaya çalıştığımız bir suç da yok. Basmakalıp ifadelerle karşı çıkıyorsunuz.

Yaşımız 50 oldu, bir sürü oyun gördük. İktidar için “iti ite kırdıranları” da, “şartları olgunlaştıranları” da gördük. Gün geldi, devlet eliyle işlenen cinayetleri, işkenceleri kendine sermaye yapıp taraftar toplayan örgütleri gördük. Gün geldi dünyanın en zengin generalini çıkarmanın gururunu yaşadık.
Ama bölge halkının PKK’ya neden destek verdiğini yine de anlayamadık. Nasıl olur da cani bir örgüte, normal bir insan destek verebilir anlayamadık?
Çünkü Diyarbakır cezaevinde aslında ne yapılmak istendiğini anlayamamıştık. Mustafa Muğlalı gibi örneklerin aslında ne yaptığını anlayamamıştık. İşin arkasında Bizans oyunları aramaya gerek yoktu. Ama neden dünyanın en zengin generali o dönemde bizdeydi?
Bir konuda haklısınız, bunları anlamazsak semer vuran çok olur.

bosbogaz  December 9th, 2009 tarihinde demis ki;

“bunları anlamazsak semer vuran çok olur.” evet dunyanin nasil dondugunu anlamazisek semer vuran cok olur. Bu konuda haklisiniz. Soylediklerinizin bir cogunda da haklisiniz (bana gore). Benim karsi ciktigim nokta neo-conlarla ve avrupa ile ilgili soyledikleriniz. Belki bu gorusunuzu biraz daha acmak istersiniz. Mesela avrupadan kastiniz ne? neo-conlar nasil tasviye edildi? akibetleri ne oldu?
Psikoloklar hastalarinin karakter yapilarini anlayabilmek icin hastalarina murekkepli kagitlar gosterirler. Hasta kagitlarda ne gordugunu soyler. Psikolog bir inceleme yapar. Ben diyorum ki turk insani her gosterilen kagitta turkiye’ye karsi bir oyun goruyor.
Dunyanin gerceklerini ogrenmezsek bize cok semer vururlar demistik. Burada onemli olan gercekle hayali ayirtedebilmek. Dusunmek analiz yapmak. Ama analiz yaparken tam manada analiz yapmak, salam kaynaklar bulmak. Bunlar yapilmali ki birisi sorguladiginda ulasilan sonuclar ayakta kalabilsin.

Ömer Yavuz  December 9th, 2009 tarihinde demis ki;

@Albatros

Dedikleriniz cogunlukla dogru seyler, satranc cok eskilerden beri tabi ki oynaniyor, ama bence durum biraz da “ortada sican”a döndü, “bosbogaz”in da dedigi gibi “esege semer vuran cok olur”

sizi anlamak istemeyisimin sebebi ise yukarida gecen ayete (Bakara-120) kafayi takmis olmamdi, ayetin icinde gecen “onlarin arzularina uyarsan” dedigi kisim dogrudan bizim ipimizi cekiyor.

Yani bu ayetten gecip sizin kaygilarinizi anlayamiyorum bile, cunku zaten ayet kötü sonla bitiyor.

Tabi inanmayanlar icin sorun yok, inananlar icin ise burasi laik bir ulke, Kitapla Anayasayi birbirine karistirmamak lazim.

Albatros  December 9th, 2009 tarihinde demis ki;

