You talkin’ to me?

Taxi DriverYıllar sonra dün gece yeniden izledim bu filmi. Martin Scorsese ve Robert De Niro ortaklığının harika eserlerinden biri daha. Ayrıca 1976 yapımı bu eşsiz çalışmada upuzun saçlarıyla Harvey Keitel, bacak kadar boyuyla Jodie Foster ve cowgirl güzelliğinde Cybill Shephard da yer alıyor. Ayrıca Kris Kristofferson da tüm detayları vurgulayan kaliteli parçalarıyla renk katmış filme.

Geceleri uyuyamayan ve sabaha kadar aylak aylak gezen Travis’in aklına taksi şoförlüğü yapmak gelir ve uykusuz gecelerini para kazanarak değerlendirmeye başlar. Her ne kadar gece dışarda olsa da aslında bunu sevmemekte ve bütün hayvanların geceleri çıktığını söylemektedir. “All the animals come out at night. Whores, skunk-pussies, buggers, queens, fairies, dopers, junkies. Sick, venal.” Birgün bir yağmur yağmalı ve bütün bu pisliği temizlemelidir ona göre.

Uykusuz gecelerinin bir sabahında ona (Betsy) rastlar ve ilk görüşte aşık olur. Beyaz giysileri içinde diğer insanlardan ayrılan bir melek olduğunu düşünür.

Betsy’nin ise Travis’in varlığından haberi bile yoktur ve o da kendini başkan adayı Palantine’in seçimleri kazanmasına adamıştır. Artık kendine söz geçiremeyen Travis birgün seçim bürosuna gider ve Betsy ile tanışmayı başarır. Ancak kendi dünyasında yaşayan ve dış dünyadan nefret eden bu arkadaş, Betsy’nin sevinerek kabul ettiği sinemaya gitme teklifini bildiği tek sinema olan porno sinemada değerlendirmeye karar verince tekmeyi yer ve bir daha tüm çabalarına rağmen Betsy’i göremez.

Betsy’nin hayaliyle taksicilik yaptığı gecelerden birinde başkan adayı Palantine şans eseri onun taksisine biner ve sohbet esnasında Travis, şehrin bütün pisliklerden arındırılması gerektiğini, yeni başkanın gerektiğinde tuvaletleri temizleyerek gece dışarda gezen tüm bu hayvanlardan ülkeyi kurtarması gerektiğini söyler. Palantine “anladım ben seni” numaralarıyla Travis’i geçiştirir. Kısa süre sonra Palantine’in bir mitingine şahit olan Travis, onun izlediği politikanın aslında kendi istekleriyle uzaktan yakından alakası olmadığını görür. Palantine’in halkı kazanmak için yaptığı “we are the people” temalı konuşması Travis’e ters etki yapar. Çünkü Vietnam’da acı çeken odur, işsizlikten, suçtan, enflasyondan ve sokakların pisliğinden acı çeken Travis’in ta kendisidir, sadece konuşmaktan anlayan politikacılar değil.

O güne kadar kendini işe yaramaz hisseden ve herkes tarafından aşağılanan Travis, vatanı kurtarmaya ve sokakların pisliğini tek başına temizlemeye karar vererek tüm birikmişini yatırarak 44′lük Magnum, 38′lik Magnum, 25′lik Colt ve 38′lik Walther satın alır. Hedefi Palantine’i temizlemek ve dünyayı bir pislikten kurtarmaktır.

Bu esnada, daha önce de karşılaştığı bir fahişeyle yeniden karşılaşır. Pezevengiyle konuşup bir randevu ayarlar ve onu bu hayattan çekip kurtarmaya karar verir. 12 yaşındaki zavallı fahişe Iris ise birgün bir komünde yaşamanın hayalini kuran pembe gözlüklü, sevimli bir çocuktur aslında. Iris’in kurtulması ve bir komüne yerleşmesi için yeterli olacağını düşündüğü bir miktar parayı ona gönderen Travis, Palantine’i indirmek için miting alanına gider. Fakat suikastçilikten anlamaması görevin başarısızlıkla sonuçlanmasına sebep olsa da kaçarak izini kaybettirmeyi başarır.

Taxi DriverHem hızını alamamış olması hem de bir işi daha beceremediği için kendini iyice işe yaramaz hissetmesi soluğu apar topar Iris’in pezevenginin yanında almasına neden olur. Ayna karşısında saatlerce yaptığı çalışmaların karşılığını orada alır ve ortalığı kan gölüne çevirir. En sonunda bir işi başarıyla tamamlamanın gazıyla kendini de öldürmeye çalışır ama başaramaz. Travis’in bu kahramanlığından geriye, Iris’in ailesinden gelen bir teşekkür mektubu ve birkaç gazete sütunu kalır yalnızca. Tüm bunlar Betsy’nin ona dönmesi için yeterli olsa da, “hayır” der Betsy’e, çünkü o artık beyazlar içinde bir melek değil, Travis’i reddeden ve hepsi birbirinin aynı olan milyonlarca kadından biridir.

Yüzlerce küçük ayrıntıyla dolu bu film. Travis’in arabasında oturup kendisini aldatmakta olan kadını izleyen Martin Scorsese bu detay sahnelerden birinde görülebilir. Ayna karşısında gerçekleşen ve Robert De Niro klasikleri arasına giren birkaç dakikalık “you talkin’ to me?” sahnesi senaryoda yoktur ve De Niro’nun doğaçlama oynadığı bir sekanstır. Kimi zaman Betsy’nin ilgisizliği, kimi zaman Travis’in kafa karışıklığı, bazen Iris’in saflığı Scorsese’nin gözünden çok güzel yansıtılmış.

Yollarda her zaman gördüğümüz ve çoğu zaman önemsemediğimiz için asla hatırlamadığımız milyonlarca insandan biri aslında Travis. Ve bu milyonlarca Travis’in kendilerini kötü hissetmelerine neden olmak, işe yaramaz hissetmelerini sağlamak için elimizden geleni yaptıkça, hükümetler halkın içinden geldiklerini düşünüp halkın ihtiyaçlarıyla alakası olmayan eylemlere giriştikçe hergün onlarca Travis çıkacak dünyanın çeşitli yerlerinde.

Bookmark and Share

Simdi de sizi dinliyoruz