“onlarin arzularina uyarsan” dedigi kisim dogrudan bizim ipimizi cekiyor. (?)
Burayı nasıl yorumladınız bilmiyorum, ayeti bütün olarak alırsanız :
“Dinlerine uymadıkça yahudiler de hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.”
Onların arzularına uymak demek onların dinine uymak olarak kastediği açıkça görülür. Şimdi bu noktada başka itirazlar gelecek ve eksen kayması yaşanacak. İtirazlarınıza karşı peşinen şunu söyleyeyim:
Bosnalılar (vaktiyle) yaşayış olarak bizden çok onlara benzemesine rağmen onlardan razı olmadılar ve katliam sırasında uzun süre kulaklarının üstüne yattılar.
Dolayısı ile onların arzusuna uymak gibi bir durumumuz söz konusu değil, “doğrudan bizim ipimizin çekilmesi de söz konusu değil.”
Benim kastım onlara şirin görünelim de bizi korusunlar şeklinde anlaşılmışsa üzülürüm. Adamların iyi kötü bir adalet anlayışı var, dünya dengeleri açısından adaletli olabilmeleri önemlidir. Hatta mümkünse daha adil olabilsinler, kafir olmaları adil olmalarına engel değil, Nuşirevan da adildi, Habeş Kralı da adildi.
Ama aramıza kin – nefret girerse, korku girerse adalet yerini zulme bırakabilir. Avrupa’nın yeniden ortaçağ karanlığına dönmesi, cadı avına başlamasını kim ister?
“Türk insanı gösterilen her kağıtta Türkiye’ye karşı oyunlar görür”
Kısmen doğru bir tespit, ama aynı zamanda tehlikeli.
Doğru: Çünkü bazen öyle şeyler söylüyorlar ki, sanki düşman tanrı kadar güçlü. Her şeyi biliyor, her şeyi görüyor, her şeyi planlıyor ve her şeye gücü yetiyor. Halbuki karşımızdakiler de insan, teknolojileri ne kadar ileri olsa da, ne kadar plan yapsalar da, ne kadar kuşatsalar da, mutlaka zayıf bir noktaları var. Ne kadar güç durumda kalsak da mutlaka sağlam bir yanımız var.
Tehlikeli: Çünkü sağlam yanımız ferasetimizdir. Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz. Akleder, düşünür, tedbir alır. Her düşüneni komplo teorisi üretmekle itham ederseniz düşünen adam bulamazsınız. En sağlam tarafımızı bizat kendiniz yokedersiniz.
Mahir Kaynak güzel bir metoddan bahsediyor. “Bir olayı varsa, önce sonucun kime yarayacağını hayal edin.”
Neoconların ne olduğunun ne önemi var? Ortadoğudaki dengeler için kullanıldılar, taşlar önemli ölçüde yerinden oynatıldı, dünyanın nefretini üstlerine topladılar ve görevleri bitti. ABD şimdi daha bir barış yanlısı güya. Yeni kötü adamlar lazım. Daha oynatılacak taşlar var. Nil’den Fırat’a vaadedilmiş topraklar sevdasından vazgeçilmiş değil. Hiç durmadan devam eden bir savaş var Ortadoğu’da. Bir askeri için bir şehri yerle bir edecek kadar, insan sayısı yapacağı savaşa yetmeyen bir terör devleti; bu savaşta yanında olmasa bile karşısında olmamanı nimet görüyor. Davos’taki surat ifadesinde yanlış hamle yapan bir oyuncunun hayal kırıklığı vardı. Dünyanın her yerinde aynı tepkiyi görme korkusu vardı. Adam öldürmeyi ve dünyanın buna sessiz kalmasını sağlamayı çok iyi bilenler sessizliğin bozulmasından korktular.
İşte bu noktada son zamanlarda Avrupa’da seri olarak yaşanan İslam düşmanlığının başka bir anlamı olabileceğini düşündüm. Düşünmekle yanlış mı yaptım, sıradan bir Türk gibi (ki aslında Türk değilim) her şeyi Türkiye’ye karşı mı görüyorum? Komplo teorisi mi üretiyorum? Bu sorular çok önemli değil, önemli olan gerçekten Avrupa ortaçağ karanlığına mı dönüyor?

Ömer Yavuz  December 10th, 2009 tarihinde demis ki;

“onlarin arzularina uymak” meselesini salt dinlerine uymak seklinde bakmamak lazim diye dusunuyorum,
bir ornek: faiz sistemi
daha bir sürü ornek verilebilir
Bircok konuda Kitap’i birakip Bati’ya uymadik mi?

diger dediklerinizde haklisiniz

Aykut  February 23rd, 2010 tarihinde demis ki;

Yine aynı hikaye. Atatürk gâvurların düzenini getirdi. Bizi şeriattan mahrum bıraktı. Gâvurların hepsi kötüdür. İstediğin gibi düşün kardeşim. Sana yakıştırabileceğim tek sıfat yobazdır. Yobazsın. Fetocu nurcu değilsin ama gözümde onlardan farkın yok. Şüpheci olduğunu, düşünebildiğini düşünüyorsun ama daha düşünemediğini fark edebilecek kadar düşünme yetisine bile sahip değilsin.

Eminim ki bir Hıristiyan veya Yahudi olarak doğsaydın hiçbir şekilde düşünmeden araştırmadan kutsal kitaba (o kitabın adı İncil değil Holy Bible’dır, gerçek İncil o kitap değildir) bağlanacak, her dediğini yapacaktın ve eğer ki birisi o kitabın değiştirilmiş olabileceğini söyleseydi ona hiddetle karşı gelecektin. Kitabın değiştirilmemiş olduğuna kanıt olarak da kitapta geçen bu kitap Allah tarafından gönderilmiş ve korunmuştur cümlesini gösterecektin.

Dediğim gibi istediğini düşünebilirsin, bu seni suçlu yapmaz ancak düşündüklerini gerçekleştirmeye çalışırsan her zaman tetikte olan ve öyle olacak olan devletin güvenlik güçleri gereğini yapacaktır. En azından böyle demek isterdim ama bunu yapmıyorsunuz, siyasete karışıp yasaları değiştirmeye çalışıyorsunuz, devletin içine milletin içine yayılıyorsunuz.

Ömer Yavuz  February 23rd, 2010 tarihinde demis ki;

Ben cok sükür ki yobazim ama sen beyni yikanmis milyonlarca türk gencinden sadece birisin

Aykut  February 25th, 2010 tarihinde demis ki;

Yobaz olduğun için şükrediyorsun gerçek yanılgı içinde olan sensindir.

Eminim ki birisi Kuran’ın değiştirilmiş olup olmadığı hakkında araştırma yapsa taşlamaya kalkarsın.

Hiç istemesem de insanların cehaleti beni sinirlendiriyor, ortam geriliyor, güzelce tartışamıyoruz.

—————————————

Bana söyler misin hangi Arap ülkelerinde insanlar dinini hakkıyla yaşayabilecek kadar özgür? Bu ülkelerin hangilerinde din layıkıyla yaşanıyor ve insanlar köleleştirilmiyor ve bu şartların ikisini birden uyan ülkelerin hangilerinin vatandaşları dininin gereğini ve insanlığın gereğini yerine getirerek Dünya’da ezilenlerin yanında duruyor veya durabiliyor?

Daha çok okumanı ve araştırmanı tavsiye ediyorum. Ama hakkıyla okumanı tavsiye ediyorum. Her okumak okumak değildir. Bakmakla görmek farklı şeylerdir. Sen bazı kalıplarından kurtulmadan okursan okuduğun bir işe yaramaz.

Şuraya yazı yazmamın amacı sinirimin geçmesini sağlamak değil, öyle olsa küfür eder rahatlamaya çalışırdım. Ya da kendim için, insanların benim gibi düşünmelerini sağlayarak kendim gibi insanlar içinde yaşamak için de yazmıyorum. 70-80 milyon kişi içinde birbirimize rastlamamız imkansız gibi bir şey. Sadece ve sadece senin iyiliğin için yazıyorum, iyiyi doğruyu görüp daha iyi bir insan olabilmen, dünyada ve ahirette mutlu olabilmen için yazıyorum. Hem de saatlerce okuyor saatlerce yazıyorum. Siteye giriş çıkış zamanlarımı incelersen dün 4-5 saat bu sitede zaman harcadığımı görürsün.

hükümdar  February 25th, 2010 tarihinde demis ki;

iki insan temelde tamamen farklı düşüncelere sahipse tartışmanın da pek anlamı olmuyor. Aykut kardeş; sen sorgulamadan inanmanın zevkini alamamışken, hâlâ şüpheler içinde boğulmak istiyorken, şahsen ben sana-senin yaptığın gibi- uzun uzun yazamam. O yüzden sen boşver bizim iyiyi doğruyu görüp daha iyi bir insan olabilmemizi, dünyada ve ahirette mutlu olabilmemizi. Tasalanacak daha önemli dertler bul kendine. Ya da 4-5 saati 7-8 saate falan çıkar ne biliim başka şeyler düşün. Boşu boşuna yorma kendini.

Aykut  February 25th, 2010 tarihinde demis ki;

…Aykut kardeş; sen sorgulamadan inanmanın zevkini alamamışken, hâlâ şüpheler içinde boğulmak istiyorken…

Bundan zevk alıyorsan cehaletindendir. Sen Kuran’ın değiştirilmediğinden nasıl emin olabiliyorsun? Eğer Hıristiyan olarak doğsaydın onun değiştirildiğini nasıl anlayacaktın? Hıristiyan kalmaya devam mı edecektin? Ya doğrusu Müslüman olmak değil de Hıristiyan olmaksa?

Bir Hıristiyan gelip de sana neden Müslüman olarak kalmaya devam ettiğini sorunca verecek cevabın olmalı.

Bu cehaletinin en büyük kaynağı da içindeki öğrenmeye karşı isteksizlik. Ben bu durumdaki insalara sadece cahil demem, aptal da derim.

hükümdar  February 26th, 2010 tarihinde demis ki;

ooo aykut iyice kontrolden çıkmaya başladın sen. ilk önce yavaş yavaş saydırmalar sonra da hakaret. heralde benim akıllı ya da aptal olduğuma karar vermek sana kalmaz, çok merak ediyosan kimin aptal ya da akıllı olduğunu biraz sabret, mizan-ı kebir kurulunca anlarsın.ama bu anlayış, bu kafayla devam edersen çok acıklı olacak. o gün de savundukların kişi ya da düşüncelerin hiçbirisi de yardıma gelmeyecek.
Sana değişmiş olabileceğinden şüphe ettiğin kitaptan bi alıntı;
“Bakara-13.” Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

Aykut  February 26th, 2010 tarihinde demis ki;

Okuduğun Kuran’ı bile yorumlayamayacak haldeyken senden neler istiyorum. Haklısın çok şey istemişim.

Bakara-13′te söylenen “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.” kısmında anlatılmak istenen; Bu insanların iman etmedikleri ve iman etmedikleri gibi iman edenlere de akılsız diyor olmalarıdır.

Ben iman etmiyorum demiyorum, iman edenlere de akılsız demiyorum. Neden iman ettiğini bilmeyenlere akılsız diyorum. Çünkü senin Müslüman olmanın sebebi, ailenin sana Müslümanlığın doğru olduğunu söylemesidir. Eğer sen Hıristiyan doğmuş olsaydın ailen sana Hıristiyanlığın doğru olduğunu söyleyecekti ve sen de ona inanacak, hatta benim gibi konuşanları belki çarmıha gerecek belki ellerine çivi çakacaktın.

Kıyamet kopana kadar bekleyeceğiz de sonra ne yapacağız? Geri dönme şansımız var mı? Kıyamet kopana kadar bile değil, ömrümüzün sonuna kadar şansımız var. Bu süre içinde doğruyu bulmalıyız. Şanslısın ki Müslüman doğmuşsun çünkü ateist, Budist falan doğsaydın saçma sapan şeylere tapıyor olacaktın.

hükümdar  February 27th, 2010 tarihinde demis ki;

Bu işlerde şans olmaz, biri müslüman toplumda doğmuşsa ya da başkası budist bir toplumda doğmuşsa, bunların elebet bir sebebi, hikmeti vardır. Böyle bir konuyu şansa bağlaman senin anlayışı da gösteriyor. Bu konuyu da yorumlayıver engin dinî bilginle, ne de olsa Kur’an tefsiri yapacak kadar aşmıssın olayı.

Ömer Yavuz  February 27th, 2010 tarihinde demis ki;

Çünkü senin Müslüman olmanın sebebi, ailenin sana Müslümanlığın doğru olduğunu söylemesidir. Eğer sen Hıristiyan doğmuş olsaydın ailen sana Hıristiyanlığın doğru olduğunu söyleyecekti ve sen de ona inanacak, hatta benim gibi konuşanları belki çarmıha gerecek belki ellerine çivi çakacaktın.

müslüman doğma diye birsey yoktur!, islam fitratiyla doğma vardir hadiste soylendigi uzere, yani Hak dine inanma potansiyeliyle, sonucta Yaradan hepimize Ruh’undan üflemis.

Ancak Kuranin soyledigi bir tek seyi kabul etmeyen dinden cikar deniyor. Bu acidan bakarsak hep soylendigi gibi ulkenin %99u musluman falan degil, cunku bircok sey inkar ediliyor. herkes kendi kitabini kendi yaziyor, herkes kendi kitabina inaniyor. inanmak istedigine inaniyor.

yani hukumdar, ben, sen; bu ulkede dogduk diye otomatikman musluman falan olamayiz, anca nufus cuzdaninda falan yazar “islam” diye o kadar, bu iş çetin bir iş, musluman olmak demek cile cekmek demek hele ki bu devirde.

Peygamber demis ki: “İmanı elde tutmak kor ateşi elde tutmak gibi olacak”

Cat Stevens, Yusuf İslam olmussa eger herkes olabilir, ama ilk once ulkemiz muslumanlari ne kadar Yusuf İslam ona bakmak lazim

Aykut  February 28th, 2010 tarihinde demis ki;

Güzel diyorsun doğru diyorsun da Cat Stevens Müslüman olmuşsa nasıl olmuş hiç düşündün mü? O da ailesinin her anlattığını olduğu gibi kabul edip Müslümanları düşman olarak görseydi, Kuran’ı eline bile almak istemeseydi Müslüman olamazdı. Anlatmak istediğim bu.

Kuran tefsiri yapmak denmez Kuran’ı anlamaya çalışmaya. Her Müslüman’ın Kuran’ı okuyup anlamaya çalışması, her hocanın her dediğini olduğu gibi kabul etmeden önce onun doğruluğu, olabilirliği hakkında düşünmesi lazım. Hoca nasıl bir insansa biz de öyle bir insanız, bizim de aklımız var biz de düşünebiliriz. Tabi ki onun daha çok bilgisi var ancak biz de anlatılanı anlamaktan aciz değiliz. Farklı görüşü olan hocalar da var zaten.

Her söyleneni olduğu gibi kabul edecek olsaydık binlerce yalan hadise, İngiliz’lerin hadislerine de inanırdık.

Yani demek istediğim şu ki değil hadisler hakkında düşünmek, Kuran’ın gerçekliği hakkında düşünüp, araştırma yapmak bile günah olamaz. Eğer böyle bir şey yapmak günah olsaydı Cat Stevens da Müslüman olamazdı.

Hem de öyle zamanlar ve öyle yerler var ki insanların değil Müslümanlık’tan, Dünya’dan bile haberi olmuyor. Yaşadıkları Dünya’nın yaşadıkları köyden ve arada bir gittikleri şehirden ibaret olduğunu sanıyorlar. Hatta daha da uç örnekleri var ki Dünya’yı sadece yaşadıkları köyden ibaret sanıyorlar. Hem de bunlar daha 200-300 yıl önce bile oluyor. Yani Kuran indikten yüzyıllar sonra. Bu insanların Müslümanlık’tan haberleri var mı? Müslüman olma şansları var mı? Bu insanlar şimdi çok iyi bir insan bile olsalar Cehennem’e mi gidecekler? O zaman haksızlık olmaz mı? Tamam her kavme peygamber gönderilmiştir ama işte bu adamların ataları kabul etmemiş peygamberi. Müslümanlık inancına göre de kimse atalarının, ana babasının yaptığından sorumlu tutulmaz. Buna inananlar Hıristiyanlar’dır.

Ayrıca şans kelimesine de takılmaya gerek yok bu kadar. Şans kelimesini kullanmak haram değildir heralde.

Ömer Yavuz  February 28th, 2010 tarihinde demis ki;

iman, salt akilla olabilen birsey degil. akil olmadan olmaz (zaten akli olmayanlar inanmakla mukellef degil). kalp olmadan hic olmaz. akil-kalp ortakligi gerekli. muminler gayba (gorunmeyene) inanirlar. ispatla isleri olmaz. cennet-cehennemi ahireti melekleri ispat edemezsin zaten.

yani iman ettigin an Kitabi sorgulama biter.

Hep sorgulamaktan bahsettigin icin yazdim bunlari.

Sadede geleyim: Mumin, Kitabi referansi alarak baska seylerin hak veya batilligina hukmeder. Ama oyle bir yere gelmisiz ki baska seyleri referans alarak Kitabin hak veya batilligina karar veriliyor.

Ne diyorum ben ya? Kitap falan mi kaldi, eskidi bunlar. Bilim ve Aklin yolu birdir. Gerisi gericiliktir.

Aykut  February 28th, 2010 tarihinde demis ki;

Hala anlamıyorsun ya da ben anlatamıyorum. Tabi ki başka şeylere bakarak Kuran’ın hak veya batıllığına karar verme hakkına sahibiz ve bunu yapmalıyız da.

Çünkü Hıristiyanlar ve Yahudiler bizim dinimizin saçma olduğunu söylerken biz de onların kitaplarının değiştirilmiş olduğunu söylüyoruz. Hıristiyan birisinin İncil’in doğrluğunu araştırma sorumluluğu vardır, Müslüman birisinin de Kuran’ın doğruluğunu araştırma sorumluluğu vardır.

Sen Kuran’ın değiştirilmediğinden nasıl emin olabiliyorsun? Bir Hıristiyan sana bunu sordu farz edelim. Verecek cevabın var mı? Hiç bunları araştırdın mı?

Ama ne diyorum ben ya? Sus sus tövbe de günaha girersin. Denir mi böyle şeyler tövbe haşa.

Ömer Yavuz  March 1st, 2010 tarihinde demis ki;

Dedigim gibi bircok seyi ispat edemezsin bu da (Kuranin dogrulugu) onlardan biri. Bunun cevabi direk Kuranin icinde. Yaradan Kuran’da “kiyamete kadar Kurani koruyacagiz” diyor. Buna inanirsin biter olay.

Muslumanlar, Gayri muslimlere ders falan veremez. Bugun muslumanlar incile inanir gibi hareket ederken, onlar Kurana inanir gibi hareket ediyor. teoride olmasa da pratikte boyle. Siyasi anlamda

Muslumanlar hala “su soyle mi bu boyle mi” diye sidik yaristiradursunlar. Aciz mahluklar

bosbogaz  March 1st, 2010 tarihinde demis ki;

Bana gore Aykut’un ve Onder’in hakli yonleri var. Soyle ki; Imanin kaynagi ve elde edilmesi konusunda ben Onder/hukumdar hakli buluyorum, kime gore? Kuran’a gore. Her insan Kuran’i okuyabilir ve Islam’i arastirabilir ama sonucta iman konusunda son soz Allah’indir. O kimi isterse hidayete ulastirir. Bu konuda ornek olarak Ebu Talib’in olum dosegindeyken yasananlari gosterebiliriz. Sunni kaynaklarin bir cogu peygamberimizin amcasi Ebu Talib’in imansiz oldugunu zikrederler. Oysaki Ebu Talip uzun yillar peygamberimize kol kanat germis ve peygamberimizin mucizelerini gormus birisi idi. Peygamberimizde onu cok severdi. Ebu Talip olum dosegindeyken Peygamberimizin caresizlik ve panik icinde Ebu Talibi dine davet ettigi nakledilir. Peygamberimizin bu durumuna yonelik Kasas suresi 56. ayeti nazil olur. Diyanetin mealine gore “Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir” denir.
Aykut’a da su yonde katiliyorum. Iman soyut bir kavramdir. Bunun varligini somut hale getirebilmek icin ilme ve ibadetlere ihtiyac var. Ilimde elbetteki arastirarak elde edile bilir. Kuran insani arastirmaya yonelten bir cok ayetle doludur ve bu yapilmalidir. Bu imani guclendirmek icin gereklidir. Maglesef Islami cografya buyudukce islami sorgulayacak yabancilarla etkilesim bazi bolgeler icinde minimuma indi. Bir cok insan hic bir gayri muslum gormeden hayatini surdurur oldu. Fakat gunumuzde teknoloji ile bu durum degismekte, bu guzel bir sey. Internette Islam’i kotuleyen yerli yabanci bir cok sayfa bulmak cok kolay artik. Ilginc ama her nekadar aleyhde gorunsede buda guzel bir sey. Bu durum kendini musluman zannedenlerin islami spekturumda nerde olduklarini gormelerine yardimci oluyor. Evliya misin? yoksa muslumanlik sadece nufus cuzdanindaki bir bolumden mi ibaret? Insanlar bunu goruyor. Ben diyorum ki Islam bugun hic caba sarf edilmeden en cok buyuyen din ise gelecekte bu buyume exponential bir sekilde olacak.
Bu arada incil’in degistirilmesi konusuna gelince: Incilin degistirilmesi cok basma kalip bir dusuncedir arkasida bostur. Kuran’da adi gecen incilin simdi incil diye okunan kitaplarla yakindan uzaktan alakasi yoktur. Bu degistirildigi icin degil, boyle bir kitabin bu zamana kadar bulunamasindandir. Belki kizil denizin icinde bir gun ortaya cikar ama simdilik boyle bir kitap elimizde yok. Simdi kullanilan incil bir kitap degil kitaplar toplulugudur. Yazarlari farklidir, yazim tarihleri farklidir hic biri Hz Isa (A.S) hayattayken yazilmamistir etc. Hic bir siradan hristiyan (mainstream) incil Allah’in sozu degildir deseniz size karsi cikmaz (evengalistler haric ama onlarda kucuk bir guruptur). Cunku incil (simdi kullanilan) hatalarla doludur. Mesala soyle bir seyi incilde gormek mumkundur. Falanca kral 35 yasinda vefat etti yerine 45 yasindaki oglu gecti. Yada beni sunlar sunlar ziyarete geldi baskalarida vardi ama onlarin kim olduklarini hatirlamiyorum. Bu sekildeki sozlerin Allah’a ait olmasi beklenemez.

bosbogaz  March 1st, 2010 tarihinde demis ki;

Bu arada Omer’e Onder demisim :P

Simdi de sizi dinliyoruz